Konu: İyiyi Emir - Kötüyü Nehy Etmek

Konu: İyiyi Emir - Kötüyü Nehy Etmek

1- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah'ın tek bir kişiyi senin elinle hidayete erdirmesi, senin için, üzerinde güneşin doğduğu ve battığı her, servetten hayırlıdır.)[455]

Başkasına tatlı bir dille nasihat ederek onu hidayete erdirmekte daha büyük bir sevap yoktur. Canlı olarak ateşin ortasına düşen bir kimseyi oradan kurtarmak ne kadar büyük bir sevapsa, küfür yoluna sapmış bir kimseyi de ordan kurtarmak da o kadar hatta ondan çok daha büyük bir sevaptır. Çünkü öbürünün ateşi muvakkat, diğerinin ateşi ise müebbeddir.[456]

2- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ın güzel gördüğü şeyleri emir edin, çirkin gördüğü şeyleri de yasaklayınız. Yoksa Hz. Allah en kötü olanlarınızı başınıza getirir musallat eder. İyilerinizin duaları bile kabul olunmaz.”[457]

3- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sizden evvel dünyaya gelmiş hıristiyanların (kötü) adet ve ananelerine karış karış, dirsek dirsek (adım, adım) uyacaksınız. O kadar ki, eğer onlar kertenkele deliğine girecek olsalar, sizde (mutlaka bir hikmeti vardır düşüncesiyle) arkalarından (kertenkele yuvasına) gireceksiniz. Yine, onlardan biri yol ortasında hayasızca hanımına yanaşıp cinsi münasebette bulunursa bunda da bir hikmet vardır diyecek ve bunu da yapacaksınız.”[458]

Peygamberimiz (s.a.s)'ın bundan takriben bin dört yüz yıl ka­dar önce haber verdiği bu büyük tehlike, bugün İslâm dünyasında yıllar­dır salgın bir hastalık gibi kol gezmekte ve iman cemiyetinin ana temel­lerini sarsmaktadır. İslâm prensiplerini ihmal ettikleri için, geri kalan müslümanlar, kusuru kendi tembellik ve gevşekiklerinde bulup dinin öz kaynağına dönecekleri yerde, yıllardır Avrupa hiristiyanlığı ile yahudilik dünyasını maymunlar gibi taklit etmekte, onlardan öğrendikleri adet ve fikirleri İslâm dünyasına ithal ederek dinin ruhunu zedelemektedirler.[459]

4- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İyi hurmaların çürük hurmalar arasından seçilmesi gibi, iyileriniz de seçilip ölür gider, kötüleriniz kalır geriye. Öyleyse gücünüz yetiyorsa ölüm şerbetini tadın.”[460]

5- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kişinin diliyle ikrar edip ortaya çıkardığı bir hak, (başkası ta­rafından) işlenirse, o hakikin sevabı, ortaya çıkaran için yazılır ve Hz. Allah onun mükâfatını tam olarak verir.”[461]

6- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kötülükleri işleyenlerden, hem sayıca, hem de kuvvetçe daha üstün olan bir millet, bu kötülükleri önüne geçip yok etmezlerse, Hz. Al­lah kötülük yapanlara ve bunlara engel olmayan o millete umumi bir be­lâ verir.”[462]

7- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Marif (Allah, peygamber ye dinin faydalı gördüğü şeyler)'i baş­kalarına emir ediniz. Münker (Allah'ın, peygamberin ve dinin kötü gördü­ğü şeyleri yapmak isteyenler)’i kabul olunmayacak dualara baş vurmadan önce vazgeçirmeye çalışın.”[463]

8- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Herhangi bir yerde dine aykırı toto hareket yapıldığı zaman, kö­tülüğün yapıldığım yakından görüp de bundan hoşlanmayan, kimseler, onu görmemiş gibidirler. (Hiç bir mesuliyet payları yoktur.) Bunun yanında kötülük yapılırken görmemelerine rağmen bu hareketi gönülden tasvip edip hoşlanan kimseler ise, hareketin yapılışına yakından tanık olmuş gi­bidirler. (Günahına ortaktırlar.)[464]

9- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dine aykırı feir hareket ya da tutum gören kimse, buna eli ile engel olmaya çalışsın. Gücü yetmezse dili ile (o hareket veya tutumun dine aykırı olduğunu herkese karşı haykırarak) engel olmaya çalışsın. Bu da elinden gelmiyorsa, o kötülüğe karşı içinden kin ve nefret beslesin. Bu sonuncu mücadele şekli ise, imanın en zayıf derecelisidir.”[465]

10- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Benim ümmetimden öylesine değerli, kimseler vardır ki, sa­habelerime verilen sevabın aynısını alacaklardır. Onlar, dine aykırı hare­ketleri ortadan kaldırmak için çalışırlar.”[466]

11- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah, İslâm dini için bir numune buyurmuştur. Doğru bir yol ve bu yolun her iki tarafında da birer set vardır. O iki sed de birçok açık kapılar vardır ve bu kapılar da perdelerle örtülüdür. Yolun ağzında bir çağrısı '“Ey insanlar! Hepiniz toplu olarak bu yola giriniz. Ve sakın bu yoldan sapmayınız” Diye insanlara seslenir". Yolun üst tarafında başka bir çağırıcı ise insanlar perde ile örtülü kapıdan girmek istediklerinde “Al­lah aşkı için şu kapıları açmayınız, açarsanız i çeri girersiniz” diye sesle­nir.”

(Hadisin bu kısmına kadar geçen örnek kelimeleri peygamberimiz şöyle açıklamışdır:) Doğru yol İslâmdır. İki sed, Allah'ın İslâmiyette sınır­larını belirttiği hükümlerdir. Açık kapılar ise, Alab'ın haram kıldığı şey­lerdir. Yolun ağzında bekleyen çağrıcı Allah'ın kitabı olan Kur'an-ı Kerim, yolun üst tarafında bekleyen çağrıcı da her müslümanm kalbindeki rah­met melekleridir.[467]

Hz. Allah İslâm dinini doğru bir yola benzetmiştir. Çünkü is-İâmda insanların mutluluğunu sağlayan Allah'ın emir ve yasakları yer al­mıştır. Aynı zamanda bu yolun her iki yanında bulunan sedlerden gaye, Allah'ın cezaları ve1 bu cezalarını men eden kanunlarıdır. Bu sedlerden içeriye doğru açılan kapılar da; adam öldürmek, zina, içki gibi Allah'ın ha­ram kıldığı şeyler demekdir. Bu yolun yani İslâm yolunun ağzında bütün insanları bu yola çağırıp buradan dışarı çıkmamaları için seslenen bir ça­ğırıcı vardır. Gene bu yolun üst tarafında bulunan bir başka çağrıcı daha vardır ki, bu da harama açılan kapıları açmamaları için, insanlara sesle­nir, O kapı açıldığı zaman ise, Allah'ın gazabı ve öfkesi açanlar üzerine olur.[468]

12- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“(Dine aykırı işler yapan) yarı akıllı sefillerin ellerinden tu­tup onlara engel olmaya çalışın.”[469]

13- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Gerçekten insanlar haram olan işleri yapan zalimleri gördük­lerinde ellerinden tutup yaptıkları işlerinden onları vazgeçirmezlerse, Hz. Allah her iki grubu da umumi bir belâ ile cezalandırır.”[470]

14- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her biriniz, din kardeşinin aynasıdır. Öyeyse din kardeşinde bir ayıp gördüğün zaman, (ona bir ayna gibi gösterip) çıkarmaya çalışsın.”[471]

Mümin, müminin aynasıdır. Bir ayna, karşısında tutulduğu her varlığı aynen gösterdiği gibi, mümin de karşısında bulunduğu diğer bir müminin ayıplarını vaaz ve nasihat aynasıyla birlikte gösterip, ayıplarını yok etmeye çalışmalıdır. Bir mümin, bir din kardeşinin ateşte yandığını gördüğünde acıyıp onu kurtardığı gibi, cehennem ateşine girmesini gerek­tiren bir kötülüğünü gördüğü zaman, acıyıp temizlemeye çalışmalıdır,[472]

15- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Gerek yabancılarınız gerekse akrabalarınız olsun, hak ettikle­ri cezalarını veriniz. Bu cezayı iyi görmeyip tenkid edenlerin kötü görüş­leri sizi bundan vazgeçirmesin,”[473]

16- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Şüphesiz wHz. Allah, gayretli (kötülüklere karşı), hiddetli ve gazapkârdır. Hz. Allah gayretli olanları sever. Şüphesiz Hz. Ömer, gayret­lilerdendir.”[474]

17- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah'ın birini sevdiği, diğerinden ise nefret ettiği iki türlü gayretlik vardır. Yine Allah'ın binini sevdiği, diğerini ise sevmediği iki türlü zan vardır. (Bu dört kısım sırasıyla şöyledir:)

a) Allah'ın sevdiği gayretlilik: Kişinin şüpheli gördüğü kötülüklere karşı hiddete gelmesi.

b) Allah'ın sevmediği gayretlik: Kişinin hiç bir sebeb yokken öfke­lenip hiddetlenmesi.

c) Allah'ın sevdiği zan: Kişinin sadaka verdiği ve iyilik yaptığı za­man, sevinip kendisini iyi görmesi.

d) Allah'ın sevmediği zan: Kişinin bir sevap işlediğinde kendini iyi görerek gururlanıp başkalarını hakir görmesi.”[475]

18- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'a and olsun ki, imarrın ve iyi ahlâkın sebebiyle bir kişinin hidayet yoluna girmesi, senin Arapların geçim kaynağı olan tüm kır­mızı develerden daha hayırlıdır.”[476]

19- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İmanın en sağlam halkası:

a) Allah için sevmek: Allah'ın emirlerine itaat ve yasaklarından sa­kınanları sevmek,

b) Allah için düşman olmak: Kötülük işleyen kimseleri sevmemek,

c) Allah için sevmek: Allah'dan ve İslâm dinince buyrulan her şeyi sevmek,

d) Allah için buğuz etmek: Allah'dan gelmeyen ve İslâm dinüne aykı­rı düşen bütün şeylere düşman olmak.”[477]

20- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Şüphesiz Hz. Allah, dünyada yaptıkları tüm hareketlerinden do­layı kullarını hesaba çeker. Hatta (ev veya sokanda yapılan) kötülükleri ne­den nehy etmedin diye sorar. (Rahmeti bol olan Hz. Allah, sevip dilediği) bir kuluna mazeret delilini telkin ettiği zaman, kul şöyle der:

“Yarab!... Kusurluyum. Vazifemi yerine getiremedim. Fakat rahmetini umduğum ve kötü insanların şerrinden kurtulmak istediğim için bu kusuru işledim.[478]

21- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bundan epey sonra İslâm ülkelerinde öylesine amir ve hakim­ler gelecektir ki, İslama aykırı ne kadar kötülük varsa söyledikleri gibi emıir eder ve yaparlarsa, kimse bunlara engel olamayacaktır. Bu yüzden ardı ardına avare kelebekler gibi, cehenneme dökülecektirler.”[479]

Sevgili peygamberimiz (s.a.s) bu hadisi şerifi söylediği za­mandan 1400 sene sonra Avrupa'nın taklitçiliğini yapıp İslâm dinine sırt çevirecek bir çok amir ve hakimler gibi devlet adamlarının İslâm ülkele­rinde türeyip çoğalacaklarını görmüş ve bu acı olayı hadisi şerif ile dile getirmiştir. Yüzyıllar önce peygamberimizin haber verdiği bu tehlike gü­nümüzde bütün korkunçluğuyla baş göstermiştir.[480]

22- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İslâm ülkelerinde öylesine fitne ve kargaşalıklar baş göstecektir ki, orada yaşayan müslümanların ne eller-ne de dilleriyleonları yok etmeye gücü yetmeyecektir.”[481]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar