ALLAH SEVGİSİ

ALLAH SEVGİSİ

1- Peygamberimiz buyuruyor ki:

“Cenab-ı Hak, bir kulunun felakete sürüklenmesini isterse (önce) ondan hayayı kaldırır. Haya hislerinden yoksun olan bu kimseyi müslümanlardan, müslümanların da ondan memnun kalmadıklarını görürsün. Bu tutum devam ettik­çe o kimseden bu kez de enamet duygusu kalkar ve hain olur. Kul, tövbe edip kendini islah etmez, bu hal Üzere devam ve israr ederse, kendisinden merhamet duyguları da alınır. Hiyanetten ayrılmadığı takdirde kendisinden boynundan İslam halkası çıkartılır.”[504]

2- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah bir kulunu severse, Cebraili çağırır ve ben bu kulumu seviyorum, onu kendime dost edindim sen de sev. Cebrail o kimseyi sever, sonra bütün semavet ehline Allah'ın bu kulunu dost edindiğini ve onların da dost edinmesini söyler. Bütün gök ehli bu kimseyi dost edinir. Daha sonra yeryüzüne de bu türbir sinyal verildiğinden bütün yeryüzü sakinleri de bu kimseyi severler.

Bir kulu sevmediği zaman da, Cebraili çağırarak falan kimseyi sevmediğini ve onun da bu kimseyi sevmemesini söyler. Bunun üzerine Cebrail gök ehline Cenab-ı hakk’ın falan kimseden nefret ettiği­ni bunun için onların da bu kulu sevmemeleri gerektiğini söyler. Bu kez, bütün gök ehli o kuldan nefret eder. Daha sonra da o kimse için yeryüzüne nefret duyguları konulur (o kimseyi fazla sevmez )”[505]

3- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kıyamet günü Cenabı Hak şöyle buyurur: Nerde dünyada iken benim için biribirini sevenler? Onları bugün ben Arşımın gölgesinde (gölgenin bulunmadığı zaman) gölgelendireceğim.”[506]

1. Allahü Teâla'yı sevmek, makaamların en yükseğidir. Belki bütün makaamlardan maksad bu sevgidir.

Allahü Teâlâ'nın sevgisinden alıkoyacak şeylerden temizlen­mek içindir. Bundan önce, münciyât kısmında anlattığımız tevbe, zühd, sabır, havf ve diğerleri bu sevginin başlangıçlarıdır. Bundan sonra anlata­cağımız şevk ve rızâ, Allah sevgisinin meyve ve neticeleri gibidir. Kulun kemâlinin sonu Allah sevgisinin kendinde gaalib olmasıdır. Hattâ bu sevgi kendisini tamamen kaplar. Eğer bu olmazsa, bari diğer şeylere karşı olan sevgiden çok olmalıdır. Muhabbetin hakikatini anlamak o kadar zordur ki, kelâm âlimlerinden bir kısmı bunu kabul etmeyip, kendi cinsinden olmayan bir kimse sevilemez. Allahü Teâlâ'yı sevmek demek, O'nun emir­lerini yapmak demektir, dediler. Böyle sanan, dinin aslından birşey anla­mamıştır. Bunu açıklamak çok mühimdir. Biz önce, Allah sevgisini isbat etmek için şer'î delilleri, sonra hakikatini ve hükümlerini anlatacağız.

Bütün müslümânlar, Allahü Teâlâ'yı sevmenin farz olduğunu sözbirliği ile bildirmişlerdir. Allahü Teâlâ:

“Allah mü'minleri sever ve mü'mînler de Allah'ı sever” buyuruyor. Resûlüllah (sallâliahü aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:

“Allahü Tealâ'yı ve Resûlü'nü, herşey'inden çok sev­meyenin îmânı sağlam değildir”.

“İman nedir?” diye sorduklarında:

“Allah ve Resûlü'nü, bunlardan başkasından çok sevmektir”, buyurdu. Yine bu­yurdu:

“Kul, Allahü Tealâ'yı ve Resûlü'nü, çoluk çocuğundan, malından ve bütün mahlûkattan çok sevmedikçe, mü'mîn olmaz”[507]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS