OTUZBİRİNCİ HADİS: ALLAH VE İNSANLARIN SEVGISI

OTUZBİRİNCİ HADİS

ALLAH VE İNSANLARIN SEVGISI

Ebu’l Abbas Sehl bin Sad es-Saidi (r.a.)’den şöyle dediği rivayet edildi: Bir adam Peygamber (s.a.v.)’e geldi ve dedi ki:

“Ey Allah’ın Resulü yaptığım zaman beni Allah’ın ve insanların seveceği ameli bana bildir” bunun üzerine buyurdu ki:

“Dünyada zahid ol ki Allah seni sevsin, insanların yanındakine karşı zahid ol ki (onlarda bulunanı istemeki) insanlar seni sevsin.” Hadis hasendir ibni Mace ve başkası güzel isnatlarla rivayet etti.1

Bu hadisi ibni Mace Halid bin Amr el-Kuraşi’den rivayetle tahric etti, o da Süfyanı es-Sevri’den, o da Ebi Hazım’dan, o da Sehl bin Sad’dan rivayet etti. fieyh rahimehullah isnadının hasen olduğunu zikretti, bunda nazar vardır, çünkü Halid bin Amr el-Kureşi el-Emevi hakkında imam Ahmed dedi ki:Hadisi münkerdir, bir defasında da dedi ki: Güvenilir değildir, batıl hadisler rivayet ediyor. İbni Muayn dedi ki: Hadisi bir şey değildir (kıymet arzetmez), bir keresinde de şöyle dedi: Yalancıydı, yalan söylüyordu, fiube’den uydurma hadisler rivayet metrüktür, zayıftır. Salih bin Muhammed ve ibni Adiy ona uydurma isnad etti, (S: 89) İbni Hibban onu güvenilirler kitabında da zikretti, zayıflar kitabında da zikretti ve dedi ki:2 Güvenilirlerden uydurmalarla ayrılıyor, yalnız kalıyordu, haberiyle delil getirmek helal değildir. Ukayli onun bu hadisini tahric etti ve dedi ki:Süfyan’ı Sevri hadisinden aslı yoktur, dedi ki:Halid’den Muhammed bin Kesir es-Sanani mütabeat etti, herhalde o ondan aldı ve ona işaret etti, çünkü meşhur olan bu Halid’dir.

Ebu Bekir el-Hatib dedi ki: Yine Ebu Katade el-Harrani ve Mihran bin Ebi Ömer er-Razi3 ve Sevri’den rivayet ettiler, dedi ki: En meşhuru ibni Kesir hadisidir, bu şekilde dedi bu Ukayli’nin şu sözüne zıttır:En meşhuru Halid bin Amr’ın hadisidir, bu daha sahihtir ve Muhammed bin Kesir es-Sanani o Masisi’dir, Ahmed onu zayıf gördü, yine Ebu Katade ve Mihran hakkında da konuşuldu (aleyhlerinde) fakat Muhammed bin Kesir o ikisinden de daha hayırlıdır, çünkü bir hafızın yanında güvenilirdir ibni Adiy onun bu hadisine şaşırdı ve dedi ki:Hakkında ne diyeceğimi bilmiyorum.4

İbni EbiHatim zikretti ki, kendisi Eban’a Muhammed bin Kesir’in Süfyan’ı Sevri’den rivayet ettiği hadisi sordu ve bu hadisi zikretti ve dedi ki:Bu hadis batıldır, yani bu isnadla böyledir, Muhammed bin Kesir’in Süfyan’ı Sevri’den rivayetinin aslı olmadığına işaret ediyor. İbni Meşiş dedi ki:Ahmed’e Sehl bin Sad hadisinden sordum, Ahmed dedi ki: -fiaşırarak- La ilahe ilallah, bu hadisi kim rivayet ediyor?Dedim ki:Halid bin Amr, dedi ki: Halid bin Amr meselesine düştük, sonra sustu. Muradı kendisine Halid’in bu hadisini zikredene itirazdır. İbni Ebi Ubeyd el-Kasım bin Selam mevaiz5 kitabında Halid bin Amr’dan bu hadisi tahric etti, sonra dedi ki: Bu hadise ben itiraz ederdim, bana bu fieyh Veki’den rivayetle bahsetti, kendisi ona sorduğunu söyledi, eğer onun söylemesi olmasaydı terk ederdim.

(1) Hadis hasendir, Tirmizi hasendir dedi, Nevevi de ona tabi oldu, Suyuti ona sahih işareti koydu, ibni Mace ve ibni Hibban “Ravdatul ukala”’da tahric etti. Taberani Kebir’de tahric etti, Hakim’de tahric etti ve doğruladı. Beyhaki, Kuda Ebu Nuaym ve ibni Adiy Kamil’de tahric etti. Fakat Zehebi senedinde Halid bin Amr olduğu için onu kınadı, Muhammed bin Kesir el Masisi’yi Ahmed zayıf gördü. Münziir dedi ki:fieyhlerimizden bazısı isnadını güzel gördü, bu akla uzaktır; çünkü bu Halid bin Amr el-Kureşi el-Emevi es-Saidi rivayetindendir.... Bu halir terkedildi ve itham olundu, ona güvenilir diyeni görmedim, fakat bununla beraber üzerine peygamberlik nurunun parıltısı var, ravisinin zayıf olup bunu Peygamber (s.a.v.)’in söylemiş olmasına bir engel yoktur. (Feyzul Kadir:1/481).

(2) Ukayli senedinde Muhammed bin Kesir el-Masisi es-Sanani’nin olmasından dolayı bu hadisi zayıflar içerisinde tahric etti, daha önce geçtiği gibi Ahmed onu zayıf gördü, Yahya bin Main dedi ki:Saduktur (Mizanü’l İtidal:4/18).

(3) Ebu Katade el-Harrani eş-fiami (Abdullah bin Vakid) hakkında ibni Main dedi ki:O bir şey değildir, Mihran bin Ebi Ömer er-Razi el-Attar’ı Ebu Hatim ve ibni Main dedi ki:O birşey değildir, Mihran bin Ebi Ömer er-Razi, el-Attar’ı Ebu Hatim ve ibni Main güvenilir gördü, Buhari dedi ki:Hadisi sallantılıdır. Nesai dedi ki:Kuvvetli değildir. (Mizanü’l İtidal:4/196, 564).

(4) İlel kitabında zikretti: 2/107.

(5)Rakam: 131.

“İbni Adiy bu hadisi Halid bin Amr’ın tercümesinde tahric etti yine onun Muhammet bin Kesir rivayetini de zikretti ve dedi ki bu hadis Sevri’den münkerdir ve dedi ki bunu Züfer -yani ibni Selman- Süfya’nın kardeşi Muhammed bin Uyeyne’den tahric etti Ebu Hazim’den o da Ebu Hazim’den rivayet etti o da ibni Ömer’den rivayet etti Züfer ve Muhammed bin Uyeyne’nin ikiside zayıftır dedi2 bu hadis başka bir vecihle mürsel olarak rivayet edildi onu da Ebu Süleyman bin Zeber Dimeşki İbrahim bin Ethem’in Müsned’inde tahric etti bu müsnedi Muaviye bin Hafs rivayetinden topladı o da İbrahim bin Ethem’den o da Mensur’dan bin Hiraş’dan şöyle dediğini rivayet etti bir adam Peygamber (s.a.v.)’e geldi ve dedi ki:

“Bana bir amel bildir ki onun üzerine beni Allah sevsin ve onun üzerine beni insanlar sevsin.” Bunun üzerine buyurdu ki:

“Allah’ın seni onunla seveceği amel ise dünyada zühddür, insanların seni seveceği amel iseşu dünyalıklara bak ve onlara at (ver).”3 Bunu ibni Ebi Zemmü’dDünya kitabında Ali bin Bekkar rivayetinden tahric etti o da ibrahim bin Ethem’in şöyle dediğini rivayet etti bir adam Peygamber (s.a.v.)’e geldi ve hadisi zikretti isnadında ne Mansur’u ne de Rabi’i zikretti hadisinde de dedi ki: Elindeki dünyalıklardan onlara at (ver) bu hadis iki büyük vasiyeti içermiştir birincisi dünyada zühd bu Allah’ın kula olan sevgisini gerektirir ikincisi insanların elindekine zahid olmak onlardakini istememek) bu da insanların sevgisini gerekli kılar dünyadaki zühdün övülmesine dair Kuran’da çok işaret var yine ona rabet etmenin kınanmasına dair yine çok işaretvardır, Allah Teala buyurdu ki:(Fakat siz (ey insanlar) ahiret daha hayırlı ve daha devamlı olduğu halde dünya hayatını tercih ediyorsunuz.) (A’la: 87/16-17) (S: 91)Allah Teala buyurdu ki:(Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, halbuki Allah (sizin için) ahireti istiyor) (Enfal: 6/67), Allah Teala Karun kıssasında buyurdu ki:(Karun ihtişamı içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzulayanlar: Keşke Karun’a verilenin benzeri bizim de olsaydı, doğrusu o çok şanslı dediler. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle dediler: Yazıklar olsun size!İman edip iyi işler yapanlara göre Allah’ın mükafatı daha üstündür. Ona yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz (en güzel) akibet takva sahiplerinindir.) (Kasas: 28/79-83) Ve:(Onlar dünyla hayatıyla şımardılar. Oysa ahiretin yanında dünya hayatı, geçici bir faydadan başkabirşey değildir) (Ra’d: 13/26). Ve buyurdu ki:(Onlara de ki:“Dünya menfaati önemsizdir, Allah’tan korkanlar için ahiret daha hayırlıdır ve size kıl payı kadar haksızlık edilmez) (Nisa: 4/77) Firavn ehlinin iman eden kimsesinden hikaye ederek şöyle buyurdu: (Ey Kavmim siz bana uyun, sizi doğru yola götüreceğim. Ey kavmim şüphesiz bu dünya hayatı, geçici bir eğlencedir. Ama ahiret, gerçekten kalınacak yurttur) (Nisa: 4/77) Allah azze ve celle ameli, çalışması ve niyetiyle dünyayı isteyeni zikretti, bunun zikri; “Ameller niyetlere göredir”10 hadisi üzerine konuşurken geçmişti, Allah katında dünyanın kınanması ve hor görülmesi hakkında hadisler çoktur.

Müslim’in Sahih’inde11 Cabir (r.a.)’in Peygamber (s.a.v.)’den şunu rivayet ettiği geçmektedir:“İnsanlar iki tarafındayken Peygamber (s.a.v.) çarşıya uğradı iki kulağı küçük ölü bir keçi yavrusuna rastladı, kulağından tuttu ve buyurdu ki:

“Bu sizin olsaydı hoşunuza gider miydi?” Dediler ki:

“Ey Allah’ın Resul’ü eğer o sağ bile olsaydı ona yine rağbet etmezdik çünkü o küçük ölü bir keçi yavrusuna rastladı, kulağından tuttu ve buyurdu ki:

“Vallahi dünya Allah’a bunun size hor oluşundan dahahordur.”

(1) KAMİL (3/902).

(2) ZÜFER ÇOK VEHİM SAHİBİR, ibni Uyeyne hakkında Ebu Hatim dedi ki: Onunla delil olmaz, onun münkerleri vardır. (Mizanu’l İtidal: 3/680).

(3) Hadis mürseldir, adamları güvenilirdir, Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: (8/41)Enes’ten şu lafızla tahric etti:“Bir adam Peygamber (s.a.v.)’e geldi ve dedi ki:

“Bana bir amel bildir ki ben onu yaptığım zaman onun üzerine beni Allah ve insanlar sevsin, Peygamber (s.a.v.) ona buyurdu ki:

“Dünyada zahid ol seni Allah sevsin insanlar ise onlalra bunu (dünyayı at, seni severler)”. Ebu Nuaym dedi ki:Bu hadiste Enes’i zikretti ve Ömer (bin İbrahim el-Müstemli) veya Ebu Ahmed (İbrahim bin Muhammed bin Ahmed el-Hemedani)’den olduğunu vehmetti, sağlam rivayet edenler onu Hasan bin Rabi’den rivayet etti, Mücahid’e gelmedi, yani mürseldir.

(9) Ğafir (Mü’min): 40/38-39)

(10)Bu meşhur sahih hadistir, kitabın metninden birinci hadistir.

(11) Müslim sahihinde Cabir’den tahric etti (Müslim’in Muhtasarı: 2078, Camiu’l Usul: 5/256).

Yine onda1 Müstevred el-Fihri’den Peygamber (s.a.v.)’in şöyle dediği rivayet edilir: “Dünya ahirete kıyasla sizden birinizin parmağını denize girdirmesi gibidir sizden biriniz baksın (denize parmağını daldırdıkdan sonra) parmağı ne kadar su ile dönecek) Tirmizi Sehl bin Sad (r.a.)’den tahric etti o da Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti : “Eğer dünya Allah katında bir sivrisineğin kanadına eşit olsaydı, ondan (dünyada) kafire bir içimlik su vermezdi” ve bunu Tirmizi doğruladı2 bir şeyde zühdü manası: Mustakil olarak horluğundan dolayı ondan yüz çevirmek ona ehemmiyet vermemektir, denilir ki: fieyün zeyüdün: Yani hakir, az. Selef ve daha sonra gelenler dünyada zühd hakkında konuştular bu konuda çeşitli sözleri vardır. Bu hususta merfu hadis variddir Tirmizi ve ibni Mace Amr bin Vakıd’dan tahric etti o da Yunus bin Halbes’ten o da Ebu İdris el-Havlani’den o da Ebu Zer’den o da Peygamber (s.a.v.)’den şöyle dediğini rivayet etti: Zahitlik helalı haram kılmakla malı zayi etmekle değildir, fakat dünyada zahidlik elindekini Allah’takinden daha sağlam olmamasıdır, senin musibet sevabı içinde olmandır musibete uğradığın zaman onun sende kalmasını arzulamak ve ona tekrar arzu duymandır”3 Tirmizi dedi ki: Gariptir, bunu ancak bu vecihle biliyoruz. Amr bin Vakid münkerül hadistir.

Derim ki: Sahih olan İmam Ahmed’in Zühd kitabınd’a rivayet ettiği gibi mevkuf oluşudur, dedi ki: Bize Zeyd bin Yahya ed-Dimeşki, anlattı, (o da dedi ki:) bize Halid bin Sübeyh anlattı (o da dedi ki:) Bize Yunus bin Halbes anlattı, dedi ki: Ebu Müslim el Havlani (r.a.) de ki: Dünyada zahidlik helalı haram kılmakla, malı zayi etmekle değildir, ancak dünyada zahidlik: Allah’takini seni elindekinden daha sağlam olmasıdır, bir müsibete uğrarasan şayet o musibet sende kalırsa onu ecrini çok şiddetli ümit etmelisin, onu kendine (ahiret) azığı olmasını arzulamalısın.

Bunu ibni dünya Muhammed bin Muhacir riayetinden tahric etti, o da Yunus bin Mesire’den şöyle dediği rivayet etti: (s: 93) dünyada zahidlik helalı haram kılmakla ve malı zayid etmekle değildir, fakat dünyada zahidlik Allah’takini senin elindekinden daha sağlam olmasıdır halin musibete uğrdığınki ile musibete uğramadığınki eşit olmadır, hak uğrunda seni kınayanla seni öven bir olmalıdır. Zühdü üç şeyle tefsir etti hepsi de kalp amellerindendir, aza amellerinden değil bunun için Ebu Süleyman der ki: Kimseye zühd ile şahidlik etme, çünkü zühd kalpte: Birincisi: Kulun Allah’takine kendi elindekinden daha fazla güven içinde olmalıdır, bu yakinin sıhhatinden ve kuvvetinden kaynaklanır, çünkü Allah kullarının, rızkına kefildir, Allah Teala buyurdu ki: (Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah’ın üzerinedir) (Hud: 11/6) ve buyurdu ki: (Semada da rızkını ve size vadedilen başka şeyler vardır)(Zariyat:51/22) ve buyurdu ki: (Rızkı Allah katında arayanın ve O’na kulluk edin) (Ankebut: 29/17) Hasan dedi ki: Kendi elindekine Allah katındakinden daha fazla güvenmem yakiniyin (kesin inanç) zayıflığındandır.

Ali ve ibni Mesud dedi ki: Rızkın en fazla ümit edildiği vakit dünyada un yok dedikleri vakittir. Mesruk dedi ki: Zannın ne güzel olduğu zaman hizmetçinin şöyle dediği andır: Evde buğday ekmeği ve bir dirhem bile yoktur.

İmam Ahmed dedi ki: Günlerimin en sevinçlisi sabahlayıpta yanımda hiçbir şeyin olmadığı gündür.

Ebu Hazimi Zaahide denildi ki:

“Senin malın nedir?”

“Benim malım ikidir, o ikisi ile fakirlikten asla korkma: Allah’a güven ve insanların elindekinden ümit kesmektir.”8 Ona denildi ki:

“Sen fakirlikten korkmuyor musun?” dedi ki:

“Efendim göklerde, yerlerde ve yerin altındakilerin sahibidir ben fakirlikten korkar mıyım?” Ali bin Muvaffaka bir kağıt verdi, o da okudu, bir de ne görsün, ey Ali bin Muvaffak ben senin Rabbinken sen fakirlikten mi korkuyorsun?” yazılıydı.

Fudayl bin İyad dedi ki: Zühdün aslı Allah’dan razı olmaktadır ve dedi ki: Allah’a güvenir, Allah’ın kendisine olan tedbirine razı olur, ümit ve korku ile yaratıklardan alakasını keser, bu da kendisine hoş olmayan şeylerle dünyayı istemekten engeller

(1) Müslim, ibni Hibban ve Tirmizi Kays bin Ebi Hazim rahimehullah yoluyla tahric etti. (Camiu’l Usul: 5/257).

(2) Hadis sahihtir Tirmizi ve ibni Mace Sehl’den, Ebu Davud Cabir’den tahric etti: (Camiu’l Usul: 5/256 Irakinin ihya tahrici: 3/193. Beyrut baskısı).

(3) Tirmizi ve ibni Mace tahric ve ibni Mace tahric etti, musannifin zikretiği gibi garibtir.

(4) Ahmed “Zühd”’de tahric etti s: 18.

(8) Ebu Nuaym Hilye’de irad etti 3/232).

Kim böyle olursa dünyada gerçekten zahid olur, insanların en zengini olur, hatta dünyada bir şeyi olmasa bile böyledir, Ammar (r.a)’ın dediği gibi: Vaiz olarak ölüm, zenginlik olarak yakin, meşguliyet olarak ibadet yeter.1

İbni Misud (r.a.) dedi ki: Allah’ın kızdığı şeylerle insanlardan hoşnut olman Allah’ın rızkına karşı kimseyi övmemen, Allah’ın vermediği şeyden dolayı bir kimseyi kınamaman yakindir. Çünkü Allah’ın rızkını hırs edeninhırsı getirmez, hoşlanmayanın hoşlanmaması o rızkı geri çevirmez, Allah ilmi, adaleti ve hikmetiyle ruhu, ferahı yakin ve rızada kılmıştır, sıkıntı ve üzüntüyü kızgınlık ve şüphede kılmıştır.2 Mürsel bir hadiste:Peygamber (s.a.v.) şu duayı ediyordu:“Ey Allah’ım senden kalbime yerleşmiş bir iman istiyorum, sadık bir lisan istiyorum ta ki bana ayırdığın rızkı engelleyecek olmadığını bileyim, bana ayırdığın rızık ile beni razı kıl.”3

Ata el-Horasani meclisinden kalkmadan şöyle diyordu:“Allah’ım bize senin yakinini ver ta ki dünya musibetleri bize küçük gelsin, bilelim ki bize ancak senin yazdığın isabet ediyor, bu rızıktan da ancak bize taksim ettiğin geliyor.”4 İbni Abbas’tan merfu olarak bize şu rivayet edildi:“İnsanların en zengini olması kimi sevindirirse, Allah’takine kendi elinden daha fazla güvensin.”5 İkincisi:Kulun dünyasında malının, çocuğunun ve bundan başka şeyinin gitmesiyle bir musibete uğradığı zaman dünyada kendinden giden şeyin geri kendisinde kalmasını arzuladığından daha fazla bu musibetin sevabına rağbet etmesidir, bu da yine yakinin mükemmelliğinden kaynaklanır.

(S:95) İbni Ömer (r.a.)’den rivayet edildi, Peygamber (s.a.v.) duasında şöyle diyordu:“Allah’ım bizimle senin masiyetlerin arasına girecek (masiyetlere engel olacak) korkundan bize de ver, bizi cennetine ulaştıracak taatından ver, dünya musibetlerini bize küçük kılacak yakinden ver.”6 Ali bin Ebi Talib’in dediği gibi bu dünyada zühdün ve ona az rağbet etmenin alametlerindendir: Kim dünyada zahid olursa musibetler ona hafif gelir. Üçüncüsü:Hak hususunda kul yanında kendini övende kınayanda eşit olmalıdır. Bu da dünyada zühdün, onun hakir oluşunun ona az rağbet edişin alametlerindendir, çünkü kimin yanında dünya büyük olursa övülmeyi tercih eder kınanmayı sevmez, belki de kınanma korkusuyla birçok hakkı terkeder ve övülme için birçok metinin kalbinden düştüğüne delildir, hak sevgisinin kalbini doldurduğuna ve mevlasının razı olduğu şeylerin kalbini doldurduğuna delildir, ibni Mesud (r.a.) dedi ki:Yakin Allah’ın kızmasıyla insanları razı etmemendir.

Allah kendi yolunda cihad edip kınayanın kınamasından korkmayanları övdü. Seleften zühdün tefsiri hakkında başka ibareler de rivayet edildi, hepsi de daha öncekine dönüyor, Hasan’ın şu sözü gibi: Zahid birini gördüğü zaman şöyle diyendir:Bu benden daha üstündür, bu gerçekte zahidin şu manaya geldiği anlamına geliyor:O nefsinin övülüp yüceltilmesi hususunda zahiddir, bunun için için denilir ki:Başkanlıkta zahid olmak olmak (ona göz dikmemek, arzulamamk) altın ve gümüşte zahid olmaktan daha şiddetlidir (zordur)7 Kim kalbinden riyaset (baş olma) ve insanlardan yukarda olma sevgisini çıkarırsa o gerçek zahiddir, bu insanın yanında kendini övende kınayanda eşit olur. Vehb bin el-Verd rahimehullah dedi ki:Dünyada zahdilik, dünyada kaybolana üzülmemen, sana gelene de sevinmemendir,8 ibni’s Semmak rahimehullah dedi ki:fiu kimse zahidliği açık kimsedir. Dünyanın kendine yönelmesi de, arka dönmesi de o kulun yanında eşittir, fazlalığı da noksanlığı da eşittir, musibet hali de, bir musibet olmadığı hali de eşittir.

(1) Ondan ibni Ebi’d Dünya; “Yakin”’de zikretti, fakat senedinde meçhul vardır.

(2) İbni Ebi’d Dünya; “Yakin”’de rivayet etti, senedi munkatıdır.

(3) İbni Ebi’d Dünya; “Yakin”de tahric etti adamları güvenilirdir.

(5) Hadis merfudur Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 3/218 ve sonrası, şu lafızla tahric etti:“Kim insanların en zengini olmayı severse, Allah’takine kendi elindekinden daha fazla güven içinde olsun...”Yine Hakim, Kudai; “Müsnedü’ş fiihab”’da Beyhaki: “Zühd’de” tahric etti, isnadı zayıftır. Taberani’nin Evsat’ta tahric ettiği Ebu’d Derda hadisinde şöyldir; “... fakat dünyada zahidlik kendi elindekine Allah’ta bulunandan daha fazla güvenmemendir”(Mecmaü’z Zevaid: 10/286).

(6) Hadis hasendir, Tirmizi tahric etti (3497) ve dedi ki:Hasen, garibtir. Nesai’de ve Hakim’de tahric etti ve doğruladı. (Camiu’l Usul: 5/84).

(7) Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: (8/238).Yusuf bin Esbat’tan tahric etti, şu lafızla tahric etti:“Riyasette zühd, dünyada zühdden daha şiddetlidir.”

(8) Ebu Nuaym Hilye’de Vüheyb bin el-Verd el-Mekki’den tahric etti: (8/140).

-Zannediyorum imam Ahmed- soruldu ki:

“Beraberinde mal bulunan zahid olur mu?”Dedi ki:

“Eğer fazlalığı ile sevinmiyor, eksilmesiyle üzülmüyorsa o zahiddir.” Zühri zahidden soruldu, dedi ki: “Haram sabrına üstün gelmeyendir ve helal şükründen kendini alıkoymayandır1 bu da öncekine yakındır, çünkü manası zahid dünyada harama gücü yettiği halde sabredip yapmayandır, helal işte olursa kendisini şükürden engellemez, bilakis Allah’a şükür eder.” Ahmed bin Ebi’l Havari rahimehullah dedi ki:Süfyan bin Uyeyne’ye dedim ki:

“Dünyada zahid kimdir?”Dedi ki:

“Kendisine nimet verilince şükreden, bela verilince saberedendir” dedim ki:

“Ey Ebu Muhammed kendisine nimet verilince şükreden, bela verilince sabreden ve nimeti hapseden nasıl zahid olur?”Dedi ki:

“Sus, nimetler kendisini şükürden, belalar kendisini sabırdan engellemeyen kimse zahiddir.”2 Rasia dedi ki:Zahidlik eşyayı hakkıyla toplayıp, hakkıyla geri koymaktır.3 Süfyanı Sevri rahimehulah dedi ki:Dünyada zühd kısa emeldir, kaba yemek ve aba giymekle değildir. Ve dedi ki:Selefin dualarından şu da vardı:Allah’ım bizi dünyada zahid kıl ve zühdü bizde genişlet, bizden geri çevirme, bize onu arzu lattır.

Yine imam Ahmed’de şöyle dedi:Dünyada zühd:Kısa emeldir, bir keresinde de dedi ki:Kısa emel ve insanların elindekinden ümit kesmektir. Kısa emel Allah sevgisini ve O’na kavuşmayı gerekli kılar, dünyadan çıkmayı gerekli kılar, uzun emel orada kalmayı gerektirir, kimin emeli kısa olursa, dünyada kalmayı sevmez, bu zühdün ve dünyadan yüz çevirmenin son noktasıdır, ibni Uyeyne buna şu ayetle delil getirdi:((Ey Muhammed onlara) de ki:fiayet (iddia ettiğiniz gibi) ahiret yurdu Allah katında diğer insanlara değilde yalnızca size aitse ve bu iddianızda doğru iseniz haydi ölümü temenni edin. Onlar, kendi elleriyle önceden yaptıkları işler (günah ve isyanları) sebebiyle hiçbir zaman ölümü temenni etmeyeceklerdir. Allah zalimleri iyi bilir. Yemin olsun ki, sen onları yaşamaya karşı insanların en düşkünü olarak bulursun.) (Bakara: 2/94-96)

(S:97) İbni Ebi’d Dünya Dahhak bin Müzahim’e isnatla şöyle dediğini rivayet etti:“Peygamber (s.a.v.)’e bir adam geldi ve dedi ki:

“Ey Allah’ın Resulü insanların en zahidi kimdir?”Buyurdu ki:

“Kabri ve belayı unutmayan, dünyanın süsünü terkeden baki olanı fani olana tercih eden, yarını kendi günlerinden saymayan ve nefsini ölü sayandır” bu mürseldir.5 Selefin bir çoğu zühdü kısımlara ayırdılar:Bir kısmı dedi ki:fiirkte ve Allah’tan başkasına tapılan şeyde zühd, sonra bütün haram ve masiyetlerde zühd, sonra helalde zühd, bu da zühdün en aşağısıdır. Bu kısımdan ilk iki zühd farzdır, üçüncüsü: Farz değildir, çünkü farzların en büyüğü şirkte zühddür, sonra bütün masiyetlerde zühddür. Bikr el-Müzeni kardeşleri için şöyle dua ediyordu:Allah bizi ve sizi kendisine haram ve günahlara imkan veripte kendisini Allah’ın gördüğünü bilip onu terk eden kimsenin zühdüyle zühdlendirsin.

İbni’l Mübarek dedi ki:Selam bin Ebi Muti dedi ki:Zahid üç şekil üzeredir, Birincisi:Söz ve fiilini Allah için yapıp, onunla dünyadan bir şey istememesidir. İkincisi:Düşgün olmayanı terkedip salih amel işlemektir. Üçüncüsü: Helalda zühd ancak bu birinci dereceyi zühd kıldı. Amel ve sözde ihlasa zıt olan gösteriş küçük şirktir, ona sevkeden dünyada övülmektir, ehli yanında öne geçmektir, bu da yükselme sevgisi ve riyasetin (baş olma) sevgisini bir çeşitidir.

İbrahim bin Edhem dedi ki: Zühd üç sınıftır: Farz zühd, fazilet zühd ve selamet zühddür. Farz zühd ise haramda zühddür, fazilet zühd ise: Helalda zühddür, selamet zühd ise: fiüphelililerde zühddür.7

İnsanlar özellikle haramdan zühd edip fazla mübahlardan zühd etmeyene zahid isminin hak olup olmadığında ihtilaf etti.

(1) (Ebu Nuaym Hilye’de şu lafızla tahric etti (7/287). “Helal şükrüne galip gelmeyen, haram da sabrına galip gelmeyendir.”

(2) Süfyan’dan Ebu Nuaym Hilye’de: (7/237) tahric etti.

(3) Ebu Nuaym Hilye’de: (3/259) Rabia bin Ebu Abdurrahman’dan.

(5) Yine İbniEbi fieybe Musannef’inde tahric etti.

(6) Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 6/188.

(7) Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: (8/26, 10/13) zikredilen lafız onuncu cüzdekidir).

Bu konuda iki görüş vardır, birincisi: Bununla zahid ismini hak eder, bunun zikri Zühri, ibni Uyeyne ve başkasından daha önce geçti. İkincisi:Fazla mübahlara zühdü olmadıkça zühd ismini alamaz, bu arif alimlerden bir gurubun görüşüdür, hatta bazısı dedi ki:Bu halis mübah zühdü yitirildiği için zühd yoktur, bu Yusuf bin Esbat1 ve başkasının görüşüdür, bunda nazar vardır. Yunus bin Ubeyd diyordu ki: Dünyanın kıymeti nedir ki, onda zahid olan övülsün Ebu Süleymanı Darani dedi ki:Irak’ta zühd konusunda bize ihtilaf ettiler, bir kısmı dedi ki:Zühd insanlarla karşılaşmayı terketmektir, bazısı dedi ki:fiehvetlerin terkiyledir, bazısı dedi ki:Çirkin şeyleri terketmektir, herbirinin sözü birbirine yakındır dedi ki:Ben de seni Allah’tan alıkoyan şeyi terketmendir görüşünü savunuyorum.2 Ebu Süleyman’ın bu dediği güzeldir, bu zühdün bütün manalarını ve çeşitlerini topluyor. Bil ki kitap ve sünnette dünyanın kınanması kıyamete kadar birbiri ardınca gelen gece gündüz gibi zamana ait değildir, çünkü Allah Teala o ikisini (gece ve gündüzü)Allah’ı hatırlayıp şükretmeyi murad edenler için birbiri ardınca kılmıştır.

İsa (a.s.)’ın şöyle dediği rivayet edilir:Bu gece ve gündüz iki depodur, bu ikisine ne koyduğunuza bakınız. Aleyhissalü vesselam buyuruyor ki:“Gece yaratıldığı şey için amel ediniz, gündüz yaratıldığı şey için amel ediniz.”Mücahid dedi ki:Hergün Ademoğluna der ki:Sana bu gün geldim, bu günden sonra da dönmeyeceğim, ben de ne yaptığına bak, o gün geçirilirse dürülür, sonra üzerine mühür vurulur, kıyamet günü Allah açıncaya kadar bir açılmaz, her gecede böyle der3 selefin bir şöyle bir şiir söyledi: Dünya ancak cennet ve cehenneme yoldur geceler insanın ticaret yeri günler pazar yeridir.

(S:99) Kımama Allah’ın insanlara beşik ve mesken kıldığı yeryüzüne de değildir, oradaki dağlar, denizler, nehirler ve madenlere de değildir, orada yetiştirdiği bitki ve ağaçlara da değildir, orada yaydığı hayvanlar ve başka şeylere de değildir, bütün bunlar insanların menfaatları olan Allah’ın nimetleridir, insanlar için onlarda ibretler ve Allah’ın birlik, kudret ve büyüklüğüne karşı deliller vardır, kınama ancak dünyada Ademoğlunun yaptığı fiillerdir, çünkü fiillerinin çoğunluğu neticesi övülmemiş şekilde gerçekleşiyor, veya sonuçta zarar verecek veya menfaatsiz geiyor, Allah Teala buyurdu ki:(Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve aranızda daha çok mal ve evlat sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider, sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün) (Hadid: 57/20)

Ademoğlu dünyada iki kısımdır:Birincisi:Kullar için dünyadan sonra sevap ve ceza için bir yerin olmasını inkar edenler, bunlar Allah Teala’nın haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir:(Huzurumuza çıkacaklarını beklemeyenler, dünya hayatına razı olup onunla rahat bulanlar ve ayetlerimizden gafil olanlar yok mu, işte onların kazanmaka oldukları (günahlar) yüzünden varacakları yer ateştir) (Yunus: 10/7-8)

Onların gayretli dünyadan istifade, ölmeden önce lezzetleriyle ganimetlenmektir, Allah Teala buyurdu ki:(İnkar edenler ise (dünyadan) faydalanrlar, hayvanların yediği gibi yerler. Onların yeri ateştir) (Muhammed: 47/12).

Onlardan bazısı dünyada zühdü emreder, çünkü çokça dünyalığın sıkıntı ve keder getirdiğini görür ve der ki:Nefsin alakası çoğaldıkça ölüm anında ondan ayrılmak nefse acı verir, bu onların dünyada zühdlerinin son noktasıdır. İkinci kısım:Sevap ve ceza için bir diyarın varlığını kabul edenler, bunlar müslümanların şeriatına bağlı olan kimselerdir, bunlar üç kısma ayrılırlar, nefsine zulmedenler, orta halli olanlar ve hayırlara koşanlar, önde gidenlerdir, nefislerine zulmedenler çoğunluktur, dünya süsüyle beraberdirler, dünyayı helal olmayan yönden kazanırlar, uygun olmayan yerde kullanırlar, dünya en büyük gayesi olmuştur, onunla razı olur, onun için kızar, onun için dostluk, onun için düşmanlık eder, bunlar oyun, eğlence süs, övünme ve çokluk sahibi olma arzusundadırlar, hepsi de dünyadan maksadın ne olduğunu bilmemiştir, ahiret yurdu için azık edinilecek yolculuk yeri olduğunu bilmemişlerdir.

(1) Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 8/238.

(2) Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 9/258.

(3) Mücahid’den Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 3/292.

Her ne kadar mücmel iman ile inanıyorlarsa da tafsilatlı olarak bilmiyorlar, dünyada Allah’ı bilenlerin tattığını tadamıyorlar, dünyada tadılan şeyler ahirette depolananların bir nümunesidir. Onlardan orta halli olanlar dünyadan mübah yönden istifade eder, farzlarını yerine getirir gerekliden fazlasını nefsi için tutar, dünya şehvetlerinden istifade eder (helal yönden) bunlara zahid ismi verileceği hususunda ihtilaf edildi, bu hususta onlara bir ceza yoktur, ancak dünyada genişlikleri nisbetinde ahirette derecelerinden eksiltilir. İbni Ömer dedi ki:Kul dünyadan birşey elde ederse Allahkatında derecelerinden eksilir her ne kadar cömertte olsa böyledir, bunu ibni Ebi’d Dünya güzel bir isnatla tahric etti,1 merfu olarak Ayşe (r.a.)’den de rivayet edildi, isnadında nazar vardır.

İmam Ahmed Zühd kitabında isnadıyla rivayet etti ki: Bir adam Muaviye’nin huzuruna girdi, Muaviye ona bir elbise giydirdi, sonra adam çıktı sahabeden EbuMesudel Ensari ve bir adama uğradı, birisi dedi ki:Onu (elbiseyi) iyiliklerinden al, diğeri de dedi ki:Onu güzel şeylerinden al.Ömer’e isnatla şöyle dediğini rivayet etti:Eğer iyiliklerinden eksilmeyeceğini bilseydim size yumuşak davranarak aranıza karışırdım, fakat Allah azze ve celleyi bir kavmi ayıplayarak şöyle buyurduğunu işittim:(Dünyadaki hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz.) (Ahkaf: 46/20). Fudayl bin İyad dedi ki:Dilersen dünyadan az istifade et, dilersen çok sen ancak torbandan alıyorsun, buna şu şahittir, Allah kullarına fazla dünya şehvetlerini, onun süsünü haram kıldı, onu onlar için ahirete biriktirdi, buna şu ayetle merdivenleri gümüşten yapardık. Evlerinin kapılarını ve üzerine yaslanacakları koltukları koltukları da (hep gümüşten yapardık)(S: 101) (Ve onları zinetlere boğardık. Bütün bunlar sadece dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret ise, Rabbinin katında Allah’ın azabından sakınıp rahmetine sığınanlara mahsustur.) (Zuhruf: 43/33-35)

Sahih olarak Peygamber (s.a.v.)’den şöyle buyurduğu rivayet edildi:“Kim dünyada ipek giyerse ahirette giyemez.”2 ve: “Kim dünyada iki içerse ahirette içemez.”3 ve buyurdu ki: “İpek, dibac (ipek karışımlı kumaş) giymeyiniz altın ve gümüş kaplardan içmeyiniz, o ikisinin tabaklarından yemeyiniz, çünkü o dünyada onların, ahirette ise sizindir.”4 Vehb dedi ki: Allah azze ve celle Musa (a.s.)’a buyurdu ki:Ben evliyalarımı dünya nimetlerinden ve genişliğinden uzaklaştırıyorum, aynen şefkatli çobanın develerini insan ve hayvan pisliklerinden uzaklaştırıldığı gibi (böyle yapıyorum), bu onların benim yanımda alçaklıklarından dolayı değildir, fakat dünya yaralamamış şekilde tam selametli olarak benim ikramımdan nasiblerini alsınlar diye böyle yapıyorum. Buna Tirmizi’nin Katade bin Numan’dan tahric ettiği Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu hadis şahittir: “Allah bir kulu severse onu dünyadan korur, sizden birinizin hastasını sudan koruduğu bir kulu severse onu dünyadan korur, sizden birinizin hastasını sudan koruduğu gibi korur.”6 Müslim’in sahihinde Abdullah bin Amr (r.a.)’dan Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu riayet ettiği tahric edildi: “Dünya müminin zindanı, kafirinde cennetidir.”Allah izniyle hayırlarda önde gidenlere gelince onlar dünyadan muradın ne olduğunu anladılar, gereğince amel ettiler, Allah kimin ameli daha güzel diye imtihan etmek için kullarını bu dünyaya yerleştirmiş olduğunu bildiler.

(1)İbni Ebi’dDünya güzel bir isnatla ibni Ömer (r.a.)’den tahric etti, Ayşe’den merfu olarak rivayet edildi, hafız Münziri Terğib ve Terhib’de dedi ki:(4/163). Mevkuf daha sahihtir, yine mevkuf olarak Hennad bin Seriy “Zühd”’de tahric etti, ibni Ebi fieybe Musannef’inde, Ebu Nuaym Hilye’de: (1/306) tahric etti.

(2) Hadis sahihtir, Enes’ten Ahmed, Buhari, Müslim, Nesai ve ibni Mace tahric etti (Camiu’s Sağir), (Camiu’l Usul: 11/285).

(3) Hadis sahihtir, ibni Ömer’den Malik, Ahmed, Buhari, Müslim, Nesai ve ibni Mace tahric etti (Camiu’s Sağir.)

(4) Hadis sahihtir, Huzeyfe bin Yeman’dan Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai ve ibni Mace tahric etti (Camiu’l Usul: 1/282, 11/285).

(5)Hadis sahihtir, Tirmizi, Hakim tahric etti, doğruladı ve ibni Hibban tahric etti.

(6) Hadis sahihtir, Ahmed, Müslim, Tirmizi, ibni Mace Ebu Hureyre’den, Taberani ve Hakim Selman’dan, Bezzar ibni Ömer’den tahric etti (Camiu’s Sağir, Camiul usul: 5/255).

Allah Teala buyurdu ki: (O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, arşı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratadır) (Hud: 11/7) ve buyurdu ki:(O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır.) (Mülk: 67/2) Selefin bazısı dedi ki:Hangisi dünyada daha zahid ve ahirete daha arzulu diye, dünyadaki güzelliği imtihan vesilesi kıldı, ta ki kim onunla beraber durup ona meylediyor ve kim de bu şekilde değil ona baksın, Allah Teala buyurdu ki:(Biz insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim diye yeryüzündeki her şeyi dünyanın kendine mahsus bir zinet yaptık) (Kehf: 18/7) sonra onun kesileceğini ve yok olacağını açıkladı: ((Bununla beraber) biz oradaki her şeyi kupkuru bir toprak yapacağız) (Kehf: 18/8) Dünyadan bana ne, benimle dünyanın misali bir ağaç gölgesinde kaylule (öğle uykusu) yapan sonra terkedip giden binekli gibidir.”6

“Sahabeden bir topluluğa dünyadan edinecekleri şeyin yolcu azığı gibi olmasını tavsiye etti”, Selaman, Ebu Ubeyde bin Cerrah, Ebu Zer ve Ayşe (r.a.)7 onlardandır (S: 103) ibni Ömer’e:(Dünyada kendisini bir garib veya yolun bir tarafından diğer tarafına geçen gibi olmasını ve nefsini kabir ehlinden saymasını tavsiye etti.”1 Bu derecenin ehli iki kısımdır:Dünyada sadece ihtiyacıyla yetinenle, zahidlerden çoğunun hali budur. Nefsin kuvvet kazanması için bazan mübah şehvetleri kullananlarda ikinci kısımdır, Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki:“Dünyanızdan bana kadın, güzel koku sevdirildi, gözümün nuru namazda kılındı.”Bunu Ahmed veNesai Enes’ten tahric etti,2 imam Ahmed3 Ayşe (r.a.)’den şöyle dediğini tahric etti:“Peygamber (s.a.v.) dünyadan kadın, güzel koku ve yemeği seviyordu kadın ve güzel kokudan istifade etti, yemekten istifade etmedi.”

Vehb dedi ki:Davud (a.s.) ehlinin hikmetinde yazılıdır ki:Akıllının dört saatten gafil olmaması gerekir:Nefsini hesaba çekeceği saat, Rabbine fısıldayacağı saat, kendisine ayıplarını bildiren kardeşleriyle karşılaşma saat, kendisine ayıplarını bildiren kardeşleriyle karşılaşma saati, nefsi ve lezzetleriyle başbaşa kaldığı saattir, bunu helal ve az yapacak, çünkü bu saat diğer saatlara yardımcıdır, kalbleri odaklaştırır, yani rahatlatır, ne zaman Allah’a itaatta kuvvet kazanacağı mübah şehvetlerini kullansa, onun bu şehvetleri sevaplanacağı bir itaat olur, Muaz (r.a.)’ın dediği gibi:Ben gece kıyamımın ecrini beklediğim gibi uykumun da ecrini bekliyorum, yani uykusuyla gecenin sonunda kıyama niyet ediyor, kıyamının sevabını beklediği gibi uykusunun da sevabını bekliyor, bazısı mübah olan şehvetlerinden istifade ettiği zaman kardeşlerine de verirdi. İbni’l Mübarek’in bir şeye iştah duyuğu zaman bazı ashabı da iştah duyuncaya ve onlarla beraber yiyinceye kadar yemeği rivayet edilir.

(5) İbni Abbas’tan Ahmed, ibni Hibban sahihinde, Beyhaki, Taberani Kebir’de ve Hakim tahric etti, ibni Mesud’dan Ahmed, Tirmizi, ibni Mace, Hakim, Beyda tahric etti sahihtir (Terğib ve Terhib: 4/198-199, Camiu’s Sağir, tahricü ehadisi ihya: 3/205).

(6) Selman’dan Ahmed, ibni Hibban, Abdurrezzak, Taberani Kebir’de, Kudai“Müsnedü’ş fiihab”’da Ebu Nuaym Hilye’de:(1/195-197) sahihtir, Hakim, Zehebi ve ibni Hibban doğruladı. Ayşe’den Tirmizi: (1781, 6/85) tahric etti ve dedi ki:Bu hadis garibtir, yine Ebu Nuaym tahric etti, Hakim doğru buldu, Zehebi zayıf buldu, Habbab bin Eret’ten Ebu Ya’la ve Taberani güzel bir isnatla tahric etti, ve dedi ki:Bu hadis garibtir, yine Ebu Nuaym tahric etti, Hakim doğru buldu, Zehebi zayıf buldu, Habbab bin Eret’ten Ebu Ya’la ve Taberani güzel bir isnatla tahric etti, ibni Ebi fieybe ve Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti:(1/360)(Mecmaü’z Zevaid: 10/253-254, Terğib ve Terhib: 4/222-223).

(1) Buhari merfu olarak ibni Ömer’den şu lafızla tahric etti:“Dünyada sanki sen bir garib veya yolun bir tarafından öbür tarafına geçen kimse gibi ol” bu geçen kırkıncı hadistir, musannifin zikrettiği bu lafızla Ahmed, ibni Mace ibni Ömer’den Leys bin Ebi Süleym tarikiyle tahric etti, zayıftır.

(2)Hadis sahihtir, Hakim dedi ki:Müslim’in şartı üzere sahihtir, Hafız Iraki dedi ki:İsnadı güzeldir, ibni Hacer dedi ki:Hasendir,Süyuti de buna mütebaat etti, Ahmed, Nesai Hakim, Beyhaki Sünen’de Enes’ten tahric etti (Camiu’s Sağir ve Feyzu’l Kadir, Camiu’l Usul: 5/431, 10/244, tahricü ehadisil ihya: 3/208).

(3)Ahmed Mmüsnette tahric etti, zayıftır, içerisinde meçhul adam var.

Bir şeye iştah duyduğu zaman bir misafir çağırırdı, Evzai’nin şöyle dediği zikredilir: Üç zümrenin yediklerine hesap yoktur. Sahur yapan, iftar ederken oruçlu ve misafirin yemeğidir. Hasan dedi ki: Dünyada senin menfaatine olan şeyleri talep etmen dünyayı vesmen demek değilir, ihtiyacını giderecek şeyi terketmen dünyadan zühd değildir, kim dünyayı sever ve dünya kendini sevindirirse kalbinden ahiret korkusu gider. Said bin Cübeyr dedi ki:Aldatma metaı seni ahiret isteğinden alıkoyandır, seni oyalayıp alıkoymayan aldatma metaı değildir, fakat daha hayırlısına ulaşma metaıdır. Yahya bin Muaz er-Razi dedi ki:Hayatımı kazanacağım yiyeceğin takdir edildiği ve ahiretimi kazanacağım taat içerisinde bulunan dünyayı nasıl sevmiyeyim. Ebu Safvan er-Raini -ariflerden idi-’yesoruldu:

“Kuran’da Allah’ın kınayıp akıllıların kaçınması gereken dünya nedir?”Dedi ki:

“Dünyada dünyayı isteyerek elde ettiğin şey kınanmıştır, ahireti isteyerek elde ettiğin şey o kısımdan değildir.” Hasan rahimehullah dedi ki: fiu dünya diyarı mümin için ne güzeldir, o azıcık alışır, oradan cennete gideceği azığını alır, kafir ve münafık için bu dünya ne kötüdür, onlar gecelerini zayi eder, azığı da cehennemdir.

Eyfa bin Abdu’l Kelai dedi ki:Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki:“Cennet ehli cennete, cehennem ehli cehenneme girince Allah buyurur ki:

“Ey cennet ehli yeryüzünde kaç sene kaldınız” derler ki:

“Bir gün veya bir günün birazı kadar” Allah buyurur ki:

“Bir veya birazında ne güzel ticaret ettiniz, rahmetim, rızam ve cennetim sizedir, orada ebedi kalınız” sonra cehennem ehline buyurur ki:

“Yeryüzünde kaç sene kaldınız?”Derler ki:

“Bir gün veya birazı kadar” buyurur ki:

“Bir gün veya birazında ne kötü ticaret ettiniz, kızgınlığım, ateşim sizedir orada ebedi kalınız”1 Hakim2 AbdulCabbar bin Vehb’den tahric etti ki, o dedi ki:Bize Sad bin Tarık babasından haber verdi ki, o da Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Dünya diyarı (S: 105) Rabbini razı edinceye kadar ahireti için azıklanan için ne güzeldir, ahiretinden kendisine yüz çevirten, rabbinin rızasını kazanmaktan alıkoyan için dünya ne kötüdür, kul Allah dünyanın canını alsın dediği zaman dünya der ki:“Allah canını alsın rabbı için bize asi kıldı” Hakim dedi ki:“İsnadı sahihtir, bunu Ukayli de tahric etti ve Abdul Cabbar bin Vehb meçhuldür, hadisi gayrı mahfuzdur” dedi.

Dedi ki:Bu söz Ali’den kendi sözü olarak rivayet edilir. Ali’nin sözünü ibni Ebi’dDünya1 nazarlı bir isnatla tahric etti: Ali dünyaya söven bir adamı işitti bunun üzerine dedi ki:Ona sadık olana o da sadıktır, ona anlayan için afiyet diyarıdır, onda azık edinen için zenginlik diyarıdır, Allah’ın sevdikleri için mescid, Allah’ın vahyinin indiği ve meleklerinin musalla yeridir, evliyasının ticaret yeridir, orada ahmet kazandılar, cennet karı elde ettiler, kim dünyayı kınıyorsa, dünya ayrılığını ve kendi aybını ilan eder, kendi zatının ve kendi ehlinin özelliklerini zikreder, belasıyla bela gösterir, sevinciyle sevinç ehline şevk verir, pişmanlık anında bir topluluk dünyayı kınar, diğer bir toplulukta onu över, dünya onlara anlatır, onrlar doğrularlar, onlara hatırlatır onlar da hatırlarlar, ey aldatmasıyla aldanan!Dünya sana ne zaman selam verdi?Ne zaman toprağın altındaki babalarınla seni aldattı?Veya belalarladan hangisiyle ninelerinin ölümüyle seni aldattı?Elini kaç kere çevirdin? Kendi elinle kendini hasta ettin, şifa istiyorsun, tabip istiyorsun, ihtiyacını göremedin, isteğin yerine gelmedi, dünya yarın sana da ölümünü gösterecek ağlaman ve dostların sana fayda vermeyecektir.”

Emiril Mmüminin (r.a.) dünyanın mutlak olarak kınanmayacağını, orada salih amel kazanan iin övüleceğini, orada peygamberlerin mescidlerinin olduğunu, vahiy yeri müminlerin ticaret yeri oada rahmet kazanıp cennet karı elde ettiklerini açıkladı, bu özellikte olan kimse için dünya ne güzeldir. Onun aldatması ve hilesi de zikredilir, o öğütle verir, ibretlerle nasihat verir, helak olanların ölüm yerlerini göstererek ehline ayıplarını açığa vurur, sağlıktan hastalığa, gençlikten ihtiyarlığa, zenginlikten fakirliğe, onurdan zillete doğru hal değişikliğini açıklar, fakat o dünyayı sevenin sevgi gözünü kör kulağını sağı etmiş o dünyanın çağrısını işitmez, şöyle denildiği gibi:Nice ömrüne güvenen vardır onu gfani ettim nice (mal) toplayan vardır topladığını dağıttım.

(1)Hadis mürseldir, Eyfa’ mürsel olarak rivayet etti, Ebu Nuaym Hilye’de zikretti:(5/132). Yine mürsel olarak Eyfa’dan ibni Ebi Hatim tahric etti (ibni Kesir tefsiri:3/258).

(2) Hadis zayıftır, Hakim tahric etti ve haisi doğruladı. Zehebi şu sözüyle reddetti:Bilakis münkerdir, yine ibni Adiy Kamil’de Ukayli Duafa’da tahric etti.

(1)İbni Ebi’d Dünya“Zemmü’d Dünya”’da tahric etti (S:147).

Yahya bin Muaz rahimehullah dedi ki:Eğer yaratıklar fanilik lisanlarından gayba dünya üzerine yapılan ağıtları duysaydı üzüntüden dolayı kalpleri düşerdi.1 Hukemanın bazısı dedi ki:Dünya günlerin insanlara söylediği atasözüdür, zamanın ilminin tercümana ihtiyacı yoktur, dünya sevgisiyle kalplerin kulağı öğütlere karşı sağır oldu, eğer yaratıklar şuurundaysa sevk eden kimseyi teşvik etmez. Zühd ehli dünya fazlalığına karşı birka kısımdır; bir kısmı dünya fazlalığını elde eder, onu tutar ve onunla Allah’a yaklaşır, sahabenein oğlu böyleydi. Ebu Süleyman dedi ki:Osman ve Abdurrahman bin Avf yeryüzünde Allah’ın hazinedarlarından bir hazinedardılar, onun taatı yolunda infak ediyorlardı, o ikisinin muamelesi kalpleriyle Allah içindi.2 Bazısı dünyalığı elinde tutmayıp, onu elinden çıkarıyor, onlar da iki eşittir, bir kısmı onu istekleriyle itaat olsun diye ellerinden çıkarıyorlar, bir kısmı nefsi elinden çıkarmak istemediği halde elinden çıkarıyor. Hangisinin daha faziletli olduğu hususunda ihtilaf edildi, ibni’s Semmak ve Cüneyd dedi ki:Birincisi daha faziletlidir, çünkü o nefsinde takva ve zühd makamını gerçekleştirmiştir.

İbni Ata dedi ki:İkincisi daha faziletlidir, çünkü onda amel ve mücahede varır, imam Ahmed’in sözünde de buna işaret eden mana vardır. Bazısı fazlalıklardan birşey elde edemeyen kimselerdendir, ya buna gücü yetmekle beraber veya gücü yetmediğinden dolayı böyledir, birincisi bundan daha faziletlidir, bunun için selefin çoğu dedi ki:Ömer bin Abdul Aziz Üveys ve benzerlerinden de zahid idi, Ebu Süleylman ve başkası da3 böyle dedi. Malik bin Dinar diyordu ki:İnsanlar Malik zahiddir diyorlar, Zahid Ömer bin Abdull Aziz’dir4(S: 107)Alimler hangisinin daha faziletli olduğunda ihtilaf etti. Dünyayı akrabasına alaka göstermek için isteyen ve nefsine de ihsanda bulunan mı, yoksa dünyayı tamamen istemeyen mi?Bir topluluk terk edilmesini tercih etti, Hasan onlardandır, bazısı zikredilen şekilde dünyayı talep etmeyi tercih etti, Nah’i onlardandır.

Dünyada kalpleriyle zahid olanların gördükleri şeyler vardır. Bazısı onu elde etme hususnda koşturmakla yorulmayı görüyorlar, bu gurup nefsinin rahatı için kasten zahid oluyor. Hasan dedi ki:Dünyada zühd kalp ve bedeni rahatlatır1 bazısı dünya fazlalığını almakla ahiretteki nasibinin azalmasından korkuyor, bazısı da fazlalık şeylerden uzun hesaba çekilmekten koruyor. Bazısı dedi ki:Kim Allah’tan dünyayı isterse hesap için uzun durmayı istemiştir. Bazısı dünyanın çok ayıplı olduğunu görüyor, hızlı değiştiğini ve çabuk fani olduğunu, elde etmek için rezillerin izdiham ettiğini görüyor, bazılarına denildiği gibi:Dünyadan seni zahdi ettiren nedir?Dedi ki:Vefasının azlığı, cefasının çokluğu, iştirak edenlerinin alçaklığıdır.

Bazısı Allah katında dünyanın horluğuna bakıyor ve tiksiniyor, Fudayl dedi ki:Eğer dünya bana helal olarak ahirette hesaba çekilmeyecek şekilde tamamen bana verilse adamın leşin yanından geçerken elbisesine bulaşmasından tiksindiği gibi tiksinirdim.3 Bazısı ahirete hazırlanmak ve azıklanmaktan alıkoyacağı için korkuyor. Hasan dedi ki:Onlardan biri (seleften) ömrünü zorluk içinde yaşıyordu, helal malda yanıbaşında olduğu halde kendisine şundan almaz mısın? deniliyordu da, hayır vallahi, bunu yapmama, ben onu alırsam o aldığım şeyin kalbimin ve amelimin fesadı olmasından korkuyorum.4

(1)Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti:(10/56).

(2)Ebu Nuaym Hilye’de: (9/262) şu lafızla tahric etti:Osman veAbdurrahman Allah arzında Allah’ın hazinedarlarından iki hazinedardı, hayır yollarında harcıyorlardı, onlar rablerine kalpleriyle muamele etiler.

(3) Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 9/272.

(4) Ebu Nuaym Hilye’de: (5/257) şu lafızla tahric etti:“Zahid dünya kenisine gelipte onu tekeden Ömer bin Abdulaziz’dir.”

(1) Ahmed “Zühd”’de Tavus’tan mürsel olarak zikretti.

(2)Bu Bişr bin Haris’in sözüdür. (Hilye: 8/337).

(3)Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 8/89.

(4)Hişam bin Hassan’ın Hasan’dan işitmesidir, Ahmed Zühd’de Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: (6/269).

Ömer bin Münkedir’e mal gönderildi, şiddetli bir şekilde ağladı ve dedi ki: “Dünyanın kalbime üstün gelip, ahirette nasibimin olmamasından korkuyorum, beni ağlatan budur”, sonra emredildi, o mal Medine’nin fakirlerine verildi.

Rabia’nın1 dediği gibi bunların havası onunla meşgul olup Allah’dan kendisini alıkomasından korkuyor: Dünyanın öncesinden sonuna kadar helal olarak benim olup, Allah yolundan harcayıp, göz açıp kapayıncaya kadar bile beni Allah’dan alıkoymasını istemem. Ebu Süleyman dedi ki: “Allah’dan alıkoyanı terketmek zühddür2 ve dedi iki: Mal, evlat ve aileden seni Allah’dan alıkoyan herşey uğursuzdur 3, ve dedi ki: Dünyada zühd ehli iki tabakadır. Bazısı dünyada zahid olup orada kendisine ahiret ruhu açılmayan kimselerdendir. Bazısı da dünyada zahid olunca kendisine ahiret ruhu açılan kimselerdendir, onu için Allah’a itaat için baki kalmaktan daha sevimli bir şey yoktur.”4

Ve dedi ki: Dünya sıkıntılarını atıpta ondan rahatta olan zahid değildir, ancak zahid dünyayı terkedip orada ahiret için yorulan kimsedir.5 Dünyada zühd ile şu murad edilir: Onunla meşgul olmaktan kalbi alıkoymak, Allah’ın marifetini elde etmeye, ona dost olmaya çalışmak Ona kavuşmaya şevk duymaktır bu işler dünyadan değildir, Peygamber (s.a.v.) buyuruyor ki: “Dünyanızdan bana kadın ve güzel koku sevdirildi, gözümün aydınlığı namazda kılındı”6 namaz dünyadan sevdirilen şeylerden kılınmadı, Müsned’de ve Nesai’de olduğu gibi, zannediyorum ki, bu ikisinden başka yerde de vardır: “Dünyanızdan bana üç şey verildi”7 namazda dünyada içindeki dahil edildi, buna şu hadiste şahiddir: “Dünya lanetlenmiştir, içindeki lanetlenmiştir, ancak Allah’ın zikri ve onu içeren veya alim veya öğrenci müstesnadır.” Bunu ibni Mace ve Tirmizi tahric etti, ve hasen gördü, Ebu Hureyre’den merfu olarak tahric ettiler.8 (S: 109) Buna benzeri muttasıl ve mürsel olrak birçok vecihle rivayet edildi, Taberani Ebu’d Derda’dan1 merfu olarak şöyle dediğini tahric etti: “Dünya ve içindekiler melundur, ancak Allah’ın rızası istenilen şeyler hariçtir.”

İbni Ebi’d Dünya’da da bunu mevkuf olarak tahric etti.2 Yine fiehr bin Hacşe bin Ubade’den rivayetini tahric etti, merfu olduğu görüşündeyim, dedi. Ubade dedi ki: “Kıyamet günü dünya getirilir ve denilir ki: Ondan Allah için onalanları ayırın, diğerlerini ateşe atın.”

Dünya ve içerisideki her şey melundur, yani Allah’tan uzaklaştırıcıdır, çünkü ondan alıkoyuyor, ancak Allah’a götürün, faydalı ilim, Allah’ın zikri ve Allah’a yaklaştırıcı şeyler böyle değildir, dünyadan maksud budur, Allah kullarına kendinden korkmalarını ve kendine itaat etmelerini emretti, bunun gereği de zikrine devam etmektir. İbni Mesud dedi ki: Gerçek manada Allah’ın takvası (Allah’tan hakkıyla korkmak) Onun zikredilip unutulmamasıdır. 3 Allah namazı zikri için meşru kıldı, hac ve tavafta böyledir.

İbadet ehlinin en faziletlisi Allah’ı en çok zikredendir, bütün bunlar kınanılmış dünyadan değildir, dünya ve ehlini yaratılmasındaki maksatta budur, Allah Teala buyurdu ki: (Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım) (Zariyat:51/56) fakihlerden ve sufiyyeden bir topluluk dünyada bulunan bu ibadetlerin cennet nimetlerinde daha faziletli olduğunu zannettiler, dediler ki: Çünkü cennet nimetleri kulun payıdır, dünyadaki ibadetler ise Rabbin hakkıdır, Rabbin hakkı kulun payından daha üstündür, bu söz hatadır.

(1) O Rabiatül Adeviyye el-Basriye’dir, meşhur saliha bir kadındır, sene (h. 135) de vefat etti.

(2) Ebu Nuaym Hilye’de: (9/258) şu lafızla tahric etti: “Zühd: Seni Allah’dan alıkoyan şeyin terkindendir.”

(3) Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: (9/264).

(4) Ondan daha Nuaym Hilye’de tahric etti: (9/ 274).

(5) (Ebu Nuaym Hilye’de: (9/273) şu lafızla tahric etti: “Zahid dünyanın gamını atıpta istirahat eden değildir, ancak dünyanın gamını aıp, ahiret için yorulandır.”

(6) Tahrici biraz önce geçti, hadis sahihtir.

(7) “Üç” kelimesi hadis tariklerinden sabit olarak hiç birinde geçmemektedir, bunu Zerkeşi, Iraki, ibni Hacer, ibni’l Kayyim, Gazali ve Sehavi açıkladı. (Mekasıdu’l Hasene, S: 180, Zahdu’l Mead: 1/151, Telhisu’l Habir: (4/116).

(8) Tirmizi tahric etti: (2323-dias terkimi) Beyheki, ibni Mace Sünen’inde Ebu Hureyre’den tahric etti, Taberani Evsat’ta ibni Mesud’dan tahric etti. Nuaym Hilye’de: (3) (157, 7/90) tahric etti, onun hakkında dedi ki: Garibtir, ziya Cabir’den (rivayet etti) (Camiu’s Sağir, Tergib ve Terhib 4/174).

(1) Taberani Kebir’de tahric etti, Heysemi dedi ki: Senedinde Hidaş bin Muhacir var, onu bilmiyorum, diğer adamları güvenilirdir (Mecmau’z Zevaid: 10/222).

(2) Hadis mevkuftur. “Zümmü’d Dünya”da tahric etti. S: 6.

(3) Taberi tefsirinde, ibni’l Münzir, Taberani Kebir’de ve diğerleri tahricç etti, Hakim ve ibni Mirdeveyh sahihledi, devamı şöyledir: “İtaat edilip asi olunmamsı, zikredilip unutulmaması, şükredilip küfredilmemesidir.” (Dürrü’l Mensur: 2/105).

Onların yanlışlığını kuvvetlendiren müfeskirlerin çoğunun şu ayet hakkındaki sözleridir: (Kim iyilikle (ilahi huzura) gelirse, ona daha iyisi verilir) (Neml: 2789) dediler ki: İyilik: Lailahe illallah’dır, ondan daha hayırıl bir şey yoktur. Fakat kelam takdim ve tehir üzeredir, murad: Onu için onda hayır vardır, yani ondan dolayı onun için hayır vardır, doğru olanı kitap ve sünnette gelen nasları mutlak kullanmaktır, o da ahiret dünyadan daha hayırıldır şeklindedir.

Müslim’in sahihinde2 Müstevrid bin fieddad’ın şöyle dediği rivayet edilir: “Peygamber (s.a.v.)’in yanındayken dünya ve ahireti zikrettiler, bazısı dedi ki: Dünya ahirete ulaşmak için bir köprüdür, orada namaz, amel ve zekat vardır, onlardan bir taife de dedi ki: Ahirette cennet vardır, ve Allah’ın dilediği şey vardır, Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Ahirete göre dünya sizden birinizin gidip denize varıp elini içerisine daldırıp ondan çıkardığı (su) gibidir” bu ahireti dünyadan üstün tutma hususunda nastır.

Bunun vechide dünyada mükemmellik ilim ve ameldir, ilmi ameller için kastedilir, ahirete dünyadakine kıyaslanmayacak kadar (karşılığı) kat kat verlir, ilmin aslı Allah’ı, isimleri ve sıfatlarını bilmektir, ahiritte perde açılır, kulakla duyulanlar gözle görülür, ilmül yakin aynel yakin (ilimle kesin bilme, gözel görme) mertebesine varır, Allah’ın marifeti müşahede ve göreme ile olur, bu nerede dünyadaki nerede, ameller ise onu dünyada iki maksadı vardır: Biirincisi: Azaları itaatla meşgul edilmesi ve ibadetlerle yorulmasıdır, ikincisi: Kalplerin Allah’la irtibatlandırılması ve Onu zikrriyle nurlandırılmasıdır, birincisi cennet ehlinden kaldırılmıştır. Bunun için Allah’ın kendilerine tecelli ettiği vakit sevde etmeye gayret edecekleri ve kendilerine şöyle denileceği rivayet edilir: Başlarınızı kaldırınız, siz mücahede diyarında değilsiniz.

İkincinin maksadı ise: Bu cennet ehli için daha mükemmel bir şekil gerçekleşmiştir, dünyada yakınlık, ünsiyet güzellikleri ahirette müşahade ettikleriyle kıyaslanamaz, gözleri kulakları ve kalpleri Allah’ın yakınlığı ve görülmesiyle nimetlenir, dünyada bu özellikle cuma ve bayram gibi namaz vakitlerinde olur, insanlardan murrabbinler (Allah’a yakın olanlar) için her iki defa sabah ve ikindi vaktinin namazında gerçekleşir, bunun için Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: S: 111. “Cennet ehli Rablerini görürler”1 bunun akabinde sabah ve ikindi namazını muhafaza etmeye teşvik etti. Çünkü bu iki vakit cennet ehlinin seçkinlerinin rablerini görme vaktidir, aynı şekilde zikrin ve Kuran okumanın nimetleri onlardan ebediyen kesilmez, kendilerine nefes ilham olunduğu gibi tesbih ilham olunur.

İbni Uyeyne dedi ki: Soğuk su dünya ehlinin olduğu gibi, La ilahe illlah da cennet ehli içindir, dünyada arifler için zikrin lezzeti cennetteki onunla aldıkları lezzettendir. Bununla şu açığa çıkar: (Kim iyilikle (İlahi huzura) gelirse ona daha iyisi verilir)2 bu zahiri üzeredir, dünyada tevhid kelimesinin sevabı sahibinin cennette cennet ehline özel bir şekilde söylemeye ulaşmasıdır, her halükarda cennet ehli için Allah’ı, isim, sıfat ve fillerini tafsilatlı bilme, O’na yaklaşma, müşahede ve zikrinin lezzetinin gerçekleşmesini dünyadaki mahiyetini tabir etmek mükün değildir, çünkü onu ehli onu gerçek vechi üzere idrak edememiştir, bilakis o ne gözün gördüğü ne kulağın işittiği ne insanın hatırına geldiği gibidir, kendisinden istenilen Allah bizim yanımızdaki şerden dolayı kendi ihsanıyla kendi katındaki hayırdan bizi mahrum etmesin Amin, Allahümme salli ala Muhammed ve alihi ve sahbihi ve sellem.

Hadisin şerhine dönelim: “Dünyada zahid ol ki Allah seni sevsin” bu hadis dünyada zahid olanları Allah’ı sevdiğine delildir. Selefin bazısı dedi ki: Havariler İsa (a.s.)’a dediler ki: Ey Ruhullah bize bir amel öğret ki Allah azze ve celle bizi sevsin, buyurdu ki: “Dünyada buğzedin ki Allah sizi sevsin, Allah dünyayı sevipte ahirete tercih edenleri kınadı, buyurdu ki: (Hayır doğrusu siz, çarçabuk geleni (dünya hayatını ve nimetleri) seviyor ve ahireti bırakıyorsunuz). (Kıyamet: 75/20-21), ve buyurdu ki: (Malı aşırı biçimde seviyorsunuz). (Fecr: 89/20)

(2) Hakim Müstedrek’de tahric etti, doğruladı, Zehebi de teyid etti uygun buldu.

(1) Allah’ı ahirette görülmesi hadisi mütevatirdir, 28 sahabeden rivayet edildi, bazısını Ahmed, Ebu Buhari, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, ibni Mace Beceli’den tahric etti, Buhari, Müslim, Ahmed, Ebu Davud, Tirmizi, Ebu Hureyre’den tahric etti, Buhari, Müslim Ebu Saidi, Hudri’den tahric etti. (Kettani’nin Nazmul Mütenasir fil hadisil mütevatir S:153, Camiu’l Usul: 11/168 ve sonrası, Camiu’s Sağir).

Ve buyurdu ki: (Ve o mal sevgisine de aşırı düşkündür). (Adiyat: 100/8) Dünyayı seven kınanırsa onu sevmeyenin övüldüğüne delildir. Müsned ve ibni Hibban’ın sahihinde Ebu Musa Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti:“Kim dünyasını severse ahiretine zarar verir, kim ahiretini severse dünyasına zarar verir, baki olanı fani olana tercih ediniz.”2 Müsned’de ve ibniMace’nin süneninde Zeyd bin Sabit Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Dünya kimin telaşı olursa Allah o kimsenin işini dağıtır, fakirliğini iki gözü arasında kılar, dünyadan da ancak kendisine takdir edilmiş olan gelir, kimin niyeti de ahiret olursa Allah onun işini toplar zenginliğini kalbinde kılar, dünya ona burnu yerde sürtülerek gelir.”3 Bunu Tirmizi4 mana ile Enes’ten merfu olarak tahric etti. Sahabi Cündüb bin Abdullah (r.a.) dedi ki:Dünya sevgisi her hatanın başıdır. Merfu olarak tarivayet edildi, Hasan’dan mürsel5 olarakta rivayet edildi. Hasan dedi ki:Kim dünyayı severse ahiret sevgisi kalbinden çıkar.6

Avn bin Abdillah dedi ki: Dünya ve ahiret kalpte terazinin iki kefesi gibidir ikisinden hangisi ağır basarsa diğeri hafif kalır.7 Vehb dedi ki: Dünya ve ahiret iki karısı olan adam gibidir (S:113) birini razı etse diğerini kızdırır1 Her halükarda dünyada zühd Allah’ın peygamberleri, velileri vesevdiklerinin şiarıdır. Amr bin As (r.a.) dedi ki:Sizin gidişiniz peygamberinizin gidişinden ne kadar uzaktır, o dünyada insanların en zahidi idi, siz ise dünya en fazla rağbet ediyorsunuz, bunu imam Ahmed tahric etti.2

İbni Mesud (r.a.) ashabına dedi ki:Siz oruç, namaz ve cihad bakımından Muhammed (s.a.v.) ashabından daha çoksunuz, fakat onlar sizden daha hayırlı idiler, dediler ki: Bu nasıldır?Onlar dünyada sizden daha zahid idiler, ahirete daha fazla rağbet ederlerdi.3 Ebu’d Derda dedi ki: Eğer siz bana bir adamın sizin en zahidiniz olduğuna yemin ederseniz, ben de sizin en hayırlınız olduğuna yemin ederim. Hasan’ın şöyle dediği rivayet edilir: Dediler ki:

“Ya Resulullah, bizim en hayırlımız kimdir?”Buyurdu ki:

“Dünyada en fazla zahid olanınız, ahirete en fazla rağbet edenizdir.”4 Bu babta konuşmak uzun sürer, işaret ettiğimiz yeterlidir inşaallah.

İkinci vasiyyet:“İnsanların elindekine karşı zahid ol ki insanlar seni sevsin.” Peygamber (s.a.v.)’in bir adama tavsiye edip şöyle buyurduğu rivayet edilir:“İnsanların ellerindekinden ümit kes zengin olursun.”Bunu Taberani5 ve başkası tahric etti. Sehl bin Sad’dan merfu olarak rivayet edilir ki: “Müminin şerefi gece kıyamıdır, izzeti insanlardan istiğnasıdır (insanlara ihtiyaç arzetmemek, kendini zengin görmek)tir.6 Hasan dedi ki:Sen insanlara cömert oldukça insanlarda sana cömert olur, ellerindekini istemedikçe böyledir.

(2) Ahmed Müsned’inde, Bezzar ve Beyhaki Zühd’de Hakim, ibni Hiban Ebu Musa el-Eşari’den tahric etti, Suyuti sahihliğine dair işaret koydu, Hakim dedi ki:Buhari ve Müslim’in şartı üzeredir, Zehebi reddeti ve dedi ki: Kopukluk vardır Münziri ve Heysemi dedi ki: Ahmed’in adamları güvenilirdir. (Feyzul Kadir:6/31,Terğib ve Terhib: 4/175).

(3) Hadis sahihtir, Ahmed, ibni Mace, Taberani, ibni Hibban sahihinde Zeyd bin Sabit’ten tahric etti, Tirmizi Enes bin Malik’ten tahric etti (Terğib ve Terhib: 4/179-180, Fethul Kebir).

(4)Tirmizi Dias terkımiyle (2467) daha önceki hadiste geçtiği gibi tahric etti, fakat senedinde Zeyd bin Eba’n er Rikaşi var, zayıftır, fakat geçen Zeyd hadisiyle kuvvetleniyor.

(5) Beyhaki fiubeler’den yetmişbirincisinde Hasan-ı Basriye isnadla mürsel olarak güzel bir isnatla tahric etti, Deylemi Firdevs’te irad etti, ibni Teymiye Cündüb el-Beceli’nin kendisözü olduğunu söyledi. (Mekasıdul HaseneS:182).

(6) Benzerini Ebu Nuaym Süfyan-ı Sevri’den şu lafızla tahric etti: “Kim dünya sever ve onunla sevinirse, kalbinden ahiret korkusu çıkarılır.” Hilye: 7/79, 10/22.

(7) Ebu Nuaym Hilye’de:(4/251) şu lafızla tahric etti: “Dünya ve ahiret Ademoğlunun kalbinde terazinin iki kefesi gibidir, ikisinden biri diğerine ağır basar.”

(1) Zemmü’d Dünya, s:7.

(2)Yine Hakim Müstedrek’te tahric etti: 4/315.

(3) Ebu Nuaym Hilye’de: 1/136, ibni Ebi fieybe, ibnil Mübarek ve Hennad “Zühd”’de tahric etti, Hakim sahihledi.

(4) Hadis mürsel, zayıf Beyhaki fiube’ler de tahric etti.

(5) Taberani Evsat’ta ibni Mesud’dan tahric etti Heysemi Mecma’da dedi ki: (10/286). Senedinde İbrahim bin Ziyad el-İcli evr o metrüktür.

(6) Ebu Nuaym Hilye’de: (3/253) tahric etti ve hadisgariptir, dedi. Yine Ukayli Duafa’da, Kudai Müsnedu’ş fiihap’ta Ebu Hüreyre’den tahric etti, hakim sahihledi , Zehebi de uygun buldu.

Eğer sen böyle yaparsan senden gizlenirler sözünden hoşlanmazlar, sana buğzederler1 Eyyub es-Sühdiyanı dedi ki: İki özellik kendisinde bulunmadan adam seçkin biri olamaz: İnsanların elindekine karşı iffet ve onların yaptıkları hatayı geçiştirmek (affetmek) tir2 Abdullah bin Selam’ın Ömer’in yanında Kab el-Ahbar’la karşılaştığı ve:

“Ey Kab ilim erbabı kimdir?” dediği rivayet edilir o da:

“Onunla amel edenlerdir” dedi, dedi ki:

“Ezberlekten ev aklaktıktan sonra ilmi alimlerin kalplerinden götüren şey nedir?” dedi ki:

“Onu tama nefis iştahlılığı, insanlardan ihtiyaç istemek götürür” doğru söyledin dedi3 Peygamber (s.a.v.)’den insanlardan isteme hususunda iffetli olmayı ve onlara ihtiyaç arzetmemeyi emreden çok rivayetler vardır kim insanlardan ellerinde bulunan isterse insanlar ondan hoşlanmazlar ve ona buğzederler çünkü mal Ademoğlunun nefislerine sevdirilmiştir kim insanlardan sevdikleri şeyi talep ederse bundan dolayı kendisinden insanlar hoşlanmaz. İsteyene malının tamamı da elinden çıkarıp verdiği malın alçaklığından dolayı yine de isteyene istediğini yerine getiremediğini söyleyen veya ehline elbiseniz başkasının üzerinde sizin üzerinizden daha güzeldir veya bineğiniz başkasının altında daha güzeldir, diyen çok nadirdir uzun zamandır bu özellik ortadan kalktı. Kim insanların elindekine zahit olur iffetli olursa insanlar onu sever bunun için ona ikramda bulunurlar. (S:115) Bu nedenle onlara efendi olur arabinin biri basra ehline dediki: Bu şehir ahalisinin efendisi kimdir? dediler ki: Hasan ( Basri)’dir, dedi ki: Ne ile size efendi oldu? dediler ki: İnsanlar onun ilmine muhtaç oldu o onların dünyasını istemedi selefin bazısının dünya ev ehlini tanıtan şu sözü ne güzeldir: “O ancak değişen bir leştir üzerinde köpekler var gayretleri onu koparıp çekmektirsen sakınırsan ehlinden selamette kalırsın eğer sende çekersen köpekleri seninle çekişirlir.

(1) Ebu Nuaym Hilye’de tahric etti: 3/20.

(2) İbni Abdil Ber “Camii Beyanil ilmi ve fadlihi” de tahric etti: 2 /8.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS