(103) Köle, Efendisine Karşı Dürüst Hareket Ederse

(103) Köle, Efendisine Karşı Dürüst Hareket Ederse

202— Abdullah ibni Ömer'den (Radiyallahu anh) rivayet edildiğine göre, Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Seiîem) şöyle buyurdu:

«Köle, efendisine itaatkâr olursa (dürüst hareket ederse) ve Rabbine de güzel ibadet ederse, onun iki kat sevabı olur.»[403]

Köle ve hizmetçilerin iki kısım vazifeleri vardır. Bunlardan biri, yap­makla mükellef oldukları hizmetleri iyi bîr şekilde sadakat ve doğrulukla yapmak ve başarmak. Bu hizmetlerinden dolayı, maddî kazançları dışında ayrıca manevî mükâfatlan ve Allah katında sevâbiarı vardır. İkinci kısım vazifeleri de Allah'a karşı olan ibâdet borçlarıdır. Kendilerini yaratan ve yaşatan varlığa karşı da ibâdetlerini ihlâsla ve sahîh bir îmanla yerine getirmelerinde yine sevâb vardır. Böylece her iki hizmetten iki mükâfat elde etmiş olurlar. Allah'ın makbul kulları arasına girmiş olurlar.[404]

203— Rivayet edildiğine göre bir adam, Âmir Eş-Şa'bî'ye dedi ki:

«Ey Ebû Am'rî Biz (Horasanlılar) aramızda konuşuyoruz ve diyoruz ki, insan cariyesini azad eder ve sonra onunla evlenirse, kendi kurbanlık devesine binen kimse gibi olur» (bunun sevabı yoktur).

Bunun üzerine Âmir:

«Ebû Bürde babasından bana naklederek şöyle söyledi.» dedi. On­lara Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in şöyle dediğini anlattı:

«Üç kimsenin mükâfatlan iki kattır:

1— Ehli kitaptan bir adam ki, kendi peygamberine îman eder de (ondan sonra) Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Je îman ederse, onun iki ecri (sevabı) vardır.

2— Köle durumunda olan kul, Allah'ın hakkını ve efendilerinin hak­kını yerine getirirse, (bunlara karşı vazifelerini yaparsa) bunun da iki kat sevabı vardır.

2— Bir cariyeye sahip olup da, onunla münasebette bulunan kimse, onu güzel yetiştirir ve terbiye ederse, onu öğretir ve öğrenimini güzel yaparsa, sonra onu azad edip de onunla evlenirse, iki kat sevâb kazanır.»

Âmir:

«Bu hadîsi sana, bir (dünyevî menfaat olmaksızın verdik. Bundan daha hafif şeyleri öğrenmek için Medine'ye binilir, gidilirdi.» dedi.[405]

Hadîs-i şerifte öç kimsenin iki kat mükâfat alacağı ve buna hdk kaza­nacağı açıklanmaktadır. Peygamber Efendimizin gelişinden haberdar ol­madan önce Hz. I s a dinine sadakatla bağlrofup, sonra âhir zaman Pey­gamberine muttali olarak insan ona da îman ederse, bunun İki kat sevabı olur. Çünkü evvel ve sonraki halde sadakatından ayrılmamış, hak yolu seçmiştir. Bu iki halden dolayı da iki ecir kazanmış olur.

Kölenin yüklendiği işler, ağır ve meşakkatli olduğundan ve ayrıca hem efendisine, hem de Rab'bine itaat ettiğinden iki ecir vardır.

Köleye İyİ bakmak ve onu yetiştirip güzel terbiye etmek hayırlı bir hiz­mettir ve sevabı vardır. Bir de onu.azad etmek ve onunla evlenmek ayrı bir hayır işidir, işte bunları yerine getiren bir efendinin iki kat sevabı olur.[406]

204— Ebû Musa'dan (Radiyallahu anh) rivayet edildiğine göre, Resû-lüllah (Sallalhhü Aleyhi ve Sellemyin şöyle buyurduğunu anlatmıştır:

«Rabbine olan ibadetini güzel yapan, .efendisinin üzerine yüklddiği vazifeleri dürüstlükle ve itaatla yerine getiren kölenin iki kat mükâfatı vardır.»[407]

Bundan önceki hadîs-İ şerîfe bakılsın.[408]

205— Ebû Bürde'den (Radiyallahu anh) işitildiğine göre, babasının şöyle dediğini anlatmıştır:

Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:

«Kölenin iki mükâfatı vardır; Allah'ın hakkını ona ibadet etmekte yerine getirirse, — yahud ibadetini güzel eylerse, dedi. — Bir de kendisi­ne sahip olan efendisinin hakkını Öderse...»[409]

Bundan önceki 203 ile 204 No.lu hadîs-i şeriflere bakılsın.[410]

206— îbni Ömer'den (Radiyallahu anh) rivayet edildiğine göre, Re­sûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:

«Hepiniz birer çobansınız, (çoban gibi gözetici ve koruyucu birer bekçişiniz). Hepiniz de, gözetlemeğe mecbur olduğu şeyden sorumludur. O insanların başında olan idareci = kumandan, bir çobandır ve o, eli altın-dakilerden sorumludur. İnsan, ailesi Üzerinde bir çobandır ve o, eli al-tındakilerden (karısından, çoluk - çocuğundan) sorumludur. İnsanın kö­lesi = hizfnetçisi, efendisinin malı üzerinde bir çobandır ve o, bundan sorumludur. Dikkat edin! Hepiniz birer çobansınız ve hepiniz, eli altında bulunanlardan sorumludur.»[411]

İnsanlar için genel ve özel olmak üzere iki türlü sorumluluk vardır:

1— insan tek başına ve yalnız olarak ele alındığı zaman, onun so­rumluluğu, sahip bulunduğu göç ve iktidarı emredildiğİ şeylere harcaması ve azalarını yasak işlerden korumasıdır. Bu sorumluluk herkes için mevcut bulunan bir sorumluluk olduğundan umumî adını alır. Hiç bir mükellef bu sorumluluktan uzak kalamaz. Göz, kulak, dil, el ve ayak, akıl ve irade hep Allah'ın insanlara birer emanetidir. İnsan bu emanetleri Allah'ın emir ve yasaklarına uygun bir şekilde gözetmez ve kullanmazsa vazifesini yapma­mış olur ve bu hareketinden mes'ul tutulur. Çünkü emanete hiyanet etmiş­tir. Sorumlu olduğu işte görevini yapmamıştır.

2— Hayatta ve cemiyet içinde her insanın üzerine aldığı bir özel gö­revi vardır. Bulunduğu mevkî'e göre, büyük veya küçük sorumluluğu var­dır. Bİr devlet başkanı veya bir birlik komutanı, eli altında bulunan kimse­lerin durumundan sorumludur. Zulüm görmsksizin adalet dairesinde, huzur ve emniyet İçerisinde yaşamalarını, İlim ve İrfan öğrenmelerini sağlamak mecburiyetindedir. Görevini yapabilen, sorumluluktan kurtulur, yapmıyan da cezaya hak kazanır. Bu sorumluluk cemiyetin en yüksek kademesinden aile reisine ve oradan da zevceye, köle ve hizmetçiye, bekçilere kadar iner. Diğer bir hadîs-i şerîfte, zevce de kocasının evinde bir çobandır ve eli al-tındakilerden sorumludur, dîye ilâve vardır. Zevce, ev İşlerini idare etmek, çocuHara bakmak ve onları güzel yetiştirmek gibi hususlardan sorumlu­dur. Köle de, kendisine verilen İşleri yapmak ve efendisinin malını koru­yup ona sadakat etmek işleri ile sorumludur. Hizmetçi de aynı sorumluluğu taşır. Hulâsa herkes bir çobandır ve kendisine verilen işlerderi.ve koru­mağa mecbur olduğu şeylerden sorumludur.

Özel ve genel manâlariyle bu sorumlulukları idrak edip başarmakla cemiyette düzen olur, huzur ve emniyet bulunur. Hikmet dolu bu hadîs-i şerîf, bizim cemiyet hayatımızda esas kabul edilmedikçe hiç bir kanun ve nizam, arzu edilen düzen ve huzuru getiremez.[412]

207— (54-ş) Ebû Hüreyre'nin (Radiyallahn a?ıh) şöyle dediği igitil-nıiştir.

«Köle, efendisine itaat edince, Allah (Azze ve ,€*lle) 'ye itaat etmiş olur. Efendisine isyan edince de, Azîz ve Çelü olan Allah'a isyan etmiş olur.[413]

Bütün meşru işlerde köle ye hizmetçilerin hatta bütün memurların efendilerine ve âmirlerine itaat etmeleri Allah in bîr emri olduğundan, bu­na riayet etmek Allah'a ftaat olur. Riayet etmemek de Allah'ın emrine ay­kırı düştüğünden Allah'a isyan olur.[414]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

data-ad-client="ca-pub-8844673487498982"
data-ad-slot="6052113740">

Son yorumlar