ON SEKIZINCI HADIS: TAKVA VE İNSANLARA MUAMELE

ON SEKIZINCI HADIS:

TAKVA VE İNSANLARA MUAMELE

Ebu Zer: Cündeb bin Cünade, ve Ebu Abdurrahman: Muaz bin Cebel (r.a)’den rasulullah (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: Nerede olursan Allah’tan kork, kötülüğün arkasından iyilik yap ki onu imha etsin, ve inlara güzel ahlakla muamele et.” Bunu Tirmizi rivayet etti, ve Hadis hasendir, dedi. Bazı nüshalarda da Hasen, sahihtir, dedi.

Bu hadisi Tirmizi Süfyanı Sevri rivayetiyle tahric etti. Oda Habib bin Ebi Sabit’ten Oda Meymun bin Eşi Şebib’ten, Oda Ebu Zer’den rivayet etti.

Yine bu isnatla Meymun’dan, Oda Muaz’dan tahric etti, ve şeyhi Mahmed bi Gaylan’ın şöyle dediğini rivayet etti: Ebu Zer’in hadisi daha sahihtir.

________

53(1) Hadisin isnadı sahihtir. Ahmed müsnedde tahric etti.

Bu hadisin isnadında ihtilaf edildi.Onun hakkında denildiki: Habib’ten, Oda Meymun’dan rivayet ettiki: Peygamber (sav) bunu mürsel olarak tavsiye buyurdu. Darekutni bu mürseli terci etti.

Tirmizi bu hadisi güzel gördü, bazı nüshalarda sahih görülmesi uzak bir görüştür.Fakat bunu Hakim’de tahric etti ve: Şeyhaynin şartı üzere sahihtir, dedi. Bu iki cihetten vehimdir. (S: 304) Birincisi: Meynun bin Ebi Şebib-İbni Şebib’te denilir-Buhari sahihinde odan hiç bir hadis tahric etmedi, Müslim’de ancak mukaddimesinde Mugire binŞu’be’den rivayet edilen hadisi tahriç etti.

İkincisi: Meymun bin Şebibin sahabenin hiç birinden işittiği doğru değildir. Fellas dedi ki: Sahabeden rivayetinden hiç birinde: İşittim,diyebirşey yoktur. Hiç kimsede de oun peygamber (sav)’in ashabından işittiğini zannettiği haberini almadım.

Ebu Hatim er Razi dedi ki: Onunebu Zer ve Ayşe’den rivaeyti mutasıl değildir.

Ebu Davud dedi ki: Ne Ayşe’ye yetişti, nede Ali’i gördü. O halde Muaz’ı hiç görmemiştir.

Buhari, Şeyhi Ali İbnil Medini, Ebu Zür’a ve Ebu hatim’e göre hadis ancak karşılaşmış olmakla muttasıl olur. İmam Ahmed’in sözü de buna işaret ediyor, Şafii’de Risalede bunu ifade etti bütün bular Müslimin görüşüne muhaliftir.

Peygamber (sav)’de bu vasiyyeti Muaz ve Ebu Zer’e yaptığı diğer vecihlerle rivaeyt edildi.

Bezzar İbni Lehia’dan tahriç etti, Oda Ebuz Zübeyr’den Oda ebut Tufeyl’den, Oda Muaz’dan rivayet ettiki: Peygamber (sav) Onu bir kavme gönderdi, ve Muaz dedi ki: Ya rasulullah bana tavyi et. Buyurduki: Selamı yay, yemek dağıt, ehlinden heybetli bir adamdan haya ettiğin gibi Allah’tan haya et, kötülük yaptığın zaman iyilik yap, gücün yettiği kadar ahlakını güzelleştir.

Taberani ve Hakim Abdullah bin Amr bin El As’tan tahric etti: Muazbin Cebel yolculuk yapmak istedi ve dedi ki: Ya rasulullah bana tavsiyede bulun. Buyurduki: Allah’a ibadet et ve onu hiçbir şeyi ortak koşma” dedi ki: Ya rasullullah biraz (taviyeyi) artır. Buyurdu ki: Kötülük yaptığın zaman iyik yap. dedi ki: Ya rasullulalh bir az tavsiyeyi) artır Buyurdiki: Doğrusu, ol ahlakın güzel olsun (1)

(S: 305) İmam Ahmed Derrac’ta tahric etti, Oda ebul Heysem’den Oda Ebu Zer’den rivayet ettiki: Rasululah (sav) onu buyurduki: Sana işlerinin gizlisinde ve açığında Allah’tan sakınmanı (takvayı )tavsiye ediyorum, kötülük yaptığın zaman iylik yap, hiç asan bile yere düşse kimseden bir şey isteme, emanet alma, iki kişi arasında hüküm verme.” 54Yine başka bir rivayette Ebu Zer’den şöyle dediği rivayet edildi: dedimki: Ey Allah’ın rasülü, beni cenneti yaklaştıracak cehennemden uzaklaştıracak bir ameli bana öğret. Buyurduki: Ey Allah’ın rasulü (La ilahe illallah)’ta iyiliklerden midir? Buyurduki: O iyiliklerin en güzelidir”

İbni Abdil Ber Temhid’de Nazar olan isnatla, Enes (r.a)’ın şöyle dediğni rivayet etti: Peygamber (sav) Muaz’ı Yemen’e gönderdi ve buyurduki: Ey Muaz Allah’tan sakın, insanlara güzel ahlakla muamele et, bir kötülük yaptığı zaman, peşinden iyilik yap” Dedi ki: Dedim ki: Ey Allah’ın rasulü (Lailahe illallah)’ta iyiliklerden imidir? Buyurduki: O iyilikleri en güzelidir.

Peygamber (sav)’in Muaz’a tavsiyesi İbni Ömer ve başkasında da birçok vecihlerle uzunca rivayet edildi ve içerisinde zayıflık vardır.

Bu manaya Ebu Hureyre (r.a)’in peygamber(sav)’den rivayet ettiği şu hadistegiriyor. Peygamber(sav)’e:İnsanları en çokcennete girdiren şeyin ne olduğu soruldu. Buyurdiki: “Allah’tan sakınmak ve güzel ahlaktır. Bunu İmam Ahmed, İbni Mace ve Tirmizi tahric etti ve ibni Hibban hadisi doğrulada.

54(1) Hadis sahihtir, Hakim tahric etti ve doğruladı. (2) Nisa ayet:131 (3) Maide, ayet: 96 (4) Haşr ayet: 18

Bu tavsiye Allah’ın ve kullarının haklarını toplayan büyük bir tavsiyedir. Çünkü Allah’ın kullara haklarından:Ondan hakkıyla korkmalarıdır. Takva Allah’ın öncekilere ve sonrakilere tavsiyesidir. Allah teala buyurduki: Sizden nice kendilerine kitap verilenlere ve size Allah’tan korkun” diye emrettik.) (2) (S:306) Takvanın aslı: Kulun kendisiyle sakındığı ve korktuğu şey arasında kendini ondan koruyacak bir engel kılmasıdır. Kulun Rabbi için takvası: Kendisiyle Rabbinin azabı, gazabı arasına ondan koruyacak bir engel kılmasıdır. Kulun Rabbi için takvası: Kendisiyle Rabbinin azabı, gazabı arasına ondan koruyacak bir engel kılmasıdır.

oda taatını yapmak, ve yasaklarından kaçımaktır.

Takva bazan Allah’ın ismine izafe edilir, Allah tealanın şu kavli gibi: Huzuruna toplaacağınız Allah’tan korkun) (3) ve Allah teala buyurduki: Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve her nefis yarın için ne göderdiğine baksın, Allah’tan korkun. Muhakak ki Allah işlediğinizden haberdardır. (4)

Takva Allah’a izafe edilirse manası: Onun gazabından ve öfkesinden korkun demek olur. Bu korkulanların en büyüğüdür, bundan dünyevi ve ührevi cezalara ortaya çıkar. Allah teala buyurduki: Allah kendisine karşı gelmekten sizi sakındırıyor (1) ve buyurduki: Sakınılmaya layık olan da, mağfiret sahibi de odur. (2) O korkulmaya, kullarını gönlünde büyütülmeye ehildir, ta ki ona tapsınlar ve itaat etsinler. Çünkü o büyültmeye, büyüklük sıfatlarına ve şidtdetli yakalama ve şiddetli yakalama ve şiddetli azab etme kuvvetine müstehaktır.

Tirmizi Enes’ten (Sakınılmaya layık olan da, mağfiret sahibi de odur.) ayeti hakkında peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: Allah teala buyuduki ben korkulmaya ehilim, kim benden korkar ve benimle birlikte başka bir ilah tutmazsa, onu bağışlamaya de ehilim .” (3) Takva bazan Allah’ı azabına veya azap mekanına (cehennem gibi), veya (azap) zamanına (kıyamet gibi) şeylere izafe edilir. Allah teala buyurduki: (Kafirler için hazırlanmış olan cehennemden sakının) (4) Ve buyurduki: Yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten sakınnı. O kaafirler için hazırlanmıştır.) (5) (S: 306) Ve buyurduki: (Allah’a döndürüleceğiniz günden sakını.) (6), (Öyle bir günden kokkun ki, üç günde hiç kimse başkası için herhangi bir ödeme bulunamaz.) (7)

55Kamil takvaya farzları yapmak, haramlar ve şüphelileri terkte, ve belki daha sonra mendupları yapmak ve mekrupları terk etmek te girer. Bu takvanın en yüksek derecesidir, Allah teala buyurduki: Elif, Lam. Mim. O kitap (kuran) onda asla şüphe yoktur. O, müttakiler için bir yol göstericidir. Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar. Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirelene iman ederler, ahiret gününe de kesinkes inanırlar.) (8) Ve buyurduki: (Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah’a ahiret günüe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. Yakınları, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekat verir. Anlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakiler ancak onlardır.) (9)

Muaz bin Cebel dedi ki: Kıyamet günü nida edilirki: Müttakiler nerede?Rahmanın himayesi altında ayağa kalkarlar ve onlardan gizlenmez. Ona derlerki: Müttakiler kimlerdir? Derki (münadi) şirkten ve putlara tapmaktan sakınan ve İbadeti Allah için halis yapanlardır. İbni Abbas dedi ki: Onlar hidayetten bildikleri şeyi terk etme hususunda Allah’ın azabından sakınan ve getirdiğini tasdik etme husuunda da rahmetini ümit eden kimselerdir.

Hasan dedi ki:Müttakiler: Allah’ın kendilerine haram kıldığı şeyden sakınan ve farzk kıldığını eda edenlerdir. Ömer bin Abdul Aziz dedi ki: Gündüz oruç tutmak, gece namaz kılmak, ve bu ikisini beraber yapmak takva değildir. Fakat takva. Allah’ın haram kıldığını terk etmek, farz kıldığını yerine getirmektir. Kim bundan sonra bir hayırla rızıklanırsa o hayır

_______

(1) Ali İmran ayet: (2) Müddessir, ayet: 56 (3) Ahmed, Darimi, Tirmizi, Nesai, İbni Mace, Bezzar,Ebu Yala,Begavi,İbni Cerir, Münzir, ibni ebi Hatim İbni Adiy ve Hakim tahric etti, ve doğruladı. (4) Ali İmran, ayet: 131 (5) Bakara, ayet: 24 (6) Bakara, ayet: 281 (7) Bakara, ayet: 48-123 (8) Bakara, ayet: 1-4 (9) Bakara, ayet: 177 (10) Zelzele suresi, ayet: 7-8

üstüne hayırdır. Talk bin Habib dedi ki: Takva Allah’tan sevabını ümit ederek, Allah’tan bir nur ile Allah’ın taatını işlemen ve Allah’ı azabından korkarak, Allah’tan bir nur ile Allah’ın masiyetini terk etmendir.

(S: 308) Ebud Derda’dan şöyle dediği rivayet edildi: Takvanın tamamını, bir zerreden bile sakınır derecede kulun Allah’tan korkmasıdır, hatta haram olma korkusuyla bazı helal gördüğü şeyleri bile terk etmesidir, Allah teala kulları için olacak durumu açıklamıştır. (Kim zerre ağırlığınca hayır işlerse onu görür, kim de zerre ağırlığınca şer işlerse onu görür.) (1) Hayırdan hiçbirşeyin yapılmasını, şerden de hiçbirşeyin sakınılmasını küçük görme. Hasan dedi ki: Müttakilerde takva o derce olduki harama muhalefet olsun diye helaldan çoğunu terk ettiler.” Sevri dedi ki: Onlar, sakınılmayacak şeyde de sakındıkları için müttaki ismi verilmiştir. Musa bin A’yan dedi ki: Müttakiler harama düşme korkusu helal şeylerden de uzak durduar. Allah’ta oları müttakiler diye isimlendirdi. Şu hadis daha önce geçti: Kul sakıncalı olması korkusuyla sakıncalı olmayanı terk edinceye kadar müttakilerden olamaz.” Ve kim ki şüphelerden sakınırsa, dinin ve ırzını temize çıkarmış olur. Meymun bin Mihran dedi ki: Müttaki cimri ortağın ortağana karşı yaptığı hesaptan daha fazla nefsini hesaba çeker.”

İbni Mesud: (Allah’tan hakkıyla korkun) ayeti hakkında dedi ki: İtaat edilmesi , asi olunmaması, zikredilmesi, unutulmaması, şükredilmesi veya körlük edilmemesidir.

Bunu Hakimmerfu olarak tahric etti, fakat mevkuf daha sahihtir. Onun şükrüne bütün taat fiileri girer.

Onun zikredilip unutulmamasının manası: Hareketlerinde, duruşlarında ve konuşmasında kalbiyle Allah’ın emirlerini hatırlayıp onları yerine getirmesi, yasaklarını hatırlayıp onlardan kaçınmasıdır.

Ebu Hureyre’nin dediği gibi takvanın kullanımı genellikle haramlardan sakınma olarak kullanılır. (S: 309) Ebu Hureyre takvadan soruldu ve dedi ki: Sen hiç dikeli yolda yürüdün mü? Adam: Evet, dedi. Nasıl yaptın?, dedi. Diken gördüğüm zaman başka dikensiz tarafa giderdim veya atlar geçerdim, dedi. İşte takva budur, dedi.

İbnil Mu’tez bu manayı aldı ve dedi ki:

Günahların küçüğünü büyüğünü terk et o takvadır.

Gördüğünden sakınan dikenli yerde yürüye gibi yap.

Küçüğü küçük görme dağlar çakıltaşlarındandır

Takvanın aslı: Kulun sakınılacak olanı bilmesi, sonra sakınmasıdır.

Avn bin Abdullah dedi ki: Takvanın tamamı: Bilmediğini öğrenmeyi istemendir.

Marufu Kerhi dedi ki: Sen takvayı güzel yapmazsan, faizi yersin, takvayı güzel yapmazsan bir kadınla karşılaşınca gözünü haramdan kapamazsın ,sen takvayı güzel yapmazsan kılıcı kendi boynuna koyarsın. Peygamber (savW7 MuhammedbinMesleme’ye buyurduki:Sen ümmetimi ihtilaf etmiş görürsenkılıcını al onunla Uhud’a vur.” (1)

Sonru Maruf dedi ki: Herhalde benim bu meclisimden de sakınmamız gerekir. Sonra dedi ki: Sizin mecsidden buraya gelişinizden sakınmamız gerek. Hadiste tabi olunan için fitne tabi olan için zillet olduğu ifadesi gelmedi mi, yani insanların bir adamın arkasından yürümesi? Fil cümle: Takva Allah’ın bütün yaratıklarına, Rasulullah (sav)’in de ümmetine tavsiyesidir. Peygamber (sav) bir seriye üzeride birini emir olarak gönderdiği zaman, ona kendi nefsi açısından Allah’tan korkması, yanındaki müslümanlara da hayır tavsiye ediyordu. (2)

(S: 310) Rasulullah (sav) veda haccında kurban günü insanlara verdiği hutbede Allah’tan sakınmalarını ve imamlarını dileyip onlara itaat etmelerini tavsiye buyurdu. (3) İnsanlara öğüt verince, onlar deki: Bu sanki veda edenin öğüdü gibi, bize tavsiyede bulun. Buyurduki: Size Allah’tan sakınmayı, ve dinleyip, itaat etmeyi tavsiye ediyorum.”

İbni Hibban ve başkasının tahric ettiği Ebu Zer hadisinde Ebu zer dedi ki: Dedim ki: Ya Rasulullah bana tavsiye et. Buyurduki: Sana Allah’ın takvasını tavsiye ediyorum, çünkü o bütün işlerin başıdır.

İmam Ahmed Ebu Saidi Hudri’den şöyle dediğini tahric etti: Ey Allah’ın takvasını tavsiye ediyorum, çünkü o bütün işlerin başıdır.”

İmam Ahmed Ebu Saidi Hudri’den şöyle dediğini tahric etti: Ey Allah’ın Rasulü bana tavsiye et, dedim. Buyurduki: Sana Allah’ın takvasını tavsiye ediyorum çünkü o herhayrın toplayıcısıdır.

Tirmizi’de Yezid binSelem’den rivayet edildi: O rasululullah (sav)’e sormuş ve deniş ki: Ey Allah’ın rasulü ben senden çok hadis duydum, sonuncusunun öncekisini unutturmasından korkuyorum, bana bir cümle bahset ve benim için kapsamlı bir şey olsun. 56

Buyurduki: Bildiğin şeyler hususunda Allah’tan sakın Selefi salih bunu tavsiye ededer dururlardı. 57

(S: 311) Ebu Bekir Sıddık (r.a) hutbesinde şöyle diyordu: Size Allah’ın takvasını tavsiye ediyorum, ona ehli olduğu şekliyle sana (övgü) etmenizi, korkup ümit etmenizi, (Allah’tan) isterken ısrarlı olun, çünkü Allah zekeriyya ve ailesi övdü ve buyurduki: Onlar hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarar bize yalvarırlardı; onlar bize karşı derin saygı içindeydiler.(1)

Ebu Bekir (r.a)’in vefatını gelince Ömer (r.a)’e söz aldı, onu çağırdı ve onu vasiyyet etti. Ona ilk söylediği şuydu: Ey Ömer Allah’tan sakın” ömer oğlu Abdulla’a yazdıki: Ben sana Allah’ın takvasını tavsiye ediyorum, çünkü kim ondan sanırsa onu korur, kim ona ödünç verirse mükafatını verir, kim şükrederse (nimetini) artırır. Takvayı iki gözünün arasına al ( çok önem ver) ve onu kalbini cilası kıl”

alibin ebi Talib (r.a) adamın birini bir seriyyenin başına emir tayin etti ve dedi ki: Mutlaka huzuna çıkacak olduğun Allah’ın tavasını sana tavsiye ediyorum. Sonun mutlaka onadır, ve o dünya ve ahirete sahiptir. Ömer bin Abdul Aziz bir adama şöyle yazdı: Sana Allah’ın takvasını tavsiye ediyorum ki, Allah’tan başkasını kabul etmez ve ancak (takva) ehline merhamet eder ve ancak onun üzerine sevap verir; onunla öğüt verenler çoktur, fakat onunla amel edenler, azdır, Allah bizide senide müttakilerden etsin.”

Halife yapılınca hutbe okudu. Alllah’a hamdetti ve onu sena etti ve dedi ki: Size Allah’ın takvasını tavsiye ediyorum, çünkü Allah’ın takvası her şeyin yerine gelir, takvanın yerine hiç bir şey gelemez. Bir adam Yunus bin Ubeyd’e dedi ki: Bana tavsiye et. dedi ki: Sana Allah’ın takvasını ve ihsanıtavsiye ediyorum, çünkü Allah takva sahipleri ve ihsan sahipleriyle beraberdir.” Hac yapmak isteyipte bana tavsiye et diyen adama dedi ki: Allah’tan sakın; kim Alla’tan sakınırsa onun için yalnızlık yoktur” Tabilerle birlikte ölüm anında bir adama: Bize tavsiye et denildi. dedi ki: Size nahl suresinin sonun tavsiye ediyorum: (Allah, sakınanlar ve ihsan sahipler ile beraberdir.)

Seleften bir adam kardeşine yazdıki: Sana Allah’ın takvasını tavsiye ediyorum; çünkü o senin gizlediğin şeyin en değerli, açığa vurduğunun en süslü, biriktirdiğinin en üstün olanıdır.

Allah takva ehli için korktuları hususta kurtuluşa ve ummadıkları yerden de rızıklarını vermeye kefil olmuştur.”

___

58(1) Ebu Nuaym Hilyede’de tahric etti. 8/365, yine hadisi sahih bir isnatla ibni Ebi Şeybe ve İbni Mace, Ahmed ve İbni Sa’d tabakatta tahric etti. (3) Tahric taha önce geçti. Müslim ibni Mesud’dan tahric etti. (3) Talak, ayet: (4)Hadis munkatı’dır, Ahmed ve ibni Mace tahric eti, çünkü senedindeki Ebus Selil Ebu Zer’i görmemiştir. (5) Nesainin tahric ettiği hadisin bir kısmıdır. İbni Hibban doğruladı.

Şube dedi ki: Bir tarafa çıkmak istediğin zaman Hakem’e: Senin bir ihtiyacın varmı?, derdim . Orda: Sana peygamber (sav)’in Muaz bin Cebel’e yaptığı tavsiyeyi yapıyorum: Nerede olursan Allah’tan kork, kötülüğün peşinden iyilik yap ki (5 ) kötülüğü) imha etsin, ve isanlara güzel ahlakla muamele et” derdi. Peygamber (sav)’in duasında şöyle dediği sabittir. Allah’ım senden hidayet, takva, iffet ve zenginlik istiyorum.” (2)

Ebu Zer dedi ki: Rasululah (sav) şu ayeti okudu: (Kim ki Allah’tan korkarsa Allah onun için bir çıkış kapısı kılar.) (3) Sonra buyurduki: Ey Ebu Zer eğer insanların hepsi bu ayeti alsa tatbik etse) kendilerine yeterdi” (4)

Peygamber (sav)’in “Nerede olursan Allah’tan korkar sözünden muradı: Gizli deve açıkta, insanların gördüğü ve görmediği yerde. Ebu Zer hadisinde peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu zikretmiştik. İşinin açığında ve gizlisinde Allahın takvasına sana tavsiye ediyorum.

Peygamber (s.a.v) duasında şöyle diyordu: Allah’ım gıyabta ve görünürde senin korkunu istiyorum (5)

Daha öne Ebut Tufeyl’in Muaz’dan rivayet ettiği hadis geçmişti, peygamber (s.a.v) Muaz’a şöyle buyurdu: Ehlinden heybet sahibi birinden haya ettiğin gibi Allah’tan haya et”

Bu gizlide Allah’tan korkmayı gerekli kılan sebeptir, çünkü nerede olursa Allah’ın kendini gördüğünü bilen kimse, gizlisine ve açığına vakıf olduğunu bilen ve bunu yalnızlığı anında hatıran getiren kimse gizlidede masiyetleri terk eder. Bu manaya kıranda Allah tealanın şu kavliyle işaret edildi: (Adını kullara birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir (1)

(S: 3137) Seleften bazısı arkadaşlarına diyorduki: Allah bizi de sizi de yalnızlıkta gücü yettiği halde haramdan uzaklaşmayı, ve kendisini gördüğünü bilip korkusundan dolayı (haramı) terk edenlerde kılsın.

Şafii dedi ki: En zor şey üçtür: Azlıkta cömertlik, yalnızta vera (şiddetli takva) ümit edilip korkuların yanına hak söz)

Vaiz İblis Semmak (2) kadeşine şöyle yazdı: Sana Allah’ın takvasını tavsiye ediyorum, O öyle Allahki gizli anında seninlegizli konuşan,açık anında seni görendir, herhalinde, gecede, güdüzünde Allah’ı hatırında tut. Sana yakınlığı ve sana olan kudreti kadar Allah’tan kork. Bilki sen onun saltanatından başkasının saltanatına çıkamazsın, ve mülkünden başkasının mültküne çıkamazsın, onun azami sakın, ondan titremen çok olsun, vesselam.”

Ebul celed dedi ki: Allah peygamberlerden birine şöyle vahyetti: Kavmine de ki: Sizin haliniz nedir, günahı benim yaratıklarımdan gizliyorsunuz da , bana karşı açıkça işliyorsunuz? Eğer benim sizi görmediğim görüşündeyseniz, o halde siz bana şirk koşmuş olursunuz, eğer benim bildiğim görüşündeyseniz beni niçin size bakanların en basiti kılıyorsunuz?” Vebib bin el Verd diyorduki: Allalh’ın sana olan kudreti miktarınca Allah’tan kork,sana yakınlığı mikkatırınca da odan haya et”

Bir adam ona bana öğüt ver, dedi. Ona dedi ki: Sana , Allah’ın bakanların en basiti olmasından kork” Selefin bazısıdiyorduki: Masiyetinle gözünü aydınlatmadığın kimsenin sana merhamet edeceği görüşünde misin?Bazı da dedi ki: Ey Adem oğlu kimse sana bakmazken bir masiyet işlesen Allah’la başbaşa olduğun halde yaratıklarından birinde haya ettiğin gibi haya etmesen sen ancak iki adamdan birisi olursun: eğer sen onun seni görmediğini zannediyorsan, kafir olursun, eğer Onun gördüğünü biliyorsan, yaratıklarını en zayıfına karşı engel olan şey, ona karşı engel olmuyorsa, o halde sen ona karşı cesaret etmişsindir.”

____

(1) Nisa, ayet: (1) (2) O zahid, örnek, vaizlerin efendisi, Ebul Abbas Muhammed bin Subeyh el İcli (Siyari alamin Nübela: 8/328, 330 (3) Mülk Suresi,ayet:14 (S: 314)Seleften biri bir sulak, ağaçlı bir yere girdi ve dedi ki: Burada yalnızca bir isyan işlesem, beni kim görür? O sulak ağaçlıyeri doltduran bir ses işitti. (Yaratan bilmez mi? O en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyde haberdardır.) (3)

Birisi Bedevi arap bir kadın azina için meylettive kadına dedi ki: Bizi yıldızlardan başka gören yok. Kadın: Onları yıldız olarak yapan nerede, dedi.

Muhammed binel Münkedir durup bir kadınla konuşan bir gördü ve dedi ki: Allah kinizi de görüyor, Allah bizimde siz ikinizin de ayıplarını örtsün.

Harisel Muhasibi dedi ki: Murakabe: Kalbin Allah’a yakın olduğunu bilmesidir.

Cüneyd’e soruldu ki: Gözü haramdan yummaya ne ile yardım talep edilir? dedi ki: Senin bakacağına Allah’ın bakması daha önce olduğunu bilmendir.

İmam Ahmed şöyle şiir söylüyordu:

Zaman boyunca birgün yalnız kalırsan deme yalnız kaldım, fakat beni müzerimde bir gözcü var, de Allah’ı birsaat bile gafil kalır, veya ona gizle yapılan ondangaip olur zannetme.

İbnis Semmak şöyle şiir söylüyordu:

Ey günaha müptela olmuş haya etmez misin vallahi yalnızlıkta ikincinvar rabbini sana mühmet vermesi ve kötülüklerin boyunca sei örtemesi seni aldattı.

Peygamber (s.a.v) Muaz’a gizli ve aşikarda Allah’ın takvasını tavsiye ettiğinde, yönü buna karşı kendine yardım edecek şeye irşad etti, o da kavminden heybetsahibi bir adamdan haya ettiği gibi Allah’tan haya etmesitir.

Bunun manası: Daima kalbiyle Allah’ı kendine yakınlığını ve kendisine vakıf olduğunu hissetmesi ve onun samkasından haya etmesitir.

Muaz peygamber (sav)’i tavsiyesine yerine getirir.

Ömer(r.a) Onu bir işe göndermişti ve beraberinde bir şey yoktu, bunu üzerine karısı kendisini kınadı, Muaz (r.a) dedi ki: Benimle beraber bir sıkıştıran vardı, birşey almama engel oluyordu.

(S:315) Muaz bununla Rabbini murad etti. Karısıda Ömer’in kendisiyle birlikte bir gözcü gönderdiğini zanetti, kalktı onu insanlara şikayet etmeye başladı.

Kimin hali daima veya çoğunlukla böyle olursa, o Allah’ı görür gibi ibadet eden ihsan sahiplerinden olur, ve fuhşiyattan ve büyük günahlardan sakınan ihsan sahiplerinden olur.

Gizlilik Allah’ın takvası: O kamil imanın alametidir, Allah’ın mü’minlerin kalplerinde ona karşı övgü yapmalarını sağlamasına büyük tesiri vardır.

Hadiste: Kul hiçbir gizli iş yapmadı ki Allah ona açık ridasını giydimiş olmasın: Hayır ise haır, şer ise şer” (1) Bu merfu olarakta, ve ibni Mesud’u sözlü olarakta rivayet edildi. Ebud Derda dedi ki: Sizden biriniz farkında olmadan, mü’minlerin kalplerinin kendisine lanet etmesiden sakınsın; kişi yalnızlıkta Allah’a asi olur. Allah’ta mü’minlerin kalbine onun buğzunu atar.

Süleyman et Teymi dedi ki: Kişi gizli olarak günah işlerse onun üzerine zillete düşer.

Başkası da dedi ki: Kul kendisiyle Allah arasında bir günah işlerde, sonra (din) kardeşlerinin yanına gelir, o (günahın) eserini üzerinde görürler.”

Bu, ahiretten önce dünyada bile amellerin zerrelerine bile karşılık veren hak bir ilahın varlığına delillerine en büyük ğünündedir. Onun katına amel yapanın ameli zayi olmaz, perde ve gizlilik onun kudretine karşı fayda vermez. Said olan kendisiyle Allah arasında olanı düzgün yapandır, çünkü kedisiyle Allah arasındakini düzgün yapan, kendisiyle yaratıklar arasınkini de düzgün yapar, kim Allah’ı kızdırmakla insanların övgüsünü arasa, insanlardan kendini öven malının sahibi olarak döner.

____

(1) Süyuti’nin zikrettiği gibi hais hasendir, Bunu Taberani Kebir’de Cüdüb el Beceli’den tahric etti. Müsavi dedi ki: Musannif hasenliğinine işaret etti, bu doğru değildir. Heysemi başkası dedi ki: Kendinde Hamid bin adem var o yalancıdır. Ahmet, Ebu Ya’la ve Ebu Nuaym Ebu Saidi Hudri’den İbni Lehia ve Derrac yoluyla tahric etti, ikisi de zayıftır.

Ebu Süleyman dedi ki: Ziyanda olan salih amelini insanlara gösteren, ve çirkin amelleriyle de kedisine şah damarıdan daha yakın olana mübareze (meydan okuyan) edendir.

(S: 316) Bu babta rivayet edilenleri en acaibi, Ebu Cafer es Saihin sözüdür. Habib Ebu Muhammed tüccardı,dirhem (para) kiraya veriyordu. Birgün çocuklarla oynarken kendisine uğradılar, bazısı dedi ki: Faiz yeyicisi geldi, bunun üzerine başını yere eğdi, ve dedi ki: Ya Rabbisırrımı çocuklara dayandım. Döndü ve malının hepsini topladı ve dedi ki: Ya Rabbiben esirim, senden kendi nefsimi bu malike satın alıyorum, beni azad et. Sabah olunca malın hepsini sadaka verdi, ve ibadete başladı, sonra o çouklara uğradı, çocuklar onu görünce birbirlerin dedilerki: SusunHabib el abid gelir. Ağladı ve dedi ki: Ya Rabbi sen bazan kınıyorsun, bazan övüyorsun, bunun hepsi sendendir.

Kötülüğün peşinden iyilik yapki, o kötülüğü imha etsin” Kul gizli ve aşikardar takva ile emredilince mutlaka takvada teredütte düşebilir ya emredilenlerin bazısını terk etmekle, yada bazı yasakları işlemekle, onun için bunun arkasından onun silecek bir iyiliği yapmasını emretti, Allah teala buyurtuki: Güdüzün iki ucunda, geceninde ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır) (1)

Sahihaynde İbni Mesud’dan rivayet edildiki: Bir adam bir kadını öptü ve sonra gelip peygamber (sav)’e zikretti, peygamber (sav) şu ayet ininceye kadar sus, onu çağırdı ve ona bu ayeti okudu ,bir adam (O Ömer’dir) dedi ki: Bu ona mı hastır? buyurduki: Bilakis bütün insanlara (2)

Allah teala bu vasiyette peygamber (sav)’in vasfettiği gibi mü’minleri vasfetti: (Rabbinizin bağışına ve takva sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar geniş olan cennete koşun. O takva sahipleri ki, bollukta da darlıktada Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve isanları affederler. Allah’ta güzel davranış tabulaları sever.Yine onlarki kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı tevbe istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki? Bir de onlar işledikleri kötülüklerde bile bile israr etmezler. İşte onların mükafatı, Rableri tarafından bağışlama ve altlarından ırmaklar akan içlerinde ebedi kalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükafatı ne güzeldir.) (3) (S: 317) Müttakilerin yaptıklara muamelede onlara ihsan, ile infakile, öfkeyi yutmakla, onları afe etmekle vasfetti. Bu peygamber (sav)’in Muaz’a tavsiye buyurduğun iyi ahlakın son derecedir.

Sonra onları şöyle vasfetti onlar bir kötütülük yaptıklarında veya nefislerine zulmetiklerinden Allah’ı hatırlarlar ve günalarına bağışlanma dilerle ve o günahlarda ısrar etmezler. Bu da bazan müttakilerin büyük günahlara düşebileceğine delildir. Fakat ısrar etmeyecekleri bilaki günaha düşüşten sonra Allah’ı hatırlayacakların ve ondan bağışlanma dilenip tevbe edeceklerini bildiriyor. Tevbe: Israrı terketmektir.

Onlar Allah’ı zikredirler’in manası: Onun büyüklüğünü, şiddetli kavranmasını, intikamını ve isyana karşı yaptığı tehdidi hatıra getiyor ve bu hatırmada anında istiğfar etmeyi ve ısrarı terketmeyi gerekli kılıyor. Allah teala buyurduki: (Takvaya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğundan (Allah’ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeğği görürler. (4) Sahihaynde peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet edildi: Bir kul bir günah işler ve günaa karşı hesaba çeken bir rabbi olduğun bildi, benim kulumu bağışladım. Sonra şöyle buyuruncaya kadar günah işler. İstediği ameli yapsın” (5)

Yani Madem buhal üzeredir, her günah işlediğinde istiğfar eder.

Tirmizi’de Ebu Bekir esSıddık’tan peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: Güde yetmiş kere de dönse istiğfareden (günahta) ısra etmez (6)

Hakum Ukbe bi Amir’den tahric ettiki: Bir adam peygamber (sav)’e geldi ve dedi ki: (S0 318) Ey Allah’ın rasulü bizden biri günah işliyor (ne buyurursunuz)?Buyurdu ki: Aleyhine yazılır. Adam: Sonra istiğfar ederse?, dedi. Buyurduki: Bağışlanır, ve kendisine cevap verilir. Adam: Tekrar dönüp işlese: Buyurduki: Aleyhine yazılır. Adam sonra tevbe istiğfar etse?, dedi. Buyurduki: Bağışlanır ve kendisine sevap verilir, siz usamadıkça Allah usanmaz” (7)

Taberani zayıf bir isnatla Ayşe (r.a)’den şöyle dediğini tahriç etti: Habib bin Haris peygamber (sav)’e geldi ve dedik: Ya rasululalh, ben çok günah işleyen bir adamım, Buyurduki: Allah’a tevbe et” dedi ki: Tevbe ediyorum sonra geri günaha dönüyorum. Buyurdiki: Her günah işlediğinde tevbe et dedi ki: Ey Allah’ın rasulü o zaman günahlarım çok olur. Buyurduki: Ey Habib bin Haris Allah’ın affı senin günahlarından daha çoktur. Bunu manasıyla Enes’ten zayıf bir isnatla tahric etti.

İbni Ebid Dünya Ali (r.a)’den şöyle dediğini rivayet etti: Sizin hayırlınız, her fitneye düşüpte çok tevbe edendir. Denildiki: Eğer geri dönerse? dedi ki: Allah’a tevbe istiğfar eder. Denildeki: Geri dönerse? Allah’a tevbe istiğfar eder. Denildiki ki: Ne zamana kadar? dedi ki: Yorulup üzelen şeytan oluncaya kadar (1)

İbni Mace İbni Mesud’dan merfu olarak tahric ettiki: Günahtan tevbe edenin günahı yok gibidir.

(S: 319) Hasan’a denildiki: Bizden bir Rabbinden haya etmez mi? Günanlarından istiğfar ediyor, sonra geri dönüyor, sonra istiğfar ediyor, sonra geri dönüyor? dedi ki: Şeytan sizin böyle olmanızla zafer kazanmayı severdi, siz istiğfar etmekten usanmayın.

Ondan şöyle dediği rivayet edildi: Bunun ancak mü’minlerin ahlakından olduğunu görüyorum. Yani: Mü’min her günah işleyişinden tevde eder.Rivayet edildiki: Mü’min günahla imtihan olunup bol tevbe edendir. (2) Cabir’de zayıf bir isnatla merfu olarak rivayet edildiki: Mü’min günah işleyip tevbe istiğfar edendir, tevbe istiğfarı üzerine ölen saiddir.(3)

Ömer bin Abdul Aziz hutbesinde dedi ki: Sizden kim iyilik ederse Allah’a hamdetsin, kim kötülük yaparsa Allah’a yaparsa, Allah’a tevbe istigfar etsin, çünkü Allah’ın boyunlarına işleyecekleri amelleri yazdığı kavimler vardır.

Yine odan başka bir rivayettte şöyle dediği rivayet edildi: Ey insanlar! kim bir günah işlerse Allah’a tevbe istiğfar etsin, yine döner (günah işlerse) Allah’a tevbe istiğfar etsin, eğer dönerse yine tevbe istiğfar etsin. Çünkü onlar adamların boynuna halka gibi takılmış hatalardır,bütün helak onlarda ısrar etmektedir.

Bunun manası: Kul kendisine takdir edilmiş günahları mutlaka yapacaktır, peygamber (sav) buyurduki: Adem ağlonu zinadan payı yazılmıştır, kesinlikle onu işleycektir

Fakat Allah kul için işlediği günahlarda çıkış yolu kılmıştır, ve günahı tevbe ve istiğfarla silmektedir. Eğer bunu yaparsa günahın şerrinde kurtulur, eğer günahta ısrar ederse helak olur.

(S: 320) Müsneddde Abdullah bin Amr’dan peygamber (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: Merhamet ediniz, merhamet olusanızı, mağfiret dileyiniz, mağfiret olunasınız. Söz bir kulağından girip öbür kulağından çıkan (söz anlamaya)lara yazıklar olsun, bildikleri halde yaptıklarına ısrar edenlere yazıklar olsun” (4)

Kötülüğün peşinden bir iyilik yap” İyilikle bazan şu murad edilir: Bu günahtan tevbe etmek. bu açıkça ibni Ebid dünya’nın’Muhammed bin Cübeyr’in mürsellerinden tahric ettiği mürsel bir hadiste varid oldu. Peygamber (sav) Muaza Yemen’e göderince buyurduki:

____

(1) Hud, ayet 114 (2) Hadis sahihtir, muttefak aleyhtir. Ahmed, Buhari, Müslim, Tirmizi Nesai ve İbni Mace İbni Mesud’dan tahric etti. (3) Ali İmran, ayet: 133-136 (4) Araf, ayet: 201 (5) Hadis sahihtir, Buhari ve Müslim Ebu Hureyre’den tahric etti. (6) Ebu Davud, Tirmizi tahric etti. (6) Ebu Davud, Tirmizi tahric etti, ve dedi ki: Hadis gariptir, isnadı kuvvetli değildir. (7) Hadis sahihtir, Hakim tahric etti, ve dedi ki: Buhari’nin şartı üzere sahihtir.

(1) Yine bunu Bezzar Enes’ten tahric etti. Heysemi Mecmauzzevaid’de dedi ki: Senedinde Beşşar bin Hakem edDabbi var, onu bir çoğu zayıf kabul etti. İbni Adiy dedi ki: onda bir sakınca olmamasını ümit ediyorum, geri kalan adamlar güvenilirdir. (2) Hadis zayıftır. Ahmed ve Ebu Ya’la Ali (r.a)den şu lafızla tahric etti. “Allah teala günahla imtihan olunup çok tevbe eden kulu sever” (3) Hadis zayıftır, Bezzar veTaberani Sağir ve evsatta den tahric etti. (4) Sahihtir, Ahmed, Buhari edebül müfredip tahric etti (5) Nisai 17 Cabir.

Ey Muaz gücün yettiğince Allah’tan kork, her ağaç ve taşın yanında Allah’ı zikret bir günah işlersen tevbe et. Eğer (günah) gizliyse (tevbeyi de ) gizli, eğer alei ise (tevbeyi de) aleni yap”

Bunu Ebu Nuaym’de mana ile başka bir vecihten Muaz’da tahirc etti.

Katade dedi ki: Selman dedi ki: Gizli bir kötülük yaparsan bir de gizli iyilik yap, eğer açık günah işlersen bir de açık iyilik yap ta ki birbirine karşılık olsun İyilikte tevbe veya ondan daha genel bir şeyi muradetmiş olması muhtemeldir.

Allah teala bir çok yerde günahından tevbe edenin bağışlanacağı veya sevaplanacağını kitabında haber verdi, (S: 321) Şu ayet gibi: (Allah’ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edipte sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir, işte Allah bunların tevbesini kabul eder)(5)

Ve: (Sonra şüphesiz Rabbin, cahillik sebebiyle kötülük yapan sonrada bunun ardından tevbe edip durumunu düzeleceği (bağışlayacaktır). Çünkü onlar tevbe ettikten sonra Rabbin çok bağışlamayan pek esirgiyendir) (1)

Ve: (Ancak tevbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar başkadır, Allah oların kötülüklerini iyilikleri çevirir.) (3)

Ve: (Ancak tevbe eden, iman eden ve iyi davranışta bulunan kimseler hariçtir. Bunlar hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın cennete gireceklerdir). (4)

Ve: (Yine onlarki bir kötülük yaptıklarında yada kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı heme tevbe istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki!) (6)

İbni Mesud’un şöyle dediği rivayet edilir: (Bu ayet güna ehli içindünya ve içindekilerden daha hayırlıdır” (7)

(S: 322) İbni Sirin dedi ki: Allah teala İsrail oğullarının günahlarına keffaret olacak şeylerin yerin bedel bize bu ayeti verdi. Ebu Cafer erRazi Rabi bin Enes’ten oda Ebul Aliye’de (8) şöyle dediğini rivayet etti: Bir adam dedi ki: Ya Rasululalh bizim keffaretlerimiz de İsrail oğullarının keffaretleri gibi olsa. Peygamber (sav) buyurduki: Ey Allah’ım istemiyoruz üç kere Allah’ı size verdiğ verdiği İsrail oğullarına verdiğinden daha hayırlıdır. İsrail oğullarından birebir hata işlediği zama hatası ve keffaretini kapısında yazılı bulurdu, eğer keffaretini yapsa o kendisi için dünyada bir zillet olurdu, keffaretini yapmasa kendisi için ahirette zillet olurdu. Allah’ın size verdiğ İsrail olğullarına verdiğinden daha hayırlıdır. Buyurduki: (Kim bir kötülük yapar, yahut nefsine zulmeder de sonra Allah’tan mağfiret dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve esirgeyici bulacaktır) (9) Şu ayet hakkında: Size dinde bir zorluk kılmamıştır) (10) İbni Abbas dediki O islamın genişliğidir. Muhammed ümmeti için tevbe ve keffaret kılmadı. (11)

Bütün bu nasların zahiri, kafirin sahih bir şekilde müslümanlığı nasıl kabul ediliyorsa, Allah’a samimi tevbe edne ve kedisinde tevbenin şartlarıtoplanmış kimsenin tevbesini de

______(1) Nahl, ayet: 119 Furkan ayet: 70 (3) Taha, ayet: 72 (4) Meryem, ayet: (5) Ali İmran, 135 (6) Bunu Abdurrazzak, Abdd bin Humeyd ve İbni Cerir Taberi Sabit el Bünani’den tahric etti. (7) İbnil Münzir tahric etti. (8) Ebu Cafer ErRazi’nin hıfzı zayıftır. Haber mürseldir. Çünkü Ebul’ye çok mürsel rivayet ediliyor fakat güvenilirdir. (9) Nisa, ayet: 110 (10) Hac, ayet: 78 (11) İbi Ebi Hatim, İbni Şihabez Zühri yoluyla İbni Abbas’tan taric etti. (12) Nisa, ayet: 116) (13) Tahrim, ayet: 8 (14) Kasas, ayet (15) Nur, ayet: 31 (16) Tevbe: 102

kabul edileceğine delildir. Bu cumhurun görüşüdür. İbni Abdil Ber’in sözü bu hususta icma olduğuna işaret ediyor.

Bazıları dedi ki: Tevbenin kabulü kesin değildir. Fakat ümit edicidir. Tevbe sahibi Allah’ın iradesi altındadır, bu ayetle delil getirdiler: (Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz, ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar.) (1) Bütün günahları Allah’ı iradeki altında olduğunu bildirdi. Belki şu ayetle de delil getirilebilir: (Ey iman ederler! Samimi bir tevbe ile Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter) (13) Ve: (Fakat tevbe eden, iman edip iyi işler yapan kimseye gelince, onun kurtuluşa ererler arasında olması umulur (14) (S:3237 Ve: (Ey mü’minler hep birden Allah’a tevbe edinki unutur ki kurtuluşa eresiniz) (15) Ve diğerleri ise günahlarını itirafettiler, iyi bir ameli diğer kötü bir amelle karıştırdılar. (tevbe ederlerse) umulurki Allah onların tevbesini kabul eder) (16) Zahir şudur ki , bu tevbe eden hakkındadır, çünkü itiraf pişmanlığı gerektirir.

Ayşe (r.a) Peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: Kul günahını itiraf ederde sonra tevbe ederse Allah tevbesini kabuleder (1)

Sahih olan çoğunluğun görüşüdür.

Bu ayetler kesinliğin olmadığına işaret ediyor. İbni Abbas dedi ki: Umulurki Allah hakında gereklidir (kesindir) Bu ali bin Talha, ibni Abbas’tan nakletti.(2)

İman ve amelin mükafatı da belki lafzıyla varid oldu, bu onun kesin olmadığına da delil değildir. Allah tealanın şu kavli gibi: (Allah’ın mesciddelerini ancak Alla’a ve ahiret gününe iman eden namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah’tan başka kimseden korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.) (3) Şu ayet ise: Ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar). Tevbe eden Allah bağışlamayı dilemiştir. Bunu kitabının bir çok yerinde haber verdi.

Kötülüğün peşinden iyilik yap” sözündeki iyilikten, tevbeden daha gene birşey murad edilebilir. Allah tealanın şu kavliden olduğu gibi: (Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir.) (S: 324) Muaz’dan rivayet edildi ki daha önce zikredildi) hakkında bu ayet idiilen adama peygamber (sav) abdest alıp, namaz kılmasını emretti.

İmam Ahmed, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace, Ebu Bekir (r.a)’den peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu tahric etti: Hangi bir adam bir günah işler de sonra kalkar, temizlenir (abdest alır), sonra namaz kılar, sonra Allah’a istiğfar ederse Allah onu muhakkak bağışlar” Sonra şu ayeti okudu: Yine onlarki bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe istiğfar ederler.)

Sahiyande rivayet edildiki: Osman (r.a) abdest aldı, sonra dedi ki: Rasulullah (sav)’i gördüm bu abdestim gibi abdestaldı, sonra buyurduki: Kim beim bu abdestim gibi abdest alırda sonra iki rekat namaz kılar ve nefsine bahsetmezse (ucba girmezse), geçmiş günahları bağışlanır”

İmam Ahmed’in müsnedinde Ebud Derda’nın şöyle dediği rivayet edildi: Rasululah (sav)’in şöyle buyurduğunu işittim: Kim güzelce abdest alır, sonrada iki veya dört rekat namaz kılar, rüku ve huşusunu güzel yapar, sonra da Allah’a istiğfar etse, bağışlanır”

Sahihaynde Enes (r.a)’in şöyle dediği rivayet edildi: Peygamber (sav)’in yanında idim, bir adam geldi ve dedi ki: Ey Allah’ı rasulü ben had gerektirecek bir suç işledim, bana had (cezasını) uygula. dedi ki: ona sormadı, ve namaz vakti girdi, peygamber (sav)’li beraber namazkıldı, peygamber (sav) namazı bitirinci adam kalktı yana geldi ve dedi ki: Ya rasullulalh ben had gerektirecek bir suç işledim, Allah’ın kitabını (hükmünü) bana uygula. (Peygamber (sav) buyurduki: Bizimle beraber namaz kılmadın mı?” evet, dedi.

_____

(1) Buhari, kitabul Meğazi (ifk babında) ve tefsir kitabında nur suresi ayetinin tefsirinde tahric etti. (2) Bunu İbni Cerir zikretti, haber mürseldir, çünküAli Talha İbni abas’ı görmemiştir. (3) Tevbe ayet: 18 (4) Hud suresi, ayet: 114, İbni Cerir tahric etti, fakat isnadı zayıftır.

Buyurduki: (S: 325) Allah senin günahını bağışladı, veya şöyle buyurdu: Senin haddini bağışladı.

Bunu Müslim mana ile Ebu Ümame’den tahric etti. Onun hadisinde (peygamber (sav) buyurduki: Sen hatan bakımından annenin seni doğurduğu gibisin (günahsızsın), bir daha günaha) dönme ve Allah teala şu ayeti inzal buyurdu: Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinden namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. (4)

Sahihaynde Ebu Hureyre (r.a)’de peygamber (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: Görüşünüz nedir? Sizden birinizin kapısının önünde bir nehir olsa günde beş defa o nehirde yıkansa hiçbiri kalır mı? Dediler ki: Hiç kiri kalmaz. Buyurduki: Beş vakit namaz da böyledir. Allah onlar sebebiyle hataları siler.

Sahihi Müslim’de Osman (r.a)’dan peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet edildi: Kim güzelce abdest alırsa hataları cesedinden, hatta tırnaklarının altıdan çıkar.

Yine Onda Müslimde) Ebu Hureyre (r.a)’den peygamber (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: Kendisiyle Allah’ın hataları silip, dereceleri artırdığı şeyi size göstermeyeyim mi? Dediler ki: Evet (göster) ya Rasululah buyurduki: Hoşa gitmeyenlere rağmen (soğuk vb.gibi) abdesti tam güzelce almak, mescide çok adım atmak ve namazdan sonra namazı beklemek, bu size ribattır, bu size ribattır (sınır boylarında nöbet tutmak gibidir.”(sınır boylarında nöbet tutmak gibidir.

Dediler ki: Evet (göster) ya Rasululalh buyurduki: Hoşa gitmeyenlere rağmen (soğuk) vb. gibi) abdesti tam güzelce almak, mescide çok adım atmak ve namazdan sonra namazı beklemek, bu size ribattır, bu size ribattır sınır boylarında nöbet tutmak gibidir)

(S: 326) Sahihaynde Ebu Hureyre (r.a)’den peygamber (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: Kim ramazan orucunu inanarak ve ecrini Allah’tan bekleyerek kıyam ederse (teravih kılarsa) geçmiş günahları affolunur, kim inanarak ve ecrini Allah’tan bekleyerek kadir gecesini ihya ederse geçmiş günahları affolunur.

Yine Sahihaynde Ebu Hureyre (r.a)’den peygamber (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: İslam kendinden öncesini yıkar, hicret kendinden öncesini yıkar, hac kendine öncesini yıkar.

Yine oda Aşure günü hakkında Ebu Kata’deden peygamber (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: Allah’ın bir önceki senenin günahlarını örteceğini zannedirim” Arafe gününün orucu hakkında da buyurduki: Allah’ın bir önceki senenin ve bir sonraki senenin günahına keffaret kılacağını zannederim.”

İmam Ahmed Ukbe bin Amir’den peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu tahric etti. Kötülük işleyipte sonra iyilik işleye adamın misali, üzerinde dar bir zırh olup boynunu sıkan, sonra bir iylik yapıpta bir halka genişleye, sonra yeryüzünde çıkıncaya kadar bir iyilik daha yapıp bir halka daha genişle adım misali gibidir. (1) Allah’ı zikretmekte günahlara keffaret olur.

Daha öncede zikretki: Peygamber (sav) (la ilahe illallah) iyiliklerden midir diye soruldu. Buyurduki: O iyiliklerin en iyisidir”

(S: 327)Sahihaynde Ebu Hureyre (r.a)’den peygamber (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: Kim günde yüz kere Sübhanelahi ve bihamdihi derse, deniz köpüğü kadar da olsa günahları silinir.”

Yine sahihaynde Ebu Hureyre (r.a)’den peygamber (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: Kim günde yüzde defa Lailahe illallahu vahdehu la şeriki leh, lehül mülkü velehül hamdü yuhyi ve yümite ve hüve ala külli şeyin kadir, derse onun için o köle azad etmiş

____

(1) Müsnedde tahric edildi, hadisin senedi güzeldir. (2) Hadis zayıftır, Ahmed tahric etti. Senedinde Ebu Ma’şer el Medeni var, O zayıftır, bunu ibni Mace’de tahric etti, senedinde Zekeriya bin Manzur var, O zayıftır.(3) Tirmizi A’meş’ten tahric etti, Oda Enes’te rivayet etti. (Tirmizi) dedi ki: Bu hadis gariptir. A’meş’in Enes’ten duyduğunu bilmiyoruz.

sevabı vardır, ona yüz iyilik yazılır, oda yüz kötülük silinir ve o günde onun için akşama kadar şeytandan koruma olur, hiç kimse ondan daha faziletli bir şey yapmamış olur, ancak ondan daha fazla yapan müstesnadır.”

Müsned ve Süneni İbni Mace’de Ümme Hani’den peygamber(sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edilir: La ilahe illalalh hiçbir günah bırakmaz ve onu hiçbir amel geçmez” (2)

Tirtimiz Enes (r.a)’den tahric ettiki: Peygamber (sav) yapktıkları kuru bir ağaç uğradı ve sopasıyla vurdu yapraklar döküldü, bunun üzerine buyurduki: Elhamdu lillah, subhanellah, Lai ilaheillalah ve Allah’u ekber, bu ağacın yapraklarının döküldüğü gibi kulun günahlarını döker.” (3)

İmam Ahmed sahih bir isnatla Enes’ten tahric ettiki: Rasululah (sav) buyurduki: Sübhaelalh, elhamdu lillah, Lai ilahe illalah ve Allahu ekber ağaç yaprağını döktüğü gibi hataları döker” Bu konuda hadisler çoktur.

Hasan (Basri) masiyetten sakınmayıp ta dili Allah’ın zikrinden geri durmayan bir adamın hali soruldu. dedi ki: Bu ne güzel bir yardımdır.

(S: 328) İmam Ahmed, şüpheden mal kazanan adamın namazının ve tesbihinin ondan bu hayatı silip silmeyeceği soruldu ki: (iyi bir ameli diğer kötü bir amelle karıştırdılar. (tevbe ederlerse) umulurki Allah teala buyurduki: İyi bir ameli diğer kötü bir amelle karıştırdılar.(tevbe ederlerse) umulurki Allah onların tevbesini kabul eder)

Malik bindinar dedi ki: Rüzgarın kuru yaprağı götürdüğü gibi ataya ağlamak ta hayatı götürür.

Ata dedi ki: Kim zikir meclislerinden birine oturursa, ona batıl meclise keffaret olur. Şüveys el adevi dedi ki: Sağdaki melek soldaki üzerine amirdir, Adem oğlu bir kötülük yapıp ta soldaki yazmak istediğiz aman, sağdaki ona der ki: acele etme belki bir iyilik yapar, eğer bir iyilik yaparsa (bire on verilir) birisi bir kötülüğü atar, ve o adama dokuz iyiliki yazılır ve şeytan derki: Veyanasınıbe Adem oğlunun (iyilinin) katlanmasına kim yetişebilir? (1)

Taberani, hakkında görüş bulunan bir isnatla Ebu Malik el Eşari’den, peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu tahric etti: Adem oğlu uyuduğu zaman melek şeytana derki: Bana sahifine ver. Bunun üzerine sahifesini verir, melek şeytanı sayfasında gördüğü iyiliklerin biriyle on kötülüğü siler ve onları iyilik yazar, sizden birini uyumak istediği zaman otuz üç defa tekbir getirsin (Allah ekber), otuz dört defa hamdetsin (elhamdü lillah), otuz üç defa da tesbih yapsın (sübhaellah desin) ve bu yüz olur”Bu hadis gariptir, münkerdir.

Ve’ rivayet ettiki: Bize A’meş Ebu ishak’tan rivayetle, anlattı,Oda Ebul Ehvas’ı şöyle dediğini rivayet etti: Abdullah bin mesud dedi ki: Benimle hergün dokuz kötülük bir iyilikle anlaşma yapılmasını arzuladım.

(S: 329) Bu bir iyilikle dokuz kötülüğün silineceğine, ondan yapılan bir işarettir. İyiliğin sevabından da bir sevap artmış onu, ve onunla da yetineceğine işarettir. Allah en iyisini bilir. İnsanlar iki meselede ihtilaf ettiler, birincisi:Salih ameller küçük ve büyük günahlara keffaret olurmu, yoksa sadec küçük günahlara mı kefffaret olur? Bazısı dedi ki: Ancak küçüklere keffaret olur. Seleften Ata ve başkasından şöyle dediği rivayet edildi: Abdest küçük günahlara keffaret olur.

Selman-ı Farisi abdest hakkıda dedi ki: O küçük yaraları örter, mescide yürümek ondan daha büyüğünü örter. Bunu Muhammed bin Nasr el Mervezi tahric etti.

Büyüklere gelince onlar için mutlaka tevbe gerekleri, çünkü Allah kullara tevbeyi emretti, tevbe etmeyenin zalim saydı.

_______

(1) Bunu Ebu Nuaym tahric eti 2/ 255. Şüveys: Şüveyn bin Hayyan’dır.Adiy oğulları şeyhlerindendir. Hicret senesinde doğdu, Ömer (r.a)’den ata (devletin hazinesinden belli miktarda verilen bağışlar) aldı. İbni Hibban kendisinigüvenilirlerdin zikretti.

Ümmet tevbenin farz olduğuna ittifak etti. Farzlar iseancakniyetvekasd ile eda edilir. Eğer büyükgünahlar abdest namaz ve diğer islamın rükünlerini yeriegetirmekle kefaret olunsaydı, o zaman tevbeye ihtiyaç kalmazdı. Bu icma ile batıldır.

Yine büyük günahlar farzların yerine getirilmesiyle kefffaret olunsaydı, bu durumda farzları yerine getirenin ateşe girmesine sebep olacak bir günahı kalmazdı. Bu da Mürcie’nin görüşüne benziyor, ve oda batıldır.

Bu İbni abdil Ber’in Temdid kitabında zikrettiği şeylerdir, ve bu konuda icma olduğunu hikayeetti, buna hadislerle de delilgetidi, bazıları:

Rasulullah (sav)’in şu hadisi beş vakit namaz, Cuma’ya kadar Cuma (namazı), ramazana kadar ramazan orucu ) müük günahlar sakınıldıkça aralarındaki şeylere günahlara keffarettirler.

Bu sahihaynde Ebu Hureyre (r.a)den tahric edildi.

Bu farzların büyük günahlara keffaret olmadığına delildir.

İbni Atiyye tefsirinde bu hadisin manası hakkında iki görüş hikaye etti:

(S: 330) Birincisi: Ehli sünneti cumhurunun görüşü: Farzların küçük günahlara keffaret olması için büyük günahlardan kaçınmak gerekir, küçük günahlardan kaçınılmazsa bu farzlar tamamen keffaret olmaz.

İkincisi: Küçük günahlara mutlak olarak kefaret olur, küçük günahlara tevbe etme ve onlarda ısrar etmeme şartıyla büyük günahlarada keffaret olur. Bu görüş ü Huzzak’tan hikaye etti (ibni Atiye) ve bunu terci etti.

Küçük günahlardan tevbe etme ve onlarda ısrar etmeme şartıyla” sözünden muradı: Eğer onlarda ısrar ederse olarda büyük günah olurve olara ameler keffaret olmaz.

Ebu Bekir Abul Azizbi Cafer’den asahabımızında bu görüşte olduğunu hikaye etmesine rağmen birinci görüş gariptir.

Sahihi Müslimde Osman (r.a)’dan peygamber (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: Hangi müslüman bir kişiye farz namaz vakti gelirde abdestini, huşusunu rukusunu güzelce yaparsa büyük günah işlemedikçe öncesi içi keffaret olur, bu bütün zaman boyunca böyledir”

İmam Ahmed’in müsnedinde Selman (r.a)’dan peygamber (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: Cuma günü biradam güzelce temizliğini yapsa sonra cuma yagitse ve imam namazını bitirinceye kadar sussa, (adam) öldürmeden sakınma şartıyla o cumayla gelecek Cuma arasınakiler için kefaret olur.

Nesai, İbni Hibban ve Hakim Ebu Said ve Ebu Hureyre (r.a)’den peygamber(sav)’in şöyle buyurduğunu tahric etti: Nefsimi kudret elinde bulundurana yemin ederimki, beş vakit namazı kılan, ramazan orucunu tutan, zekatını veren ve yedi büyük günahtan sakınan hiçbir kulyoktur ki ona cennetin kapısı açılıp, kendisine selametle gibi denilmesin” (1)

Yine Nesai ve Ahmed Ebu Eyyup’tan bunu mana ile tahric ettiler.

(S:321) Hakim manasını Ubeyd bin Umeyr’den tahric etti, Oda babasından Oda peygamber (sav)’den rivayet etti. İbni ömer (r.a)’de menfu olarak rivayet edildi: Allah azze ve celle buyururki:Ey adem oğlu günüzün evvelinden birsaat ve gecenin sonunda bir saat beni zikret, bu ikisi arasındaki işlediklerini affediyim, ancak büyük günahlar ve ondan tevbe etmen müstesna” (2) İbni Mesud dedi ki: Büyük günahlarıdan sakınıldıkça beş vakit namaz aralarınakine keffarettir. Selman deki: Beş vakit namazı muhafzaa ediniz, çünkü onlar öldürme hariç bu yaralara (günahlara) keffarettirle) (3) İbni Ömer bir adama dedi ki: Ateşe girmekten ve korkuyor ve cennete girmeyi seviyorsu musun?. Adam: Evet, dedi. Anneme iyilik et, ona yumuşak söz söyle, yemekteydir, yedi büyük günahta sakındıkça mutlaka cennete girersin, dedi. Katatde dedi ki: Büyük günahlarda sakınanlar için Allah bağışlama vadetti, bize Rasullullah (sav)’in şöyle buyurduğu zikredildi: Büyük günahlardan sakının, doğru olun ve müjdeleyn (4)

Ehl-i hadistan ve başkalarından bir kısmı b amellerin büyük günahlara keffaret olacağı görüşünü benimsedi. İbni Hazm-ıZahiri onlardandır. İbni Abdil Ber Temhid kitabında red verirken onu kasdetmiştir, ve demiştirki: Böyle söyleyenin sözü olmasaydı (İbni Hazm’ın sözü) bubabta konuşmayı istemiyordum, cahilin ona aldanmasınan tevbe ve pişmanlık olmaksızın namazların keffaret olduğuna güvenerek helak edici günahlara dalmasından korktum. Allah’tan koruma ve başarı istiyoruz.

Dedim ki: Bu gibi görüşleri hadisin kelamında abdest ve benzeri şeylerde vakidir.

(S: 332) Bunun benzeri ibnil Müzir’in kadir gecesi hakkındaki kelamında da vakidir, dedi ki: O geceyi ihya edenin bütüngünalarının, küçüğünün, büyüğünün bağışlanması ümit edilir. Eğer murahları büyük günahlarda ısrarla birlikte islamın farzlarının o büyük günahlara kefaret olacağıysa, bu kesinlikle batıldır. Peygamber (sav)’in şu kavli daha önce geçti: Kim islamda kötülük yaparsa öncesi ve sonrası hesaba çekilir”

Yani: Cahiliyyedeki ve islamdaki amelinden dolayı hesaba çekelir, bu açıklamaya ihtiayaç duymayacak kadar açıktır.

Eğer bu sözü söyleyen bununla şunu murad etse: Büyük günahlarda ısrarı terk etme,ivne daha öncekilere tevbe etmeden ve pişmanlık göstermerden, farzalara muhafaza etmesi bütün bu günahlara keffarettir, ve Allah tealanın şu kavlinin zahiriyle delil getirse: (Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız ,sizin küçük günahlarınızı,örteriz ve sizi şerefli biryere sokarız.) (1) Ve dese ki: Kötülükler küçük ve büyüğü kapsar, küçük günahlar niyet ve kasd etmeksizin bağışlandığı gibi, büyük günahlar da böyledir.

Bunu şununda da delil getirilebilir: Allah mü’minlere ve müttakilere günahlarına keffaret kılınacağını vadetti .Bu da kuranda bir çok yerde zikredildi, ve bu adam da müttakilerden oldu, farzları yapytı ve büyük günahlardan kaçındı,büyük günahladan kaçınmak ta niyete muhtaç değildir.

Sahih olan cumhurun görüşüdür. Büyük günahlar tevbesiz kefaret olunmaz, çünkü tevbe kullar üzerine farzdır. Allah teala buyurduki: Kim ki tevbe etmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.) (2)

Ömer, Ali ve İbi Mesud gibi sahabe tevbeyi, pişmanlık diye tefsir etti, bir kısmı da dövmemeye ezmemek diye tefsir etti. Bu senedinde zayıflık bulunan bir vecihle merfu olarak rivayetedildi, fakat sahabeden buna muhalif olan bilinmiyor.

Tabiin ve sonrakiler de böyledir. Ömer bin Abdul Aziz, Hasan ve başkaları gibi.

(S: 33) Müttakiler için kötülüklere keffaret kılınması hakkındaki naslar ise, Allah tealanın şu kavli gibi: (Eğer Allah’tan korkarsanız, O size iyilikle kötüyü ayırtedecek bir anlayış verir, suçlarınızı örter ve siz ibağışlar. ) (3),Ve: (Kim Allah’a inanır ve yararlı iş yaparsa, Allah onun kötülükleri örter, onu altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar) (4) Ve:Kim Allah’tan korkarsa Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükafatını artırır.) (5) Bu ayetelrde takva hasletlerini ve salih ameli açıklamadı. Samimi tevbe de bunlar cümlesindendir, kim tevbe etmezse o zalimdir müttaki değildir.

Ali İmran suresinde ehlini bağışlayıp kendilerini cennete koyacağı takva hasletlerini açıkladı, onlardan istiğfarı ve ısrar etmemeyi zikretti, günahların örtülmesini ve günahların bağışlamasını bu sıaıtları taşıyanlara garanti kıldı. Allah en iyisini bilir.

Günahların tevbesiz ve cezasız bağışlanmayacağının delillerinde biride: Ubade bi Sabit hadisidir. dedi ki: Biz Rasululah (sav)’in yanındaydık, buyurduki: Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık ve zina etmemek üzere bana biat edeniz” ve onlara ayet okudu...

Sizden kim vefa gösterirse ecri Allah’a aittir, kim de bu gibi şeylerdenişler de ondan

______(1) Nesai ve İbni Hibban tahric etti, Hakim doğruladı.(2) İbni Ömer’den merfu olarak hadis zayıftır. (3) Abdurrazzak ve Taberani Selman’a mevkuf olarak tahric etti, Adamları güvenilir görülmüştür. (4) İbni Cerir Katade’den mürsel olarak tahric etti, Ahmed’de Cabir’den tahric eti, senedinde ibni Lehia var, o zayıftır. (1) Nisa, ayet: 31 (2) Hucurat, ayet: 11 (3) Enfal, ayet: 29 (3) Teğabün, ayet: 9 (4) Talak, ayet: 5 (6) Hadis sahihtir, Buhari, Müslim, Malik, Ahmed, Tirmiz tahric etti.

dolayı cezalanırsa o ceza) kendisi için keffaret olur, ve kim de bu gibi suçlardan işlerde Allah onu (dünyada) örtese, oAllah’a kalmıştır, dilerse azapladırır, dilerse onu bağışlar”

Bunu Buhari ve Müslim sahiynde tahric etti. Müslimin bir rivayitindi de sizde biri kim hadlik bir suç işlerde kendisine hadtatbik edilirse o kendisi için keffarettir.” Bu hadlerin keffaret olduğuna delildir. Şafii dediki Bu babta hadlerin keffaret olduğu hakkında Ubadebin Samit hadisinden daha iyisini işitmedim.

Ondan dolayı cezalanırsa sözü şeri cezaları kapsar oda takdir edilmiş ve edilmemiş hadlerdir. (S0 334), tazirler gibi ve kaderi cezaları da kapsar, müsibetler, hastalıklar ve acılar gibi, çünkü peygamber (sav)’in şöyle buyurduğu sahih olarak sabittir. (Müslümanın bir yorgunluk hastalık, sıkıntı, zorluk ve hatta ayağına batan diken ile bile Allah hatalarını örter. (6)

Ali (r.a)’den hadisin uygulanan kimse içi keffaret olduğu rivayet edildi.

İbni Cerir-i Taberi bumesele hakkında insanlar arasında ihtilaf olduğunu zikreti,ve sadece hadin uygulanmasının keffaret olduğunu tercih etti,bunamuhalif görüşü gerçekten zayıf gördü.

Ben de derim ki: Said bin Müseyeb ve Safvan bin Süleym’den rivayet edildiki: Had uygulaması keffaret değildir, tevbe de lazımdır. Bunu müteahhhiride bir grup tercih etti. Beğavi ,Ebu Abdulla binTeymiyye,ve bu İbni Hazm-ı Zahiri’nin görüşüdür. Birincisi: Mücahid, Zeyd bin Eslem, Sevrive Ahmed’in görüşüdür.

Ebu Hureyre’ni merfu: Hadler ehli için temizlik, midir, değil midir, bilmiyorum” hadisini ise Hakim ve başkası tahric etti (1) ve Buhari illetli gördü ve dedi ki: Sabit değildir, o ancak Zühri’nin mürsellerindendir, ve o zayıftır, Abdurrazzak hata etti ve onu muuttasıl yaptı. dedi ki: Peygamber (sav)’den şu sahih olarak sabittir: Hadler keffarettirler.

Hadlar keffaret değildir, diyene Allah tealanın savaşanlar hakkındaki şu kavli delil getirilebilir: (S: 335) Bu onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Onlar için ahirette de büyük azap vardır. Ancak siz onları yenip kendilerini ele geçirmeden önce tevbe edenler müstesna) (2) Bunun zahiri, onlarda dünya ve ahiret cezası bir arada olur. Buna şu cevap verilir: Onların dünyada ve ahirette cezalar zikredildi, ikisinde olması gerekmez.(Tevbe eden kimse istisnasına gelince, ancak özellikle dünya cezasından istisna etti, cezası onları yenip ele geçirdikten önce de sonrada tevbeyle düşer.

Kim bunlardan birşey işler de Allah onu (dünyada) örterse, o Alla’a kalmıştır dilerse onu azaplandırır, dilerse bağışlar, sözü bu gibi büyük günahlarla Allah’ın huzuruna varalar bunun dilemesi altında olduğu hususunda açıktır. Bu da farzları yerine getirmenin olarak keffaret olmadığına delildir, çünkü müslümanların geneli onları yerine getiriyor, özellikle peygamber (sav)’le biat eden kimseler böyledir. Bundan bu günalarla Alla’ın huzuruna varıp ta tevbe edenler kitap ve sünnetteki delillerle dışarda kaldı Tevbe edenlerin tevbesini kabul edeceğini bu naslar bildiriyor, tevbe etmeyen Alllah’ın dilemesi altında dahil olarak kalmıştır.

Yine: Amellerin büyük günahlara keffaret olmadığına delildir. Allah teala dünyada büyük günahlar için farz bir keffaret kılmamıştır, ancak keffareti küçükler için kılmıştır ,zıhar yapaın (eşine) cinsel temasta bulunması veya ibni Abbas hadisine göre,İmam Ahmed ve başkasının görüşüne göre hayızlı kadına temas etmek gibi, veya haccanın vaciplerinden birini terk etmek, veya bazı haramlarını işlemek gibi, oda ört cinstir: Kurban, köle azad etmek, sadaka ve oruç, bunun için alimlerin cumhuruna göre kasten öldürmede, ve yemini gamus’ta (yalan yere bile bile yemin etmek) keffaret gerekmez, ancak müstehab olarak katile köle azad etmesi emredilir, vasile bin eska hadisinde olduğu gibi: Onlar arkadaşları hakkında

_____

(1) Beyheki ve Bezzar sahih bir isnatla tahric etti. Hakim ‘de tahric etti ve şeyhaynin şartı üzere doğruladı. (2) Maide, ayet: 33-34 (3) Vasile’den Ahmed, Ebu Davud, Nesai, Hakim ve İbni Hibban tahri eti ve ikisi doğruladı. Peygamber (sav)’e geldi, olarak buyurduki: Onun yerine bir köle azad ediniz, Allah onun vesilesiye onu ateşten azad eder” (3)

(S: 336) Sahihi Müslimde İbni Ömer’den rivayet edildiki: O bir köleye vurdu ve bunun üzerine onu azad etti, ve dedi ki: Bana bunun için bu kadar bir sevab yoktur, yerden küçük bir çöp parçası aldı. Ben rasulullah (sav)’i işittim buyuruyorki: Kim kölesine tokat vurur veya ona vurursa keffareti onu azad etmesidir.

Eğer denilse ki: Ramazan (gündüz) cima yapana keffaret emredilir. Ramazan oruç yemek büyük günahlardandır. Deilir ki: Keffaret oruç yendiğ için değildir onun için çoğunluğa göre ramazanda her kasten yiyene keffaret gerekmez, ancak keffaret zaman hürmetine cima ile saygısızlık yapmaktan dolayıdır,onun içi ramazanın gündüzünde her hangi bir oruç bozucuyla orucu bozupta sonra cimada bulunsa İmam Ahmed’e göre ona keffaret gerekir.

Yine keffaretin küçük günahlara has olduğuna delillerden: Buhari’nin Huzeyfe’den tahric ettiği hadistir. Huzeyfe (r.a) dedi ki: Biz Ömer (r.a)’in yanındayken, şöyle dedi: Hanginiz rasululalh (sav)’in fitne hakkındaki sözünü ezbere biliyor? (Huzeyfe) dedi ki: Ben dedim ki: Adamın ehli malı, çocuğu ve komşusu hakkındaki fitnesidir. Onu namaz, kılıncaya kadar bırakan sonra kendisine şöyle buyurduğu kimse ise: Allah senin haddini bağışladı” Büyük günahlardan bir şey hakkında oluşu açık değildir. Çünkü Allah’ın hududunu aşarsa muhakkak nefsine zulmetmiştir) (1) Ve (İşte bunlar Allah’ın hududur, kim Allah’ın hududunu aşarsa muhakkak nefsine zulmetmiştir) (1) ve işte bu Allah’ın hudududur, onu aşmayınız) (2) Ve: (İşte bu Allah’ın hudududur, kim Allah ve rasulüne itaat ederse onu cennetlere girdirir).. şu kavle kadar (ve kim de Allah ve rasulüne asi olur ve hududunu aşarsa onu (Allah içinde ebedi kalacağı ateşe girdirir ve onun için alçaltıcı bir azap vardır) (3)

(S: 33) Nevvas bin Sea’an hadisinde şöyle geçmektedir: Peygamber (sav) islamı iki yanında sur bulunan doğru bir yola benzetti,ve buyurduki: İki sur Allah’ın hududur” (4) Bunun zikri tamamıyla daha önce geçti, Allah’ın haramlarından her hangi bir şeyi işleyen onun hududuna isabet etmiştir ve hududu aşmıştır.

Had gerektiren şeyin büyük günah olduğu takdir edilse bile, bu adam bize pişman olup tevbe ederek gelmiş ve kendisine had uygulaması için nefsini teslimetmiş. Pişmanlık tevbedir ,tevbede büyük günahları tereddüsüzü örter. Büyük günahların bazı salih amellerle örtüleceğine dair şeyler rivayet edilmiştir. Tirmizi İbni Ömer’den tahric ettiki: Bir adam peygamber (sav)’e geldi ve dedi ki: Ya rasulullah ben büyük bir günah işledim, benimiçin tevbe var mıdır? Buyurduki: Senin annen varmı? Hayır, dedi. Buyurduki: Senin teyze var mı? evet, dedi. Buyurduki: ona iyilik et” (5)

İbni Hibban, ve Hakim tahric etti ve dedi ki: Şeyhaynin şartı üzeredir. Fakat başka bir vecihten mürsel olarak tahric etti,ve mürselin ev üsulden daha sahih olduğunu zikretti. Ali bin Medini ve Darekutni’de böyle dedi.

Ömer’den rivayetedilik0 Bir adam kendisine dedi ki: Ben bir cana kıydım. dedi ki: Adam sağ mı? Hayır, dedi. Baban (sağ mı)?, dedi. (Adam): Evet, dedi. Ona iyi davran, ve ihsan et, sonra Ömer (r.a) dedi ki: Eğer annesi sağ olsaydı ve ona iyilikte bulunsaydı, onu ebediyyen ateşin yememesini ümit ederdim. İbni Abbas’tan mana ile yine rivayet edildi.

_____(1) Talak, ayet: 1 (2) Bakara, ayet: 229 (3) Nisa, ayet: 13-14 (4) Nevvas hadisinde: Yolun iki tarafındaki kapılar Allah’ı hudududur” (5) Ahmed, Tirmizi tahriç etti.

(S: 338) Yine Dümetül Cendel’de sihir yapan kadın, tevbesinin olup olmadığını sormak için Medine’ye geldi ve peygamber (sav)’i vefat etmiş buldu, ashabı o kadına dedi ki: Eğer anne baban, veya ikisinden biri sağ olsaydı sana yeterdi.”

Bunu Hakim’den tahric etti ve dedi ki: Bu, Peygamber (sav) daha yeni ölmüşken anne babaya iyilik etmek ona yeteceği hususunda sahabe tarafından bir icmadır. Mekhul ve imam Ahmed dedi ki: Anne babaya iyilik etmek büyük günahlara keffarettir.

Selefin bazısından cenaze taşımanın da büyük günahlara keffaret olduğu rivayet edildi.

Merfu olarak ta bir vecihle rivayet edildi, fakat sahih değildir.(1)

Ebu Bürde rivayetinden sahihtir. ki: Ebu Musa ölüm anındayken dedi ki: Ey oğullarım ekmek sahibini hatırlayın: Bir adam görüşüme göre yetmiş sene bir savmea’da (ibadet yeri) ibadet etti, şeyta onun gözüne kadın suretinde göründü, onunla beraber yedi gece yedi gündüz onunla beraber oldu, sonra adamın gafleti gitti ve tevbe ederek çıktı sonra kendisinin miskinler arasında gecelediğini hatırladı ve olara ekmekle sardakada bulundu, kendisine de bir ekmek verdiler, kendisine de ekmek verilen arkadaşı ekmeğini kaybetti, bunu bilence ekmeği ona verdi ve kendisi de sabahleyin öldü. Yetmiş sene yedi gece ile tartıldı, yedi gece (günahı) ağır geldi, ekmek ile de yedi gece tartıldı, ekmek (sevabı) ağır geldi. (2)

İbnil Mübarek Kitabul bir rivayette İbni Mesud’un şöyle dediğini tahric etti (S: 339) Bir adam yetmiş sene Allah’a kulluk yaptı, sonra bir fahişeyle zina etti, Allah amelini boşa çıkardı, sonra felçlik geçirdi ,miskinlere sadaka veren bir adam gördü, kendisine de geldi ve ondan bir ekmek aldı, o ekmeği bir miskine sadaka verdi, bunun üzerine Allah onu bağışladı, ve yetmiş senenin amelinin (sevabını)geri kendisine verdi”

Bütün bunların hepsi amellerin büyük günahlara keffaret olacağına delil değildir, çünkü orada bütün zikredilen kimseler pişman olup tevbe etmiştir. Allah’a yaklaşacağı salih ameli sorması günahların izini tamamen silmesi için tevbeden sonradır, çünkü Allah teala tevbenin kabulü ve oun vasıtasıyla günahların bağışlanması için salih ameli şart kılmıştır. Allah tealanın şu kavli gibi: (Ancak tevbe edip, iman eden ve salih amel işleyen müstesna) (3) Ve: (Tevbe edip, iman eden ve salih amel işleye kimseye gelince onun kurtuluşa erenlerden olması umulur) (4)

Tevbe eden tevbeden sonra Allah’ın dilemesine kalmıştır, diyenle alakadır. Bu seleften korkanların bir çoğunun halidir Bazısı bir adama dedi ki: Sen bir günah işlendin mi? Adam:Evet, dedi. dedi ki: Allah’ın onu senin aleyhine yazdığını da bildin mi? Evet, dedi. Allah’ın onu sildiğini bilinceye kadar amel işle, dedi.

İbni Mesud’un sözü de bundadır: Mü’minler günahlarını bir dağın başında ve kendinin üzerine düşmesinden korkar ve vaziyette görüyor, fasıkta günahını burnunun üzerinde uçan sinek gibi görüyor” Bunu Buhari tahric etti.

onlar amellerini ve tevbelerini itham ediyorlardı, kendilerinden kabul edilmemiş olmasından korkuyorlardı, bu da kendilerine şiddetli korkuyu ve salih amel işlemede çok çalışmayı gerekli kılıyor.

Hasan dedi ki: Yeryüzü dolusu ifakta bulunsa kendi nefsinde büyük günahtan emin olmayan kavme yetiştim. İbni Avn dedi ki: Amelin çokluğuna güvenen sen kabul edilmiş mi, edilmemiş mi, bilmiyorsun; Günahlarından emin olma, çünkü örtülmüş mü örülmemiş mi, bilmiyorsun, çünkü amelinin hepsi senden gaiptir

Zahir olan-Alah en iyisini bilir-büyük günahların amellerle örtülmesi meselesinde şudur: Eğer büyük günahlar sadece farzları yapmakla, küçük günahları sildiği gibi sileceği

(1) Taberani evsatta, İbni Adiy Kamil’de İbni Hibanel Mecruhin’de Enes Bin Malik’ten şöyle dediğini rivayet etti: Rasululahh (sav) buyurduki: Kim tabutun dört yanından tutar taşırsa, Allah onun kırk büyük günahını örter. Heysemi dedi ki: Senedinde Ali Bin sara var, o zayıftır. (2) Ebu Nuaym Hilyede Ebu Musa el Eşari’nin tercümesinde tahric etti, ibni Hibban sahihide bunu Ebu Zer’den tahric etti, Beyheki bunu ibni Mesud’a mevkuf olarak tahric etti. (3) Meryem suresi, ayet: 60 (4) Kasas suresi, ayet: 67

Murad ediliyorsa bu batıldır. (S: 340) Eğer bununla murad, kıyamet günü büyük günahlarla ameller tartılıp, büyük günaha karşılık ameli ile büyük günah silinip te amelin sevabı dürülürse bu olabilir.

Daha önce geçti. İbni Ömer vurduğu kölesini azad edince, şöyle dedi: Bunun hakkında azad etme benim için sevaptan hiçbirşey yoktur. Çünkü günaha keffaret olmuştur, ve günahı büyük günahlardanda değildi. Ameller büyük günahlar için nasıl keffaret olur?

Daha önce selefin şu sözü geçti: Kötülüğü iyiliğin benzer sevabı düşürür, bu küçük günahlarda böyledir, büyüklerde durum nasıl olacak? Bazı büyük günahlar, ona zıt olan bazı ameleri boşa çıkarır,başa kakmak ve eziyet vermek sadakayı boşa çıkardığı gibi, faizle muamele cihadı boşa çıkardığı gibi. Ayşe (r.a)’in dediği gibi.(1)

Huzeyfe dedi ki: Evli iffetli kadına zina iftirasında bulunmak yüz senelik iyiliği yok eder, bu odan merfu olarak rivayet edildi, ve Bezzar tahric etti. (2)

İkinci namazını tek etmek ameli boş çıkardığı gibi, büyük günahlar keffaret olacak amelin sevabını boşa çıkarmasına da itiraz edilemez.

Bezzar ve hakim İbni Abas’tan peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu tahric etti: Kıyamet günü kulun iyilikleriyle kötülükleri getirilir, birbiriyle kısas olunur, veya hüküm verilir, eğer iyiliği kalırsa onun sayesinde cennetle kendisine genişlik verilir. ” (3)

İbni ebi Hatim İbni Lehia’nın şöyle dediğini tahric etti: Bana Ata bi Dinar Said bin Cübeyr’in şu ayet hakkında şöyle dediğini anlattı: Kim zerre ağırlığıca hayır işlerde onu görür) dedi ki: (S: 341) Müslümanlar verdikleri takdirde küçük şeylerden dolayı sevap almayacakları görüşündeydiler, bir miskin geliyordu ona bir hurma bir parça ekmek ve bir ceviz vermeyi az görüyorlar ve onu geri çeviriyorlar ve diyolardı ki: Bu bir şey değil, biz ancak sevdiğimiz şeylerden verdiğimizden sevap alırız. (4)

Diğerleri de bir kez yalan söylemek, bir kere harama bakmak, gıybet ve buna benzer şeyler gibi küçük günahta dolayı kınanmayacakları görüşündedeydiler, ve diyorlardı ki: Allah büyük günahlardan dolayı cehennemi vadetti. Allah onları amelin azlığı da yapmaları için teşvik etti, çünkü çoğalması yakındır, şerrin azından da sakındırdı, çünkü oda yakın zamanda çoğalır, ve şu ayet idi: Kim zerre ağırlığınca hayır işlerken onu görür) dedi ki: Her takva ehli fasığa her bir kötülüğe karşılık bir kötülük yazılır, bir iyiliğe de on iyilik yazılır, kıyamet günü olunca yine Allah mü’minin her iyiliğini ona katlar ve her bir iyiliğe karşı on kötülüğü siler, kimin iyiliği kötülüğünden zerre ağırlınca fazla olsa cennete girer.

Bunun zahiri şudur ki: Kısaslama iyiliklerle kötülükler arasında olur, sonra kötülüklere mukabil gelen iyilikler düşer, sonra kısaslamadan artan iyiliklere bakılır. Bu iyilikleri kötülüklere bir iyilikle üstün gelen kimse o iyilikle sevap görür, geri kala günahlarına mukabil düşer iyilikler diyenin sözüne uygundur.

Bütününe sevap verilir, sonra kötülükleri olmamış gibi düşer ve büyük günahlar hakkındadır, diyenin sözüne muhaliftir.

Küçük günahlar ise sevapları kalmakla beraber salih ameller vasıtasıyla silinir. Rasulullah (s.a.v) buyurduki: Allah’ın hataları silip onunla dereceleri yükselttiği şeyi size bildireyim mi?. Hoşlanılmayalara (soğuk, hastalık vb.) karşı abdesti tam güzelce almak mescide çok adım atmak, namazdan sonra namaz beklemek” Bu ameller için hataların silinmesi ve derecelerin yükseltilmesi isbat edildi.

(342) Yine Peygamber (s.a.v)’i şu hadisi: Kim yüzkere Lai ilahe illallahu vahdehu la şerike leh derse Allah ona yüz iyilik yazar ve ondan yüz kötülük siler, ve onun için on köle azad etmeye denk bir sevap verilir. (5) Bu zikrin kötülükleri sildiğine delildir, ve sevabı da işleyene katlanmış olarak kalmaktadır.

(1) Darekutni ve Beyheki Sünenlerinde tahric etti. (2) Bezzar, Taberani Kebir’de tahric etti, Senedinde Leys bin Ebi Süleyman va, o zayıftır, hadis hasen’de olabilir, diğer adamlar sahih rivayet adamlarıdır. (3) Bezzar, Hakim ve Buhari tahric etti, senedinde Ebu Harun el Ummami var İbni Hibban’dan başkası ona güvenilir demedi. (4) İbni ebi Hatim Said bin Cübeyr’den rivayet etti. İbni Kesir tefsiri: 4/541 (5) Malik, Ahmed, Buhari, Müslim Tirmizi, İbni Mace ve Nesai Ebu Hureyre’den tahric etti.

Aynı şekilde samimi tevbe edenin kötülükleri de örtülür, ve iyilikleri kalır, Allah teala buyurduki: Nihayet insan güçlü çağına erip kırk yaşın avarınca derki: Rabbim! Bana ve anna babama nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et. Benim için de zürriyetim için de iyiliği devam ettir. Ben sana döndüm. Ve elbetteki ben müslümanlardanım. işte yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız ve kimseler cennnetlikler arasındadırlar. Bu kendilerin verilen doğru bir sözdür. (1) Ve: (Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler varya, işte kötülüklerden sakınanlar onlardır. Onlar ki Rableri yanında diledikleri her şey vardır. İşte bu iyilik edenlerin mükafatıdır. Böylece Allah, onların geçmişte yaptıkları en kötü hareketleri bile örtecek ve yaptıklarının en güzeline denk olarak mükafatlarını verecektir.(2)

Onları takva ve insanla vasfedince onların günahlarda ısrarlı olmadığına bilakis onlardan tevbe ettiklerine delil olmuştur.

Yine Allah teala buyurduki: Kim Allah’tan korkarsa onun kötülüklerini örter, ve ecrini de büyültür) (3) Farzların yapılmasını ve haramların terkini içeren takvaya kötülüklerin örtülmesini ve ecrin büyütülmesini terettüb ettirdi. Allah teala göklerin ve yerin yaratılığında tefekker edenlerden şöyle haber verdi: Ey Rabbimiz! Gerçek şu ki biz, Rabbinize inanın diye imana çağıran bir davetçiye işittik, hemen ima ettik. Artık bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi, ört, ruhumuzu iyilerle al, ey Rabbimiz!) (4) (S: 343) Onlardan bunu kabul ettiğini, kölütüklerini örttüğünü ve oları cennetlere girdirdiğini haber verdi.

(Bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi örtt) Allah günahları bağışlamayla kıldı, kötülükleri de örtmeyle has kıldı. Denilebilirki: Kötülüklerle küçükler, günahlarla da büyükler murad edilir, kötülükler örtülür, çünkü Allah onlar için dünyada şeri ve kaderi kefffaretler kıldı, günahlar sahibini şerrinden koruyacak bağışlamaya muhtaçtır, bağışlama ve örtme birbirine yakındırlar. Bağışma günahları örtmektir, denilir, ve günahın şerrinden korumak ve aynı anda onu örtmektir, denilir, bunu için başı örtüp onu koruyan şeye miğfer ismi verilmiştir, ve herbaşı örten şeye migfer denilmemiştir. (Migfer: Magfiret kelimesiyle kök bakımından alakalıdır. Mütercim)

Allah teala meleklerin tevbe eden mü’minlere bağışlanma ve günahlardan şerrinden korunmaları için dua ettiklerini bildirdi. Örtme de bu cinstendir.

Müteahhirinde bazısı ikisi arasını ayırdı. Tekfir (Keffaret kılma: Örtme) Günahın eserini olmamış gibi silmektir, mağfiret ise bununla beraber Allah’ı kula fazla ve ikramıdır, bunda görüş vardır. Şöyle de tefsir edilebilir: Günahları salih amellerle mağfiret edilmesi onların iyiliklere çevrilmesidir, keffaretlerle örtülmesiyse sadece oların silinmesidir.

Yİne bunda da görüş vardır. Çünkü sahih olarak sabittir ki, ceza görülen günahlar iyiliklere çevrilir, ameli salihin keffaret olduğu daha evladır.

Başka iki mana ihtimali de vardır:

Birincisi: Mağfiret ancak cezalandırmaksızın ve haseba çekmeksizin olur; çünkü günahın şerrinden tamamen korumaktır, örtmese cezalandırdıktan sonra vaki olabilir, çünkü dünyevi musibetlerin tamamı hatalar için keffarettirler ve onlar cezadırırlar, af ta ayı şekilde ceza ile ve cezasız da olabilir, rahmet böyledir.

İkincisi: Allah’ın keffaret olunan günahları silmek için kıldığı ameller aynı zamanda sevabı da olabilir (günahları sildirmesi onun sevabı olabilir), ve başka sevabı olmayabilir, onda galib olan nefsin hevasına muhalefet ve meşakkati göğüslemek cinsindendir, küçük günahlara meffaret olan büyük günahlardan kaçınmak gibi. Günahların kendisi vasıtasıyla bağışlandığı ameller ise bunun dışındakilerdir, ve bunda mağfiret ve sevab bir arada olur, (S: 344) Kendisi vasıtasıyla iyilik yazılan ve kötülük silinen zikir gibi. Bu vecih üzerine amellerden ve başkalarından keffaret olanların arası ayrılmış olur.

______

(1) Ahkaf suresi, ayet: 15-16 (2) Zümer, ayet: 33-35 (3) Talak, ayet: 5 (4) Ali İmran, ayet: 193

Günahların örtülmesi ve bağışlanması Allah’a izafe edildiği zaman ikisi arasıda fark yoktur. Birinci vecih aralarında yine fark olur. İkinci vecihe iki şey delildir:

Biricisi: İbni Ömer’in kölesine vurupta azad ettiği zaman söylediği sözü: Onun azad edilmesinde hiçbir ecir yoktur” Onun keffaret olduğuna delil getirildi.

İkincisi: Dünyevi musibetlerin tamamı günahlar için keffarettirler. Sahabeden ve seleften çoğu dedi ki: Keffaretle birlikte onlara sevap yoktur, her ne kadar bazısı onlara muhalefet ettiyse de böyle dediler.

Şöyle denilemez: Keffaretler uyku hadisinde (1) hoşa gitmeyen durumlarda abdesti tam almak ve namaza yürüyerekgitmekdiyetefsiredildi. Kim bunları yaparsa hayırla yaşar, hayırla ölür, annesinden doğduduğu gibi hatalarıdan temizlenir.

Bütün bunlar kötülükleri siler ve dereceleri yükseltir, ve bunlardan sevap hasıl olur. Çünkü biz diyoruzki: Bir amelde iki şey toplanabilir, biriyle kötülükler örtülür, diğeriyle dereceler yükseltilir, abdestin bizzat kendisine sevab verilir, fakat şiddetli soğukta abdesti tam güzelce almak ile nefse dünyevi bir elem olur ve bu durumda kötülüklere keffaret te olur, bu hal dışındaysa zikir ve başkasıyla olduğu gibi onunla hatalar bağışlanır.

(S: 345) Cemaata yürümekte böyledir, o Allah’a bir yaklaşma, bir taattır ve ona sevab verilir. Fakat nefse onunla gelen meşakkat , yorguluk ve elem vasıtasıyla, o keffarettir.

Yine ama beklemek için nefsi mescidde hapsetmek, ve nefsin meylettiği yerlere, ya dünyevi bir kazanç yada eğlence maksadıyla çıkmayı kesmek te böyledir, bu, bu cihetten nefse elem vericidir. Ve kefaret olur.

Hadise geldi ki: Mescide yürüyenin iki adamından biriyle derecesi yükseltilir, diğeriyle de ondan bir hata silinir. (2), bu zikrettiğimizi kuvvetlendiriyor, kendisiyle günahların örtülmesinin hasıl olduğu şey, derecelerin yükseltilmesinin hasıl olduğu şeyden başkadır. Allah en iyisini bilir.

Buna göre bir amelde günahların örtülmesi ve derecelerin yükselmesi iki cihetten birleşebilir, her halde bu iki vasıfla vasıflanır, onun keffaret olarak isimlendirilmesinde ve ondan sevapların katlayıcısı ve derecelerin yükselticisi diye haber verme arasında bir zıtlık yoktur, bunun için peygamber (sav) buyurduki:Beş vakit namaz, cumaya kadar cuma, ramazana kadar ramazan, büyük günahlardan sakınıldıkça aralarıdakilere kefarettir. Çünkü nefsi farzlara devam etme yolunda hapsetmekte küçük günahların örtülmesini gerekli kılacak şey vardır.

Aynı şekilde Allah yolunda şehidlik te onunla duyulan elem vasıtasıyla günahları örter ve dereceleri yükseltir, bu kalp ve beden salih amellerinin beraber olması sebebiyledir. Bununla bazı amellerde dereceleri yükseltmeye ve kötülükleri örtmeyi gerekli kılacak şeyin iki ciheten toplandığı açığa çıktı, ve ikisi arasıda zıtlık yoktur,.ve bu şüphesiz küçük günahlarda sabittir.

Büyük günahlara gelince, şehide sevab hasıl olmakla beraber şehidlikle örtülebilir; fakat hatasahibi şehid şehidlerin derecelererine göre dördüncü derecededir.

(S: 346) Aynı şekilde İmam Ahmed ve Tirmizi’nin fedale bin Ubeyd’den tahric ettiği, peygamber (sav)’den böyle rivayet edildi.

Bazı amellerle ecrinin tam verilmesiyle birlikte günahların bağışlanmasına zikir hakkındaki sahih hadisler delildir.

Denildiki: Bu kötülükler aynı şekilde iyilik te yazılır,daha önce zikri geçen Ebu Malik il Eşari hadisinde olduğu gibi.

Yine selefin bazısından bir iyiliğe on iyilik sevabı verilip, birisiyle bir kötülük silinip, dokuz iyilik kalacağı meselesi zikredilmiştir.

______

(1) Hadis sahihtir, sahabeden bir topluluk tarafında rivayet edildi. Tirmizi Ebu Hureyre’den, Yine Malik, Müslim Tirmizi ve Nesai’de Ondan tahriç etti. İbni Hibban Cabir’den tahric etti. (2) Hadis sahihtir, Ebu Hureyre’den Malik, Ahmed, Buhari, Müslim, Ebu Davud, Timizi, ibni Mace, ibni Hibban Hakki ve Nesai tahric etti.

Zahire göre bu küçük günahlara hastır. Ahiretteyse iyiliklerle kötülükler karşılaştırılır birbirlerinden kısas alını, kimin iyilikleri kötülüklerine üstün gelirse, kurtulur ve cennete girer, bu küçük ve büyük günahlarda eşittir.

Yine iyilikleri ve başkaları üzerinden zulmü olan kimseden de, mazlumlar haklarını aldıktan sonra iyiliği kalırsa o iyilikle cenete girer.

İbni Mesud (r.a) dedi ki: Eğer Allah’ı velisi ise zerre ağırlığındaki iyiliğini taki cennete girinceye kadar Allah katlar, eğer şaki ise melek ona der: Rabbim iyilikleri bitti ve onun çok hak isteyicisi kaldı. (Allah teala) buyururki: Onların kötülüklerinden alın ve onun kötülüklerine ekleyin, sonra ona ceheneme birbelge verin. Bunu ibniEbi Hatim ve başkası tahriç etti.

Bununla murad iyiliklerden bir zerrenin artırılması, ancak Allah’ın mü’minlere olan fazla ikramı iledir.

İyilik ve kötülükleri olanın ve kendisi hakkında Allah’ın rahmet etmeyi dilediği kimsenin hali böyledir, Allah onun iyiliklerini cennete girinceye kadar artırır. Bütün bunlar Allah’ın ikramı ve rahmetindedir, kimse cennete ancak Allah’ın ikramı ve rahmeti haricinde giremez.

(S: 347) Ebu Nuaym zayıf bir isnatla Ali (r.a)’den merfu olarak tahric etti: Allah İsrail oğulları peygamberlerinden birine vahyettiki: Ümmetin benim itaat ehlim olanlarak de ki: Onlar amellerine güvenmesinler, çünkü kıyamet günü ben kula hesabta kısas yapmam, onu azaplandırmak dilersem azaplandırırım.Ümmetimden bana isyan ehli olanlara de ki: Ümit kesmesinler, ben muhakkak büyük günahı umursamaz affederim”

Bunun doğrulayıcısı, sahih hadiste peygamber (sav)’in şu sözüdür: Kim hesapta tartışılırsa azaplandırılır” Bir rivayette de: Helak olur.” (1)

İkinci mesele: Büyük günahlar gibi küçük günahlardan da tevbe gerekir mi? çünkü onlar Allah tealanın şu kavline göre büyük günahlardan sakınıldığı zaman örtülür: Eğer yasaklandıklarınızın büyüklerinden kaçınırsanız, sizin kötülüklerinizi örter ve sizi şerefli bir yere girdiririz) (2) Bu hususta insanlar ihtilaf ettti: Bazılar ondan dolayı tevbeyi gerekli kıldı, bu ashabımızın (Hanbelilerin),ve bazı fakihler ve kelamcıların görüşüdür. Allah teala küçük ve büyük günahların ardından tevbeyi emretti, ve buyurduki: Rasulüm ) Mü’min erkeklere gözlerini harama dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu kendiler için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdandır. Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini harama bakmaktan) korusunlar, namus ve iffetlerini esirgesinler) Şuraya kadar: (Ey mü’minler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz) (2)

Hususan küçük günahlardan da tevbeyi şu ayetle emreti: (Ey mü’minler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kedinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir.Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir.) (3) İnsanlardan bazıları da ondan dolayı tevbeyi gerekli kılmadılar.

Mutezile’den ve müteahhirinden bir grup dedi ki: iki şeyden biri gerekir: Ya ondan tevbe, yada iyiliklerden günahları örtücü bazısını yapmak.

(S:248) İbni Atiyye tefsirinde farzların işleyip, büyük günahlardan kaçınmakla küçük günahların örtülmesi hakkında iki görüş hikaye etti:

Birincisi: Fakihlerden ve ehli hadisten bir topluluktan hikaye etti-Bununla örtüldüğüne ayet ve hadisin zahirine göre kesin hükmedilir.

İkincisi: Bunu usulcülerden hikayet etti-Bununla kesin hükmedilmez, bilakis kuvvetli zanna ve kuvvetli ümide hamledilir, ve o Allah’ın dilemesindedir; çünkü kesinliğiyle

____

(1) Ayşe (r.a)’den Ahmed, Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi tahri cetti. (2) Tevbe, ayet: 30-31 (3) Hucurat, ayet: 11

hükmedilse küçük günahlar hükmünde olur, bu da islamın sağlam kulpunda bir noksanlıktır, Ben de derimki: Denilebilirki: Onlar vasıtasıyla örtülmesine kesin hüküm verilemez, çünkü amellerle örtülmesi hakkındaki mutlak hadisler amellerin güzel yapılmasıyla sınırlandırılmış olarak geldi, abdest ve namaz davarid olduğu gibi. O zaman günahın örtülmesini gerekli kılacak güzel amelin varlığına kesin hükmü verilemez.

İbni Atiyye’ni zikrettiği ihtilaf üzerine küçük günahlardan tevbe etmenin gerekliliği hakkındaki ihtilaf bina edilir.

İbni Cerir Hasen’den rivayetle tahric ettiki: Bir topluluk Ömer (r.a)’e geldi ve dedilerki: Allah’ın kitabından bazı şeyler görüyoruzki onlarla amel edilmiyor? Onlardan bir adam dedi ki: Sen kuranın tamamını okudun mu? Adam: Evet, dedi. dedi ki: Onu nefsinde hesap ettin mi? Adam: hayır, dedi. onu gözünde hesap ettin mi? dedi. Adam: Hayır, dedi. Sen onu sözünde hesap etti mi? dedi.Adam hayır, dedi. Onu eserinde hesap ettinmi?, dedi. Adam, hayır, dedi. Sonra devam etti onların sonucusuna kadar sordu, sonra dedi ki: Ömer’in annesi kaybetsiz, siz onu Allah’ın kitabını insanlara tatbik etmekle mi sorumlu kılıyosunuz? Allah bize kötülüklerin olacağını bildirdi. Buyurduki: Size yasakladıklarımızın büyüklerinden kaçınırsanız, sizin kötülüklerinizi örter ve size şerefli bir yere girdiriz) (1)

Enes bin Malik’e isnadla onun şöyle dediği rivayet edildi:Rabbımızdan bize ulaşan gibisini görmedim: (S:349) Onun için her ehil ve maldan çıkarmadık.Sorabirazsustu ve dedi ki:Vallahi Allah bizi bundandahahafifiylemükellef kıldı,bizimbüyüklerden aşağısını bağışladı.Büyük günahlardan bize ne? Sonra şu ayeti okudu:Size yasakladıklarımızın büyüklerinden kaçınırsanız, sizin kötülüklerinizi örter ve sizi şeref bir yere girdiririz) Bunu Bezzarmüsnedinde merfu olarak tahric etti, mevkuf daha sahihtir.

Allah teala ihsan sahiplerini büyük günahlardan kaçınmakla vasfetti, buyurduki: Güzel davrananları da daha güzeliyle mükafatlandırır. Ufaktefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve edepsizlikten kaçınanlara gelince,bilki Rabbin,affı bol olandır.(2)

Lemem kelimesinintefsirihakkında selefinikigörüşü vardır:

Birincisi: Öpme ve okşama gibi fuhşiyatın başlangıcıdır (3) İbni Abbas’tan rivayet edildiki: O ahiretteki ateşle tehdidden ve dünyadaki hadcezasından aşağıda olanlardır (4).

İkincisi: Fuhşiyat ve büyük günahlardanbir şeyi bir kere işleip sonra ondan tevbe etmektir. Bu İbni Abbasveebu Hureyre (r.a)’den rivayet edildi (5) Ondan merfuluğudan şüpheliolarak rivayet edildiki: Şöyle dedi:Birazzina yapıp sonra tevbe etmekve dönmemek,(S: 350) sonrabiraziçkiiçip tevbe etmekvebir daha içmeye dönmemek, biraz hırsızlık yapıp, sora tevbe edipbir daha dönmemektir.(6)

Kim ki bu ayeti böyle tefsiretti, şöyele dedi: Bunu fuhşiyatın başlangıcı diye tefsir edenlere muhalif olarakmutlakaodantevbe etmeyi şartkıldı.

Zahire göre iki görüş te sahihtirve her ikisi de ayettenmuraddır,o halde ihsan sahibi: Büyük günahlarıçok nadir yapıp ondan tevbe edendir, ve küçük günah işlemişse deçok iyilikleri vasıtasıyla kötülükleri örtülen kimsedir, ve küçükgünahlardadamutlaka ısrar etmemesi gerekir.Allah teala buyurduki:Bildikleri haldeonlar yaptıklarında ısrar etmezler) (7) İbniAbbas’tan şöyle dediği rivayet edildi: Israrla birlikte küçük, istiğfarlabirlikte büyük yoktur” Ve bu zayıf olarak birçokvecihle merfu olarak ta rivayetedildi.

Küçük günahlardevam etmekle büyükolunca, ihsan sahiplerinin mutlaka küçükgünahlara devamdan kaçınmalarıgerekir,ta ki büyükgünahlardan ve fuhşiyattan kaçınmış olsunlar.

______

(1) Taberi’nin isnadıyla rivayet edildi,sahihtir. (2) Necm suresi, ayet: 31-32 (3) Ahmed, Buhari, Müslimve İbni Cerir İbni Abbbas’tan şöyle dediğini tahric ettti: Lememe Ebu Hureyre’nin peygamber (sav)’den rivayet ettiğidedaha fazlabenzeyeni görmedim” Allah Adem oğulan zinadannasibiniyazmıştır, onu mutalak yakalaycaktır,gözlerinzinası bakmaktır, dilinzinası konuşmaktır,nefistemennieder ve iştah duyar, ferc te bunu ya düoğrularveya yalan” (4) Taberitefsirinde İbi Abbas’’ın şöyle dediğini tahric etti: Lemem iki haddenaşağı olandır:Dünya haddi ve ahirethaddi. (5)Bunu Taberi tefsirinde tahric etti, ve Hakim seyhaynin şartı üzere doğruladı (6) Taberi, İbniEbi Halim Beyhiki Ebu Hurey’den tahriç etti. (7) Ali İmran 135

Allah teala buyurduki: (Allah’ın yanında bulunanlar ise daha iyi ve daha süreklidir.Bu mükafatiman ve edenler ve Rablerine güvenenler içidir. Onlarbüyük günahlardanve hayasızlıktan kaçınırlar, kızdıkları zaman da kusurları bağışlarlar. Yine olar Rablerinin davetine icabet ederlerve namazı kılarlar. Onlarınişleri aralarında danışma iledir. Kedilerine verdiğimiz rızıktanda harcarlar. Bir haksızlığa uğradıklaı zaman yardımlaşırla.Bir kötülüğün cezası ona dek bir kötülüktür.Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, oun mükafatı allah’a aittir.Doğrusu, o zalimlerisevmez.) (1)

(S: 351) Buayetler mü’minleri Allah’ın kendilerniefarz kıldığı iman vetevekkülü yiren getirdikleri namaz kılıp Allah’ınkendilerine verdiği rızıktan harcadıkları, ve bütün taat hususunda Allah’a icabet ettikleri ve büyük günahlar ve fuhşiyattan sakınmalarışeklinde vasıflandırdı.

Bu takvanın gerçekleştirilmesidir, ve onlarıkızgınlık anındayaratıkları bağışlamakla vasıflandırdı, onları affetme veıslahetmekle görevledirdi.

Bir haksızlığa uğradıkları zamanyarımlaşırlar.) kavli affetmeyezıt değildir,çünkü yardımlaşma intikam almaya kudreti açıklamakla olur,sonra af vaki olur,bu daha mükemmeldir.

Nahai bu ayet hakkında dedi ki:Onlar zelil düşürülmeyi sevmezlerdi, güçler yetince de affederlerdi. (2)

Mücahid dedeki: Mü’min için nefsinin alçaltılmasından ve fasıkların onlara cesaret göstermelerinden hoşlamıyorlardı. Mü’minehaksızlık edildiği zaman,intikam almaya gücü yettiğinibelirtiyordu, daha sonrada affediyordu.Bu gibihadise seleften çoğu içingeçerlidir, Katade ve başkasıonlardandır.

Bu ayetler peygamber (sav)’in Muaz’a yaptığı tavsiyenintamamını içeriyor. çünkü onlar farzları yapılmasıyla ve haramlardan kaçınmakla ve yaratıkları affetmekle ve onlaraihsanla takvanın gerçekleşmesini içermektedir.Budanşu lüzum ediyor: Onlardan büyükgünah dışında bir günah vaki olursa, onların bağışlanmasınavesile olacak takva hasletleriyle örtülmüş olur.

Ali İmran suresindeki ayetlere gelince orada müttakileri yaratıklara iyilik etmekve fuhşiyattan, nefse zulümden istiğfaretmekve bu hatalarda ısra etmemekle vasıfladırı.Bu en mükemmelolanıdır, o da küçük, büyük her günahın ardından tevbe ve istiğfar etmektir.

Peygamber (sav)’de Muaz’a böyletavsiyeetti. Daha önce bunuzikretmiştik.

(S: 352) Bu kounda sözüuzun tuttuk,üçünkü halkıbuna ihtiyacı fazla, herkesbunu bilmeye ve sonra bunun gereğince amel etmeye muhtaçtır. Allah başarıverenve yardımcıdır.

Kötülüğün peşinden iyilik yapki, onu silsin”Sözüün zahirine göre kötülükler iyiliklerle silinir.Bu konudakiiçerisinde şu ifade olan eserlerin zikri daha önce geçti: Kötülükler, arkasından iyilikyapıldığı zaman melekerin sahifelerinden siliir.

Atiyyetül Avfi dedi ki:Bana ulaştı ki, hatası üzerine ağlayanın hatasısilinir ve onun için bir iyilik yazılır” Abdullah bin Amr’dan şöyle dediği rivayetedildi: Kim işlediği bir hatayı hatırlar ve odan kalbi ürperip, Allah’a istiğfar ederse, onu (hatayı) Rahman silinceye kadar hiçbir şey kapsedemez” Bişr bin Haris dedi ki: Fudayl bi İyad’ın şöyle dediğ bana ulaştı: Gündüzağlaması açık işlenen günahları siler, gece ağlaması gizli yapılan günahları siler. Peygamber (sav)’in şu hadisinidaha önce zikretmiştik0 Size allah’ın hataları sileceği ve kedisi vasıtasıyla dereceleri yükselteceği şeyi bildiriyem mi?”

Bir taife dedi ki: Günahlar ameller sahifesinden tevbe ve başkasıyla sahibi kıyamet günü vakıf oluncaya ve onları okuyuncayakadar silinmez. Şu ayeti delil getirdiler: Kitap ortaya konmuştur. Suçlularınoda yazılı olandankorktuklarını görürsüon. Vay halimize ! Derler, bu asıl kitapmış! Küçük, büyükbırakmaksızınhepsini sayıp, dökmüş” (3)

_____(1) Şura, ayet 36-40 (2) Said bin Mansur, Abd bin Humeyd, İbni Cerir, İbnil Münzir ve İbni ebi Hatim İbrahimi’i Nahi’den tahric eti.(3) Kehf, ayet: 49

Bu ayetin delil getirilmesinde görüş vardır; çünkü orda suçların hali zikredildi, ve onlar büyük günah ehli kimselerdir günahlarından tevbe eden veya iyilikleri vasıtasıyla kötülükleri siien mü’minler ona dahil değildir.

Bundan daha açığı, şu ayeti: Kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür ve kim zerre ağırlığınca şer işlerse onu görür.) (1) Bazı tefsirciler bu sözün tahkik ehli yanıda doğru olduğunu zikretti.

(S: 353) Bu söz Hasan-ı Basri ve Bilal biSaded Dimeşki’den de rivayet edildi.

Hasan günah işleyip, sonra tevbe ve istiğfar eden kul hakkında dedi ki: O bağışlanır fakat, kitabında kendisi vakıf olup görmeden silinmez. Sonra Hasan Basri ağladı ve dedi ki: Sadece bu makamdan haya için ağlasak, ağlamamız gerekir.

Bilal bi Sa’d dedi ki: Allah günahları bağışlar fakat kul tevbe etse de , o günahlara vakıf edinceye kadar sahifeden silmez.

Ebu Hureyre (r.a)’dedi ki: Allah kıyamet günü kula yaklaşır ve onu yaratıkların tümünden gizler, ve ona bu gizlilik içerisinde kitabını verir, ve buyururki: Ey adem oğlu kitabını oku” okur ve iyiliğe uğra, yüzü beyazlanır, kalbi sevinir, ve Allah buyuruki: Biliyor musun ey kulum? Evet, der. Allah teala: Ben onu senden kabuletkim, buyurur ve kulsecde eder. Allah teala :Başını kaldırve kitabına dön,buyurur. Okur ve kötülüğe rastlar,yüzükararırve kalbi ürperirve rabbine karşı kendinden başkasının bilemediği bir haya kendisini sarar.Allah tela:Başınıkaldır ve kitabın dön, buyurur. okur ve kötülüğe rastlaryüzükararı ve kalbi ürperir ve Rabbine karşı kendinden başkasınınbilemediği bir haya kendisini sarar. Allah teala buyururki: biliyor musun eykulum? Evet, ya Rabbi der.allah teala ben onu senin içinbağışladım buyurur, ve kul secde eder yaratıklar onun ancak secdesini görür, hatta birbirine şöyle seslenirler: Allahasla asi olmayanşu kula ne mutlu, o yaratıklar o kulun Rabbiyle kendi arasında olan ve kulun karşılaştığı durumu bilmezler” (2).

Ebu Osman en Nehdi Selman rivayetle dedi ki: Kıyamet günü adama sahifesi verilir, üst tarafını okur, orada kötülüklerini görür, zannı nerdeyse kötüy e giderken aşağısına bakar, iyiliklerini görür, sonra tekrar yukarısına bakarki kötülükler iyiliklere çevrilmiş. (3)

(S: İbni Ebi Hati Muazbin Cebel’in bazı ashabına isnatla şöyle dediğini rivayet etti: Cennet ehli cennete dörtsını olarak girer: Müttakiler, sonra şükredeler, sonra korkanlar, sonra ashabül yemin kitabı sağından verilenler)

Denildiki: Onlara niçin ashabül yemin ismi verildi? dedi ki: Çünü onlar iyilik ve kötülük yaptılar, ve kitapları sağlarında verildi, ve kötülüklerini harf, harf okudular ve dediler ki: Ya Rabbi bunlar bizim kötülüklerimiz, iyiliklerimizi nerede? Bu anda Allah kötülükleri siler ve onları iyilik yapar, o vakit onlar: (İşte alınız kitabı okuyunuz) (4) derler, onlar cennet ehlinin çoğunluğudur.

Bu görüş ehli kötülüklerin iyiliklerle silinmesi hadislerini onların yazısının silinmesi değil de cezalarının silinmesi manasında yorumluyorlar herhalde, Allah en iyisini bilir.

İnsanlara güzel ahlakla muamele et” Bu takva hasletlerindendi, takva ancak onunla tamamlanır, peygamber (sav) açıklama ihtiyacı olduğu için onu ayrıca zikretti, çünkü insanlarda çoğu takva insanları haklarını yerine getirmeksizin Allah’ın haklarını yerine getirmektir zannediyor. Muaz’a insanlarla iyi geçimesini emretti, çünkü onu öğretici fakih yetiştirici ve kadı olarak gönderdi. Böyle olan kimse başkalarını muhtaç olmadığı ölümünde insanlarla güzel ahlakla muameleye muhtaçtır. Çoğu zaman Allah’ın haklarına önem veren kimseler, Ondan korkan, itaat eden kimseler kulların haklarını tamamen ihmalediyor veya onda kusur ediyor. Allah’ın haklarıyla kulların haklarını bir arada yapmak gerçekten zordur, buna ancak peygamberlerden ve sıddıklarda mükemmel olanları gücü yeter.

Harisel Muhasibi dedi ki: Üç şey zordur veya yoktur: Korumakla birlikte güzel yüz, dindarlıkla beraber güzel ahlak, emanetle birlikte güzel kardeşlik” Selefin bazısı dedi ki: Davud (A.S) ıssız bir yere oturdu. Allah azze ve celle buyurduki: Seni ne olmuş ki yalnız görüyorum? (S:335) dedi ki: Ey alemlerin Rabbi senin için inanları terk ettim, buyurdiki: ki:

______(1) Zilzal, ayet: 7-8 Buhari ve Müslim Safvan bin Muhriz’den mana olarak buna yakın bir hadis tahric etti. (3) İbni Ebi Hatim sahih bir isnatla tahric etti. (4) Hakka suresi, ayet: 19

Ey Davud! İnsanların sana yönetmelerini ve bu hususta rızamı kazanacağım bir şeyi bildiriyem mi? Ahlaklarıyla insanlara muamele et, imanın benimle aranda perde kıl”

Allah teala insanlarla güzel ahlakla muameleyi takva hasletlerinden saydı, bilakis şu ayette onunla başladı. (O cennet takva sahipleri için hazırlandı. O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever) (1)

İbni Ebid Dünya Said el Makrubi’nin şöyle dediğini rivayet eti: Bize ulaştıki, bir adam Meryem oğlu İsa (A.S)’a geldi ve dedi ki: Ey hayır öğreticisi! Gerektiği gibi nasıl Allah için takva sahibi olurum?. Buyurduki: Kolay bir işle: Allah’ı tüm kalbinle sev, gücün yettiğince amel et, nefsine acıdığın gibi kendisin oğulan davacı . dedi ki:Kendi cinsim oğlu kimdir, ey hayır öğretcisi? Buyurduki: Adem oğulunun hepsidir, kendine yapılmasını sevmediğin şeyin kimseye yapma, ve gerektiği gibi Allah’tan korkman budur”

Peygamber (sav) güzel ahlakı iman hasletlerinin en mükemmeli kıldı. imam Ahmed ve Ebu Davud Ebu Hureyre (r.a)’den peygamber (sav)’i şöyle buyurduğunu tahric etti: İmanca mü’minlerin en mükemmeli ahlakça en güzel olanlarıdır” (2)

Bunu Muhammed bin Nasr el Mervezi’de tahric etti ve şunu ekledi: kişi mü’min olur ve ahlakından bir şey olur bu imanında noksanlaştırır”

İmam Ahmed, Ebu Davud, Nesai ve İbni Mace Üsame bin Şerik’ten şöyle dediğini tahric ettti: Dediler ki:Ya rasulullah müslüman kişiye verilen en faziletli şey nedir? Buyurduki: Güzel ahlak (3)

(S: 356) Takvayı isteyenin namaz ve oruçla meşgul olup güzel ahlakı ihmal etmemesi ve namaz ve orucun faziletlerini keseceğini zan etmemesi için, peygamber (sav) güzel ahlak sahibini ahlakıyla oruç tutup gece ibadeti yapanın derecesine ulaşacağını haber verir.

İmam Ahmed ve Ebu Davud Ayşe (r.a)’den peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu tahric etti: Mü’min güzel ahlakıyla oruç tutan ve kıyam edenin derecesine yetişir” (4)

Peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu haber verdi: Mizanda en ağır olan şey güzel ahlaktır, güzel ahlak sahibi Allah’a en sevimli olandır ve meclis bakımından da peygamberlere en yakın olandır.

İmam Ahmed, Ebu Davud Tirmizi Ebud Derda (r.a)’dan peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu tahric etti: Kulun mizanında güzel ahlaktan daha ağır gelen hiçbir şey yoktur, ahlak sahibi ahlakıyla namaz ve oruç sahibinin derecesine ulaşır”

İbni Hibban Abdullah bin Amr’dan peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu tahric etti: Sizin Allah’a en sevimli olanınızı ve kıyamet günü meclis bakımından bana en yakın olanınızı haber vereyim mi? evet, haber ver), dediler. buyurduki: Ahlakça en güzel olanınıdır.

daha öcne Ebu Hureyre (r.a)’nin peygamber (sav)’den rivayet ettiği şu hadis geçmişti: enete en çok girdiren şey Allah’tan korkmak ve güzel ahlaktır”

Ebu Ebu Ümame’den peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu tahric etti s:357 Ahlakı güzel olan ben cennette yüksek bir köşke kefilim” (5) Bunu Tirmizi ve İbni Mace nanasıyla Enes’ten tahric etti.

Seleften güzel ahlakın tefsiri rivayet edilir.

Hasan’dan şöyle dediği rivayet edildi: Güzel ahlak: Cömertlik, bol vermekve tahammüldür” Şabi’den öyle dediği rivayet edildi :Güzel ahlak çok vermek, ihsanda bulunmak ve güler yüzlü olmaktır” Şa’bi’de böyleydi. İbnil Mübarek’ten şöyle dediği rivayet edildi: Güler yüzlü olmak iyiliği emretmek, eziyette engel olmaktır” Selam bin Ebu Muti’ güzel ahlaktan soruldu, bunu üzerine şu şiiri okudu:

________

(1) Ali İmran, ayet: 133-134 (2) Hadis sahihtir, Ahmed, Ebu Davud, Tirmizi ve İbni Hibban tahric etti, Hakim’de doğruladı. (3) Üsame bin Şerik’ten Ahmed, Nesai, İbni Mace ve Taberani tahric etti. Ravileri güvenilirdir. (4) Ahmed, Ebu Davud, İbni Hibban tahric etti, Hakim dedi ki: Buhari ve Müslimin şartı üzere sahihtir. (5) Ebu Davud, Tirimzi ve İbni Mace tahric etti. Tirmizi dedi ki: Hadis hasendir.

Onu kendisine geldiğin zaman ay gibi sanki isteyeceğin yeni sana sana verecek gibi görürsen eğer onun elinde ruhun başka birşey olmasa onunla cömertlik, eder, onu isteyen Allah’tan korksun hangi taraftan gelirsen o denizdir derinliği bellidir, cömertlik onun sahilidir.

İmam Ahmed dedi ki: Güzel ahlak olmanın ve hiddetlememendir” Odan şöyle dediği rivayet edildi: Güzel ahlak: İnsalardan olan şeye tahammül etmendir”

İshak bin Raheveyh dedi ki: Güler yüzlü olman ve kızmamandır” Muhammed bin Nasr’da buna benzer söyledi.

Bazı ehli ilim dedi ki: Güzel ahlak, Allah için öfkeyi yutmak, fasık ve bidatçılar haricindekilere güler yüzlü olma, edeplendirmek haricinde hata edenleri affetmek, haddi uygulamak, her müslümandan veya her anlaşmalı kafirden eziyeti engellemek, ancak kötülüğü değiştirmek ve mazlumdan aşırı gitmeden hakkı almak müstenadır”

İmam Ahmed’in müsnedinde Muazbin Enes el Cüheni’de peygmber (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: Füziletlerin en faziletlisi: Seninle alakayı kendine alaka kurman, seni mahrum edene vermen, sana söveni geçiştirmendir”(1)

(S:358) Hakim ukbe binel Cüheni’den şöyle dediğini tahric etti. Rasulullah (sav) bana buyurduki: Ey Ukbe sana dünya ve ahiret ehlinin ahlakının en üstünü haber vermeyelim mi?: Senden sılayı kesene sen sıla yap, sana mahrum edene ver, sana zulmedeni affet (2)

Taberani Ali (r.a)’den peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: Dünya ve ahiret ehli ahlakını en değerlisini sana bildireyim mi? Senden sılayı kesene sen sıla yap, seni mahrum edene, varsa zulum edeni affet. (3)

(1) Hadis zayıftır, Ahmed müsnedde, Taberani Kebir’de Muaz bin Enes’te tahric etti. (2) Hadis hasendir, Ahmed Hakim ve Taberani tahric etti. Heysemi dedik: Ahmed’iniki isnadından birinin adamları güvenilirdir. (3) Hadis zayıftır. Taberani Evsatta tahric etti. Heysemi dedi ki: Heysemi dedi ki: Senedinde Haris var, O zayıftır. Mecmauuzzevaid: 8/188 ve sorası

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar