Sevginin Hakikati

Sevginin Hakikati

Bu sevgi öyle zordur ki, bâzıları Allahü Teâlâ sevilemez dediler. Bunu açıklamak çok mühimdir. Bundan bahsederek sözün, çok ince olması icâbetttği ve herkesin bunu anlayamayacağını bildiğimiz hâlde vereceği­miz misâllerle uğraşan anlayabilecektir.

Evvelâ sevginin aslının ne olduğunu öğrenmek lâzımdır. Sevgi, iyi olan birşey'e karşı kendiliğinden olan bir meyildir. Bu meyil kuvvetli olursa, aşk denir. Düşmanlık da, iyi olmayan birşey'e karşı kendiliğinden olan nefrettir, İyilik ve kötülüğün olmadığı yerde, sevgi ve düşmanlık da bulunmaz. O hâlde iyiliğin ne olduğunu bilmek gerekiyor. İyi şey'ler her­kesin yaratılış icâbı üç kısımdır. Biri, tabiatına uygun olup yapar. Yara­tılışına uygun olduğu için iyidir der. Biri tabiatına uygun olmayıp, yap­maz. Yaratılış icâbı ondan kaçar. Buna kötü der. Muvafık ve muhalif ol­mayana ise, ne iyi deriz, ne kötü. Buradan anlaşılıyor ki, anlaşılmayan şey, hakkında iyi denmez. Bir şey'i anlamak his ve akıl ile olur. Hisler (duygular) beştir. Her birinin bir lezzeti vardır. O lezzet sebebi ile o şey'i sever. Yani tabiatı ona meyleder. Gözün lezzeti, güzel yüzler, şekiller, su­retler, yeşillikler, akarsular ve buna benzer şey'lerdir. Elbette bunları se­ver. Kulağın lezzeti güzel ve vezinli seslerdir. Elin lezzeti yumuşak şey-îeri tutmaktadır. Bütün bunları severler. Yani tabiatın bunlara meyli var­dır. Bunların hepsi hayvanlarda da vardır. Fakat inşanın kalbinde, ru­hunda, akıl, nûr veya basiret denen altıncı bir his (duygu) vardır. Dile­diği sözü, bununla söyler. İnsan hayvanlardan, bununla ayrılmaktadır. Bir de müdrikesi (anlayış kuvveti) vardır. Bu insana iyi gelir ve bunu sever. Diğer lezzetlerin duygu organlarına uygun olması ve onların sevmesi gi­bi olur. Bunun için Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu:

“Dünyadan bana üç şey sevdirdiler: Kadınları, güzel kokuyu ve gözümün nuru olan namazı” Namaza daha üstün derece verdi. Hayvan gibi olup, kalbden haberi olmayan, hislerden başka birşey bilmez. Namazın iyi olduğuna ve sevilebileceğine kat'iyyen inanamaz. Akılla iş yapan ve hayyan sıfatlarından uzak olan kimse, kalb gözünü Allahü Teâlâ'nın cemâline çe­virip, onun yarattıklarından nizâm ve uygunluğu, zâtının cemâlini ve sıfatlarına bakmayı, baş gözü ile güzel suretlere, yeşilliklere ve akar sulara bakmaktan daha cok sever. Hattâ Allahü Teâlâ'nın Cemâli kendisine açılınca, bütün bu lezzetler, nazarında aşağı kalır.[508]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

data-ad-client="ca-pub-8844673487498982"
data-ad-slot="6052113740">

Son yorumlar