«Vakıf Babı»

«Vakıf Babı»

Vakıf, lügat'te: hapis demektir. Şerîat'le ise : muayyen bir malı sahibinin milkinde hapsederek menfaatini tasadduk etmektir.[339]

951/783- «Ebu Hüreyre radıyallahü anh'den rivayet olunduğuna gö­re; Peygamber sallpllahü ileyhi ve seîlcm:

— Âdem oğlu Öldüğü vakit ondan (her) ameli kesilir, yalnız üç şey müstesna: sadaka-i câriye, yâhud kendin­den faydalanılan ilim veya kendisine duâ edecek hayırlı evlâd; buyurmuşlardır.»[340]

Bu hadîsi Müslim rivayet etmiştir.

Sadaka-i câriye : devamlı sadakadır. Ulemâ bunu «vakıf» diye tef-sîr etmişlerdir. Hadîsi burada zikretmenin sebebi de budur. İslâm'da ilk vakıf yapan Hz. Ömer (E. A./dır. Nitekim îbni Ebi Şeybe (—234) İslâm'da ilk vakfın Ömer'in sadakası olduğunu tahric etmiştir. Hadîsi aşağıda gelecektir. Tirmizl : «Sahabe ile mütekaddîmîn fukâhâ ara­sında arazîyi vakfetmenin cevazı hakkında hilaf bilmiyoruz» demiş­tir.

imâmı Şafiî, onun islâm'ın hasâisinden olduğuna, câhiliyyet dev­rinde bilinmezdiğine işaret etmiştir. Faydalanılan ilimden murâd uhrevî faydadır.

Evlâd sözü kız ve oğlana şâmildir; yalnız duası makbul olmak için sâlih evlâd olması şart kılınmıştır.

Hadis-i Şerif, ölümden sonra bu üç şeyden maada her şeyin ec­ri kesildiğine, fakat bunların ecir ve sevabının dâima yenileneceğine delildir. Hadîste evlâd'ın ana babaya yaptığı duâ ile onlar İçin ver­diği sadaka'nın ve onların borçlarını ödemek gibi şâir sadakaların ana ve babaya ulaşacağına da işaret vardır.

îbni Mâce (207—275)'nin tahrîc ettiği bir hadîse göre öldükten sonra faydalı olacak şeyler üçten fazladır. Hadîsin lâfzı şudur :

«Şüphesiz ki Öldükten sonra mümine ulaşacak amel­lerinden bazıları: neşrettiği ilim, bıraktığı sâlih evlâd, ve­ya mîras bıraktığı mushaf, yâhud, yaptığı mescid veya yolcu için kurduğu ev, yâhud akıttığı nehir, yahut haya­tında ve «sıhhatinde iken malından çıkardığı sadakadır. (Bunlar) öldükten sonra ona varacaktır.»

Daha başka hasletler de rivayet olunmuştur ki, bunların mec-mu'u onu bulur, imam Süyûti bunları şu beyitlerde toplamıştır :

Âdem oğlu öldüğü vakit ona on fiilden başka bir şey varmaz. Bunlar : neşrettiği ilimler, evlâd duası, hurma dikmek, câri sada­kalar, mushaf mîrâsı, kışla, kuyu kazmak voya nehir akılmak, ga-riblerin sığınması için kurduğu ev, yahut zikir mahalli (olan mescidierdir.»[341]

952/784- «İbnİ Ömer radiyallah.il anhümâ'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki : Ömer Hayber'den bîr yer ele geçirmiş de. Peygamber M'llftllahii aleyhi ve sellem'e gelerek bu yer hakkındaki emrini diledi ve :

— Yâ Resûlüllah, Ben Hayberde bir yer ele geçirdim kİ kendimce bundan daha nefis bir mala rastlamış değilim; dedi. Bunun üzerine Peygamber (S.A.V.) :

— İstersen aslını vakfeder ve onu fakirlere tasadduk edersin; buyurdular.»[342]

Ravî demiştir ki : Artık Ömer de o yeri, aslı satılmamak, mîras olarak alınmamak ve bağışlanmamak şartı ile tasadduk etti. Onu fuka­ra, yakın akraba, köleler, Allah yolunda olanlar, yolcu ve misafirler arasında tasadduk etti. O yerin mütevellisine vakıftan ma'ruf şekilde yemekte ve mal edinmemek şartı ile her hangi dostunu doyurmakta bir beis olmıyacaktı.»

Hadîs müttefekun aleyh'tir. Lâfiz Müslim'indir. Buharî'nin bir ri­vayetinde : «aslı satılmamak ve bağışlanmamak lâkin gelirini İnfak et­mek üzere tasadduk etti» denilmiştir.

BuharVnın rivayeti (satılmamak, bağışlanmamak) sözlerinin Peygamber (S.A.V.)'İn ifâdesi olduğunu ve vakfın hâl-ü şân'ı hu idigini gösteriyor. İmanı Ebu Hanlfo vakfın satılabileceğine kail olmuştur. Hadîs-i Şerif onun kavlini reddediyor. Hattâ İmam Ebu Yusuf: «Bu hadîs Ebu Hanıfr'yc baliğ olsa ona kail olur; vakfın satılmasına kail olmaktan dönerdi» demiştir.

«Mütevellinin ma'ruf şekilde yemesi» meselesine Kıırluhî şöyle diyor : «âdet, mütevellinin vakfın gelirinden yemesiyle cereyan et­miştir. Hattâ vâkıf, yememesini şart kılsa bu yaptığı çirkin görülür». Ma'ruftan maksad, âdet olan miktardır. Bazıları : «şehveti gideren miktardır» demiş. Diğer bazıları da «işine göre alır» mütalaasında bulunmuşlardır. Fakat birinci kavil daha evlâdır.

İmam Ahmcd'in rivayetinde Hz. Ömer (R. A.) bu vasiyyeti Hz. Ümmü'l - Mü'mînîn Hafsa (R. Anhâ)'y& yapmış; sonra Hz. Ömer sü­lâlesinin büyüklerine intikâl ettirilmesini istemiştir.

Böyle bir hadîsi Dâre Kutnî dahî rivayet etmiştir.[343]

953/785- «Ebu Hüreyre radtyalîahü mıh'den rivayet olunmuştur. De­miştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem Ömer'i zekât üzerine memur gönderdi ilâh...» [344]

Bu hadiste: «Hâlid'e gelince şüphesiz ki o zırh­larını ve teçhizatını Allah yoluna vakfetti.» ifâdesi de vardır.

Hadîs-i Sent, zekât malla m Lhfc olduğuna keza zekafla harb alat, almanın ve vakfetmenin sahih olduğuna delildir, i- Azam, gor Menk ul o yaran vakfı caiz değildir; çünkü bunlar değişebilir; halbuki yakıt müebbeddir.

Bu hadîs, hayvanın vakfodilebileceğino de delalet od yor (a'tâd) dan nıurad attard.r denilmiştir. ZokAlin aokis sun lan birine vonlebileceği de bu hadis'in isâret ettig, hükümlerde,ll.ni Dal:im-iV,, («25-702) bu hadis akkında joylc den u*r. «TladİB, rikrcdilcn hususata da, daha başkalarına da ,hUm,dM n Binâenaleyh mezkûr husûsâlta hiQ biri hakkında onunla .Btıdlaledilemez. Hâlİd'in âlet ve teçhizatını hapsetmesi sırf bir gözetleme ve bekleme için olur da vakıf olmayabilir.»[345]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS