(62) Çorbanın Suyu Çoğaltılıp Komşulara Taksim Edilir

(62) Çorbanın Suyu Çoğaltılıp Komşulara Taksim Edilir

113— Ebû Zer'den (Radiyallahu anh):

«— Dostum (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bana üç şeyi tavsiye etti:

1— Civar azalan (organları) kesilmiş bir köle dahi olsa (başındaki müslüman idareciye) itaat edip, onu dinle.

2— Et pişirdiğin zaman suyunu çoğalt, sonra komşularından ev sa­hiplerine bak da, onlara iyilik olarak kadar (bir miktar) ver.

3— Namazı vaktinde kıl. (Sen namazı kıldıktan sonra) imamı nama­zı kılmış bulursan, zaten sen farz namazını kılmış bulunursun. İmam kıl­mamış ise (ona uyarsın da, ikinci defa kıldığın) bu namaz nafile olur.»[225]

1— Pişirilen yemekten komşuya İkram etmekle ilgili olan bu hadîs-i şerifin manâsına uygun hadîs-i şerifler geçti. Mümkün olduğu kadar örfe göre yakın komşuları nazar-ı itibara alarak, onlara pişirilen yemekten ver­mek bir sünnettir. İslâm'da her ne kadar bütün müminler kardeş ise de hepsine ikramda bulunmak mümkün değildir. Ancak komşuluk hakkının başka bir meziyeti de var. Burada müslİm/ gayri müsfim ayırt edilmez. Ya­kınlık ve ihtiyaç derecesine göre ihsana mazhar kılınır.

2— Kulağı ve burnu, kolu ve ayağı kesilmiş bir köle dahi olsa, Müs­lümanların başına geçen bir Müslüman idareciye itaat etmek ve dine aykırı olmayan emirlerini dinlemek gerektiğini Peygamber Efendimiz tavsiye bu­yurdukları cihetle, idareciye itaatin ne kadar önem taşıdığı anlaşılmış oluyor.

3— Namazları kerahet vakti girmeden müstahab yakıtlarında kılma­nın fazileti büyüktür. Evinde durum icabı farz namazını kılmış olan kimse, mescide gidip de imamı namaz kılmamış bulursa, onunla tekrar aynı na­mazı kılmalıdır. Bu ikinci defa kıldığı namaz nafile namaz olur ve bundan fazilet kazanılmış olur. İmam namazı kılmış ise, bu takdirde bir şey yap­maya lüzum kalmamıştır. Zaten vakit namazı evde kılınmıştır.

Beş vaktin da ikinci defa olarak imama uyarak cemaatla kılınıp kılı­namayacağı hususunda mezhep İmamlarının ayr: ayrı görüşleri vardır.

Şafiî'ye göre beş vakit namazın da tekrarlanması caizdir. Yani tek ba­şına evinde farz namazlardan herhangi birini kılmış olan kimse, aynı na­mazı nafile olarak imama uymak sureti İle kılabilir.

Hanefî mezhebine göre, ancak öğle ve yatsı namazları İade edilir, İkinci defa nafile yerine geçmek üzere kılınır. Çünkü ilk olarak tek başına kılınan namazla farz borcu edâ edilmiştir. Sonra cemaatla kılınan namaz da nafile yerine geçmiş olur.

E b u Zer kimdir? :

Ebu Zer El-Ğifarî ilk Müslüman olan ashabdandır. Ismİ Cündüb İbni Cünade 'dir. Dördüncü veya beşinci olarak Mek­ke'de İslâm'ı kabui ettiği söylenir.

Hazreti A I i 'nin delâleti İle Peygamber (Aleyhissalâtü vesselam)'\n hu­zuruna varıp Müslüman oldu, şehadet kelimesini getirdi. Kendisi hadiseyi şöyle anlatır:

— Şehadet kelimesini getirdikten scnra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bana dedi ki:

— Şimdi kavmin Ğıfar'a dön ve onlara durumu bildir, fakat Mekke halkından İslâm'ı kabul ettiğini gizle. Zira onların sana bir fenalık yap­masından korkarım.»

Ben dedim ki :

«— Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Mekke halkının ortasında olanca sesimle İslâm'ı kabul ettiğimi açıklayacağım, Lâ ilahe İllal­lah Muhammedün Resûlüllah diyeceğim.»

Sonra huzurdan çıkıp Mescide gitti ve en yüksek sesi ile :

« EŞHEDU EN LÂ İLAHE İLLALLAH VE EŞHEDU ENNE MUHAM­MEDEN RESÛLÜLLAH!»

Diye bağırdı. Oradakiler üzerine çullandılar ve kendisini yere yatırıp doğ meye başladılar. Haz r eti Abbas yetişerek üzerine kapandı ve oradakilere :

«— Siz bilmiyor musunuz, bu adam Ğifar kabilesindendir. Sizin Şam'a giden ticaret yolunuz üzerinde bulunuyorlar.»

Böylece mütecavizlerden onu kurtardı. Sonra ertesi gün aynı hareketi yaptı. Yine Mekkeliler onu yakalayıp düğerlerken Hazreti Abbas ye­tişti ve onu ikinci defa kurtardı. Sonra kavmine döndü. İlk İslâm'ı kabul edişi böyle oldu, E b u Zer den daha doğru sözlü kimse olmadığını Hazreti Peygamber haber vermiştir. İlim, zühd ve takva bakımından emsali yoktu. Uzun boylu, esmer renkli ve nahif vücutlu idi.

Müslüman olduktan sonra kavmine döndüğünden Bedir, Uhud ve Hen­dek savaşlarında bulunamamıştı. Sonra Medine'ye varıp Resûlüllah'dan ayrılmadı. Hz. E b u B e k i r 'in vefatından sonra Şam'a gİttî ve Hz. O s m a n 'in hilâfet zamanına kadar orada kaldı. Daha sonra Hz. Osman tarafından Rebeze'de ikâmet ettirilmiş ve orada hicretin 32. yılında gayet fakir bir halde vefat etmiştir. Tesadüfen arkadaşları ile buradan geçmekte olan Abdullah İbnİ Mes'ud tarafından teçhiz ve tekfin edi­lerek namazı kılındı. Ailesi Medine'ye gönderildi. Hazreti Peygamberden hadîs rivayet etti. Hazreti Ömer, Ibni Abbas ve diğer bazı ashab kendisinden rivayet etmişlerdir. Allah ondan razı olsun.[226]

114— Ebû Zer'den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:

— Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seîlem) buyurdu ki:

«— Ey Ebû Zer! Et pişirdiğin zaman, etin suyunu çoğalt ve komşu­larım gözet. Yahut komşularına taksim et.»[227]

Komşularının hakkını gözet yahut komşulara taksim et şeklindeki te­reddüt ravinin lâfızdaki tereddüdüdür. Her iki lâfız aynı manâyı ifade eder. Bundan önceki hadîs-i şerîfin metnine göre ikinci tavsiyesi de aynı manâyı beyan etmişti.[228]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS