(9) Günah Bulunmadıkça, Ana-Babaya İtaat Ve İyilik Edilir

(9) Günah Bulunmadıkça, Ana-Babaya İtaat Ve İyilik Edilir

18— Ebu'd-Derdâ şöyle demiştir:

«Resûlüllah (SaltaîlahüA leyhi ve Selle m) bana şu dokuz şeyi emretmiş­tir:

«(1) Parça parça doğransan veya ateşte pişirilsen liile, Allah'a hiç bir şeyi ortak etme.

(2) Kasden (özür olmaksızın) farz namazı asla terk etme; onu kas-den terk edenden Allah'ın himayesi kalkmış olur.

(3) Asla şarap içme; çünkü o, her kötülüğün anahtarıdır.

(4) Ana-babana itaat et.

(5) Yerinden çıkmanı emrederlerse (çıkmana izin verirlerse), onla­rın rızasını kazanmak için çık.

(6) Kendini haklı zannetsen bile, başındaki idarecilerle çekişme (onlara, Müslüman oldukları müddet karşı çıkma).

(7) Arkadaşların kaçsa ve helak dahi olacak olsan, sen muharebe­den kaçma.

(8) Zenginliğinden ailene yedir ve harca.

(9) Ailene kırbacım kaldırma; onları Aziz ve Celîl olan Allah hak­kı için korkut.»[37]

Dört kadar hadîs-i şerîf rivayet etmiştir. Hazreti E b u Bekir ile Hazreti Ömer'in faziletlerini itiraf etmekle beraber, Hazreti Ali'ye olan muhabbetinden ötürü onu öne geçirirdi. Hazreti Ali'nin savaşlarında hep onun saflarında bulunmuştu. Allah hepsinden razı olsun... Hadîs-i şerîfteki dokuz tavsiye kısaca şöyle açıklanır:

1— Küfürden, imansızlıktan, Allah'a ortak koşma günahından daha büyük bir günah olmadığından ve böyle bir cinayet üzere ölmüş bulunan kimse, ebedî olarak cehennemde kalacağından, ne pahasına olursa olsun böyle bir günahı işlememek icâb eder. Kalben ve arzu ile bu günahın İr­tikâbına yol yoktur. Ancak kat'î bir ölüm tehlikesi karşısında kalben değil de, yalnız lisan ile küfür kelimesi söylenebilir. Söylemeden öldürülse, şehid olur. İşte'ebedî hüsrana düşmemek için Hazreti Peygamber en çetin şartlar altında dahi küfre varmamayı tavsiye buyuruyor.

2— Farz namazlar, ibadetlerin esası olup, fenalıklardan alıkoydukları cihetle bunlara devamın önemi aşikârdır. Unutma ve ağır hastalık gibi özürler dışında farz namazlar terk edilmez. Farzı terk edenden Allah'ın rahmeti ve himayesi kalkar.

3— Şarap her fenalığın anası olarak gösterilmiştir. Şarabın Arapeası «Hamır»dır ki, aklı gideren şey demektir. Bu itibarla aklı gideren, insanı sarhoş eden her içki şarap hükmündedir. Her hayırlı iş akıl sayesinde mey­dana getirildiğinden, aklın yok olması halinde de her fenalığa kapı açıl­mış olur. Bu bakımdan şerefli bir mevkii olan hem aklı korumak, hem de cemiyet İçerisinde fenalıklara sebebiyet vermemek için Peygamberimiz asla şarap içmemeyi tavsiye etmişlerdir.

4— Ana-babaya İtaat etmek ve onlara iyilikte bulunmak, rıza ve dua­larını kazanmak gerektiğine dair izahat önceki hadîs-i şeriflerde geçmiştir.

5— Ana-babanın İzni olmadıkça başka memlekete göç etmek, sefere çıkmak doğru değildir. Hatta anne ve babanın şiddetli bir ihtiyaç ve ızdırap çekecekleri bir durum varken, hacca gitmekten evlâdlanni alıkorlarsa, gü­nahkâr olmazlar. Tehlike olmadığı takdirde izinsiz ilim tahsiline de gidilebilir.

İslâm kaidelerine aykırılığı gerçek olan bir kötü iş görmedikçe idarecİierlc çekişmeyi, memuriyet için çırpınmayı, idarecilere karşı çıkmayı Peygamberimiz yasaklamışlardır. Fakat Islâmî bir gerçek ihlâl edildiği tak­dirde, hakkı söylemek bir vazifedir. Güç miktarınca da, küfür hali üzerinde bulunanlara karşı çıkılır.

7— Muharebeden kaçmanın İslâm'a ve Müslümanlara çok büyük za­rarı dokunduğundan daha önceki hadîs-i şerifte büyük günahlardan sayıl­mıştı. Bozgun ve paniğe sebebiyet vermekle işi mağlûbiyete kadar götürür. İslâm'ın İzzet ve şevketini kırar. İslâm İçin zillet ve perişanlık vesilesi olan muharebeden kaçmak fiili de böylece yasaklanmıştır.

8— Bir insan, ailesine, çoluk-ço:uğuna sahip olduğu zenginlikten harcamalıdır. İsraf olmayacak şekilde, terbiyelerine, yiyip içmelerine ve giyim­lerine harcamalı, onları dar durumda bırakmamalıdır. Cenab-ı Hak, bir ku­luna vermiş olduğu nimetin eserini, onun üzerinde görmek İster. İmkânlar nispetinde cimrilik göstermeden ve İsraf yapmadan ehline harcamalıdır.

9— Bu hadîs-i şerifte aileye karşı kırbacı kaldırmamayı, yani zevce, evlâd ve hizmetçileri döğmemeyi Peygamberimiz tavsiye buyuruyor. Bazı rivayetlerde de «Ailenizden kırbacı kalchrmaytn» çeklinde ifade vardır. Her İki halde de izahı mümkündür. Birinci rivayete göre, haklı bir sebepten dolayı olsa bile aile efradını döğmek hayırlı ve iyi bir iş değildir. Işın akıbetinden korkutmak ve bağışlamak en doğru bir yoldur. İkinci rivayete göre, döğmenİn cevazı bahis konusu olur. En son çare olarak döğme ola­bilir ve ailedeki otorite bu yol ile sağlanabilir. Burada da hududu aşma­mak gerekir.

Ebu'd-Derdâ:

Bu hadîs-İ şerifi rivayet eden ashab-ı kiramdan Ebu'd-Derdâ'-nın İsmi Uveymir ibnİ Malik 'dir. Bedir savaşında Müslüman oldu. Uhud ve ondan sonraki savaşlarda bulundu. Daha ziyade «Ebu'd-Derdâ» künyesi ile şöhret bulmuştur. Ashab-ı kiramın sayılı âlimlerinden biri İdî. Hazreti Ömer'in hilâfeti zamanında Şam kadılığına tayin edildi ve Hazreti Osman devrinde yine orada vefat etti. Bir rivayette de Haz­reti Osman 'in hilâfetinden önce hicretin 32. yılında vefat etmiştir. Uhud savaşı esnasında Hazreti Peygamber onun hakkında :

Uveymir ne güzel süvaridir = binicidir.» buyurmuştur.[38]

19— Rivayet edildiğine göre Abdullah Ibni Amr şöyle dedi:

Bir adam Peygamber (Sailallahü Aleyhi ve Sellem) 'e geldi ve şöyle söyledi :

«— Ana-babamı ağlar bırakarak hicret etmek üzere senin emrini al­mağa geldim. (Hazreti Peygamber ona) dedi ki:

«— Onlara dön, onları nasıl ağlattımsa, öylece onları sevindir, güldür.»[39]

20— Abdullah îbni Amr dedi ki, cihada gitmek isteyen bir adam Peygamber (Sallailahü Aleyhi ve Seiîem) 'e geldi. (Hazreti Peygamber ona sorarak şöyle) dedi:

«— Ebeveynin hayatta mı?» (O adam da) : «Evet!» dedi. Bunun üze­rine Hazreti Peygamber:

(Madem ki müslüman ana-baban var,) onlar için gayret et, çalış.

(Kendilerine iyilik ve ihsan et); buyurdu.»[40]

Meşru işlerde ana-babaya itaat etmek farzı ayındır. Fakat düşman sal­dırısı olmayan normal zamanlarda cihada çıkmak kifaye üzere farzdır. Bir kısım Müslümanların cihad vazifesinde bulunmaları ile diğer Müslümanlardan bu sorumluluk düşer. Bunun için ferden kendisine cihad farz olma­yanın ana-babasi için çalışması daha önemli tutulmuştur. Ancak umumî bir mecburiyet veya düşman istilâsı gibi bir durum olursa her mükellef ci­had etmeV. zorunda kalır. Cihad için izine lüzum kalmaz.[41]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS