strict warning: Only variables should be passed by reference in /home/khadis/domains/kuranvehadis.com/public_html/modules/book/book.module on line 559.

«HUDÛD-I ŞER'İYYE BAHSİ»

«HUDÛD-I ŞER'İYYE BAHSİ»

Hudûd kelimesi haddin cem'idir.

Hadd: Lügatte menetmek demektir. Başkalarını içeriye ten men' ettiği için araplar kapıcıya haddâd derler. Tarlaları birbirin­den ayıran sınırlarla, devletlerin arasındaki sınırlara hudûd denilmesi bundandır. Kitaplarda görülen ta'rifler efradını cami' ağyarını mâni' yani bir şeyin bütün mânâlarını toplayıp başka mânâların o ta'rif e gir­mesine mâni' oldukları için onlara da hadd denilir.

Şeriatta , hudûd : Allah'ın hakkı olmak üzere takdir edilmiş bulu­nan cezalardır. Bu tâ'rife göre kısas hadd değildir. Çünkü kısas kul hakkıdır. Hattâ ta'zir denilen cezada mikdar belli olmadığı için o bile1 hudûd-ı şer'iyyeden sayılamaz.

Hududun meşhur ta'rifi budur. Diğer bir ta'rife göre Hudûd: Tak­dir edilmiş cezalardır. Bu ta'rif mutlak olduğundan kısasa "da şâmil­dir. Birinci ta'rife göre bir hadd-i şer'inin sebebi hâkim huzurunda sabit olduktan sonra artık mutlak surette sukut kabul etmez; yani bir ara bulucunun şefaati ile affedilemez.

Zîrâ böyle bir şefaat, vâcib olan bir şeyin terk edilmesini istemek-demektir.^Bundan dolayıdır ki, hırsızlık etmiş bir kadın hakkında ara­cılık yapmak isteyen Üsâmetü'bnü Zeyd (R.A.)'m şefaatini Peygam­ber (S.A.V.) kabul etmemiş kendisine :

— Allahın hududundan bir hadd hakkında şefâatmı ediyorsun? buyurmuştur.

Maamâfîh iş mahkemeye aksetmeden dâ'vacıdan aff istenebilir. Nitekim Hz. Zübeyr b. Avvâm'ın kavli budur.

Yukarıdaki ikinci ta'rife göre hudûd-1 şer'iyye: affı kabul eden hadler ve affı kabul'etmeyen hadler nâmı ile iki kısma ayrılırlar. Kı­sas affı kabul eden hadlerden, zina ve emsali de affı kabul etmeyenlerdendir.

Hudûd-i şeriyye: naklî ve aklî delillerle sabittir. Naklî deliller kitab ve sünnettir. Kitabdan delili :

«Zina eden kadın ve erkekden her birine yüz değnek vurun...»[1]

«Hırsız erkek İle hırsız kadının ellerini kesiverln...»[2]

kadınlara Isnadda bulunup da sonra dört şahit getireme­yenlere seksen değnek vurun...»[3] ve emsali âyetlerdir.

Sünnetden delili : Babımızın hadîsleridir.

Akli delili : însanın tabiatı ve nefsânî şehveti maksuduna içki, zina, katil ve şâir yollar ile ulaşmaya meyyaldir.

îşte Allah Teâlâ, fitne ve fesad kapısını kapamak ve yasak ettiği şeyleri irtikâba mâni' olmak için hudûd-ı şer'iyyeyi meşru' kılmıştır. Çünkü memnu olan şeyleri irtikâba bir mani' bulunmazsa cihan harabolur gider.

Hudûd-ı şer'iyye : Hadd-i zina, hadd-i kazif, hadd-i serika ve hadd-i şürb gibi şeylerdir. Bunlar kitabımızda sırası ile görüleceklerdir.

Hudûd-i şer'iyye zikri geçen kötü fiilleri yapmayı men'eden mânT-lerdir. Onların hikmet-i meşruiyeti zaten budur.

Her biri başlı başına bir ceza demek olan hadlerin muhassenâtı ise saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Meselâ : Zina bir neslin tamamen târ-u mâr olmasına sebeb teşkil edebilir. Şâir menhiyyâtın ise bazısı aklı giderir; bazısı ırzı ve malı ifna eder. Bunların çirkinliği aklen de ma'lûmdur. Bundan dolayıdır ki, hırsızlık, ırz düşmanlığı zina ve sar­hoşluk hiç bir dinde mubah olmamış, yalnız bazı dinlerde serhoş ol­mayacak kadar içmeye müsaade edilmiştir.

îşte zikri geçen menhiyyâtın husule getirdiği fesad ve yıkıcılık böyle umumî olduğu içindir İd, onları men'eden hudûd-i şer'iyye sırf Allah'a mahsus haklardan addedilmiştir. Çünkü AHah'a mahsus olan haklar dâima âmmenin menfâatini ifâde ederler.[4]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS