(55) Komşuya Vasiyyet

(55) Komşuya Vasiyyet

101— Hazreti Alşe (Radiyallahü anha), Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellemyûen anlattığına göre, Peygamber şöyle dedi:

«— Cibril (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), devamlı olarak bana komşuyu tavsiye ediyordu, hatta zannettim ki, Cilbrîl komşuyu (komşuya) \-aris kılacak.»[201]

Komşuyu gözetmek ve onu korumak, imanın kemalindendir. Komşuya vasiyyet demek, ona güç mİktarınca iyilik etmek, hediye vermek, güler yüz göstermek, selâm vermek, halini sorup araştırmak, muhtaç olduğu şeylerde ona yardımcı olmak ve ona eziyet verecek maddî ve manevî işlerden sa­kınmak demektir. Komşu hakkını gözetlemek üzerinde Cibril o kadar önem­le durdu ki, Peygamber Efendimiz, komşunun aynen yakın akrabalar gibi, insana malında ortak olacakları zannında bulunmuşlardır. Komşu kim olur­sa olsun ve hangi halde bulunursa bulunsun, ona takat miktarı iyilik ve ihsan etmek lâzımdır.[202]

102— Ebû Şureyh El-Huza'î, Peygamber (Saİîallahü Aleyhi ve Seilem) den rivayet ettiğine göre, Peygamber şöyle dedi:

«— Allah'a ve âhiret gününe iman eden kimse, komşusuna iyilik et­sin. Allah'a ve âhiret gününe iman eden kimse, misafirine ikram etsin. Allah'a ve âhiret gününe iman eden kimse, hayır söylesin yahut sussun.»[203]

Komşuya iyilik etmek, misafire ikramda bulunmak ve hayırlı söz söy­lemek önemli isler olduğundan, bu işlere Müslümanları teşvik için Peygam­ber Efendimiz :

«— Allah'a ve âhiret gününe îman eden.»

Bu güzel şeyleri yapsın dîye buyurmuştur. Ayrıca âhiret gününe îmanla tahsis buyurmaları şu hikmete bağlıdır: Sevâb ve azabın hepsi âhiret gü­nüne îman etmeğe bağlıdır. Ahirete îman etmeyen kimse, fenalıktan çekin­mez ve hayırlı iş arkasında koşmaz. Ahirete îmanın tekrarlanması ela, her hasletin şanına itina göstermek içindir.

Bazı âlimler, komşuya ihsan etmeyi, ona yardım etmek, ödünç vermek, hastalığına gitmek, taziye etmek, tebrik etmek, cenazesini takip etmek, ev inşaatını komşu inşaatından yüksek yapmamak (ışığını ve rüzgârını kesme­mek) şeklinde tefsir etmişlerdir.

Misafire ikram etmek, insan kendi ailesine ettiği ikram ve harcamadan, fazla olarak ona ziyafet etmesidir. Misafirin birinci gününde farklı olarak ziyade ilgi gösterilir, ona lütufta bulunulur. İkinci ve üçüncü günlerde hazır bulunan peylerden mutad harcamalarından ihsan edilir, üç günden fazlası sadaka mahiyetinde olur. İster barındırır sevabını alır, ister gönül hoşluğu ile işine ve yerine gönderir. Bİr günlük gidiş masrafını da vermek iyi olur. Bu mevzuda daha geniş hadîs-i şerîf 741 numarada gelecektir.

İnsan, konuşma ve söz söyleme kabiliyeti ile diğer yaratıklara üstün kılınmıştır. Aklı ile düşündüğü şeyleri konuşmakla ifade eder, din hüküm­lerini başkasından işitir ve anlatır. Kelâmsız din ve diyanet olmaz. Kelâm iyi ve kötü sözlere tercüman olduğundan, taşıdığı önem çok büyüktür. Onun bu kıymetini zayi etmemek gerekir. İmamı Şafiî şöyle der:

«— Bir kimse söz söyleyeceği zaman, Önce ne söyleyeceğini düşünsün. Eğer bir fayda görüyorsa konuşsun, değilse konuşmasın.»

Söz söylemenin bir takım şartlan vardır ki, onlara riayet etmeyen ka­yar, döşer:

1— Söz, bir ihtiyaç karşılığında söylenmelidir. Ya bir fayda kazanmak içîn, ya da bir fenalığı kaldırmak İçin olmalıdır. Çünkü sebepsiz konuşmak hezeyandır. Çok konuşanlar vardır ki, cehaletleri konuşmalarından açığa çıkar.

2— Sözö yerinde ve zamanında söylemelidir. Çünkü zamanında söy­lenmeyen sözden faydalanılmaz.

3— İhtiyaç miktannca söz söylemelidir. Çünkü ihtiyaçtan az olursa, maksadı karşılamaz. İhtiyaçtan çok olursa, boşuna kelâm olur.

4— Söylenen söz, açık ve özlü olmalı, çirkin ifade olmamalıdır. Manâ karıştırılmamalıdır.

İşte bir ihtiyacı görmek veya bir zararı kaldırmak maksadı olmaksızın konuşmaktansa, susmak daha hayırlıdır. Çünkü İnsanın çektiği zararların başında boş yere konuşmaları gelmektedir. Bu zararlardan kurtulmanın çaresi de susmaktadır.

E b u Şureyh El-Huzaî kimdir? :

İsmi Huveylid ibni Amr 'dır. Medine'nin akıllı zatların­dan biri olup, Mekke'nin fethinden önce Müslüman olmuştur. Mekke'nin fethi «sırasında Huza'a kabilesine ait sancağı taşımıştır.

Yezîd tarafından Medine emirliğine tayin edilen Amr İbni Sa'îd El-Eşdak, Mekke'ye göndermek üzre bir ordu hazırladığı zaman bu emİre şu sözü meşhurdur:

«— Ey Emîr! Bana İzin ver, sana bir hadîs anlatayım.» Sonra şu hadîs-i şerîfİ rivayet etmiştir: «— Mekke'de kan akıtmak hiç kimseye helâl olmaz.» Hazreti Peygamber'den hadîs-İ şerîfler naklettiği gibi, ibni M e s '-u d 'dan da rivayet etmiştir. Çok kimseler de kendisinden rivayet etmişler­dir. Hicrî 68 yılında Medine'de vefat etti. Allah ondan razı olsun.[204]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar