Başlanan Nafilenin Tamamlanması

Başlanan Nafilenin Tamamlanması

Benim üzerime bunlar dışında gerekli olan var mıdır? Hayır ancak dilersen nafile olarak yaparsın" ; Bu ifade, başlanan nafilenin tamamlanması gerektiğini gösterir."

Kurtubî şöyle demiştir: Bu hadis, kişinin kendiliğinden yaptığı nafile dışında başka bir şeyin vacip olmadığını ifade etmektedir. Olumsuzdan yapılan istisna olumluluk ifade eder. Oysa nafilenin vacip olduğunu kabul eden yoktur. Geriye bir ihtimal kalmıştır, o da başlanılan nafileyi tamamlamanın gerekli olmasıdır.

Tîbî bu görüşü şu şekilde eleştirmiştir: Kurtubî'nin dayandığı bu delil bir demagojiden ibarettir. Çünkü burada istisna, cinsten yapılmamaktadır. Zira na­file için "senin üzerine vardır" ifadesi kullanılmaz. Hz. Peygamber şöyle demiş olmaktadır: "Sana başka bir şey farz değildir. Ancak istersen nafile olarak yapabilirsin. Buradan nafilenin vacip olmadığı anlaşılır. Dolayısıyla bunlar dışında hiçbir şey farz değildir."

Burada tartışma "ancak. şeklindeki İstisna noktasında düğümlenmektedir. Bu istisnanın bitişik istisna olduğunu söyleyenler asla dayanmışlardır. Bu istisna­nın ayrık istisna olduğunu söyleyenler delil getirmek zorundadır. Bu görüşte olanların aleyhine delil Nesai ve diğer hadis imamlarının rivayet ettiği şu hadis­tir: "Hz. Peygamber dem ve seiicm bazen nafile oruca niyet eder sonra da orucunu bozardı. Buhârî'deki bir hadise göre Hz. Peygamber Cüveyriye bintü'l-Haris'e Cuma günü oruca başladığı halde orucunu bozmasını emretmiştir. Bu, oruç konusundaki bu nassın kendisi ve diğer nasslara yapılan kıyas gereği nafile ibadete başlamanın tamamlamayı gerektirmediğini göster­mektedir.

Şayet bu görüş hac konusunda reddedilmektedir, denilirse, deriz ki: Hac, fasid olduğu zaman bile devam edilmesi bakımından diğer ibadetlerden ayrılır­ken sahih hacda nasıl devam gerekli olmasın? Yine hac, tıpkı farzında olduğu gibi nafilesinde de keffaretin gerekli olması bakımından diğer ibadetlerden ay­rılmaktadır.

"Vallahi": Bu söz, önemli işlerde yemin etmenin caiz olduğunu göstermek­tedir.

"Doğru söylediyse kurtuldu": Müslim'deki rivayet şu şekildedir: "Ana-b abasın in hakkı için doğru söylediyse kurtuldu", "Ana-babasının hakkı için doğru söylediyse cennete girdi".

Şu sorulabilir: Babalar üzerine yemin etmenin yasaklanması ile yukarıdaki ifadeleri nasıl bağdaştırabiliriz?

Buna şu şekilde cevap verilmiştir: Yukarıdaki hadis, söz konusu yasaktan öncedir. Yahut bu söz yemin maksadıyla olmaksızın söyleniveren bir sözdür. Nitekim kişinin dilinden bazen eşi için "Allah boynunu devirsin", "Allah boğazını kessin" gibi sözler çıkıverir. Yahut da bu sözde gizli bir "Rab" kelimesi bulunmak­tadır, yani sözün aslı "ana-babasının Rabbi için" şeklindedir. Bunun yalnızca Hz. Peygamber'e özgü olduğu da söylenmiştir, ancak bu delile muhtaç bir görüştür. Bu konuda en güçlü cevap İlk ikisidir.

İbn Battal şöyle demiştir: "Doğru söylediyse kurtuldu" sözü, üstlendiği şeyle­ri yapmazsa kurtulmayacağım göstermektedir. Bu ise Mürcie'nin görüşüne mu­haliftir.

Şu sorulabilir: Bu hadiste yasaklardan bahsedilmediği halde nasıl sadece bunları yapmakla kurtulabileceği söylenmiştir?

İbn Battal buna söz konusu hadisin, yasakların inmesinden önce söylenmiş olabileceğini söyleyerek cevap vermiştir. Bu tuhaf bir görüştür. Çünkü onun da kesin olarak belirttiği gibi soruyu soran Dımâm'dır. Onun Hz. Peygamberle görüştüğü tarih hakkında en erken rivayet, hicretin beşinci yılı­dır. Daha sonra görüştüğü de söylenmiştir. Bu dönemde yasakların çoğunluğu gelmişti. Bu konuda doğru cevap şudur: Yasaklar, ona İslâm'ın hükümlerini bil­dirdi, sözünde yer almaktadır.

Şu sorulabilir: Hadiste sayılanlardan daha az yapmaması halinde kurtulma­sını anladık. Fakat bunlardan fazla yapmaması halinde kurtulması nasıl doğru olabilir?

Nevevî buna şöyle cevap vermiştir: O kişi İçin kurtuluş olduğu söylenmiştir, çünkü o üzerine düşeni yapmıştır. Hadiste, üzerine düşenden fazlasını yapması halinde kurtulamayacağına dair bir husus yoktur. Çünkü kişi farz olanı yap­makla kurtuluyorsa, farzın yanında nafileyi de yapmakla haydi haydi kurtulur.

Şu sorulabilir: Hz. Peygamber yapmayacağına dair yemin eden kişinin bu yeminini çirkin kabul etmiş olduğu halde bu hadisteki kişinin yeminini nasıl kabul etmiştir?

Buna şu şekilde cevap verilmiştir: Bu, durumlara ve kişilere göre değişir. Bu konuda temel prensip, farzları terk etmeyen kişi için günahın söz konusu olma­masıdır. Başkaları kurtulma bakımından daha önde olsa bile, bu kişi de neticede kurtulur.

Tîbî şöyle demiştir: Bu söz ondan tasdik ve kabulde mübalağayı İfade etmek için sadır olmuş olabilir. Yani adam "sözünü soru yönünden daha fazlasına, ka­bul yönünden daha eksiğine ihtiyaç olmayacak şekilde kabul ettim" demek iste­miştir.

Ibnü'l-Müneyyİr şöyle der: Fazlalık ve noksanlık tebliğle ilgili olabilir. Çünkü bu kişi İslâm'ı öğrenmek, daha sonra da öğretmek üzere kendi kavmi tarafından Hz. Peygamber'e gönderilmişti

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar