«Düğün Da'veti Babı»

«Düğün Da'veti Babı»

1067/888- Enes b. Mâlik radıyaltahii anlı'den rivayet olunduğuna göre Peygamber sallallahü aleyhi ve sclîem Abdurrahman b. Avf'ın Üzerinde sarılık eseri görmüş ve :

__ Bu ne? demiş. Abdurrahman :

— Yâ Resûlallah! ben bir hurma çekirdeği ağırlığında altın vermek üzere bîr kadınla evlendim; demiş. Resûlüilah (S.A.V.} :

«— öyle ise Allah senin için mübarek kılsın; bir ko­yunla dahi olsa düğün da'veti yap; buyurmuşlardır.»[619]

Hadîs müttefekun aleyh'tir. Lâfız Müslim'indir.

Bazı rivayetlerde sarılığın za'feran eseri olduğu beyân edilmiştir. Vâkıâ za'fernnh elbise giymeyi Resûiüllah (S.A.V.) erkeklere hoş gör­müyordu ise de düğüne mahsus oimak Ü7.ere ses çıkarmadığı anlaşılı­yor. Elbiseye sürünmeyi tecviz edenlercc bu eser Hz. Abdurrahman'ın teninde değil, elbisesinde idi. îmam A'zam Ebu Hantfr ile Şafiî ve diğer bazı ulemâ'ya göre elbiseye za'feran sürmek memnu'dur. Elbise­ye sürmenin caiz olduğu îmam Mâlik ile Medine ulemâsından rivayet olunmuştur. Onlar bazı sahîh hadîslerin mefhum-u muhalifi ile istidlal ederler.

Hazreti Mâlik'e : «sarahat mukabilinde delâlete i'tibâr yoktur.» kaidesi ile cevap verildiği gibi: «Hz. AbdurrLhman kıssası hicretin ba­şında henüz za'fcran nehyedümeden vuku' bulmuştu; maamâfîh Pey­gamber (S.A.V.)'in gördüğü sarılık r-seri ona zevcesinden de bulaşmış olabilir.» diye cevab verilmiştir. Karısından bulaşmış olmasını Neve-vl (631—676) tercihen kabul ile bu kavli muhakkikini ulemâya nis-bet eylemiştir.

«Bir hurma çekirdeği ağırlığında altın» dan murâd: bazılarına gö­re çeyrek dînar'dır; çünkü o miktar altın o günde bir çeyrek dînâr ederdi. Fakat buna:.«hurma çekirdekleri muhteliftir. Bu bâbta nasıl mi'yâr olabilir?» diye i'tirâz edilmiştir. Bir takımları: «altın çekirdek­ten murâd: beş dirhem gümüş kıymetinde olandır» derler. Hattâbî (319—388) buna cezmetmiş; Ezherî dahî bunu ihtiyar eylemiştir. Kaadî îyaz bu kavli ekser-i ulemâ'dan rivayet etmiştir. BcyhakVmn rivayetinde : «Beş dirhem tahmin edilen altından bîr çekirdek» denil­miş olması da bu kavli te'yid eder. BcyhakVmn Katâde'den rivaye­tinde altın çekirdeğin üç bütün dirhem bir de üç te iki dirhem ağırlığında tahmin olunduğu bildiriliyorsa da o hadîsin isnadı zaîf-tir. Ama îmam Ahmcd cezmen buna kail olmuştur. Altın çekirdek hakkında daha başka kaviller de vardır.

Hadîs-i şerif, dâmâd'a bereketle duâ edileceğine delildir.

Filhakika Hz. Abdurrahman, Peygamber (S.A.V.)'in duasına nail olmuş hattâ : «Kendimi, İaşı kaldırsam altın veya gümüş bulacağımı sanır bir dereceye varmış-gördüm.» demiştir. Bunu Buharı rivayet eder.

«Bİr koyunla dahî olsa düğün da'veti yap; ifâdesinden düğün da'veti yapmanın vâcib olacağı zannı hasıl oluyor. Nitekim Zâhirîler'in mezhebi de budur. Bunlar daha başka bazı hadîslerle de istid­lal ederler.-îmam Şafii'nin de vücûba kail olduğu söylenir.

îmam Ahmed'e göre velîme sünnettir. Cumhur'a göre ise mendûp-tur. îbni Battal (—444): «Buna vâcib diyen bir kimse bilmiyorum» demiştir.

Ulemâ velîme'nin vakti hususunda da ihtilâf etmişlerdir. Bilhassa Mâlikîler arasında bunun akid esnasında mı, akidden hemen sonra mı yoksa zifaf zamanında mı, olacağında ihtilâf vardır. Şâfiîler'dcn Mârudî velîme'nin zifaf zamanında olacağını tasrih etmiştir. îbni's - Sübkî ise : «Peygamber (S.A.V.)'in nakledilen fiili zifaftan sonra olduğunu gösterir.» diyerek Resûlüllah (S.A.V.)'in Zeyneb binti Cahş ile evlenme­sine işaret etmiştir. Bu kıssayı anlatırken Hz. Enes (R. A.) : «Peygam­ber (S.A.V.) Zeyneb'ie gelin güvey olarak sabahladı. Müteakiben halkı da'vet etti.» demiştir.

Velîme'nin miktarına gelince : Hadîse bakılırsa en az bir koyun ile olacaktır. Ancak Peygamber (S.A.V.)in bir koyundan daha az ile de velîme yaptığı sabit olmuştur. Hz. Enes diyor kî : «Peygamber (S.A.V.), Zeyneb'e yaptığı da'vetten daha fazlasını başka kadınlarına yapmamıştır.»

Galiba Hz. Enes (R.A.) bu sözü ile Hz, Zeyneb'in da'vctindeki be­reketi anlatmak istemiştir. Çünkü o da'vette bir koyun kesilmiş olma­sına rağmen hiç bir da'vette görülmemiş bir bereket çağlamış; herkes et ve ekmeğe doymuştur. Yoksa Hz. Meymune (R.Anhâ)'nm da'vetinde de bir koyun kesilmişti.[620]

1068/889- «İbnî Ömer radıyaîlahü- anhümâ'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki; Resûlüllah sallallahü aleyhi ve scllem:

— Biriniz bir düğün yemeğine çağırılırsa hemen ona İcabet etsin; buyurdular.»[621]

Hadîs müttefekun aleyh'tir.

Müslim1 in rivayetinde : «Biriniz dîn kardeşinizi da'vet et­tiği vakit ister düğün yemeği isterse benzeri olsun, he­men İcabet etsin» Duyurulmuştur.

Buradaki birinci hadis velîme'ye icabet etmenin vücûbuna ikinci hadîs ise her da'vete icabetin lüzumuna delâlet ediyor.

Maamâfîh, iki rivayeti aynı râvî yapmış da olsa aralarında muaraza yoktur.

Zâhirîler'lc bazı Şâfiîler hadîslerin zahiri ile amel ederek: «da'vete icabet, mutlak surette vâcibtir» demişlerdir. Hattâ îbni Hazm, bu­nun Cumhur-u sahabe ile Tâbiîn'in kavli olduğunu iddia etmiştir. Bazı­ları düğün da'veti ile şâir da'vetlerin arasında fark görürler îbni Abdiîberr, Kaadi îyaz ve Nevevî düğün da'vetine icabetin vâcib olduduna uiemâ'ntn ittifakı bulunduğunu nakielmişlerdir. Ancak Hanefî-ler'e güre vâcib değil, vâcib kuvvetinde bir sünnettir. Şâfiîler'le Han-beliler'in cumhuru bu da'velîn farz-ı ayın olduğunu tasrih etmişlerdir. İm<ım Mâlik dahî farz-i ayın oldğunu nassan ifâde etmiştir. Bazıla­rından volime'ye icabetin farz-ı kifâye olduğu rivayet edilmiştir. İmam Şafii'nin, sözünden velîmeye icabetin vâcib olduğu, fakat şâir da'vetier için pek ruhsata yanaşmadığı anlaşılıyor.

«Vâcibtir» diyenlere göre özürden dolayı da'vete icabeti terket-mc ruhsatı olduğunu İbni Dakıki'l-îd «cl-İlmâm» şerhinde beyân et­miştir. Yemekte şüphe bulunmak, yâhûd kimsenin bulunması mah­sus olması, veya orada hoşlanmadığı bir kimsenin bulunması şer­rinden korktuğu için veya makam sahibi oluşuna tama'an da'vet etmiş olması, sofrada içki, çalgı ve oyun bulunması gibi şeyler bi­rer özürdür. Bu Özürier şcrîattcn ve eshâb-ı Kîrâm'ın yaşadığı vak'alar-dan alınmış şeylerdir. Meselâ : Tabcrânî «eî-evsat» da İmrân b. el-Husayn'dan Peygamber (S.A.V.)'in fâsıkların da'vetine icabetten neht buyurduğunu tahrîc etmiştir. Ncsaî dahi Hz. Câbİr'den şu merfu' ha­disi rivayet etmektedir :

«Her kim Allah'a ve âhir güne îman ediyorsa, üzerin­de şarao sunulan bir sofraya oturmasın.»

iîu hadisin isnadı iyidir. Aynı hadîsi îmam Tirmizî Hz.' Câbir'

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS