Bab: Uyluk Hakkında Zikredilenler

41- Yakûb b. İbrahim bize anlatarak dedi ki: İsmail b. Uleyye bize anla­tarak dedi ki: Abdülaziz b. Suhayb bize Enes b. Mâlik'ten (ra) şöyle dediğini nakletti:

Allah Resulü (sav) Hayber Gazasına çıktı. Sabah namazını ortalık karanlıkken orada kıldık. Ardından Allah Resulü (sav) bineğine bindi. Ebâ Talha da bindi. Ben Ebû Talha'nın terkisinde idim. Allah Resulü (sav) Hayber sokağı içinde ilerledi. Dizim onun uyluğuna dokunuyordu. Sonra Allah Resulü (sav) mübarek uyluğunun beyazlığını göreceğim kadar izârmı sıyırdı. Şehre girdiğinde üç defa şöyle haykırdı:

"Allahü Ekber! Yıkılsın Hayber! Biz bir kavmin yurduna indiği­mizde uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!" (Son cümle ayettir: Sâfîât sûresi ayet: 177)

Halk (gündelik) işleri için çıktıklarında "(Eyvah) Muhammed!" de­diler.

(Abdülaziz der ki: Bazı arkadaşlarımız "Ordu!" dediler.)

Hayber şehrini kuvvet kullanarak ele geçirdik. Esirler toplandı. Bu sırada Dıhye geldi ve "Ey Allah Resulü! Esirlerden bana bir câriye ver" dedi.

O da "Git bir câriye al" dedi. Dıhya de Safiye bn. Huyey'i aldı. Ar­dından bir adam Allah Resûlü'ne (sav) gelip "Ey Allah'ın Elçisi! Dıhye'ye Kureyzâ ve Nadîr kabilelerinin hanımefendisi Safiye bn. Huyey'i verdin, o ancak sana düşer" dedi.

Allah Resulü (sav) "Dıhye'yi çağırın, onu da getirsin" buyurdu. Dıhye, Safiyye ile birlikte geldi. Allah Resulü (sav) Safiyye'ye bakınca ''Esirlerden bunun dışında bir cariye al" buyurdu.

Sonra Allah Resulü (sav) onu azat etti ve onunla evlendi.

Sabit "Ey Ebû Hamza! Mehri ne idi?" diye sordu. "Onun kendisi idi. Onu hürriyetine kavuşturdu ve onunla evlendi."

Yola çıktıklarında Ümmü Süleym, Safiyye'yi süsledi, gecenin bir vaktinde Allah Resûlü'ne (sav) sundu. Allah Resulü (sav) güvey olarak sabaha çıktı ve "Kimin yanında bir şeyler varsa onu getirsin" buyurdu ve bir yaygı serdi. Kimi hurma, kimi yağ getirmişti, (Enes'in (ra) seviki de zikrettiğini sanıyorum.)

Sonra Hays yemeği yaptılar. Bu da Allah Resûlü'nün (sav) düğün yemeği oldu.[5]

Şerh

"Orada namaz kıldık", ifadesinde kastedilen Hayber şeh­rinin dışıdır.

Dizlerim Allah Resûlü'nün (sav) uyluğuna dokunuyordu, sonra uyluğunun beyazını göreceğim kadar izârını sıyırdı" ifadesinde, yan yana oldukları ve Peygamber efendimizin devesini sokakta hızla sürmek için izârmı sıyırdığını efendimizin devesini sokakta hızla sürmek için izârını sıyırdığını anlıyoruz. Râvi Enes (ra) da bu sırada O'nun uyluğunu görmüştür. Uyluğun görünmesi hakkında Nevevî şöyle demiştir: Ulemânın çoğunluğuna göre uyluk avret mahallindendir.

Ahmed b. Hanbel ve Mâlik'ten yapılan rivayetlerde ise avretin sadece ön ve arka uzuvlar olduğu zikredilmiştir. Zahirîler ve İbn Cerîr de bu görüşte­dir. Ulemâ, uyluğun avret mahallinden olup olmadığı üzerinde ince tartışmalara girmişler, avretten olmadığını savunanlar, diğer delillerle birlikte bu hadis ile de istidlalde bulunmuşlardır.

Hamîs!" kelimesinin Hayber Yahudilerince 'Ordu' anla­mında kullanıldığına dair tefsir, sadece râvilerden Abdülaziz tarafından zik­redilmiştir.

Bir adam geldi" ifadesinde sözü edilen adamın kim olduğu bilinmemektedir.

Esirlerden bunun dışında bir cariye al" ifade­siyle ilgili olarak imam Şafiî el-Ümm adlı eserinde Vâkıdî'nin Siyerinden nakille şunu aktarmıştır: Dıhye'ye (ra), Kinâne b. er-Rebî'in kızkardeşini verdi. Kinâne, Saflyye'nin kocasıydı. Allah Resulü (sav) Safiyye kadar soy­lu bir cariye vermek suretiyle Dıhye'nin de (ra) gönlünü almıştır.

Sevîk: Hurma kavutuna verilen ad.

Hays: Hurma, tereyağı, un ve çökelekten yapılan bir tür yemek.

Hüküm

Hadis-i şeriften, sabah namazının erken kılınması, savaş hukuku, esirle­rin durumu gibi konularda bir çok şer'î hüküm çıkmakla birlikte burada bâb başlığıyla ilgili olarak avret mahallinin sınırlanmasıyla ilgili hüküm üzerinde durmak istiyoruz:

Hanefî mezhebine göre erkekler için avret mahalli diz kapaklarıyla gö­bek altında kalan bölümdür. Avret sayılan uzuvlardan birinin tamamı veya dörtte biri açıldığında namaz bozulur. Fakat dörtte birden az miktarının açılması namazı bozmaz. İmam Ebû Yusuf a göre ise, söz konusu uzuvlar­dan her hangi birinin en az yarısı açılmadıkça namaz bozulmaz.

Kişi, kendi iradesi dışında açılan avret mahallini örterek namaza devam ettiği takdirde namazı bozulmaz. Fakat tercih edilen görüşe göre kıyam ve­ya rükû gibi rükün süresi uzunluğunda örtmediği takdirde namazı bozulur.

Ten rengini gösterecek derecede şeffaf bir giysi, avret mahallini örtmüş sayılmayacağı için böyle bir giysiyle namaz kılınmaz.

Ders

Bu hadis-i şeriften çıkartacağımız bir çok ders vardır. Bunları şöyle sıra­layabiliriz:

Her işte erken davranmak, gevşeklik ve ihmalkârlık göstermemek. De­mir tavında dövülür deyişinden hareketle her şeyi zaman ve zeminine uygun olarak yapmak. Eğer yapılacak şey savaşsa, düşmana göre daima bir adım önde olmak. Görüldüğü üzere Allah Resulü (sav) hain Hayberlileri, onlar henüz uykudayken gafil avlamış, önlem almalarına firsat bırakmamıştır. Aksı takdirde çok daha fazla Müslümanın şehit düşmesi veya yaralanması söz konusu olurdu.

Düşman da olsalar, kişilerin sosyal statülerini gözetmek, onları rencide etmekten ve aşağılamaktan kaçınmak. Bu olayda Allah Resulü (sav) Yahudi­lerin en seçkin hanımlarından biri olan Safiyye'yi (r.anhâ) gururunu incit­meyecek şekilde taltif etmiş, derhal azat ederek evlenme teklif etmiştir. Bu, büyük bir incelik, aynı zamanda siyasi bir dehadır.

Alacağınız kararlarla yanınızda saf duran ve kader birliği ettiğiniz kimseleri kırmamak, hoşlarına girmeyebilecek kararları gönüllerini almak suretiyle sindirmelerine çalışmak. Hayber esirleri konusunda Allah Resûlü'nün (sav) Dıhye (ra) ile yaşadıkları bunun canlı bir misâlidir.

Toplumsal olayları insanları paylaşmak ki burada evliliğin, gayet müte­vazı da olsa bir yemekle insanlara ilânı ve insanların da bu coşkuyu paylaş­malarına katkıda bulunulması söz konusudur. Allah Resulü (sav) başka ha­dislerinde de ziyafeti teşvik etmiş, sahabeyi bu konuda özendirmiştir.

[5] Buhârî, saiât/358, ezân/575, cum'a/895, buyû/1986, 2076, 2081, cihâd/2675, 2679, 2725, 2769, 2855-2856, ehâdîsu'l-enbiya/3116, menâkib/3374, megâzî/3774-3775, 3876-3880, 3889-3891, nİkâh/4695-4696, 4762, 4771, et'ime/4968, 5005, zebâih/5102, libâs/5511, edeb/5717, da'avât/5886, keiârât/6220, i'tisâm/6786, 6788; Müslim, hac/2395, 2428, 2431, nikâh/2561-2562, 2564, 2566, cihâd/3360-3362; Tirmizî, nikâh/1015, 1034, siyer/1470, menâkıb/3857; Nesâî, mevâkît/544, nikâh/3290-3291, 3327-3329, îd/4265; Ebû Dâvud, nikâh/1758, harâc/2601-2604, 2615, et'ime/3253; İbn Mâce, nikâh/3899, 1947, ticârât/2263, menâsik/3106; İbn Hanbel, bakî musnedi'l-müksirîn/11505, 11554, 11635, 11697, 11770, 11960, 12052, 12155, 12208, 12218, 12282, 12401, 12465, 12553, 12626, 12665, 12993, 13019, 13049, 13086, 13272, 13359, 33471, 13589; Mâlik, cihâd/891, câmİ/1374; Dârimî, nikâh/2144-2145, 2462

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS