(155) Övücülerin Yüzüne Toprak Saçılır

(155) Övücülerin Yüzüne Toprak Saçılır

339— Ebu Ma'mer'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:

— Bir adam kalktı, kumandanlardan bir kumandanı övmeğe durdu. Bunun üzerine Mikdad, adamın yüzüne toprak saçmaya başladı ve dedi ki:

— Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), övücülerin yüzlerine top­rak saçmamızı bize emretti.[668]

Övücülerin yüzlerine toprak serpmenin manası üzerinde âlimlerin bir­birinden farklı beş görüşü vardır:

1— Mikdad hazretlerinin anladıkları gibi, övücünün yüzüne top­rak serpmek gerekir. Lâfzın delâlet ettiği açık mana budur.

2— Övücünün bir şey eide edemediğine ve mahrum kaldığına delâlet eder. Nitekim Arablar, bir kimse murad ettiği şeye nail olamaz ve bir men­faat temin edemezse, onun hakkında :

«— EH toprak dolu olarak döndü.» derler. İşte Peygamber Efendimiz de, övücünün maksadından bir şey kazanamadığını ve sevabdan mahrum olduğunu ifade etmiş oluyorlar.

3— «övücünün yüzüne toprak saçın...» sözü, bu kimsenin davranışına rıza göstermeyin, ondan hoşnud olmayın manasını taşır. Nitekim Arablar, bîr kimsenin sözünden hoşlanmadıkları zaman; «Ağzına toprak dolsun.» derler.

4— Bu söz, medhedil-ene, övülene mahsustur. Övülen kimse eline top­rak alıp önüne serpmeli ve onun kendisine ne kazandırabileceğini düşün­melidir. Bundan bir fayda temin edilemeyeceğini anlamakla artık övülme­den dolayı gurur ve taşkınlığı zail olmuş olur.

5— övücünün maksadını anlamak sureti İle onu tatmin için kendisine az bir şey vermekle övmesine engel olmak manasını taşır. Yani, övücünün yüzüne toprak serpin, ona toprak gibi kıymetsiz bîr şey verin ve onu sus­turun demektir.

Övmenin hangi şartlarla mubah olabileceği, daha önceki hadîs-i şe­rifler münasebeti ile açıklanmıştı.[669]

340— Ata ibni Ebi Rebah'dan:

— (Abdullah) İbni Ömer'in yanında bir adam, bir adamı övüyordu. Bunun üzerine İbni Ömer, o adama doğru toprak serpmeğe başladı ve dedi ki:

— Resûlüllah (Sallaüahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

«— övücüleri gördüğünüz zaman, yüzlerine toprak serpin.»[670]

341— Recâ ibni Ebu Reca, Mihcen El-Eslemî'den rivayet ederek şöyle demiştir :

— Bir gün Mihcen'le beraber bulundum da ikimiz Basra'lıların Mes­cidine kadar gittik. O anda, mescidin kapılarından bir kapı üzerinde Bü-reydetü'l-Eslemî oturuyordu. (Yine Reca) dedi ki:

— Mescid içerisinde namazı uzatan, (çok namaz kılan) Sekbe adında bir adam vardı. Biz mescidin kapısına kadar girince, aslen şakacı olan ve sırtında bir hırkası bulunan Büreyde (arkadaşıma hitaben) şöyle dedi:

— Ey Mihcen! Sen, (içerde namaz kılmakta olan) Sekbe'nin namaz kıldığı gibi namaz kılar mısın? Mihcen, Büreyde'ye cevap vermedi ve geri döndü. (Sonra) Mihcen'in şöyle dediğini Reca anlattı:

— Resûlüllah (Sallaiiahü Aleyhi ve Sellem) elimden tuttu ve birlikte yürümeğe başladık, tâ Uhud'a çıktık, Hazreti Peygamber yukardan Me­dine'ye bakıp şöyle buyurdu :

«— Vay yazık, şehirler anası şehir! Ahalisi bu şehri bulunduğundan daha mamur bir şekilde bırakacaktır. Deccal buraya gelecek de, her ka­pısında (kılıçlı) bir melek bulacak; Deccali (melek) şehire sokmayacak.»

(Sonra Peygamber Uhud dağından) aşağı indi. Ne zaman ki Mescide vardık, Resûlüllah (SallalSahü Aleyhi ve Sellem) gördü ki, bir adam namaz kılıyor, secde.ediyor ve rükûa varıyor. Resûlüllah (SallallahüAleyhlve Setlem) bana:

«— Bu kimdir?» dedi. Ben de onu övmeye başladım ve dedim ki:

— Ey Allah'ın Resulü! Bu falandır, bu ialancadır (diyerek övdüm). Hazreti Peygamber, (bana) :

«.— Dur, ona işittirme, yoksa onu helak edersin.» buyurdu.

Mihcen dedi ki, Peygamber yürümpğe başladı. Saadethanelerinin ya­nına varınca, (topraklı olan) ellerini silkti, sonra şöyle dedi:

«— Dininizin en hayırlısı, kolay olanıdır. Dininizin en hayırlısı, kolay olanıdır.» Bunu üç defa buyurdular.[671]

Bu hadîs-i şeriften çıkarılan hükümler:

1— Küfür öncüsü Deccal, Medîne-i Münevvere'ye gitmek isteyecek, fa­kat Allah Tealâ'nın koruması ile, eskisinden daha çok İmar edilmiş olacak bu şehre giremiyecektİr.

2— Bir kimseyi işitecek şeklldo övmek, onun helakine sebep olmaktır. Bunu yapmamak icab eder. Çünkü böyle övmelerden, övülen gurur duyar, kibirlenir, bulunduğu halde kalır ve ilerlemez. Akıbetinden emin olur da helake düşer.

3— Dinin hayırlısı, kolay olanıdır. İbadetler böyle olduğu gibi, İnsan­lar arasındaki münasebetler de böyledir. Ne kadar çok İbadet edilirse edil­sin, din daima üstün gelir. Usanacak ve bıkacak şekilde ibadetler makbul değildir. İnsanlar arasındaki işlemlerde kolaylık göstermek de Peygambe­rimizin emirlerindendİr. Mal alırken kolaylık göstermek, satarken kolaylık göstermek, borcu vermekte kolaylık yapmak, alacağı İsterken sıkıştırmak-sızın müsamaha etmek müslümanlara tavsiye edilen vazifelerdir. Bunlarda hep kolaylık vardır. Güçlüğü terk etmek icab eder.[672]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS