ON ÜÇÜNCÜ HADİS: İMAN VE SEVGİ

ON ÜÇÜNCÜ HADİS

İMAN VE SEVGİ

(S:220) Rasulullah (sav)’in hizmetçisi Ebu Hamza, Enes bin Malik (ra)’ten, Oda peygamber (sav)’in, şöyle dediğini rivayet etti: Sizden biriniz kendi nefsi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe hakiki) iman etmiş olmaz.

Buhari ve Müslim rivayet etti.

Bu hadisi Buhari ve Müslim Katade’den, Oda Enes (ra)den tahric etti. Müslim’nin lafzı: Komşusu veya kardeşi için sevinceye kadar ek ile rivayet edildi.

İmam Ahmed’de tahric etti. lafzı: Kul nefsi için sevdiği hayrı insanlar için de sevmedikçe imanın hakikatını ulaşamaz.

Bu rivayet sahihaynde tahric etti edilen rivayetin manasını açıklıyor, imanın nefyi ilemurad: Hakikatı ve son noktasını nefyidir, çünkü iman ve çok zaman bazı rükünlerinin ve farzlarının Nefy olmasıyla nefyedilir, resulullah (sav)’in şu hadisi gibi: Zina edenin malıyken zina etmez, hırsız imanlıyken hırsızlamaz ,içki içen imanlıyken içki içmez. (2)

(S: 221) Komşusu şerlerinden emin olmayan kimse hakiki) iman etmemiştir (3)

Alimler büyük günah işleyen hakkında ihtilaf etti: İmanı noksan mü’min mi, yoksa mü’min değil diye , anacak müslüman, mü’min değil diye mi isimlendirilir? Bunda iki görüş vardır. İkisi de İmam Ahmed’den rivayettir.

Küçük günahları işleyene gelince, ondan iman ismi tamamen kalkmaz, bilakis o imanı noksan mü’mindir, bu küçük günahlardan işlediği oranda imanı noksanlaşır.

Büyük günah işleyenler, imanı noksan mü’mindir sözü Cabir bin Abdullah’tan ibnil Mübarek, İshak, Ebu Ubeyd ve başkalarından rivayet edilmiştir.

Müslümandır, mü’min değildir sözü Ebu Cafer Alioğlu Muhmammed’den rivayet edilmiştir. Bazıları bunun ehli sünnet yanında tercih edildiğini zikretti.

İbni Abbas dedi ki: Zina edenden imanın nuru çekilir. (4)

Ebu Hureyre dedi ki: İman ondan çekilir, başının üzerinde gölge gibi olur, tevbe ederse geri kendisine döner.

Abdullah bin Revaha ve Ebud Derda dedi ki: İman gömlek gibidir. İnsan bazangi yer, bazan

_______

(1) Hafız İbni Hacer bunun hakkında konuşmadı, sustu. (2) Razin ,Abdullah binMesud’dan Buhar ve Nesai Abdullahbin Abbas’tan tahric etti. İbni Hibban doğruladı. (3) Ahmed, Buhari ve Müslim Ebu Hureyre’den buna yakın başka birlafızla, Buhari ve Ahmed Ebu Şureyl el Ka’bidenbu lafızla tahric etti. (4) Acurri rivayet etti. (5) Yine Süfyan-ı Sevri dedi ki: İman şalvar gibidir, istersen giyersin, istersen çıkarısın. Hilyetül evliya 7/32

Çıkarır, imam Ahmed ve başkasıda böyle dedi. (5)

Manası: İmanın özellikleri kamil olduğu zaman, (İnsan) onu giyer, ondan bir şey noksan olursa çıkarır.

(S: 222) Bütün bunlar farzlarından bir şey noksan olmamış tam, kamil imana işarettir.

Maksat: İmanın farz olan hasletlerinden: Kişinin kendi nefsi için sevdiğini, kardeyi için de sevmesi, nefsi için hoşlanmadığı şeyden kardeşi için de hoşlanmamasıdır, eğer bu mü’minden yok olursa imanı noksanlaşır.

Peygamber (sav)’in Ebu Hureyre (ra)’e şöyle buyurduğu rivayet edildi: Nefsin için sevdiğini insanlar için dese müslüman olursun. Bunu Tirmizi ve ibni Mace tahri cetti.(1) İmam ahmed tahric etti. Muaz Peyamber (sav)’e imanın en faziletlisinden sonu, peygamber (sav) buyurduki: İmanın en faziletlisi: Allah için sevmen, Allah için buğz etmen ve dilini Allah’ın zikrinde çalıştırmandır” dedi ki: Ve nedir,ey Allah’ın rasulü? Buyurduki: Nefsin için sevdiğini insanlar için de sevmen, kendi nefsin için hoşlanmadığını onlar içinde hoşanmamandır ve hayır söyleyip yada susmandır. (2)

Peygamber (sav) cennete girmeyi bu haslete tertip etti.

İmam Ahmed’in müsnedinde Yezid bin Esedr elKasri’den şöyle dediğini rivayet etti.

Rasulullah (sav) bana cenneti seviyor musun? buyurdu, evet dedim nefsin için sevdiğini kardeşin için de sev buyurdu. (3)

Sahihi Müslimde Abdullah bin Amr bin As (ra)’tan rivayet edildi: Peygamber (sav) bana buyurdu: (S0 223) Ey Ebu Zer seni zayıf görüyorum, ben nefsim için sevdiğimi senin için de seviyorum, iki kişinin başına emir olma, yetimin malını korumayı) üstlenme (5)

Bundan ona ancak onu zayıf gördüğü ve peygamber (sav) bunu her zayıf için sevdiği için yasakladı, Rasulullah (sav) insanların yönetim işini üstlenmişti, çünkü Allah bu için onu kuvvetlendirmişti, yaratıkların hepsini Allah kendine itaat çağırdı ve peygamber (sav)’i onların din ve dünya işlerini yürütmeyi üstlenmeye çağırdı.

Ali (ra)ın şöyle dediği rivayet edildi: Peygamber (sav) bana buyurduki: Ben nefsim için razı olduğuma senin için de razı oluyorum, nefsim için hoşlanmadığım şeyden sen iniçin de hoşlanmıyorum, cünüpken kuran okuma, rüku ve secdedeyken de okuma (6)

Muhammed bin Vasi eşeğini satıyoru, bir adam ona dedi ki: Benim için razı olurmusun? dedi ki: Razı olsaydım, satmazdım.

Bu kendi nefsi için razı olduğuna kardeşi içinde razı olduğuna işaretir, bütün bunlar din cümlesinden olan müslümanların geneline nasilattır, tefsiri daha önce yerinde geçtiği gibi,

Daha öcne Nu’man bin Beşir (ra) hadisini zikretmiştirk, peygamber (sav) buyurduki: Birbirlerini sevmede, şefkat edip acıma da mü’minlerin misali cesed misali gibidir, ondan (cesedden ) bir uzun hastalanma cesedin diğer azaları uykusuzluk ve ateşle yardımına koşar” Bu sahihaynde tahric edildi. Bu mü’minn kardeşini kötü duruma düşüren, şey, mü’minin ne kötü duruma düşüreceğine , onu üzen şeyin mü’mini düzeleceğini işarettir.

(S: 224) Şu an konuştuğumuz Enes (ra) hadisi mü’min kardeşini sevindiren şeyinmü’mini de sevindireceğine ve mü’minin kendi nefsi için istediği hayrı mü’min kardeşi için de isteyeceğine delildir.

Bütün bunlar göğsün tamamen hased, sahtekarlık gibi şeylerden selamette olduğu zaman meydana gelir, çünkü hased hasedçiyi başkasının geçmesinden veya kendisine eşit olmasından hoşlanmamayı gerektirir, çünkü hasetçi üstünlükleriyle insanlardan ayrılacaklı vebu üstünlükler hususunda tek olmak ister.

İman bunun zıddını gerektirir, oda bütün mü’minlerin, kendisineki noksanlaşmaksızın Allah’ın verdiği hayırda ortak olmalıdır. Allah teala yeryüzünde büyüklük taslama ve fesat istemeyenleri övdü.

İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunlukculuk yapmayı arzulamayan kimselere veririz (1) İbni Cerir nazar olan bir isnatla Ali (ra)’den şöyle dediğini rivayet etti. Adam ayakkabı bağının arkadaşınınkinden daha güzel olması hoşuna gidir ve şu ayetin altına girer: İşte ahiret yurdu. Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuk yapmayı arzulamayın kimselere veririz. Akibet takva sahiplerinindir.)

Yine Fudayl bin İyad’dan bu ayet hakkında şöyle dediği rivaye edildi: Başkasının ayakkabının kendisinin kendin ayakabı bağının da kendi ayakkab ıbağından daha iyi olmasını sevmez.

Denildiki: Bu başkasına kibirlenmek istediği zaman böyledir, sadece güzellik için olursa böyle değildir. (2)

İkrime ve başkası ve ayet hakkında dedi ki: Yeryüzünde büyüklük: Kibirlenmek, saltanat sahibinin yanında makam ve şeref sahibi olmak istemektir. Fesad: Masiyeteri işlemektir. (3)

Güzelllikte kendindenden üst seviyede kimsenin olmasını kötü görenin günahkar olmayacağına delil olan rivayet variddir.

İmam Ahmed ve Hakim İbni Mesud (ra)’den tahric etti, dedi ki: Peygamber (sav)’e geldim yanında Malik binMirare er Rahavi vardı, o şöyle derken yetiştim: Ey Allah’ın rasulü benim için gördüğün güzellik verdi, insanlardan birinin ayakkabıbağı ve daha yukarısından benden üstün olmasını sevmiyorum, bu azgın kişileden değil mi? Buyurduki: hayır bu azgın değildir, fakat azgınolan kibirli olan, veya doğruyu cahil gören, insanları hor, küçük görendir. (4)

Ebu Davud Ebu Hureyre’den mana olarak tahirce etti, onun hadisinde azgınık yerine kibir geçmektir. Güzel başkasının kendinden üstün olmasını hoş görmemesinin azgınlık ve kibir olmadığını bildirir. Azgınık ve kibiri hakka karşı kibirlenip kabul etmemek diye tefsir etti.

Selefin bazısı dedi ki: Tevazu: Hakkı küçükten de olsa her gelen kimseden kabul etmendir.

Kim hakkı ister küçükten ister büyükten ister sevdiği kimseden, ister sevdiğinden gelsin kabul ederse o mütevazidir.

kim hakkın kabulünün hakka karşı büyüklenerek reddederse o kibirlidir.

(S: 225/) Mü’min kendi nefsi için sevdiğni mü’minler için de sevmeli kendi nefsi çin sevmediğini ‘müminler için de sevmemelidir, eğer müslüman kardeşinde dinide birnoksanlık görürse ıslahına çalışır.

Seleften bazı salihler dedi ki: Allah için muhabbet ehli Allah’ın nuruyla bakar. Allah’a masiyet yapanlara acırlar,onarı yaptıkarı işlerden döndürmek için öğütler verirler, bedenlerinin ateşe girmesinden korkarlar.

Kendi nefsi için razı olduğuna insanlar için de razı olmadıkça mü’min gerçek mü’min olamaz, eğer başkarından kendinden yüksek bir fazilet görürse, aynısının kendi nefsi için de olmasını temenni eder, eğer fazilet dini de bir faziletse güzeldir. Peygamber (sav) kendi nefsi için şehadet makamını temenni etti, ve buyurduki: Ancak iki şeyde hased (gıbta) vardır:

(1) Tirmizi ve İbni Mace Hasan’ın Ebu Hureyre (ra)den rivayetiyle tahric etti, senedinde kopukluk vardır, Münziri dedi ki: Hasan Ebu Hureyre’den duymamıştı. (2) Ahmed, ve Taberani kebir’de Muaz bin Enes’ten tahric etti, o zayıftır senedinde ibni Lehia ve Zeban bin Faidvar, ikiside zayıftır .(3) Hadis sahihtir, Ahmed tahric c etti. Hakim doğruladı.(4) Hadis sahihtir, Ahmed, Müslim ve Ebu Davud tahric eti. (5) Hadis sahihtir Ahmed, Müslim, Ebu Davud tahric eti. (56) Hadis zayıftır. Darekutni ve abdurrazzak tahric etti, senedinde Ebu Nuaynen Nah’i var, imamahmeddedik: o bir şey değildir. Yahya onu yalancılıkla suçladı. Sabit olan Tirmizi’nin Ali (ra)den rivayetidir. Cünüp olmadıkça, Rasulullah bize her halde Kur’an okutuyordu.

Allah’ın kendisine mal verip, bu malı gece gündüz infak eden adam, ve Allah’ın kendisine kuran verip, onu gece gündüz okuyan adam (5)

Malını Allah’ın taata yolunda harcayan adamı görüpte şöyleyen adam hakkında şöyle buyurdu: Eğer benim de malım olsa bunun yaptığı gibi yapardım. O ikisisevapta eşitti”

Eğer temennisi dünyevi ise onda hayır yoktur, Allah teala buyurduğu gibi: Derken Karun, ihtişamı içinde kavminin karşısına çıkt., dünya hayatını arzulayanlar: Keşke Karun’a verilenin benzeri bizim de olsaydı, doğrusu o çok şanslı, dediler. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle dediler: Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlara göre Allah’ın mükafatında üstündür. (1)

(S: 227) Allah tealanın şu kavli ise: Allah’ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri temenni etmeyin) (2) Bu hastel tefsir edildi, oda kardeşine verilenin ondan kendisine geçmesini istemektir, şeran ve kader itimariyle imkansız şeylerin temennisi diye tefsir edildi, kadınların erkek olmayı istemeleri, veya erkekler için verilmiş dini faziletlerin kendileri için de olmasını temenni etmek, cihad gibi, veya dünyevi fazileti temenni etmek, miras ve şahitlik gibi. Ayet bunların hepsini de kapsıyor denildi.

Bununla birlikte mü’min dini faziletleri kaçırdığından dolayı üzülmeli, bunun için dinde kendinden üsttekilere bakması emredildi, bunu talep için yarışması gücünü gayretii kullanması emredildi, Allah tealanın buyurduğu gibi: İşte yarışanlar ancak onda yarışınlar) (3)

Bu hususta kendisine iştirak edenleri hoş görmemezlik yapmamalı, bilakis bu hususta yarışan insanların hepsini sevmeli, ve buna teşvik etmeli, bu kardeşlerenasihat görevini yerine getirmektir.

Fudayh dedi ki: Eğer sen kardeşinin senin gibi olmasını istiyorsam, Rabbin için nasihat görevini erine getirmemiş olursun, nasıl olur ki sen onların senden aşağı olmasını seviyorsun. Onlara nasihatın: Onların kendinden yüksek olmalarını sevmekle olacağını işaret ediyor, bu yüksek bir makamdır, nasihatta yüksek bir derecedir, bu farz değildir.

Şeriatta kendisine emredilen,kendi gibiolmaları sevmesidir, bununla birlikte birisi keninri dini konuda geçerseona yetişmek için çalışır, Allah’ın onlara verdiğine hased ederek değilde,nefsinin kusurundan veileri geçenlerden geri kaldığından dolayı üzülür, onara gıpta eder,ve onarla yarışır.

Mü’min nefsini yüksek derecelerden aşağı olduğunu görmeye devam etmesi, gerekir, bununla iki nefsi şeyden istifade eder. Faziletlerin ve onların artmasında çalışmak, ve nefsine noksan nazarla bakmak.

Bundan da mü’minlerin kendinden daha hayırlısını sevmesi ortaya çıkar, çnkü o onların kendi hali gibi olmasına razı olmaz ve kendi nefsinden de razıolmayıp salih olması için çalışır.

(S: 228) Muhammed bin Vasi’ oğluna dedi ki: Allah senin baban gibisini müslümanlar içinde çoğalmasın (4)

Kendi nefsinden razı olmayan müslümanların kendi gibi olmaların ınasıl ister? Bilakas müslümanların kendinden daha hayırlı olmasıı ister, kendi nefsinin de şimdiki halinden daha haırlı olmasınıister.

Eğer kişi Allah’ın başkasından özel bir şeyi kendisineverdiğini bilirse bunu dini bir fayda için haberveri,haber vermesi nimetten bahsetmek nevinden olur, nefsini de şükrünü yerine getirmekte nakıs olduğunu görür, bu caiz olur.İbni Mesud dedi ki: Allah’ın kitabını benden daha iyi bilen ibirini bilmiyorum. Bu başkasının Allah’ın kendisine verdiği şeyde ortak

(1) Kassas suresi: 83 (2) Zayıftır, İbni Cerir Eşas bin Seman’dan tahric etti. O metruktir.(3) Taberi tefsiri 2:/78-79-Dürrül Mensur 5/264 (4) Ahmed, Tirmizi, Müslim ve Hakim tahric etti. sahihtir (5) Ahmed, Buhari, müslimv eibni Mace tahric etti, İbni Hibban doğruladı.

olmasını sevmesine engel değildir. İbni Abbas (ra) dedi ki: Ben Allah’ın kitabında bir ayete rastlıyorum, insanarın hepsinin o ayetten benim bildiğimi bilmesini seviyorum.

Şafii dedi ki: İnsanların hepsinin bu ilmi öğrenmesi ve bu ilimden de bana bir şey nismet edilmemesi hoşuma giderdi.

Utbetül gulam iftar etmek istediği zaman, halini bilen bazı kardeşlerine derdiki0 Sana benim seabımgibi sevab olması içcin bana su veya hurma çıkar, iftar edeyim. (5)

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar