OTUZSEKİZİNCİ HADİS KULUN ALLAH’A NAFILELERLE YAKLAŞMASI

OTUZSEKİZİNCİ HADİS

KULUN ALLAH’A NAFILELERLE YAKLAŞMASI

Ebu Hureyre (r.a.)’den şöyle dediği rivayet edildi: Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Allah Teala buyurdu ki: Kim benim velime düşmanlık ederse ona harb ilan ederim, kulum bana kendisine farz kıldığım şeyden daha sevimli bir şeyle bana yaklaşmamıştır, kulum bana nafilerle kendisini sevinceye kadar bana yaklaşmaya devam eder, ben onu sevince işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum, eğer benden istese muhakkak ona veririm, bana sığınsa onu korurum.”Bunu Buhari rivayet etti.1

Bu hadisi tek Buhari tahric etti, Muhammed bin Osman bin Keramet’ten tahric etti dedi ki:Bize Halid bin Mahled anlattı, dedi ki:Bize Süleyman bin Bilal anlattı, dedi ki:Bana fierik bin Abdullah bin Ebi Nemir Ata’dan rivayetle anlattı, o da Ebu Hureyre’den, o da Peygamber (s.a.v.)’den rivayet etti ve hadisi uzunca zikretti.

Sonuna şu fazlalığı yaptı:“Kötülüğünden hoşlanmadığım ve müminin sevmediği ölümden müminin nefsi için tereddüdüm kadar, hiçbir şeyi yapmakta tereddüd etmedim.”Bu sahihin gariblerindendir, Keramet bin Halid bunda tek kaldı, bu Ahmed’in müsnedinde değildir, bununla birlikte imam Ahmed ve başkası Halid bin Mahled el-Kutvani hakkında konuştu, S:218 Dediler ki:Onun münkerleri var, isnadındaki Ata hakkında denildi ki:O ibnu Ebi Rabah’tır, denildi ki o ibni Yesar’dır, o sahihin bazı nüshalarında böylece nisbetli vaki oldu.

Bu hadis başka vecihlerle de rivayet edildi, hepsi de sözden hali değildir, Abdul Vahid bin Meymun Urve bin Zübeyr’in kölesi Ebu Hamza’dan, o da Urve’den, o da Ayşe’den, o da Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyrduğunu rivayet etti: “Kim benim velime eziyet ederse bana muharebeye helal etmiştir, kulum bana farzlarımı yerine getirme gibi yaklaşmamıştır, kulum bana kendini sevinceye kadar nafilelerle yaklaşır, ben onu sevince gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı, aklettiği kalbi, konuştuğu dili olurum, benden isterse ona veririm, onun ölümüne tereddüdüm gibi yapacağım hiçbir şeye tereddüd etmedim, bu da onun ölümden hoşlanmadığından benimde ona kötülükten hoşlanmadığımdandır” bunu ibni Ebiddünya ve başkası htahric etti, imam Ahmed mana ile tahric etti.1

İbni Adiy2 AbdulVahid’in Urve’den rivayetle yalnız kaldığını zikretti. Bu AbdulVahid hakkında Buhari3 dedi ki:Münkerül hadistir, fakat bunu Taberani tahric etti dedi ki:Bize Harun bin Kamil anlattı dedi ki:Bize İbrahim bin Süveyd el-Medeni anlattı, dedi ki:Bize Ebu Harze Yakub bin Mücahid anlattı dedi ki:Bana Urve Ayşe’den rivayetle haber verdi, o da Peygamber (s.a.v.)’den rivayet etti ve zikretti.

Yine bunun isnadı güzeldir, adamlarının hepsi güvenilirdir, Taberani’nin şeyhi dışındakilerin “Sahih”te5 hadisleri tahric edilmiştir, onun halinin bilgisi şimdi aklıma gelmiyor, herhalde ravi dedi ki:Bize Ebu Hamza anlattı yani Abdul Vehhab bein Meymun, işitene sanki şöyle demiş gibi gelir: Ebu Harze, sonra ona kendi yanından isim vermiş, bunu da vehmine binaen yapmış, Allah en iyisini bilir.

(1) Ebu Hureyre’den rivayetle Buhari yalnız kaldı, sahihtir, onun tarikiyle Beyheki, Beğavi, Ebu Nuaym Hilye’de: 1/4 tahric etti, tetimmesi şudur: “Yapacağım şeyden müminin nefsinden (öldürmekten) tereddüdü ettiğim kadar tereddüd etmedim, o ölümden hoşlanmaz, ben ona kötülükten hoşlanmam”(Camiul usul: 10/330 ve sonrası).

(1)Bazı tarikleriyle isnadı güzeldir, Ahmed, Taberani, ibni Ebiddünya, Ebu Nuaym: 1/5 İlk cümleyi tahric etti.

(2)Kamil’de.

(3) Tarihi Kebir’de.
-
(4)Taberani Evsat’ta, Bezzar: “Kim benim bir velime düşmanlık ederse” lafzıyla, Ahmed tahric etti, Heysemi Mecma’da: (10/269, 2/247) dedi ki:Senedinde AbdulVahid bin Kays var, birden fazla kimse güvenilir saydı, başkları da zayıf saydı, Ahmed’in diğer adamları sahih rivayet adamlarıdır, Taberani’nin Evsat’taki adamları, şeyhi Harun bin Kamil dışında sahih rivayet adamlarıdır. Ebu Ya’la Meymune’den şu lafızla rivayet etti: “Kim benim velime eziyet ederse, bana muharebeyi helal kılmıştır...” Heysemi Mecma’da dedi ki: “(10/270)Senedinde Yusuf bin Halid es-Semti var, o yalancıdır.

(5)Yakub bin Mücahid dışında.

Taberani ve başkası1 Osman bin Ebi Atike’den tahric etti, o da Ali bin Yezid’den o da Kasım’dan, o da Ebu Ümame’den, o da Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Allah Teala buyuruyor ki: “Kim benim bir velimi küçük görürse bana muharebe meydanı okumuştur, ey Ademoğlu sen benim katımdakine ancak sana farz kıldığım şeyi yerine getirmekle yetişebilirsin, kulum bana kendisini sevinceye kadar nafilelerle yaklaşmaya devam eder ve ben onun aklettiği kalbi, konuştuğu dili, gördüğü gözü olurum, bana dua ederse ona icabet ederim, benden isterse ona veririm, bennden yardım isterse ona yardım ederim, kulumun bana en sevimli ibadeti nasihattır (halis olmak manasına da gelir)).”

Osman ve Ali bin Yezid zayıftırlar. Ebu Hatim er-Razi dedi ki:2 Bu hadiste o gerçekten münkerdir. Ali’den zayıf bir senetle Peygamber (s.a.v.)’den rivayet edildi. İsmaili müsnedi Ali’de tahric etti.3 İbni Abbas’tan da zayıf bir senetle rivayet edildi, bunu Taberani tahric etti4 lafzında fazlalık vardır. O bize başka bir vecihle ibni Abbas’tan rivayet edildi, yine zayıftır.

Taberani ve başkası Hasan bin Yahya el-Huşeni’den tahric etti, o da sadaka bin Abdullah Dimeşki’den, o da Hişam el-Kinani’den, o da Enes’ten, o da Peygamber (s.a.v.)’den, o da Cebrail’den, o da Rabbinden şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Kim benim velimi küçümserse, bana muharebe meydanı okumuştur, yapacağım bir şeyden mümin kulumun ruhunu kabzetmede tereddüd ettiğim kadar tereddüd etmedim, o ölümden hoşlanmaz, ben ona kötülükten hoşlanmam, o da mutlaka olacaktır, mümin kularımdan bazısı ibadetetten bir kapı istiyor, ben onu ondan engelliyorum, ta ki ona ucub girip onu (ibadeti) bozmasın, kulum bana kendisine farz kıldığımı yerine getirme gibi başka bir şeyle yaklaşmamıştır, kulum kendisini sevinceye kadar nafile işlemeye devam eder, S:220 onu sevince ona işitme, görme, el ve destekçi olurum, kullarımdan ancak kendisini zenginliğin düzelteceği kimseler vardır, eğer onu fakirleştirsem, bu onu bozar, o bana dua eder ben ona icabet ederim, benden ister, ona veririm, o bana halis olur ben de ona halis olurum, kullarından bazısının imanı da ancak fakirlikle düzelir, eğer ona genişlik versem bu onu bozar, kullarımdan bazısının imanı ancak hastalıkla düzelir, eğer ona sıhhat versem bu onu bozar, kullarımdan bazısı ancak hastalıkla düzelir, eğer ona sıhhat versem bu onu bozar, kullarımdan bazısı imanı ancak sıhhatla düzelir, eğer ona hastalık versem bu onu bozar, ben kullarımı kalblerindekileriyle tedbir ediyorum, ben muhakkak bilen ve haberdar olanım.”1

Huşeni ve Sadaka ikisi de zayıftır. Hişam bilinmiyor. İbni Main Hişam’dan soruldu, o kimdir? denildi, dedi ki: Kimse değildir, yani ona itibar edilmez. Bezzar2 hadisin bazısını Sadaka bin AbdulKerim el-Cezeri’den tahric etti, o da Enes’ten rivayet etti.

Taberani Evzai’den tahirc etti, o da Abde bin Ebi Lübabe’den, o da Zir bin Hubeyş’ten rivayet etti, dedi ki:Huzeyfe’nin şöyle dediğini işittim:Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki:“Allah Teala bana vahyetti ki, ey rasullerin kardeşi, ey uyarıcıların kardeşi, kavmini uyar, onlardan birinin yanında birinin hakkı olduğu halde evlerimden birine girmesin, ben benim huzurumda durdukça ona lanet edirim, ta bu hakkı ehline verinceye kadar, ve bundan sonra işiten kulağı gören gözü olurum ve benim velilerimden, asfiyamdan (seçkin kullarımdan) olur, peygamberler, sıddıklar ve şehidlerle birlikte cenette komşum olur.”Bu isnat güzeldir ve gerçekten garibtir.3

Buhari’nin tahric ettiği Ebu Hureyre hadisinin şerhine dönelim. Denildi ki: O evliyalar zikrinde en değerli hadistir.4

(1)Taberani Kebir’de Ebu Ümame’den iki tarikle tahric etti, Heysemi Mecma’da: 2/248 dedi ki: İki tarikde de Ali bin Yezid var o zayıftır.

(2)İlletler de.

(3) Hafız ibni Hacer Fethul Bari’de zayıf saydı.

(4) Taberani Kebir’de ibni Abbas’tan tahric etti Heysemi Mecma’da: (10/270) dedi ki:Senedinde bilmediklerim var.

(1)Taberani Evsat’ta tahric etti, Heysemi Mecma’da: 10/270 dedi ki:Senedinde Amr bin Said Ebu Hafs Dimeşki var, o zayıftır.

(2)Daha önce geçtiği gibi Taberani Evsat’ta rivayet etti, zayıftır.

(3)Yine Ebu Nuaym Hilye’de: 6/116 tahric etti ve dedi ki: Evzai’den, o da Abd bin Zir’den rivayet edildi, garibtir, ancak bunu bu vecihten yazdık.

(4) Bunu ibni Teymiye Fetvalarında: (18/129) dedi, sonra dedi ki:bu sözü bir topluluk reddetti ve dediler ki:Allah tereddüdle vasfedilmez, ancak işlerin sonunu bilmeyen tereddüd eder, Allah sonları en iyi bilendir, herhalde bazısı da dedi ki:Allah tereddüdlünün muamelesini yapar.

“Kim benim velime düşmanlık ederse ona harb ilan ederim.” Yani: Ben ona muharib olduğumu bildiririm, çünkü o velilerime düşmanlık etmekle bana muharib oldu, bunun için Ayşe (r.a.) hadisinde geldi ki: “Bana muharebeyi helal kıldı.” Ebu Umame ve başkasının hadisinde: “Bana muharebe meydanı okudu.” İbni Mace1 zayıf bir senetle Muaz bin Cebel’den tahriç etti, o Peygamber (s.a.v.)’i işitti şöyle buyuruyor: “Riyanın hafifi şirktir, kim benim bir velime düşmanlık ederse, Allah’a harb meydanına düelloya çıkmıştır, Allah takvalı ebrar, yokluklarında yokluğu aranılmayan (bilinmeyen) varlıklarında çağrılmayan gizli bilinmeyen (kimseleri) sever, onların kalbleri hidayet lamlabalarıdır, her tozlu karanlıklardan çıkarlar” Allah’ın velilerinin dostluğu vaciptir, düşmanlıkları haramdır, yine onlara düşmanlık edenlere de düşmanlık farzdır, domstlukları haramdır. Allah Teala buyurdu ki: (Benim ve sizin düşmanlarınızı dostlar edinmeyin)(Mümtehine: 60/1) ve buyurdu ki: (Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Rasul’üdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekatı verirler. Kim Allah’ı, Rasulünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah’ın tarafını tutanlardır). (Maide: 4/55-56)

Onların kendini sevdiği kendisinin onları sevdiği sevdiklerini, müminlere alçak gönüllü, kafrilere onurlu olarak vasfetti. İmam Ahmed Zühd kitabında Vehb bin Münebbihte şöyle dediğini rivayet etti: “Allah Teala konuşurken Musa aleyhisselam şöyle buyurdu: Bil ki kim benim velimi küçümserse veya onu korkutursa, bana savaş düellosu yapmıştır. Bana düşmanlık etmiştir, nefsine teşvik etmiş beni davet etmiştir, ben velilerimin yardımına en fazla sürat gösterenim, bana muharebe eden aciz bırakacağını mı zannediyor veya bana düello açan beni yeneceğini veya benden kurtulacağını mı zannediyor? Nasıl, ben dünya ve ahirtte de onlar için (veliler için) için intikam alıcıyım, onlara yardımı başkasına havale etmem.”

Bil ki bütün masiyetler Allah’a muharebedir, Hasan bin Adem dedi ki: Senin Allah ile harb etmeye güçün var mı? Çünkü Allah’a asi olan ona muharebe etmiştir. Fakat günah her ne zaman daha çirkin olsa, Allah’a muharebede daha şiddetli olur, bunun için AllahTeala faiz yiyenleri ve yol kesicileri Allah’a harb edenler diye isimlendirdi. Çünkü onların kullarına zulümleri büyüktür ve biladında fesada koşmuşlardır, evliyasına düşmanlıkta böyledir. Çünkü Allah Teala evliyasında yardımı kendi üstlenmiştir, onları sever destekler, kim onlara düşmanlık ederse Allah’a düşmanlık etmiş ve onunla muharebe etmiştir. Hadiste Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğu rivayet edildi: “Ashabım hakkında Allah’tan korkun, onları hedef edinmeyiniz, kim onlara eziyet ederse bana eziyet Allah’tan korkun, onları hedef edinmeyiniz, kimse onlara eziyet ederse bana eziyet etmiştir, kim bana eziyet ederse Allah’a eziyet etmiştir, kim Allah’a eziyet ederse onu alması yakın olur” bunu Tirmizi ve başkası tahric etti.1

“Kulum bana kendisine farz kıldığım şeyi yerine getirme gibi hiçbir şeyle bana yaklaşmamış, kulumun nafilelerle kendisini sevinceye kadar bana yaklaşmaya devam eder” evliyasına düşmanlığın kendisine muharebe olduğunu zikredince bundan sonra kendilerine düşmanlığın haram olduğu evliyasını zikretti ve kendisine yaklaşılacak şeyi zikretti, müvalatın aslı:Yakınlıktır, muadatın aslı: Uzaklıktır, evliyaullah: Allah’a yakınlaşılacak şeylerle yaklaşanlardır, onun düşmanları: Kendilerini kovmayı ve kendinden uzaklaştırmayı gerektiren amellrinden dolayı kendinden uzaklaştığı kimselerdir, yakın kılnmış evliyasını iki kısma ayırdı, birincisi kendisine farzları yerine getirerek, yaklaşan kimse bu vaciplerin yapılmasını da kapsar, haramların terkini de kapsar, çünkü bunların hepsi Allah’ın kullarına farzdır.

İkincisi: Farzlardan sonra nafilelerle kendisine yaklaşan kimse bununla Allah’a yaklaştıracak onun sevgisine rasulün dili üzere kanunlaştırdığı itaattan başka bir yol yoktur, kim Allah’ı velayetini ve sevgisini iddia ediyorsa, bu yol dışında iddia ediyorsa davasında yalancı olduğu ortaya çıkmıştır, yine müşrikler Allah’a kendinden başka taptıkları şeylerle yaklaşıyorlardı, Allah Teala onlardan hikaye ederek buyurdu ki: (Onlara bizi sadece Allah’a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz) (Zümer: 39/3) yine Allah yahudi ve hristiyanlarda hikaye etti ve buyurdu onlara dediler ki: (Biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz) (Maide: 5/18) bununla birlikte rasulünü yalanmaya ısrarla devam ediyorlar, Allah’ın yasaklarını işliyorlar farzlarını terkediyorlardı, bunun için bu hadiste Allah’ın velilerinin iki derece üzere olduğunu zikretti, birincisi: Kendisine farzları yerine getirerek yaklaşanlar, bunlar ashabul yeminden orta dereceli olanlardır, farzları yerine getirmek, Ömer bin Hattab’ın dediği gibi amelerin en faziletlisidir: Amellerin en faziletlisi Allah’ın farz kıldığıdır ve Allah’ın haram kıldığından sakınmak, Allah’ın katındakine doğru iyette bulunmaktır.

Yine Ebu Nuaym Hilye’de: 1/5 tahric etti, senedinde Ebu Ubade İsa bin Abdurrahman ez-Zerki var, Nesai onu terketti, Ebu Züra dedi ki: Kuvvetli değildir, Ebu Davud dedi ki: Metrüke benzerdir. (Mizanul itidal: 3/3178).

(1) Tirmizi Ahmed ibni Hibban Abdullah bin Muğaffel’den tahric etti, Tirmizi dedi ki: Bu hadis hasen garibtir, ancak bu vecihten biliyoruz Sünnenüt Tirmizi rakam: 3861.

Ömer bin Abdulaziz hutbesinde dedi ki: İbadetlerin en efdali farzları yerine getirmek ve haramlardan kaçınmaktır.1 Çünkü Allah kulların kendine yaklaştırmak rızasını ve rahmeti gerekli kılmak için farzları farz kıldı, ona yaklaştıran farzların en büyüğü namazdır, Allah Teala buyurdu ki: (Secde et yaklaş) (Alak: 96/19) Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Sizden biriniz namaz kılarken rabbine fısıldıyordur veya Rabbi ona fısıldıyordur”4 ve buyurdu ki: “Kul (başka tarafa) dönmedikçe Allah namazında kulun yüzüne karşı olur.”5

Allah’a yaklaştıran farzlardan biri de: Raiyetine adaletle davranmaktır, bu ister genel raiyet -hakim gibi- veya özel raiyet olsun- insanlardan herhangi birinin çocuğuna veya ehline karşı- olduğu gibi özel adalet olsun aynıdır, Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz raiyyetinden mesuldür.”6

Müslim’in Sahih’inde7 Abdullah bin Amr Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Adaletliler, Rahmanın sağında Allah katında -her iki eli de sağdır- nurdan minberler üzerindedir, onlar hükümlerinde, ehillerinde ve yönettikleri kesimde adalet ederler.”Tirmizi de8 Abdullah bin Amr Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Kıyamet günü kulların Allah’a en sevimlisi ve ona en yakını adaletli önderdir.”

İkinci derece: Önde giden mukarrabinlerin derecesidir, bunlar farzlardan sonra nafilelelrde gayret göstererek S:224 ve ince mekruhlardan vera (şiddetli takva) ile sakınarak Allah’a yaklaşmış kimselerdir, bu kul için Allah’ın sevgisini gerekli kılar Allah’ın buyurduğu gibi:“Kulum nafilelerle kendini sevinceye kadar bana yaklaşmaya devam eder.”Allah kimi severse ona sevgisini itaatını zikriyle uğraşmasını verir, bu da ona yakınlığı gerekli kılar, onun katındakiyle hazlanmayı gerekli kılar Allah Teala buyurdu ki: (Sizden kim dininden dönerse Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve zorlu kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir (bunlar)Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir) (Maide: 5/54) Bu ayet kim bizim sevgimizden yüz çevirirse ve buna aldırmazsa, biz onu bu bağışa daha layık biriyle değiştiririz, kim Allah’dan yüz çevirirse Allah’a karşı bedel (yerini tutacak) biri onun için yoktur, Allah için o kişinin yerine yerini tutacak çok kimseler vardır, manasına işaret ediyor.

Benim için ondan başka meşgu edici yoktur benim için onun sevgisiniden uzaklaştıracak bir şey yoktur ne yapayım emelim boşa çıkarsa benim için bedel vardır benim için onun yerine bedel yoktur (bir şiirdir). Eserlerin bazısında Allah Teala buyuruyor ki: “Ademoğlu, beni iste beni bulursun beni bulursan herşeyi bulursun, beni kaçırırsan herşeyi kaçırırsın, ben sana her şeyden daha sevimliyim.”

Zünnun şu beyitleri gece çoça tekrarlıyordu:Nefisleriniz için benim bulduğunuz şey gibisini isteyin. Benim için huzur buldum sevgisinde zorluk yoktur. Eğer uzaklaşsam beni yaklaştırır eğer ona yaklaşsam yaklaşır.2 Kim Allah’ı kaybetmişse eğer bütün cenneti de elde etse aldanmıştır, bir sivrisinek kanadına denk gelmeyen dünyanın değersiz şeyini elde etmişse durum daha da kötüdür. Bunun için denildi ki: Seni bir gün görmeyi kaçıran bütün vakitlerini kaçırmıştır. Hangi ülkede olursam olayım benim yüzüm sana dönüktür. Sonra kendilerini Allah’ın sevdiği onların da O’nu sevdiği kimselerin vasfını zikretti:(Müminlere karşı alçak gönüllü kafirlere karşı onurlu ve zorludurlar)

(1)Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 5/296.

(3)Hadis sahihtir, Ebu Hureyre’den Müslim, Ebu Davud ve Nesai tahric etti.

(4)Sahihtir, Enes’ten Buhari tahric etti.

(5)Tirmizi Haris el-Eşari’den tahric etti ve dedi ki:Bu hadis hasen, sahih, garibtir.

(6)Sahihtir, ibni Ömer’den Ahmed, Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 8/281 Feyzul kadir ve camiussağir.

(7) Sahihtir Müslim ve Nesai ibni Amr’dan tahric etti.

(8) Tirmizi: (1329) “İnsanların en sevimlisi” lafzıyla tahric etti ve dedi ki: Bu hadis hasen, garibtir ancak bu vecihten biliyoruz, yine Ahmed Beyheki ve Beğavi tahric etti.

(2)Beyitlere Ebu Nuam’ın Hilye’sinde bak: (9/344).

Yani onlar müminlere yumuşaklıkla kanat germekle (şefkatle) kafirler onurla, şiddet ve kabalıkla muamele ediyorlar, onlar Allah’ı sevince onu seven evliyasını da seviyorlar, onlara şefkat, acıma ve sevgi muamelesi yapıyorlar, Ona (Allah’a) düşmanlık edenlere de şiddet ve katılık muamelesi yapıyorlar Allah Teala buyurdu ki: (Kafirlere şiddetlidirler, kendi aralarında merhametlidirler)(Fetih: 48/29) (Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar)(Maide: 5/54) Çünkü sevilenin düşmanlarıyla mücahede sevginin tamalayıcısıdır, yine Allah yolunda cihad delille davetten sonra Allah’tan yüz çevirenleri geri ona kılıç ve süngüyle davettir, Allah için seven yaratıkların hepsini Allah’a çekmeyi sever, kim davete yumuşak ve şefkatle ibadet etmezse, şiddetle davete ihtiyaç duyar: “Rabbın zincirlerle cennete götürülen kavme şaştı.”3 (Onlar kınayıcının kınamasından korkmazlar) sevene sevdiğini razı edecek şeyde başka bir tasa yoktur, onun razı olduğuna razı olur, kızdığına kızar, kim sevdiğinin sevgisi uğrunda kınanmaktan korkuyorsa sevgisinde sadık değildir:

Sevgim senin olduğun yerdedir benim için sizden geri kalma ve ya öne geçme (duygusu) yoktur.Senin sevgin yolunda kınamakta lezzet buluyorum bu senin zikrinden dolayıdır kınayıcılar beni kınasınlar4 (Bu Allah’ın fazlıdır, onu dilediğine verir) yani vasıfları zikredilen kendisinin onları sevdiği onların kendini sevdiği kimselerin derecesini verir. (Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir) ihsanı geniştir, ihsana müstehak olana fazlını verir, müstehak olmayandan engeller.

Davud (s.a.v.)’ın şöyle dediği rivayet edilir: “Allah’ım beni sevdiklerinden kıl, çünkü sen bir kulu seversen günahını bağışlarsın -büyükte olsa- azda olsa amelini kabul edersin” S: 226 Davud (s.a.v.) duasında diyor ki: “Allah’ım senin sevgin, sevdiğin kimsenin sevgisini, senin sevgine ulaştıracak amelin sevgisini istiyorum Allah’ım sevgini bana nefsimden, ehlimden, malımdan ve soğuk sudan daha sevimli kıl.”1 Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki:“Rabbim bana geldi, -yani uykuda- bana ey Muhammed de ki: Allah’ım senden sevgini, sevdiğin kimsenin sevgisini, sevgine ulaştıracak şeyin sevgisini istiyorum.”2

fiu daPegyamber (s.a.v.)’in duasındandı:“Allah’ım bana sevgisini, senin katında fayda verecek şeyin sevgisini rızık olarak ver, Allah’ım bana rızık olarak verdiğin sevdiğim şeyin senin sevdiğin şeye kuvvet kıl, Allah’ım benden sevdiğim şeyi dürdüğün (kaldırdığını) senin sevdiğin şey için boş kalma kıl.”3 Ondan şöyle dua ettiği rivayet edilir: “Allah’ım senin sevgini bana herşeyin en sevimlisi kıl, senin korkunu benim yanımda her şeyden daha korkulu kıl, sana kavuşma şevkiyle benden dünya hacetini kes, dünya ehlinin gözünü dünyalarıyla aydınlatırsan benim gözünü de senin ibadetinle aydınlat.”4 Bu derecenin ehli mukarrabindendir, onların sıkıntısı ancak kendilerinin sevdiği, Onun da onları sevdiği zata yaklaşmaktır.

Selefin biri dedi ki: Korku üzerine yapılan ameli belki ümit değiştirebilir, fakat sevgi üzerine yapılan amele gevşeklik gelmez, bazısının sözüde şöyledir:Kahramanlar kahramanlıklarından bıkarlarsa, seni sevenler sana çağırmaktan veseni hatırlamaktan bıkmazlar.

Ferkad es-Sebehi dedi ki: Bazı kitaplarda okudum ki:Kim Allah’ı severse onun yanında onun sevgisine tercih edilecek birşey olmaz, kim dünyayı severse onunda nefsinin sevgisinden daha fazla tercih edeceği birşey yoktur.Allah için seven emirler üzerine emir kılınmış bir emirdir, kıyamet günü onların topluluğu ilk topluluktur, onların meclisi orada en yakın meclistir.

(3) Sahihtir, Ebu Hureyre’den Ahmed, Buhari, Ebu Davud, ibni Hibban: “Rabbımız hayret etti” lafzıyla tahric etti. Camiulusul: 3/235.

(4) İki beyit Ebu’ş fiis Muhammed bin Abdullah bin Razin’indir, Di’bil el-Huzainin amcaoğludur, halife Reşid’in dönemindedir.

(1) Hadis hasendir, Tirmizi: (3485 Ebu Derda’dan şöyle dediğini tahric etti: Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Davud’un duasından şöyle demesiydi...” ve dedi ki: Bu hadis hasen garibtir. Yine Ahmed Malik’ten rivayetle tahric etti. Onun tarikiyleEbu Nuaym Hilye’de: (1/226) tahric etti, Rasulullah (s.a.v.) diyordu ki: “Allah’ım senin sevgini, sevdiğinin sevgisini istiyorum.”

(2) Sahihtir, Muaz bin Cebel’den Ahmed, Tirmizi: (3233) Hakim, ibni Huzeyme, Taberani Kebir’de tahric etti, Tirmizi dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

(3)Sahihtir, Abdullah bin Yezid el-Hatmi el-Ensari’den Tirmizi: (3486) tahric etti ve dedi ki: Bu hadis hasen garibtir, yine Abdullah bin Mübarek Zühd de tahric etti.

(4) Mürseldir, Ebu Nuaym Hilye’de: (8/282) Heysem bin Malik et-Tai’den tahirc etti.

Sevgi gayret ve yakınlığın son noktasıdır, sevenler Allah için uzun gayretlerinden usanmaycaklardır, onlar Allah’ı sever Allah’da onları sever, onlar Allah’ın yarattıklarına sevdirirler kulları arasında nasihatla gezerler ayıplar yüzlere vurulduğu kıyamet gününde onların amellerinden kendileri adına korkarlar, işte onlar Allah’ın velileri seçkin kimselerdir, onlar için ona kavuşma dışında rahat yoktur.

Fetih el Musilli dedi ki: Seven Allah sevgisiyle birlikte dünyada lezzet bulamaz, Allah’ın zikrinden göz açıp kapayıncaya kadar gafil olmaz.

Muhammed binNasr el-Harisi dedi ki:Allah’ı seven Ona yaklaşmaktan usanma duymaya yazdı. Bazısı dedi ki:Allah’ı seven kalbin kuşudur, çokça zikreder, gücü yeten vesilelerle Onun rızasına veliler arar, şevkle nafilelerle sebeblere yapışır.

Biri şöyle bir şiir söyledi:

Hizmet etmek için rabbine sevgi sahibi ol sevenler sevdiklerine hizmetkardırlar.

Başkası da şöyle bir şiir söyledi:

Sevenin sevgi isteğinden başka bir şeyi yoktur seven herhalde yener.

Nafilelerden kulun Allah’a yaklaştığı şeylerin en büyüğü Kuran okumak, onu anlayarak tefekkür ve tedebbürle dinlemektir.

Habab bin Eret bir adama dedi ki: Gücün yettiğince Allah’a yaklaş, bil ki sen Ona Onun kelamından daha sevimli bir şeyle yaklaşamazsın1 Tirmizi de2 Ebu Ümame’den merfu olarak rivayet edildi ki: “Allah’a kul Ondan çıkan (kelamı) gibi birşeyle yaklaşmamıştır” Kuran’ı kastediyor, sevenler yanında sevdiklerinin sözünden daha tatlı birşey yoktur, S: 228 O onların kalblerinin lezzeti ve isteklerinin en son noktasıdır.

Osman dedi ki:Eğer sizin kalbleriniz temizlenmiş olsaydı, Rabbinizin kelamına doymazdınız1 ibni Mesud dedi ki:Kim Kuran’ı severse Allah’ı ve rasulünü sever2 ariflerin biri müride dedi ki:

“Kuran ezberliyor musun?”

“Hayır” dedi,

“Allah’a dilediği imdat ne acaibtir!Kuran’ı ezberlemeyen mürid neyle nimetlenecek, Rabbine neyle yakaracak?”

Bazısı Kuran’ı çokça okuyor, sonra başka bir şeyle meşgul olup ta Kuran okuyamadığı zaman rüyada kendine şöyle diyen birini görüyordu: Beni sevdiğini zannediyorsan kitabıma niye cefa ettin. Ondaki benim lalif azarımı düşünmedin mi. Dil ve kalble yapılan çok zikir de böyledir (Allah’a yaklaştırır). Bezzar’ın Müsned’inde3 Muaz’dan şöyle dediği rivayet edildi:

“Ey Allah’ın Rasulü bana amellerin en üstünü ve Allah’a en yakın olanını bildir” dedim, buyurdu ki:

“Dilin Allah’ın zikriyle yaş olduğu halde ölmendir.”

Sahih hadiste Peygamber (s.a.v.)’den rivayet edildi ki:“Allah Teala buyuruyor ki:Ben kulumun zannıylayım, beni zikredince onunla beraberim, beni kendi nefsinde zikrederse, onu kendi nefsimde zikrederim, beni bir topluluk içinde zikrerse onlardan daha hayırlı bir topluluk içinde onu zikrederim.”4

Diğer bir hadiste: “Kulum beni zikrederse ve dudakları benimle hareket ederse ben kulumla beraberim.”5

(1)Hakim tahric etti ve doğruladı.

(2)Hadisin isnadı zayıftır, Ahmed, Taberani Kebir’de tahric etti, Ala bin Haris’ten dolayı zayıftır. Tirmizi: (2913)iki tarikten tahric etti birincisi zayıf bir senetle Bekir bin Huneys’ten tahric etti, o da Leys bin Ebi Süleym’den, o da Zeyd bin Ertad’dan, o da Ebu Ümame’den rivayet etti, Ebu Ümame’den önceki adamlar zayıftırlar, Tirmizi dedi ki:Bekir bin Huneys hakkında ibni Mübarek konuştu ve onu ömrünün sonunda terketti. İkincisi:Zeyd bin Ertat’dan, o da Cübeyr bin Nüfeyr’den, o da Peygamber (s.a.v.)’den mürsel olarak rivayet etti, senedinde Ala bin Haris var, karıştırmayala itham edildi.

(1)Ahmed, Ebu Nuaym Hilye’de:(7/300)munkatı bir isnatla Süfyan bin Uyeyne tarikiyle tahric etti, tamamlayıcısı şudur: “Üzerime Allah’ın kelamına -mushafta- bakmaksızın ne gece ne de gündüzün geçmesini sevmem.”

(2)Sabit eserdir, Taberani tahric etti, Heysemi Mecma’da: (7/165) dedi ki:Adamları güvenilirdir.

(3)Bezzar tahric etti, Heysemi Mecma’da: (10/74) dedi ki: İsnadı güzeldir, Taberani bir çok isnatlarla tahric etti, birinde:Halid bin Yezid bin Abdurrahman bin Ebi Malik var onu bir topluluk zayıfladı, Ebu Zür’a ed-Dimeşki ve başkası kuvvetli saydı, geri kalan adamlar güvenilirdir, yine ibni Hibban sahihinde tahric etti. (Terğib ve terhib: 2/395).

(4)Sahihtir, Ebu Hureyre’den Ahmed, Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai, ibni Mace, ibni Hibban tahric etti (Terğib ve Terhib: 2/393).

(5)Sahihtir Ebu Hureyre’den Ahmed, ibni Mace: “O beni a beraberim ve dudakları benimle hareket edince (beraberim)” ibni Hibban sahihinde tahric etti (Terğib ve Terhib: 2/394).

Allah azze ve celle buyurdu ki: (Beni zikredin, sizi zikredeyim) (Bakara: 2/152) Peygamber (s.a.v.) tekbir ve tehille seslerini yükseltenleri duyunca, -bir seferdeyken-onlara dedi ki:“Siz ne sağıra ne de gaibe dua ediyorsunuz, işiten ve yakın olana dua ediyorsunuz, o sizinle beraberdir.”

Bir rivvayette de: “O size bineklerinizin boyunlarından daha yakındır.”2 Ahbabını (sevdiklerini ve evliyasını sevmekte bundandır, onun uğrunda düşmanlarına düşmanlıkta bunlardandır. Ebu Davud’un süneninde Ömer (r.a.) dedi ki:Allah’ın kulların öyle insanlar var ki, onlar ne peygamberdirler ne de şehiddirler, Allah katındaki mertebelerinden dolayı onlara peygamberler ve şehidler gıbta ederler, derler ki:

“Ey Allah’ın Rasulu onlar kimdir” buyurdu ki:

“Aralarında akrabalık olmaksızın Allah’ın ruhuyla birbirini seven topluluktur ve bunların aralarında mal alış verişi de yoktur, vallahi onların yüzleri nurdur, onlar nurdan minberler üzerindedirler, insanlar korkarken onlar korkmazlar, insanlar üzülürken onlar üzülmezler” sonra şu ayeti okudu:(Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.)(Yunus: 10/62)3

Bunun benzeri Ebu Malik el-Eşari’den rivayet edildi, o da Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Allah’a yakınlıklarından ve makamlarından dolayı onlara peygamberler gıpta eder.”4 Müsned’de5 Amr bin Cemuh Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Kul açık imanı Allah için sevinceye, Allah için buğzedinceye kadar bulamaz, Allah için sevince ve Allah için buğzedince Allah’dan dostluğa hak kazanır, kullarımdan benim velilerim ve yaratıklarımdan bnim sevdiklerim benim zikrimle zikrolunanlar, onların zikriyle benim zikroluduğum kimselerdir.”

Mürteiş soruldu ki:

“Sevgiye nasıl nail olunur!”dedi ki:

“Allah’ın velilerini dost edinmek, düşmanlarını düşman edinmekle” S:230 bunun aslı muvamfakattır.1 Zühd de2 imam Ahmed Ata bin Yesar’ın şöyle dediğini rivayet tti:Msua (a.s.) dedi ki:

“Ya Rab arşın gölgesinde gölgelendirdiğin ehlin kimdir?” buyurdu ki:

“Ya Musa, onlar elleri beri (başkasına eziyeti olmayan) kalbleri temiz, benim celalim ile birbirlerini sevenlerdir, onlar ben zikrolunduğum zaman beni zikrederler, onlar zikrolunursa ben de onlarla zikrolunurum, hoşlanılmayan durumlarda abdestini tam alırlar, atmacaların yuvalarına döndüğü gibi zikrime dönerler, çocuğun insanların sevgisine alaka duyduğu gibi sevgime alaka duyarlar, kaplana harbedildiği zaman kızdığı gibi, bana harb helal görüldüğü zaman kızarlar.”

“Onu sevince işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum.” Bazı rivayetlerdi: “Aklettiği kalbi, konuştuğu dili olurum.”Bununla murad, kim farzlarla, sonra nafilelerle Allah’a yaklaşmaya gayret gösterirse, Allah onu yaklaştırır ve onu iman derecesinden ihsan derecesine yükseltir ve o Allah’a huzur ve murakabe ile ibadet eder, sanki onu görüyor, kalbi Allah’ın sevgisi, marifeti, azameti, korkusu, heybeti, icalli, dostluğu, şevki ile dolar, hatta kalbindeki bu marifet gözle görülür olur, denildi ki: Kalbte yerleşmiştir onu imar eder onu unutmam ve zikrederim. Kulağımdan ve gözümden kayboldu kalbimin derinlikleri onu görüyor.

Fudayl bin İyad dedi ki:Allah Teala buyuruyor ki:“Beni sevdiğini iddia edipte, benden gafil uyuyan yalan söyledi, her seven sevdiğiyle yalnız kalmak istemez mi? İşte ben beni sevenleri bilirim, onlar beni iki gözleri arasında bilirler, bana görerek hitap derler, huzurla benimle konuşlurlar, yarın cennetlerimde onların gözlelerini aydınlatacağım.”

Seven, yaklaşanların kalbinde bu kalbleri onunla doluncaya kadar devam eder, kalblerinde onda başkası kalmaz, azaları ancak kalblerindeki şeye göre hareket eder, ona uygun hareket eder, onun hali gibi olana denildi ki:Kalbinde Allah’tan başka birşey kalmadı, murad onun marifeti, sevgisi ve zikridir.

(2) Sahihtir, Ebu Musa el-Eşari’den Buhari, Müslim, Tirmizi ve Ebu Davud tahric etti Camiulusul: 5/16.

(3) Hadis Ömer’den munkatı bir isnatla Ebu Davud, Ebu Nuaym tarafından Hilye’de: (1/5) Amr bin Cerir tarikiyle o da Ömer’den rivayet etti. Yine Ebu Hureyre’den sahih bir isnatla rivayet edildi, bunu Nesai, ibni Hibban yakın bir lafızla tahric etti. (Terğib ve Terhib: 4/20).

(4)Ahmed, Ebu Ya’la güzel bir isnatla tahric etti, Hakim de tahric etti ve dedi ki:İsnaddı sahihtir. (Terğib ve Terhib:4/22.

(5)Zayıftır, Ahmed, ibni Ebiddünya tahric etti, Heysemi Mecma’da dedi ki:(1/89) Seneidnde Rüşdin bin Sa’d var o zayıftır.

(1)Bunu Sülemi Tabakatı Sufiyye’de zikretti.

(2) Ahmed Zühd’de Ata’an tahric etti ve ibni Ebiddünya ve Ebu Nuaym Hilye’de: (3/222) Zeyd bin Eslem’den tahric etti.

Bu manada İsraili meşhur bir eser vardır, Allah buyuruyor ki:“Ben göklerime ve yeryüzüme sığmadım, fakat mümin kulumun kalbine sığdım.”1 Ariflerin bazısı dedi ki:Ondan sakının, o çok ğayurdur (kıskanç) kulunun kalbinde kendinden başkasını görmek istemez. Bu manada bazısı dedi ki: Gönlümde insanlar için yer yok orada senin sevgin ziyade hatta onu doldurdu diğeri de dedi ki: Kalbim onların sevgisince kalıba konuldu onun sevgisinin dışında orada yer yok bu manaya işaret ederek Peygamber (s.a.v.)Medine’ye gelince hutbesinde buyurdu ki:“Allah’ı bütün kalbinizle seviniz” bunu ibni İshak “Siyret”inde zikretti2 ne zaman kalb onun azametiyle dolsa, bu onun dışındakileri siler, kul için nefsi ve hevası ve mevlasının istediğinden başka bir şey kalmaz, o zaman kul ancak onun zikriyle konuşur, onun emriyle hareket eder, konuşursa Allah ile, dinlerse onunla dinler, bakarsa onunla bakar, tutarsa onunla tutar işte:“Onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum” sözünden murad budur.

Kim bundan başka şeye işaret ediyorsa hulul ve ittihad (Allah’ın onda birleşmesi ve ona girmesi) gibi küfür manaya işaret ediyordur, Allah ve Rasulü bu ikisinden beridir. Bundan dolayı selefin bazısı Süleyman et Teymi gibisi diyordu ki:Allah’a isyan edilmesi iyi değildir. Seleften bir kadın çocuklarına tavsiye etti ve onlara dedi ki:Allah sevgisini ve itaatını adet edinin, çünkü müttakiler taatla üfletlenirler, ondan başkasıyla azaları vahşilerişir, eğer melun (şeytan) onlara bir masiyetle belirse masiyetutanarak geçer ve onlar ona itiraz ederler.

Bu manada Ali bin Ebi Talib’in sözü vardır:Biz Ömer’in şeytanının ona bir suç emretmekten korktuğunun görüşündeyiz3 S:232 Daha önce bunun özel tevhid sırlarından olduğuna işaret ettik. Çünkü La ilahe illallah’ın manası:Ondan başkası sevme, ümit etme, korkma ve itatta ilah edilemez, kalbte tam tevhid gerçekleşirse orada Allah’ın sevdiğinden başkasının sevgisi kalmaz, onun hoşnutsuzluğunun dışında hoşnutsuzluk kalmaz, kimin hali böyle olura azaları ancak Allah’a itaata yönelir günahlar ancak Allah’ın sevdiğini sevmemekten veya sevmediğini sevmekten kaynaklanır, bu da Allah’ın sevgi ve korkusunun önüne nefsin hevasını geçirmekle olur, bu da vacip olan tevhidi yaralar, kul bazı farzları yerine getirmede ve haramları terketmede tefrite düşer, kimin kalbinde Allah’ın tevhidi gerçekleşirse onun için Allah yolundaki ve onu razı edecek şeyin sıkıntısı kalır.

Merfu olarak şu hadis varid oldu: “Kim tasası Allah’tan başkası olarak sabahlarsa, Allah’tan değildir.”2 İmam Ahmed Übey bin Kab’tan mevkuf şöyle dediğini tahric etti:Kim en büyük tasası Allah’tan başkası olarak sabahlarsa, Allah değildir.”Ariflerin biri dedi ki:Kim sana onun velisinin ondan başka tasası var derse onu doğrulama. Davudu Tai gece şöyle nida ediyordu:senin tasan beni tasaslardan atıl (tembel) bıraktı, benimle isteklerim arasına girdi, sana bakmaya şevkim lezzetlerimden daha sağlamdır, benimle şehvetlerim arasında girmiştir, ey cömert ben senin hapishanende istenilenim.3

(1)Iraki tahric etti ve dedi ki:Onun için bir asıl görmedim, ibni Teymiye de böyle dedi:bu İsrailiyatta zikredildi, Peygamber (s.a.v.)’den bilinen bir isnadı yoktur. Manası:Kalbi bana imanla sevgiyle ve benim marifetimle genişledi. (Mekasıdul hasene, Sehavi S: 373).

(2) Yine ibni İshak tarikiyle Beyheki Delailün nübüvve de tahric etti fakat mürseldir.

(1)İbnül Cevzi’nin Ömer’in menakıbına bak.

(2)Hadis uydurmadır. Hakim ibni Mesud’dan tahric etti, senedinde İshak bin Bişr Adem var, Zehebi dedi ki:Zannediyorum ki haber uydurmadır. (Feyzul Kadir: 6/67)Ebu Nuaym Hilye’de:(3/48)Enes bin Malik’ten tahric etti, senedinde Vehb bin Raşid var, o münkerdir, ibni Hibban böyle dedi, Ferkad es-Sindi zayıftır.

(3)Ebu Nuaym Hilye’de zikretti: (7/357).

Bu manada bazısı diyor ki: Dediler ki:bizi bırakıp başkasıyla meşgul oldu, bize bedel birini seçti bu unutan hainin fiilidir. Sizin muhabbetinizi bırakıp sizi hatırlamaksızın nasıl kalbimi meşgu ederim ey benim bütün meşguliyetlerim; “Eğer benden isterse ona veririm, bana sığınırsa onu korurum” başka bir rivayette:

“Eğer bana dua ederse ona icabet ederim, benden isterse ona veririm” Yani: Bu sevilen yaklaşmış kimsenin Allah katında Allah’tan bir şey istediği zaman kendine vereceği, sığındığı zaman koruyacağı, dua edince icabet edeceği özel bir yeri var, Allah katında değerinden dolayı duası kabul olunan oluyor, selefi salihin çoğu duanın isabetiyle biliniyordu, sahih rivayet edildi ki: Nasr kızı Rubeyyi bir cariyenin ön iki dişini kırdı, onlara noksanın kıymetiyle telafisini teklif ettiler, kabul etmediler, affı talep ettiler kabul etmediler, Rasulullah (s.a.v.) aralarında kısasla hükmetti, Nadr oğlu Enes dedi ki: Rübeyyi’nin ön iki dişini kırıyor musun? Seni hak ile gönderen yemin olsun ki onun ön iki dişini kırmayacaksın, bunun üzerine kavim razı oldular ve noksanın bedelini aldılar, Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Allah’ın kullarından öyle kimseler var ki, Allah üzerine yemin etse yemininde onu temize çıkarır.”1

Hakim’in sahihinde2 Enes’ten, o da Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğu rivayet edildi: “Nice zayıf, zayıf düşürülmüş iki eski elbiseli kimse vardır ki eğer Allah üzerine yemin etse Allah onu temize çıkarır, Bera bin Malik onlardandır.” Bera müşriklerden bir toplulukla karşılaştı, müslümanlar ona dedi ki:

“Rabbine yemin et” dedi ki:

“Ya Rab sana yemin ediyorum ki omuzlarını bize bağışlayacaksın (bizi galip edeceksin)” bu dua üzerine onları Allah galip etti, sonra başka bir kere yine karşılaştılar dediler ki:

“Rabbine yemin et” dedi ki:

“Ya rab sana yemin ettim ki bizi galip kılıp, beni peygamberine kavuştur” bunun üzerine Allah onları üstün kıldı ve Bera öldürüldü. İbniEbiddünya3 rivayet etti ki Numan bin Kavkal Uhud günü dedi ki: “Allah’ım senin üzerine yemin ediyorum ki, ben öldürülüp cennete gireceğim” bunun üzerine öldürüldü. Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Numan Allah’a yemin etti, (Allah) onu (yemininde) temize çıkardı.

Ebu Nuaym Said’den isnatla rivayet etti: Abdullah bin Cahş Uhud günü dedi ki: Ya Rab yarın düşmanla karşılaşınca beni kendisiyle savaşacağım, kendisi de benimle savaşacak, sonra kulağımı ve burnumu kesecek savaşta şiddetli, öfkesi şiddetli bir adamla karşılaştır, yarın (kıyamette) senin huzuruna gelirsem, dersin.“Ey Abdullah senin burnunu ve kulağını kim kesti?”

S:234. Bende: Senin ve Rasulünün yolunda derim sende doğru söyledin, dersin. Said dedi ki: Gündüzün sonunda onunla karşılaştım burnu ve kulağı bir ipte asılıydı.1

Sad bin EbiVakkas’ın duası kabul olunurdu, bir adam ona yalan isnat etti, bunun üzerine (Sad) dedi ki: Allah’ım eğer o yalancı esir gözünü kör et ve ömrünü uzun et, fitnelere maruz et, bunun üzerine adama bütün bunların hepsi isabet etti, sokaklarda komşulara diyordu ki: Yaşlı, ihtiyar, imtihan olunmuş, bana Sad’ın duası isabet etti.2

Ali’ye söven bir adam işitti ve ona beddua etti, henüz yerinden ayrılmamıştı ki ürkmüş bir deve iki ayağıyla öldürene kadar onu çiğnedi.2 Said bin Zeyd’in karısı Sad’ın arazisi hususunda Sad’la çekişti, araziyi kendinden aldığını iddia etti, (Sad) dedi ki:Allah’ım eğer yalancıysa gözünü kör et ve arazisinde öldür, bunun üzerine gözü kör oldu, bir gece arazisinden yürürken içinde ki kuyuya düştü ve öldü.4

Ala bin Hadrami bir yolculuktaydı susadılar, bunun üzerine namaz kıldı ve dedi ki: Ey Allah’ım, ey Alim, ey Halim, ey Aliy, ey Aziz biz senin kullarınızız, senin yolunda düşmanlarınla savaşıyoruz, bizi bir yağmurla sula, ondan içelim ve abdest alalım, o yağmurda bizden başkasına nasip verme, az bir şey yürüdüler fışkıran bir yağmur suyu buldular, içtiler ve kaplarını doldurdular, sonra yürüdüler, arkadaşlarının bazısı nehrin yerine döndü bir şey göremedi, sanki yerinde hiç su olmamış gibiydi.5 Enes bin Malik Basra’da arazisinin susuzluğundan şikayet etti, abdest aldı iki rekat namaz kıldı ve dua etti, bunun üzerine yağmur geldi ve arazisini suladı, yağmur arazisinden başka yere çok az dışında gitmedi.6

Ebu Musa el-Eşari zamanında Basra’da kamıştan evler yandı ortada yanmamış bir kamış ev kaldı.

(1)Enes bin Nadr’dan sahih bir hadistir, Buhari, Müslim, Ebu Davud,Nesai, İbni Mace tahric etti (Camiul usul: 11/16-17).

(2)Sahihtir, Hakim tahric etti ve doğruladı, Zehebi teyid etti. Tirmizi tahric etti. (Enes bin Malik’ten) 3853, lafzı şudur: “Nice saçı dağınık, tozlu ehemmiyet verilmeyen eski iki elbiseli kimse vardır ki, eğer Allah’a yemin etse Allah onu temize çıkarır, Bera bin Malik onlardandır.”Tirmizi dedi ki: Bu vecihten bu hadis hasen,s ahihtir.

(3)Daveti icabet olunanlar kitabında tahric etti, rakam: 22.

(1) Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 1/109.

(2)Buhari Cabir Semure’den tahric etti. Camiul usul: 10/12.

(3)Eser sahihtir, İbni Ebiddünya ve Taberani Kebir’de tahric etti, Heysemi Mecma’da dedi ki: (9/154)Adamlar, sahih rivayet adamlarıdır.

(4) Müslim sahihinde tahric etti.

(5) İbni Ebiddünya ve Ebu Nuaym hilyede tahric etti: 1/7 ve sonrası.

(6) İbni Ebiddünya ve ibni Sad tabakatında tahric etti.

Ebu Musa kamış ev sahibine dedi ki:

“Senin kamış evinin durumu nedir ki yanmadı?”Dedi ki:

“Ben onu yakmayacağı üzerine Allah’a yemin ettim”Ebu Musa dedi ki:

“Ben Rasulullah’ı (s.a.v.) işittim buyuruyor ki:“Ümmetimde başları tozlu, elbiseleri kirli adamlar vardır ki, eğer Allah’a yemin etseler, (Allah) onları temize çıkarır.”1

Ebu Müslim el-Havlani duasının kabulüyle meşhurdu, geyiğe rastlıyordu, çocuklar ona bizim için Allah’a dua ette bu geyiği bize hapsetsin, bunun üzerine dua ediyor ve Allah onu hapsediyor, hatta elleriyle onu tutuyorlar.2

Bir kadına beddua etti, bunun üzerine gözü anında kör oldu, kadın ona geldi Allah hakkı için ona seslendi ve dilekte bulundu, bunun üzerine ona acıdı ve Allah’a dua etti, Allah ona görmesini geri verdi aynı haline kadın geri döndü.3

Bir adam Mutarrif bin Abdullah bin fiihhir’e yalan isnat etti, bunun üzerine ona dedi ki: Eğer yalancıysan Allah senin ölümünü acele etsin, bunun üzerine adam olduğu yerde öldü.4 Haricilerden bir adam Hasan’ı Basri’nin meclisine geliyor ve onlara eziyet veriyordu, eziyeti artınca Hasan dedi ki:Allah’ım sen onun ettiği eziyeti bildin, dilediğin şekilde bizi ondan kurtar, adam ayaktayken yere düştü ancak evine tabutu üzerinde ölü olarak taşındı.5

Sıla bin Eşyem bir seferdeydi, katırı yüküyle birlikte gitti, insanlarda yolculuğa koyuldu, bunun üzerine kalktı namaz kıldı ve dedi ki:Allah’ım sana yemin ediyorum ki bana katırımı yüküyle birlikte geri vereceksin, bunun üzerine katır geldi önünde durdu.6

Bir keresinde Beriyyetü Kafrı Fica’daydı, Allah’tan yemek istedi arkasında bir öğün (yemek sesi) işitti, bir de baktı kibir elbise veya bir bez içinde bir zenbil S: 236 Taze hurma vardı, ondan yedi elbise de karısı Muaze el Adeviyye’nin yanında kaldı, o da saliha kadınlardandı.1

Muhammed bin Münkedir bir savaştaydı, arkadaşlarından bir adam ona dedi ki:

“Toplanmış taze hurma canım istiyor” ibnil Münkedir dedi ki:

“Rabbinizden yedirmesini isteyin size yedirsin, o kudretlidir” kavim dua etti, az bir şey yürüdüler ipli bir zenbil gördüler, taze hurmanın en iyisiydi, kavmin bazısı dedi ki:

“Keşke bal olsaydı” İbnil Münkedir dedi ki:

“Size toplanmış taze hurmayı yedirmeye gücü yeten balı yedirmeyede gücü yeter, ondan yedirmesini isteyiniz” bunun üzerine dua ettiler, az birşey yürüdüler, yol üzerinde bal kutusu buldular, indiler ve yediler.3

Habib el-Acemi Ebu Muhammed duasının kabulüyle bilinirdi, kafası kel bir çocuk için dua etti, ağladı ve göz yaşlarıyla çocuğun başını sildi, kalkmadan çocuğun başı karardı, insanların en güzel saçlısı haline döndü.4

Müzmin hastalığa tutulmuş bir adam sedyeyle getirildi, onun için dua etti, adam iki ayağı üzerine kalktı, sedyesini de boynunda taşıdı ve ailesine döndü.6 Açlık zamanında (kıtlık) çok yiyecek satın aldı ve miskinlere sadaka verdi, sonra biraz poşetler bağladı, yatağının altına koydu, sonra Allah’a dua etti, yemek sahibleri parasını istemeye geldiler, bu poşetleri çıkardı, bir de ne görsünler dirhemlerle dolu, onu saydılar baktılar ki tam alacakları kadar var ve alacaklarını onlara verdi.7

Bir adam onunla çok eğleniyordu, bunun üzerine Habib ona beddua etti ve adam baras hastalığına (alaca) yakalandı8 bir keresinde Malik bin Dinar’ın yanındaydı.

(1)Hadisin isnadı zayıftır, ibni Ebiddünya Evliya’da tahric etti.

(2)Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 2/129.

(3)Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 2/130.

(4)İbni Ebiddünya Mücabud’da ve kitabında tahric ettirakam: 92.

(6) Geçen merci rakam: 55.

(1)İbni Ebiddünya Mücabud’da ve de tahric etti rakam: 56.

(2) Mücabud Da’ve de, Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 3/151.

(3)Mücabud Dave’de tahric etti rakam: 96.

(4)Mücabud Dave rakam: 97.

(5)Geçen merci rakam: 97.

(6)Geçen merci rakam: 99, Hilye: 6/150.

(7)Mücabud dave rakam: 124.

Bir adam ona geldi, Malik’in dağıttığı dirhemlerden dolayı Malik’e kaba davrandı, bu iş uzayınca, Habib iki elini göğe kaldırdı ve dedi ki:Ey Allah’ım bu bizi seni anmaktan alıkoydu, dilediğin şekilde bizi ondan rahatlat, bunun üzerine adam yüz üstü ölü olarak düştü.1

Bir topluluk Allah yolunda bir savaşa çıktı, bazılarının eşeği vardı, eşek öldü arkadaşları yolculuğa devam etti, o zat kalktı, abdest aldı, namaz kıldı ve dedi ki:Allah’ım senin yolunda mücahid olarak ve senin rızanı isteyerek çıktım, ben şahidim sen ölüleri diriltiyorsun, kabirdekileri geri diriliyorsun, benim eşeğimi de dirilt, eşeğe gitti ve ona vurdu, eşek ayağa kalktı, kulaklarını salladı, ona bindi ve arkadaşlarına yetişti, sonra eşeği Kufe’de sattı.2

Bir topluluk Allah için çıktı, onlara şiddetli bir soğuk isabet etti, hatta nerde ise öleceklerdi, yanlarında büyük bir ağaç vardı, Allah’a dua ettiler, birden yandı, elbiselerini kuruttular, onunla ısındılar, ta güneş doğdu, ve ayrıldılar, güneş eski haline döndü.

Ebu Kılabe oruçlu hacca çıktı, yaz günü arkadaşları öne geçti, ona şiddetli bir susuzluk isabet etti, dedi ki:Allah’ım orucumu açmaksızın sen benim susuzluğumu gidermeye kadirsin, bunun üzerine bir bulut onu gölgelendirdi, onun üzerine yağmur yağdırdı, elbisesi ıslandı, ondan susuzluk gitti, indi havuzlar yaptı ve onu doldurdu, arkadaşları ona geldiler ve içtiler, arkadaşlarına bu yağmurdan hiç isabet etmedi3 bunun benzeri çoktur, sıralamak uzun sürer.

Dua kabul olunanların çoğu seleftendir, onlar belalara sabrediyordu, onun sevabını tercih ediyordu, ondan kurtulmak için dua etmiyordu. Rivayet edildi ki: Sad bin Ebi Vakkas insanların kendini dua kabulüyle bilmesi için onlar için dua ediyordu, ona denildi ki:

“Gözü kör olmuştu, gözün için Allah’a dua etsen” bunun üzerine dedi ki:

“Allah’ın kaderi benim gözümden bana daha sevimlidir.”

S:238 Biri cüzzama tutuldu, ona denildi ki:

“Bize senin Allah’ın ismi azamını bildiğin haberi ulaştı, sana gelen bu hastalığı gidermesi için Allah’tan istekte bulunsan?” Dedi ki:

“Ey kardeşimin oğlu beni o imtihan ediyor, ben ondan geri bana vermesini hoş görmüyorum.” İbrahim et-Teymi’ye denildi ki: -o Haccac’ın hapsindeydi-

“Keşke Allah’a dua etsen” dedi ki:

“Hakkında ecir alacağım şey için benden onu gidermesi ona dua etmekten hoşlanmıyorum.”

Yine Said bin Cübeyr öldürene kadar Haccac’ın eziyetine sabretti ve duası kabul olunan biriydi, sesiyle namaza kalktığı bir horozu vardı, bir gece vaktinde ötmedi, Said namaza kalkmadı, bu ona ağır geldi, dedi ki:Ona ne olmuş? Allah onun sesini kessin, horoz bundan sonra ötmedi, annesi ona dedi ki: Ey oğulcuğum bundan sonra hiçbir şeye beddua etme.1 Rabia’ya Allah katında değeri olan bir zikredildi ki:

“Bu zat insanların çöplüğe attığı şeylerle öğününü geçiriyor” adam dedi ki:

“Allah’ın kendisini buna muhtaç kılmaması için Allah’a dua etmesinde ne zarar var?” Rabia dedi ki:

“Allah’ın velile onlara birşey takdir ettiyse ona kızmazlar.” Hayve bin Yüreyh’in maişeti gerçekten dar idi, ona denildi ki:

“Sana genişlik vermesi için Allah’a keşke dua etsen” bunun üzerine yerden bir çakıl taşı aldı ve dedi ki:

“Allah’ım bunu altın kıl” avucunun içinde kalıp altın oldu ve dedi ki: “Dünyada ahiretten daha hayırlı birşey yoktur” sonra dedi ki: “O (Allah) kullarının neyin ıslah edeceğini daha iyi bilir”2 Belki mümin dua eder, Allah da ettiği şeyden başka bir şeyde hayır olduğunu bilir, kulun isteğine cevap vermez, ona daha hayırlısını bedel olarak verir, bu ya dünyada ya da ahirette olur.

Daha önce merfu hadiste geçmişti:Allah Teala buyurur ki: “Kullarımdan benden ibadetten bir kapı isteyen vardır, ben ona uçup girmemesi için onu ondan engellerim.”3

(1)İbni Ebiddünya Mücabuddave de zikretti rakam: 95.

(2)Mücabuddave.

(3)İbni Ebiddünya Mücabuddave de tahric etti rakam: 49.

(1) İbni Ebiddünya Mücabuddave de zikretti.

(2)Tahrici önce geçti.

(3)Taberani evsatta tahriç etti, Iraki doğruladı.

Taberani Salim bin Ebi’l Cad’dan tahric etti, o da Sevban’dan, o da Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Ümmetimden öyleleri vardır ki, eğer sizden birisi gelse ondan bir dinar istese vermez, eğer ondan bir dirhem istese vermez. Eğer ondan bir kuruş istese vermez, eğer Allah’dan cennet istese ona onu verir, o iki eski elbiseli, kendisine önem verilmeyendir, eğer Allah’a yemin etse, onu temize çıkarır.”1

Başkası Salim’den mürsel olarak tahric etti ve şu ziyadeyi yaptı: “Eğer Allah’dan dünyalık bir şey istese, ona ikram olsun diye onu ona vermez.” Yapacağım birşeyden mümin kulumun ruhunu almakta tereddüd ettiğim kadar tereddüd etmedim, o ölümden hoşlanmaz, bende ona kötülükten hoşlanmam.”Bununla murad Allah kullarına ölüme hükmetmiştir, buyurdu ki:(Her nefis ölümü tadacaktır.2

Ölüm:Ruhun cesedden ayrılmasıdır, bu da gerçekten büyük bir acıyla gerçekleşir, bu dünyada kula isabet eden acıların en büyüklerindendir. Ömer Ka’b’a dedi ki:

“Bana bu dünyada kula isabet eden acıların en büyüklerindendir.” Ömer Ka’ba dedi ki:

“Bana ölümden haber ver” dedi ki:

“Ey müminlerin emiri o Ademoğulunun içerisinde çok dikenli bir bir ağaç gibidir, ondaki damar ve mafsalları kuvvetlice çeker” bunun üzerine Ömer ağladı3 Amr bin As ölüm anındayken, oğlu ona ölümün sıfatından sordu, bunun üzerine dedi ki:“Vallahi sanki iki yanım tahta içinde, sanki ben iğne deliğinden nefes alıyorum, sanki dikenli bir dal iki ayağımdan başıma kadar çekiliyor.”4

Bir adama ölüm anında denildi ki:

“Kendini nasıl buluyorsun?” Dedi ki:

“Kendimi kuvvetlice çekiliyor, içimde çeşitli hançerler var, içerim tandır içinde kıpkırmızı ateş tutuşmuş yanıyor buluyordum.” Başkasına denildi ki:

“Kendini nasıl buluyorsun?”

“Kendimi gökyüzünün yeryüzü üzerine, benim üzerime kapanmış gibibuluyorum, nefsimi de sanki iğne deliğinden çıkıyor gibi buluyorum.” Ölüm bu şiddetle olunca ve Allah’da bütün kullarına bunu kesinlikle yazmışsa mutlaka olacaktır, Allah mümine kötülük ve eziyet etmekten hoşlanmaz, bunu mümin hakkında tereddüd olarak isimlendirdi.

S:240 Peygamberlere gelince onlar muhayyer kılınıncaya kadar ruhları alınmaz. Hasan dedi ki: Peygamberler ölümden hoşlanmayınca Allah onlara kendine kavuşmayı kolaylaştırdı, onlar ikramı sevdiklerinden dolayı onların ruhu alınırken onlar bunu seviyorlar, çünkü onlara gideceği makamlar gösteriliryor. Ayşe dedi ki:Rasulullah (s.a.v.)’in ölüm şiddetini gördükten sonra Allah’ın kendisine ölümü hafifleştirdiği bir kimseye imrenmiyorum.1 Dedi ki:Yanında bir su kabı vardı, elini su kabına girdiriyordu, sonra yüzümü su ile siliyor ve diyordu ki:“Allah’ım ölüm sekeratına karşı bana yardım et” dedi ki:Diyordu ki: “Lailahe illallah ölümün seker atı vardır.”2

Mürsel hadiste geldi ki, Peygamber (s.a.v.) buyuruyor ki: “Allah’ım sen ruhu damarlar, parmak boğumları ve bağırsaklar arasından çekiyorsun, Allah’ım ölüme karşı banayardım et, onu bana hafiflet.”3 Selefin bazısı ölüm anında zorluk çekmeyi evimli görüyordu, Ömer bin Abdul Aziz dedi ki: Ölüm seker atının bana hafif olmasını istemem, çünkü mümine keffaret olacak şeyin en sonuncusudur.”4

Nehai dedi ki:Onlar ölüm anında zorluk çekmeyi seviyorlardı.5

(1)Taberani Evsat’ta tahric etti, Heysemi Mecma’da: 10/26 dedi ki:Adamları sahih rivayet adamlarıdır, hafız Münziri Terğib ve Terhib’de dedi ki:Ravileriyle sahihte delil getirilen kimselerdir: 4/152.

(3)Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 5/365.

(4)İbni Sad Tabakat’ında tahric etti.

(1)Hadisin isnadı zayıftır, Tirmizi: (979) “Kimseye ölüm hafifletilmesinden dolayı imrenmiyorum...” lafzıyla tahric etti, Buhari, Müslim, Tirmizi Ayşe’den şu lafızla tahric etti: “Acının Rasulullah’a şiddetli olduğu kadar başka kimseye şiddetli olduğunu görmedim.” Camiul usul: 11/387.

(2)Buhari, Müslim, Ahmed, Tirmizi: 978, İbni Mace Ayşe (r.a.)’den tahric etti Camiul usul: 11/381-385.

(3)Hadis mudaldır,bir sahabe ve bir tabii senetten düştü, ibni Ebiddünya:“Zikrulmevt”te Tu’me bin ğaylan el-Cufi’den zikretti.

(4)Ahmed Zühd deEbu Nuaym Hilye’de tahric etti: 5/317.

(5)Ebu Nuaym Hilye’de ibrahim Nahai’den tahric etti: 4/232.

Bazısı ölümün şiddetli olup fitneye düşmekten korkuyordu. Kul ölümün kendine hafifletilmesini istediği zaman kendisine hafifletiliyor. Sahihayn’da Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğu rivayet edildi:“Mümine ölüm gelince, Allah’ın rızası ve ikramıyla müjdelenir. Onun için önündekinden daha sevimli bir şey yoktur, o Allah’a kavuşmayı, Allah’da onun kendine kavuşmasınısever1ibni Mesud dedi ki:Melek müminin ruhunu almak için geldiği zaman ona der ki:Rabbin sana selam söylüyor. Muhammed bin Kab dedi ki: Ölüm meleği ona der ki:Ey Allah’ın dostu sana selam olsun, Allah sana selam söylüyor, sonra dedi ki: (Onlar meleklerin tertemiz olarak canlarını aldıkları ve size selam olsun... dedikleri kimselerindir)2 (Nahl: 16/32) Zeyd bin Eslem dedi ki: Mümine ölüm anında melek gelir ve ona der ki: Varacağın yere karşı korkma, bunun üzerine Allah onun korkusunu giderir, ve melek dünya ve onun ehli üzerine üzülme, ve cennetle sana müjde olsun, ölür ve cennet müjdesi gelir.

Bezzar3 Abdullah bin Amr’dan tahric etti, o daPeygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğunu rivayet etti:“Yatağında bile olsa Allah mümin kulunun ölümüne sizden birinin değerli malına karşı cimriliğinden daha cimridir.” Zeyd bin Eslem dedi ki: Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Allah’ın öyle kulları vardır ki onlar dünya ve ahirette afiyet ehlidirler.”4 Sabit el Bünani dedi ki:Allah’ın öldürme ve acılar çektirmeye kıymadığı, ömürlerini uzattığı, rızıklarını bol verdiği, yataklalarında öldürdüğü ve şehidlerin postasına koyduğu kulları vardır.”5

Bunu ibni Ebiddünya ve Taberani zayıf vecihlerle tahric etti. Bazı lafızlarında şöyledir:

S:242 Allah’ın yaratıklarından kendilerine bela vermeyi istemediği, afiyet içerisinde yaşattığı, afiyet içinde öldürdüğü, afiyet içinde cennete girdiği seçkin kullarıvardır.”1

İbni Mesud ve başkası dedi ki:Ani ölüm mümin için hafifletmedir.

Ebu Sale el-Huşeni dedi ki:Ölüm anında sizin boğulduğunuz gibi boğulmamayı ümit ediyorum, bir gün evindeyken şöyle seslendiğini işittiler:Ey Abdurrahman, Abdurahman da Rasulullah (s.a.v.) ile birlikteyken öldürülmüştü, sonra evinin mescidine geldi, namaz kıldı, secdedeyken öldü.

Seleften bir cemaat namazda secdedeyken öldü. Bazısı ashabına diyordu ki: Ben sizin ölümünüz gibi ölmeyeceğim, fakat davet edileceğim ve icabet edeceğim. Bir gün ashabıyla birlikte oturuyordu, lebbeyk (emrine hazırım, buyur) dedi ve ölü olarak yere düştü. Bazısı arkadaşlarıyla otururken, şöyle dediğini işittiler:Ey filan icabet et, vallahi bu senin dünyadaki son anındır,bunun üzerine bu zat sıçradı ve dediki:Vallahi bu ölüm çağırıcısıdır ve arkadaşlarına veda etti, onlara selam verdi, sonra sese doğru gitti ve elçilere selam olsun, alemlerin Rabbine hamd olsun, sonra onlardan ses kesildi, izini takip ettiler, onu ölü olarak buldular.

Birisi mushaftan yazıyordu elinden kalemi yere koydu ve dedi ki:Eğer sizin ölümünüz böyleyse vallahi ölümünüz ne güzeldir, sonra ölü olarak yere düştü.

Diğeri oturmuş hadis yazıyordu, kalemi elinden bıraktı ve dedi ki:Ellerini yukarı kaldırdı. Allah’a dua etti ve öldü Allah ona rahmet etsin.

(1)Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai Ubade bin Samit ve Ayşe (r.a.)’den tahric etti. Camiulusul: 10/363 ve sonrası

(2) Muhammed bin Kab el-Kurazi’den Haberi’nin tefsirinde rivayet ettiği haberin nassı şudur (1/70): Mümin kulun benzi sararınca, ona melek gelir, ve:Selam sana ey Allah’ın velisi, Allah sana selam söylüyor, sona şu ayeti okudu: Onlar ki meleklerin canlarını tertemiz aldıkları....”

(3)Senedinde Abdurrahman bin Ziyad bin Enumel Afriki var İbnil Kattan onun hakkında dedi ki:Hak şudur ki o zayıftır Mizanul İtidal: (2/562-563).

(4)Mürseldir, ibni Ebiddünya: “el-Evliya”da tahric etti.

(5)İbni Ebiddünya el-Evliya’da tahric etti.

(1) Hadisinin adı zayıftır, İbni Ömer’den ibni Ebiddünya, Taberani Kebir ve Evsat’ta, Ebu Nuaym Hilye’de:

(1) 6) tahric etti, Heysemi Mecma’da dedi ki:(10/265-266) Senedinde Müslim bin Abdullah el-Hımsi var, onu bilmiyorum, Zehebi onu meçhul gördü, geri kalanları güvenilirdir.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS