«Muhayyerlik Babı»

«Muhayyerlik Babı»

Hıyar : îki şeyden, yani satışı bağlamakla bozmaktan hangisi ha­yırlı ise onu istemektir. Muhayyerliğin bir çok nev'ileri varsa da mu­sannif burada yalnız hıyâr-ı şart ile hıyâr-ı meclis'i zikretmiştir.[105]

846/690- «ibni Ömer radtyattahü anh'den Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem'den İşitmiş olarak rivayet edildiğine göre Peygamber (S.A.V.) :

— İki kişi alış veriş yaptılar mı ayrılmayıp beraber bulundukları müddetçe yâhûd biri diğerini muhayyer bı­rakmadıkça onlardan her biri muhayyerdir. Eğer biri di­ğerini muhayyer bırakır da bu şartla satış yaparlarsa ar­tık satış vâcib olmuştur. Satışı yaptıktan sonra birbir­lerinden ayrılırlar da, taraflardan biri satışı terk etmez­se satış (yine) vâcib olmuştur; buyurmuşlardır.»[106]

Müttefekun aleyh'tir. Lâfız Müslim'indir.

Bazı cümlelerin îzâhı : «Biri diğerini muhayyer bırakma­dıkça» cümlesinin mefhûm-u muhalifinden de anlaşılacağı vecihle taraflardan biri ciğerini muhayyer bırakırsa, yani biri muayyen bir müddeti şart koşörsa bu maiayyeriik, o akd'i yapan tarafların bede­nen oradan ayrılmaları ile bozuluvermez. Bilâkis şart koştuğu müddet geçinceye kadar devanı eder. Bazılarına göçe bu cümleden nıurâd : Oradan ayrılmazdan evvel .satışı' sağlamlaştırmak isterse artık beyi' lâzım olur; ayrılmanın bir hükmü kalmaz; demektir.

(Satış vâcib olmuştur) demek; tamam olmuş, yürürlüğe- gir­miştir; demektir.

Hadîs-i Şerif, alış veriş yapan taraflara hıyâr-ı meclis'in sabit olduğuna ve bu muhayyerliğin bedenen birbirlerinden ayrılmaları anına kadar devam edeceğine delildir. rJlemâ'dan bu hususta iki ka­vil vardır :

1— Hıyâr-ı meclis, vardır: Bu kavil Sahâbe-i kirâm'dan Ali, İbnî Abbas ve İbni Ömer (R. Anhüm) hazcrâtı ile bir cemâat'in ve ekseri tâbiî'nin, imam Şâfü ile Ahmed b. Hanbrî'in mezhebidir. (Meclisden murâd: tarafların bulunduğu vaziyettir). Bu zevata göre muhayyerliği bozan ayrılış adeten ayrılma sayılan harekettir. Meselâ küçük bir evde muhayyerliği bozan adetten ayrılma sayılan harekettir. Meselâ küçük bir evde muhayyerliği bozacak ayrılış,n birinin dışarı çıkmasıdır. Büyük evde iso bir yerden bir yere iki veya üç adım gitmekle olur. Nitekim İbni Ömer (R. A.)'m fi'li de bunu gösterir. İbnİ Ömer (R.A.) beğen­diği bir şeyi satın alırsa meclisten ayrılırmış. Beraberce kalmaları ve­ya beraberce yürümeleri ile hıyâr-ı meciis bozulmaz. Bu Tnezhcbin de-Hli sadedinde bulunduğumuz İbni Ömer hadîsidir.

2— Hıyâr-ı meclis, yoktur. Alış verişi yapan taraflar sözle birbi­rinden ayrıldılarmı artık muhayyerlik bitmiştir.

Haneftler'lf Mâiiikîler'in ve diğer bazı ulemâ'mn mezhebi de budur. Bunların delili:

«Alış veriş yaptığınız vakit şâhîd çağırın» âyet-i kerîmesidir. Bunlar: «İshâd, alıcı ile satıcı birbirinden ayrıldıktan sonra yapılsa, emre mutabık gelmez; ayrılmazdan önce olsa, yerinde yapılmış o.maz; binâenaleyh burada muhayyerlik yokdur.» derler Bir de:

«Alış veriş yapanlar anlaşamazlarsa söz satıcınındır» hadîsi ile istidlal ederler: «Hadîs-i Şerifte anlaşılmadığın ne zaman olduğuna dair tafsilât verilmemiştir. Binâenaleyh hıyâr-ı meclis yoktur.

Anlaşmazlık ne zaman olursa olsun söz satıcınındır» derler. Onlara göre buradaki İbni Ömer hadisi hıyâr-ı kabul'e hamledilir. Yanı (sözle birbirlerinden ayrılmadıkça) manasınadır. Bu te'vîl İbrahim Nehaı ll-95)'den nakledilmiştir. Aşağıdaki hadîs İbni Ömer hadîsi'ne muatzdır.[107]

847/691- «Amr b. Şuayb'ten o da babasından o da dedesinden - radı-yallahü anhüm - işitmiş olarak rivayet olunduğuna göre Peygamber Sallaîîahü aleyhi ve sellem :

— Satıcı ile alıcı birbirlerinden ayrılıncaya kadar mu­hayyerdirler; ancak muhayyerlik pazarlığı varsa o baş­ka. Satışı kaldırır korkusu ile satıcı'nın alıcı'dan ayrıl­ması kendisine helâl değildir; buyurmuşlardır.»[108]

Eu hadîsi İbni Mâce müstesna Beşler rivayet etmişlerdir.-Onu Dare Kutnî, İbni Huzeyme ve ibni Cârûd da rivayet etmişlerdir. Bir rivayette: «yerlerinden ayrılıncaya kadar» buyurulmuştur.

Bundan önceki hadîs, Ebu Davud'un İbni Ömer (R. A.)1 den riva­yet ettiği şu hadîse dahî muarızdır:

«Alış veriş yapanlar ayrılmadıkça muhayyerdirler; an­cak muhayyerlik pazarlığı olursa o başka... Satıcının sa­tışı kaldırır korkusu ife arkadaşından ayrılması kendisine helâl değildir».

«Satışı kaldırır korkusu İle» ifâdesi satışın tamam ve nafiz olduğuna, yani yürürlüğüne delâlet eder. Fakat «birbirlerinden ayrılmadlkça» tâ'birinc bakarak bazıları bu hadîsin de hıyâr-ı meclise delâlet ettiğine kail olmuş «satışı kaldırır» ta'birini satışı bozmağa hamletmişlerdir;ki imam Tirmizî de bunlardan birisidir. Onlar ha­dîsteki «helâl değildir» ifâdesini kerahete hamlederlcr. Bu takdirde ma'nâ söyle olur: «Alış veriş tamam olduktan sonra pişman oiarak onu feshetmeye kalkışmak mekruhtur; insanlığa yakışmaz.» Vâkıâ Ibni Ömer (R.A.)'den rivayet edildiğine göre, kendisi birisi ile alış veriş yapar da onu tamamlamak isterse kalkıp biraz yürür sonra müşterisi­nin yanına dönermiş. Lâkin bu rivayeti Tirmizî ve arkadaşları İbni Ömer (R.A.)'in nehyi duymamış olduğuna hamledcrler.

Hâsılı: Hıyâr-ı meclis'e kail olmayan Hanefîler'le Mâlikîler bu ha­dîsleri münâsip bir şekilde te'vil ederler. Hanefîler'o göre hıyâr-ı kabul vardır. Yani taraflardan biri icâbı yaptımı diğeri onu o mecliste kabul edip etmemekte muhayyerdir. Hıyâr-ı meclis ise ancak şart koşulduğu taktirde sabit olur. îşte buradaki hadîsleri Hanefîyye ulemâsı: «lası ve-riş yapanların şart koştukları hıyâr-ı meclis vardır» şeklinde te'vil ederler.

Mâlikîler ise hıyâr-ı meclis'i isbât eden hadîslerin sahih olduklarını kabul etmekle beraber Medine.— bu hadîsler mu'cibince amel etmedi­ğinden onlarla amel etmezler. Çünkü Medineliler'in ameli Mâlikiler'ce mütevâtir haber hükmündedir. Binâenaleyh mütevâtiri bırakıpta zann ifâde eden haber-i vâhid hadisle amel etmezler. Onlara göre hıyâr-ı meclis'i taraflardan biri1 şart koşarsa akid fâsid olur.[109]

848/692- «Ibni Ömer radıyallahü anhüma'dan rivayet edilmiştir. Demiştir kî: Bir adam peygamber SaîldUahü aleyhi ve sclîem'e alış verişte aldandığını anlattı da Resûlüllah (S.A.V.) (kendisine) :

— «Alış veriş yaptığın zaman; aldatma yok deyiver; buyurdular.»[110]

Müttefekun aleyh'tir.

Ibni îshak'm Yunus ile Abdul A7ö'dan tahrîc ettiği rivayette şu ziyâde vardır:

«Sonra sen satın aldığın her malda üç gün muhayyersin. Eğer (o maldan) râz» olursan onu (kendinde) tut; beğenmezsen reddediver». Bu zatın ismi Habban b. Münkız'dır. «Münkız b. Âmir'dir» diyenler de vardır. Hz. Os­man zamanına kadar yaşamış yüz otuz yaşını bulmuştur. Bir şey satın ,-ıiıiı ela kemlisine: «Sen bunda aldandın» dediler mi o alış verişten döner; S.ıhâbe-i Kiramdan biri de «Peygamber (S.A.V.) ona üç gün muhayyer­lik verdi» diye şeh^.St eder; neticede satıcı da onun parasını geri ve­rirdi. Hz. Habban'm başında sakatlık olduğundan dilinde de tutukluk vfirtlı. Bununla beraber yine ticâreti bırakmazdı.

Bu hadîsi Hâkim «cl-MüMcdrrk» inde, Bcyhakî «Sünen» inde ri­vayet etmişlerdir. Onu îmâm-ı Şafiî (R.A.) dahî rivayet etmiş ve: "Muhayyerlikle yapılan satışta asıl olan, onun fâsid olmasıdır. Lâ­kin memesi şişirilen hayvanın satışı hakkında Resûlüllah (S.A.V.) üç fitin muhayyerlik şart koşunca ve Habban b. Münkız'a satın aldığı şey için üç tiün muhayyerlik tanıdığı rivayet edilince Resûlüllah (S.A.V.)'in buyurduğunda karar kıldık» demiştir.

Hadîs-i Şerifin râvilerinden İbni îshak'm üzerinde duranlar vîH-sa rte. ekseriyete göre bu zât mevsuktur. îmâm-î'Mâlik dahî onun hakkında söylemiş olduğu sözden dönmüştür.

H;ıdİs, alışverişte hıyâr-ı gabn olduğuna delildir. Hıyâr-ı gabn, faz-l,ı îHrlanma sebebi ile aldığı malı dönme muhayyerliğidir. Bu hususta ulemâdan iki kavil rivayet olunur:

1— Hıyâr-ı Gabn sabittir. Ancak bu muhayyerliğin sübût bulma­sı için aldanmanın fazla olması şarttır.

Mâlikiler'lc Hanefiler'in mezhebi budur. Hattâ Mâlikîler gabn-ı fa­hiş denilen, çok aldanmayı kıymetin üçte biri diye tahdîd etmişlerdir. Mâlikîler'in bu tahdidi az aldanmanın âdeten müsamaha ile karşılan­masından hattâ buna aldanma bile denilmediğinden alınmış olsa ge­rektir.

2— Cumhur-u ulemâya göre gabn sebebi ile muhayyerlik yoktur. Ahs verişin umumî delilleri ve satış akdirii'nin aldanma olup olmadığı mülâhaza edilmeksizin yürürlüğe girmesi buna delildir. Onlara göre babımızın hadîsinde muhayyerlik Hz. Habban'm akılca zaîf olmasından­dır. Şu kadar var ki, bu za'f, kâr'ı zarar'ı ayıramıyacak derecede değildİr. Binâenaleyh kendisine1 alış veriş için izin verilen çocuk hükmün­dedir; fazla aklandığı zaman kendisine muhayyerlik sabit olur.

Malikiler'den Îbnü'l-A'rabî diyor ki : «bu kıssadaki hîle'nin ku­sur hakkında, yâhûd milk veya fiyat hususunda olması muhtemel­dir. O halde hâsseten aldanma hakkında delil olamaz. Bu kıssa hu-sûsî'dir; onda umum yoktur.

Bazıları : «Alıcı veya satıcı «hile yok» derse .nuhayyerlik sabit olur» derler.

Bir takımları iki surette de, yani satın alan çocuk olsun, olmasın hıyâr-ı gabin isbât etmemişlerdir. Delilleri bu babın hadîsidir.[111]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS