«Şirket Ve Vekâlet Bâb’ı»

«Şirket Ve Vekâlet Bâb’ı»

Şirket, lügatte: iki malı birbirinden ayrılmıyacak derecede karış­tırmaktır.

Istılahta ise: nev'ilerine göre değişir ve başka başka ta'rif olunur. Bunun yeri fıkıh kitaplarıdır.

Vekâlet lügatte: Korumak, kefil olmak manasınadır. Istılah’da: Bir kimsenin caiz bir tasarruf hususunda başkasını kendi yerine koy­masıdır.[221]

902/740- «Ebu Hüreyre radıyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallalla/ıü aleyhi ve sellem:

--Allah: biri diğerine hıyanet etmedikçe ben iki şeri­kin üçüncüsüyüm; hıyanet ettimi aralarından çıkarım; buyurdu; dedi».[222]

Bu hadîsi Ebu Dâvud rivayet etmişt:r; Hâkim onu sahihlemiştir.

İbni Kattan (12ü — 198) ise bu hadîsi ma'lûl saymıştır. Çünkü râvîlerinden Said b. Hayyan'm hâli meçhuldür.

Hadîsi ondan oğlu Ebu Hayyan b. Saîd rivayet etmiştir. Fakat İbni Hibbân onu mu'temedler mey ânında zikretmiş; yalnız Dnrc Kutni'nin onu irsal yapmakla illetlendirmiş olduğunu bildirmiştir. Ancak Hz. Ebu Hüreyre'yi zikretmemiş: «doğrusu da budur» demiştir.

Allah'ın iki şerik İle beraber bulunmasından murâd: onları hıfz, riâyet ve kendilerine imdad i.e ürâretlerine bereket ihsanı hususunda­ki yardımıdır. Hıyanet zuhur cimi, mallarından bereketi kaldırır.

Hadîsçe hıyanet etmemek şartı ile şirkete teşvik, hıyanet etmekten İse tahzîr vardır.[223]

903/741- «Saîb b. Yezidî Mahzûmî[224] radıyallahü anh'den rivayet olunduğuna göre kendisi bİ'setten önce Peygamber sallallahü aleyhi ve sellcm'ın şeriki imiş. Fetih günü Peygamber (S.A.V.) gelerek:

—Merhaba kardeşim ve şerikim; buyurmuştur.»[225]

Bu hadîsi Ahmet, Ebu Dâvud ve İbni Mâce rivayet etmişlerdir.

İbni Abdilbcrr (3fi8 — 4H3) 'in beyânına ^örc Saib b. Ebi Saîd mii-ellefe-i kulûbtanmış. Fakat sonradan iyi bir müsiüman olmuş, uzun zaman yaşamış; Muâviye zamanını idrâk etmiştir. İslâmiyetin zu­huru sıralarında Peygamber (S.A.V.) 'in ticârette şeriki idi. Mekke'nin fethi günü Resûlüllah {S.A.V.) kendisine :

«Merhaba kardeşim ve şerikim. Kavga etmez yüze gülmezdi» buyurmuştur.

Bu hadîsi Hâkim sahîhlemiştir. îbni Mâce'nm' rivayetinde : «Câhiliyette benim şerikim idin» buyurulmuştur.

Hadîs-i Şerîf, Islâmiyetten önce şirketin sabit olduğuna tslâmiyetin onu olduğu gibi takrir ettiğine delildir.[226]

904/742- Abdullah b. Mes'ud radıyallahü anh'ten rivayet olun­muştur. Demiştir kî: Bedir günü isabet edecek ganimetler hususunda ben, Ammâr ve Sa'd şerik olduk, ilâh...»[227]

Bu hadisi Nesâî ile başkaları rivayet etmişlerdir.

Hadîsin tamamı şöyledir :

«Neticede Sa'd iki esîr getirdi; ben ve Ammâr hiç bir şey getireme­dik !»

Hadîs-i Şerîf, kazanç hususunda şirket yapmanın caiz olduğuna' delildir. Buna «Şirket-i ebdân» derler ki, hakikati şundan ibaret­tir: şeriklerden her biri muayyen bir şeyi kabul etme ve kendisi nâ­mına o şeyde çalışma hususunda arkadaşını vekil ta'yîn eder; ara­larında hangi san'atı işliyeccklerini kararlaştırırlar. İmam-ı A'zam Ebu Hanîfe, ile diğer bazı ulemâ buna kail olmuşlardır. Şafiî ise bu şirketi aldanma üzerine mebnî görerek sahih olmadığına zâhib ol­muştur; çünkü kâr edecekleri yüzde yüz belli değildir. Ulerrfâ'dan Ebu Sevr ile İbni Hazm, Şafiî'nin kavlini tercih etmişlerdir, İbn Hazm-i Zahiri bu münâsebetle sözü hayli uzatmış; bu şirketin bâtıl olduğuna hükmeylemiştir. Ibnİ Mes'ud hadîsi'ne gelince, İbni Hnzm buna da münkati' bir haber nazarı ile bakar. Hadisi, sahih bile ka­bul etse yine kendilerine delîl olacağını iddia etmektedir.

Fukâhâ şirketi muhtelif kısımlara ayırmışlardır. Biz onları sırala­maya lüzum görmüyoruz, ibni Battal (— 444) diyor kî: «Sahih şir­ket, şeriklerden her birinin ortaya arkadaşı kadar mal çıkarıp son­ra bunları karıştırmaları ve ayrılmayacak dereceyi buldumu hepsi birden tasarrufta bulunmalarıdır; ancak biri diğerini kendi yerine ikâme edebilir.» Bunda ulemâ ittfâk halindedir.

Bir şerîk'in diğerinden daha az mal ile şirkete iştirak etmesi de caizdir. Kâr ve zarar herkesin malı nisbetinde olur. Çünkü iki malı bir araya karıştırmakla bütün mal aralarında hisse-i şâyia'lı olur; bittabi o malın kâr ve zararı da Öyledir.[228]

905/743- «Câbİr b. Abdillâh radıyallahü anhümâ'dan rivayet edil­miştir. Demiştir ki: Hayber'e çıkmak istedim de Peygamber (S.A.V.)'e geldim :

— Hayber'deki vekilime vardığın vapJt ondan onbeş vesk[229] al; buyurdular».[230]

Bu hadîsi Ebu Dâvud rivayet etmiş ve sahîhlemiştir.Hadîsin tamamı şöyledir :

«Eğer senden bir alâmet dilerse elini onun omuzuna koyuver.»

Hadîs-i Şerifte şer'î vekâlete delâlet vardır. Mes'ele ulemâ arasın­da ittifakıdır. Hadîsin tamamında başkasısının malında karine ile ame­lin caiz üiduğuna delâlet vardır. Ulemâ'dan bir cemâate göre bir malı tesellüm için gönderilen ResüTü (elçiyi) tasdik etmek sahihtir. Bazı­ları bunu caiz görmemiş; «gayrın malında tasdik caiz olmaz» demiş­lerdir. Fakat Resûl'ün doğru söylediğine kanâat hâsıl olursa onlara göro de tasdik edilir.[231]

906/744- «Urvetü'l - Bârikî[232] radıyallahü anh'den rivayet edildîğine göre Resûlüllah sallallahü aleyhi ve settem kendisine bîr kurban satın almak için onunla bir dînâr göndermiş., ilâh...»[233]

Bu hadîsi Buharı bir hadîs arasında rivayet etmiştir. Hadîs yuka­rıda geçmiştir.

Hadîs-i Şerif «Alış veriş bahsi» nde 684/839 sıra numarası ile geç­miş; ahkâmı da orada görülmüştür.[234]

907/745- «Ebu Hüreyre radıyallahü anh'ten rivayet olunuştur. De-mîştİr ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sclîcm Ömer'i sadaka üze­rine memur gönderdi... ilâh..[235]

Müttefekun aleyh'tir.Hadîsin tamamı şudur :

«Denildi kî : İbn Cemil, Halid b. Velîd ve Resûlüllah sallallahü aleyhi vv scllem'în amcası Abbas sadaka vermediler. Bunun üzerine Resûlüllah (S.A.V.):

— İbni Cemil inkâr etmez; şu kadar var ki fakir idi de Allah onu ganî kıldı. Halid'e gelince; hiç şüphe yok ki siz Halid'e zulüm ediyorsunuz. O Allah yolunda zırhları­nı ve silâhlarını habsetmiştir. Abbas'ınki bir misli de be­raberinde olmak şartı ile benim üzerime borçtur; dedi. Sonra (Ömer'e dönerek) :

— Yâ Ömer bilmezmisin ki bir adamın amcası baba­sının kardeşidir! buyurdular.»[236]

Hz. Peygamber (S.A.V.) 'in Ömer (R.A.) 'ı zekât toplamağa gön­derdiği anlaşılıyor.

İbni. Cemil cnsârdan'dır. Vaktiyle münâfıkmış, -sonradan tevbe et-nıis. Musannif bu zâtın ismini bulamamıştır. «Şu kadar var ki fa­kir İdi;:; Allah onu ganî kıldı» cümlesinde Bedî' ilmine göre (zerimi'e benzer bir şeyle medh-i te'kîd) vardır. Çünkü eğer zikredilen­den başka bir özrü yok ise İbn Cemâf'in hiç bir özrü yok demektir. Aynı zamanda bu sözde küfrüm ni'mete ta'rîz ve yaptığı işin kötülüğüne işâ-rt.-l vardır.

«Abbas'ınki bir misli de beraberinde olmak şartı ile benim Üzerime borçtur» ifâdesi Peygamber (S.A.V.) 'in zekât borcunu teberru" sureli i!e üzerine aldırını gösteriyor ki bu da başkası nâmına zekât teberru'ıında bulunmanın sahih olduğuna delâlet eder. Bunun bir nazîri de Ebû Katâde'nin vefat eden zâtın borcunu üzerine almasıdır. Hadîs çeşitli lâfızlarla rivayet edilmiştir.

Bu hadîs hükümet reisinin zekât toplamak için tahsildara vekâlet verebileceğine delildir. Zâten musannif onu bırrndn, onun için zikret­miştir. Zekât "memuru la'yîn etmenin bir Sünnct-i Nebevîyye olduğu, fa­kir iken Allah'ın îütf-u keremi ile zengin olup da sonradan bunu unuta­na hatırlatmanın caiz oîduğu ve borcunu ödemeyen bir kimsenin ar­kasından onu küçük düşürecek şekilde konuşmanın günah sayılmadıği. devlet reisinin bazı kimselerin borcunu kendi üzerine alabileceği de iıadîsin işaret ettiği ahkâm cümlesindendir.[237]

708/746- «Câbİr rartıyallaJıü anh'ien rivayet edildiğine göre Pey­gamber fsnlln'lnhü aleyhi ve srllrm, altmış üç deve boğazlamış; geri kalanını kesrreyİ de Ali'ye emretmiştir. İlâh...»[238]

Bu hadîsi Müslim rivayet etmiştir.

Hndîs-i Şerif «Hacc bahsi» nde 759 sıra numarası ile geçmiş; ve orada izahı da yapılmıştır. Delâlet ettiği hüküm hedy denilen Hac kur­banının kesilmesi hakkında vekâlet verilebileceğidir. Kesen müsfüman olduğu takdirde bunun sahîh olduğuna ittifak vardır. Kitabî olursa kes­tirenin niyeti" şartı ile îmâm-r Şafiî'ye göre yine caizdir. Hanc-filer'e göre ise mekruhtur.[239]

909/747- «Ebu Hüreyre radıyallahü anh'\en çırak kıssası hakkında rivayet olunduğuna göre; Peygamber saîlallahü aleyhi ve sellem:

— Ey Enes'cik, bu adamın karısına git (söyle) eğer i'ti-râf ederse onu hemen recmet, ilâh...; buyurmuştur.»[240]

Müttefekum aleyh'tir.

Bu hadîs kitabımızın dördüncü cildinde «Hudûd bahsi» ndc görüle­cektir. Burada zikredilmesi hadd vurmağa memur edilen kimsenin dev-Irl. reisinin vekili olmasına mebnîdir-. Buharı (Babü'l - Vekâleti fî'l-lıudûd) «Hadleri vurmağa vekâlet babı» nâmı altında bir bâb tahsis et­miş bu ve emsali hadisleri orada zikretmiştir.

Musannif «cl-Fcth» de şöyle demektedir.: «Devlet reisi bizzat hadd vıırmayip, bu işi başkası üzerine aldığı cihetle başkasını tev­kil etmiş gibi olur.»[241]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS