strict warning: Only variables should be passed by reference in /home/khadis/domains/kuranvehadis.com/private_html/modules/book/book.module on line 559.

40. Ganimetin Beşte Birini Devlet Hazinesine Ödemek İmandandır

40. Ganimetin Beşte Birini Devlet Hazinesine Ödemek İmandandır

53- Ebû Cemre'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: İbn Abbas'la birlikte oturuyordum. Beni oturduğu koltuk üzerinde, yanında oturt­muştu. Sonra bana "Benim yanımda kalırsan malımdan sana bir pay veririm" dedi. Ben de iki ay onun yanında kaldım. Sonra şöyle dedi:

Benî Abdülkays heyeti Hz. Peygamber'e Peygamber sordu:

Bu Topluluk (Bu Heyet) Kimdir?

Orada bulunanlar "Onlar Rebîa'dır" dediler. geldiklerinde Hz. Peygamber onlara: Merhaba (hoş geldiniz). Allah sizi utandırmasın, pişman etmesin" buyurdu.

Onlar şöyle dediler: Ey Allah'ın elçisi! Biz senin yanma ancak Haram ay­larda [32] gelebiliyoruz. Bizimle senin aranda Mudar kabilesinin kâfirlerinden falanca kabile var. Bize öyle kesin bir şöy söyle ki bunu geride bıraktığımız akra­balarımıza bildirelim ve bununla (bunu yaptığımızda) cennete girelim". Ayrıca içecekler hakkında da soru sordular.

Hz. Peygamber de onlara dört şeyi emretti, dört şeyi ya­sakladı.

Onlara; yalnızca Allah'a inanmayı emrederek şöyle sordu: "Yalnızca Al­lah'a inanmak nedir bilir misiniz?"

Onlar: "Allah ve Resulü daha iyi bilir" dediler. Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

(Yalnızca Allah'a iman:) Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammedin Allah'ın elçisi olduğuna şahitlik etmek, namaz kılmak, zekat uermek, oruç tutmak ve ganimetin beşte birini (devlet hazinesine) vermektir".

Hz. Peygamber onlara şu dört şeyi (kullanmayı) yasak­ladı: Hantem, Dübbâ, Nekîr, Müzeffet (mukayyer de demiş olabilir). Onlara şöyle dedi: "Bunları ezberleyin ve geride kalanlarınıza da bildirin".

Açıklama

"İbn Abbas'la birlikte oturuyordum Buhârî İlim kitabında Gunder'in Şu'be'den yaptığı rivayette İbn Abbas'ın söz konusu kişiye ikramda bulunmasının sebebini şöyle anlatmaktadır: "İbn Abbas ile insanlar arasında tercümanlık yapı­yordum".

İbnü's-Salah şöyle demiştir: "Tercüme aslen bir dili başka bir dil İle ifade etmeye denir. Bana göre burada daha genel anlamda kullanılmıştır ki bu da İbn Abbas'm sözlerini kalabalık veya yanlış anlama sebebiyle tam anlayamayanlara ulaştırmak, başkalarının sözlerini de İbn Abbas'a ulaştırmaktır". Bana göre ikin­cisi daha kuvvetlidir. Çünkü o İbn Abbas'la birlikte onun yatağında oturuyordu. Kalabalık olma her İkisi için de söz konusu olup aralarında fark yoktu. Ancak İbn Abbas yatağın ortasında, Ebû Cemre de sözlerini tercüme ettiği kişilere yakın kısmında oturuyor şeklinde yorumlanırsa o başka. Ebû Cemre'nin Farsça'yı bil­diği ve İbn Abbas'm sözlerini Farsça'ya tercüme ettiği de söylenmiştir.

Kurtubî şöyle demiştir: "Bu, İbn Abbas'm tercümede bir kişi İle yetindiğini göstermektedir.

İbnü't-Tîn, İbn Abbas'ın "malımdan sana bir pay veririm" sözünden hare­ketle bir şey öğretmek için ücret almanın caiz olduğu sonucunu çıkarmıştır. An­cak bu tartışılır. Çünkü Buhârî'nin Hac kitabında açık olarak zikrettiğine göre bu­nun sebebi İbn Abbas'm hacdan önce yaptığı umre sırasında gördüğü rüyadır.

Müslim, Gunder'in Şu'be'den yaptığı rivayette İbn Abbas'm Ebû Cemre'ye bu hadisi anlatma sebebini şu şekilde açıklamıştır: Bir kadın gelerek İbn Abbas'a pişirilmiş testide şıra yapmanın hükmünü sordu. İbn Abbas bunu yasakladı. Bunun üzerine ben şöyle dedim: "Ey İbn Abbas! Ben yeşil bir testide tatlı şıra yapıyorum ve ondan içiyorum, bunu içtiğimde karnım uğulduyor." İbn Abbas "Baldan tatlı da olsa ondan içme" dedi.

Buhârî Meğâzî kitabının sonlarında Kurre'nin Ebû Cemre'den rivayetini şu şekilde aktarmaktadır: İbn Abbas'a "Benim bir testim var. Onda şıra yapıyorum ve tatlı tatlı içiyorum. Çok içer de insanlarla uzun süre oturursam karnımın uğul­damasından dolayı rezil olmaktan korkarım" dedim. O şöyle dedi: "Abülkays heyeti geldi. Ebû Cemre de Abdülkays kavminden olduğu ve onlarla ilgili hadiste testilerde şıra yapmak yasaklandığı için bunun kendisine anlatılması uygun olmuştur.

Bu rivayet, testilerde şıra yapmayla ilgili haram hükmünün kaldırıldığına da­ir hadisin ibn Abbas'a ulaşmadığını göstermektedir. Söz konusu hadis Büreyde Ibnü'l-Husayb'in rivayeti olarak Müslim'de ve diğer kitaplarda yer almaktadır.

Kurtubî şöyle demiştir: Bu hadis şunu göstermektedir: Şayet soru soran kişi, cevaptaki delili anlama kabiliyetine sahip ise, fetva veren kişi verdiği cevâbı açık olarak ifade etmeksizin delili zikredebilir.

Bu topluluk (bu heyet) kimdir?": Nevevî şöyle demiştir: Heyet, büyük (önemli) kimselerle görüşmek İçin hazırlanan seçilmiş topluluğa denir. Hadiste zikredilen Abdülkays heyeti on dört süvari olup büyükleri de Eşecc adındaki kişi idi. İbn Ebû Cemre'nin "Bu kavim kimdir" sözü şunu göstermektedir: Kişinin kendisini görmek için gelenleri uygun konumda kabul etmek İstemesi sebebiyle onları tanımak için soru sorması müstehaptır.

Merhaba (hoş geldiniz)": Bu söz geleni hoş karşılamanın müstehap oldu­ğunu göstermektedir. Hz. Peygamber bu sözü birkaç kez söy­lemiştir. Ümmü Hânî hadisinde "Ümmü Hânî! Merhaba", Ebû Cehil'in oğlu İkrime hadisinde "Binit olarak hicret eden kişiye merhaba" ve Hz. Fâtıma'ya "Kızıma merhaba" demiştir.

Allah sizi utandırmasın": Bu, söz konusu topluluğun kendi istekleriyle Müs­lüman olduğunu, bir savaş sonucunda kendilerini utandıracak bir biçimde esir düşerek Müslüman olmadıklarını göstermektedir.

İbn Ebû Cemre şöyle demiştir: Hz. Peygamber sâiiaSâiu aleyhi bu heyeti dünya ve âhirette hayırla müjdelemiştir. Çünkü pişmanlık bir işin sonunda olur. Pişmanlık giderildiğinde bunun zıddı sabit olur. Bu, fitneden emin olunduğunda bir insanın yüzüne karşı övülebileceğini göstermektedir.

Heyetin "Ey Allah'ın elçisi!" diye hitap etmeleri Hz. Peygamberle karşılaştıkları sırada zaten Müslüman olduklarını göstermektedir.

"Bize öyle kesin bir söz söyle ki. Tîbî'nin naklettiğine göre burada kesin sözden kasıt, hak ile batılı birbirinden ayırt eden sözdür. Yahut da açık-seçik söz demektir. Hattâbî ise şöyle demiştir: "Burada açık söz diğer bir görüşe göre muhkem (sapasağlam) söz kasdedilmiştir."

İbn Ebû Cemre şöyle demiştir: Hadisteki bu ifade; bir hakkı yerine getire­meme durumunda özrünü dile getirmenin gerekli veya mendup olduğunu, salih amellerin kabul edilmesi halinde sahibini cennete sokacağını, bunların kabul edilmesinin ise Allah'ın rahmeti ile gerçekleşeceğini göstermektedir.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

data-ad-client="ca-pub-8844673487498982"
data-ad-slot="6052113740">

Son yorumlar