(5) Çocuğun Ana Ve Babasına Yumuşak Söz Söylemesi

(5) Çocuğun Ana Ve Babasına Yumuşak Söz Söylemesi

8— (4-s) Tayaele Ibni Meyyas'dan rivayet edildiğine göre şöyle de­miştir :

«— Necdetgiller'le[15] beraberdim. Büyük günahlardan olduklarını zannettiğim bir takım günahlar işlemiştim. Bunu îbni Ömer'e anlattım. Ibni Ömer:

«— Onlar hangi günahlardır,» diye sordu. Ben de şu ve şudur, dedim.

«— Bu anlattıkların büyük günahlardan değildir. Büyük günahlar şu dokuz şeydir :

1— Allah'a ortak koşmak (Allah'dan başkasına ibadet etmek, Allah’tan başkasını îlâh kabul etmek),

2— Adam öldürmek,

3— Savaşta düşman karşısından kaçmak,

4— İffetli kadına zina iftirasında bulunmak,

5— Faiz almak,

6— Yetim malı yemek,

7— Mescid-i Haram'da günah İşlemek, .

8— İnsanı alaya ve maskaralığa alanın günahı,

9— Kendilerine isyan edilen ana-babanın ağlaması (bunları ağlatan çocuğun günahı).»

îbni Ömer bana dedi ki:

«— Cehennemden korkar mısın ve Cennete girmek ister misin?> Ben:

«— Evet, vallahi,» dedim. Bana sordu: '. «Ana-baban hayatta mı?»

«— Yanımda yalnız annem var,» dedim.

«— Allah'a yemin ederim ki, eğer annene yumuşak söz söylersen ve ona yemek yedirirsen, büyük günahlardan sakındıkça, muhakkak Cennet'e girersin,» dedi.[16]

T a y se I e I b n i Mey ya s 'in başından geçen hadise münase­betiyle Abdullah Ibni Ömer, büyük günahların yukarda söy­lenen 9 günah olduğunu ve bir Müslüman bunlardan beri olduğu müddetçe, ana-babasına ihsan ve ikram ederse Cennet e gireceğini müjdelemektedir.

Büyük günahların en büyüğü, Allah'a ortak koşmaktır; yani imandan ve İslâm'dan çıkmaktır. Böyle bir günahı Allah bağrslamaz, mağfiret buyur­maz. Ancak tevbekâr olup, yeniden iman etmekle Allah bağışlar. İmansız­lıktan bpşka olan ve kul hakkına taallûk etmeyen diğer bütün günahları, Allah dilediği kullarından, tevbe olmasa bile, bağışlar, mağfiret buyurur. Nitekim Cenab-ı Hak, Nisa sûresinin 116. âyetinde şöyle buyurur:

«Muhakkak ki Allah kendine ortak koşanları (kâfir olanları) bağış­lamaz. Bu günahtan başkasını, dilediği kimseden bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa, doğrusu çok uzak bir sapıklığa düşmüştür.»

Bu âyet-i kerîmeden anlaşılıyor ki, küfür, dinsizlik ve imansızlık güna­hından daha büyük bir günah yoktur ve en büyük sapıklık da budur. Çünkü böyle bir günah, insanın ebedî olarak hüsranda kalmasına sebep olur, onu Cehennemlik yapar. Bu felâketten kurtulmak İçin daha hayatta iken, bir an kayıp etmeden sahih imana dönmek lâzımdır. Yoksa küfür hali üzere ölenin artık bir kurtuluş çaresi kalmaz.

Büyük ve küçük günahların sayı ve keyfiyetleri üzerinde âlimler değişik görüşlerde bulunmuşlardır. Bir kısmına göre bunlar İzafî şeylerdir. Nispet edilişlerine göre değişirler. Meselâ bir günah, kendisinden küçüğüne nispet edilirse, kebire sayılır, daha büyüğüne nispet edilirse sağîre (küçük günah) sayılır. Bir kısım âlimler de şöyle demiştir: Devamlı olarak ısrarla işlenen her günah kebîredir (büyük günahtır). Terk edilen ve işlenmeyen her günah da sağîredir. Bazı âlimler de bunların sayısını daha fazlaya çıkarır. Hatta insanlar daima korku içinde olsunlar diye, Allah büyük günahların hangi şeyler olduğunu bildirmedi, diyen âlim de vardır. Şu muhakkak kî akl-ı se­limin çok kötü gördüğü ve nefret ettiği günahlar, büyük günahlardır. Za­man zaman herkesin düştüğü ve düşebileceği önemsiz günahlar da küçük günahlardır. Bu /itibarla Abdullah ibni Ömer'in buyurduğu dokuz günah, büyük günahları saymada esası teşkil eder.[17]

9— (5-s) Urve'den rivayet edildiğine göre, (Ana-babanın her ikisine acıyarak tevazu kanadını indir. îsra: 24) âyet-i kerîmesinin tefsirinde şöyle demiştir:

«— Ana-babanm sevmiş oldukları herhangi (meşru) bir şeyi yerine getirmekten kaçınma.»[18]

U r v e de diğer eser ve hadîs-İ şeriflere uygun olarak ana-babaya iyilik etmek ve onların rızasını kazanmak evlâd üzerine gerekli bir vazife olduğunu beyan etmiştir.

Urve kimdir? :

Urve,. tabiinden olup, Cennetle müjdelenen Z ü b e y r ibni A v v a m 'in oğludur. Hicretin 29. yılında doğmuş ve 94. yılında 65 yaşında olduğu halde Medine yakınındaki hurmalık bahçesinde vefat etmiştir. An­nesi Hz. E b u, B e k i r 'İn kızı Esma (Zatü'n-Nıtakeyn) dİr. Hadîs ve fıkıh ilmini teyzesi Hz. Âişe validemizden almıştır. Medine'de bulunan yedi büyük fıkıh âlimlerinden biri olup, kendisinden pek çok hadîs-İ şerif rivayet edilmiştir. Zamanında cereyan eden fitne hareketlerine karışmamış ve on­lardan leke almamıştır. Zühd ve takvası ile meşhurdur. Yaşı ilerlemiş olduğu bir zamanda ayağına isabet eden bir yafa neticesi kangren olmuş ve bayılt­ma veya uyuşturma müdahalesi yaptırmadan ayağının kesilmesine razı ol­duğu ve yanında bulunanların, ancak ayak kesilip de dağlandığı sırada yanık kokusundan ayağının kesilmiş bulunduğunu anladıkları rivayet edilerek tahammül ve cesaret derecesine işaret edilmektedir. Ayak kesilme hâdisesi Şam'da olmuştur. Aynı gün oğlu, evinin damından bir hayvanın ayakları altına düşerek çiğnenmişti. Her İki musibete tahammül ederek şöyle söyle­diği anlatılır:

«— Bu seferimizde başımıza musibetler geldi. Allah'ım! Muhakkak ki sen vermiş olduğunu aldın; musibet veren de sensin, afiyet veren de sen...» . Mushaf'a bakarak her gece Kur'ân-ı Kerîm'İn dörtte bîrini okur ve bu okuduğu kısımla gece nafile namaz kılardı. Yalnız ayağı kesildiği gece bu ibadetini terk etmiştir. Medine'de «Bi'ri Urve» namında bir kuyu açtırdı. Bu kuyudan daha tatlı suyu bulunan bir kuyunun Medine'de bulunmadığı söylenir. Mısır'a gidip orada evlendiği ve yedi yıl kaldıktan sonra Medine'­ye döndüğü ve ondan sonra vefat ettiği rivayet edilmektedir. Allah hepsine rahmet etsin.[19]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS