OTUZBEŞİNCİ HADİS: İSLAMİ TOPLUMSAL AHLAK

OTUZBEŞİNCİ HADİS:

İSLAMİ TOPLUMSAL AHLAK

Ebu Hureyre (r.a.)’den şöyle dediği rivayet edildi: Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Birbirinize haset etmeyiniz, neceş yapmayınız (Malın fiyatını artırıp malı satın almamak) birbirinize buğzetmeyiniz, arka dönmeyiniz, bir kısmınız bir kısmınızın satışı üzerine satış yapmasın, Allah’ın kulları kardeşler olun, müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu alçaltmaz, ona yalan söylemez, onu hor görmez, takva işte şurdadır, üç kere söyledi ve göğsüne işaret etti, kişiye şer olarak müslüman kardeşini hor görmesi yeter, her müslümanın her müslümana kanı, malı ve ırzı haramdır.” Bunu Müslim rivayet etti.1

Bu hadisi Müslim Abdullah bin Amir’in kölesi Ebu Said’den tahric etti, o da Ebu Hureyre’den rivayet etti. Bu Ebu Said’in ismi bilinmiyor. Ondan birçok kişi rivayet etti, ibni Hibban onu güvenilirleri arasında zikretti, ibni’l Medini dedi ki: O meçhuldür. Bu hadisi Süfyan’ı Sevri’den rivayet etti ve hakkında dedi ki: Said binYesar’dan, o da Ebu Hüreyre’den, sözünde Said bin Yesar’ı vehmetti, o ancak ibni Küreyz’in (Abdullah bin Amir) kölesidir, bunu Ahmed, Yahya ve Darekutni söyledi, bazısı başka bir vecihle rivayet edildi, bunu Tirmizi2 Ebu Salih rivayetinden tahric etti. S: 158 O da Ebu Hureyre’den rivayet etti dedi ki:Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona ihanet etmez, yalan söylemez, onu alçaltmaz. Her müslümanın her müslümana ırzı, malı, kanı haramdır, takva işte şurdadır, şer olarak kişiye müslüman kardeşini hor görmesi yeter.”

Ebu Davud1 şu sözden itibaren tahric etti:“Her müslümanın her müslümana....” Sahihayn E’rac rivayetinden tahric edildi, o da Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayetle Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti:“Hased etmeyiniz neceş yapmayınız, birbirinize buğzetmeyiniz, arka dönmeyiniz, ey Allah’ın kulları kardeşler olunuz.”2

Sahihayn başka vecihlerle bunu Ebu Hureyre’den tahric etti, imam Ahmed Vaile bin el-Eska’dan rivayetle Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu tahric etti: “Her müslümanın her müslümana kanı, ırzı ve malı haramdır. Müslüman müslümanın kardeşidir ona zulmetmez, onu alçaltmaz, takva işte şurdadır, eliyle kalbe işaret etti, şer olarak kişiye müslüman kardeşini hor görmesi yeter.”4 Ebu Davud5 sadece sonunu tahric etti. Sahihayn’de ibni Ömer’den rivayetle Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi:“Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu alçaltmaz, onu (tehlikeye) teslim etmez”6 Bunu imam Ahmed tahric etti, lafzı şudur:“Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu alçaltmaz, onu hor görmez şer olarak kişiye müslüman kardeşini hor görmesi yeter.”

157: (1) Hadis sahihtir, Malik Muvatta’da, Ahmed, Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, ibni Mace, Beyhaki, Kudei Müsnedü’ş fiihab’ta tahric etti, bazı rivayetlerde baş tarafı şöyledir: “Zandan sakının, çünkü zan sözlerin en yalanıdır, birbirini tecessüs etmeyiniz, birbirinizle münafese etmeyiniz (nefis çekişmesi) birbirinize hased etmeyiniz ilh.” (Camiu’l Usul: 7/338) Yine Malik, Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi Enes’ten tahric etti. (Geçen kaynak).

(2) Tirmizi (1936) tahric etti ve dedi ki: Hasen garib. 158:

(1) Camiu’l Usul: 7/338).

(2) Malik, Buhari, Müslim daha önce geçtiği gibi tahric etti. (Camiu’l Usul: 7/337).

(3) Malik, Ahmed, Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi tahric etti. (Camiu’l Usul: 7/336 ve sonrası, Terğib ve Terhib: 3/609 ve sonrası).

(4) Hadis hasendir. Ahmed güzel bir isnatla tahric etti ve ricali güvenilirdir, Taberani Kebir’de tahric etti, o mütabeatta makbuldür. (Mecmau’z Zevaid: 4/172, 8/83).

(5) Ebu Davud Sünen’inde Ebu’l Hasen bin Abd rivayetinden tahric etti, o matbu değildir bunu Hafız el-Mizzi zikretti. (Tuhfetu’l Eşraf: 9/78).

(6) Hadis sahihtir. Ahmed, Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ibni Ömer’den tahric etti. (Camiu’l Usul rakam: 4792, 4795) ve Ebu Hureyre’den tahric ettiler. (Camiu’l Usul rakam: 9309) Amr bin el-Ehvas’tan tahric ettiler. (Camiu’l Usul rakam: 527.

(7) Müsned’de Ebu Hureyre’den.

Sahihayn’de Enes’den rivayetle Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: “Birbirinize buğzetmeyiniz, birbirinize hased etmeyiniz, birbirinize arka dönmeyiniz, Allah’ın kulları kardeşler olunuz.”1 Bunun manası Ebu Bekir Sıddık’tan merfu ve mevkuf olarak rivayet edilir.2 “Birbirinize hased etmeyiniz”. Yani bazınız bazınıza hased etmesin hased beşer tabiatında dikilmiştir, o da insanın kendi cinsinden birinin herhangi bir fazilette kendinden üstün olmasından hoşlanmamasıdır.

Bundan sonra insanlar kısımlara ayrılır. Bazısı hased olunanın azgınlıkla söz ve fiille nimetinin yok olmasına çalışır, sonra onlardan bazısı bunun kendi nefsine intikaline çalışır. Bazısı nimetin hased olunandan kendine intikal etmesini istemeksizin yokolmasını ister bu en şerlisi ve en çirkinidir, bu kınanmış, yasaklanmış haseddir, bu iblisin günahıydı, çünkü Allah onu yaratmış ve meleklere üstün olduğunu görmüş, melekleri ona secde ettirmiş, ona herşeyin isimlerini öğretmiş, civarında iskan ettirmiş, onun için Adem’e hased etmiş, cennet çıkarıncaya kadar çıkarmakiçin uğraşmaya devam etti, ibni Ömer’den rivayet edilir ki: İblis Nuh’a dedi ki: İki şeyle ademoğlu helak oldu: 1) Hased, hasedle lanetlendi ve taşlanmış şeytan kılındı. 2) Hırs, hırsdan dolayı Adem’e cennetin herşeyi mübah kılındı, ben onun hırsı sebebiyle ihtiyacımı gördüm. Bunu ibni Ebi’ddünya tahric etti, Allah Teala kitabı Kuran’da birçok yerde yahudileri hased ile vasfetti, şu kavli gibi: (Ehli kitaptan çoğu, hakikat kendilerine apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi imanınızdan vazgeçirip küfre döndürmek istediler) (Nisa:4/54) ve: (Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara hased mi ediyorlar?5, imam Ahmed ve Tirmizi Zübeyr bin Avam hadisinden tahric etti, Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: S: 160 “Sizden önceki ümmetlerin hastalığı sizin içinize girdi. Hased ve buğuz. Buğuz: O tıraş edicidir, dini tıraş edicidir, saçı tıraş edici değil, Muhammed’in nefsi kudret elinde olana yemin olsun ki birbirinizi sevinceye kadar iman etmiş olmazsınız, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi size bildireyim mi? Aranızda selamı yayınız.”1

Hakim Ebu Hureyre’den rivayetle Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu tahric etti:

“Ümmetime ümmetlerin hastalığı isabet edecek” dediler ki:

“Ey Allah’ın peygamberi ümmetlerin hastalığı nedir?” Buyurdu ki:

“Kibir ve hakkı kabullenmeyip insanları hor görmektir, çoklukla övünmek, dünya için yarışmak, birbirine buğzetmek, birbirine hased etmektir, taki bağiy (azgınlık) sonra karışıklık oluncaya kadar.”3

Ebu Davud2 Ebu Hureyre’den tahric etti, Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Hasedden sakının, çünkü hased ateşin odunu veya yeşiliği yediği gibi iyilikleri yer.” İnsanlardan bir kısmı da hased ettiği zaman hasedinin gereğini yapmaz, hased ettiğine söz ve fiille taşkınlık yapmaz.

Hasan’dan bu yaptığıyla günahkar olmayacağı rivayet edildi. Zayıf vecihlerle rivayet edildi, bu iki çeşit üzeredir: Birincisi: Bu hasedi nefsinden kaldırmasının mümkün olmaması ve buna yenik düşmesi, bununla günahkar olmaz. İkincisi: Kendi nefsine isteğiyle bunu telkin etmesi ve kardeşinin nimetinin yok olmasını temenni etmesinin nefsinde açığa çıkmasıdır.

S:159 (1) Önce geçtiği gibi Buhari, Müslim, Malik Muvatta’da, Ebu Davud ve Tirmizi Enes’ten tahric etti. (Camiu’l Usul: 7/338, Terğib ve Terhib: 3/454-455).

(2) Merfu olarak sahih bir isnatla Ahmed, ibni Mace, ibni Ebi fieybe, Ebu Ya’la, Ebu Bekir el-Mervezi Müsned’inde ve Humeydi tahric etti.

(3) Bakara: 2/109.

(1) İsnadı güzeldir. Zübeyr’den Ahmed, Tirmizi: (2512) Beğavi, Taberani, Bezzar, Abdurrezzak, ibni Abdilber Temhid’de. Münziri Terğib ve Terhib’te dedi ki: (3/548): Bezzar’ın isnadı güzeldir, aynı şekilde Heysemi’de Taberani’nin isnadı hakkında böyle dedi. (Mecmau’z Zevaid: 8/30), selamın yayılması hakkında hadisler çoktur, Müslim, Ahmed, Ebu Davud ve Tirmizi’nin Ebu Hureyre’den tahric ettiği hadistir. (Terğib ve Terhib: 3/423).

(2) Sünenin’de tahric etti: (2/574) Senedinde bilinmeyen bir adam var, yine ibni Abdilber Temhid’de rivayet etti, Buhari Tarihi Kebir’de doğrulamadı, Tirmizi başını tahric etti ve doğruladı. (Terhib ve Terğib: 3/548).

(3) Hakim tahric etti ve doğruladı ve Zehebi ikrar etti hafız Iraki tahricü ehadisil ihyada isnadı güzeldir, dedi. Yine Taberani ve ibni Ebi’ddünya’da tahric etti. (Camiu’s Sağir ve Feyzu’l Kadir.)

Bu masiyete azmetmeye benziyor, buna azap hususunda alimler arasında ihtilaf vardır, belki başka bir yerde inşaallah zikredilecektir, fakat hased edilene dille taşkınlıktan kurtulmama ve bu şekilde günahkar olabilme durumu vardır. Başka bir kısımda hased ettiği zaman hased edilenden nimetin yok olmasını temenni etmez, bilakis onun üstünlüklerinin aynısını kazanmaya çalışır, onun gibi olmayı temenni eder, eğer üstünlükler dünyevi ise bunda hayır yoktur. Allah Teala buyurdu ki: (Dünya hayatını arzulayanlar: Keşke Karun’a verilenin benzeri bizimde olsaydı, dediler) (Kasas: 2879) Eğer üstünlükler dini ise bu güzeldir, Peygamber (s.a.v.) Allah yolunda şehidliği temenni etti.

Sahihayn’de buyurdu ki: “Ancak iki şeyde hased (gıpta) vardır: Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz infak eden adam ve Allah’ın kendisine Kuran verdiği ve onunla gece ve gündüz kıyam eden (hareket eden) adamdır”2 bu gıbtadandır, istiare babından hased diye isimlendirmiştir. Başka bir kısımda nefsinde hased bulduğu zaman onu gidermeye çalışır, hased edilene iyilik etmeye, ona dua etmeye, üstünlüklerini yaymaya, nefsindeki hasedi yok edip yerine sevgiyi yerleştirmeye çalışır ve müslüman kardeşinin kendisinden daha üstün olmasını ister, bu imanın en yüksek derecesidir, sahibi kendi nefsi için sevdiğini kardeşi için de seven kamil mümindir.

“Birbirinize neceş yapmayınız” Alimlerden çoğu satış ve alıştaki neceş diye tefsir etti, o da satın almak istemediği halde malın değerini yükseltmek demektir, ya satıcının daha fazla kazanması için veya alıcıyı zarara sokmak için bu şekilde yapmaktır. Sahihayn’de ibni Ömer’den Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: Peygamber (s.a.v.) neceşten nehyetti.3 S: 162 İbniEbi Evfa dedi ki: Neceş yapan faiz yiyen haindir, bunu Buhari zikretti.1 İbni Abdilber dedi ki:2 Eğer yasaklığını bilerek yapıyorsa bunu yapanın Allah’a asi olduğunda görüş birliği vardır. Satışta ihtilaf ettiler, bazısı: O fasittir, dedi bu Ahmed’den rivayet edildi, ashabından bir gurup tercih etti. Bazısı dedi ki: Neceş yapan satıcı veya satıcının adamı ise fasittir, çünkü nehiy burda akdi yapanın kendisine dönüyor, eğer durum böyle değilse fasit olmaz, çünkü nehiy yabancıya dönüyor, aynı şekilde fiafii’den neceşi yapanın satıcı olmadığı için satışın sahih olduğunu söylediği hikaye edilir, fakihlerin çoğunluğuna göre satış mutlak olarak sahihtir. Bu Ebu Hanife, Malik, fiafii ve bir rivayette de Ahmed (Rahimehumullah)’in görüşüdür, ancak Malik ve Ahmed müşteri için durumu bilmediği takdirde örfün dışına çıkan şekilde büyük oranda aldatılmışsa hıyar (tercih) hakkı verdiler, Malik ve Ahmed’in ashabının bazısı bedelin üçte biri şekilde rivayet etti, bu durumda müşteri feshi tercih ederse etme hakkı vardır, eğer malı elinde tutmak isterse aldatıldığı miktarı hesabtan düşer, bunu ashabımız zikretti.

Bu hadiste zikredilen tenacüşün daha genel olması muhtemeldir, çünkü sözlükte necşin aslı: Bir şeyi hile ve aldatmayla yaymaktır, ondan dolayı alışverişte neciş yapan naciş diye isimlendirilmiştir, sözlükte avcı naciş diye isimlendirilir, çünkü avı hileyle yapıyor, bu durumda mana şöyle olur: Birbirinize hile yapmayınız, birbirinize hile ve aldatmayla muamele etmeyiniz, Allah Teala buyurdu ki: (Halbuki kişi kazdığı kuyuya kendi düşer.) (Fatır: 35/43) İbni Mesud’dan rivayetle Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bizi aldatan bizden değildir, aldatma ve hile ateştedir.”4

S: 161 (2) Hadis sahihtir, Buhari ve Müslim Abdullah bin Mesud’dan, Buhari, Müslim, Ahmed ve Tirmizi: (1937), ibni Mace Abdullah bin Ömer’den, Buhari Ebu Hureyre’den tahric etti. (Camiu’l Usul: 4/356 ve sonrası).

(3) Hadis sahihtir, ibni Ömer’den Malik, Buhari, Müslim, Ahmed, Nesai, ibni Mace tahric etti. (Camiu’l Usul: 1/425, Neylülevtar: 5/166). Tirmizi ve Ebu Davud Ebu Hureyre’den tahric etti. S: 162). Buhari talik olarak “Büyu’da” ve mevsul olarak şehadetlerde zikretti. İbni Battal dedi ki: Alimler nacişin fiilinden dolayı asi olduğuna icma ettiler. Taberani ibni Ebi Evfa’dan merfu olarak tahric etti: “Naciş faiz yiyen hain, melundur” ibni Ebi fieybe ve Said bin Mansur mevkuf olarak “Melun” kelimesi olmaksızın tahric etti. (Neylülevtar: 5/166, Mecmau’zZevaid: 4/82).

(4) Taberani Kebir’de ve Sağir’de, Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: (4/189). Hakkında dedi ki: Garibtir. İbni Hibban doğruladı, Süyuti Camiu’s Sağir’de zayıf gördü. Heysemi Taberani’nin senedi hakkında dedi ki: Adamları güvenilirdir. Asım bin Behdele hakkında hıfzının kötülüğünden dolayı söz vardır. (Feyzu’l Kadir: 6/186).

Daha önce Ebu Bekir Sıddık’ın şu hadisini zikretti: “Müslümana zarar veren veya ona zarar veren melundur.” Bunu Tirmizi tahric etti1 bu takdir üzerine bütün yasaklanmış muamelat çeşitleri girer, ayıpları gizlemek, iyi mala kötü mal katarak aldatmak, pazarlık bilmeyeni fazla fiyatla aldatmak gibi. Allah Teala kitabında peygamberler ve tabilerine kafirler ve münafıkları hilecilikle vasfetti. Ebu’l Atahiye’nin sözü ne güzeldir: Dünya ancak din iledir din ancak güzel ahlaktır. Hile ve tuzak cehennemdedir o ikisi nifak ehlinin huylarındandır. Hile kendisine zarar vermek caiz olan için caizdir, onlar da muharib olan kafirlerdir, Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Harb hiledir.”2

“Birbirinize buğzetmeyiniz” müslümanları Allah uğrundaki hariç, nefsin hevası uğruna yapılan buğuzdan nehyetti, çünkü Allah müslümanları kardeş kıldı, kardeşler birbirini sever, birbirine buğzetmez. Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Nefsimi kudret elinde tutana yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi size bildireyim mi? Aranızda selamı yayınız.” Bunu Müslim tahric etti.3

S:164 Daha önce birbirine buğzetme ve haset hakkında hadisler zikrettik. Allah müminlere aralarında buğuz ve düşmanlık doğuracak şeyleri haram kıldı, Allah Teala buyurdu ki: (fieytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?) (Maide: 5/91) Kullarına kalblerinin arasını uzlaştırdığı için onlara minnette bulundu. (Allah’tan minnet ihsandır): Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman kişilerdiniz de o, gönüllerinizi birleştirmişti ve onun nimeti kimseler olmuştunuz) (Aliİmran: 3/103) Ve buyurdu ki: (O seni yardımıyla ve müminlerle destekleyendir. Ve (Allah) onların kalblerini birleştirmiştir. Sen yeryüzünde bulunan herşeyi verseydin, yine onların gönüllerini birleştiremezdin, fakat Allah onların aralarını bulup kaynaştırdı.) (Enfal: 8/62-63)

Bu mana için nemimeyi (laf getirip götürmeyi) düşmanlık ve buğuz meydana getirdiğinden dolayı haram kıldı, insanların arasını düzeltmek için yalana ruhsat verdi, onların aralarını düzeltmeye teşvik etti, şöyle buyurdu: (Onların fısıldaşmalarının bir çoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka yahut bir iyilik yahutta insanların arasını düzeltmek isteyen (in fısıldaşması) müstesna. KimAllah’ın rızasını elde etmek için bunu yaparsa, biz ona yakında büyük bir mükafat vereceğiz) (Nisa:4/114) ve buyurdu ki: (Eğer müminlerden iki gurup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin) (Hucurat: 49/9) ve buyurdu ki: (Allah’tan korkun aranızı düzeltin) (Enfal: 8/1) İmam Ahmed ve Tirmizi Ebu’d Derda’dan tahric etti, Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti:

“Size namaz, oruç ve sadakadan daha üstün bir dereceyi haber vereyim mi?” Dediler ki:

“Evet ya Resulullah” buyurdu ki:

“Araları düzeltmektir, muhakkak ki araları bozmak tıraş edicidir.”7

(1) Tirmizi tahric etti (1942) tahrici geçmişti.

(2) Hadis sahihtir, Ahmed müsnedinde Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi Cabir’den, Buhari, Müslim ve Ahmed Ebu Hureyre’den, Ahmed Enes’ten, Ebu Davud Ka’b bin Malik’ten, ibni Mace ibni Abbas ve Ayşe’den, Bezzar Huseyn’den, Taberani Huseyin, Zeyd bin Selam, Avf bin Malik, Nuaym bin Mesud ve Nevvas bin Seman’dan, ibni Asakir Halid bin Velid’den tahric etti. Bu mütevatirdir onyedi sahabeden rivayet edildi. (Nazmu’l Mütenasir (Kettani) S: 94, Camiu’l Usul: 3/189-190, 12/59, Camiu’s Sağir).

(3) Önce geçtiği gibi hadis sahihtir, Ebu Hureyre’den Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Ahmed ve ibni Mace tahric etti. (Terğib ve Terhib: 3/424) Bu mevzuda başka hadislerde vardır.

(7)Hadis sahihtir, Ahmed, Ebu Davud: (2/548), Tirmizi ve ibni Hibban sahihinde tahric etti ve Tirmizi dedi ki: Hadis sahihtir. (Terğib ve Terhib: 3/488, 500).

İmam Ahmed ve başkası Esma binti Yezid’den tahric etti, Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğunu rivayet etti:

“Size en şerlilerinizi haber vereyim mi?” Dediler ki:

“Evet ya Resulullah” buyurdu ki:

“Nemimeyle yürüyenlerdir, sevenler arasını ayıranlar, suçsuz kimselere azanlardır.”1 Allah yolunda buğuz ise o imanın en sağlam kulplarındandır, yasağa dahil değildir, eğer bir adama kardeşinden bir şer ortaya çıksa ve bunun üzerine ona buğzetse, adam da o şer hususunda mazur ise, buğzeden sevaplanır, velev ki kardeşi mazur olsun, Ömer (r.a.)’in dediği gibi: Resulullah (s.a.v.) aramızdayken vahiy inerken, Allah bize sizin haberlerinizi bildirirken biz sizi biliyorduk, dikkat edin Resulullah gitti onunla birlikte vahiy de gitti, biz ancak sizden aldığımız haberlere görebiliriz, dikkat edin sizden kim bize karşı hayır ortaya koyarsa, onun için hayır zannında bulunuruz, bunun üzerine onu severiz, sizden kim şer ortaya koyarsa, onun için şer zannında bulunuruz, bunun üzerine ona buğzederiz, gizlileriniz sizinle Rabbınız arasındadır.2 Rabi’ bin Huseym dedi ki: Hayır ortaya koyupta şerri gizleyen birini görsen, bu hal üzere onu seversin, Allah hayrı sevmen üzerine sana ecir verir, eğer şer ortaya koyan ve hayrı gizleyen bir adam görsen bunun üzerine ona buğzedersin, Allah sana şerre buğzettiğinden dolayı ecir verir. İnsanların dini meselelerde ihtilafı çoğalınca dağılmaları da çoğaldı, bu sebeble birbirlerine buğuzları ve lanetleşmeleri de çoğaldı, onlardan herbiri de kendisinin Allah için buğzettiğini açıklıyor, belki hakikatta mazur olabilir veya olamaz, hevasına uyabilir, buğzettiği şeyi bilme nokasında araştırma hususunda eksikliği vardır, çünkü çoğu buğuz bu şekilde tabi olunan zanna muhalif olmaktan ve kendisinin ancak doğruyu söylediğini iddia etmekten ileri geliyor, bu zan kesinlikle hatadır, velevki ihtilaf olunan hususta ancak doğru söylenmek istenmiş olsa bile böyledir. Bu zan doğru da olabilir yanlışta, buna meyletmeye etken olan şey sadece heva, ülfet veya adette olabilir, bütün bunlar buğzun Allah için olmasını yaralar, mümin için gerekli olan nefsine nasihat etmesi ve bu husustan son derece sakınması ve nefsini haram olan buğza girdirmemek için bu şeylere bulaştırmaması gerek.

S:166 İşte burda gizli bir iş var ki onu farketmek gerek, o da din imamları ictihad ederek mercuh bir söz söylüyor (Mercuh: Zayıf, Racih: Tercih edilen üstün görüş, mercuh racihten bir derece daha aşağı olan görüştür, mütercim) o hususta ictihadına karşı ecir alır, o husustaki hatası affolur, sözünü savunan onun derecesinde olamaz, çünkü savunan belki de sadece bu sözü tabi olduğu kişi söylediği için savunuyor, belki din imamlarından başkası aynı sözü söyleseydi kabul etmez savunnmazdı, ona uyanı da savunmaz, ona muhalif olana düşmanlık etmezdi, bununla birlikte bu şahıs kendisine tabi olunanın yerinde görüp hakkı savunduğunuz an ne der, fakat öyle değildir, çünkü tabi olunanın kasdı hakkın üstün çıkmasıydı her ne kadar hata etmiş olsa bile.

Tabi olana gelince onunkine tabi olunanın üstün gelmesini isteme şaibesi girmiştir, ona hatalı denmez, bu hakkın üstünlüğünü savunmayı yaralayan bir hiledir, bunu anla büyüktür, önemlidir, Allah dilediğini doğru yola iletir. “Birbirinize arka dönmeyiniz.” Ebu Ubeyd1 dedi ki: Tedabür: Terketmek, adamın arkadaşına arkasını dönmekten ve yüzünü çevirmekten alınmıştır, alakayı kesmektir. Müslim2 Enes’ten tahric etti ki, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Birbirinize buğz etmeyiniz, hased etmeyiniz, birbirnizle alakayı kesmeyiniz, ey Allah’ın kulları kardeşler olunuz, Allah’ın size emrettiği gibi.”

Yine mana ile Ebu Hureyre’den tahric etti3 o da Peygamber (s.a.v.)’den rivayet etti:Sahihay n’de Ebu Eyyub Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Müslümana üç günden fazla kardeşini terketmesi helal olmaz, ikisi karşılaşır bu yüz çevirir, bu yüz çevirir vaziyette (helal olmaz) o ikisinden en hayırlısı ilk selam verendir.”4 Ebu Davud Ebu Hiraş es-Sülemi’den tahric etti, o da Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğunu rivayet etti:“Kim kardeşini bir sene terkederse, kanını akıtmış gibidir.”5 bütün bunlar dünyevi işler için alakayı kesmektir.

(1) Bir rivayette “Ayb” şeklindedir, Esma’dan: Ahmed, ibni Ebi’ddünya, Taberani Kebir’de, Abdurrahman Ğanm’dan Ebu Bekir bin Ebi fieybe tahric etti, o daha sahihtir. Taberani ve ibni Ebi’ddünya Ebu Hureyre’den tahric etti. (Terğib ve Terhib: 3/499 ve sonrası) Heysemi Mecma’da dedi ki: Senedinde fiehr bin Havşeb var birçok kişi ona güvenilir dedi, isnatlarından birinin geri kalan adamları güvenilirdir.

(2) Ahmed ve Ebu Ya’la tahric etti, adamları güvenilirdir.

(1) Ğaribu’l hadis: 2/10.

(2) Daha önce geçtiği gibi Müslim Enes’ten tahric etti.

(3) Tahrici önce geçti.

(4) Sahihtir, Malik, Buhari, Müslim, Tirmizi: (1933) ve Ebu Davud tahric etti. (Terğib ve Terhib: 3/455, Edebü’l Müfred: 406) mevzusunda çok hadis vardır.

(5) Ebu Hiraş’dan (Hadred bin Ebu Hadred) Eslemi’den Ebu Davud: (2/576). Beyhaki,Ahmed, Buhari Edebü’l Müfred’de: (404-405) ve Hakim tahric etti ve dedi ki: İsnadı sahihtir, Zehebi de ikrar etti.

Din için olan ise, üzgün fazlası caizdir, bunu imam Ahmed ifade etti, savaştan geri kalan üç kişinin kıssasıyla delillendirdi, Peygamber (s.a.v.) onları terketmeyi emretti, ağır ehli bidat ve hevalara davet edenlerin terkedilmesini emreti. Hattabi zikretti ki edeblendirmek için babanın evladını, kocanın karısını üç günden fazla terketmesi caizdir, çünkü Peygamber (s.a.v.) hanımlarını bir ay terketti. Terketmenin selam ile sona ermesi hususunda ihtilaf ettiler, bir gurup: Sona erer dedi.

Hasan, Malik Vehb rivayetinde ve ashabımızdan bir topluluk bunu söyledi. Ebu Davud Ebu Hureyre’den tahric etti, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Müminin mümini üç günden fazla terketmesi helal olmaz, eğer üç gün geçerse ona selam versin eğer selamını alırsa, ecirde ortaklaşırlar, eğer selamı almazsa günahla döner, selam veren terketmekten çıkmış olur.”1 Fakat bu diğerinin selamı almaktan kaçındığı zamandır. Fakat terketmeden önce aralarında sevgi var da, selamı aldıktan sonra o sevgiye geri dönülmemişse bunda görüş vardır.

Ahmed Esram rivayetinde dedi ki: Yüz çevirmiş olduğu kimseye selam verir, sonra dedi ki: Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “İkisi karşılaşır vaziyette bu yüz çevirir, bu yüz çevirir, sonra onunla konuşması ve musafaha etmesi gerekir.” Yine Malik’ten şöyle dediği rivayet edildi: Sevgiye dönülmedikçe (sadece selam ile) terketme kesilmiş olmaz. Bazıları akrababalarla yabancıları ayırt etti, yabancılar hakkında dedi ki: Aralarındaki terketme selam ile giderilir, akrabalar bunun zıddınadır (sevgiye dönmek lazım) bu sözü ancak sılai rahimin farzlığından dolayı söyledi.

“Bazınız kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın” buna nehiy çoktur, Sahihayn’de Ebu Hureyre Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Mümin kardeşinin satışı üzerine satış yapmaz, kardeşinin nişanı üzerine nişan yapmaz.” S: 168 Müslim’in rivayetinde: “Müslüman kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlık yapmaz, nişanı üzerine nişan yapmaz”1 şeklindedir. Buhari ve Müslim ibni Ömer’den rivayetle, Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu tahric ettiler: “Adam kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın, kardeşinin nişanı üzerine nişan yapmasın ancak kendisine izin vermesi müstesnadır”, bu lafız Müsilm’e aittir2 Müslim3 Ukbe bin Amir’den tahric etti, Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Mümin müminin kardeşidir, mümin kardeşinin satışı üzerine satış yapması helal olmaz, terkedinceye kadar nişanı üzerine nişan etmesi de helal olmaz”, bu müslümanın müslüman üzerine hakkı olduğuna delildir, bu konuda kafir ona eşit değildir, bilakis müslümana kafirin satışı üzerine satış yapması caizdir, nişanı üzerine nişan yapması caizdir, bu Evzai ve Ahmed’in görüşüdür, yine kafirin müslüman üzerine şüf’a hakkı olmaz fakihlerden çoğunluğu yasağın müslüman ve kafir hakkında genel olduğunu söyledi, yasağın tahrimen veya tenzihen mekruhluğu hususunda ihtilaf ettiler, ashabımızdan bir kısmı dedi ki: Tenzihen mekruhtur, ulemanın cumhuruna göre sahih olan görüşe göre harama yakın meruhtur.

Kardeşinin satışı üzerine satışın manası: Satıcıdan birşey satın alması, müşteriye satın alması alması için malı vermesi ve ilk satışı bozmasıdır, bu vermenin hiyar (tercih) müddeti içinde olmasıyla özel mi kılınır -çünkü bu müddet içerisinde müşterinin akdi bozma imkanı vardır- yoksa hiyar müddeti içinde veya daha sonra içinde genel midir? Bu hususta alimler arasında ihtilaf vardır. İmam Ahmed harb rivayetinde bunu hikaye etti, iki halde de genel olduğu görüşüne meyletti, bu ashabımızdan bir gurubun görüşüdür.

(1) Ebu Davud: (2/576), Nesai, Buhari ve Müslim’in şartı üzere bir isnatla tahric etti ve Beyhaki tahric etti, adamları güvenilirdir: (Terğib ve Terhib: 3/455).

(1) Hadis sahihtir, Malik Muvatta’da, Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai tahric etti: (Camiu’l Usul: 1/447).

(2) Hadis sahihtir, Malik Muvatta’da, Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai tahric etti: (Camiu’l Usul: 1/447).

(3) Camiu’l Usul: 1/448 ve sonrası.

Bazısı hiyar müddeti içerisindekine özel kıldı, bu ibni Meşiş rivayetinde Ahmed’in kelamının zahiri ve fiafi’nin ifadesidir. Birincisi: Daha açıktır, çünkü müşteri hiyar müddetinin bitiminden sonra feshe imkan bulamasa bile ilk malı satıcısına geri vermeyi isteyince zararından dolayı meşhur çeşitli yollarla satıcıya ısrar yoluyla malı geri verir, müslümanı zarara sokan şey haramdır, Allah en iyisinibilir.

“Ey Allah’ın kulları kardeşler olunuz” Peygamber (s.a.v.) bunu daha önce kine sebeb olarak zikretti, bunda hasetleşmeyi, necşi, buğzetmeyi, birbirine arka dönmeyi ve birbirlerinin satışı üzerine satışı terkederlerse kardeş olacaklarına işaret vardır. Müslümanların mutlak olarak kardeş olacakları şeyi kazanmayı emir vardır, buna müslümanın müslümana haklarını ödemesi, seleamını almış, aksırana yerhamukellah demesi, hastanın ziyaret edilmesi, cenazenin defni, davete icabet, karşılaşınca selama önce başlama, gıyabında nasihat gibi (haklar) girer.

Tirmizi’de Ebu Hureyre’den rivayetle Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu tahric edildi: “Birbirinizle hediyeleşiniz, muhakkak ki hediye göğsün kinini giderir.” Bunu başkasında tahric etti lafzı şudur: “Hediyeleşin ki birbirinizi sevesiniz.”2 Bezzar’ın Müsnedin’de3 Enes’ten S: 170 Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: “Hediyeleşin, çünkü hediye kini çıkarır.” Ömer bin Abdulaziz’den merfu olarak rivayet edildi ki: “Musafahalaşın, çünkü o kini giderir ve hediyeleşin”1 Hasan dedi ki: Musafaha muhabbeti artırır.

Mücahid dedi ki: Bana ulaştı ki birbirini seven iki kişi karşılaşınca biri diğerine güler ve musafahalaşırsa ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi ikisinin de halataları dökülür, ona denildi ki: Bu kolay bir ameldir, dedi ki: Siz kolay diyorsunuz. Allah buyuruyor ki: (Sen yeryüzünde bulunan herşeyi verseydin, yine onların gönüllerini birleştiremezdin, fakat Allah onların aralarını bulup kaynaştırdı. Çünkü o, mutlak galiptir, hikmet sahibidir.) (Enfal: 8/63)2

“Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu alçaltmaz, ona yalan söylemez ve onu hor görmez” bu Allah Teala’nın şu sözünden alınmıştır: (Müminler ancak kardeştir, kardeşlerinizin arasını düzeltin) (Hucurat: 49/10) Müminler kardeş olunca aralarına kalblerin kaynaşması ve birleşmesini gerekli kılacak şeylerle emrolundular, kalblerin birbirinden nefretini ve ihtilafını gerekli kılacak şeylerden de nehyolundular, bu da onlardandır, yine kardeş kardeşine fayda verir, ondan zararı engeller, müslüman kardeşten engellenmesi gereken zararın en büyüğü zulümdür, bu müslüman için özel değildir herkes hakkında böyledir zulüm üzerine söz Ebu Zer’rin kudsi hadisinin zikri esnasında geçmişti, (şu hadis esnasında): “Ey kullarım ben zulmü nefsime haram kıldım, sizin aranızda da haram kıldım, birbirinize zulmetmeyiniz”4 müslümanın kardeşini alçaltması da bundandır, çünkü mümin kardeşine yardım etmekle emrolundu, Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki:

“Zalim veya mazlum olsun kardeşine yardım et” dedi ki:

“Ya Resulullah, ona mazlumken yardım edeyim, zalim nasıl yardım ederim?” Buyurdu ki:

“Onu zulümden engelle, bu ona yardımdır.” Bunu Buhari mana ile Enes’ten tahric etti.5

(1) Hadisi Tirmizi Sünen’inde: (2131) tahric etti ve dedi ki: Bu vecihten bu hadis garibtir, senedinde Ebu Ma’şer var (Necih bin Abdurrahman es-Sindi) Beni Haşim’in kölesi Tirmizi dedi ki: Bazı ehli ilim hıfzından dolayı hakkında konuştu, yani o zayıftır. Onun tarikinden yine Ahmed, Kudai Müsnedü’ş fiihab’ta tahric etti: (Camiu’s Sağir).

(2) Hadis hasendir, Ebu Hureyre’den Buhari Edebü’l Müfred’de (594) ibni Lahir Müsnedü’s fiihab’tan Ebu Ya’la, Beyheki, Dulabi ve ibni Asakir şu lafızla tahric etti: “Hediyeleşin sevgice ziyadeleşin..” (Telhisu’l Habir: 3/69-70 Camiu’s Sağir).

(3) Bezzar, Taberani Evsat’ta, Ebu Nuaym ehbaru esbahanda, ibni Hibban mecruhinde tahric etti, senedinde Aziz bin fiüreyh var zayıftır hadis mürseldir, ibniVehb Abdullah bin Ömer bin Abdulaziz’den tahric etti, Malik Mu’dal olarak tahric etti, bazı tariklerde müsned kılındı söz vardır (Tergib ve Terhib: 3/434).

(2)Eser Mücahid’dendir, Taberi tefsirinde zikretti: (10/26).

(4) O geçen yirmidördüncü hadistir.

(5) Ahmed, Buhari, Tirmizi Enes’ten tahric etti sahihtir. (Camiu’s Sağir).

Bunu Müslim’de tahric etti1 fakat mana ile Cabir’den tahric etti. Ebu Davud2 Ebu Talha el-Ensari, Cabir bin Abdullah’tan tahric etti, Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Hangi bir müslüman hürmetinin çiğnendiği bir yerde, ırzına bir noksanlık geldiği bir yerde müslüman bir kişiyi alçaltırsa, Allah’ta kendisine yardım edilmesinin hoşuna gittiği bir yerde onu alçaltır, hangi bir kimse de ırzına noksanlık gelen bir yerde, hürmetinin çiğnendiği bir yerde bir müslümana yardım etse, kendisine yardım edilmesi hoşuna gittiği bir yerde Allah’da ona yardım eder.”

İmam Ahmed Ebu Ümame bin Sehl’den tahric etti, o da babasından o da Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Yardım etmeye gücü yettiği halde bir mümin yanında alçaltılan ve ona yardım etmeyen bir kimseyi Allah kıyamet günü yaratıkların huzurunda zelil kılar.”3 Bezzar İmran bin Husayn’dan tahric etti, Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Kim gıyabta kardeşine yardım ederse, -yardım etmeye gücü yettiği halde- Allah’da dünya ve ahirette ona yardım eder”4, müslümanın kardeşine yalan söylemesi de bu cümledendir, ona konuşup yalan söylemesi helal değildir, bilakis ona ancak doğru söylemelidir.

İmam Ahmed’in Müsned’inde Nevva bin Sem’andan Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: “O sana doğru olduğu halde kardeşine bir şey anlatıp ona yalan söylemen büyük bir ihanettir.”5 Müslüman kardeşini hor görmekte bundandır, bu kibirden ortaya çıkar, Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Kibir hakkı kabullenmemek ve insanları hor görmektir.” S: 172, bunu Müslim ibni Mesud’dan tahric etti, bunu imam Ahmed’den tahric etti, onun rivayetinde şöyledir: “Kibir: Hakkı beyinsizlik görmek ve insanları hor görmektir” bir rivayette de şu ziyade vardır: “Onları birşey görmeyerek”1 ve ğamtunnas: Onları ta’netmek ve onları hor görmektir. Allah Teala buyurdu ki: (Ey iman edenler, sizden bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidir) (Hucurat: 49/11) Kibirli kendi nefsine mükemmel, başkasına noksan gözüyle bakar ve onları hor görür, onların haklarını yerine getirme ve onlardan bir hakkı kabul için onları ehil görmez. “Takva işte şurdadır, üç kere göğsüne işaret ediyor” bunda Allah katında yaratıkların değerinin takva ile olduğuna işaret vardır. Zayıflığından ve dünyadaki nasibinin azlığından dolayı insanların hor gördüğü niceleri vardır ki dünyada kıyameti olan kimseden Allah katında daha büyüktür, insanlar takva bakımından farklı farklıdır, Allah Teala buyurdu ki: (Allah katında en değerliniz en takvalı olanınızdır) (Hucurat: 49/13) Peygamber (s.a.v.)’e soruldu ki:

“İnsanların en değerlisi kimdir?” Buyurdu ki:

“Allah’tan en çok sakınanıdır.”4 Bir başka rivayette de: “Değer: Takvadır.”5 Allah Teala’nın buyurduğu gibi takvanın aslı (kökü) kalbtedir: (Her kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse, şüphesiz bu, kalblerin takvasındandır.) (Hac: 22/32) Bu mananın zikri kudsi Ebu Zer hadisi üzerinde söz ederken geçmişti.

(1) Müslim, Darimi, ibni Asakir Cabir’den tahric etti: (Camiu’s Sağir).

(2) Hadis hasenli gayrihidir, Ahmed, Ebu Davud, Ziya, Buhari tarihinde Cabir ve Talha bin Sehl’den tahric etti: (Camiu’s Sağir) Taberani’nin Evsat’tta Cabir ve Ebu Eyyub el-Ensari’den tahric ettiği hadisle kuvvetleniyor, isnadı güzeldir: (Mecmau’z Zevaid: 7/267).

(3) Hadis zayıftır, Ahmed, Taberani Kebir’de, ibni’s-Sünni; “Amelül yevmi velleyleti”de tahric etti, Heysemi Mecma’da dedi ki: (7/267). Senedinde ibni Lehia var, onda zayıflık vardır, geri adamlar güvenilirdir.

(4) Ebu Nuaym Hilye’de: (3/25), Taberani Kebir’de, Bezzar birçok isnatla tahric etti, biri İmran’a mevkuf, isnatlarının biri merfu ve adamları sahih rivayet adamlarıdır, Heysemi’nin dediği gibi. (Mecma: 7/267). Yine Beyhaki Enes’ten merfu olarak, İmran’dan merfu ve mevkuf olarak tahric etti mevkuf daha sahihtir.

(5) Hadis zayıftır, Ebu Davud, Buhari: Edebü’l Müfred’de: (393), BeyhakiSüfyan bin Üseyd el-Hadrami’den zayıf isnatlarla, Ahmed, Taberani, Ebu Nuaym Hilye’de: (6/99). Nevvas bin Sem’andan tahric etti senedinde Harun el-Belhi var, o metrüktür: (Camiu’s Sağir ve Feyzu’l Kadir) S: 172.

(1) Sahihtir, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi: (1999). Hakim, Taberani Kebir’de tahric etti: (Terğib ve Terhib: 3/56).

(4) Sahihtir, Ebu Hureyre’den Buhari, Ahmed, Müslim, Razin:“İnsanların en akıllısı” lafzıyla tahric etti ve dedi ki: “En takvalısı”; (Camiu’l Usul: 12/320).

(5) Sahih veya hasendir, Ahmed, Tirmizi: (3267) tahric etti ve hasen dedi, ibni Mace, Beyhaki, Darekutni, Kudai Müsnedü’ş fiühib’ta Semure bin Cündeb’ten, Hakim doğruladı ve Zehebi ikrar etti, Tirmizi’nin lafzı: “Haseb: Mal, kerem: Takvadır.” Bunu Malik Muvatta’da Yahya bin Said’den, ibni Ebi’ddünya Yahya bin Ebi Kesir’den mürsel olarak tahric etti: (Camiu’l Usul: 12/320, Camiu’s Sağir).

fiu söz esnasındaydı: “Eğer sizin evveliniz ahiriniz, insanınız, cinniniz sizden en takvalı bir adamın kalbi üzere olsa, bu benim mülkümden birşey fazlalaştırmaz” Takvanın aslı kalbte olunca, Allah’tan başka onun hakikatına kimse vakıf olamaz, Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Allah sizin şekillerinize ve mallarınıza bakmaz fakat kalblerinize ve amellerinize bakar.”1 O halde şekilleri güzellerden veya mal, makam başkanlık sahibi olanlardan bir çoğunun kalbi takvaca harab olabilir, bu şeylerden nasibi olmayan birinin kalbi takvaca harab olabilir, bu şeylerden nasibi olmayan birinin kalbi takvayla dolu olabilir ve Allah katında en değerli olur, hatta bu çokça vakidir, Sahihayn’de Harise bin Vehb’ten rivayet edildiği gibi Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Size cennet ehlini haber vereyim mi? Her zayıf ve zayıf düşürülendir, eğer Allah’a karşı yemin etse yeminini doğru çıkarır (Allah), size cehennem ehlini haber vereyim mi? Her katı, kaba, kendine toplayıp (başkalarını) meneden (veya şişman ve yürüyüşünde kibirli olan), kibirli olandır.”2

Müsned’de3 Enes Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Ehli cennet ise her zayıf ve (insanların) zayıf gördüğü, saçı dağınık, iki eski elbise sahibidir, eğer Allah’a yemin etse (Allah) yeminin de onu temize çıkarır, ehli cehennem ise her katı kaba kibirli, şişman, yürüyüşünde kibirli, toplayıp engelleyen teba sahibi engelleyen kimsedir.”4 Sahihayn’de Ebu Hureyre Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğu rivayet etti: “Cennet ve cehennem çekişti, cehennem dedi ki: Kibirli ve cebbarlarla tercih olundum, cennet dedi ki: Bana ancak insanların zayıfları ve düşükleri girer, Allah Teala cennete buyurdu ki: Sen benim rahmetimsin, seninle kullarımdan dilediğime merhamet ederim, cehenneme buyurdu ki: Sen azabımsın, seninle kullarımdan dilediğime azab ederim.”5

S: 174 Bunu imam Ahmed1 Ebu Said’den tahric etti, Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti:“Cennet ve cehennem övündü, cehennem dedi ki: Ya Rab, bana cebbarlar (zorbalar) kibirliler, melikler ve eşraf girer, cehennem de dedi ki: Ya Rab bana zayıflar, fakirler ve miskinler girer” rivayet etti ve hadisi zikretti. Buhari’nin sahihinde2 Sehl bin Sad’dan şöyle dediği rivayet edildi: Bir adam Rasulullah (s.a.v.)’e uğradı ve yanında oturan adam dedi ki: Bunun hakkında görüşün nedir? ki: İnsanların eşrafından olan bir adamdır. Bu vallahi nişan yapsa nikahlanmaya, şefaat ederse şefaatçi kılınmaya, konuşursa sözünün dinlenmesine layıktır. Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki: Bu adam bunun gibi (eşraf...gibi) yeryüzü dolusu kimseden daha hayırlıdır.”

Muhammed bin Kab el-Kurazi Allah Teala’nın şu kavli hakkında dedi ki: (Kıyamet koptuğu zaman. Ki onun oluşunu yalanlayacak hiçbir kimse yoktur. O, alçaltıcı, yükselticidir) (Vakıa: 56/1-3) dedi ki: Dünyada yüsek olan adamları alçaltır, dünya düşük olan insanları yükseltir.4 “Kişiye şer olarak müslüman kardeşini hor görmesi yeter.” Yani: fier olarak müslüman kardeşini hor görmesi yeter, çünkü müslüman kardeşini ona kibirinden dolayı hor görür, ki bir de şer huylarından en büyüğüdür. Müslim’in sahihinde5 Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğu rivayet edildi: “Kalbinde zerre ağırlığındaki bir bulunan cennete giremez.” Yine onda6 Peygamber (s.a.v.)’den rivayet edildi ki: “Allah Teala buyurdu ki: “İzzet benim izarımdır, kibriya ridamdır, kim benimle çekişirse onu azaplandırırım.”

(1) Sahihtir, Ebu Hureyre’den Malik Muvatta’da, Buhari, Müslim, Ebu Davud Tirmizi ve ibni Mace tahric etti (Camiu’l Usul: 7/336, Müslim’in fierhi: 16/1217.

(2) Sahihtir, Buhari, Müslim ve Tirmizi tahric etti (2608) (Terğib ve Terhib: 3/563 ve sonrası.

(5) Sahihtir, Buhari, Müslim, Tirmizi ve ibni Hibban tahric etti (Camiu’l Usul: 11/161, Edebü’l Müfred: 5647.

(1) Ahmed Müsned’de, ibni Ebi Asım; Sünnet’te, Müslim de benzerini tahric etti.

(2) Buhari ve ibni Mace tahric etti.

(4) Said bin Mansur, ibnil Münir, Ebu’ş fieyh Azamet’te Muhammed bin Kab’tan rivayet etti. (Dürrü’l Mensur: 6/216).

(5) Sahihtir, ibni Mesud’dan Ahmed, Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi tahric etti. (1999) Hakim, Taberani Kebir’de tahric etti. (Terğib ve Terhib: 3/567).

(6) Hadis sahihtir, Müslim, Bürkani onun tarikiyle, Buhari Edebü’l Müfred’de (552) Ebu Said el-Hudri ve Ebu Hureyre’den tahric etti. (Terğib ve Terhib: 3/562).

Mahlukun layık olmadığı Allah’ın sıfatıyla Allah’la çekişmesi şer olarak yeker.

İbni Hibban’ın Sahih’inde1 Fedale bin Ubeyd’den, o da Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Üç kişiden sorulmaz: Allah’la izarını çekişen, Allah’la şüphede olan ve Allah’ın rahmetinden ümidini kesen kimsedir.”

Müslim’in Sahih’inde Ebu Hureyre’den Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyrduğu rivayet edildi:“Kim derse: İnsanlar helak oldu, o en fazla helak olandır.”2 Malik de dedi ki: İnsanlardan gördüğü şeyden dolayı üzülerek bunu derse, yani dinler hususunda bunda ben bir sakınca görmüyorum, bunu nefsini beğenerek ve insanları küçümseyerek derse o yasaklanmaşı mekruhtur, bunu Ebu Davud Sünen’inde zikretti.3

“Her müslümanı her müslüman kanı, malı ve ırzı haramdır.” Peygamber (s.a.v.) bunu büyük topluluklarda hitap ediyordu, kurban günü veda haccında bununla hitap etti, Arefe günü ve teşrik günlerinin ikinci günü hitap etti vebuyurdu ki: “Muhakkak mallarınız, kanlarınız ve ırzlarınız bu gününüzün, bu ayınızın bu beldenizin haramlığı gibi haramdır.”4

Buhari ve başkasının rivayetinde: “Ve ciltleriniz”5 bir rivayette de : Defalarca, tekrarladı, sonra başını kaldırdı ve buyurdu ki: “Allah’ım, tebliğ ettim mi, Allah’ım tebliğ ettim mi?”6 bir rivayette de: “Dikkat edin, sizden şahit olan galib olana tebliğ etsin”7 şeklindedir. Buhari bir rivayetinde: “Hakkıyla müstesna Allah size kanlarınızı, mallarınızı ve ırzlarınızı haram kıldı” bir rivayette: “Kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız size bugün, bu beled gibi kıymet kadar haramdır, hatta kötülük isteyerek müslümanı itmekte haramdır”2 bir rivayette de: “Mümin mümine bu günün haramlığı gibi haramdır, eti ona yemesi ve gıyabında onu gıybete terketmesi haramdır, ırzı ona haramdır, yüzüne tokat vurması haramdır, kanını dökmesi haramdır, ona sarsarak onu itmesi haramdır.”3 Ebu Davud’un Sünen’inde4 rivayet edildi, sahabenin bazısı Peygamber (s.a.v.)’le beraber yürüyorlardı, onlardan bir adam kalktı, onlardan biri beraberinde bir iple birlikte gitti, adam bunu aldı ve korktu, Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Sizden biri kardeşini sopasını oynarak ve ciddi olarak almasın, kim kardeşini sopasını alır sonra ona geri versin.”5 Ebu Ubeyd6 dedi ki: Yani bir şeyi alıp hırsız lık istememesi, ancak adamı kızdırmak ismemesidir, o kişi hırsızlık mesleğinde şakacı, korku ve eziyet vermede ciddidir.

Sahihayn’de ibni Mesud’dan Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: “Üç kişi olduğunuz zaman üçüncü olmaksızın iki kişi fısıldaşmasın, çünkü bu onu üzer” lafız Müslim’indir.”7

(1) İbni Hibban, Buhari Edeb’te, Ebu Ya’la Taberani Kebir’de tahriç etti, sahihtir. (Camiu’s Sağir).

(2) Malik, Müslim ve Ebu Davud tahriç etti: (fierhu Müslim: 16/175).

(3) Ebu Davud’un Sünen’deki hadisin tetimmesidir Nevevi Müslim’in şerhinde zikreti: (16/175). Beğavi fierhu’s Sünne’de zikretti: (13/144).

(4) Tahrici önce geçti, Buhari, Müslim, Ebu Davud Ebu Bekre’den, Buhari ibni Abbas’dan tahric etti. (Tergib ve Tehrib: 3/502 ve sonrası).

(5) Buhari ve Ahmed Ebu Bekre’den tahriç etti.

(6) Buhari’nin rivayetinde tahriç etti.

(2) Bezzar, Taberi Kebir kısa olarak tahriç etti, Heysemi Mecma’dan dedi ki: (3/268) Bezzar’ın adamları güvenilirdir.

(3) Taberani Kebir’de Ka’b bin Asım el-Eşari’den tahric etti. Heysemi Mecma’da dedi ki: (4/272) senedinde Keramet binti Hüseyin var, onu zikreden görmedim.

(4) Ahmed, Ebu Davud, Taberani, Kebir de Numan bin Beşir’den tahric etti, isnadı güzeldir, Bezzar ibni Ömer’den muhtasar olarak rivayet etti. (Terğib ve Terhib: 11/380).

(6) Garibu’l hadis: 3/67.

(7) Sahihtir, Ahmed Müsned’inde, Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ve ibni Mace tahric etti. (Camiu’s Sağir).

Taberani1 ibni Abbas’tan Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu tahriç etti: Üçüncü tahricinde iki kişi fısıldaşmasın, çünkü bu mümine eziyet verir, Allah mümine eziyet vermeyi sevmez. İmam Ahmed Sevban’dan Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu tahriç etti: “Allah’ın kullarına eziyet etmeyince onları utandırmayın, gizlilerini araştırmayın, çünkü kim müslüman kardeşinin gizlisini araşırırsa, Allah’ta onun gizlisini açığa vurur ve hatta evinde bile onu yüzüne vurup mahcup eder.2 Müslim’in Sahih’inde3 Ebu Hureyre’den Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: Peygamber (s.a.v.)’e gıybetten soruldu, buyurdu ki: “Kardeşini hoşuna gitmeyen şeyle zikretmendir” dedi ki:

“Söylediğim şey onda varsa görüşün nedir?” buyurdu ki:

“Eğer söylediğin şey onda varsa o zaman gıybet etmiş olursun, eğer onda yoksa o zaman iftira etmiş olursun.” Bütün bu naslar müslümana hiçbir şekilde söz ve fiille eziyet etmenin helal olmadığını içeriyor. Allah Teala buyurdu ki: (Mümin erkeklere ve mümin kadınlara yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir) (Ahzab: 33/58) Allah müminleri birbirine acısınlar diye kardeş kıldı.

Sahihayn’de Numan bin Beşir’den Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet edildi: “Birbirlerini sevmede, acımada ve şefkat etmede müminlerin misali, cesed misali gibidir, ondan bir aza şikayetlense cesedin diğer kısımları uykusuzluk ve ateş ile ona (yardıma) koşar.”

S:178 Müslim’in bir rivayetinde: “Müminler bir adam gibidir, eğer başı ağrısa, cesedin diğer kısımları ateş ve humma (ateşli titreme) ile ona (yardıma) koşar” yine onun bir rivayetinde: “Müslümanlar bir adam gibidir, gözü şikayetlense, her tarafı şikayetlenir, eğer başı şikayetlense, her tarafı şikayetlenir.”1

Sahihayn’de Ebu Musa’dan O da Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Mümin müminin binanın (tuğlaları) gibidir, birbirini destekler.”2 Ebu Davud Ebu Hureyre’den tahriç etti3 Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: “Mümin müminin aynasıdır, mümin müminin kardeşidir, gıyabında onu (zarardan) engeller, arkasından onu kuşatır (korur)”

Tirmizi bini tahric etti ve lafzı şudur: “Sizden biriniz kardeşinin aynasıdır, kim ona eziyet edildiğini görürse ondan onu kaldırsın.” Bir adam Ömer bin Abdulaziz’e dedi ki: Müslümanların büyüğünü yanında baba, küçüğünü oğul, orta hallisini kardeş kıl, onlardan hangisine kötülük etmek senin hoşuna gider? Yahya bin Muaz er-Razi dedi ki: Müminin senden nasibi üç olsun: Ona faydan olmasa da ona zarar verme, onu sevindirmende ona keder verme, onu övmensende onu kınama.

S:177 (1) Taberani Evsat’ta, Ebu Ya’la ibni Ebi Hatim ile de tahric etti, sahihtir. Buhari tarihinde mürsellikle illetlendirdi, Heysemi Mecma’da dedi ki: (3/64) EbuYa’la rivayet etti, senedinde bilmediğim var, Taberani Evsat’ta rivayet etti, Ebu Ya’la’nın adamları sahih rivayet adamlarıdır, Hasan bin Kesir müstesnadır, ibni Hibban onu güvenilir gördü.

(2) Ahmed güzel bir isnatla tahriç etti, ona dört hadis şahitlik ediyor, birincisi Tirmizi’nin (2033), Beğavi’nin güzel bir isnatla ve ibni Hibban’ın sahihinde merfu bir lafızla tahric ettiği şu hadistir: “Ey diliyle müslüman olupta imanın kalplerine yerleşmediği topluluk, müslümanlara eziyet etmeyince onların gizlilerini takip etmeyin, kim ki müslüman kardeşinin gizliğini takip eder (açığa çıkarırsa) Allah’ta onun gizlisini (ayıbını) açığa çıkarır, Allah kimin ayıbını araştırırsa, yüzüne vurur, ister ki o kişi bineğinin içinde olun..” İkinci Ebu Berze’nin güzel bir isnatla, yine Ebu Davud ve Ahmed’in de tahric ettiği hadistir, adamları güvenilirdir, dördüncü Taberani’nin ibni Abbas’tan rivayet ettiği hadistir, adamları güvenilirdir (Terğib ve Terhib: 3/239 ve sonrası, Mecmau’z Zevaid: 8/93-94).

(3) Hadis sahihtir, Müslim, Ebu Davud Tirmizi ve Nesai tahric etti, çok tariklerle rivayet edildi (Terğib ve Terhib: 3/515).

(1) Sahihtir, Buhari-Müslim, Ahmed Müsned’inde tahric etti. (Camiu’l Usul: 7/351).

(2) Sahihtir, Ahmed, Müslim, Tirmizi ve Nesai tahric etti. (Camiu’l Usul: 7/361).

(3) Sahihtir, hafızlara ki güzel gördü, Ebu Davud, Tirmizi Buhari Edebü’l Müfred’de: (239) Kudai Müsnedü’ş fiihab’ta ve ibni Vehb: “Cami” de, yine başını Taberani Evsat’ta ve Ziya, Bezzar ve Kudai Enes’ten tahric etti (Camiu’l Usul: 7/360-361, Fethu’l Kebir: 3/251).

(4) Tirmizi: (1939) tahric etti, senedinde Yahya bin Abdullah var o gerçekten zayıftır, Tirmizi dedi ki: fiu’be zayıf dedi.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS