6. Hayızlı Kadının Oruç Tutmaması

6. Hayızlı Kadının Oruç Tutmaması

304- Ebu Saîd el-Hudrî'den şöyle nakledilmiştir: "Hz. Peygamber kurban veya ramazan bayramı namazını kıldırmak üzere namazgaha yöneldi. Yolda kadınlara rastladı. Onlara '£y kadınlar topluluğu sadaka ve­rin! Zira cehennem ehlinin çoğunluğunun kadınlardan oluştuğu bana gösterildi' dedi. Kadınlar 'Neden ey Allah'ın elçisi?1 diye sordu. Hz. Peygamber de lanet eder ve kocalarınızın iyiliğine nankörlük yaparsınız. Karartı ve basiretli bir adamın aklını sizden daha fazla çelen, dinî ve aklî bakımdan eksik birini görmedim.' diye cevap verdi. Bunun üzerine kadınlar 'Ey Allah'ın elçisi aklımızın ve dinimizin noksanlığı nedir?' diye sordular. Hz. Peygamber Bir kadının şahitliği erkeğin şahitliğinin yarısına denk değil midir?' diye sorunca, kadınlar 'Tabiî ki dediler. Hz. Peygamber İşte bu, onların akıllarının eksik olmasından ileri gelir.' dedi. Sonra kadınlar hayız ol­duğu zaman, namaz kılmazlar, oruç tutmazlar, değil mi?' diye sordu. Kadınlar Evet' deyince 'Bu da, onların dinî bakımdan eksik olduğundan ileri gelir.' buyurdu.[35]

Açıklama

(Hayızh Kadının Oruç Tutmaması) İbn Reşîd ve diğerleri şöyle demiştir: "İmam Buhârî adeti olduğu üzere, anlaşılması basit konulan bir kenara bırakıp problemli meseleleri izah eder. Bu bâbda da böyle yapmıştır. Şöyle ki, manevi necasetten arınmamış halde olan hayızh kadının namaz kılmaması gayet açıktır. Çünkü temizlik, namazın sıhhat şartlarından biridir. Oruçta ise, temizlik şartı yoktur. Dolayısıyla hayızh kadının oruç tutmaması, kolay kolay anlaşılmaz. Bu nedenle, namazın aksine bu durumu belirtme ihtiyacı duymuştur."

(bana gösterildi) Allah Teâlâ, isra gecesi cehennemdeki kadınları Hz. Peygamber'e göstermiştir.

(kocalarınızın iyiliğine nankörlük yaparsınız) Bu ifade, "Kocalarınızın hakkını inkar edersiniz" aniamma gelebileceği gibi daha geniş manalara da gelebilir.

(eksik) Bana göre bu, kadınların cehennem ehlinin çoğunluğunu oluşturma nedenlerinden biridir. Çünkü onlar, kararlı ve basiretli bir adamın aklını çelip o kimsenin kendisine yakışmayan sözler sarfedip yanlış işler yapmasına sebep olurlar. Dolayısıyla hem onların günahlarına ortak olurlar, hem de daha fazlasını işlerler.

daha fazla çelen [36] Burada kadınların ne kadar çok akıl çeldiğini belirtmek için mübalağa ifade eden lafızlar kullanılmıştır. Çünkü kararlı ve basiretli kimse, hanımlara boyun eğerse, onun gibi olmayanlar haydi haydi kadınlara boyun eğer.

('Ey Allah'ın elçisi aklımızın ve dinimizin noksanlığı nedir?' diye sordu.) Ka­dınlar, neden akıl ve din bakımından noksan olduklarını bilmedikleri için bu soruyu sormuştur. Aslında böyle bir soru sormaları, onların eksik akıllı oldukla­rını gösterir. Çünkü, daha başta çokça lanet etme, kocaların iyiliğini inkar, kararlı ve basiret sahibi kimselerin aklını çelme şeklinde kendilerine nispet edilen üç özelliği kabul etmişler, sonra da eksik olduklarını anlamakta güçlük çekmişlerdir. Hz. Peygamber onlann bu sorusuna, azarlamadan ve kınamadan ne kadar da yumuşak bir cevap vermiştir... Bir başka İfade İle onların anlayacağı seviyede konuşmuştur. Hz. Peygamber Bir kadının şahitliği erkeğin şahitliğinin yarısına denk değil midir?' sözüyle "erkeklerinizden iki de şahit bulundurun. Eğer iki erkek bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile biri yanıîırsa diğerinin ona hatırlatması için - iki kadın olsun [37] âyetini kasdetmiştir. Kadınların birinin diğerine hatırlatmada yardımcı olması, onlann hafızada tutma yeteneklerinin zayıf olduğunu gösterir. Bu da, akıllarının eksik olduğuna delalet eder. (namaz kılmazlar, oruç tutmazlar,) Bu ifade, hayızh kadınların namaz kıl­maktan, oruç tutmaktan alıkonulduklarının, bu olaydan daha önce varid olan şer'î bir hüküm ile sabit olduğunu gösterir.

Hadisten Çıkarılan Sonuçlar

Bayram namazlarında imamın namazgaha (caminin avlusuna) geçmesi di­nî açıdan uygundur.

Namaz İçin toplanmış insanlara imam, sadaka vermelerini emredebilir. Ba­zı mutasavvıflar bu hadisten hareketle, zenginlerden fakirler için sadaka iste­menin caiz olduğu sonucuna varmıştır. Ancak bunun şartları vardır.

Kadınlar bayram namazına katılabilir. Ancak fitne endişesinden dolayı er­keklerden ayrı mekanda namaz kılarlar.

İmamın sadece kadınlara nasihat etmesi caizdir.

Nimeti inkar etmek haramdır.

Lanet, küfür gibi kötü sözlerin sıkça kullanılması haramdır. İmam Nevevî'ye göre bunlar büyük günahtır. Çünkü bunlara bulaşanlar, cehennemle tehdit edilmiştir.

İnsanların Allah'ın rahmetinden uzak olması için yapılan beddua demek olan lanet kötüdür.

Dinden çıkmaya neden olmayan günahları işlemek hakkında küfür (inkar) kavramı kullanılabilir. Bununla, günahkâr kimselere karşı katı bir tavır söz ko­nusudur. Çünkü bu hadisin bir başka rivayetine göre cehennemliklerin çoğunun kadınlardan olduğu bildirilirken gerekçe olarak "küfürleri yüzünden" ifadesi yer almaktadır.

Ayıplanan vasfın ortadan kalkmasına neden olacak şekilde nasihatte bulu­nurken katı davranmak caizdir. Ancak, belirli bir şahıs hedef alınmaz. Çünkü, genel ifadeler kullanmak, dinleyenlerin daha kolay istifade etmesini sağlar.

Sadaka belaları savar. Kulların birbirine karşı İşlediği günahlara keffaret olur.

Akıl, daha önce geçen iman örneğinde olduğu gibi, eksik ve fazla sıfatla­rıyla nitelenebilir. Kadınlar, eksik akıllı oldukları zikredildi diye kınanamaz. Çün­kü bu onların yaratılışların in bir özelliğidir. Ancak onların yüzünden fitneye düşmekten sakındırmak için bu özelliklerine dikkat çekilebilir. Bundan dolayı Hz. Peygamber cehennem azabını kadının eksik akıllı olmasına değil de, kendisine yapılan İyiliğin inkar edilmesi gibi başka nedenlere bağlamış­tır.

Din bakımından eksik olmak, sadece günahın meydana geldiği konularda olmaz. Aksine bundan daha geniş alana sahiptir. Bu görüş İmam Nevevî'ye aittir. Çünkü eksiklik, izafî bir kavramdır. Mesela kâmil bir kişi daha kâmil birine göre kemal bakımından eksiktir. Bundan dolayı, hayızlı bir kadm, hayız dönemi boyunca namaz kılmadığı için günahkâr olmaz. Ancak namaz kılan bir erkeğe nazaran din bakımından eksiktir.

Hastalık yüzünden sağlıklı iken kıldığı nafile namazları kılarnayan kimse, söz konusu namazların sevabını kılmış gibi alır. Peki, âdet döneminde namaz kıl­mamakla mükellef olan hayızlı kadm namaz kılmadığı için sevap alabilir mi? Bu hususta imam Nevevî şunu söylemiştir: "Ağır basan görüşe göre sevap alamaz. Hayızlı kadın ile hasta arasında fark vardır. Hasta kişi, ehliyeti olduğu sürece söz konusu nafile namazları sürekli kılma niyeti taşır. Hayızlı kadın ise, böyle değil­dir." Kanaatime göre bu farkın, kadının namazı terk etmesinden dolayı sevap alamamasını gerektirdiği tartışmaya açıktır.

Öğrenen konumunda olan öğretene, tâbi konumunda olan rehberine an­layamadığı meselelerde müracaat etmelidir.

Bu hadiste Allah Rasûlü'nün ne kadar yüce bir ahlaka sahip olduğu, merhamet ve hoşgörü peygamberi olduğu görülmektedir. Hak Teâlâ onun şanını, şerefini ve saygınlığını artırsın!

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar