(81) Cenini Ölen Kimse

(81) Cenini Ölen Kimse

152— (41-s) Sehi ibni'l-Hanzaliyye'den (Radiynllahu anh) —ki onun çocuğu olmuyordu— rivayet edildiğine gört.. şöyle dedi:

«îslâmda benim cerım halinde bir çor mun doğmasiyle ondan se-vab beklemem, bütün dünya içindekiler, beraber benim olmasından bana daha sevgilidir.»

Îbnü'l-Hanzeli y-y e -(reiih Sürer-i* Âyet: 18 de zikredilen) ağaç altında biat edenlerdendi.[303]

Gönü tamam oimadqn önce, annesi karnından düşen çocuğa S:kt veya Cenîn eteptr. Ana-babası arasındo yaşamadan, vaktinden önce ulen çocu-ğurt selsfep olacağı sevAbyaşayıpMc sonradan ölen çocuklannkindcn daha fazladır anlaşılmomalidır; Bundan anlaşılan şudur: En aşağı derecede olan çocuktan kazanılacak sevâb bu kadar kıymet taşıdığına göre; tam te-şekltiH+t» çocukların yaşayrp Öldükten sonra arta-babalartria kazandıracak­ları sevâb mukayese edilömiyecek kadar buyüfc olur.

S e h I i b n i r I - H ü fi z e11 \ yy e "kimdir? :

Ensardan alup, ilk Akabe'de ağaç altında Peygamber Efendimize biat edenlerdendir. Babasının adı R eb İ ' veya A m r 'âjy. H a n z e I i y -y e annesidir. Uhud ve ondan sonraki bütün savaşlarda bulunmuştur. Sonra Şam'a geçti ve orada İkâmet etti. Hz. Peygamberden hadîs .rivayet etmiş, kendisinden ,p!e rivayet olunmuştur.

fi&'m ve fpzıl bir zqt idi. ^i*öîılarlp oturup sohbet e^ez, ya/namaz krlar veya teşbihte bulunurdu. Kjsır olduğundan geriye evlâd blrdkamafhış-ttr. Hi. ;M ıra v i y-e 'nin fıildlelinin bgsJarJndoL Şaın'da vefat elti. Allah ondan razı olsun.[304]

153— Abdujlah'dan (Radiyaîlahu anh) rivayet edildiğine §öyle dedi:

Reşûlüljah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki;

«Hanginizin mirasçısının malı, kendisine kendi malından,daha sev­gilidir?»

(Ashab) dediler ki:

«Ya Resftlaîlâh! Bizden fyer bmmîzin ihal^,. pıirasçısının 'İnalından kendine daha sevgilidir.»

Btmun üzerine 9«sûlüHah?(ŞallalkthüAleyhiveSellem) şöyletbuyurdu:

«Biliniz ki, sizden hiçbirinizin malî, mirasçısının malından kendine daha sevgili değildir. Senin malın önceden (hayır yollarına) harcadığın­dır. Mirasçının malı da (harcayamayıp) geriye bıraktığındır.»[305]

İnsan, kendinden önce âhirete çocuk göndermekle nasıl sevap kazanı­yorsa, yine ölümünden önce hayır yollarına harcadığı mal sebebiyle ken­dinden önce âhiret sevabı hazırlamış olur. Ahirette bu hayır yollarına har­cadığı malların sevabını bulacağı için, malı kendisi ile bulunmuş demektir. Fajcat hayır yollarına harcayamayıp geriye bıraktığı maldan bir fayda gö-remiyeceğinden o mal veresenin olur, onlara kalır. Buna rağmen insan yine cimri davranarak âhireti ve kendi malını ihmâl eder de veresenin malını sever, korur ve onü harcayamaz. Bu bakımdan Peygamber Efendimiz biz müminleri ikâz buyurmuşlar ve hayır yollarına harcamıya bizi teşvik et­mişlerdir.[306]

154— (Abdullah) (Ra4tyallahu anh) dedi ki:

Resûlüllah (Saİlallahü Aleyhi \e Sellem) yine şöyle buyurdu :

«Sizde kısır kimi sayarsınız.»

(Ashab) dediler ki:

«Kısır, çocuğu doğmıyan kimsedir.» Hazreti Peygamber:

«Hayır, asıl kısır, kendinden önce âhirete çocuklarından birini gon-dermeyendir.» dedi.[307]

Rekûb, çocuğu yaşamıyan, çocuğu ölen ve çocuksuz bulunan kimseye denir. Fakat Peygamber imiz, Rekûb1 u sevaba nail olamıyan, sevâbdan mahrum kalan manâsında değerlendirmiştir. Bir kimsenin çocuğu vefat et­tiği zaman, Allah'ın bir emri olarak buna katlanır, sabreder ve sevâb bek­lerse, karşılığında Cennete girme mükâfatını kazanır. Böylece büyük bir ecir elde etmiş olur. Çocuğu vefat etmiyen ise, böyle bir mükâfattan mah­rum kalacağı için gerçekte semeresiz kalmış demektir. Asıl Rekûb adını almayı da böyle kimse hak etmiştir.[308]

155— (Abdullah) (Radiyallahu anh) dedi ki:

Hesûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yine şöyle buyurdu:

«Sizde başpehlivan kimi sayarsınız?»

(Ashab) dediler ki:

«Erkeklerin yenemediği kimsedir o.»

Peygamber:

«Hayır, gerçekte başpehlivan, gazap (hiddet) anında nefsine sahip olandır.» buyurdu.[309]

İnsanlar arasında takdir ve şöhret kazanan büyük pehlivanların, elde ettikleri başarılar sebebiyle Allah katında mükâfatları yoktur. Bu bakımdan manevî değer taşımamaktadır. Fakat nefsin azıp kabardığı ve düşünmek­sizin her fenalığı yapmaya azmettiği bir anda, Allah korkusu baskısı ile, sağduyunun hakimiyeti ile nefsi frenlemek ve onun fenalığına meydan ver­memek, işte asıl pehlivanlık budur. Çünkü Allah katında bunun mükâfatı vardır. Bu ahlâkla ahlâklanmak dinin emirleri arasındadır. Nitekim Cenab-ı Hak, Âl-i tmran Sûresinin 134. âyet-i kerîmesinde :

«(Takva sahipleri), bollukta ve darlıkta harcayıp yedirenler, öfkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını bağışlayanlardır.» buyurmaktadır. Öyle ise öfkeyi yenmek, asıl pehlivanlıktır.[310]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS