«Hacc'ın Kazası Ve İhsar Babı»

«Hacc'ın Kazası Ve İhsar Babı»

Hasr: Menetmektir. Ihsar: hastalık, acz ,korku ve benzeri bir şeyin haccı tamamlamaktan men etmesidir. Bazılarınca haccı ikmal edeme­mek düşman korkusundan ileri gelirse ona hasr derler: «Hasr'la ihsar'-ın ikisi bir mânâyadır» diyenler de vardır.[906]

797/643- lbni Abbss radıyattahü anküma'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki; Resûlüllah Salîaîldhii aleyhi ve seUem, muhasara edildi de bâşıru fsraş etti; kadınlarıyla cima'da bulu hedy kurbanını boğar-ladî. Ve gelecek sene omra yaptı.»

Bu hadîsi, Buhârî rivâvet etmiştir.

Ulemâ ihsar'm ne ile olacağında ihtilâf etmişlerdir. Ekserisi düş­man ve hastalık gibi hacca mâni olan her şeyle olacağına kelidirler. Hattâ İbni Rfles'ud (R.A.) bir adamı zehirli mahlûk ıssrsa, ona muh-sar denileceğine fetva vermiştir. Hanefîler'le diğer birçok ulemâ'nın kavli budur. Onlarca ihsar, ihtiyarlık, korku vesâirede nâss ile diğerle­rinde kıyasla sabittir. Delilleri: «Eğer muhasara olunursanız^ âyet-i kerîmesidir. Bu âyetin sebeb-i nüzuhü Peygamber (S.A.V.)'in düşman tarafından muhasara altına alınması ise de usul-i fikha göre âmnı se­bebine münhasır kalamaz, bu babta üç kavi daha vardır:

1— Hasr, Hz. Peygamber £S-Â.V.)'e mahsustur. Ondan sonra hasr

2— Hasr, Mı. Peygamber (S.A.V.)'in başına gelen muhasara gibi yerlerde olur. Binaenaleyh kâfir bir düşmanın muhasarasından başka mâniler hasr'a ilhak edilemez.

3— Hasr, kâfir olsun, mü'min olsun ancak düşman tarafından olur,

Hudey&îye kıssasında Resûîüllah (S.A.V.) tıraş olmadan devesini boğazlamişü. Ulemâ diyorlar ki : ibni Abbas hazretlerinin bu hadîsi tertip ifâde etmez. Zâten İbni Aobas (R.A,) da ondan tertip kasdetme-miş; ûirf vak'â/ı anlatmak için rivayet etmiştir.»

(Hedy kurbanını boğazladı) demesi, orada Peygamber (S.A.V.)'in yanında hedy kurbanı olduğunu haber vermek içindir. Binaenaleyh bu kurbanm vacip olduğuna de'âlet etmez. Muhasarada kalan hacıya hedy kurbanı vacip olup olmadığı da ihtilaflı bir mes'eledir. Ekser, ulemâ'ya göre vaciptir, fanâm-ı Mâlik (03—179): «Vacip değildir» der. Bâzı­ları bu mes'eiede Hz. îmâm Mâlik'i haklı bulurlar. Hadîste «ve gele­cek sene omra yaptı» denilmesine bakarak bâzıları: «Muhasara altında kalan kimse nafile hacca MJe gitse kendisine yine kaza lâzım gelir» di­yorlar. Niyet ettiği hac farz olursa, kazasının vacip olduğunda bütün ulemâ müttefiktirler.

Bâzüarı da buradaki \bm Abbas hadîsinde kazayı îcâp edecek bir söz görmüyorlar. Onlarca bu hadîs sâdece gelecek sene Hz. Peygamber (S.Â.V.J'In omr? yaptığını haber veriyor: «şüphesiz ki gelecek yıl Re-£Û!iî^@h (S.A.V.) omra yapmiştır. Fakat bu omra geçen senesinin kaza­sı değil, yeni r r omradır.» dedikten sonra şunu da ilâve ediyorlar: Mâlik'n talırtc ettiği bîr tebliğe göre, ResûiüHsh {S.A.V.) Hudeybfye'de ashabı ile birlikte ihramdan çıkmışlar, ve hedy kurban­larını keserek tıraş olmuşlar, beyt-l gerîf'i tavaf etmeden; hedy kur-b^nları henüz .beyt-l çerK'e varmadan herşeyderı helâl olmuşlardı. Kundan sonra Hz. Peygamber (S.A.V.)'in yanındakiİerden birine haccı-ni kaza etmesini emir buyurduğu malûm değildir.» İmâm-ı Şafiî (150 —204) : «Nerede muhasara olundu ise, orada kurbanını keser ve ihramdan çıkar. Ona kaza da yoktur» diyor. Şafiî hasretleri bundan sonra şunları söylemektedir: «Çünkü biz ashâfc'm hadîslerinin birbirini tutmasından anladık ki, Resâİüllah'ın yamnda Hudeybiye yılında tanın­mış avaralar varmış. Bujılar sonra omrsı ka^â'yı yapmışlar. Ve bâzı­ları mal ve can zarureti yokken, Medine'ce kalarak omraya iştirak et­memişler. Eğer bunda kaza îâzım gelseydi, Resûlüllah {S.A.V.) kendi­sinden ayrılmamalarını onlara emrederdi». Şafiî hazretleri bundan son­ra da omrstu'j kaza'ya niçi"i kaza denildiğini anlatıyor ve: «Bu omra'ya cmraiu'Skasâ denilmesi, Peygamber (S.A.V.) ile Kurâyş arasında vuku bulan mukar.ât musâlaha'dan dolabıdır. Yoksa o omra'nm kazası va­cip olduğundan değildir» diyor.

İbnî Abbas (R. A.) hazretlerinin : «Hedyİni boğazladı» sözü üzerin­de de ulemâ ihtilâf- etmişlerdir. Bâzıları onu, Hudeybiye günü ihramdan çıktıktan sonra boğazladığına, diğerleri bu işi henüz ihramlı iken yıptı-ğına kail olmuşlardır. Muhsar bir kimsenin hedy kurbanını nerede ke­seceği hususunda birkaç kavi vardır:

1— Cumhur ulemâ'ya göre bu kurbanı ihramdan çıktığı yerde ke­ser.

2— Henefîler'e göre, hedy kurbanı yalnız harem-i şerifte kesilir..

3— İbnî Abbas (R. A.) ile ulemâ'dan bir cemaata göre eğer hedy kurbanını harem-î şerîf'e gönderebilirse, göndermesi vaciptir. Yerinde kurban etmedikçe ihramdan çıkamaz. Fakat harem-i şerife göndere-miyorsa muhasara edildiği yerde keser.[907]

798/644- «Âİşe radıyallahü anha'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Peygamber Sallallahü aleyhi ve seüem, Dubaa binti Zübeyr b. Ab-dulmuttalİh'in yanına girdi. Dubaa:

— Yâ Rcsûlüllah ben gerçekten haccetmek istiyorum. Amma has­tayım (ne yapmalıyım) dedi. Peygamber Sallallahü aleyhi ve seMem ona :

— Haccet ve ; İhramdan çıkmam (hastalığın sebe­biyle) beni men ettiğin yerde olacaktır; diye şart koş; buyurdular.»[908]

Hadîs, mütfcfckun aleyh'dir.

Hadîs-i şerîf muhrim ihramı hakkında şart koşar da sonra kendisine hastalık arız olursa, ihramdan çıkabileceğine delildir. Sahabe ve tâbiîn'-den bir cemâat ile mezhep imamlarından İmâm-ı Ahmed ve sahîh kavle göre Şafiî'nin mezhebi budur. Hastalığı da ihsardan sayanlar hastanın muhsar olduğuna kaildirler. Bu hadîsin zahiri hastanın muhsar olmadığına, yalnız hastalık sebebiyle ihramdan çıkabileceğine, binaenaleyh muhsar*a lâzım gelen hedy ve şâire buna lâzım gelmiyeceğine işaret ediyor. Pukâhadan bâzıları: «Iştirat sahîh değildir. Onun hük­mü yoktur.» demişlerdir. Onlara göre Dubaa kıssası muayyen bir vak'a olup, mevkuftur. Bu hadîs için: «ya mensuhtur, yahut hadîs zayıftır» di­yorlar. Fakat müttefekun aleyh olduğuna göre hadîsin zayıf olmadığı meydandadır. Onu Ebu Dâvud, Tirmizî, Nesâî ve diğer büyük hadîs imamları çeşitli yollardan birçok ashâb-ı kirâm'dan rivayet etmişlerdir.[909]

799/645- «İkrime'den[910] Haccac İbni Amr Ensârİ radıyaUahü anh?~ den işitmiş olarak rivayet edilmiştir. Haccac demiştir ki : Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem :

— Bir kimse (n«n bir yeri) kırılır ve topal Olursa (ihram­dan) Hill'e çıkmıştır. Onun üzerine gelecek sene hac lâzım gelir; buyurdular.»[911]

İkrime şöyle demiştir : «Bunu İbni Abbas İle Ebu Hüreyre'ye sor­dum: Doğru söylemiş; dediler».

Bu hadîsi, Beşler rivayet etmiştir. Tirmizî onu hasen bulmuştur.

Hadîs-i şerîf, ihramlı bir kimseye bir yeri kırılmak veya hasta ol­mak gibi bir şey arız olursa derhal ihramdan çıkmış sayılacağ-ra lîldir.

Görülüyor ki bu babın üç hadîsi muhlimin üç sebepten biriyle ih­ramdan £ikacağmı ifâde ediyor. Bu sebepler : îhsar, iştirat ve kınk-çi-kık gibi şeylerdir.

Buraya kadar bahsedilen hükümler, ihsardan dolayı haccı kazaya kalanlar hakkındadır. İhsardan başka bir sebeple hccı kaazâya kalanla­ra gelince : UEernâ bunlar hakkında dahi ihtilâf halindedir. Bâzılarına göre hac için yaptığı niyet ve ihramı omra'ya çevirir, zîrâ Beyhakî : El-Esved* den. şunu tahrîc etmiştir: «Omra-î hac İçîn niye? edip de hacc-edemîyentn tı& Yapacağım Ömere sordum: Omra'ya telbiye yapar: Ge-!eçt,k sene onun' isterine hac lâzım gefsr; deds^ sonra: Zeyd ibni SâMt'e rasfbdım. Ona da sordum. O da Ömer'in dediği gibi söyledi» demiştir, diğer bâzılarına göre: Omra için telbiye yapar ve oncn için ayrıca ih­rama girer. Bir takımları böylesine: «haccı kazaya kaldığı için hayvan kesmek dü îcâp ederr> derler. Hsnefîler'lc ŞâfîsSer'e göre hayvan kesmek lazım değildir.[912]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

data-ad-client="ca-pub-8844673487498982"
data-ad-slot="6052113740">

Son yorumlar