«Nafile Oruç Bâb'ı Ve Yasak Oruçlar»

«Nafile Oruç Bâb'ı Ve Yasak Oruçlar»

698/550- «Ebu Katadete'l-Ensârî radıyaUahü anfe'den rivayet edil-diğine göre, ResûlûHahSallattahü aleyhi ve sellem' arefe gününün oru­cu soruldu:

— O geçen sene ile gelecek senenin günâhlarına kefa­ret olur; dedi. Aşure gününün orucu soruldu:

— O geçen senenin günâhlarına kefaret olur; dedi. Pa­zartesi gününün orucu soruldu:

— Bu benim doğduğum, peygamber olarak gönderil­diğim ve bana Kur'ân indirilen gündür; buyurdular».[694]

Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir.

Gelecek sene henüz gelmemiş ve içerisinde günâh işlenmemiş oldu­ğu halde, nasıl olup da bir sene evvel tutulan orucun o günâhlara kefa­ret olacağını müşkül görenler olmuş. Fakat bunlara cevaben : «Gelecek senenin günâhlarının kefaretinden murâd: O sene günâh işlememek için o kula muvaffakiyet vermektir. Şu halde günâh işlememeye kefaret de­nilmiş oluyor ki, geçen seneki günâhlar münâsebetiyle bu ıtlak caizdir. Yahut gelecek sene günâh işlerse, kefaret vermek de kendisine nasip olacaktır» denilmiştir.

Musannif merhumun «Fetfıü'l-Cevâd» adlı eserinde şu beyanat vardır: «Arefe günü oruç tutmak sünnettir. Arefe, zilhiccenin dokuzun­cu günüdür. Bu oruç Müslim'deki bir habere göre, o günden bir se-

ne evvelki ve bir sene sonraki günâhlara kefaret olur. Kefareti ve­rilen günahlar ise insan hakkı taallûk etmiyen küçük günâh­lardır. Çünkü büyük günâhlara ancak sahîh bir tevbe kefaret ola­bildiği gibi, kul hakları da sahibinin rızasına bağlıdır. Eğer oruç tu­tan kulun küçük günâhı yoksa, sevapları arttırılır. Yahut o iki se­ne zarfında günâh işlemekten muhafaza buyrulur. Kefaret iğinin iki seneye çıkarılması arefe orucu biz müslümanların hasaisinden olduğu içindir. Fakat aşure orucu böyle değildir. Arefeden önce zilhicce'nin sekiz gününün de oruç tutmak bittekid sünnettir. Bu sekiz gün hacılara da hacı olmayanlara da sünnet ise de, Arefe gününün orucu yalnız hacı ol­mayanlara sünnettir. Hacılara o gün oruçsuz bulunmak sünnettir. Tâ ki duâ etmeye güç ve kuvvetleri olsun.

Arefe günü hacıların oruç tutup tutmaması, mezhepler arasında az çok ihtilaflıdır:

1— Hanbelîler'e göre : Hacı Arafat'ta vakfeye gece duracaksa, oruç tutması mendûb, gündüz duracaksa mekruhtur.

2— Hanefîler'e göre: Eğer zayıf düşmesine sebep olacaksa, arefe ve terviye (sekiz zilhicce) günü oruç tutumak mekruhtur.

3— Mâlİkîler'e göre : Terviye ve arefe günleri hacılara oruç tut­mak mekruhtur.

4— Şâfİîler'e göre: Hacı Mekke'de oturuyor da gündüzün Arafat'a gitmişse ,arefe günü oruç tutması evlânın hilâfına bir hareket olur. Geceleyin giderse, oruç tutması caizdir. Fakat hacı, Mekke li değil de misafir olursa, ona .oruç tutmamak sünnettir.

Aşure orucuna gelince : Bu oruç Cumhur ulemâ'ya göre muharrem'-in onuncu günü tutulan oruçtur. Ramazan orucu farz kılınmazdan önce aşure orucu farzdı. Ramazan orucu farz kılındıktan sonra muharrem­in dokuzuncu günü ile beraber tutulmak şartıyla Hanefîler'e göre sünnet, diğer mezheplere göre mendûb olarak kaldı.

Hadîs-i şerîf, arefe orucunun aşure orucundan efdâl olduğunu gös­teriyor. Peygamber (S.A.V.), pazartesi günü oruç tutmanın sebep ve il­letini kendilerinin o günde saha-İ c'ihan'a teşrif buyurmaları, o günde Peygamber gönderilmeleri ve KuKân-ı Kerîm'in o günde nazil olmaya başlamasıyla îzâh etmiştir.

Hadîste, Allahü Zülcelâl'in kuluna nimet verdiği günü oruç tutmakla tâ'zim etmek gerektiğine de işaret vardır. Vâkıâ Hz. Usâme hadîsinde Peygamber (S.A.V.) pazartesi ve perşembe günleri niçin oruç tuttuğunu ta'lü ederken : «O gün amellerin Allah'a arzolunduğu gün­dür; dilerim benim amelim, ben oruçlu iken arzolunsun» buyurmuşsa da iki ta'lil arasında münafât ve zıddiyet yoktur.[695]

699/551- «Ebu Eyyube'î-Ensârî radıyallahü anh'den rîvâyef olun­duğuna göre Resûlüllah (S.A.V.) :

— Bir kimse ramazan orucunu tutar da, sonra ona şevvalden altı gün daha katarsa, bütün senenin orucu gibi olur; buyurmuşlardır.»[696]

Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir.

Hadîs-i şerif, şevval ayındaft altı gün oruç tutmanın müstehâb olduğuna delildir. îmâm-ı Mâlvk'ten maada mezhep imamlarıyla ulemâ'dan bir cemâatin mezhebi budur. îmâm-ı Mâlik (93—179) bu orucu bâzı şartlarla mekruh görmüştür. Meselâ : Bu orucu tutan kendisine uyulan bir zat olursa; yahut tutanın bu orucu farz olmuş sanmasından korkulursa, bayram gününe ekliyerek tutarsa, hergü-nü aralıksız biri biri ardına tutarsa, orucunu başkalarına belli eder­se orucu mekruhtur. Bunlar olmazsa oruç tutmasında bir kerahet yoktur.

İbni Abdi'1-Berr : «fmâm-t Mâlik'e bu Müslim hadîsi vâsıl ol­mamıştır» der.

Hanefîlcr'e göre bu orucun haftada iki gün olmak suretiyle dağı­nık tutulması müstehâbtır. Maamâfîh bâzılarına göre dağınık da tutsa, toptan da tutsa, bayram gününe muttasıl da olsa, ondan ayrı da ol­sa, sevabı' hep bîrdir. Tirmizî'nin «sünen» inde îbni Mübarek (—181) in iıltı günleri şevvalin başından seçtiği kaydolunur. Fakat yine İbni Mübârek'in : «Bir kimse şevvalden dağınık bir surette altı gün on iç tutarsa caizdir» dediği rivayet olunur.

Bu günleri de kattıktan sonra, Resûlüllah (S.A.V.)'in ramazan oru­cunu bütün sene orucuna benzetmesi .yapılan bir taat'e on misli ecir verileceği Kur'ân-ı KerîrrTde vaâd buyrulduğund^ndır. Bu hesaba göre ramazanın otuz günü (üçyüz gün); şevvalin altı günü de (altmış gün) eder ki; bir senede de zâten üçyüz altmış küsur gün vardır. Maamâfîh bu hadîste ömür boyunca oruç tutmaya delîl yoktur. Bu oruç hakkında îzâhat babımızın sonunda gelecektir.

Sttbfcî'nin beyânına göre i «Beyinsizin biri TirmfeVnin «bu ha-dîs hasendir» gözüne aldanarak hadîse ta'n etmiştir. Aldanma­nın vechi, onun gördüğü nüshada herhalde «sahîh» kelimesinin bu­lunmamasıdır. Yoksa «sünen-i Tirmizî* niû diğer nüshalarında : «Ebu Eyyüb hadîsi hasen-i sahîh bir hadîstir» denilmektedir. Vâkıâ hadîsin bir tarîkinde râviler arasında Sa'd ibni Said vardır. Bu zât hakkında bâzı hadîs âlimleri hafız olmazdan önce söz etmişlerdir. Meselâ : îmâm-ı Ahmed ibni Hanbeî : «Sa'd ibni Said'in hadîsi za­yıftır» demiş. Nesâî onun hadîsinin ka'vi olmadığını söylemiş, Ebu Hatim : «Sâ'dibni Said hadîsiyle meşgul olmak caiz değildir» iddi­asında bulunmuştur. Fakat Sübkî diyor ki : «Şeyhimiz Ebu Mu-hammed Dimyatı bu hadîsin bütün tarîklerini merakla ele almış ve onu ekserisi sika hafız olan yirmi küsur kimsenin Sa'd İbni Said'den müsned olarak rivayet etmiş olduğunu tespit eylemiştir ki, iki Sü/-yan da bunlar arasındadır».

Sa'd'den onu kardeşi Yahya ile başkaları da rivayet etmişlerdir.

Bu hadîsi, Peygamber (S.A.V.)'den Sevbiln, Ebu Hu rey re, Câbîr, ibni Abbas, Bera ibni Azlb ve Âlşe (R. anhüm) hazarâtı dahi rivayet etmişlerdir. Sevbân rivayetinin lâfzı şudur :

«Kim ramazan orucunu tutarsa, onun bir ayı on ker-re, (fazla) dır. Kim fıtır bayramından sonra altı gün oruç tutarsa artık bu, senenin orucudur.» Bu hadîsi Ahmed ve Ne­sâî rivayet etmişerdir[697]

700/552- «Ebu Said-i Hudrî radıyallahü anh'âen rivayet edilmiştir. Demİztir ki: Resûlüllah SaUallahü aleyhi ve sellem :

— Eğer bir kul, Allah yolunda bir gün oruç tutarsa, Allah o gün sebebiyle onun yüzünden ateşi yetmiş yıl uzaklaştırır; buyurdular».[698]

Hadîs, müttefekun aleyh'dir. Lâfız Müslim'indir. «Allah yolu» ile cihâdı kasdederler.

Hadîs-i şerîf, cihâd ederken oruç tutmanın faziletine delildir. Fakat bu onu zayıf düşürerek düşmanla harp etmekten âciz bırak­mamakla meşruttur. Bu derece fazilete sebep, iki cihâdı; yani hem düşmanla hem de yiyip içmeyi terk etmek suretiyle nefsiyle cihâdı bir arada yaptığı içindir. Böyle bir kimsenin yüzünden yetmiş yıl ateşin uzak olması, cehennem azabından kurtulacağından kinayedir.[699]

701/553- «Âişe radıyallahü anha'dan rivayet olunmuştur. De m İşti rkikİ: Resûlüllah SaUallahü aleyhi ve sellem (bazan), bizler: «İftar et-mlyecek (galiba)» deyinceye kadar oruç tutar; bazan da: «oruç tutma­yacak (galiba)» deyinceye kadar oruçsuz dururdu. Ben Resûlüllah SaUaUahü aleyhi ve sellem'tn ramazandan maada hiç bir ay'i (oruçla) tekmillediğini görmedim. Şabandan daha fazla oruç tuttuğu bir ay da görmedim.»[700]

Bu hadîs, Müttefekun aleyh'dir. Lâfız Müslim'indir.

Hadîsi şerîf, Peygamber (S.A.V.)'in nafile oruç tutmak için kendi­sine bir ay tahsis etmediğine, bazan biribiri ardınca oruç tutup, bâ-zan da biri biri ardınca günlerce oruç tutmaz idiğine delildir. Bundan Hz. Fahr-i Kâinat (S.A.V.)'in iktiza-i hâle göre hareket ettiği anlaşılıyor. Hadîs-i şerîf, Resûlüllah (S.A.V.)'in şâir aylardan daha fazla şaban ayın­da oruç tuttuğuna da delâlet ediyor. Bunun sebebini Hz. Aîşe (R. anha) hadisinden anlıyoruz.

Taberanî (260—360) 'nin rivayet ettiği bu hadîsin lâfa şudur :

«Peyflamber Sal-lallahü aleyhi ve sellem her aydan üç gün oruç tutardı. Çok defa bu orucu geciktirir de senenin orucu toplanır ve Şaban ayında oruç tutar­dı.»

Bu hadîsin râvileri arasında îbni EH Leylâ vardır. Bu zât zayıf­tır. Bâzıları: «Şaban ayında oruç tutması Ramazanı ta'zim için­di.» diyorlar. Nitekim bu bâbda Tirmizî (200—279) Hz. Enes (R. A.) ile başkalarından şu hadîsi tahrîc etmiştir :

«Peygamber SaUaUahü aleyhi ve seîlem'eı Hangi oruç daha faziletlidir? diye soruldu da:

— Ramazanı ta'zim için şabandır; buyurdular.»

Tirmizî : «Bunun da râvileri arasında Sadakatü'bnü Musa var­dır» diyor. Bu zât, hadîs ulenıâsınca kavi bir râvi değildir. Bâzıları Resûlüllah (S.A.V.)'în şaban ayında oruç tutmasını recep ile Ramazan arasında herkesin kendisinden gafil olduğu bir ay olmasına atfederler. Nitekim bu mânâda bir hadîsi, Nesâî (215—303) ile Ebu Dâvud Üsametü'bnü Zeyd'den tahrîc etmişler; aynı hadîsi îbni Hüzeyme (223—311) de sahîhlemiştir. Bu hadîsin lâfzı şudur :

«Demiştir ki :

— Yâ Resûlellah senin aylardan hiç bir ayda şabandaki kadar oruç tuttuğunu görmedim; dedim :

— Bu ay, recep ile ramazan arasında nâs'ın kendisin­den gafil oldukları bir aydır. Halbuki o, içerisinde amel­lerin Rabbi'l - Âlemin hazretlerine arzolunduğu bir ay­dır. Binaenaleyh ben de amelimin onda oruçlu olduğu-ğum halde arzolunmasını dilerim; buyurdular.»

Bu bâbda şöyle bir hadîs-i şerîf de vardır:

«Şüphesiz şaban orucu ramazandan sonra en fazîletli oruçtur.» Bu hadîs Müslim'in Ebu Hüreyre (R. A ./den merfu' olarak tahrîc ettiği şu hadîse muarızdır:

«Ramazandan sonra orucun en faziletlisi muharrem orucudur.» Fakat buna şöyle mukabele olunmuştur: «Eğer muharrem'in fazileti daha çok olsa idi, Resûl-ü Ek­rem (S.A.V.) daha fazla onda oruç tutmaya çalışırdı. Hz. Âİşe hadîsi dahi, Resûlüllah (S.A.V.)'in en ziyâde şabanda oruç tuttuğunu gösteri­yor.» Bâzıları buna da şöyle cevap vermişlerdir: «Muharrem orucunun faziletli olmasa haram aylara nisbetledir. Şabanın fazîleti ise, mutlak­tır. Resûlüllah (S.A.V.)'in muharrem ayında çok oruç tutmamasının sebe­bini beyân hakkında Nevevî (631—676): «Çünkü bunu âhir ömründe öğrenmiştir» demiştir.[701]

702/554- «Ebu Zer radıyallahü aniden rivayet olunmuştur. Demiş­tir ki: Resûlüllah SaUaUahü aleyhi ve seUem bize ayın üç gününde; On-üç, ondörf ve onbeşlnde oruç tutmamızı emretti.»[702]

Bu hadîsi Nesâî ile Tirmizî rivayet etmiş; Ibnî Hibban da sahîhlemiştir.Hadîs-i şerîf, Ebu Hüreyre (R. A./dan da bir çok tarîklerle vârid olmuştur. Lâfzı şudur: «Eğer oruç; tutacaksan, gurrede, yani beyaz günlerde tut.» Bu hadîsi, îmâm- Ahmed ibni Haribel, Nesâî ve îbni Hibban tahrîc et­mişlerdir. Nesâî'nin rivayetinde hadîsin bir kısmı şöyledir :

«Eğer oruç tutacaksan beyaz günlerde, ayın on üç, on dört ve onbeşinde tut» Sünen sahipleri Katade b. Mllhan'dan şu hadîsi tahrîc etmişlerdir :

«Resûlüllah (S.A.V.) bize beyaz günlerde: Ayın, onüç, ondöri ve on­beşinde oruç tutmamızı emir eder, ve :

— Bu günler sene gibidir; derdi». Nesâî Cerir (R.A.)'dan merfu' olarak §u hadîsi tahrîc etmiştir :

«Her aydan üç gün oruç tutmak bütün sene orucu gi­bidir., î'âh» Bu hadîsin isnadı sahihtir. Görülüyor ki her ayın onüç ondort ve onbeşinci günlerine eyyâm-ı bîyz yani «beyaz günler» derler. Her ayın üç gününde oruç tutmak hususunda gerek mutlak olarak, gerek­se sözü geçen eyyâm-ı bîyz'den maada günlerde olduğu beyân edilerek birçok hadîsler varid olmuştur. Bunlardan da birkaçını görelim:

Sünen sahipleri İbni Mes'ud radıyalîahü anh'den şu hadîsi tahtîc etmişlerdir :

«Peygamber SaUaUahü aleyhi ve seîlem; Her aydan birçok üç günler oruç tutardı.»

Bu hadîsi îbni Husyeme sahîhlemiştir. îmâm-t Müslim (204— 261) Hz. Âişe (R, anha)'da.n şu hadîsi rivayet etmiştir :

«ResûlüHah SallaUahü aleyhi ve sellem hangi ayda tuttuğuna aldırış etmiyerek her aydan üç gün oruç -tutardı».

Eyyâm-ı bîyz'den başka günlerden, hangi üç günde tutulacağını be­yân eden hadîslerden dahi misal alalım :

Ebu Dâvud ile Nesâî Hz. Haf sa (R. anha)'daa. şu hadîsi tahrîc et­mişlerdir:

«Resûlüllah SaUaîîahü aleyhi ve selîem; her aydan üç gün oruç tu­tardı; pazartesi, perşembe ve gelen haftanın pazartesi gününde».

Bu hadîslerin arasında muâraza yoktur. Çünkü hepsi nafile orucun mendûb olduğuna delâlet ediyorlar. Ve her râvi bellediğini rivayet et­miştir. Yalnız Resûlüllah (S.A.V.) efendimiz hangisine teşvikte bulun­muşlar; tutulmasını emir ve tavsiye buyur muşlar sa, o oruçlar evlâ ve efdâldirler. Resûl-ü Ekrem (S.A.V.) bu hadîslerde eyyâm-ı bîyz'in han­gi günler olduğunu tayin buyumuşlardır.

Her ayın hangi üç gününde oruç tutmanın mendûb olacağını tayin babında ulemâ'mn muhtelif kavilleri vardır. Fakat yukarıdaki tasrihler karşısında bunların burada tekrarlanmasına lüzum görülmemiştir.[703]

703/555- «Ebu Hüreyre jadıyaîlahü anh'den rivayet olunduğuna göre, Resûlüllah Saîlaîlahü aleyhi ve selîem:

— Kocası yanında iken kadının oruç tutması helâl değildir. Ancak izni olursa o başka; buyurmuşlardır».[704]

Hadîs, müttefekun aleyh'dir. Lâfız Buhârî'nindir. Ebu Dâvud : «Ramazandan gayri» kaydını ziyâde etmiştir.

Hadîs-i şerîf, evli bir kadın için kocasının hakkım îfâ etmenin na­file oruç tutmaktan daha evlâ olduğuna delildir. Hattâ kocasının izni olmadan nafile oruç tutması şer'an mekruhtur. Haram diyenler de var­dır. Fakat ramazan orucu farz olduğundan bittabi böyle değildir. Onu kocası razı olmasa da tutmakla mükelleftir. Şâir farz oruçlar da rama­zan orucu gibidir.[705]

704/556- «Ebu Said-i Hudrî radıyallahü anh}âen rivayet edildiğine göre, Resûlüllah SallaUahü aleyhi ve selîem; İki günde oruç tutmak­tan nehİy etmiştir. Ramazan bayramı günü İle Kurban bayramı günün­de».[706]

Bu hadîs, müttefekun aleyh'dir.

Hadîs-i şerîf bu iki günde oruç tutmanın haram olduğuna delildir. Çünkü nehy'in aslı tahrim içindir. Cumhur ulemâ'nın kavli de budur. Hattâ bir kimse bugünlerde oruç tutmak için nezr etse, nezri münâkid olmamak icâp eder.

Fakat Hanefîler'e göre bayram günlerinde oruç tutmak kerâhet-i tahrimîyye ile mekruhtur. îmâm-ı Züfer (110—150) müstesna, di­ğer Hanefîyye imamlarına göre bir kimse meselâ: Kurban bayramı gü­nü oruç tutmaya nezir etse, bu nezir münâkid olur. Lâkin oruç tutmaz da sonra onu kaza eder. Çünkü yapılan nezir aslında meşru olan bir oruç­tur. Nehy başka sebepledir. Yani bayram günü Allah'ın kullarına zi­yafet günüdür. Oruç tutan kimse, bu davete icabet etmemiş olacağın­dan dolayı günahkâr olur. Bununla beraber nezrini îfâ etmiş olmak için o gün yine de oruç tutsa borcunu ödemiş olur.[707]

705/557- «Nübeyşetü'l-Huzelî[708] radıyallahü anh'den rivayet olun­muştur. Demiştir ki: Resûlüllah Saîlaîlahü aleyhi ve selîem:

— Teşrik günleri yiyip içme ve Allah Azze ve Celleyi anma günleridir; buyurdular».[709]

Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir.

Hadîsi yine Müslim, Ka'b ibni Mâlik (R. A./dan, îbni Hibban (—354) Ebu Hüreyre fB.A./dan; Nesâî (215—303) Bişr ibni Su-haym (R. A./dan sünen» sahipleri Ukbetü'bnü Âmir radıyallahü anh'ûen Bezzar, İbni Ömer (R. A./dan şu lâfızlarla tahrîc etmişler­di:

«Teşrik günleri yiyip içme ve namaz kılma günleridir. Binaenaleyh onlarda kimse oruç tutmaz».

Teşrik günleri : Kurban bayramı gününden sonraki üç gün, bâzıla­rına göre iki gündür. Ebu Davud'un Hz. Ömer'den rivayet ettiği bir hadîste Ömer (R. A.) Resûlüllah (S.A.V.)'in o günlerde iftar etmele­rini kendilerine emir, oruç tutmaktan da nehiy ederdiğini söylemiştir. Dâre Kutnî (306—385) Abdullah ibni Huzafe Es-Sehmî (R. A./dan. şu hadîsi tahrîc etmiştir:

«Teşrik günleri yiyip içme ve cima' günleridir.»

Hadîs-i şerîf ve o mânâdaki diğer hadîsler, teşrik günlerinde oruç tutmanın memnu olduğuna delildir. Yalnız yukarıki hadîsin şerhinde de işaret ettiğimiz vecihle : Ulemâ bu nehy'in tahrim veya tenzih için olduğunda ihtilâf etmişlerdir.

Hanefîler'e göre nehy,kerâhet-i tahrimîyye içindir. Binaenaleyh o günlerde oruç tutmak kerâhet-i tahrimîyye ile mekruh ise de hac'ta olan­lara mekruh değildir.

Seleften bir cemâat ile îmâm-ı Şafiî'ye göre nehy mutlak suret­te tahrim içindir. O halde teşrik günlerinde oruç tutmak hac'ta olan lara dahi haramdır. Vâkıâ :«Hacc'ta üç gün» âyet-i kerîmesi âmmdır ve kurban bayramı gününden Önce de sonra da, oruç tutabileceğini gösterirse de buradaki hadîs, teşrik günlerine has­tır. Binaenaleyh onun hususu tercih edilir. Zîrâ o günlerin oruç tutmak için mahal olmadığına nassan delâlet etmektedir.

Bir takımları : «temettu'a[710] niyet eden şayet hedy denilen kur­banı bulamazsa o günlerde oruç tutar. Nitekim bu Hz. Alî (R. A./dan da rivayet edilmiştir. Lâkin kıran'a niyet etmiş olan hacı ile muhsar, hediy bulamasalar bile o günlerde oruç tutamazlar» derler.

îmâm-ı Mâlik, Ahmed ibni Hanbel ve diğer bâzı ulemâ ise : «Hacc-ı temettu'a niyet edenler ile Kıran'a niyet etmiş olanlar ve muh-sarlar hedy bulamadıkları takdirde teşrik günlerinde oruç tutarlar» di­yorlar. Bunlar âyet'in umumu ile istidlal ederler. Aşağıdaki hadîs dahi onların delîllerindendir.[711]

706/558- «Âîşe île İbni Ömer radîyallahü anhüma'dan rivayet olun­muştur. Demişlerdir ki: Teşrik günlerinde oruç tutmaya ruhsat veril­medi.. Ancak hedy'i bulamayanlar müstesna.»[712]

Bu hadîsi, Buhâri rivayet etmiştir.

Filhakika hadîsi şerîf, teşrik günlerinde hediy bulamayan hacılara, ve muhsarlara oruç tutmanın caiz olduğuna delâlet etmektedir. Çünkü mutlaktır. Ruhsat veren ResûlülSah (S.A.V.) olduğuna göre, aynı za­manda merfu'dur. Nitekim Dâre Kutnî ile Tahavî (238—321)'nin rivayetlerinde fail tasrih edilmiştir. Bu rivayetin lâfzı şudur :

«Resûlüllah SalldUahü aleyhi ve selîenır hedyi bulamadığı zaman mütemetti'a teşrik günlerinde oruç tutmaya ruhsat verdi.» Yalnız bu hadîsin isnadı zayıftır. Bir de hadîste yalnız mutemetti' tahsis olunmuştur. Binaenaleyh îmâm-î Mâlik ve arka­daşlarına tam delîl olamaz. Maamâfîh îmâm- Mâlik'm kavli Hz. Âlşe (R. anha) ile Ebu Bekir (R. A./in fiilleri; Hz. Ali (R. A.)'m fetvası ol­mak üzere kendilerinden rivayet olunmuştur. Bâzıları : «Teşrik gün­lerinde oruç tutmaktan nehy tenzîh içindir. Binaenaleyh o günlerde herkes oruç tutabilir» demişlerdir.[713]

707/559- «Ebu Hüreyre radıyallahü anft'den. Peygamber SaUaUahiİ-aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet olunur:

— Geceler arasından ibâdet için cuma gecesini tahsis etmeyin; gündüzler arasından da oruç tutmak için cuma gününü tahsis etmeyiniz. Ancak sizden birinizin tutmak­ta olduğu oruca tesadüf ederse o başka.»[714]

Bu hadîsi Müslim rivayet etmiştir.

Hadîs-i şerîf, cuma gecesiyle cuma gününün nafile ibâdete tahsis edil­mesinin memnu olduğuna delildir. Ancak hakkında nâss vârid olan ibâ­detler müstesnadır. Onları yapmak memnu değildir. Meselâ: Hassaten tşln cuma geceleri sûremi Kehf'in Yasin ve diğer bâzı sûrelerini okunması ha­dîslerle tegvik edilmiştir. Onlar elbette okunacaktır. Îbnü'l-Münzrr : «Bayram günü oruç tutmaktan nehy nasü sabit olduysa, cuma günü oruç tutmaktan da Öylece sabit olmuştur» diyor. Fakat Ebu Cajeri't-Taberi bayram ile cuma arasında fark bularak şöyle demiştir: «Bay­ramla cuma arasında fark vardır. Çünkü bayram günü oruç tutma­nın haram olduğuna icmâ' münâkid olmuştur. Velev ki o günden ev­vel veya sonra oruç tutmuş olsun.»

Cumhur ulemâ'ya göre, cuma gününü oruç tutmaya tahsis etmek­ten nehy, tenzih içindir. Binaenaleyh kerahet ifâde eder. Delilleri : Tirmizî'nin tahrîc ederek hasen bulduğu İbn! Mes'ud hadîsidir. Bu hadîsin lâfzı şudur :

«ResûlüHah SaUaUahü aleyhi ve sellem, her aydan üçgün oruç tutardı, cuma günü oruçsuz kaldığı da pek az olurdu.» Bunlar : «Resûlüflah SaUaUahü aleyhi ve seUerrCin fiili, nehy'in tahrim için olmadığına karinedir» derler. Fakat: «Cuma günün­den bir gün evvel veya bir gün sonra oruç tutmuş olması da muhtemel olduğundan bu ihtimalle beraber istidlal tamam olamaz» diye kendiîerine itirazda bulunanlar olmuştur. Hasseten cuma günü oruç tutmanın niçin men' edildiğine ihtilâf olunmuş; ve bu hususta ortaya birçok ka­viller çıkmıştır. Bunların içinde en kabule şâyân olanı o günün bayram olmasıdır. Nitekim Ebu Hüreyre (R. A.)Jdan merfu' olarak şu hadîs rivayet edilmişti : «Cumagünü bayram gününüzdür» îbni EU Şybe (—234) Hz. AH (R.A.)'dan güzel bir ısnadla şu hadîsi tahrîc etmiştir :

«Ali demiştir ki :

— Sizden kim ayın bâzı günlerinde nafile oruç tuta-caksa perşembe günü tutsun; cuma günü tutmasın; zîrâ o gün yeme içme ve zikir günüdür.

Bu hadîs dahî o gün oruç tutmayı men eden delillerdendir. Maamâ-fîh, cuma gününün her hususta bayram gibi olması lâzım gelmez.[715]

708/560- «Bu da ondan rivayet edilmiştir (Radıyallahü anh) de­miştir ki : Resûlüllah Sallallahü ateyhi ve sellem:

— Sakın biriniz cuma günü oruç tutmasın. Ancak ondan bir gün evvel veya bir gün sonra oruç tutarsa o

başka; buyurdular».[716]

Hadîs, müttetekun aleyh'dir.

Hadîs-i şerîf, bundan evvelki gibi cuma günü oruç tutmanın mem­nu olduğuna, fakat ondan birgün evvel veya bir gün sonra oruç tutu­lursa bu memnûiyetin bilmediğimiz bir hikmetten dolayı kaldırılaca­ğına delildir. Eğer yalnız cuma günü oruç tutulursa, iftar etmek icâp eder. Nitekim îmâm-ı Ahmed ibni Hanbel ile Buhârî'nin ve Ebu Dâ-vûd'un Hz. Cüveyriye (R. Anha)'nm tahrîc ettiği şu hadîsten de güzelce anlaşılmaktadır :

«Bir cuma günü Peygamber SaUaUahü aleyhi ve sellem Hz. Cüvey-rîye'nin yanına girmiş. Cüveyriye oruçlu imiş. Ona :

— Dün oruç tuttun mu? diye sormuş. Cüveyriye :

— Hayır; demiş. ResûlüHah SaUaUahü aleyhi ve sellem :

— Yarın tutacakmısın? d'ye sormuş.

— Hayır; cevabını almış.

— O halde hemen iftar et; buyurmuşlardır».[717]

709/561- Yine Ebu Hüreyre radıyallahü anh'den rivayet olunduğu­na göre, Resûlüllah SaUaUahü aleyhi ve sellem:

— Şaban yarı oldu mu artık oruç tutmayın; buyurmuş­lardır.[718]

Bu hadîsi, Beşler rivayet etmiş, Ahmed onu münker bulmuştur.

Hadîsi İbni Hibbanve başkaları sahîhlemişlerdir. tmâm-ı Ahmed İbni HanbeVin onu münker addetmesi »râvileri araısnda eî-Âîa b. Abdurrahman bulunmasmdandır. Halbuki bu zât, Müslim'in ricâlin-dendir. Musannif «Et-Takrib% de onun için «doğru söyler. Ama çok defa vehmeder» demiştir.

Hadîs-i şerif, §aban ayı yanlandıktan sonra oruç tutmanın memnu olduğuna delildir. Fakat tutmakta olduğu oruca tesadüf et­memek şartıyla memnudur; aksi takdirde oruç tutmakta beis yoktur. Ulema bu hususta ihtilaf etmiştir. Şâflîler'den birçokları bu hadîse is-tinâd ederek şabanın yansından sonra oruç tutmanın haram olduğuna kail olmuşlardır. Ancak bütün şabanı oruçla geçirene mubahtır. Bâzı­larına göre haram değil, mekruhtur. Ancak ramazandan bir veya iki gün tutulursa haramdır. Bâzıları: «Bu oruç hiçbir surette mekruh de­ğildir» derleı-. Hattâ: «Bu oruç mendûbtur» diyenler olmuştur. Bunlara göre hadîs, müevveldir. Yani memnûiyyet herkese değil ,oruç kendile­rini zayıf düşürecek olanlaradır. Bunlar herhalde Resûlüllah (S.A.V.)'in şaban orucunu ramazana bitiştirdiğini ifâde eden hadîsle istidlal ederler.[719]

710/562- «Sammâ7 bintİ Büsr[720] radıyallahü anJm'dan rivayet olun­duğuna göre; Resûlüllah SallaUahü aleyhi ve sellem:

— Cumartesi günü oruç tutmayın; ancak size farz kılınan (gün) !er arasında olursa müstesna. Sizden biriniz üzüm kabuğundan yahut ağaç filizinden başka bir şey bulamazsa onu (îftar için) çiğnesin buyurmuşlardır.»[721]

Bu hadîsi, Beşler rivayet etmişlerdir. Râvileri sıkadır. Şu kadar var ki hadîs, müztariptir. Mâlik cnu inkâr etmiştir. Ebu Dâvud ise : «Bu hadîs mensuhtur» demiştir.

Hadîsin muztarip olması onu Abdullah b. Büsr'ün, kızkardeşi Samma'dan rivayet etmesindendir. Bâzıları rivayet ederken, Abdullah'­tan demiş. Kızkardeşini zikr etmemiş tir. Fakat bu o kadar zararlı bir illet sayılmamıştır. Zîrâ Abdullah sahâbîdir. Bâzıları : «Bu hadîsi, Abdullah babasından rivayet etmiştir» demiş, bir takımları onu Sam m a in hazret! Âîşe'den rivayet ettiği iddiasında bulunmuşlardır.

Nesâî (215—303): «Bu hadîs müztariptir» demiştir. Musannif merhum da şunları söylüyor: «İhtimal ki Abdullah İbni Büsr bu hadî­si hem babasından, hem kızkardeşinden işitmiş. Kızkardeşi ise vâsıta ile rivayet etmiştir.» Maamâfîh bu vasıtalı tarîk de sahihtir. Bâzıları birinci tarîki, yani Abdullah tarîkini tercih etmiştir. Bunlardan biri de Dâre KutnVöiv. Lâkin hadîsin muharrici aynı zât iken, bir isnadla rivayet edilen bir hadîste görülen bu renk değiştirme rivayeti za­yıflatıyor; zabıtsızhğa delâlet ediyor. Ancak çok hadîs rivayet eden mâruf hafızlardan olursa o zaman zabıtsızhğa delâlet etmez. Halbuki mes'ele burada öyle değildir. Bilâkis Abdullah İbni Büsr'den rivayet eden râvi üzerinde dahi ihtilâf vardır.

tmâm-t Mâlik'in inkârına gelince: Ebu Dâvud, îmâm Mâlik'in: «Bu hadis yalandır» dediğini nakletmiştir. Ebu Dâvud (202—275): «Bu hadis mensuhtur» demekle ihtimâl aşağıdaki hadîsi kasdetmiştir.[722]

711/563- «Ümmii Seleme radıyallahü attfta'dan rivayet olunduğuna göre; Resûlüllah SaîlaUahü aleyhi ve sellem"\n en ziyâde oruç tuttuğu günler cumartesi ile pazar günü idi ve:

— Bunlar, müşriklerin bayram günüdür. Ben de on­lara muhalefet etmek isterim; derdi».[723]

Bu hadîsi. Nesâî tahrîc etmiştir. İbnİ Hüzeyme de onu sahîhlemiş-tir, lâfız onundur.

Şu halde, bugünlerde oruç tutmaktan ilk zamanlarda neyhetmiş demektir. Çünkü o zamanlar Hz. Peygamber (S.A.V.) ehl-i kitab'a muvafakat etmeyi severdi. Son zamanlarda onlara muhalefet eder ol­du. Nitekim hadîs-i şerîf'de bu ciheti tasrih etmiştir. Müslümanların gayri müslimlerle olan muamelâtına ait hadîslerde muhalefet ciheti daima kendini göstermektedir.

Bâzıları : «Nehy mezkûr günlerde münferiden oruç tutmaya aittir. Birgün evvel veya sonra tutulursa, onlarda oruç tutmak yasak değil­dir» derler. îmâm-ı Tirmizî (200—279) Hz. Âişe (B. anfta/dan şu hadîsi tahrîc etmiştir :

«Âişe demiştir ki: Resûlüllah SaUallahü aleyhi ve sellem bir aydan cumartesi ile pazar ve pazartesi günlerinde. Öteki aydan da sah, çar­şamba ve perşembe günlerinde oruç tutardı.» Babımızın hadîsi ehl-i ki­taba muhalefet için cumartesi ve pazar günleri oruç tutmanın müstehâb olduğuna delildir. Zahirine bakılırsa cumartesi ile pazarı beraber tut­mak da ayrı ayrı tutmak da caizdir.[724]

712/564- «Ebu Hüreyre radıyaUahü anh'den rivayet olunduğuna göre. Peygamber Cattdttahü aleyhi ve sellem; Arefe gününün orucunu Arafat'ta tutmaktan nehyetmiştir.»[725]

Bu hadîsi Tirmizî'den gayri Beşler rivayet etmiştir. İbni Hüzeyme ile Hâkim onu sahîhlemişler, Ukaylî ise onu münker bulmuştur.

Çünkü isnadında Mehdî-i Hecrî vardır. Bu zâtı Ukaylî zayıf bul-mug ve: «Ona tâbi olunmaz. Kendisinden rivayet eden râvi hakkın­da da ihtilâf vardır» demiştir. «Ehhidâsa» nâm eserde îbni Mam'in «Bu zâtı tanımam» dediği zikrolunmuştur. Hâkim ise onun hadîsi­ni aahîh bulmuş, Zehebî (673—748) «Muhtasarü'l-Müstedrek» de bunu ikrarla onu zayıflardan saymamıştır.

Menden rivayet edene gelince : Bu zât Hoşeb h. AbdiVâiv. Musannif «Et-Takrib» de onun için «sıkadır» demektedir.

Hadîs-i şerif, arefe orucunun Arafat'ta tutulmasının memnu oldu­ğuna delildir. Bâzıları bunun haram olduğuna kail olmuşlarsa da Cum-hur'a göre o gün Arafat'ta oruçsuz bulunmak müstahâbtır. «Vucud za'-fına sebep olmazsa tutulmasında beis yoktur» diyenler de vardır. Pey­gamber (S.A.V.)'in Arafat'ta arefe günü oruçsuz bulunduğu sâbıt ol­muştur. Fakat bu oruç tutmanın haram olduğuna delâlet etmez. İftarın efdâl olduğunu gösterir. Zîrâ Peygamber (S.A.V.) daima efdâl olanı ya­pardı. Yalnız caiz olduğunu göstermek için bazan efdâlin hilafını yap­tığı da olmuştur. Bittabi tebliğ vazifesini ifâ etmiş olmakla bu dahi onun hakkında efdâldir.[726]

713/565- «Abdullah İbni Ömer radıyallahü anhüma'öan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah SaUallahü aleyhi ve sellem:

— Ebedî oruç tutan, oruç tutmamıştır; buyurdular».[727]

Hadîs, mütfefekun aleyh'dir.

Müslim'in Ebû Katâde'den rivayeti: «Ne oruçtutmuş, ne de iftar etmiştir» lâfzıyladır.

Bu hadîsin mânâsı hususunda ihtilâf vardır. «El-Mesâbih» adlı eserin sarihi şöyle diyor: «Bu hadîs iki türlü tefsir olunmuştur. Bi­rinci tefsire göre, oruç tutanı yaptığından vazgeçirmek için ha­dîs ona bedduadır. İkinci tefsire göre ihbardır». Yani bu adam her-gün oruç tuta tuta artık açlık ve susuzluk elemi duymaz olmuştur. Binaenaleyh onun için sabır ve tahammüle hacet yoktur. Halbuki orucun sevabı bu itibarladır. Şu halde hiç oruç tutmamış gibi oruç fazile­tinden mahrum olur. Bilhassa Müslim'in Ebu Katâde'den rivayet et­tiği son kısım, hadîsin ihbar için olduğunu te'yid ediyor. TirmizV-nin Ebu Katâde'den tahrîc ettiği şu hadîs de ihbarı te'yid etmektedir:

«Ne oruç tutmuştur, nede tutmamıştır».

Hadîs-i şerîf hakkında İhnil'l-Â'raU (468 — 543) : «Eğer bed­dua ise vay Peygamber (S.A.V.)'in bedduasını alanın hâline!... Eğer bu hadîsin mânâsı haber ise vay Peygamber (S.A.V.)'in oruç tutmamıştır diye haber verdiği kimsenin hâline! Şer'an oruç tutmamışsa ona nasıl sevap yazılır?» diyor.

Ulemâ, ömür boyunca tutulan oruç hakkında ihtilâf etmişlerdir. Bir takımları bu oruç haramdır demişlerdir. îbni Huzeyme (223—311) 'nin kavli budur. Bâzıları cevazına kail olmuşlardır. îbnü'l-Münzir'in rey'i de budur. Bunlar bu bâbdaki hadîsleri te'vil ederek: «Nehyedilen ebedî oruç bayram ve teşrik gibi memnu günlerle bir­likte tutulandır» derler. Fakat Peygamber (S.A.V.)'in Ibnl Ömer (R.A.)'a. ebedî orucu nehyetmesi, ve: «Senin üzerinde nefsinin, ailenin ve misafirinin hakkı vardır» buyurarak nehyin illet ve sebebini de beyân etmesi, bu te'vili reddetmektedir. Şu hadîs-î şe-rîf de böyledir :

«Bana gelince: Ben kimi oruç tutarım, kimi tutmam. Artık kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden de­ğildir».

Ban'ânî (1059—1182) delîl itibarıyla ebedî oruca haram deme­nin daha doğru olacağı'kanâatmdadır. Cumhur ulemâ'ya göre oruç ken­disini bîtâb düşürmeyecek kimselere ömür boyunca oruç tutmak müs-tahâbtır. Mezhep imamlarına göre ise mekruhtur. Çünkü bedeni zayıf­latır. Cumhur ulemâ nehy hadîslerini te'vil etmişler, ve Peygamber SaîldUahü aleyhi ve sellem'in altı günlük şevval orucu ile ramazanı ve keza her ay tutulan üç gün orucu bütün senenin orucuna benzet­mesini kendilerine delîl ittihaz eylemişlerdir.

Bu oruçları tutanlar : «sevaba müstehâp olmasa, Hx. Peygamber ber (S.A.V.) sene orucuna benzetmezdi» derler. Şu hadîs dahi Cumhur'un delîllerindendir :

«Eğer bir kimse bütün sene oruç tutarsa muhakkak kendini Allah Azze ve Celle'ye hibe etmiştir» bu hadîsi Îbnü's-Sünnî, Hz. Ebu Hüreyre (R. AJ'dan merfu' olarak rivayet et­miştir. Ancak hadîsin sıhhat derecesi bilinememektedir.[728]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

data-ad-client="ca-pub-8844673487498982"
data-ad-slot="6052113740">

Son yorumlar