İkinci Fasıl Zorlanılan Hükmü Hakkındadır

İkinci Fasıl

Zorlanılan Hükmü Hakkındadır

Birincisi: Tamamen isteği olmayan ve kaçınmayan güç olmayan kimsedir, girmemeye yemin ettiği yere taşınarak zorla girdirilen gibidir veya taşınsa başkasına da ölünceye kadar vurulan kimse gibidir ve kendisinin de kaçınmaya gücü yetmeyen kimsedir. Veya zorla yatırılan ve kendisiyle zina edilen ve kaçımaya gücü yetmeyen bayan gibi ittifakla buna günah yoktur, yemini bozduğu için de alimlerin cumhuruna göre birşey gerekmez.

(1) Sahihtir, Ebu Hureyre’den Nesai hariç cemaat tahriç etti. (Ahmed Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, ibni Mace) Darekutni sahih bir isnatla şu lafızla tahriç etti: “Oruçlu unutarak yerse veya unutarak içerse, bu ancak Allah’ın kendisine gönderdiği rızıktır kendisine kaza da yoktur.” (Neylül evtar: 4/206).

Nahai gibi selefin bazısından hilaf olduğu hikaye edildi, ona benzeri fiafii ve Ahmed’in ashabın kelamında vakidir. Onlar yanıda sahih olan her halükarda yemini bozulmaz. Evzai’den rivayet edildi ki: Bir kadın bir şeyin üzerine yemin etse kocası da zorla yeminini bozdursa kadının keffareti kocası üzerinedir, yine Ahmed’den de böyle rivayet vardır, oruçluyken kocası zorlayarak cima eden kadının keffareti kocasına aittir, Ahmed’den meşhur olan şudur ki bununla haccı ve orucu bozulur.

İkinci çeşit: Sopa ve diğer şeylerle zorlanılan kimsedir, bu fiille teklif (sorumluluk alakalıdır, yapmama imkanı var, aynı anda yapma hususunda da tercihli ise, fakat maksadı fiilin kendi değil, bilakis nefsinden zararı defetmek ise, bir yönde seçenek sahibidir, bir yönden de seçenek sahibi değildir.

Bunun için insanlar, bu kişinin sorumlu olup olmadığında ihtilaf ettiler, alimler masum birini öldürmesi zorlanılan kişinin öldürmesi mübah olmadığına ittifak etti, çünkü kendi iradesiyle öldürüyor ve kendi nefsini fidye karşılığı ölümden kurtarıyor bu alimlerin icmaıdır, İmam Ahmed’in zamanında önem verilmeyen biri buna muhalefet ediyordu, bu durumda eğer öldürse kısasta zorlayan da zorlanan da iştirak eder, sadece zorlanan kısas gerekir denildi, çünkü zorlanan alet gibi olmuştur, bu Ebu Hanife’nin iki rivayetten birinde de fiafii’nin görüşüdür.

İmam Züfer’den birincisi gibi rivayet geldi, ondan zorlanana kısas gerekeceğine dair rivayet geldi, çünkü fiile kendi bulaşmıştır, o alet gibi değildir, çünkü o ittifakla günahkardır, EbuYusuf dedi ki: İkisine de kısas yoktur.

Ashabımızın bazısı bir kişiye karşı topluluğun öldürülmeyeceğine dair bir görüş tahriç etti.

Eğer vurma vb. şeyle masum birinin malını telef etmesi için zorlansa ona bu mübah olur mu? Bunda ashabımızın iki görüşü var. Eğer desek: Ona bu mübah olmaz, o zaman kısas gibi tazmin (değerinin parası) ikisi nedir, sadece zorlanan ve bunu işleyenedir, denildi, bu zayıftır.

Eğer içki vb. gibi haram şeylere zorlansa, bunun mübahlığı konusunda iki görüş vardır, biricisi: Allah’ın tealanın şu ayetine dayanarak mübahtır: (Dünya hayatını geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye namuslu kalmak isteyen cariyeleriniz fuhşa zorlamayın. Kim onları zor altında bırakırsa bilmelidir ki zorlanmalarından sonra Allah onlar için çok bağışlayıcı ve merhametlidir) (Nur:24/33) Bu Abdullah bin bin Übey bin Selül hakkında indi, onun iki cariyesi vardı onları zinayı zorluyordu, onlarda reddediyordu2 bu fiafii Ebu Hanife gibi cumhurun sözüdür, Ahmed’in meşhur rivayetidir, benzeri Hasan, Mesruk, Mekhul ve Ömer bin Hattab’tan (r.a.) rivayet edildi.

Bu görüşün ehli bir adamın zinaya zorlanması hususunda ihtilaf etti, bazısı dedi ki: Buna zorlanılması doğru değildir, zorlanana günah yoktur, bu fiafii ve ashabımızdan İbni Ukayl’in görüşüdür, bazısı dedi ki: Buna zorlanması doğru değildir. İşleyene (zorlanana) günah ve had vardır bu Ebu Hanife’nin görüşüdür, Ahmed’in de ifadesidir, Hasan’dan da rivayet edildi.

İkinci görüş: Takiyye (gizleme) sözlerde olur, fiillerde olmaz ve onda zorlama olmaz bu İbni Abbas, Ebul Aliye, Ebuş fia’sa, Rabi bin Enes ve Dahhak’tan rivayet edildi, Ahmed’in de rivayetidir, yine Suhnun’dan da rivayet edildi.

Buna göre zorlanarak içki içse veya hırsızlık etse ona had vurulur. Birinciye göre eğer zorlanarak içki içse sonra karısını boşasa veya kölesini azad etse, bunun hükmü gibi isteğiyle içenin hükmü gibi olur mu olmaz mı? Yoksa boşaması da azad etmesi de boş (geçersiz) mi olur? Bunda ashabımızın iki görüşü var.

Puta secde et yoksa öldürüleceksin denilen kimse hakkında Hasan’dan şöyle dediği rivayet edildi: Eğer put kıble tarafındaysa secde etsin niyetini de Allah için yapsın, eğer put kıble tarafında değilse öldürülse de yapmasın.

İbni Habibi Malik dedi ki: Bu güzel bir sözdür. Ebu Atiyye dedi ki: Kıbleden başka yönde bile olsa niyetini Allah için yapmasına engel nedir ki, Allah’ın kitabında (nereye dönerseniz Allah oradadır) (Bakara: 2/115) ifadesi vardır, şeriat yolcunun kıblesinden başka yöne doğru nafile kılabileceği hükmü vardır.

S: 253 Sözler üzerinde zorlanın doğruluğu üzerinde Alimler ittifak etti kim haram bir sözü söylemeye itibar edilir bir şeyle zorlanılırsa nefsini kurtarmak için o sözü söyleyebilir, ona günah yoktur buna Allah Teala’nın şu kavli delildir: (Kalbi iman ile dolu olduğu halde (inkara) zorlanan başka) (Nahl: 16/106) Peygamber (s.a.v.) Ammar’a: “Eğer onlar o aynı şeyi yaparlarsa sende aynı şeyi söyle”2 buyurdu.

Peygamber (s.a.v.)’in ashabından bir topluluk için: “Parça parça kesilseniz de, yakılsanız da Allah’a şirk koşmayınız”3 buyurmasından murad kalblerle şirk koşmaktır, Allah Teala buyurdu ki: (Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için horlarlarsa onlara itaat etme) (Lokman: 31/15) ve buyurdu ki: (Fakat kim kalbini kafirliğe açarsa, işte Allah’ın gazabı bunlaradır) (Nahl:16/105) diğer sözler de zorlamalar da düşünülebilir, herhangi bir söylemeye zorlansa ona hiç bir hüküm verilemez, boş bir söz olur, çünkü kendisinden bu söz çıkan kimse buna razı değildir, bunun için affedilir, dünyada da ahirette de sorumlu tutulmaz.

(2) Sahihtir Cabir’den ibni Ebi fieybe Müslim, Said bin Mansur Bezzar, Taberani, ibni Cerir, ibnil Münzir, ibni Ebi Hatim ve ibni Mirdeveyh tahric etti (Dürrül Mensur: 5/83)

(2) İbni Cerir Taberi tefsirinde tahric etti; (14/122) İbni Sad Tabakat’ta, Ebu Nuaym Hilye’de; (1/140) tahric etti, Hakim ve Zehebi doğruladı.

(3) Hadis hasendir, dört sahabeden mervidir, onlar: Ebu Derda, Ubade bin Samit, Muaz bin Cebel Peygamber (s.a.v.)’in cariyesi Ümeyye’dir. Ebu Derda hadisini Buhari Edebül Müfred’de; (18) İbni Mace Beyheki Taberani Kebir’de tahric etti, Heysemi Mecma’da; (4/217) dedi ki: Senedinde fiehr bin Havşeb var hadisi hasendir, geri kalan adamlar güvenilirdir. (Bak. Terğib ve Terhib: 1/381) Ubade hadisin Mervezi ve Taberani tahric etti Heysemi Mecma’da: (4/216) dedi ki: Senedinde Seleme bin fiüreyh var, Zehebi dedi ki: Bilinmiyor, gerikiler sahih rivayet adamlarıdır, Muaz hadisini Ahmed tahric etti adamları güvenilirdir, senedi munkatı’dır, Taberani Evsat’ta tahric etti, Münziri Terğib ve Terhib de dedi ki: (1/383) Mütebeat hususunda isnadının bir sakıncası yoktur.Yine Taberani Kebir’de mevsul olarak tahric etti, Heysemi Mecma’da dedi ki: (4/217) Senedinde Yezid bin Sinan er Rahavi var Buhari ve başkası güvenilir gördü çoğunluk zayıf gördü geri kalan adamlar güvenilirdir.

Bunun için unutanla cahili ayırdı, nikah ve alış veriş gibi akitler de aynıdır veya fesih (ibtal)ler de Hul’, talak köle azad etme gibidir yeminler ve adaklar da böyledir, bu alimlerin cumhurunun görüşüdür, bu Malik fiafii ve Ahmed’in görüşüdür. Ebu Hanife kendi yanında feshin kabul edildiği ve alış veriş gibi içerisinde tercih (hıyar) bulunan şeyde böyle olmayan şeyi ayırt etti. Fesih kabul edilen ve tercih bulunan şeyle zorlamayla birlikte lüzum etmez, böyle olmayan nikah talak ve köle azadı gibi yeminler gibi şeyler de zorlamayla birlikte lüzum eder dedi Ebu Hanife’ye göre bir şeyi yapmamaya yemin eden ve zorlanılarak yapan kimsenin yemini bozulmuştur, cumhur iki görüştedir:

Birincisi: Kendisiyle bu iş zorla yapıldığı zaman bozulmadığı gibi bu durumda da bozulmaz çünkü kaçınmaya gücü yetmiyor, bu onların çoğunluğun görüşüdür.

İkincisi: Burada yemini bozulur, çünkü isteğiyle yapmıştır, kaçınması mümkün olmayan bu şey zorla götürülen bundan başkadır, bu Ahmed’den rivayettir ve fiafii’nin görüşüdür, ashabında kaffal yemin ve itlak ve köle azadını ayırt etti bizim unutan hakkında söylediğimiz gibi, ashabı mızdan bazısıda bir görüş açısı çıkardı.

Eğer malını ödemeye haksız yere zorlansa ve bunun üzerine akarını (taşınmaz) malın bedelini ödemek için satsa, ondan satın almak caiz olur mu, olmaz mı? Bu hususta Ahmed’den iki rivayet vardır. Ondan üçüncü rivayette ise: Eğer mislini değeriyle satarsa, ondan satın alınır, eğer değerinin altında satarsa satın alınmaz, zorlama mevcutken, zorlamadan sonra zorlanan kişi arzusundan dolayı zorlanıldığı şeye razı olsa, bu kasıtla ondan gerçekleşen akitler sahih olur, ashabımızın yanında bu meşhurdur. Başka bir görüş açısı daha var ona göre sahih olmaz, bu uzaktır.

Eğer zorlama hak olur ve zorlanılan şeyi lüzumuna engel değilse, mesela harbi İslam’a zorlansa ve müslüman olsa, İslam’ı sahihtir.

Yine hakim birinin malını borcunu ödemesi için satmaya zorlasa, yine böyledir. Eğer borcunu ödemeyeceğine yemin etse, hakim de ödemesi için zorlasa bununla yemini bozulur çünkü özürlü kabul edilemeyecek bir şekilde yemin ettiği şeyi yapmıştır, bunu ashabımız zikretti ödemekten kaçınsa yerine hakim borcunu ödese yemini bozulmaz çünkü yemin ettiği şeyin fiili kendi tarafından yapılmamıştır.

S: 255

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS