Bâb: Baldan Yapılan Şarap

Bâb: Baldan Yapılan Şarap

389- Abdullah b. Yusuf bize anlatarak dedi ki; Mâlik bize İbni Şihâb ez-Zührî'den, o Ebû Seleme b. Abdirrahman'dan, o Âişe'den (r.anhâ) şunu nak­letti:

Allah Resûlü'ne (sav) bal şarabının hükmü soruldu. Buyurdu ki: Sarhoş eden her içecek haramdır.[1]

Şerh

Bit kelimesi, özellikle Yemenlilerin içtikleri bir tür bal şarabıdır. Bal şarabının hükmünü soran kişinin adı tespit edilememiş olmasına rağmen Ebû Musa el-Eş'arî olması kuvvetle muhtemeldir. Baldan yapılan şaraba 'Bit", arpa ve mısırdan yapılan şaraba 'mizr' denirdi.

Sarhoş eden her içecek haramdır" ifadesi ile Allah Resulü (sav) alkollü içeceklerle ilgili genel ve kesin hükmü vermiş olmaktadır. Bu konuyla ilgili olarak Allah Resûlü'nden (sav) gelen rivayetler o derece kesin ve güçlüdür ki, sarhoş edici maddelerin haramlığı nokta­sında en küçük şüpheye mahal bırakmamaktadır. Bazıları nebiz yani üzüm şırasında bulunan illetlerin ve insanı hoş etme ve neşelendirme gibi sonuçla­rın şarap ile aynı olduğunu söyleyerek onu şaraba kıyas etme teşebbüsünde bulunmuşlardır. Bilindiği üzere Allah Resûlü'nün (sav) şıra içtiğine dair sahih rivayetler mevcuttur. Hâlbuki şırayla ilgili olarak bilinmesi gereken, sirkeleşmeden önce içilmesi gerektiğidir. Aksi takdirde mayalanır ve kuşku­lu hâle gelir.

Tâbiûndan Abdullah b. el-Mübârek şöyle der: Çoğu sarhoş eden (maya­lanmış) nebizin helalliğine dair sahabeden bir tane olsun sahih rivayet ulaş­mış değildir. Bu konuda tek istisna İbrahim en-Nehaî'den gelen rivayettir. Onun Abdullah b. Mesûd'a (ra) dayanarak yaptığı rivayetler de sonuç itiba­rıyla delil teşkil etmez. Çünkü bizzat kendisi, "Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır" hadisini rivayet edenlerdendir.

İmam Ahmed'in ifadesiyle "Sarhoş eden her içecek haramdır" hadisi, yirmi tane sahabî tarafından farklı kanalla rivayet edilmiştir.

Abdullah b. el-Mübârek, "Her sarhoş eden haramdır" hadisinin hük­münü mutlak olarak almış ve içecek olmasa da sarhoş eden her şeyin haram olduğu sonucuna varmıştır. Bu durumda afyon, esrar ve benzeri uyuşturucu­lar da bunun hükmüne girmektedir. Diğerleri de uyuşturucu maddelerin tıpkı şarap gibi neşe verici, eğlendirici, alışkanlık, hatta bağımlılık yapıcı oldukla­rını gözlemleyerek aynı hükme dâhil olduklarını söylemişlerdir.

Hüküm

Ebû Hanîfe'ye göre, yaş üzümden yapılan içkiye "şarap (hamr)", buğday, arpa, darı vb. maddelerden yapılana ise "nebîz" denir. Kendi iradesiyle az veya çok şarap içen kimseye, sarhoş olsun veya olmasın içki cezası uygula-

nır. Nebiz içene ise sarhoş olmadıkça had cezası uygulanmaz.

İslâm ulemâsının çoğunluğuna göre, sarhoşluk veren bütün maddeler şa­rap hükmündedir. Delil ise yukarıda zikrettiğimiz hadis-i şeriftir.

Hanefîler, Şâfiîlerden bir grup ve Mâlikîlerin çoğuna göre; sarhoş olan kişi, söz ve fiillerinden tam olarak sorumludur; akitleri, ahş-veriş ve boşama gibi işlemleri geçerlidir. Haddi gerektiren bir suç işlediği takdirde ayılınca cezası uygulanır. Bu görüş, "suç suçu meşru kılmaz" prensibine dayanır. Hatta böyle biri suçlan çift işlemiş kabul edilir. Örneğin sarhoşken bir insanı öldürürse iki suç işleniş sayılır.

Bu konuda İbni Teymiye farklı bir fetva vererek sarhoş hâlde suç işleyen kişinin, sarhoşluktan önceki iradesinin araştırılmasını, eğer ayık iken suç işlemeye yönelik niyeti varsa, tam cezanın uygulanmasını, aksi takdirde ce­zasının hafifletilmesini tavsiye etmiştir.

Ders

Alkol, bütün kötülüklerin anasıdir. İslamiyetin indiği coğrafya, özellikle şarap içmenin çok yaygın olduğu bir bölge olduğu için alkol yasağında bire­bir 'şarap=hamr' kelimesi zikredilmiş, bilâhare Peygamber efendimiz (sav) esas illetin sarhoşluk ve uyuşturma olduğunda hareketle bütün alkollü ve uyuşturucu içecek ve maddeleri yasaklamıştır. Bu yasağın su götürür bir yanının bulunmadığı açıktır.

Alkol, kişinin iradesini ortadan kaldırması itibarıyla her türlü fenalığın işlenmesine aracı olur. Sarhoş biri, çoğu zaman ne yaptığının farkında olma­dığı için bu durumdaki birinin ibadeti de makbul olmaz.

Alkol, bazılarının iddia ettikleri gibi az içildiğinde faydası olan bir mad­de değildir. Bunlar ancak şeytanın aldatmacalarıdır. Çünkü onun insan vü­cudu üzerindeki zararları bilini' adamları tarafından defalarca ve ayrıntılı

olarak açıklanmıştır.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS