«Kadınlarla Geçinme Babı»

«Kadınlarla Geçinme Babı»

Bundan nruıksad, kan kocanın birbirlerine iyi muamele ederek güzcl güsrel geçinmeleridir.[552]

1042/863- «Ebu Hu ayre radıyallıhü anh'âen rivayet edilmiştir. Doml|tlr ki: Rcsüliillnh ;nUallnhü aleyhi ve acilcin;

— Bir kadına a'kasından cima' eden mel'undur; bu­yurdular.»[553]

Bu hadisi Ebû Dâvud ile Nesal rivayet etmişlerdir; lâfız Nesal'nin-dir. Hadîsin ınu'temed ravîleri vardır; lûkin mürsel olmakla illetlendi-

Bu hadîsi bu lâfzlyle Ethab-ı KlrAm'dan bir cemâat bir çok yol­lardan HvAyet etmişlerdir ki, Ali b. Eb! Tillb, öm«r, Huzeyme, AHy b. Talk b. AH, Ibnl fcet'ud, CAbtr-, Ibnl Abbat, ibnl Ömer, Berâ', Ukbe-tü'bnü Amir, Enet ve Ebü Ztrr (R. AnhÜm) hazerûtı bunlnr meyanın-dadır. Bunun bütün tarikleri üzerinde söz edilmiştir. Fakat gerek riva­yet yollarının çokluğu, gerekse râvîlerinin muhtelif oluşu birbirini tak­viye ve te'yîd etmiştir.

Bu hadîs kadına arkasından münâsebette bulunmanın yani LÛtî-Hğîn haram olduğuna delildir. Bir şirzime-i kaille istisna edilirse bü­tün ümmet-l Muhammtdlyye'nin mezhebi budur. Çünkü asıl i'tibâriyle Allah'ın helâl kıldığı yerlerden maada her hangi bir dmâ' haramdır. T«4l* t aıretlerl fere'den başka dmâ'ı helâl kılınan bir yer halketme-miştir. Nitekim :

«Kadınlara Allah'ın emrettiği yerden cima' edin[554].

[555] Kadınlara Allh'ın size emrettiği yerden istediğiniz şekilde yaklaşın»

buyurmuştur. Allah'ın emrettiği yer ise fere'tir. Ferc'ten maada istifade edilecek bazı yerler vardır. Fakat bunları şeriat ta'yîn etmiştir. Hayızlı kadının fercinden maada yerlerinden, mübaşeret yani tenini teni­ne yapıştırmak sureti ile istifâde etmek gibi. İmâmiye taifesi bir ada­mın karısı ile cariyesine hattâ kölesine dübüründen münâsebette bulun­mayı yani onlara lûtîlik ötmeyi tecviz etmişlerdir. İmam Şâ'iî'nin : «Bunun hela" ve haj-âm kılınması hususunda hiç bir şey sabit olma­mıştır. Kıyas helâl olmasını îcabeder» dediği rivayet olunmuşsa da bu bâbta \Rebî şunları söylemiştir : «Kendisinden başka ilâh olmıyan Allah'a yemin.ederim ki, Şafiî bunun haram edildiğini tam altı kitapta nassen tesbit etmiştir.»

Bazıları : «Bu helâl mes'elesi onun eskiden mezhebi idi» diyor­lar, tbni'î - Kayyım «el-Hedyü'n - Nebeviy» adlı eserinde İmam Şa­fiî'nin : «Bu işe ruhsat vermem; bilâkis ondan nehî ederim» dedi­ğini naklettikten sonra : «Kim imamlardan bunu mubah kıldıkları­nı naklederse muhakkak onlar hakkında en çirkin ve en fena hatayı yapmış olur. Onların «mubahtır» dedikleri, yalnız arka tarafın, ferce cima' için vâsıta olması, yani dübüre değil arka taraftan ferce cima' etmektir. Bunu işitenler meseleyi karıştırmışlardır» diyor.

İmam Malik'den dahî tecviz ettiğine dâir'bir rivayet varsa da Mâliki İmamları bunu redd ve inkâr etmişlerdir. Hâsılı böyle çirkin bir şeyin tecvizini bu ümmetin manevî semâsının yıldızları demek oian ulemâ-I Kirâm'a nisbet etmek büyük bir iftira ve altından kalkılmaz bir vebaldir. Hattâ bazıları bu cevaz meselesini İmâmiye tâifesİ'nin belli başlı kitaplarında bile bulamadıklarını yazıyor; "böyle bir şeye onların dahî cevaz vereceklerine inanmıyorlar.[556]

1043/864- «Ibni Abbas radıyallahü anhümâ'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem:

Bir erkeğe veya kadına arkasından cima' eden kimseye Allah nazar kılmaz; buyurdular.»[557]

Bu hadisi Tirmhî, Nesaî ve İbni Hibban rivayet etmişlerdir. Hadîs mevkuf olmakla da illctlcndirilmiştir.

Evet İbnİ Abbas (Iİ.A.)'a mevkuf sayılmıştır. Lâkin bu mrs'ele içtihada mesâğ verilmeyen meselelerdendir. Bahusus bu nevi' tehdîd ictihâdla bilinmeyen şeylerdendir. Binâenaleyh hadîs merfu' hükmün­dedir.[558]

1044/865- «Ebu Hüreyre radıyallahü anft'dep Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'den işitmiş olarak rivayet edildiğine göre (S.A.V.) efendimiz :

— Her kim Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsa, komşusuna eziyyet etmesin! Hem kadınlar hakkındaki hayır vssiyyetini tutun! Çünkü onlar kaburga kemiğin­den yaratılmışlardır. Şüphesiz ki, kaburganın en eğri ye­ri üst kısmıdır. Onu doğrultmağa kalkarsan kırarsın; (hah üzere) bırakırsan eğri olarak devam eder (gider).şu halde kadınlar hakkındaki hayır vasiyyetini tutun buyur­muşlardır.»[559]

Hadîs müttefekun aleyhlir. Lâfiz Buharî'nindir.

Müslim'in rivayetinde : «Ondan istifâde edersen ondaki eğrilikle istifâde edersin. Eğer doğrultmağa kalkarsan kırarsın. Onun kırılması boşanmasıdır.» Duyurulmuştur.

Hadîsteki : cümlesi : «Kadınlar hakkında birbirinize hayır vasiyyet edin.» mânâsına da gelebilir.

Bu hadîs, komşu hakkının büyüklüğüne ve komşusuna eziyyet ede­nin Allah'a ve âhiret gününe inanmış sayılamıyacağma delildir. Bun­dan komşusuna eziyyet edenin kâfir olması lâzım gelirse d<* bu ifâde mübbâlâgaya hamledilmiştir. Çünkü îmân'ın hakkı budur. Binâenaleyh bir mü'mine eziyyetçilikle vasıflanmak yakışmaz. Komşuya eziyyet, büyük günahlardan sayılmıştır. Şu hâide mânâ: «Kim îmân-ı kâmil ile inanıyorsa» demektir.

Komşu hakkı Kur'ân-t Kerîm'de de tavsiye buyurulmuştur. Kom­şuluk hududu kırk hânedir. Nitekim Taberânî (260—360) bu hu­susta şu hadîsi tahrîc etmiştir :

«Peygamber (S.A.V.)e bîr adam geldi ve :

— Yâ Resûlâllah! gerçekten ben Benî fülân'ın mahallesine yerleş­tim. Ama bana bunların en şiddetli eziyyet edenleri bana evi en yakın olanlarıdır; dedi. Bunun üzerine Peygamber (S.A.V.), Ebu Bekir, Ömer ve Ali (R. Anhüm)}ün mescide gelerek; kırk hanenin komşu olduğuna; komşusu kendi şerlerinden korkan kimse cennete giremiyeceğine dâir seslenmeleri için haber gönderdi.» Yine Taberânî «el-Kebîr» ile «el -Evsat» da şu hadîsi tahrîc etmiştir:

«Şüphesiz k\ Allah sâlih müslüman sebebiyle komşu­larından yüz evden (belâyı) defeder.»

Müslümana oziyyct vermek mutlak surette haramdır. Teâlâ hazret­leri :

[560] Erkek ve kadın mü'minlere hiç hak etmedikleri halde eziyyet eden­ler muhakkak bir bühtan ve aşikâr bir günah yüklenmişlerdir.» buyuru­yor. Lâkin eziyyet komşu hakkında daha şiddetle haramdır; ve hiç af­fedilmez.

Eziyyet'ten murâd : Örf-ü âdetde eziyyet sayılan her şeydir. Hattâ yemek kokusu, meyve ve saire gibi şeyleri komşuya göster­mek bile eziyyetten ma'duddur. Şu hadîse b\r bakınız :

«Mümine yakışan şudur ki : Komşuya tenceresinin kokusu ile eziyyet verirse ona çorbasından verir; ondan rüzgârı men'etmez; ancak izni ile olursa o başka. Bir ye­miş alırsa komşuya ondan hediyye eder.» Komşu haklan İmam Gazâli'nin tîhyâü'l - Ulûmy> unda birer birer sayılmıştır.

«Kadınlar hakkında hayır tavsiyesi» ne sebep : Onların eğri kemik­ten halkedilmiş olmaları gösterilmiştir. Bundan murâd : Kadınların as­lı olan Uz. Havvâ'nin Âdem (A. S.J'ın kaburga kemiğinden yaratılma­sıdır.

Ibni Ishak, Hz. Ibni Abbas (R.A.)'dan şu hadîsi tahrîc etmiştir :

«Filhakika Havva, Âdem'in sol kaburgasının en kısa olanından uyurken yaratıldı.»

Hadîste «Şüphesiz ki kaburganın en eğri yeri üst kıs­mıdır.» Imyurulması kadının kaburga parçalarının en eğri olanın­dan yaratıldığını beyân içindir. Maksad, kadına eğrilik sıfatını mü­balâğalı bir şekilde ispattır.

«Onu doğrultmağa kalkarsan kırarsın» cümlesindeki zamir, kaburga'ya aittir. Maamâfîh kadına racî olmak ihtimali de vardır. Nitekim Müslim'in rivayetinde, «onun kırılması boşan-masıdır.» duyurularak zamîr'in kadına ait olduğu tasrih edilmiş­tir.

Hadîs-i şenf'to, kadınlar hakkında hayır vasiyyeti ve onların eğri ahlâkına sabr-u tahammül emredilmiş; onların ahlâk eğrilik­lerinin tamamon düzeltilmesine imkân olmadığına bilâkis asl-ı hil­katleri iktizâsı kendilerinde mutlaka eğrilik kalacağına, işaret var­dır.[561]

1045/866- «Câbİr radtyallahü anh'âen rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Bir gazada Peygamber sallallahü aleyhi ve sellcm'te beraberdik. Medine'ye geldiğimizde (şehire) girelim diye gittik, fcesûlüllah (S.A.V.):

— Ağır olun da ona geceleyin, yani yatsı zamanı gi­rersiniz. Tâ ki, saçları dağınık olan kadın taransın, koca­sı gurbette olan da kasıklarını traş etsin; buyurdular.»[562]

Hadîs müttefekun aleyh'tir. Buharî'nin bir rivayetinde: «Biriniz uzun zaman gurbette kaldığı vakit ailesi nezdine gecele­yin gelmesin.» buyurulmuştur.

Hadîs-i şerif, bir yerden gelirken ailesinin yanma birden bire değil de te'ennî ile girmenin ve bu suretle gelirdiğini hissettirerek evdekilerin kendilerine bir parça c,eki düzen vermesine imkân bı­rakmanın iyi ve yerinde bir hareket olduğuna delildir. Çünkü ha­bersizce birden hücum edilirse evdekiler, bahusus kadınlar, münâsebetsiz kıyafette, iyi giyinmemiş, dağınık vaziyette bulunabilirler. Bu da kocalarını kendilerinden soğutabilir.

Maksad uzun zaman gurbette kalındığı zamanki geliştir. Nite­kim BuharVnin rivayetinde tasrih edilmiştir. Bu hadiste (gecele­yin) ta'birinin kullanılmış olmasına bakılırsa, gündüzün uzak yol­dan gelerek birden bire ve habersizce ailesinin yanma girmekte beis yoktur. Gece ile gündüzün bu mes'elede niçin tefrik edildiği ih­tilaflıdır. BuharV nin bu bâbtaki ta'lîlinden, evdekilerin kusurlarına muttali' olmasın diye tefrik edildiği anlaşılıyor. Hadîsde tasrih edi­len illet ise kadının taranıp hazırlanmasıdır.

Fakat iki takdire göre de maksad kadının temizlenerek süslen­mesi ve erkeğinin kazây-ı şehvet'i için hazırlanmasıdır. Bu ise ge­celeyin bir mühlete muhtaçtır. Gündüz gelen için böyle bir mühlete hacet yoktur. Kadın akşama kadar hazırlanacak vakit bulur.

Bir de geceleyin gelen evde yabancı erkek bulacağından şüphe edebilir. Gündüzün gelen için bu şüphe pek vârid değildir. Ebu Avenc'nin tahrîc ettiği Câbir hadisine göre : Abdullah b. Revâha ge­celeyin seferden gelmiş. Karısının yanında onun saçlarını tarayan bir kadın varmış. Hz. Abdullah onu erkek zannederek hemen kılıca sarıl­mış. Sonra iş anlaşılma. Bu hâdise Resûlüllah (S.A.V.)'c haber veri­lince, erkeğin ailesi nozdine geceleyin gelmesini yasak etmiştir.

Hadîs-i Şerîf'de, başkalarının gizli şeylerini araştırmaktan uzak bulunmaya, karı-koca arasında geçim ve muhabbeti temin edecek şey­leri yapmaya ve sû-i zann'a sebep olacak şeylerden kaçınmaya teşvik vardır.[563]

1046/867- «Ebu Saîdİ Hudrî radıyallahü anh'den rivayet olunmuş­tur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahil aleyhi ve sellem:

— Şüphesiz ki, kıyamet gününde Allah indinde dere­ce i'tibâriyle insanların en kötüsü karı koca bir olduktan sonra karısının sırrını yayan adamdır; buyurdular.»[564]

Bu hadîsi Müslim tahrîc etmiştir.

Karı kocanın bir olmasından maksad cimâ'dır. Hadîs-i şerif Müslim'de «cşerr» ta'biri ile rivayet edilmiştir. Bunu Kaadî îyaz (476—[544) ele almış ve : «Nahivciler: (eşerr) ve (ahycr) ta'birlerini kullanmak caiz değildir, ism-i tafdil için hayır ve şer kelime­leri olduğu gibi kullanılır; derler. Halbuki sahih hadîsler her iki lügatle rivayet edilmiştir» demiştir.

Hadîs-i şerif, kan koca arasında geÇcn cima' İşlerini tafsilâtı ile ifşa etmenin caiz olmadığına delildir. Hattâ, hacet yokken sâdece ci-mâ'-ı söyleyip taFsilât vermese mürüvvete ruhtur. Çünkü Peygamber (S.A.V.) :

«Her kim Allah'a ve son güne inanıyorsa, ya hayır söylesin, yâhûd sussun.» buyurmuşlardır.

Karı koca sırrını ifşa etmeye ihtiyaç varsa meselâ: Kadın ko­casının cimâ'a iktidarı olmadığım iddia ediyorsa, o zaman bu sırrı icabında ifşa etmek mekruh değildir.

Erkek hakkında hüküm bu olduğu gibi kadın hakkında da öy­ledir. Onun da kocasının sırrını başkalarına ifşa etmesi caiz değil­dir.[565]

1047/868- «Hakîm b. Muavîye'den o da babasından -radıycdldhü anh~ duymuş olarak rivayet edilmiştir. Babası demiştir ki :

— Yâ Resûlallah! Her hangi birimizin karısının onun üzerinde hakkı nedir? dedim:

— Kendin yediğin zaman onu doyurursun giyindiğin zaman onu da giydirirsin. (Ama döverken) suratına vurma, kötü lâf da etme. (Onu) evden başka yerde terketme; buyurdular.[566]

Bu hadîsi Ahmed, Ebu Dâvud, Nesaî ve Ibni Mâce rivayet etmişler­dir. Buharı bir kısmını ta'lîk etmiştir. Ibni Hİbban ile Hâkim onu sahîhlermşlerdir.

Hadîs-i şcrîf, zevceye nafaka ve giyecek vermenin vücûbuna; na­fakanın erkeğin malî kudretine göre ta'yîn edileceğine ve terbiye için doğmenir caiz olduğuna delildir. Yalnız zevce hakkında olsun başkala­rı için olsun surata vurmak yasaktır.

(Kötü lâf) dan murâd-: Allah sana çirkinlik versin, Allah be­lânı versin. Allah kahretsin; gibi sözleridir.

Zevceyi evde terketmekten^maksat, terbiye İçin onun yatağına gir­memektir. Fakat onu evde bırakıp da başka bir yere gitmek, yâhûd kadını başka yere götürmek caiz değildir. Yalnız hadîsimizde «.Bur harı bir kısmını ta'lîk etmiştir» diyerek işaret edilen kısımda Buharı: «Peygamber (S.A.V.)'İn kadınlarını evlerinden başka yerde terketmesl babı» demiştir. Fakat Resûl-ü Ekrem (S.A.V.) kadınlarını başka yere nakletmemiş; onları evlerinde bırakarak kendisi yanlarından ayrılmış­tır. Buharı bu rivayetin Muaviye hadîsinden daha sahîh olduğunu söy­ler. Maamâfîh Hz. Peygamber (S.A.V.)'in fiili, kadınların evin dışmda terk edilebileceğine, Muaviye hadisi evlerde terkcdİlebilcceğine delâlet ettiğinden hadîsteki mefhumu hasr'ın (yani evden başka yerde terk etme ifâdesindeki hasr'ın) kasdedilmediği anlaşılıyor. «Terketmek» Un murâd'ın ne olduğu dahî ihtilaflıdır. Cumhur'a göre kadınların ya­nına girmeyi ve onların yanında yaşamayı bırakmaktır. Bazıları: «ka­dınla beraber yatar ama arkasını döner» demiş. Bir takımları: «Sade­ce cima' etmez.» mütâlâasında bulunmuşlar, hattâ: «cima' eder fakat konuşmaz» diyenler bile olmuştur. Bazılarınca ağır lâflar söylemek bi­le kadını terketmek sayılır.[567]

1048- Câblr b. AbdiUah radıyaîlahü anhümâ'dan rivayet olunmuş­tur. Demiştir ki: Yahudiler, bir adam karısının arkasından fercîne cima' ederse çocuk şaşı (gözlü) olur, derlerdi.Bunun üzerine (kadınlarınız silin tarlanızdır. imdi tarlanıza istediğiniz zaman gelin) âyeti nazil oldu.»[568]

Hadîs müttefekun aleyh'tir. Lâfız Müslim'indir. 2?u/ıarî'deki lâfzı şöyledir : .

«Câbir'den şö, le derken İşittim £ Yahudiler, bir adam karısına ar­kasından cima ederse çocuk şaşt gözlü gelir... derlerdi.» İki rivayet mânâ i'tibâriyle birdir. Yalnız âyetin sebeb-i nüzulü hakkında rivayetler muhteliftir. Bunlar üç kavilde toplanır :

1— Şcyhcyn'in rivayetlerinde zikrcdildiği vecihîc kadının arka­sına geçip fercine cima' etmek hususunda nazil olmuştur.

Bu mânâyı hadîs imamlarından bir cemâat, Hz, Câbir'den ve baş­kalarından tahrîc etmişler; rivayet tarîklerinin sayısı otuz altıyı bul­muştur. Bunların bazısında cimâ'ın yalnız ferc'e yapılırsa helâl ola­cağı zikredilmiştir. Ekserisinde Yahudilere redd cevabı vardır.

2— Kadını dübüründen cima' etmenin helâl olduğunu beyân hu­susunda nazil olmuştur.

Bu kavlin merdud olduğunu yukarıda görmüştük.

3— Karasından azlin helâl olduğunu beyân için nazil olmuştur. Bunu hadîs imamlarından bir cemâat Ibni Abbas'dan İbni Ömer ve

Said b. Müseyyeb'den tahrîc etmişlerdir.

Azil : Kadın gebe kalmasın diye erkeğin menî'sini dışarıya atmak­tır. Bazı ahvâl ve şerîat'de caizdir.

Sebeb-i nüzul hususundaki bu üç kavilden birincisi râcih ve mak­buldür. Zîrâ Buharı ile Müslim'in ittifakla rivayet ettikleri bir şey başkalarına tercih edilir. Ibni Ömer (R. A./den rivayetler muhteliftir. Azil mânâsını vermeye âyet'in nazm'ı münâsib değildir.[569]

1049/870- «Ibni Abbas radıyallahii anhümâ'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki : Resûlüllah saîlailahil aleyhi ve scîlem :

— Biriniz ehli ile cima' etmek istediği zaman Bismil­lah, Yâ Rabbi bizi şeytandan ırak; şeytanı da bize ihsan edeceğin rızıktan ırak eyle! der de aralarındaki bu cimâ'-dan bir çocuk takdir buyurulursa şeytan ona ebediyyen zarar vermez; buyurdular.»[570]

Hadîs müttefekun aleyh'ür. Lâfzı Müslim'indir.

Bu hadîs, cima' etmek istenildiği zaman bu duayı okumanın lüzu­muna delâlet ediyor.

TabcrânVnin rivayetinde : «Beni ve bana ihsan ettiğin rız­kı» denilerek müfret sîgâsı kulanılmıştır.

Şeytanın dağacak çocuğa ebediyyen zarar verememesinden murâd : Çocuğa musallat olamamasıdır. Kaadı îyaz diyor ki: «Çocuk­tan, zararı umumî şekilde nefi etmek murâd değildir. Vâkıâ zahi­ren nefî sîgâsı ebediyyet bildiren bir kelime ile beraber kullanılmış, binâenaleyh bütün hâllere şâmil olmak îcabederse de, bir hadîste: «Her âdem oğlu dünyaya gelirken şeytan onun karnına dokunur; bundan yalnız Meryem'le oğlu müstesnadır.» buyurulduğuna ve bu dokunmada bir nev'i zarar melhuz olduğuna hattâ doğan çocuğun bundan dolayı bağırdığına göre zarar verme­me kayfıyetinin her hâl-ü şân'a âmm ve şâmil olmadığı anlaşılır.»

Maamâfîh KnadVmn bu mütâlâası zararın dîni, dünyevî her nev'ine âmm olduğuna göredir. Fakat bazılarına göre murâd: ya' nız dîni zarardır ve doğan çocuk, haklarında Kur'ân-i Kerîm'de :

[571] Şüphesiz kî benim kullarım üzerine senin bir tesallutun yoktur»

buyurulan kullar cümlesinden olur. Abdürrczzak (121—211)in Ha-srn'den tahrîc ettiği rivayet de bunu te'yîd eder. Mezkûr rivayette

«Eğer o cimâ'dan gebe kalırsa sâlih bir çocuk olması Ümîd edilir.» deniliyor.

Bu rivayet mürsel ise de re'y ile söyleneceklerden değildir.

îbni Dakîki'l - İd : Çocuğa dîni hususunda zarar vermemesi ih­timaldir. Lâkin bundan o çocuğun ma'sum olması icabetmez. Hem ismet yalnız Peygamberlere mahsustur» demiştir.

Bazılarına göre «Şeytan ona zarar veremez» demek: onu küfre sapıtmak için dîni hususunda fitne veremez;- demektir, gü-nahdan masun olacağı murâd değildir.

Kir takımları da: «bundan maksad : «Annesi ile cima' ederken şeytanın babaya iştirak etmesi çocuğa zarar vermez; demektir» mü­tâlâasında bulunmuştur. Mücâhid'dcn gelen bir rivayet bu re'yi te'­yîd eder. Bu rivayete göre Besmele'siz cima1 eden adamın tenasül âle­tinin başına şeytan sarılır da onunla birlikte cima1 eder. Yalnız bu ri­vayeti Mücahid'den kimin tahrîc ettiği zikredilmemiştir.

Hadîs Mürscl'dir.

Hadîsimizde her halde Besmele çekmenin müstehâb olduğuna, onun bereketi ile her kötülükten Allah'a sığınmaya, Allah'ın İsmi ile tober-rük etmeğe delâlet vardır. Şeytan'ın Âdem oğlundan yalnız Allah'ı zik­rettiği hallerde ayrıldığı, şâir hallerin hiç birinde ondan ayrılmadığı dahî bu hadisin delâlet ettiği hükümler cümiesindendir.[572]

1050/871- «Ebu Hüreyre radnjallalıü cm'den Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'den duymuş olarak rivayet edildiğine göre Resûlül­lah (S.A.V.) :

— Erkek karısını döşeğine davet eder de o gelmekten 'mtina' eyler ve bu sebeple erkek dargın olarak sabah­larsa, o kadına sabahlayıncaya kadar melekler lâ'net eder; buyurmuşlardır.»[573]

Hadîs müttefekun aleyh'tir. Lâfız Buharî'nindir. Müslim'in rivaye­tinde : «Kocası o kadından razı oluncaya kadar Semâdaki (Zât-ı Ecell-ü A'lâ) ona gazablıdır.» buyurulmutur.

Hadîs-i şerifte, kocası karısını cimâ'a davet ettiği vakit kadının icabet ve itaat etmesinin vâcib olduğunu ihbar vardır. Çünkü hadîsteki (dÖşel<) ta'biri cimâ'dan kinayedir. Döşek mânâsına gelen «fîrâş» ta'biri bir çok hadîslerde cima' mânâsına kullanılmıştır. Sonra melek­lerin kiidına lâ'net etmesi de icabetin vâcib olduğuna delildir. Zîrâ on­lar ancfik Allah'ın emri ile hVnet ederler. Allah'ın bu husustaki emri mutlaka bir vacibi yapmamaktan ileri gelir.

Hadisteki «sabahlayincaya kadar» ifâdesi kadının geceleyin icabet etmesinin vâcib olduğuna delâlet ediyorsa da bunun mefhum-u muhalifi mu'tehcr delildir. Zira kadına gündüz de icabet gerekir. Fil­hakika İbni Buzcyvıc (223—311) ile ibni Hibban (—354)'m tahric ettikleri merfu' bir hadîste gece kaydı yoktur. Hadîs şudur :

«Üç kişi vardır; bunların namazı kabul olunmaz ve semâ'ya hiç bir haseneleri çıkmaz: kaçak köle; tâ (sâhibi-bine) dönünceye kadar. Sarhoş; tâ ayılıncaya kadar. Koca­sı kendisine dargın olan kadın; tâ kocası razı oluncaya kadar.» Bu hadîsteki «semâ'ya hiç bir haseneleri çıkmaz» ifâdesinden maksad ; bu üç nev'i insanın yaptıkları hayırlı işlerden hiç birinin Allah tarafından kabul edilmiyeceğini beyândır. Vâkiâ hadîs-i şerif kocasının dargınlığını mutlak olarak ifâde ediyor ; binâenaleyh, cimâ'dan başka bir sebeple darılsa ona da şâmil görünüyor; halbuki cimâ'dan gayrı bir itaatsizlik için lâ'net İcâbetmezse de hadîste yine de şiddetli tehdîd vardır ve cima' hususundaki itaatsizlik de bu tehdid-de dâhildir. Yani hadîs bütün itaatsizliklere şâmildir; onlardan biri de cima' hususundaki itaatsizliktir.

«Kadına melekler iâ'net ederler» buyurması gösteriyor ki sahibi hakkını istediği zaman onu vermemek Allah'ın gazabını mu'cib-oiur. Bu hususta hakkın bedende veya malda olmasının bir farkı yok­tur. Ulemâ bu hadîsten alarak : «Bir günahı işliyecek olan kimseye, günahı işlemeden önce, korkutmak maksadı ile İâ'net etmek caizdir, fakat günahı işledikten sonra artık ona İâ'net değil afv-ü mağfiret dile­mek gerekir.» demişlerdir.

Hâsılı «lâ'net edilmez» diyenler lâ'netin lügat mânâsını mülâhaza etmişlerdir. Lâ'netin mânâsı : rahmetten uzaklaştırmaktır. Bir müslü-man için ise Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılması için duâ etmek ya­kışmaz. Ona yakışan doğru yola dönmesi için duâ etmektir.

«La'net edilir» diyenler : Kelimenin örfî mânâsına bakmışlardır. Bittabi örfü âdetde lâ'net kelimesi mutlak suretdc sövmek mânâsına gelir.

Bazıları günaha girmekten, onu önlemek maksadı ile yapılan lâ'-neti de caiz görmüyorlar. Diyorlar ki: «Lâ'netin sebebi günahın vuku'udur. Günah vuku" bulmadan önce ortada sebeb yoktur ki, müsebbeb olan lâ'net de caiz olsun.»

Bu hadîste Allah'ın kuluna olan riâyeti ve kuluna kazây-ı şehvet'i hususunda isyan ,eden zevcesine lâ'net etmesi nazar-ı dikkati celbetmektedir. Öyle ya bir melîk-i kadir olan Allah-ü zülcelâl'in zelîl ve hakir bir kuluna karşı gösterdiği şu riâyet ve ikram dünyadaki hangi sevgi ve saygı ile kıyas edilebilir?[574].

1051/872- «İbni Ömer radıyallahü anhümü'dian rivayet olunduğuna göre; Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem, saçını başkasının saçı ile ekleyen kadına ve ekletene, vücuda döğme yapan kadına ve yaptı­rana lâ'net buyurmuştur.»[575]

Hadîs müttefekun aleyh'tir.

Bu hadîs mezkûr dört şeyin haram olduğuna delâlet ediyor. Bilhas­sa Resûİüllah (S.A.V.)'in lanet buyurması, bunların büyük günah olduk­larını gösterir.

Saç eklemek mutlak surette haramdır. Yani bu bâbta mahrem bir kimsenin saçı ile nâ-mahrem'in, saçı arasında fark olmadığı gibi, ka­dının zînetli veya zînetsiz, evli veya bekâr olması arasında da bir fark yoktur. Şâfiîler'le diğer bazı ulemâ bu hususta tafsilât vermişlerdir.

Döğme : Vücııciun bir yerine iğne batırarak kan çıkarmak; sonra o yere sürme veya benzeri bir şey doldurmaktır .Arlık o yer yeşil bir renk alır ve bir daha ebediyyen çıkmaz. Bazı hadîslerde lanetin illeti: «Allah'ın halkcltiği -şekli değiştirmek» diye tasrih edilmiştir. Bittabi kına gibi icmâ'en câİz olan şeyler bu hükümden hâriçtir. Çünkü kına Resûlüllah (S.A.V.) devrinde daima kullanılmıştır. Fakat zamanımız kadınlarının sokağa çıkarken yüzlerine, güzlerine ve dudaklarına sür­dükleri allıkların, pullukların kat'î surette haram olduğunda şüphe yok­tur. Buna rağmen düğme bid'atı nasıl eski zamanın modası idiyse bu zamanın moda olmuş bid'atları da bunlardır.

Saçı saçtan başka bir şeyle, meselâ ipek ve bez parçası grtri şey­lerle eklemek ise Kaadi lyas'm beyânına göre ihtilaflıdır. Mâlik ile ekser-i ulemâ'ya göre saç eklemek ne ile olursa olsun memnu'dur. Bunların delili îmam Müslim'in Hz. Câbir (R. A./den rivayet ettiği şu hadîstir :

«Peygamber (S.A.V.) kadının başına bir şey ekleme­sini yasak etti.»

Lcys b. Sa'd'a göre nehî saça mahsustur. Yün ve kumaş parça­ları eklenebilir. Kaadi îyaz : «Renkli ipekten iplikler gibi saça ben-zemiyen şeyleri bağlamak ise yasak edilmemiştir. Çünkü bu ne ek temedir; ne de eklemekten beklenen bir mânâdır. Bu yalnız güzel­leştirmek için yapılır» diyor.

Eklemeden beklenen mânâ'dan murâd, kocasını aldatmaktır. Eklenen iplikler saç renginde olmayınca bittabi aldatma işi ruh bulaimyacaktır.[576]

1052/873- «Cüzâme binti Vehb[577] radıyallahih anhd'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki : Ben Resûtüllah salldllahü aleyhi ve sellem'e bir takım insanlar arasında geldim. Kendileri :

— Vallahi gîleden nehî etmek gönlümden geçti. Bir de Romalılar'la, İranlılar'a baktım ki, onlar çocuklarına gîle yapıyorlar da bu onların çocuklarına hiç bir zarar vermiyor; buyuruyorlardı.Sonra (Eshâb-ı Kiram). Kendilerine azlin hükmünü sordular: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem :

— O gizli ve'ddir; buyurdular.»[578]

Bu hadîsi Müslim rivayet etmiştir. Hadîs-i şerif, gîle ile azle şâmildir.

1— Gîle: Bir ndamın emzikli karısına cima1 etmesidir.İmam Mâlik, Esmât ve diğer bazı zevatın mezhebi budur.

Bazılarına göre Gîle : Kadının hâmile iken çocuğunu emzirmesidir. O zamanın hekimleri bunun bir dört olduğunu söyler; araplar da kerih görürlermiş. Lâkin Peygamber (S.A.V.) bunu reddetmiş; bunda hiç bir zarar olmadığını beyân buyurmuştur.

2— Azil: Yukarıda da görüldüğü veçhiyle, cima' esnasında erke­ğin menisini fercin dışına çıkarmasıdır. Azil iki sebeple yapılır. Ya, câ­riye gebe kalmasın diye buna baş vurulur. Çünkü gebe kalan câriye satılmaz. Yâhud, hür olan karısı gebe kalmasın veya memedeki çocu­ğa bir zarar gelmesin, diye yapılır. Resûlüllah (S.A.V.)'in bu hususta­ki suâle: «O gizli ve'ddir» diye covap vermesi bunun haram olduğuna delâlet eder. Çünkü ve'd : kız evlâdını diri diriye mezara gömmektir.

Zâhirîler'den îbniHazim bu hadîsle istidlal ederek azlin haram ol­duğuna kail olmuştur. Cumhur-u ulemâ'ya göre ise hür olan karısının izni ile cariyenin ise izni olmaksızın dahî azil yapmak caizdir. Hür bir adamla evli bulunan câriye hakkında ihtilâf vardır. Zîrâ babımızın ha­dîsi iki başka hadîsle muâraza haliifdedir. Bunların birisi Hz. Câbir'den rivayet olunan şu hadîstir :

«Câbir demiştir ki : Bizim cariyelerimiz vardı ve onlardan azil ya­pıyorduk. Yahudiler : işte küçük mev'ûde budur; dediler. Bunun üzeri­ne (mes'ele) Resûlüllah (S.A.V.)'e soruldu :

— Yahudiler halt etmişler. Eğer Allah onu yaratmak istese onu sen reddedemezdin; buyurdular.»

Bu hadîsi Nesaî ile Tirmizî tahrîc etmişlerdir. Tirmizî bunu sahîhlemiştir.

İkincisi : Ncsai'nin tahrîc ettiği Ebu Hüreyre hadîsidir ki, o da aynı mealdedir.

Tahavî (238—321) bu hadîslerin aralarını bulmak için Cüzâme hadîsindeki nehyin tenzih mânâsına alınacağım söylemiştir. Ibni Hazm .ise Cüzâme hadîsini tercih etmiş ve ondaki nehyi tahrîm mânâsına almştır,.

Hadîs-i şerîf, bu günkü doğum kontrolünün aleyhine delildir.

Azlin niçin yasak edildiğine gelince : Bu bâbtaki hadîsler bunun kadere karşı gitmek, ona çatmak olduğuna delâlet ederler. Çünkü bun­da müslümanlan azaltmak gayesi istihdaf olunmakta halbuki İslâmiyet müslumanların çoğalmasını emretmektedir.

Fâİde : Ana karnındaki çocuğa henüz ruh verilmeden ilâçla onu düşürmenin caiz olup olmaması hususundaki hiiâf, azlin caiz olup olma­masına teferru' eder. Binâenaleyh azli caiz gören ona da cevâz verir; azle cevâz vermeyen ona da «haram» ,der. Bu günkü doğum kontrolü de azle müteferrî'dir. ŞâfİMer'den bazıları ilâçla gebeliğin Önlenmesine «Haramdır» diye fetva' vermişlerdir. Azli mutlak surette mubah- sa­yarken buna «Haramdır» demeleri hakîkaten müşkildir.[579]

1053/874- «Ebu Said-i Hudrî radıyallahü anh'âen rivayet olunduğu­na göre; bir adam :

— Yâ Resûlallah, benîm bir cariyem var: kendisinden azil yapı­yorum. Onun hâmile kalmasını istemiyorum. Sen de erkeklerin istedi­ğini istiyorum. Fakat gerçekten Yahudiler azlin küçük mev'ûde oldu­ğunu söylüyorlar; dedi. Resûlüllah (S.A.V.) :

— Yahudiler halt etmişler. Eğer Allah onu yaratmak istese idi, sen onu değiştiremezdin; buyurdular.»[580]

Bu hadisi Ahmed, Ebu Dâvud, Nesaî ve Tahâvî rivayet etmişlerdir. Lâfız E:bu Davud'undur. Râvileri sikadırlar.

Hadîs-i şerif, yukarıdaki Cüzâme hadîsine muarızdır. Maamâfîh aralarının bulunduğunu ve aradaki nehyin tenzih mânâsına alındığını yukarıda gördük.

Yahudilerin buradaki yalanı, hakîki tahrîmi kasdettikliTİndendir.

«E:.ğer Allah onu yaratmak istese idi, sen cnu değişti­remezdin» cümlesinin mânâsı : Allah bir kimseyi yaratmak isterse, mutlaka yaratır; ve cima' esnasında menî sizin tahmininizden Önce inersiz onu dışarı atamazsınız. Bu husustaki hırs ve merakınız size bîr fayda te'min etmez. Meninin indiğini bile duymazsınız; demektir.

Filhakika İmam Ahmed ile Bczzâr, Hz. Enes'den şu hadîsi tah­rîc etmişlerdir :

«Bir adam, azli sormuş; Peygamber (S.A.V.) :

— Kendisinden çocuk olacak meniyi sen bir kayanın üzerine doksen Allah ondan hiç şüphesiz bir çocuk çıka­rır; buyurmuştur.»

Bu hadîsi JbnfrHibban sahîhlemiştir. TaberânVnin «el-Kcbîr-»'in de Ibnİ Abbas'dan; «el-Evsat» ında Ibni Mes'ud'dan olmak üzere hadî­sin iki dâne şahidi vardır.[581]

1054/875- «Câbir radıyallahü anh'den rivayet olunmuştur. Demiş­tir ki: Biz Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem devrinde Kur'ân inerken azil yapıyorduk. Eğer ondan bir şey yasak edilecek olsa bîzi Kur'ân nehyederdî.»[582]

Hadîs, müttefekun aleyh'tir.

Müslim'in rivayetinde : «Bu Resûlüllah sallallahü aleyhi ve, sellem'tn kulağına vardı; fakat bizi ondan nehyetmedi.» denilmiştir.

Yalnu hadisteki «Eğer ondan bir şey yasak edilecek olsa... ilâh...» cümlesin: Buharı zikretmemiştir. Onu yalnız Müslim râvîlerden Süfyan'm sözü olmak üzere rivayet etmiştir. Galiba Müslim onu istinbat yolu iîe söylemiştir. Çünkü Musannif: «Bütün isnadları araş­tırdım. Fakat Süfyan'dn rivayet eden râvîlerin ekserisinin bu ziyâ­deyi zikretmediklerini gördüm» diyor.

«el - Umde» sahibi dahî bu ziyâdeyi musannif merhumun yaptığı gibi neffs-i hadîsten saymıştır.

İbni Dakiki'l-îd mezkûr ziyâdeyi şerhetmiş; ve Hz. Câbir'in Allah'ın takriri[583] ile istidlaline şaşmıştır.

Müslim'in rivayetinde azlin cevazını Hz. Peygamber (S.A.V.)'in takrir buyurduğu zikrediliyor. Bazıları Hz. Câbir'in Kur'ân lâfzı İle tesri' zamanını kastettiğini yani «Eğer haram olsaydı biz bu hâl üzeri­ne bırakılmazdık» demek istediğini söylerler. Bu suretle İbni Dakîk'in şaşması bertaraf edilirse de Peygamber (S.A.V.)'in onların bu hâlinden haberdâr olması lâhiiddür.

Hadis-i şerif azlin caiz olduğuna delildir. Bu İşin mekruh olması cevazına münâfî' değildir. Çünkü kerahet tenzihidir.[584]

1055/876- «Enes b. Mâlik radıyallahü anh'den rivayet olunduğuna göre; Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem kadınlarını bir gusül ile dolaşırdı.»[585]

Bu hadîsi Buharı ile Müslim tahrîc etmişlerdir. Lâfız Müslim'indir.

Hadîs-i şerif, hakkında «gusül bahsi» inde söz geçmişti, bununla Peygamber (S.A.V.)'in kadınları arasında (Kas'm) denilen adaleti gös­termenin ona vâcib olmadığına istidlal edilmiştir. îbnü'l-A'rabî (468 —543) Peygamber (S.A.V.)'e günün bir saatinde kadınları arasında kasim vâcib olmadığını, bu saatin ikindiden sonra idiğini; şayet o saatte meşgul bulunursa güneş kavuştuktan sonra olurduğıınu söylemiştir. İbnü'l-A'rabî bu hükmü Buhari'nın.tahrîc*ettiği Âişe hadisinden al­mış olsa gerektir. Âişe (R.Anhâ) hadîsi şudur :

«Peygamber (S.A.V.) ikindiden fariğ olduktan sonra kadınlarının yanına girer ve onlardan birine yaklaşırdı.»

Hadisteki (yaklaşırdı) tâ'bİrinin cima' için olması ihtimal dahilin­dedir. Fakat bazı rivayetlerde «cima' etmeksizin» yaklaştığı tasrih edil­miştir. İmam Buharı (194—256) Hz. Enes (R. A J'den şu hadîsi tah­rîc etmiştir :

«Peygamber (S.A.V.) bîr gecede kadınlarını dolaşırdı. O zaman kendilerinin dokuz kadını vardı.»

Bazıları : «Geceden murâd akşamdan sonraki zamandır.» demiş, diğer bazıları; «Hayır olamaz, zîrâ bu vakit dardır; kâfî gelmez, bil­hassa yatsı namazını beklemekle beraber bu iş olmaz» demişlerdir. Fa­kat bunu uzak görmek yersiz görülmektedir. Çünkü Peygamber (S.A.V.) yatsıyı tc'hirli kılardı. Binâenaleyh bütün kadınları ile münâsebette bulunmağa vakti vardı. Bir de ona başka kimseye verilmiyen kuvvet verilmişti.

Hadîs-i şerîf, Peygamber (S.A.V.)'e kadınları arasında kasim vâcib olmadığına delildir. Bu bâbta Kur'ân-ı Kcrîm'de :

[586] Onlardan dilediğini geriye bırakırsın...» buyurulmuştur. Ulemâ'dan bir cemâatin mezhebi budur. Cumhur u ulemâ'ya göre ise: Resûlüllah (S.A.V.)'c de kasim vâcibtir; Onlar-hadîsi te'vil ederler; ve: Resûîüllah (S.A.V.) bunu nevbet sahibi olan zevcesinin izni ile yapardı. Yâhûd bu­nu daha kasim vâcibolmadan yapmıştır.» derler.

Bu hadîste o zaman dokuz kadını olduğu İfâde ediliyorsa da Bu-harî'nin rivayetinde onbir oldukları beyân olunmuştur. Maamâfîh iki rivayetin arası şöyle bulunmuştur: «Dokuz kadını vardı» diyen­ler, bir araya, gelen zevcelerini kastederler. Filhakika Resûlüllah {S.A.V.)'in yanında dokuzdan ziyâde zevcesi bulunmamıştır. Nitekim Hz. Enes (R.A.)'m beyânı da budur. «Onbir'di» diyenler Hz. Mâriye ile Reyhane'yi de zevceleri arasında sayarlar. Bittabi taglîb tarîki ile onlara da (kadınları) denilebilir.

Hadîs-i şerif de Peygamber (S. A. V.)'in dünya erkeklerinin en ke-mâllisi olduğuna delâlet vardır. Zîrâ bu derece kuvvet başka kimseye verilmemiştir. Buharî'n'm tahric ettiği bir hadîse göre otuz erkek kuvvetine mâlik idi. İsmâüVnm rivayetine göre kendisine kırk kişi­lik kuvvet verilmişti. Ebû Nnaym dahî bunun mislini rivayet etmiş; bu kırk kişinin ehl-i cennet erkeklerden olduğunu söylemiştir.

İmam A'zam ile Nesai'nin tahrîc ettikleri, Hâk i m1 in de sahîhlediği Zeyd b. Erkam hadîsinde ise cennet erkeklerinin kuvveti şöyle beyân olunmuştur :

«Şüphesiz ki erkeğe cennette yeme, içme, cima' ve şehvet hususunda yüz kişi kuvveti verilecektir.»[587]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS