«Ca'nı İle Harp Ve Mürteddin Katli Bâbı»

«Ca'nı İle Harp Ve Mürteddin Katli Bâbı»

1224/1024- «Abdullah b. Ömer radıyallahü an/mmâ'dan rivayet olun­muştur. Demiştir kî: Resûlüllah salîallahü aleyhi ve sellem :

— Her kim malı uğrunda öldürülürse o kimse şehîdtir; buyurdular.»[1019]

Bu hadîsi'Ebu Dâvud, Nesaî ve Tirmİzî rivayet etmişlerdir. Tirmizi onu sahîlejrştir.

Aynı hadîsi Buharî, Abdullah b. Amr b. As'dan; Sünen sahipleri ile İbni Hibban ve Hâkim ise Said b. Zeyd'den tahrîc etmişlerdir.

Hadîs-i şerif, haksız yere birinin malını almağa çalışan kimse ile mukatale etmenin caiz olduğuna delâlet ediyor. Malın az veya çok ol­ması arasında hükmen bir fark yoktur. Cumhur-u ulemâ'nın kavli de budur. Mâlikîler'den bazılarına göre az olan mal için mukatele etmek caiz değildir.

Kurtubî diyor ki: «Bu husustaki hilafın sebebi: Eğer bu çar­pışma münker olan şeyi defi' için ise az ile çoğun farkı yoktur. Yok, zararı defi' kabilinden ise bu taktitfde hâl muhtelif olur.»

Îbni'l-Münzir'in îmam Şâ/ü'den hikâye ettiğin- göre bir kimse­nin malı, canı veya ırzına kastedilir de mütecavizi öldürmekten baş­ka kurtuluşa çâre bulamazsa öldürmesi caizdir. Hem kendisine kı­sas tatbik olunur, ne de diyet ve kefaret lâzım gelir. Yalnız tafsilât vermeden öldürmeğe kastedemez. Îbni'l-Münzir diyor ki : «Ulemâ'ya göre : bir adam mezkûr mal, can ve ırz hususunda zulme ma'ruz kal­dığı zaman îzâhât ve tafsilâta lüzum kalmaksızın onu öldürebilir.» Evzaı bu hadîsi hükümdar ve ordu bulunduğu yani asayişin berkemâl olduğu zamana hamletmiştir: «Hükümet bulunmadığı kargaşalık zamanında ise hemen teslim olsun, kimse ile çarpışmasın.» diyor. .

îmam Müslim'in Hz. Ebu Hüreyre'den merfu' olarak tahric ettiği şu hadîs ulemâ'nın kavillerini te'yîd ediyor

— Bir adam gelerek malını almak İsterse ne yapmamı tavsiye eder­sin? Resûlüllah (S.A.V.) :

— Ona İtaat etme; buyurdu. Soran iât :

— Ya benimle mukatele ederse? dedi. Fahr-i Âlem (S.A.V.) :

— Onunla çarpış; emrini verdi. Adam :

— Ya beni Öldürürse? dedi. Efendimiz (S.A.V-) :

— Sen de şehît oluverirsin; buyurdular:

— Ya onu ben öldürürsem ne buyurursun? dedi. Resûlüllah (S.A.V.) :

— Oda cehennemi boylar; buyurdular.»

Buraya kadar verilen îzâhât malın haksız yere olanlarla canına ve ırzına göz koyanları vurmanın caiz olduğu hususunda idi. Acaba böylelerle hiç çarpışmadan teslim olmak câizmidir?

San'anî, sanki yukarıdaki deliller bu suale cevab vermezmiş gi­bi : «Zâhiç olan cevazdır» diyor; ve buna :

«Allah'ın maktul kulu ol» hadîsi ile istidlal ederek: «Hiç şüphe yok ki bu hadîs can kaybına teslim olmayı bildiriyor. Mal için teslim olmak ise evleviyette kalır.» diyor.

Hazret'e burada. Cenâb-ı Mevlâ'dan rahmet dileyerek arzedelimki: Resûlüflah (S.A,V.)'in az yukarıda zikrettiğimiz hadîste : «Ona İtaat etme! Onunla çarpış! Ölürsen şehîd olursun» gibi sözleri, bu bâbta asla tereddüde mahal bırakmıyacak kadar açık bir şekilde: mal, için düşmanla ölünceye veya öldürünceyc kadar boğuşmanın lüzu­munu bildirirler. Bu sarahatten sonra acaba düşmanla hiç çarpışma­dan ona tevSİim oluversek caiz olmazmı? diye sormak bile safdillik olur. Hele buna bir hadîs yakıştırarak caiz diye istidlale kalkışmak büsbütün yersizdir. Çünkü hadis-i şerifteki: «Allah'ın maktul kulu ol» cümlesi hâşâ: düşn>,.nih karşısında hiç bir hareket gösterme, ona hemen (eslini ol da seni kuzu keser gibi kessin; demek değildir. Elbette erkek gibi düşmanla boğuşurken bazen Ölmek de olacaktır. 0 hadîsteki maklul olmayı bu mânâda anlamak îcabeder. Ancak zâlimle çarpışmaya imkân ve kudreti bulunmaz da teslim olursa ona kimsenin bir diyeceği yoktur.[1020]

1225/1025- «İmran b. Husayn radıyallahü anhümâ'öan rivayet olun­muştur. Demiştir kî: Ya'lâ b. Ümeyye bir adamla kavga etti; ve birisi diğerini ısırdı. O da ağızdan elini çekİverînce ön dişin! çıkardı. Mütea­kiben her ikisi Peygamber sallaUahü aleyhi ve sclîcm'İn huzuruna dâ­vaya çıktılar. Resûlülah (S.A.V.) :

— Biriniz arkadaşını aygır devenin ısırdığı gibi ısır­dı mı? Ona diye yoktur; buyurdular.»[1021]

Hadîs müitefekun aleyh olup lâfız Müslim'indir. NIsıranla ışınlan zâtın kimle." olduğu ihtilaflıdır. Bazıları : «Işınlan Ya'lâ'nır çırağı idi.» diyor. Bu taktirde ısıranın Ya'lâ olduğu teayyün rder diyorlar,

Jladîs-i şerif, zararı defi' için işlenen bu cinayetin heder olduğuna; ''anîye diyet verdİrilmiycccğine delildir. Cumhur-u ulemâ'nın mezhebi de budur. Cumhur ayrıca sununla da istidlal ederler: Bir kimse birine silâh çekse de mazlum olan taraf kendini müdâfaa ederken silâh çeke­ni öldürse biütüfak hiç bir şey lâzım gelmez. Burada da öyledir. Yani ışınlan kimse can acısı ile ısıranın bedeninden bir yeri ısırsa bir şey lazım gelmez. Yalnız heder olmanın şarlı : Işınlanın elem duyması ve bundan kurtulmak için onu da ısırmaktan çâre bulmamasKİır.

Isırmaktan daha ehven bir şeyle kurtulma imkânı varsa ısırığı olmaz. Şâfîiler'e göre mutlak Sıirotlc heder olur. Bu heder olma keyfiyetinin delili şerîatin umumî kaidelerinden alınmıştır.[1022]

1226/1026- «Ebu Hüreyre radıyaUahil «n/f.'den rîvâyet edilmiştir.Demiştir ki: Ebu'l-Kaasım ResütüHah sallalîahil aleyhi ve sellejn :

— Eğer bir kimse izinsiz senin gizli bir mahalline ba­kar da ona bir taş atarak gözünü çıkarırsan sana bir gü­nah olmaz; buyurdular.»[1023]

Hadîs müttefekun aleyh'tir. Ahmed ile Nesaî'nin tahrîc ettikleri bir rivayette -ki onu ibni Hibban sahîhlemişür- «ona diyette yoktur kısas da.» buyurmuştur.

Hadîs-i şerif, izni olmadan başkasının gizli bir mahallini görmeğe çalışmanın haram olduğuna ve görmeğe çalışanın taşla göç çıkarılabi­leceğine delildir. Fakat izni olursa bakabilir. Meselâ bir kimse komşu­suna kendi avlusunun içine bakmak için izin verse,, 1u taktirde onun gözünü çıkarmak bir cinayet olur. Kczâ bakılan kimse ova gibi kendi mifki olmayan ve binâenaleyh izne ihtiyaç messetmeyen bir yerde olur­sa baKilması helâl olmayan bir yerine bile bakmış olsa yine gözünü çı­karması cinayet olur. Zîrâ taksir bakılandan gelmiştir. Ekser-i mezheb imamları ile diğer ulemâ'nın re'yİ budur. Burada yalnız Mâlîkîler mu­halefet etmişlerdir Mâlikîler'den Yahya b. Ya'mür : «Galiba bu ha­ber Mâlik'e ulaşmamıştır» diyor.

fbni DakiM'l - İd fukâhâmn bu hükmü üzerinde bir çok tasarru-fatta bulunduklarını söyledikten sonra bu tasarrufları şöyle sıralar:

1— Başkasının gizli mahalline bakmanın sokakta durması ile ba-kılmamn, milkinde yâhud çıkmaz sokakta durması arasında fark var­dır. Bu hususta ihtilâf edilmişse de meşhur kavle göre hüküm bir­dir; ve başkasının haremine göz atmaya kimsenin hakkı yoktur. Şâfiî-ler'in bir kavline göre göz çıkarma ancak bakılan kimsenin milkinde durarak baktığı zaman caiz olur. Hadîs mutlaktır.

2— Bakan şahsa evvelâ bakmamasını ihtar ve tenbih lâzım olup olmadığı hususunda iki vecih vardır. Birinci veçhe göre ihtarda bulun­madan taş atamaz. İkinciye göre atabilir.

Hadîs-i şerif, bakan şahsın gözüne atılan şeyin ufak taş ve çakıl gibi şeyler olmasına delâlet ediyor. Ok veyı büyük taş atarak öldürse fukâhâya göre kısas veya diyet vermek îcâbeder.

3— Başkasının haremine bakan şahsın o evde mahremi veya ka­rısı veyâhud eşyası varsa güzünü çıkarmak caiz değildir. Çünkü bak­masında şüphe vardır. Bazılarına göre o evde yalnız kendisinin mahrem akrabası kadınlar varsa ancak o zaman gözü çıkarılmaz.

4— Bakılan evde yalnız sahibi varsa avret mahalli açık olduğu taktirde bakan şahsın gözünü çıkarabilir. Aksi taktirde iki vecih var­dır. Bunların makbul olanına göre taş atması caiz değildir.

5— Evde kadınlar tesettürlü iseler bir veçhe göre bakan şahsın gözüne taş atmak caiz değildir. Çünkü bir şey görmez. Bazı fukâhâya göre caizdir; zîrâ bu husustaki haberler mutlaktır. Örtünme açılma vakitleri belli değildir.

6— Göz çıkarma işi hâne sahibinin hiç bir ihtiyat kusuru bulunma­dığı zaman caizdir. Fakat kapıyı açık bırakmak, duvara delik açmak gibi kendisinin de kusuru olursa teemmül edilir; içeriye bakan kimse oradan geçiyorsa ona taş atılmaz. Durmuş kasten bakıyorsa bazılarına göre yine atılmaz; çünkü hâne sahibinin kusuru vardır. Bir takımlarına göre ise taş atarak gözü çıkarılabilir; zîrâ bakan şahıs mütecavizdir, aynı hilaf evinin üzerinden veya minareden bakıldığı zaman da vardır. Fakat bunlarda taş atması daha ma'kul görünüyor. Çünkü burada hâne sahibinin bir taksiri yoktur.

Bundan sonra İbni Dakiki'l-ld şunları kaydediyor : «Mâ'lûmun olsun ki, fıkhî tasarruftan hadîsin ihtilâtına dâhil olanlar ondan alınmıştır. Olmayanların ise bazısı hadîsten maksut olan mânâyı anlamaktan, bazısı da kıyastan alınmıştır. Fakat böy­lesi azdır.

Hâsılı başkasının avlusu veya evinin içi gibi gizli yerlerine bak­mak haramdır. Fukâhâ böyle mahrem yerlere bakan ibadethanelerle evlerin yıktırılmasına kail olmuşlardır. Hz. Ömer (R. A.yin re'yi de budur. Hattâ Mısır fethedildiği zaman orada yüksek bir ev yapan Hâ­rice b. Hüzâfe'nin bu işini haber alınca derhal Mısır valisi Amr b. As'a bir mektup yazarak o binayı yıktırdığı meşhurdur.[1024]

1227/1027- «Beraİ'bni Azib radıyattahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir kî: Resûlüllah saHalîahü aleyhi ve sellem, gündüzün bahçeleri korumak, sahihlerine geceleyin hayvanları korumak sahiplerine ve hay­vanlarının geceleyin yaptığı zararın sahiplerine âit olduğuna hükmetti.[1025]

Bu hadîsi Tirmîzî müstesna Dört'ler'Ie Ahmed rivayet etmişlerdir. İbni Hibban onu sahîhlemiştir. isnadında ihtilâf vardır.

Bu hadis hep Zührî'den rivayet olunmuştur. Zührî onu Hizam'-dan, o da Bera'dan rivayet etmiştir. Halbuki Hizam Bera'dan işit-memiştir. İbni Hazm'e tebean Abdiilhak söylemiştir. Hadîsi bir çok tarîklerden Bcyhakî de tahrîc etmiştir. Fakat bunlarda da ihtilâf vardır. Şu kadar var ki, İmam Şafiî : «Bu hadîs sabit olduğu mut­tasıl bulunduğu ve râvîleri bilindiği için biz bununla amel ettik.» diyor. Bcyhakî dahî : «Biz bu hadîsi Şa'bVâen o da Şüreyh'den işit­miş olmak üzere : Koyunların geceleyin yaptığı zararı sahibine Ödetir; fakat gündüzün yaptıklarını Ödetmez; idiğini rivayet ettik; o şu âyeti de te'vil ederdi :

«[1026] Dâvud ile Süleyman kıssasını da hatırla; hant ekine kavmin koyun­ları girdiği vakit onun hakkında hüküm veriyorlardı.» ve: (nercs) gece­leyin otlamaktır; derdi» diyor.

Mcsrıık't&n rivayet olunduğuna göre : Bu koyunlar geceleyin bir bağa girerek ne varsa otlamiş: yeşil bir şey bırakmamışlar.

Şu halde hadîs-i şerif hayvanın gündüzün yaptığı zararı sahi­binin ödemiyeceğine; geceleyin ödeyeceğine delâlet eder. Zîrâ gün­düzleri hayvanları başı boş salmak; geceleyin ise başlarında bekçi bulundurmak âdettir. İmam Mâlik ile Şâ/ü'nin ve diğer bazı ulemâ'-nın mezhebi budur.. Onlar buradaki hadîs ve âyetle istidlal ederler. İmam A*zam Ebu Hanîfe'ye göre ise hayvan gece otlasın, gündüz otlasın sahibine onun kendiliğinden yaptığı zararı ödemek îcâbetmez. Delili :

«Hayvanın yaptığı zarar hederdir.» hadîsidir. Bu hadîsi İmam Alımca, ile Şcyhcyn, Hz. Ebu Hüreyre'den; ve yine İmam Ahmal M- Nrsal ve İbni Mâcc, Hz. Amir b. Avf'dnn tahrîc etmişlerdir. Yalnız Tahavi (238—321) : «Ebu Hanîfe'nin mezhebine göre hay­vanı çobanı ile mer'aya gönderdiği zaman ödetme yoktur. Çobansız gönderirse ödetme vardır.» diyor.

MâÜkîler dahi meseleyi mu'tâd mer'ada otlamakla takyîd ederler. Ekinlik içerisinde otlatılır da zarar yaparlarsa gece olsun gündüz olsun zararın ödeneceğine kaildirler. Bu mesefede başka kaviller de vardır.[1027]

1228/1028- Muâz b. Csbel radıyallahü anh'den müslüman olup da sonra yahûdîliğe dönen bir adam hakkında :

— Öldürülmedikçe oturmam. Bu Allah ve Resûlü'nün hükmüdür; dediği rivayet edilmiştir.

Bunun üzerine Öldürülmesini emretmiş ve adam öldürülmüştür.»[1028]

Hadîs müftefekun aleyh'tİr. Ebu Davud'un bir rivayetinde : «Bun­dan önce adamın tevbekâr olması kendisinden istenmişti.» denilmekte­dir.[1029]

Bu hadîs, mürteddin yani müslümanhktan başka bir dîne dönenin öldürülmesi îcâbettiğinc delildir.

Hüküm bilicmâ1 sabittir. Hilaf yalnız Öldürmeden tevbeye da'vct «ılilip tdilmiyeccğindedir. Cumhur'a göre tevbeye da'vet etmek vâcibür. Çünkü gerek buradaki rivayette, gerekse Ebu Davud'un başka ' ivâyrtindo tevbeye da'vet vardır. Hattâ diğer rivayette o adamı Ebu Musa'nın 20 gece yâhud da 20 geceye yakın bir müddet da'vet ettiği zikİiyor. Hanefîlör'îe, Hasan-ı Basrı, Tavus ve diğer bazı ulemâ'ya ttüro tevbeye da'vet müslehâbtır. Çünkü Bir kâfire îsîâma da'vet geldi mi artık da'vctin kendisine tekrarı vâcib değildir.O halde mürtedde ırklar, evleviyetle vâcib olamaz. Ancak: belki kendisine bir şüphe ânz olmuştur; mülahazasıyla îslAmiyetin kendisine bir daha arzolunması müstohâb görülmüştür. Hanefîler bundan sonra gelen hadîsle de istid­lal ederler.

İbni Abbas ile Atâ'dan gelen bir rivayete göre mürtedin aslı müş-lümansa tevbeye da'vet edilmez; değilse edilir. Bu rivayeti onlardan Tahavî nakletmiştir.

Mürueddi tevbeye da'vcti lüzumlu görenler arasında bir hilaf daha vardır. O da bir defa dîne da'vetin kâfi gelip gelmiycceğidir. Bazıları: «Bir mecliste mutlaka üç defa da'vet lâzımdır» demiş, bir takımları bir günde üç defa daha başkalar üç günde üç defa dîne da'vet edilme­si Iüzumrina kail olmuşlardır. Hz. Ali (R. A.)'den, bir ay da'vet edile­ceğine dâir bir rivâyei. vardır.[1030]

1229/1029- «İbni Abbas radtyallahü anhümâ'dan rivayet olunmuş­tur. Demiştir ki: Resûlüllah snUallahü aleyhi ve scllcm:

«Her kim dînini değiştirirse hemen boynunu vurun; buyurdular.»[1031]

Bu hadîsi Buhari rivayet etmiştir.

Hadîs-i şerif dînini değiştirenin katli îcâbettiğine delildir. Hanefiler mürteddi dîne da'vet etmenin vâcib olmadığına bu hadîsteki har­fiyle istidlal ederler.Çünkü mânâ harflerinden olup tertip ve ta'-kibe delâlet eder. Biâncnnleyh hadîsin mânâsı : Bir kimse -el-îyazu bil-lâh- dîninden dönerse hiç bir muameleye ta'bi tutmadan hemen başını vurun; demek olur.

Hadîs erkekle kadınlara âmm ve şâmildir. Erkek hakkında mesele itüfakî ise de kadın hakkında ihtilaflıdır. Cumhur'a göre irtidat eden kadın da öldürülür. Z5râ (her kim) sözü erkek ve kadın bütün insan­lara şâmildir, tbni'l- Münzir, Hz. İbbni Abbas (R.A.)'m :

— «Mürteci kadın Öldürülür; dediğini rivayet etmiştir. Yine îbni'l-Münzir'\c Dâre Kutnî : Hz. Ebu Bekir (R.A.)'m hilâfeti zamanında mürteri bir kadını uldürtclüğünü ve hadîse hir çok sahabenin huzurunda cerayan ettiği halde hiç birinin i'tirâz etmediklerini rivayet etmişlerdir; mezkur hadîs (hasen) dir. Mürted kadın meselesini Peygamber (S.A.V.) Hz. Muaz'ı Yemen'c gönderirken de mevzuu bahis etmiş ve :

«Her hangi bir erkek İslâmdan dönerse onu İslâm'a da'vet et. Eğer dönerse ne âlâ. Dönmediği taktirde hemen boynunu vur. Hangi kadın İslâmdan dönerse onu da da'-vet et. Dönerse mesele yok. Dönmezse hemen boynunu Vur.» buyurmuştur.

Bu hadîsin dahî isnadı hasendir. Bunlar hep Cumhur'un delilleridir. Cumhur zaîf bir hadîsle de istidlal ederler.

Hanefîler'c göre mürtcd kadın öldürülmez. Fakat hapsedilerek dî­nine dönünceye kadar dövülür. Bu arada onu biri Öldürürse bir şey lâ­zım gelmez; yalnız[1032] ta'zîr olunur. Hanefîler'in delili Peygamber (S.A.V.)'in kadınları öldürmeyi yasak etmesi ve Öldürülmüş bir kadım gördüğü zaman :

«Bu Öldürülmemeli idi.» buyurmasıdır.

Bu hadîsi imam Ahmed rivayet etmiştir.

Hadîsimizin zahirine bakılırsa, mutlak suretle dînini değiştiren hattâ yahûdî iken Hristiyan olan öldürülecektir. Nitekim İmam Şa­fiî'nin mezhebi budur. Fakat Hanefîler buna muhalefet etmiş ve : «irtidad etmekten murâd : Müslüman iken küfre dönmektir.» demiş­lerdir. Gayr-ı müslimlerin din. değiştirmesine irtidad hükmü verile­mez; çünkü bütün erbabı küfüV bir millettir. Yani bütün kâfirlerin hükmü birdir. Sonra bu hadîsi mutlak mânâya almamıza imkân yok­tur. Çünkü o mutlak mânâda dînini değiştirerek müslüman olan bir kâfire de şâmildir. Halbuki böyle bir kimseye bilicmâ' mürted denil­mez. Şu halde hadîs bilicmâ' tahsis edilmiş demektir. Varsın ken­di aralarında dînlerini değiştiren kâfirler de tahsis edilmiş oluver-sin. Bu taktirde «Her kim dinini değiştirirse» cümlesi bir âmm-ı mahsustur. Kaldı ki bu hadîsten bu mânânın murâd olduğu Tabefânı (260—360)nin İbirı Âbbas (R.A.)'dan morfu' olarak tahrîc ettiği şu ha dîsten de sarahat-ı anlaşılmaktadır:

«Her kimin dîni, İslâm dinine muhalefet ederse he­men boynunu vurun.»[1033]

1230/1030- «(Yine) Ibni Abbas radtydlîahü anhümâ'dan rivayet olun­duğuna göre : Bir a'mâmn Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'e sö-cjüp sayan bir ümmü Veled câri/asi varmış. A'mâ kendisini (bundan) nehî etliği halde yine vazgeçmezmîş. Nihayet bir gece a'mâ sivri kılıcı alarak onu cariyenin karnına batırmış; üzerine de yüklenerek cariyeyi tepelemiş. Sonra hadiseyi Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem duy­muş ve :

— Dikkat edin! Şâhid olun ki, bu cariyenin kanı he­derdir.» buyurmuşlardır.»[1034]

Bu hadîsi Ebu Dâvud rivayet etmiştir. Râvîleri sikadırlar.

Hadîs-i şerif, Peygamber (S.A.V.)'e söğen kimsenin öldürüleceğine delildir. BÖylesinin kanı heaer olur. Söğen müslüman ise Fahr-î Kâinat (S.A.V.) Efendimize söğmekle mürted[1035] olur: ve Öldürülür. Hattâ îbni Battal (—444)in kavline göre tevbeye bile da'vet olunmaz. İbni'l-Münzir' in Evzaî ile Leys'den rivayetine göre tevbe etmeye da'vet olunur. Yine tbni'l-Münzir' in, Leys, Evzaî, İmam Şafiî, İmam Ahmed 6. Hanbel ve diğer bazı ulemâ'dan rivayetine göre böylesi tev­beye da'vet edilmeden de öldürülebilîr. Zımmî dahî aynı hükümdedir. Ancak müslüman olursa kurtulur.

Hanefîler'den bir rivayete göre zimmî Öldürülmez, ta'zîr olunur. De-lîlleri : Yahudiler Peygamber (S.A.V.)'e «es-Samu Aleyk» dedikleri ve İni onlarca söğmck olduğu halde ResûİüHalı (S.A.V.)'in onları Öldürmo-iTirsidiı*. Halbuki bu sözü bir müslüman .söylese mürted olur. Bir do kâ­firlerin ichde bulundukları küfür hali ona söğmekten daha (.-irkindir. O fı;ıl(iu yaşamalarına müsaade edilince şetim halinde de müsaade etmek gerekir. «cs-Samu aleyk» sözünün mânâsı şetim olur mu?r Böyle iken yine oldürülmemeleri Hanefiler'in kavlini te'yîd eder.[1036]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS