FASIL

FASIL

Fakihlerin zikrettiği manadaki niyyet ibadetleri adetlerden ayıran, ve ibadetleri birbirinden ayıran niyyettir. Yeme ve içmeyi bırakmak bazan hamiyyetten dolayı, bazan yeme kudreti olamamaktan ve bazanda Allah için şüpheleri terketmekten dolayı olabilir, oruçta bu gibi yönlerin birbiriden ayrılması için niyyete ihtiyaç vardır.

Aynı şekilde ibadetlerdede: Namaz ve oruç gibi, bazıları farz bazıları nafidir, farzında çeşitleri vardı, çünkü namazlar bir gün ve gecede beş vakittir, vacib olan oruç bazan ramazan, bazanda keffaret orucu veya adak orucu olabilir, bunlar biribirinden ancak niyyetle ayırt edilir.

Bunların bazısında alimler arasında meşhur ihtilaf var, bazıları farz namazlarda niyyetin belirtilmesini vacib görmüyorlar, bilakis vaktin farzına niyyet edilmesi kafidir, isimlendirmesede olur diyorlar, bu İmam Ahmedden bir rivayettir (6) Bu söz üzerine şu bina edilir: Bir gece ve gündüzde bir namazı geçen ve hangi namaz olduğunu bilmeyen adamın üç namaz kılması gerekir: Sabah, akşam ve dört rekatlıdanda bir namaz kılması gerekir.

________

(1) Süleyman el Haşimi mechuldür. (2) Hadis sahihtir. müslim, Ahmed ve İbni Mace tahrirci etti. (3) Hadis sahihtir Tirmizi tahric etti: 285, ve İbni Macede tahric etti. (4) O: Sehl bin Abdulah bin Yunus etTüsleri, Ebu Muhammed, sufi imamların ve ihlas ve riyazet ve fiilerin ayıbları hakkında konuşan alimlerden biridir. (5) O: Zahid, sofi, edib çok seyahat ederdi, kendi vaktinde Reyy ve Cibal’in şeyhiydi. (6) El Muğni 3/94 ve sonrası.

Yine bazı alimler ramazan orucunda niyyet belirlemeye hacet olmadığını söylediler, bilakis mutlak manada orucu niyyet etmek yeterlidir dediler, çünkü vaktinde başka oruç tutmak mümkün değildir. Buda yine imam Ahmedden bir rivayettir, bazılarından ramazan orucunun tamamen niyete ihtiyacı olmadığı hikaye edilir, çünkü hadid zatıyla belirlidir, aynen emenatleri geri iade etmek gibidir. Evzaiden, zekatında böyle olduuğ hikaye edilir. Bazısı onun sözünü, şayet kişi mutlak sardakaya niyet ederse demek istemiştir, diye yorumlamıştır. Aynen hac gibi. Ebu Hanifeden: Tam nisabla niyetsiz tasadduk etse, zekatı yerinde caiz olur, dedi.

Peygamber (s.a.v)’den rivayet edildiki: Bir adamı başkası yerine telbiye getiriken duldu, ona: Sen kendi yerine hac yaptın mı?buyurdu. Adam: Hayır, dedi, rasullulah (s.a.v) “Bu senin yerindi, sonra o adamın yerine hac yap buyurdu.

Bu hadisin sahihliği hakkında konuşuldu, fakat İbni Abbas ve başkasından (1) sahih olarak sabittir, Şafi bununla amel etmiştir, Ahmed’den meşhur olan rivayette böyledir, mutlak hac niyyetiyle farz hac yerine gelir, ister nafile ister başka bir şeye niyyet etsin aynıdır, niyyetin belirlenmesine gerek yoktur, ilk başkasının yerine hac yapsa, kendi yerine yapmamışsa, hac kendi yerine geçer, aynı şekilde adak ve nafile haccı yapsa yine böyledir (yani farz hac yerine geçer) demişlerdir.

Peygambar (s.a.v) den sabittir ki: Ashabına veda haccından kendisiyle beraber tavafa da sa’ye girdiketn sonra, haclarını bozmalarını ve umre yapmalarını emretti, içlerindeki kimi kıran, kimiyse, ifrat hacı yapıyordu (2), onların tavafları Mekkeye geldikleri vakit buldum tavafıydı, kudum tavafıysa farz değildir, o tavafı umre tavafı kılmalarını emretti, oysa (umre tavafı) farzdır.

İmam Ahmed haccın bozulması meselesinden bunu kabul etti, ve bununla amel etti bu aslından karışıktır, (: 45) Çünkü hac ve umre için farz olan tavafın, belirtilmesini vacib kılıyor, buna fakihlerin çoğu muhalefet ediyor, Malik, Şafii ve Ebu Hanife gibi.

Yine bu baba giren örneklerden: Bir adam (3), peygamber (s.a.v) zamamında sadakasını bir adamın yanına koymuştu, sadaka sahibinin oğlu (4) geldi ve sadaka yanında olan kişiden aldı, bunun babası öğrendi, ve peygamber (s.a.v)’in yanınıhda çekiştiler, adam: Ben seni istememiştim (sadakayı sana vermek istememiştim) dedi. Peygamber (s.a.v) sadaka verene sana niyyet ettiğin vardır, diğerinde sanada aldığın vardır buyurdu. Bunu Buhari tahric etti (5) Ashabının çoğu kendine muhalif olsada İmam Ahmed bu hadisle amel etti, adam sadakayı çocuğuna vermeyi menetti, malın tekrar kendisine dönmesinde korktuğu için çocuğuna kendiği farkında olmadan giderse (bu sadaka) malın geri kendine dönme korkusu ortadan kakar, çocukta haddi zatında sadakaya müstehaktır, bunun için şayet sadakasını fakir zannederek bir zengine verse sahih kavle göre caizdi, çünkü müstehak olduğuna inandığı kişiye vermiştir, fakirlik ise gizli bir meseledir, nerdeyse hakikatına vakıf olunamayacak durumdadır.

Taharet ise: Bunda niyyetin şart oluşu hususundaki ihtilaf meşhudur, buda şurdan kaynaklanıyor: Namaz için temizlik, müstakil bir ibadet midir, yoksa namazın şartlarından bir şart mıdır? Kim namazın sair şartlarından biri kabul ediyorsa, niyyeti şart saymıyor, niyyeti şart sayanda, onu müstakil bir ibadet sayıyor, eğer başlı başına ibadetse niyyetsiz sahih olmaz, bu (niyyetin abdestte şart oluşu) cumhurin görüşüdür. (S:45) Bu görüşün sahihliğine çok sahih naslar delildir, onlardan biri: Şu hadistir: Abdest günah ve hatalara keffaret olur, kim emrolunduğu gibi abdest alırsa, günahları için keffaret olur (6)

______________

(1) Hadis sahihtir, Ebu Davud, İbni Mace, İbni Hibban ve Beyheki tahric etti. (2) Ahmed Enes’ten, Buhari,Müslim, Ebu Davud, Nesai, Cabir’den tahric etti.i (3) O: Yezid bin ElAhneses Sülemidir, sahabidir. (4) Ma-’n bin Yezid bin El Ahnes. (5) Sahili Buhari: 1356 (6) Hadis sahihtir, Ahmed, Buhari, Müslim, Nesai İbni Mace, ve İbni Hibban Osman bin Affan (r.a)’dan tahric etti.

Bu kuranda emredilen abdestin müstakilbir ibadret olduğuna delildir, çünkü günahların bağılanması olayı buna terettüb ediyor, niyyetten hali abdest itfakla günahlardan hiç bir şeye keffaret olmaz, ve emrolunmuş birşey olmaz, namaz onunla sahih olmaz, bunun için namazın diğer şartları gibi varid olmamıştır onları yapmakla (namazın diğer şartlarını,avret yerlerini örtmek gibi) sevab verilir diye bir hadis varid değildir. Eğer abdest niyyetiyle birlikte, serinleme, veya pisliği izalede kasdedilse yine şafiice caizdir, Ahmedin ashabının çoğuda ve görüştedir: Çünkü bu kasıd ne haram nede mekruhtur, abdest ile birlikteabdesti öğretmeyide niyetlense bu zarar vermez, rasulullah (s.a.v) bazan namaz ile öğretmeyi kastediyordu, hacta böyledir,şöyle buyurmuştur: Nüsüklerinizi benden alınız (1)

Yemin meseleleride niyyetin girdiği ilim bablalarındandır, lağv yemininde keffaret yoktur, o yeminde kalbte yemin kasdı olmakzısın dillerde dolaşan yemindir, şu söz gibi: Söz esnasında hayır vallahi evet vallahi demek. Allah teala buyurduki: (Allah aksıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutar. Bununda keffareti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek yahutta bir köle azad etmektir. (2)

Aynı şekilde yeminlerde yemin edenin niyyetine müracaat edilir, ve yeminiyle neyi kasdettiğine bakılır, şayet boşamak ve köleyi azad ile yemin etse,sonra sözünün zahirinin zıddını niyyet ettiğini iddia etse, Allahla kendi arasında borçlanır.Hükmün zahirince ondan kabul edilir mi? Bunda alimlerin iki meşhur sözü var, her ikiside Ahmedin rivayetidir (Yani: Kabul edilir, kabul edilmez)

Ömer (r.a)’e karısı bena bir benzetme yap diyen ve “Sen ceylan gibisin, sen güvercin gibisin dediği bir adam geldi.Kadın sen serbestsin,boşsun demeden razı olmam demiş adamda öyle demiş, Ömer (r.a): “Kadının elinden tut o senin karındnır dedi.Bunu Ebu Ubeyd tahric etti (3) ve dedi ki: Adam devenin ayağında ikal (ayağına geçirilen halka) vardı, sonra ikalinden boşandı ve serbest oldu, o ikalden serbesttir ve boşanmıştır demeyi murad etti, Ömer’de onun niyyetine göre boşamayı iskat etti (düşürdü) dedi ki: Bu boşama ve köle azad etmeye benzer bir şeyle konuşan herkes için asıldır, niyeti başkasıyla, söz onunsözüdür, Ömer (r.a) mezhebinin teviline göre durum budur.

Sümeyt esSudesi’ninşöyle dediği rivayet edilir: Bir kadınla nişanlandım, karını boşayana dek seninle evlendirmeyeceğiz dediler,bende: Onu üç kere boşadım, beni evlendirin dedim, ve evlendirdiler, sonra baktılarki kadın benim yanımda, Sen onu üç kere boşamadın mı? dediler. Bende: Yanımda fila vardı onu boşadım, filan vardı onu boşadım, bunu ise boşamadım, dedim Osman’a (r.a) gitmek isteyenŞakik bin Sevr’in yanına geldim ve onu: Mü’minlerin emirine bunu sor dedim, o çıktı ve sordu, Osman (r.a)’a zikretti. o kadını yineo (Sümeyt esSüdeysi) verdi, ve: niyyeti sebebiyle dedi.Bunu Ebu Ubeyd kitabut talakta tahricetti, ve bu gibilere alimlerin icmaını hikaye etti.

İshak bin Mansur dedi ki: Ahmede dedimki: Sümeyt’in hadisini biliyormusun, evet,dedi.İshak dedi ki: Eğer syemineden zalimse ve borçlusun yemininin zıddına yemininiyyet ettiyse, niyyeti fayda vermez.”

Sahihi Müslimde Ebu Hureyre (r.a)’den rivayet edildi, Peygamber (s.av) buyurduki: Yemin arkadaşının seni doğrulayacağın şeye göredir. (4), onun bir rivayetindede: Yemin yemin ettirenin niyyetine göredir. (5),bu zalime hamlonur, mazlumaysa fayda verir.

İmam Ahmed ve İbni Mace, Süveyd bin Hanzale’den tahriç etti, dedi ki: Beraberimizde Vail bin Hucr olduğu halde,peygamber (s.av)’i görmek maksadıyla yola çıktık. Vail bin Hucr’u bir düşmanı yakaladı. Yanımdaki insanlar yemen etmekten çekindiler, (S: 48) Ben hemen: (Bu kardeşimdir diyerek yemin ettim, Hemen onu serbest bıraktılar. Bunu peygamber (s.av)’e bildirince, böyle buyurdu: Doğru söyledin. Çünkü müslüman müslümanın kardeşidir. (6)

(1) Hadis sahihtir, Buhari, Müslim ve Nesai Ebu Musa elEşari’den tahric etti. (2) Maide,y ayet: 89 (3) Garibül hadiste 3/379 ve sonrasında, hadis garibtir. (4) Müslim ve Tirmizi tahric etti, hadis sahihtir, (5) Ahmed, Müslim, Ebu Davud, İbni Mace tahric etti, hadis sahihtir, (6) Bunu Ahmed, Ebu Davud, Nesai ve İbni Mace tahric etti adamları güvenilirdir, hadis hasendir.

Aynı şekilde niyyet boşama ve köle azad etmeyede girer. Mesela adam boşama ve azad ihtimali bulunan kinayeli bir lafız kullansa, mutlaka niyyet gerekir. Öfke, veya boşamayı isteme v.b gibi hal niyyet yerine geçer mi, geçmez mi? Bunda alimler arasında meşhur ihtilaf vardır.

Bununla içte boyama vaki olurmu, şayet niyeyt etmişse yoksa sadece hükmün zahirimi lazımdır. Yine bundada ihtilaf meşhurdur. Eğer boşamayıelbette kelimesi gibizahiri bir kinaye ile yaparsa,boşama bir sefer mi yoksa üç sefer mi vaki olur. Bundada iki meşur kalv var, Ahmedin mezhebinin zahirine göre boşama üç kere vaki olur, tabi bu niyyetin mutlak manada oluşu durumundadır, eğer üçten aşağı niyyetlenmişse niyyet ettiği vaki olur, yine ondan (İmam Ahmedden) diğer bir rivayet daha edildi. Yine üç boşama lazım gelir, dedi. Bir kadın görse de kendi karısı zannetse ve boşasa sonra, karısı olmadığı açığa çıksa, karısı boş olur, çünkü karısını boşamıy niyyet etti. Ahmed bunu söyledi. ondan boşanmayacağına dair bir rivayet daha hikaye edildi, buda Şafii’nin sözüdür. Eğer aksi olsa, bir kadın görse ve yabancı zannetse, ve onu boşasa, sonra karısı olduğu açıca çıksa, boş olurmu? Bunda iki kavil var, her ikiside Ahmed’den rivayettir, Şafii’nin meşhur mezhebi ve başkasınınkine görede karısı boş olmaz. Adamın iki karısı olsa ve birine dışarı çıkmayı yasaklamışsa, sonra birisi çıksa, adamda yasakladığı kadın zannetse ve ona: Filan sen çıktın, ve sen boşsun dese, alimler bundada ihtilaf ettiler, Hasan Basri dedi ki: Yasakladığı boş olur, çünkü onu niyet etmişti. İbrahim dedi ki: İkiside boş olur. Ata dedi ki: Hiç biri boş olmaz. Ahmed dedi ki: Yasaklanan boş olur, çünkü onu boşamayı niyyetlenmişti.

Ameller niyyetlerledir, herkese niyyet ettiği vardır. cümlesiyle batında harama ulaşmak maksadıyla yapılan akidlerin sahih olmadığına delil getirildi, alış veriş akdiyle faizin kasdelimesi gibi, bu Malik ve Ahmedin mezhebidir.(S: 49) Bu akidle faize niyyet edildi, alışverişe değil, ve herkese niyyet ettiği vardır.

Daha öncede zikrettik, şafii bu hadisin fıkıhta yetmiş baba girdiğini söylüyor.

Niyyet: Kalbin kasdı ve yönelmesidir, kalbtekini dille söylemek gerekmez. Şafiinin bazı ashabı namaz için niyyeti lafzen söylemenin şart olduğunu söylediler, onlardan tahkik ehli böyle söyleyenleri yanlışlıkla itham ettiler, Müteahhirun namazda niyetin lafzan söylenmesi hususunda ihtilaf ettiler, bazısı müstehab gördü bazısıyla kerih gördü.

Bu meselelelerde hac dışında seleften ve mezheb imamlarından hususi bir nakil bilmiyoruz Mücahid dedi ki: Kişi haca niyyet ettiği zaman hangi hacca gireceğini belirtir, yine ondan şöyle dediği rivayet edilir. Telbiye anında isimlendirir,bu bizim sadedinde olduğıumuz şey değildir, peygamber (s.a.v) nüsükünü telbiyisinde zikrediyordu, şöyle diyordu Ümru ve hac için lebbeyk (1) Bizim konuştuğıumuz ihrama girdiği zaman, Ey Allahım ben hac ve umre yapmak istiyorum, demesi, bunun fakihlerin çoğu müstehab gördü, Mücahidin sözüyse bu konuda sarih değildir. SZelefin çoğu dediki, BAZILARI ATA TAVUS, Kasım bin Muhammed enNah’i Telbiye anında niyyet caizdir. İbni Ömerden sahih olarak sabittirki: Bir adamı ihram anında Ey Allahım ben hac ve umre yapmak istiyorum derken duydu, ona dedi ki: İnsanlara bildiriyorsun? Allah senin nefsindekini bilmiyormu?

İmam MalikBunun nas olarak zikretti, girdiği ihramı isimlendirmesi müstehab değildir. dedi. (Tehzibül müdevvene) (2)sahibi bunu hikaye etti, Ebu Davud dedi ki: Ahmed’e namazda tekbir için bir şey diyorsumusun? O’da Hayır, dedi Buna niyyeti lafzan söylemeside girebilir. Allah en iyisini bilir.

_______

Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, ve Nesai Enes bin Malik’ten tahric etti, hadis sahihtir. (2) Mesailil İmam Ahmed kitabında (s: 30

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar