2. Bir Şey Konuşurken Kendisine Soru Sorulan Kişinin Konuşmasını Bitirdikten Sonra Soran Kişiye Cevap Vermesi

2. Bir Şey Konuşurken Kendisine Soru Sorulan Kişinin Konuşmasını Bitirdikten Sonra Soran Kişiye Cevap Vermesi

59- Ebû Hureyre'den rivayet edilmiştir: Hz. Peygamber bir mecliste toplulukla konuşurken bir bedevî gelerek ona:

Kıyamet ne zaman?" diye sordu. Allah Resulü konuşma­sına devam etti. Bazıları "Hz. Peygamber adamın sorusunu duydu ama soru sorma şeklini yadırgadı, bu sebeple cevap vermedi" derken bazıları da "Hz. Peygamber adamın sözünü duymadı" dediler.

Hz. Peygamber konuşmasını tamamlayınca:

Kıyametin vaktini soran kişi nerede?" buyurdu. Adam: "Buradayım ey Allah'ın elçisi!" dedi.

Hz. Peygamber Emanet kaybedildiğinde kıyameti bekle" buyurdu.

Adam: "Emanet nasıl kaybedilir?" diye sordu.

Hz. Peygamber iş ehil olmayana bırakıldığında kıyameti bekle" buyurdu.[42]

Açıklama

İlim Öğrenme ve Öğretme Adabı

"konuşması devam ederken kendisine soru sorulan kişi":

Bu hadiste âlim ve öğrencinin uyması gereken edebe işaret edilmektedir.

Âlimin uyması gereken âdap şunlardır; Soru soran kişiyi azarlamamak, ko­nuşmasını tamamlayıncaya kadar onunla ilgilenmemek sonra ona cevap ver­mek, ona yumuşak davranmaktır. Çünkü hadiste soru soran kişi insanlara karşı kaba hareketlerde bulunan bedevilerdendi. Soru ve cevabı net olmasa bile bir kimsenin sorduğu soruya özen göstermek gerekir.

Öğrencinin uyması gereken âdap şunlardır: Başka biri ile meşgul olan âlime soru sorulmaz, çünkü ilkinin hakkı daha öncedir. Ders alma, fetva ve hüküm gibi konularda öncelik sırasına riayet edilir. Yine Öğrenci hocanın verdiği cevabı anlamadığında daha da açık hale getirmek için hocaya müracaat eder. Hadiste Rasûlullah'a soru soran kişinin "emanet nasıl kaybolur?" sorusunda olduğu gibi.

İbn Hibbân bu hadise başlık olarak "soru sorulan kişinin derhal cevap ver­memesinin mubah olması" ifadesini kullanmıştır. Ancak hadisin baş tarafı bunun mutlak olarak bu şekilde olmadığını göstermektedir.

Bu hadis ilmin soru ve cevaptan ibaret olduğunu anlatmaktadır. Bu sebeple "güzel soru ilmin yarısıdır" denilmiştir.

Hutbe Sırasında Sorulan Soruya İmamın Cevap Vermesi

İmam Mâlik ve İmam Ahmed, hutbe konusunda bu hadisin zahirini esas alarak şöyle demişlerdir: Bir kimse soru sorduğunda hutbe yarıda kesilmez, kişi hutbeyi bitirdiğinde sorulana cevap verir. Alimlerin çoğunluğu ise şöyle bir ayı­rım yapmıştır: Şayet soru hutbenin farzları eda edilirken sorulursa cevap ertele­nir, hutbenin farz olmayan bölümlerinde sorulan soruya ise cevap verilir. Bu konuda şöyle bir ayırım yapmak daha iyidir: Şayet din işi ile ilgili önemli bir soru ise, özellikle de yalnızca soru soranla ilgili bir durum ise soruya cevap vermek müstehaptır, sonra imam hutbeye devam eder. Hutbe ve namaz arasında da durum böyledir. Bunun dışında bir soru olursa cevabı erteler. Bazen hutbenin farzlarından biri yerine getirildiği sırada sorulan soruya derhal cevap vermek gerekebilir. Ancak en doğru görüşe göre, imamın soruya cevap vermesi halinde hutbeye baştan başlaması gerekir. Bu hükümlerin tümü konu ile ilgili farklı ha­dislerden elde edilmiştir. Şayet sorunun cevabının hemen bilinmesi önemli de­ğilse bu hadiste olduğu gibi, özellikle de bu konuda soruyu terk etmek daha evla olduğundan, cevap ertelenir. Bunun bir benzeri de namaz için kamet getirildiği sırada kıyametin vaktini soran kişinin durumunda söz konusudur. Namaz bitince Hz. Peygamber Soru soran nerede?" diye sormuş ve ona gerekli cevap verilmiştir. Bu hadisi de Buharı ve Müslim rivayet etmektedir. Şayet soruyu soran kişi için zorunlu bir durum söz konusu ise imam ona cevap verir. Nitekim Müslim'de Ebû Rifâa hadisinde yer aldığına göre Hz. Peygamber hutbe okurken dinini bilmeyen yabancı bir adam din konu­sunda ona soru sormak üzere geldi. Hz. Peygamber hutbeyi bırakarak bir kürsüye oturdu ve ona dinini öğretmeye başladı. Daha sonra hut­besine kaldığı yerden devam ederek konuşmasını bitirdi. Yine Sahihayn'da Sa­lim ile ilgili kıssada yer aldığına göre o Hz. Peygamber hutbe okurken mescide girdiğinde Hz. Peygamber ona "İki rekat namaz kıldın mı?" diye sormuştur.

Bu hadisin ilim konusu ile ilgisi şudur: İşin ehil olmayan kimselere verilmesi ancak cehaletin yaygınlaştığı ve ilmin kaldırıldığı durumda olur. Bu da kıyamet alâmetlerindendir. Bu, ilim mevcut olduğu sürece durumun normal olduğunu gösterir. Buhârî bu hadisle İlmin yalnızca büyüklerden öğrenileceğine İşaret et­miş, Ebû Ümeyye el-Cumahî'nin

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

data-ad-client="ca-pub-8844673487498982"
data-ad-slot="6052113740">

Son yorumlar