warning: Creating default object from empty value in /home/khadis/domains/kuranvehadis.com/private_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

merhamet

(169) Küçüğe Merhamet

(169) Küçüğe Merhamet

363— Amr ibni Şuayb babasından, o da dedesinden rivayet ettiğine göre, Resûlüllah (Saîlallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

«— Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüzün hakkını tanı­mayan bizden değildir.»[714]

353 sayılı hadîs-i şerîf ve açıklamasına bakınız.[715]

(163) Büyüğün Fazileti

(163) Büyüğün Fazileti

353— Ebû Hüreyre, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'den ri­vayet ettiğine göre, Hazreti Peygamber şöyle buyurdu:

«— Küçüğümüze acımayan ve büyüğümüzün hakkını tanımayan, tiz­den değildir.»[696]

(53) Merhamet Etmiyen Merhamet Olunmaz

(53) Merhamet Etmiyen Merhamet Olunmaz

95— Ebû Saîd (RadlyaUahu anh) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ye Seîlemyden rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir:

«— Merhamet etmiyene, merhamet olunmaz.»[190]

(50) Çocukları Öpmek

(50) Çocukları Öpmek

90— Âişe (Radiyallahü anha) 'dan rivayet edildiğine, göre şöyle de­miştir :

«— Bir A'rabî, Peygamber (SalkülahüAleyhiveSellem)'e gelip dedi ki:

«— Çocuklarınızı öper misiniz? Biz onları öpmeyiz.» Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve StUent) şöyle buyurdu:

— Allah senin kalbinden merhameti çıkarınca ben sana ne yapabi­lirim?»[180]

(49) Anneler Merhametlidirler

(49) Anneler Merhametlidirler

89— Enes ibni Malik'den:

«— Bir kadın Aişe (Rad'tyallahü anha) 'ya geldi. Âişe ona üç hurma ver­di. Kadıncağız her (iki) çocuğuna birer hurma verdi ve kendine de bir hurma alakoydu. İki çocuk hurmaları yediler ve annelerine baktılar. Ka­dıncağız alakoyduğu hurmaya dönerek onu böldü de her çocuğa yarım hurma verdi. Sonra Peygamber (SailallahüA leyhi ve Sellem) gelince Âişe Peygambere (hâdiseyi) anlattı.» Peygamber şöyle buyurdu:

(12) Bir Kimse Müşrik Babasına Mağfiret Dilemez

(12) Bir Kimse Müşrik Babasına Mağfiret Dilemez

23— (9-s) Allah Azze ve Celle'nin :

«— Eğer ana-baba d an biri veya ikisi senin yanında ihtiyarlık haline ulaşırsa, sakın onlara öf bile deme ve onları azarlama. İkisine de acıyarak tevazu kanadını indir ve şöyle de :

«— Ey Rabbim! Onlar, beni küçükken (merhametle) terbiye edip ye­tiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et. (İsra; 23, 24)» âyet-i kerîmesini, Berâe (Tevbe) Sûresinde olan:

«Zikir Ve Duâ Babı»

«Zikir Ve Duâ Babı»

Zikîr: Kalbe gelen ve dille söylenen şey mânâsına masdar bir ke­limedir. Bundan maksat, Allah'ı anmaktır.

Duâ dahî istek ve davet mânâsına gelen bir masdardır. îbâdet ve sâireye de duâ denilir. ZikruIIah ziyadesiyle duadır. Teâlâ Hazretleri kullarına kendisine duâ etmelerini şu âyet-i kerîmesüe emir buyurmuş­tur:

«[774] «Bana duâ edin; sîze İcabet eyieyeyim» Yine Teâlâ Hazretleri:

HAYVANLARA MERHAMET

1962 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Bir adam yolda, yürürken susadı ve susuzluğu arttı. Derken bir kuyuya rastladı. İçine inip susuzluğunu giderdi. Çıkınca susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: "Bu köpek de benim gibi susamış" deyip tekrar kuyuya inip, mestini su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışından memnun kaldı ve günahlarını affetti."

Resülullah'ın yanındakilerden bazıları:

ALLAH'IN RAHMETİ

1957 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Allah celle şânühü mahlukâtın olmasına hükmettiği zaman -Müslim'in rivâyetinde: "Allah mahlükâtı yarattığı zaman"- yanında bulunan, Arş'ın gerisindeki bir kitaba şunu yazdı: "Muhakkak ki rahmetim gazabıma galebe çalmıştır."

Buhâri, Tevhid 15, 22, 28, 55, Bedi'ül'-Halk 1; Müslim, Tevbe 14, (2751); Tirmizi, Daavat 109, (3537).)

Buhâri nin bir diğer rivâyetinde: "Rahmetim gazabıma galebe çaldı" denmiştir.

MERHAMETLİ OLMAYA TEŞVİK

1953 - Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semâda bulunanlar da size rahmet etsinler. Rahim (akrabalık bağı) Rahmân'dan bir bağdır. Kim bunu korursa Allah onunla (rahmet bağı) kurar, kim de koparırsa, Allah da ondan (rahmet bağını) koparır."

Tirmizi, Birr 16, (1925); Ebü Dâvud, Edeb 66, (4941).

Konu: İnsan Ve Hayvana Merhamet

Konu: İnsan Ve Hayvana Merhamet

1- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“(Derdini anlatmaktan aciz olan) hayvanlara karşı Allah’dan korkunuz. Onlara sağlıklı olarak bininiz ve onları sağlıklı olarak yiyiniz.”[660]

Acılarını ve yorgunluklarını dile getirme kudretinden mahrum olan hayvanlara karşı gereken ihtimamın verilmesi, onların semiz ve sağlıklı bir şekilde tutlması, aslında insanların kendi menfaat ve sağlıkları icabıdır. Burada her ne kadar binek hayvanları kastedîlmişse de, eti için beslenen hayvanlar da bu hükme dahildir.[661]

CAMİU’S-SAĞİR VE TERCÜMESİ İZAHLI 2000 HADİS-II

CAMİU’S-SAĞİR VE TERCÜMESİ İZAHLI 2000 HADİS-II

4- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Tövbe (Allah'ın rahmet) kapısıdır. Bu kapı, batıda yetmiş senelik bir mesafe genişliğinde (bir hanın) kapısı gibidir. Tövbe kapısı, güne­şin batıdan doğması gibi bazı kıyamet alâmetleri vuku buluncaya kadar açık kalır.”[1]

Bu hadisde iki hakikat ve iki işaret vardır:

Konu: İyilik Ve Faziletleri

Konu: İyilik Ve Faziletleri

1- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Resül-i Ekrem Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in Tevazuu

Resül-i Ekrem Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in Tevazuu

Resûl-i Ekrem en ustun mevkie sahip olmakla beraber, insanların en mütevazii idi. İbn Amir diyor ki:

“Hac mevsiminde ak bir deve üzerinde herkes arasında, kimseyi sağa sola itip kakmadan, Resûl-i Ek­rem'i de sıradan insanlar gibi cemreler atarken gördüm.” Çullu merke­bine biner, terkisine adam alırdı. Hastalan ziyaret eder, cenazelere ka­tılır, kölelerin bile davetlerine icabet ederdi.

Bir gün Bedevinin biri gelerek Resûl-i Ekrem'den bir şey is­tedi. Resûl-i Ekrem istediğini verince, adama:

Münacat

Münacat

Abdi muhtacın kapına geldi kıldı iltica

Eyle ihran her nurdan lütfedip ya rabbena

Ömrü rızkın eyle müzdat ola memnun-u şad

Şerr-i a'da eyle hüssad devrola hem daima

Fethedip ebvabı hayır-u feyzini her ruzu şeb

Müstecab eyle duasın hem de hacatın reva

Hanesinden ammei afati ib'ad eyleyip

Kendüsünün can-u cismin eyle mahfuz ey huda

Kaffe-i esma-i hüsna hem de esmaünnebi

İsmi a'zam hem dahi yüz dört kitap pürbaha

Cümle maksudu muradını hazretüıden dilerim

Senden irak kimse yoktur ya gani pervendigar

Tevekkülün Dereceleri

Tevekkülün Dereceleri

Tevekkülün üç derecesi vardır:

Birinci derecede olan, gayretli, açık konuşan cesur ve merhametli bir avukata güvenen bir kimse gibidir.

data-ad-client="ca-pub-8844673487498982"
data-ad-slot="6052113740">

Son yorumlar