KIRKINCI HADIS AHIRET İÇIN HAZIRLIK

KIRKINCI HADIS

AHIRET İÇIN HAZIRLIK

İbni ömer (r.a.)’den şöyle dediği rivayet edildi: Rasulullah (s.a.v.) omuzumdan tuttu ve buyurdu ki: “Dünyada sanki garib veya yolun bir tarafından öbür tarafına geçen gibi ol, ibni Ömer (r.a.) diyordu ki: Akşamlayınca sabahı bekleme, sabahlayınca akşamı bekleme, sıhhatlı zamanında hastalık için tedarikli ol, hayatında ölümün için tedarikli ol” bunun buhari rivayet etti.1

Bu hadisi Buhari Ali ibnil Medini’den rivayetle tahric etti, dedi ki: Bize Muhammed bin Abdurrahman et-Tafavi anlattı, dedi ki: Bize A’meş anlattı, dedi ki: Mücahid ibni Ömer’den rivayetle anlattı, dedi ve zikretti. Hafızlardan bir çoğu bize Mücahid anlattı sözü hakkın da konuştu ve dediler ki: Bu sabit değildir, ibnil Medine’ye aid olduğuna itiraz ettiler ve dediler ki: Bu hadisi A’meş Mücahid’den iştmedi ancak Leys bin Ebi Süleym ondan rivayet ederken işitti.

Bunu Ukayli4 ve başkası zikretti. Tirmizi3 Leys’ten tahriç etti o da Mücahid’den rivayet etti ve şu fazlalığı yaptı: “Kendini kabir ehlinden say” ibni Ömer’in sözüne de şu fazlalığı yaptı: “Çünkü sen ey Abdullah yarın isminin ne olacağını bilmiyorsun.”

(1) Hadis sahihtir, Buhari, Beyheki Beğavi ibnil Mübarek, ibni Hibban Kudai Müsnedü’ş fiihab’ta tahriç etti, Ahmed Tirmizi ve ibni Mace şu fazlalığı yaptı: “Nefsini kabir ehlinden say. (Camius sağir ve Feyzul kadir).

(2) İbni Hacer’in Fethul Bari’sine bak.; (11/233 ve sonrası).

(3) Tirmizi (2334) Ahmed ibni Mace Taberani Kebir ve Sağir’de, Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti; (1/312 ve sonrası).

Bunu ibni Mace tahric etti ve ibni Ömer’in sözünü zikretmedi, İmam Ahmed ve Nesai Evzai’den tahric etti. O da Abde b. Ebu Lübabe’den, o da ibni Ömer’den şöyle dediğini rivayet etti: “Peygamber (s.a.v.) cesedimin bir kısmından tuttu ve dedi ki: “Sanki Allah’ı görüyormuşsun gibi ibadet et, dünyada garib veya yolun bir tarafnıda öbür tarafına geçen kimse gibi ol.”1 Abde bin Ebi Lübabe ibni Ömer’e yetişti, ondan işittiği hususunda ihtilaf edildi.

Bu hadis dünyada kısa emel hususunda asıldır, mümine dünyayı içerisinde huzur bulacağı mesken ve vatan edinmesi yaraşmaz, fakat ona yolculuk vaziyetinde de olması ve yolculuk için gerekli şeylerin hazırlaması gerekir, buna peygamberler ve onların tabileri ittifak etti.

Allah Teala Firavn ehlinin mümin zatından hikaye ederek şöyle dediğini buyurdu: “(fiüphesiz) bu dünya hayatı, geçici bir eğlencedir. Ama ahiret gerçekten kalınacak yurttur) (Mü’min: (Ğafir): 39) Peygamber (s.a.v.) şöyle diyordu: “Dünya benim neyime benimle dünyanın misali bir yolcunun bir ağacının gölgesinde öğle uykusu uyuyorsa onu terkeden binekli kimsenin misali gibidir.”3

Mesih (sa)’ın ashabına vasiyyetlerinden onlar şöyle dedi: Onun bir ucundan öbür ucuna geçiniz, onu imar etmeyiniz. Ondan şöyle dediği rivayet edildi deniz dalgasının üzerine bina yapan kimdir? İşte o bina dünyadır, onu kendinize gerçek kalınacak yer edinmeyiniz.4 Bir adam Ebu Zer evine girdi, gözünü evinin içerisinde döndürüyordu, dedi ki:

“Ey Ebu Zer sizin eşyalarınız nerde?” Bunun üzerine dedi ki:

“Bizim gidecek olduğumuz evimiz var” adam dedi ki:

“Sen burada oldukça sana mutlaka eşya lazımdır” bunun üzerine dedi ki:

“Evin sahibi bizi burada bırakmıyor.”

Bazıları salihlerden birinin evine girdiler ve evinin içerisinde gözlerini çevirmeye başladılar ve ona dediler ki:

“Biz senin evini yolcunun evi gibi görüyoruz” bunun üzerine dedi ki:

“Ben yolculuk yapmıyorum fakat kovuluruyorum.”

Ali bin Ebi Talib (r.a.) diyordu ki: Dünya arkasını dönüp gitti, ahirette yönünü dönüp geliyor, onun her ikisinin de oğulları var, siz ahiret oğulları olunuz, dünya oğulları olmayınız çünkü bugün amel var hesap yok, yarın hesap var amel yoktur.

Hikmet ehlinin biri dedi ki: O dünya kendisine yüz çevirmiş ahiret kendisine yönelmiş yüz çevirmişle meşgul olup kendisine yönelmiş olanda yüz çevirene şaşarım. Ömer’i bin Abdul Aziz hutbesinde şöyle diyordu: Dünya sizin karar yeriniz değildir Allah ona fanilik yazdı onun ehline yolculuk yazdı, nice imar eden var harp olan etsin yolculuk için yolculukta değilken en güzel hazırlığı yapın, azıklanın, muhakkak azıkların en hayırlısı takvadır.1

Mü’min için dünya ikamet ve vatan yeri olamayınca, halinin iki halden biri üzere olması gerekir: Ya bir beldede yabancı ve gayret açığını hazırlayan geri tekrar vatanına dönmek olan kimse gibi olmalı, veya yolcu gibi olmalı, ikamet yeri olan bu iki halde biri zer olmasını tavsiye etti:

Birincisi dünyada ikameti hayal eden bir garib gibi ve yabancı beldede bulunuyor gibi mümin kendisine telakki etmeli, o zaman kalbi yabancı beldeyle alakalı değildir, bilakis kalbi döneceği vatanıyla alakalıdır, o ancak dünyada vatanına dönmek için gerekli eşyaları hazırlamak için ikamet etmektedir.

Fudayl bin İyad dedi ki: Mümin dünyada tasalıdır, tasa eşyasını hazırlama tasasıdır.

Dünya kim için böyle olursa, gayreti vatanına dönme anında fayda verecek şeyleri hazırlama olur, aralarında yabancı bulunduğu belde ehliyle izzet yarışına girmez, onlar yanında zelil olmaktan korkmaz. Hasan dedi ki: Mü’min dünyada yabancı gibidir, oradaki zilletten korkmaz, ondaki onur için yarışmaz, onu kendine göre bir durumu insanların kendine göre durumu vardır.

Allah Ademi yaratınca onu ve eşine cennete yerleştirdi, sonra oradan indirildi, sonra geri oraya dönme va’di verdi. Mü’min daima ilk vatanını özler, vatan sevgisi imandandır.2 Denildiki:

(1) Ahmed Nesai İbni Ömer’den, Taberani Kebir’de Ebu Derda’dan tahric etti hasendir. (Camius sağir).

(3) Tahrici önce geçti, ibni Mesud’da Ahmed ve Tirmizi (2378) tahriç etti ve dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir, bu babta Ömer ve İbni Abbas rivayette vardır

(4) Ahmed Zühd’de tahric etti.

(1) Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti (5/292).

(2) Sehavi bununla ilgili dedi ki: Bununla ilgili hiçbir hadise rastlamadım, Esmahi tarikiyle Diynuri’ni üçüncü oturuşunda manası sahihtir. (Makasıdul hasene: S: 183).

Nice delikanlının alıştığı nice mekan vardır ki devamlı özlediği yer ilk yerdir.1

fiehlerimizden biri dedi ki:2

Haydi adn cennetlerine o senin ilk evinde ve karargah oradadır.

Fakat biz düşmanca esiriyiz vatanımıza dönüp geri teslim edileceğimiz görüşünde misin. Zannettikleri garib vatanından uzak düşen ve borçlu olandır. Düşmanların bize hüküm sürdüğü gariblikten daha büyük gariblik mi var. Ata es Selemi duasında diyordu ki:Allah’ım dünyada garibliğime acı, kabirde yalnızlığıma acı, yarın huzurumda duruşuma acı.3 Hasan dedi ki:Rasulullah (s.a.v.)’in ashabına şöyle dediği bana ulaştı:“Benimle sizin ve dünyanın misali şuna benzer: Tozlu bir geçite giren bir kavme benzer, hatta geçitin çoğunu mu geçtiler veya hiç mi kalmadığını bilmezlerken azıkları ve binekleri kalmadı, geçitin ortasında azıksız ve bineksiz kaldılar, helak olacaklarına kesin inandılar, onlar bu haldeyken birden başından su damlayan bir adam çıktı, dediler ki:Bu köye yakın bir yerden gelmiştir, bu ancak yakın bir yerden gelmiştir, adam yanlarına gelince dedi ki:

“Siz nehal üzeresiniz?”dediler ki:

“Gördüğün haldeyiz” dedi ki:

“Görüşünüz nedir size su ve yeşil bahçelere gidecek yolu göstersem ne yaparsınız?”dediler ki:

“Sana hiç bir hususta asi olmayız” dedi ki:

“Allah adına söz veriniz” bunun üzerine; Allah adına ona hiçbir hususta asi olmayacaklarına dair söz verdiler, bunun üzerine suya ve yeşil bahçelere getirdi, onlar içinde Allah’ın dilediği kadar kaldı, sonra dedi ki:

“Yolculuk var” dediler ki:

“Nereye?”dedi ki:

“Bir suya ve yeşil bahçelere ki, sizin suyunuz ve yeşil bahçeleriniz gibi değil (daha güzel)” kavmin çoğunluğu dedi ki:

“Bizi bu halimiz hiç bulamayacağımızı zannederken bulduk, bundan daha hayırlı, güzel bir yaşam tarzını ne yapalım?”

Onlardan azınlıkta olan gurup dedi ki: Siz bu adama hiçbir hususta asi olamayacağınıza dair Allah adına söz vermediniz mi, sözünün başında size doğru söyledi vallahi sonunda da doğru söyleyecektir, adam bunun üzerine kendine tabi olanlarla birlikte gitti ve geri kalanlar kaldı.

S: 259 Düşman onlara saldırdı bazısı öldü, bazısı esir oldu bunu ibni Ebi’ddünya tahric etti imam Ahmed Ali bin Zeyd bin Cüdan’dan tahric etti, o da Yusuf bin Mihran’dan, o da ibni Abbas’tan mana olarak kısa rivayet etti.2

Bu misal Peygamber (s.a.v.)’in ümmetle olan haline gayet uygundur, çünkü onlara geldiğinde arablar insanların en azı ve en zeliliydi, yaşamca dünyada en kötü ve ahiretçe halleri yine en kötüydü, onları kurtuluş yolunagirmeye çağırdı, onlar için doğruluğunun delilleri ortaya çıkmıştı, aynen geçitte kendilerine gelen adamın doğruluğunun ortaya çıktığı gibi, suları bitmişti, binekleri yok olmuştu, adam onlara su ve yeşil bahçeleri göstermişti, şekliyle, haliyle, güzelliğiyle doğruluğuna delil getirdiler ve tabi oldular, Rasulullah onlara Faris veRum beldelerinin fethini ve onların hazinelerini vadetti, aldanmamaları ve onlarla beraber olmamaları hususunda onları uyardı, dünyadan ahirete hazırlanacak kadar ciddi çalışacak kadar yetinmekle emretti, onlar kendilerine vadettiğinin hepsini doğru olarak buldular, kendilerine vadettiği gibi dünya kendilerine vadettiğinin hepsini doğru olarak buldular, kendilerine vadettiği gibi dünya kendilerine açılınca çoğu onu toplamakla ve onda yarışmakla uğraştı, orada ikamet etmeye ve şehvetleriyle istifadelenmeye razı oldular, talebi için ciddi ve gayretli olmalarını istediği ahireti terkettiler, insanlardan çok azı ahiret talebi ve ona hazırlık için vasiyyetini kabul etti.

Bu az taife kurtuldu ve ahirette peygamberine kavuştu, çünkü dünyada onun yoluna girdi, vasiyyetini kabul etti ve emrini yerine getirdi. İnsanların çoğunluğuyla dünya sarhoşluğunda dünyalık çoğalmada devam ediyor, bu da onları ahiretten alıkoyuyuor, ölümde onları bu gaflet içerisinde ansızın yakalıyor ve kimi esir kimi ölü oluyor.

Yahya bin Muaz er Razi’nin sözüne güzeldir: Dünya şeytanın içkisidir, kim ondan sarhoş olursa ancak ölüm askeriyle ayılır, zarara uğrayanlarla beraber pişmanlık içerisinde ayılır.

(1)Ebu Temam’ın şiirinden.

(2)O ibni Kayyım el-Cevziyyedir.

(3)Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti.

(1)Hasan’dan mürsel hadistir, ibnil Mübarek Zühd’de tahric etti.

(2)Hadis hasendir, Ahmed, Taberani, Bezzar tahric etti, Heysemi Mecma’da:(8/260) dedi ki:İsnadı güzeldir, yine Hafız Iraki’de güzel gördü.

İkinci hali mümin nefsini yolcu gibi görmesidir, kendisini yolculuk menzillerinde dolaşıyor görmesi, ta ki yolculuk sona erinceye kadar, o da ölümdür.

Kimin dünyadaki hali bu olursa onun gayreti yolculuk azığı hazırlamak olur, dünya meatını çoğaltma talebinde bulunmaz, bunun için Peygamber (s.a.v.) ashabından bazısına dünyada elde ettikleri meblağın binekli yolcu azığı gibiolmasını tavsiye etti.1 Muhammed bin Vasi’e denildi ki:

“Nasıl oldun?” dedi ki:

“Her gün bir merhale ahirete seyahat eden adam hakkındaki zannın nedir?”3 Hasan dedi ki:

“Sen ancak bir araya toplanmış günlersin, herbir gün geçtikçe senin bir kısmın gidiyor.” Ve dedi ki: “Ey Ademoğlu sen yüklü iki binek arasındasın, o ikisi seni bindiriyor, gece seni gündüze, gündüz seni geceye bindiriyor, neticede seni ahirete teslim ediyorlar, ey Ademoğlu tehlike bakımından senden daha büyük kimse var mı?”4

Ve dedi ki:Ölüm sizin perçemlerinizle düğümlüdür, dünya sizin arkanızdan dürülecetir. Davud’u Tai’de gece ve insanların merhale merhale indikleri merhalelerdir yolculuklarının sonuna kadar bu böyledir, eğer sen iki merhale arası için her defasında azık hazırlamaya gücün yetiyorsa yap, bilinmeyen bir zaman da yolculuk sona erecektir, durum da acildir, sen yolculuğun için azıklan ve görülecek işleni gör, sen işe karşı iş seni talep etmiş gibi ol.5

Selefin biri kardeşine yazdı ki: “Ey kardeşim sen kendini mukim sanıyorsun, bilakis sen yolculuk adetindesin, bununla beraber hızlıca sevkediliyorsun, ölüm sana yönelmiş ve dünyada arkandan dürülüp geliyor. Ömründen geçen gün aldanma (kıyamet) günü sana geri dönmeyecektir.”

S: 261 Dünyada yolun yolcu yoludur her yolcu için azık gereklidir. İnsana mutlaka silah taşıması gerekir özellikle kahredici birinin saldırısından korkarsa.

Hakimlerden biri dedi ki: Günü ayını harap eden, ayı senesi ömrünü harap eden kimse dünyayla nasıl sevinir, kendisini eceline sevkeden ömrüne ölüme sevkeden hayatına nasıl sevinir.

Fudayl bin İyad bir adama dedi ki:

“Kaç sene geçirdin?”

“Altmış sene” dedi, dedi ki:

“Sen altmış senedir Rabbine yürüyorsun, kavuşmanın yakındır” adam dedi ki:

“Hepimiz, Allah’tan geldik ve Allah’a döndürüleceğiz.” Fudayl dedi ki:

“Sen bunun tefsirini biliyor musun?” diyorsun ki:

“Ben Allah’a kulum ve ona dönüyorum, kim kendisini Allah’a kul bilirse ve ona döneceğini bilirse, kendisinin durdurulmuş olduğunu bilsin kendisinin durdurulmuş olduğunu bilen sorulacağını da bilsin, sorulacağını bilen soruya ceavap hazırlasın” adam dedi ki:

“Bundan çıkış nedir?” dedi ki:

“Kolaydır” dedi ki:

“Nedir?”dedi ki:

“Geri kalan (ömrünü) iyi geçir, geçmişin bağışlansın, eğer sen kalanı da kötü yaparsan geçmiş ve geri kalandan hesaba çekilirsin” bu manada biri dedi ki:

“Kişi altmış sene içmesine yakın olduğu su kaynağına yürüdü.”

Hakimlerden biri dedi ki: Kimin bineği gece ve gündüzler olursa, kendisi yürümese de onlar onu götürür. Bu manada biri dedi ki: Bu günler ancak merhaleledir davetçi onunla yönelmiş ölüme teşvik ediyor gündüzün kendisi ölüm kışlasına sevkettiği ve gecenin onu kovduğu nefse yazıklar olsun. Hasan dedi ki: Gece ve gündüz ömürleri kısaltma ve ecelleri yaklaştırma hususuna hızlıdırlar, heyhat bu ikisi (gece, gündüz)Nuh, Ad, Semud ve bu ikisi arasında bir çok kavme arkadaşlık ettiler.

(1)Tahrici yakında geçmişti.

(2)Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti:(2/34) Muhammed bin Vasi’den.

(3)Hasan’dan Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: (2/152).

(4) Ebu Nuaym Davud’u Vasi’den Hilye’de tahric etti: (57/345 ve sonrası).

(5)Kıyamet günü, imanı terkinden dolayı kafirin aldanmasının ortaya çıktığından dolayı aldanma günü diye isimlendirilmiştir.

(1) İbnil Kayyım’ın Medaricus Salik’inine bak.

Rablerine ve amellerine yöneldiler, gece ve gündüz geri kalanlar için geçmişteki kimse için olduğu gibi yepyeni geldi. Evzai kardeşine yazdı ki:Sen her yönden kuşatılmışsın, bil ki seninle her gece ve gündüz yolculuk ediliyor, Allah’tan ve onu huzurunda duruştan sakın.1

Her an ecellere yürüyoruz günlerimiz dürülüyor ve onlar merhalelerdir.

Çocukluk zamanında tefrit ne çirkindir başta saç ağardığı zaman nasıldır.

Dünyadan takva azığıyla seyahat et ömrün günlerdir ve onlar azdırlar.

İbni Ömer’in vasiyyetine gelince o rivayet ettiği bu hadisten alınmıştır o kısa emelin sonunu içine almıştı, insan geceleyince sabahı beklemez, sabahlayınca geceyi beklemez, bilakis ecelinin kendisini daha önce yakalayacağını zanneder, alimlerden bir çoğu dünyada zühdü bu şekilde tefsir etti. Mervezi dedi ki:Ebu Abdullah’a denildi ki:Yani imam Ahmed’e:

“Hangi şey dünyada zühddendir?”dedi ki:

“Kısa amel ve sabahlayınca akşamlamayacağım diyen kimsenin halidir.” Dedi ki:

“Süfyan’da böyle” dedi. Ebu Abdullah’a denildi ki:

“Kısa emel üzerine hangi şeyle yardım isteriz?”dedi ki:

“Bilmiyoruz, o ancak tevfiktir” (Allah’ın muvaffak kılmasıdır.)

Hasan dedi ki:Alimlerden üçü toplandı, onlardan birine dediler ki:

“Senin emelin nedir?” dedi ki:

“Hangi aya girsem o ayda öleceğimi zannederim” iki arkadaşı dedi ki:

“İşte bu emeldir” ikisi diğerine dedi ki:

“Senin emelin nedir?” dedi ki:

“Hangi cumaya girsem orada öleceğimi zannederim” iki arkadaşı dedi ki:

“İşte bu ameller” ikisi diğerine dedi ki:

“Senin emelin nedir?” dedi ki:

“ Nefsi başkasının elinde olanın emeli nedir ki?”2

Davudu Tai dedi ki: Atvan bin Ömer Temim’ye sordum, dedim ki:

“Kısa emel nedir?” dedi ki:

“Nefes alıp verme arasında zamandır” Fudayl bin İyad’a bu şekilde anlattı, ağladı ve dedi ki:

“Nefes alıp nefesinin bitmesinden önce ölmesinden korkmaktır.”

S: 263 Atvan ölümden sakınırdı.1

Selefin biri dedi ki:Hiçbir uykumda nefsime o uykudan uyanacağımı söylemedim. Habib Ebu Muhammed sekeratanında birinin yıkanması ve benzeri şeyi vasiyyet ettiği gibi her gün vasiyyet ederdi.

Her sabahladığında veya akşamladığında ağlardı, karısı ağlamasından soruldu ve bunun üzerine dedi ki:Vallahi sabahlayınca akşamlayamamaktan, akşamlayınca sabahlayamamaktan korkardı.

Muhammed bin Vasi uyumak istediği zaman ehline dedi ki:Allah’a emanet olun, belki bu kalkmayacağım ölümüm olabilir, uyumak istediği zaman bu hal onun adetiydi. Bekir e- Müzeni dedi ki: Sizden biriniz gecelediğiniz zamanvasiyyeti yanında yazılı olarak geceleyebiliyorsa, bunu yapsın çünkü bilmez ki dünya ehlinden olarak akşamlar, ahiret ehlinden olarak sabahlayabilir.

Üvey’e Zaman sana karşı nasıldır denilince, derdi ki: Sabahlayınca akşamlayacağını, akşamlayınca sabahlayacığını zannetmeyen, cennete veya cehennem vadi verilen adamın zamanı nasıl olur ki.2

Avn bin Abdullah dedi ki:Yarınını ecelinden sayan ölümü gerekli konumuna koyamamıştır, nice günü karşılayan vardır ki onu tamamlayamaz, nice yarını uman vardır ki kavuşamaz, şayet siz eceli ve onun akışını görseydiniz emel ve onun aldatmasına buğzederdiniz.

Derdi ki: Mümin için dünyada en faydalı günü sonuna yetişemeyeceğini zannettiği gündür. Mekke’de abide (ibadeteden) bir kadın akşamlayınca derdi ki:Ey nefis gece gecendir, senin için başka gece yoktur der ve (ibadete) çalışırdı, sabahlayıncada: Ey nefis gün günündür, başka günün yoktur der, çalışırdı. Bekir el Müzeni dedi ki:Namazının sana fayda vermesini istersen de ki: Belki ben bundan başka namaz kılamam, bu Peygamber (s.a.v.)’den rivayet edilen şu hadisten alınmıştır: “Veda edenin namazı gibi namaz kıl.”3

(1)Ebu Nuaym Hilye’de: (6/140) Yahya bin Abdul Melik bin Ebi Ğunye’den taric etti ve dedi ki:Evzai yazdı.

(2)İbnil Mübarek zühd de zikretti.

(1) İbnil Cevzi Sıfatussafve’de zikretti.

(2) Ebu Nuaym hilye’de zikretti:(2/83).

(3)Süyuti’nin zikrettiği gibi hadis sahihtir, EbuEyyub el-Ensari’den Ahmed Müsned’inde, ibni Mace, Ebu’ş fieyh, Ebu Nuaym Hilye’de (1/362) tahric etti ve hakkında dedi ki: Garibtir (Feyzul kadir ve Camiussağir).İbni Ömer’den Kudai Müsnedüş fiihab’ta Taberani Evsat’ta tahric etti, Heysemi Mecma’da dedi ki: (0/229) Senedinde bilmediklerim var Sad bin Ebi Vakkas’tan hakim tahric etti ve doğruladı, Zehebi kabul etti, lafzı şudur: Namazına kalktığında (dünyaya) veya edenin namazı gibi kıl, özür dileyeceğin sözü söyleme, insanların elindekilerinden ümidini kes.” Veda edenin namazından murad:Başkasına yönelmeksizin Allah’a yönelmek ve ona yakarmaktır.

Marufu Kerhi namaza kalktı ve sonra bir adama dedi ki:

“Öne geç ve bize namaz kıldır” adam dedi ki:

“Eğer sizinle bu namazı kılarsam, başka namazı (imam) olarak kılmam.” Maruf dedi ki:

“Sen nefsine başka namaz kılacağını mı söylüyorsun? Uzun emelden Allah’a sığınırız, çünkü o hayırlı amele engeldir.”1

Biri kardeşinin kapısını çaldı ve onu sordu, ona:

“Evde yoktur” denildi, dedi ki:

“Ne zaman dönecek?” Evden cariyesi ona dedi ki:

“Nefsi başkasının elinde olan kimsenin ne zaman döneceğini kim bilir?”Ebu’l Atahiye’nin şu beyitlerine bakalım:

Bilmiyorum eğer ömür umsam belki ben sabahlasam akşamlamayacağım

Görmüyor musun her sabah ömrün dünkünden daha da kısa oluyor.

Bu ikinci beyiti Ebu’dderda veHasan’dan rivayet edilen şeyden aldı, o ikisi dedi ki: Ey Ademoğlu annenin karnından dünyaya indiğinden beri sen ömrünü yıkmaya devam ediyorsun. Selefin biri şu şiiri söyledi:

Biz geçirdiğimiz günlerle seviniyoruz geçen her gün bizi ecele yaklaştırıyor nefsin için gayretle ölümden önce amel işle çünkü karda, zararda ameldedir.”

Sağlığından hastalık için tedbir al, hayatında ölümün için (tedbir) al” yani sağlıkta salih amelleri ganimet bil, taki önüne hastalık geçmesin, araya ölüm girmeden salih ameller işle.

Bir rivayette de: “Çünkü sen Abdullah yarın isminin ne olacağını bilmiyorsun.” Yani belki sen yarın sağlardan değil de ölülerdensin. Bu vasiyyetin manası Peygamber (s.a.v.)’den bir çok vecihten rivayet edildi. Buhari’nin sahihinde2 ibni Abbas Peygamber(s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti:“İki nimet vadır ki insanların çoğu onda aldanmıştır:Sağlık ve boş vakittir.”

S: 265 Hakim’in sahihinde1 ibni Abbas’tan rivayet edildi, Rasulullah (s.a.v.) bir adama öğüt verirken ona dedi ki:“Beş şeyden önce beş şeyi ganimet bil: İhtiyarlıktan önce gençliğini, hastalıktan önce sağlığını, fakirlikten önce zenginliğini, meşguliyetten önce boş vaktini, ölümden önce hayatını.”Ğanm bin Kays dedi ki:Biz İslam’ın ilk anlarında birbirimize dört şeyle öğüt veriyorduk:“Ey Ademoğlu meşguliyetten önce boşluğunda, yaşlılığından önce geçliğinde, hastalığından önce sıhhat anında, dünyadanda ahiretin için, hayatında ölümün için amel yap.”2

Müslim’in sahihinde3 Ebu Hureyre Peygamber (s.a.v.)’den şunu rivayet etti: “Altı şeyden önce amelleri sürat gösteriniz:Güneşin batıdan doğması, duman, deccal, dabbe nefsinize özel bir hal gelmeden genel bir durum gelmeden.” Tirmizi de4 yine ondan (Ebu Hureyre’den)Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Yedi şeyden dolayı amellere koşun:Unutturucu fakirliğimi bekliyorsunuz veya azdırıcı zenginliğimi veya bozucu hastalığımı, veya bunaklaştırıcı ihtiyarlığı mı veya ölümü mü veya deccalı mı, o beklenen gaibin en şerlisidir veya kıyameti mi, kıyamet daha musibetli ve daha acıdır.”Bununla murad bu şeylerin hepsi amellerden engeller, bazısı ondan oyalar. Bu ya insanın nefsine özel şey ile olur fakirliği, zenginliği, hastalığı, ihtiyarlığı ve ölümü gibi, bazısı da genel şeyle olur kıyametin kopması, deccalin çıkması gibi, sıkıntı verici fitnelerde böyledir, başka bir hadiste geldiği gibi:“Karartıcı gece parçaları gibi fitnelerden önce amellere koşunuz.”5 Bu genel durumların bazısından sonra amelde fayda vermez, Allah Teala buyurdu ki: (Rabbinin bazı alametleri geldiği gün, önceden inanmış veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye artık imanı fayda sağlamaz.) (Enam: 6/158)

(1)Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti:(8/361).

(2)Hadis sahihtir, Buhari, Tirmizi (2305), ibni Mace ibni Abbas’tan tahric etti.

(1)Hadis hasendir, Hakim tahric etti ve doğruladı (Sahihayn’in şartı üzere)Beyhaki fiuab’ta ibni Abbas’tan, Ahmed Zühd’de, Ebu Nuaym Hilye’de, Beyhaki fiuab’ta Amr bin Meymun’den mürsel olarak tahric etti (Camius sağir, Terğib ve Terhib:4/251).

(2)Ebu Nuaym Hilye’de; (6/200) Ğanm bin Kays’tan ve Ebu Nadra’dan tahric etti (3/97).

(3)Sahihtir Müslim tahric etti (Muhtasaru Müslim: 2038.)

(4)Hasendir, Ebu Hureyre’den Tirmizi(2307) tahric etti ve hakkında dedi ki: Bu hadis garibtir, ancak Muhriz bin Harun hadisinden biliyoruz, fakat Buhari onun hakkında dedi ki:Hadisi münkerdir (Mizanul itidal: 3/443) Hakim tahric etti ve şeyheynin şartı üzere doğruladı, Zehebi Ebu Hureyre’den Said bin Makberi yoluyla olduğunu ikrar etti, Süyuti doğruladı (Camiussağir ve Feyzulkadir.)

(5)Hadis sahihtir EbuHureyre’den Ahmed Müsned’inde, Müslim, Tirmizi (2196) tahric etti, tamamlayıcısı şudur: Adam mümin olarak sabahlar, kafir olarak akşamlar, mümin olarak akşamlar, kafir olarak sabahlar, onlardan biri dinini dünyadan az bir değer karşılığında satar.”

Sahihayn’de Ebu Hureyre Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Kıyamet güneş batıdan doğuncaya kadar kopmaz, doğunca ve insanlar onu görünce, hepsi iman eder, o zaman önceden inanmamış veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye imanı fayda vermez.”1

Müslim’in sahihinde2 Peygamber (s.a.v.)’den rivayet edildi ki:“Üç şey çıktığında önceden inanmamış veya inanında bir hayır kazanmamış kimseye imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, deccal ve dabbetül arz.”

Yine onda Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğu rivayet edildi: “Kim güneş batıdan doğmadan önce tevbe ederse Allah tevbesini kabul eder.”3

Ebu Musa Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti:“Güneş batıdan doğuncaya kadar Allah (rahmet) elini gündüz kötülük edenini tevbe etmesi için açar, gündüz açar gece kötülük işleyenin tevbe etmesi için.”4

İmam Ahmed ve Nesai, Tirmizi ve ibni Mace Safvan bin Assal’dan tahric etti, Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Allah batı tarafında genişliği yetmiş yıllık (mesafe kadar olan) tevbe için kapı açtı, güneş ondan doğuncaya kadar kapanmaz.”5

Müsned’de6 Abdurrahman bin Avf, Abdullah bin Amr ve Muaviye Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğunu rivayet etti: S:267 “Güneş batıdan doğuncaya kadar tevbe kabul edilmeye devam edecektir, doğunca içerisinde bulunanlar her kalbe mühür vurulur insanların amelleri kafi gelir.”

Ayşe (r.a.)’den şöyle dediği rivayet edilir:“Alametlerin ilki çıkınca kalemler atılır, koruyucu melekler tutulur ve cesedler ameller üzerineşahitlik eder.” Bunu ibni Cerir Taberi tahric etti1 yine Kesir bin Mürre, Yezid bin fiüreh ve ikisinden başka selef dedi ki:Güneş batıdan doğunca her kalbe içerisindekilerle birlikte mühür vurulur, hafaza melekleri amelleri aldırır ve meleklere hiçbir ameli yazmamaları emrolunur.

Süfyanı Sevri dedi ki:Güneş batısından doğunca, melekler sahifelerini dürer ve kalemlerini bırakır. Amellerle arasına engel girmeden ve gücü yeterken müminin amellere koşması gerekir.

Ebu Hazim dedi ki:Ahiret malı kesaddadır, biteyazmıştır ondan azada çoğada ulaşılamaz2 ne zaman insanla amel arasına engel girse onun için ancak üzüntü ve yazıklar olsun bana demek kalır, ve amel yapma imkanı bulacak ortama geri dönmek ister, bu temennisi de kendine fayda vermez. Allah teala buyurdu ki: (Size azap gelip çatmadan önce rabbinize dönün, ona teslim olun, sonra size yardım edilmez. Siz farkında olamadan ansızın başınıza azap gelmezden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kuran’a) tabi olun. Kişinin: Allah’a aşırı gitmemden dolayı bana yazıklar olsun!Gerçekten ben alay edenlerdendim (diyeceği günden sakınık veya: Allah bana hidayet verseydi, elbette sakınanlardan olurdum diyeceği) yahut azabı gördüğünde:Keşke benim için bir kez (dönmeye) imkan bulunsa da iyilerden olsam diyeceği günden sakının) (Zümer:39/54-58) ve buyurdu ki: (Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında: “Rabbim!Beni geri dönder ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım.” Hayır onun söylediği bu söz (boş) laftan ibaretir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır). (Müminun:23/99-100)

(1) Sahihtir, Buhari, Müslim, Ebu Davud ve bin Mace tahric etti (Camiul usul: 11/80).

(2)Sahihtir Müslim ve Tirmizi tahric etti (3084)(Camiulusul).

(3)Sahihtir, Müslim ve Ahmed Ebu Hureyre’den tahric etti (Camiul usul: 3/68).

(4)Sahihtir Ebu Musa el-Eşari’den Müslim ve Nesai tahric etti (Terğib ve Terhib: 4/88, Camiulusul: 3/68).

(5)Sahihtir, Ahmed, Tirmizi, Nesai, ibni Mace tahric etti, Tirmizi dedi ki: Hasen, sahihtir, yine Taberani de tahric etti fakat senedinde İshak bin Abdullah bin Ebi Ferve var o metrüktür (Mecmauzzevaid: 5/85).

(6) Hadisin isnadı güzeldir, Ahmed, Ebu Davud, Nesai, taberi tefsirinde, Taberani Sağir, Evsat ve Kebir’de tahric etti, Heysemi Mecma’da (5/251) dedi ki:Ahmed’in adamları güvenilirdir.

(1)Taberi tefsirinde tahric etti.

(2)Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti (3/242).

Allah azze ve celle buyurdu ki: (Herhangi birinize ölüm gelipte: Rabbim!Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan harcayın. Allah eceli geldiğinde hiç kimseyi ertelemez.) Münafikun: 63/10-11) Tirmizi de Ebu Hureyre’den merfu olarak rivayet edildi ki:

“Ölen her ölü pişman olur” dediler ki:

“Pişmanlığı nedir?”buyurdu ki:

“Eğer iyilik sahibiyse fazla yapmadığına pişman olur, eğer kötülük sahibiyse, Allah’ı razı etmediği için pişman olacaktır.”2 İş bu şekilde olunca mümin’in geri kalan ömrünü değerlendirmesi gerikir, bunun için denildi ki:Müminin geri kalan ömrünün kıymeti yoktur.

Said bin Cübeyr dedi ki: Mü’minin yaşadığı her gün ganimettir. Bekir el Müzeni dedi ki: Allah’ın dünyaya çıkardığı her gün der ki:Ey Ademoğlu beni ganimet bil belki senin için benden sonra gün yoktur, her gece de şöyle seslenir: Ey Ademoğlu ganimet bil, belki benden sonra gece yoktur, bazıları şöyle şiir söyledi:

Boşlukta fazla rükuyu ganimet bil belki ölümün ansızın olabilir. Nice sağlıklı vardı ki hastalıksız öldü sağlıklı nefsi aniden gitti.2

Mahmud el Verrak dedi ki: Geçen dünün sana adil şahit olarak geçti peşinde sana yeni bir gün geldi eğer sen dün kötülük yapmışsan peşinden iyilik yap övülmüş olasın. Bu gününü (kötü günün) arkasında iyi şekilde geçirirsen faydası sana dönecektir, geçmiş dün dönmeyecektir. Hayır fiilini yarına erteleme belki yarın gelir sen kaybedilmiş olursun.

(2)Tirmizi tahric etti(2405) bununla Abdullah bin Mübarek yoluyla tahric etti, o da Yahya bin Abdullah’tan rivayet etti, bunun hakkında fiube konuştu, o metrüktür, lafzı:“... Eğer kötülük sahibi ise terketmediğinden dolayı pişman olur.”Yani nefsini isyanları işlemekten çekmediğinden dolayı pişman olur. Yine aynı tarikle Beğavi fierhu’ssünne de, Ebu Nuaym Hilyede tahric etti (8/178) ve dedi ki:Garibtir.

(3)Beyitler Sübki’nindir; “Tabakatuş fiafiiyye.”

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS