«Hîbe, Umrâ Ve Rukbâ Babı»

«Hîbe, Umrâ Ve Rukbâ Babı»

İslâmiyet nazarında, başkalarının kalbine ısındıran ve onlara mu­habbet, sevgi aşılayan her şey makbul ve matlup'tur. Ancak bu, insan­ların ihtiyacına göre değişir. îhtiyaç pek ziyâde ise o makbul şey farz-olur; zekât gibi. îhtiyaç pek zarurî değilse, o şey de mendûb ve müste-hâb olur. îşte hibe bu nevi'den bir fazilettir.

1 Hibe : Bağış demektir. Şer'an ise : muayyen bir malı karşılıksız ola­rak temlik etmektir. Bazen bağışlanan şeye de hibe denilir. Umrâ : Ömür boyunca istifâde etmek için verilen hânedir. Rukbâ : «Ben evvel ölürsem bu ev senin, sen evvel ölürsen benim olacak» demektir. Murakabeden alınmıştır. Çünkü her iki taraf diğeri­nin ölümünü murakabe eder. Asıl i'tibâriyle umrâ ile rukbâ câhiliyyet devri muâmelelerindendirler. İslâmiyet onların hükmünü kaldırmamış­tır.[346]

954/786- «Nu'mân b. Beşîr[347] radıyallahü anhümâ'dan rivayet edildiğine göre, babası kendisini Resûlüllah soliallahü aleyhi ve sellem's getirerek :

— Gerçekten ben şu oğluma bîr kölemi bağışladım; demiş. Resû­lüllah sallallahü aleyhi ve sellcm ;

— Her çocuğuna bunun gibi (bîr köle) bağışladın mı? diye sormuş :

— Hayır; demiş. Resûlüllah saLcllahü aleyhi ve sellcm:

— O halde onu geri çevir; buyurmuşlar

Bir rivayettE: «Babam benîm sadakama şâhid yapmak için Pey­gamber sallallahü aleyhi ve sellem'e gitti. O kendisine :

— Bunu bütün çocuklarına yaptın mı? diye sordu. Ba­bam :

— Hayır; dedi.(Bunun üzerine) :

— Allah'dan korkun ve çocuklarınız arasında âdil olun; buyurdular. Babam da döndü* ve o sadakayı İade etti» denilmiş­tir.[348]

Hadîs müttefekun aleyh'tir.

Müslim'in bir rivayetinde, Peygamber (S.A.V.) : «Sen buna benden , başkasını şahid tut» buyurmuş : Sonra : «Çocuklarının sana İtaatte müsâvî olmaları seni memnun eder mi?» dîye sor­muş : «Evet» deyince «O halde hayır» buyurmuşlardır.

Hadîs-i Şerif bağış hususunda ana-baba'nın çocukları arasında müsâvaat'a riayet etmelerinin vâcib olduğuna delildir. Bunu Buharı (194—256) tahrîc etmiştir. îmrtm Ahmed ile Sevr'i (97—161)'nin ve diğer bazı ulemâ'nm mezhebi budur. Onlara göre müsâvaat yoksa hibe bâtıldır. Yalnız müsâvaat'm nasıl yapılacağı ihtilaflıdır. Bazıları: «Er­kek ve kız çocuklarına bağışı müsâvî yapmakla olur» demişlerdir. Bun­ların delil : Hadîs'in ttcsâî'deki rivayetinde «aralarında müsâVaat gösterseydinya» buyunılmâsı; İbni Hibban'm rivayetinde: «aralarım müsâvî tutun.» 'bni Abbas (R. A.) hadîsinde : «Ço­cuklarınızın arasını bağış hususunda müsâvî tutun. Ben bir kimseyi üstün tutacak olsam kadınları tercih eder­dim» buyurmuş olmasıdır.

Bu hadîsi Saîd b. Mansur ile Bcyhakî hasen bir isnadla tahrîc etmişlerdir.

Bir takımları : tpsviye, erkeğe kadından iki misli fazla vermekle olur; çünkü mîrns hususunda hakları böyle tevzi olunur» derler. Cumhur-u ulemâ'ya göre ise, çocukları arasında müsâvaat'a riâyet etmek anne ve babaya farz değil, mendûbtur.[349]

955/787- «ibnî Abbas radıyallahü anhümd'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki : Resûiüllah sallaliahü aleyhi ve seîlem :

— Hibesinden dönen kustuktan sonra dönerek kus­muğunu yiyen köpek gibidir; buyurdular.»[350]

Hadîs müttefekun aleyhTİr.

BuhnrVnin bir rivayetinde : «Kötülüğe örnek olmak bize caiz değildir. Hibesinden donen kustuktan sonra dönerek kusmuğunu yiyen köpek gibidir» buyrulmuştur.

HadİK-i Şerîf hibe'den dönmenin memnu' olduğuna delildir. Cum-hur-u ulemâ'ya göre hibe'den dönmek haramdır. Hatta Buharı «Bir kimseye hibe ve sadakasından dönmek helâl değildir» namı altında bir lıâb tahsis etmiştir. Cumhur yalnız aşağıdaki hadîste beyân olunan ev­lâda hibe mes'clesini istisna etmişlerdir. İmam A'zam. ile diğer bazı ulemâ "ya göre hibe'den dönmek maaîkerahe helâldir. Fakat zî-rahim denilen yakın akrabaya yapılan hibeyi onlardan istisna etmiştir. Onlara jjöre hadîs'ten m ura m : kerâhet'in şiddetini beyandır. Tahavî (238—321) diyor ki: Hadîsteki (kusmuğuna Önen gibi) la'biri her ne kadar talinin ifâde ederse de diğer rivayetteki (köpek gibi) ta 'biri bu işin. haram olmadığına delâlet eder. Çünkü köpek mükellef değildir. Binâe kusmuk yemek de haram değildir. Maksad:köpekResûiüllah (S.A.V.) Demişlerdir ki :olmuştur.[351]

956/788- «İbni Ömer ve İbni Abbas radıyallahü anhüm'ûen Peygam­ber sallaliahü aleyhi ve scUcm'dan işitmiş olarak rivayet edilmiştir, Resûiüllah (S.A.V.) Demişlerdir ki :

— Müslüman bir'adama bir bahşişi verip de sonra on­dan dönmek helâl olmaz; yalnız babanın evlâdına verdiği

şeyden dönmesi müstesna.»[352]

Bu hadîsi Ahmed ile Dört'ler rivayet etmiş; Tirrnm, İbni Hibban ve Hâkim onu sahîhlemişlerdir.

Çünkü «hela! olmaz» ta,'biri haram olduğunu ifâde hususunda zahirdir. Onu kerâhct'c hamletmek zahir olan hükmünü değiştirmek olur. Evlâda yapılan bağışı istisna etmesi çocuk büyük olsun, küçük ol­sun ona yaptığı bağıştan dönmesinin caiz olmadığına delildir. Bir takım­ları bunu küçük çocuğa tahsis etmiştir. Bazıları da kadının kocasına mehrini bağışlamasını tahsis ederek : kadına bu bağışta^ dönmek caiz değildir; demişlerdir. Bu re'yi teyîd eden bir hadîs İmam Buharı (194 —256) Nchâl (11—95) ile Ömer b. Abdülaziz'den ta'lîkar- rivayet et­miştir. Zühri (—124) ise : «Kocası kadına hîle yaparak aldattı ise kadın hibesinden dönebilir» demiştir zîrâ Abdilrrczzak (126—211)'m münkati' bir seriedle tahrîc ettiği bir hadîste: «kadınlar ya rağbet­ten, ya korkudan bağış yaparlar; binâenaleyh hangi ka-dın kocasına bir şey verir de sonra dönmek isterse döner.» Buyurulmuştur.[353]

957/789- «Âişe fadtyalldhv, anhâ'âen rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallaliahü aleyhi ve sellem hedîyyeyi kabul eder; ve onun karşılığını verirdi.»[354]

Bu hadîsi Buharı rivayet etmiştir.

Hadîs-i Şerif, Peygamber (S.A.V.)'in hediyye hususundaki âdetini bildirmektedir. Fahr-i Kainat (S.A.V.) Efendimizin daimî âdetleri: he-diyyeyİ kabul etmek ve karşılığında onun bedelini vermekti. Hattâ Ibnİ Ebi Şey be (—234)'nin bir rivayetinde :

«Hedİyyeye ondan daha hayırlısı ile karşılık veriyordu» denilmekte­dir.

Bazıları bu hadîs ile hediyyeye karşılık verilmesinin vâcib olduğuna istidlal ederler ;ve : «Zîrâ Hz. Peygamber (S.A.V.)'in daimî âdeti ol­ması vücûbunu iktizâ eder» derler. Fakat bu istidlal tamam değildir. Çünkü Peygamber (S.A.V.)in dâima hediyyeyi hediyye ile karşılaması omu tabiatı iktizâsı cömertliğinden ve güzel ahlâkındandir.

İmam Şafiî yeni mezhebinde, karşılığında hibe beklenen hibe'nin bâtıl olduğuna kail olmuştur. Çünkü bu meçhul -kıymetle yapılan bir satıştır. Bir de hibe teberrû'dur. Eğer karşılığında bir şey vâcib olur derselî, trampa mânâsına gelir; halbuki şeriat olsun, âdet ol­sun, hibe ile satışın arasında fark yapmıştır. Karşılık gerektiren şeye satış derler; hibe böyle değildir.

Mâlikİler'den bazılarına göre hibe mutlak olarak, yâhud karşılığın­da hibe bekliyen biri tarafından yapılırsa, meselâ fakır bir kimse zen­gine hibe ederse hibe'ye hibe ile mukabele etmek vâcibolur. Zengin fakire hibe ederse bir şey lâzım gelmez. Hİbe'yi yapan, verilen mukabil . hibeyi az görür de razı olmazsa MaÜkîler'in bazılarına göre verilen kar­şılık hibe edilen şey kıymetinde ise hibe sahîh ve lâzımdır. Diğer ba­zılarına göre ise razı oluncaya kadar istediğini vermek lâzımdır. İmam Mâlik (93—179)'ten meşhur olan, birinci kavildir.[355]

958/790- «İbni Abbas radıyalîahü anhümâ'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Bir adam Resûlüllah sallattahü aleyhi ve sellem'e bîr dişi deve hibe etti. O da kendisine devenin karşılığını verdi ve :

— Râzt oldun mu? diye sordu. Adam :

— Hayır» deyince daha tazla verdi ve :

— RâZ! Oldun mu? diye sordu. (Yine) :

— Hayır» cevâbını alınca daha fazla verdi, ve :

— Râzi oldun mu? d've sordular. (Nihayet) adam :

— Evet» dedi.»[356]

Bu hadîsi Ahmed rivayet etmiştir. İbni Hibbân onu sahîhlemiştir.

Hadîsi Tirmizî dahî uzun uzadıya rivayet etmiş ve bedel'in «al­tı dâne genç deve» olduğunu bildirmiştir. İbni Hibban'm rivayetinde Peygamber (S.A.V.) in :

«Vallahi Kureyş'den veya ensâr'dan yahut Sakîf ten olandan başka hiç bir kimseden hibe almamak içimden

geçti» dediği beyân olunmaktadır.

Aynı hadîsi Ebu Dâvud ile Nesâl, Hz. Ebu Hüreyre'den rivayet etmişlerdir.

Hadîs4 Şerif, hibe edenin rızâsının şart olduğuna delildir, Hz. Ibnî Ömer'in hurîur. Bu kavît. sâb'b olanlara göre rızâ şart olunca ortada mün'akid olmuş bir satış yoktur.[357]

959/791- Câbir radıyallâhü an/ı'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sdllallahü aleyhi ve sellem;

Umrâ hibe edilen kimseye aittir; buyurdular.»[358]

Hadîs mütiefekun aleyh'Ur.

Müslim'in (Câbir'dcn) rivayetinde : «Mallarınızı elinizde tu­tun ve onları ifsâd etmeyin; zîrâ her kjm umrâ yaparsa o (nun milkiyctî) diri iken de ölü iken de kendisine umrâ ya­pılana ve çocuklarına aittir.» denilmiş; bir rivayette : Resûlüllah ftallallahü aleyhi ve scîlcm'ın caiz gördüğü umrâ ancak ve ancak : Bu hâne çocuklarınadır; diyerek yapılandır: Yaşadığın müd­detçe bu hâne senİn olsun; diyerek yapılana gelince: şüphesiz ki bu sahibine döner; buyurulmuştur.»

Ebu Dâvıtd ile NcsâVnin rivayetlerinde ise: «Rukbâ ve umrâ yapmayınız! Çünkü kime bir şey rukbâ veya umrâ yapı­lırsa o şey o kimsenin mirasçılarının olur» Buyurulmaktadır. Yukarıda da arz ettiğimiz vecihle.

Umrâ : bir kimsenin evini birine vererek : «Bu evi sana ömrün bo­yunca verdim» demesidir.

Rukbâ : «Bu evi sana verdim. Eğer senden evvel ölürsem ev senin; sen benden evvel ölürsen benimdir» demesidir.

Hadîs-İ Şerif, umrâ ve rukbâ'nm meşru olduğuna delildir. Cumhur-u ulemâ'nın mezhebi de budur. Bu bâbta muhalefet eden yalnız Dnvud-u Zâhirî'dır; zîrâ bir rivayete göre Umrâ'ya kail olmamıştır. Rukbâ hususunda Hanefiyye imamları arasında ihtilâf vardır. İmam A'zam'la. İmam Muhammcd'e göre bâtıl; imam Ebu Yusuf'a göre caizdir. «Bâ­tıldır» diyenlerin delili : Şureyh'in[359] rivayetine nazaran Peygam­ber (S.A.V.)'in Umrâ'ya. cevaz verip rukbâ'yı reddetmiş olmasıdır. Ebu Yusuf un delili ise Hz. Câbir hadîsidir.

Umrâ'da temlikin neye âid olduğu ihtilaflıdır .Cumhur'a göre milkin rakâbesine yani kendine aittir; ve bu bâb'ta şâir bağışlarla umrâ arasında bir fark yoktur, tmam Şâfi'ı ile İmam Mâlik'e göre ise temlik menfaate aittir, ve üç kısım olur : Müebbed, mutlak ve mukayyed :

Müebbed : ebedî kaydı ile yapılandır.

Mukayyed : sene, ay gibi kayıdlarla kayıtlanan,

Mutlak : kayıdsız yapılan umrâ'dır.

Esa'.ı olan kavle göre umrâ bu üç nev'in her biri ile yapılabilir.- Fa­kat vaki' olan umrâ Haneîîler'c göre ömür boyunca devam eder. Öldük­ten sonra o hâne tekrar sahibine iade.edilir. Diğer ulemâ'ya göre ise umrâ hibe edilen kimsenin milki olmuştur. Ancak «Bu hâne yaşadığın müddetçe senindir» demişse o zaman milki olmaz; çünkü bu şartla o, umrâ olmaktan çıkar da, ariyet olur.

«Mallarınızı elinizde tutun» «rukbâ yapmayın» gibi tâ'birleri cumhur, kerahet ve irşâd mânâlarına hamletmişlcrdir. Çün­kü eskiden arap'lar umrâ ve rukbâ yaparlar; bu akidlerden istifâde edenler Öldümü haneler tekrar eski sahihlerine iade edilirdi. Nitekim Hanefîle:'e göre umrâ şimdi de öyle olur.[360]

960/792- «Ömer radıyaîlahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki : Bîr atı Hak yolunda tasadduk ettim. Fakat sahibi hayvanı gözden kulaktan düşürdü. Ben de onu ucuza satacağını anladım da Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'e sordum:

— Onu sana bir dirheme bile verse satın alma! ilâh...; buyurdular.»[361]

Pladîs müttefekun aleyh'Ur. Bu .iadîs'in tamamı şöyledir :

«Çünkü sadakasından dönen, kusmuğunu yemeğe dö­nen köpek gibidir».

Gözden, kulaktan düşürmek'ten maksad: hayvana bakmadığını, yemine, suyuna dikkat etmediğini anlatmaktır. «Onu satın alma!» yerine tir rivayette : «sadakandan dönme» buyurulmuş: ve satın alma'ya, sadakadan dönmek denilmiştir.- Çünkü bu hususta satıcının müşteriye müsamahakâr davranması âdettir. îşte âdeten müsamaha edilen miktara hadîste, «dönmek» denilmiştir. Bazılarına göre satın almaya mübâleğa için «dönmek» denilmiştir. Zîrâ hayvanı satın al­ması dönme'ye benzetilmiştir.

Bazıları hadîsteki nehy'in zahirine bakarak unu tahrîm mânâsına almışsa da cumhur-u ulemâ onun tenzih için olduğuna kaildirler.

Tabcrî (—694) bu hadîsin umumundan, haklarında hadîsler vâ-rid olan bazı istisnaların yapılmasına kaildir. Meselâ hibe'yi baba evlâdına yapmışsa, keza hibe edilen şey henüz kabzedilmemişse hi­beden dönmek caizdir.[362]

961/793- «Ebu Hüreyre radıyallahü anh'den Peygamber sallaîîahü aleyhi ve sellem'den işitmiş olarak rivayet edildiğine göre Resûtülah (S.A.V.) :

— Birbirinize hediyye verin, sevişirsiniz; buyurmuşlar­dır.»[363]

Bu hadîsi Buharı «cl-Edcbü'l - Müfred» adlı eserinde rivayet et­miştir. Onu Ebû Yâ'lâ dahî güzel bir isnadla rivayet etmiştir.

Hadîsi Bcyhakî ve başkaları da tahrîc etmişlerse de, râvilerinin hepsi hakkında söz edilmiştir. Musannifin isnadını hasen bulmadı galiba şâhidlcri bulunduUundandır. Nitekim zaîf de olsa aşağıdaki hadîs bile onun şâbidlcrindeNdir.[364]

962/754- «Enes radıyallahü anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallaîîahü aleyhi ve sellem :

— Birbirinize hediyye verin çünkü hediyye kini çekip Çlkanr:; buyurdular.»[365]

Bu hadisi zaîf bir isnadla Bezzar rivayet etmiştir.

Hadîs'in başka tarikleri de vardır; fakat hiç biri zaîfliktcn hâli de­ğildir. Bununla beraber hediyye'nin kalplerde ne derece mümtaz bir mevkii olduğu da beyân'dan müstağnidir.[366]

963/795- «Ebu Hüreyre radıyallahü anVden rivayet edîirhiştîr.De­miştir ki: Resûlüllah sallaîîahü aleyhi ve sellem:

— Ey müslürnan kadınlar! sakın bir komşu kadın komşusunu koyun paçası dahî olsa (hediyyesî dolayısiyle) tahkîr etmesin; buyurduLar.[367]

Hadîs müttefekun a.eyh'tir.

Bu hadîste hazîf vardır. Tahkîr'in hediyye i'tibâriyle olduğu zikre-dilmemiştir. Koyun paçasından murâd: komşu kadınların birbirlerine hediyye vermelerine teşvik hususunda mübalâğa göstermektir. Yoksa onu hediyye etmek âdet olmamıştır.

Hadîsteki nehy'in hediyyeyi veren'e de alan'a da tevcihi mümkün­dür, yeren'e müteveccih olduğuna göre mânâ : «Verdiği hediyye bir ko­yun paçası bile. olsa onu küçümseyerek tahkîr etmesin» alana tevcih edildiğine göre : «Hediyyeyi alan pek değersiz bulup da onu tahkîr et­mesin» demek olur. Hattâ her ikisini birden murâd etmeğe de bir mâni' yoktur.

Hadîs-i Şerif'de hcdiyyryc, bahusus az bir şeyle de olsa komşuların birbirlerine hediyye vermelerine teşvik vardır. Çünkü hediyycdo mu-' habbet celbi ve dostluk tesisi vardır.[368]

964/796- «İbni Ömr radıyallahü anhümâ'dan Peygamber sallalla-hü aleyhi ve scllcm'den işitmiş olarak rivayet edilmiştir ki:

— Her kim bir şey hibe ederse karşılığı kendisine ve­rilmedikçe O kimse hibesin (' dönmekt) e pek haklidir; bu­yurmuşlardır.»[369]

Bu hadîsi Hâkim rivayet elmiş ve sahîhlemiştir. İbni Ömer'den mahfuz o!;m, hadîsin Ömer'den kendi sözü olmak üzere rivayetidir.

Musannif, bu hadîsi Hâkim ile İbni Hazm'in de sahîhledikİerini söylüyor.

Hadis-i Şerir hibe'nin bedeli verilmemişse ondan dönmenin ca­iz olduğuna, heılı !i verilmişse dönülemiyeceğine delildir. Bu husus­ta yukarıda söz edilmişti.

Kendinden asa-ii hâili bir kimseye hibe ekseriya sadaka gibi olur. Halleri müsavi olanların birbirlerine hediyye vermesi sevgi ve dost­luğu celbetmek içindir. Örf-ü âdet hediyyeyi verenle alanın halleri­ne göre cereyan etmiştir.[370]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar