DOKUZUNCU HADİS DİNDE YASAKLAR VE EMİRLER

DOKUZUNCU HADİS

DİNDE YASAKLAR VE EMİRLER

-Ebu Abdurrahman Ebu Huyreyre (r.a)’den şöyle dediği rivayet edildi: Peygamber (s.a.v)’i işittim buyuruyorki: Sizi neyden neyhettiysem ondan sakının, bize emrettiğim şeyi gücünüz yettiğince yapın, sizden öncekileri ancak çok sormaları ve peygamberlerine ihtilaf etmeleri helak etti” Buharî ve Müslîm rivayet etti.

Bu lafızla hadisi sadece Müslîm tahric etti. Zühri Den, O’da Said bin Müseyyeb ve Ebu Seleme’den, her ikiside Ebu Hureyre (r.a)’den rivayet etti. Buharî ve Müslîm Ebu Hureyreden A’rac’ın rivayetiyle Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu tahric etti: Sizi terkettiğim müddetçe beni terkedin, sizden öncekileri ancak soru sormaları ve peygmaberine ihtilaf etmeleri helak etti, sizi bir şeyden nehyedersem ondan kaçının, size bir şey emredersem onu gücünüz yettiğinizce yapın “ Bunu Müslim iki yolla manasıyla Ebu Hureyre (r.a)’den tahric etti.

Onun bir rivayetinde Muhammed bin Ziyaddan, O’da Ebu Hureyreden (r.a) bu hadisin sebebini zikretti, Ebu Hureyre (r.a) dedi ki: Rasulullah (s.a.v) bize hitab etti ve buyurduki: Ey insanar Allah size haccı farzetti, hac ediniz” Bir adam: Ey Allahın rasulü her senemi, dedi adam üç defa söyleyinceye kadar sustu, ve buyurduki: Sizi terkettiğim müddetçe beni bırakınız, sizden öncekiler ancak soru sormaları ve peygamberlerine ihtilaf etmeleri sebebiyle helak edildi, size bir şey emredersem gücünüz yettiği kadar yapın, sizi bir şeyden neyheyedersem onu terkedin” (1) (S:165) Bunu Darekutni başka bir vecihle muhtasar olarak tahic etti, ve onda dedi ki: Allah tealanın şu ayeti indi: Ey iman edenler açıklanırsa hoşunuza gitmeycek şeyleri sormayın (2)

Bir çok vecihle bu ayetin peygamber (s.a.v)’e haccın her senemi olduğunu sorunca indiği rivayet edildi.

Sahihaynde Enes (r.a)’den rivayet edildi, dedi ki: Rasullulah (s.a.v) bize hitab etti, bir adam dedi ki: Babam kimdir: Filan buyurdu ve bu ayet nazil oldu (şeyleri sormayın) (2) Yine Buharî ve Müslîmde Katade’den O’da Enes (r.a)’den rivayet etti: Bugün bana hangi şeyden sorarsanız açıklarım” buyurdu, adamlar kendisiyle tartıştığı zaman babasından başkasına nisbet edilerek çağrılan bir adam kalktı ve Ey Allahın rasulü babam kimdir? dedi. Baban Huzafedir” buyurdu, sonra Ömer (r.a) olarak Allaha, din olarak islama, peygamber olarak Muhammede razı olduk, fitnelerden Allaha sığınıyoruz dedi, Katade ve bu hadisi zikrettiğinde bu ayetide zikrediyordu: Ey iman edenler açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın)

Taberi tefsirinde, Ebu Hureyre (r.a)’den tahric etti: (S:166) Rasulullah (s.a.v) (sav) kızgın ve yüzü kızarmış olarak çıktı ve minber üzerine oturdu, bir adam ayağa kalktı ve : Ben nerdeyim? dedi, Ateşte buyurdu, diğer biri kalktı ve Babam kim? dedi, Babam Huzafe’dir buyurdu. Ömer (.a) kalktı ve Allaha razı olduk, din olarak islama razı olduk, peygamber olarak Muhammede, önder olarak kurana razı olduk, ey Allahın rasulü biz cahiliyye ve şirkten yeni kurtulmuş bir kavimiz, Alllah babalarımızı daha iyi bilir. dedi ki: Kızgınlığı sakinleşti, ve ayet nazil oldu: Ey iman edenler açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın)

______________

(1) İmam Ahmed, Müslîm, Nesaî tahric etti. İbni Hibban doğruladı. (2) Buharî ve Müslîim Enes (r.a)’den tahric etti. Buharî, Müslîim ve İbni Ceriri Taberi tefsirinde tahri ettti Camiul beyan 7/52

Yine Avfi yoluyla İbni Abbastan Allah tealanın şu kavli hakkında (Ey iman edenler açıklarsa hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın) şöyle dediği rivayet edildi: Rasulullah (s.a.v) insanlar içinde Ey Kavim hac üzerinize farz kılındı” diye çağırdı. Esed oğullarından bir adam kalktı ve her senemi, dedi, rasulullah (s.a.v) çok şiddetli kızdırıldı, nefsimi kudret elinde bulundurana yemin olsunki, şayet evet deseydim farz olurdu ve güç yetiremezdiniz, ve o halde küfre giderdiniz, sizi terkettiğim müddetçe beni terkediniz, size bir şey emredersem yapınız, sizi bir şeyden nehyedersem ondan sakının” Buyurdu, Allah teala şunu inzal buyurdu: Ey iman edenler açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın). Onları Hristiyanların sofra istedikleri gibi istekle bulunmalarını yasakladı, onlar (Hristiyanlar) o istek sebebiyle kafir olmuşlardı. Allah bundan neyheyetti ve buyurduki: Ey iman edenler açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın) bekleyiniz kuran hümü indiği zaman açıklamasını bulursunuz.

Bu hadisler ihtiyaç olmayan ve cevabı soranı cennette miyim diye sorması gibi. Nehye delildir, mesela: Adamın, ateşte mi, veya cennete miyim diye sorması gibi. Babası kendisinin ona nisbet edildiğimi yoksa başka kimse midir? gibi. Alay, abes ve inat için soru sormaktan nehyedildiğine işarettir, çok nünafıkların yaptığı gibi.

Müşrikler ve ehli kitabın yaptığı gibi mucuziler istemek ve önerilerde bulunmakta buna yakındır İkrime ve başkası dedi ki: Ayet bunun hakkında nazil oldu, Allahın kullarından gizlediği ve bildirmediği şeyden sormakta buna yakındır, kıyametin kopma vaktini sormak ve ruhtan sormak gibi.

(S: 167) Yine müslümanların çok helal ve haramdan, sorunun şiddete sebeb olması korkulan sorudan nehye delildir, haccın her senemi olduğunu sormak gibi, Sahihte Sa’ bin ebi Vakkas (r.a)’dan rivayet edildi, O’da peygamber (s.a.v)’i şöyle buyurduğunu rivayet etti: Müslümanlar hakkında suç bakımından müslümanların en suçlusu haram olmayan bir şey hakkında sorupta sorusu sebebiyle haram kılınan kimsedir. (1)

Peygamber (s.a.v) lisan hakkında sorulunca meseleleri hoş görmedi ve ayıpladı hatta o konu hakkında soru soran vaki olmadan ehli hakkında bu belaya maruz kaldı (2). Peyamber (s.a.v) kıyl ve kalden, çok sorudan ve malı zayi etmekten nehyediyordu. (3)

Peygamber (s.a.v) meseleler hakkında ancak kendisine gelen bedevi Arablara ruhsat veriyordu, bu şekilde onları ısındırıyordu, Medine’de ikamte eden, kalblerinde .iman kökleşmiş olan muhacir ve ensar sorudan neyhedilmiştir. Sahihi Müslimde Nevvas bin Sem’andan şöyle didiği rivayet edildi: Medine’de rasulullah (s.a.v)’la bir sene ikamet ettim, beni hicret etmekten ancak soru sormak engelledi, bizden biri hicret edince peygamber (s.a.v)’e soru sormazdı.

Onda yine Enes (r.a)’den şöyle dediği rivayet edildi: Biz Rasulullah (s.a.v)’e bir şey sormaktan nehyedildik, çölden akıllı bir adamın gelipte soru sorması hoşumuza gidiyordu. (4)

Müsnedde Ebu Ümamenin şöyle dediği rivayet edildi: Allah Teala (Ey İman edenler açıklandığında hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın) ayetini indirmişti, edenler açıklandığında hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın) ayetini indirmişti,

(S:168) Çok soru soru sormayı çirkin gördük, Allah teala bunu peygamberine inzal buyurunca bundan sakındık, bize bedevi bir Arab geldi, ona bir bürd rüşvet verdik ve peygamber (s.a.v)’e soru, sor dedik, ve hadisi zikretti. (5)

Ebu Ya’lanın müsnedinde Bera’ bin Azibin şöyle didiği rivayet edildi: Eğer bana bir sünnet gelirse, ve bende rasulullaha (s.a.v) bir şey hakkında sormak istesemde ondan çekinsem, bedevi arabların gelmesini arzu ederdik.

(1)

Hadis sahihtir, Buharî, Müslîm, Ahmed, Ebu Davud tahric eti. İbni Hibban doğruladı. (2) Hadis sahihtir, Tirmîzi Hriç Cemait Sehl bin Sa’d es Saididen tahric etti, soru soran Uveymir el Aclanidir. (3) Hadis Sahihtir, Buharî ve Müslim muğire bin Şubeden tahric etti. (4) Hadis sahihtir, Müslîm Nesaî ve İbni Hibban tahric etti. (5) Hadis zayıftır, Ahmed, Taberani Kebirde tahric etti.

Bezzar’ın müsnedinde İbni Abbas (r.a)’in şöyle dediği rivayet edildi: Ben rasulullahın (s.a.v) ashabından daha hayırlısını görmedim, ona ancak oniki mesele sordular, hepside kuranda vardır: Sana içki ve kumardan soruyorlar). (1) Sana haram aydan soruyorlar) (2), (Sana helallerden aylardan) soruyorlar) (3) Sana yetimlerden soruyorlar) (4).. ve hadisi zikretti.

Rasulullah (s.a.v)’in ashabı bazan bazı hadisler vuku bulmadan önce fakat amel etmek için soruyorlardı, şöyle dedikleri gibi: Biz yarın düşmanla karşılacağız yanlarımızda bıçak yok kamışla hayvan keselim mi? (5), kendilerine haber verdiği emirlere itaat etmek ve onlarla savaşarak hakkında soru sordular.

Huzeyfe (r.a) fitnelerden ve fitne anında ne yapılacağını sordu. (6)

Bu hadisin şu sözü: Size terkettiğim müddetçe beni terkedin, sizden öncekiler çok soru sormaları ve peygamberine ihtilaf etmeleri sebebiyle helak oldular” soruların hoş olmadığına ve kınandığına işaret ediyor.

Fakat bazı insanlar bunun peygamber (s.a.v)’in zamanına has olduğunu zannediyor, haram edilmeyenin haram kılınması vardı veya yapması zor olan şeyin farz kılınma korkusu vardı bu peyamber (s.a.v)’in vefatından sonra bu korku kalmamıştır, diyor. Fakat soru sormanın çirkinliğinin sebebi sadece bu değil, bilakis onun başka sebebide var, oda sözünü zikkettiğimiz ibni Abbasın sözünde işaret ettiği şeydir: Bekleyiniz, eğer kuran ayeti inerse, sorduğunuz her şeyi onda bulursunuz.

Bunun manası: Müslümanların dini hususunda ihtiyaç duyacağı herşeyi mutlaka Allah yüce kitabında açıklamış, rasulü onu tebliğ etmiştir, bundan sonra kimsenin sormasına ihtiyaç yoktur, çünkü Allah kullarının menfaatını onlardan daha iyi bilir, kendilerinin hidayetine ve menfaatine olan şeyleri mutlaka Allah başlangıçta açıklayacaktır, Allah teala şöyle buyurdu: (Sapmamanız için Allah size açıklıyor. (7) O halde bir şey sormaya hacet yok, özellikle bir şey vuku bulmadan sormaya hiç ihtiyaç yok, en mühim ihtiyaç Allah ve rasulünün haber verdiğini anlamak, ona tabi olup, onunla amel etmektedir.

Ömer (r.a)’ın sorduğu gibi (Kelale hakkında), peygamber (s.a.v) Yaz ayeti sana kafidir) buyurdu. (8) Bazan bazı meselelerden soruluyor, kurana havele ediyordu, rasululah (s.a.v) bu hadiste emriyle ve yasağıyla meşgul olmak soru sormaya vakit bırakmayacağına işaretediyor, buyurduki: Size bir şey yasaklarsam ondan kaçının, bir şey emredersem gücünüz yettiğince yapın “Müslümanların üzerine düşen Allah ve rasulünden gelin araştırmak, sonra onu anlamaya çalışmak manaları üzerinde durmaktır, ilmi işlerdense (kavrayamamışsa) onu tasdik etmektir. Eğer ameli işlerse gücü yettiğince emirleri yapmaya, yasaklardan kaçmaya çalışmalıdır, azmi tamamen buna sarfetmeli, başka şeye sarfetmemelidir. Kitab ve sünneten ilim talebi hususunda rasulullahın (s.a.v) ashabı ve onlara tabi olanların hali bu şekildeydi.

Emir ve yasakları dinleyenin gayreti olmamış işleri farzetmeye giderse, buda yasağa dahildir, inanı ciddiyetten ve işi takib etmekten gevşetir.

Bir adam İbni Ömere Haceri esvedi selamlayıp öpme hakkında sordu, ibni Ömer ona dedi ki: Peygamber (s.a.v)’i gördüm onu selamladı ve öptü adam ona dedi ki: Yapamazsam görüşün, nedir, izidham olursa görüşün nedir, ibni Ömer ona: Görüşün nediri Yemen’de bırak, ben rasululhahı (s.a.v) gördüm selamladı ve onu öptü. Bunu Tirmîzi tahric etti.

_________

(1) Bakara, ayet: 219) (2) Bakara, ayet: 127 (3) Bakara: (4) Bakara, 220 (5) Bunu cemaat tahric etti. (Ahmed, Buharî, Müslîm, Ebu Davud, Tirmîzi, Nesaî ve İbni Mace tahric etti (6) Ahmed, Buhari, Müslîm, Nesaî ve İbni Mace Ebu Hureyreden tahric etti. (7) Nisa Sûresi, ayet: 176) (8) Müslîm ve İbni Mace tahric etti, İbni Kesir tefsirinde 1/594’te dedi ki: Mürseldir, yaz ayetiyse nisa sûresindeki şu ayettir: (Eğer bir erkek veya kadının, ana babası ve çocukları bulunmadığı halde kelale şeklinde) malı mirasçılara kalırsa..) Nisa, ayet:12 (9) Aynı şekilde Buharî ve Nesaide tahric ett. Neylül evtar: 5/40

İbni Ömerin muradı: Senin ancak peygamber (s.a.v)’e uyma azmin olmalı, bundan aciz olmayı farzetmeye ihtiyaç yok, veya olmadan zorluk görmeye ihtiyaç yok, çünkü bu azmi gevşetir tabi olma hususundaki samimiyeti kırar, dinde fakihleşmek, ilimden sormak ancak çekişme ve cidal için değilde amel için olursa övülür Ali (r.a)’den rivayet edildiki: Ahir zamanda olacak fitneleri zikr etti, Ömer (r.a) dedi ki: Bu ne zaman ey Ali? dinden başka başka şeyde fakih olunduğu zaman, amelden başka bir için öğrenildiği, ahiret ameliyle dünya aranıldığı zaman, dedi.

İbni Mesud (ra)’den şöyle didiği rivayet edildi: Küçüğün büyüdüğü büyüğün ihtiyarladığı, sünnet edinilip bir gün değişince, bu münkerir denildiği fitneleri giyerseniz nasıl olursunuz. Dedilerki:bu ne zamandır? Güvenilirleriniz azaldığı, emirleriniz çoğaldığı, fakihleriniz azaldığı kurralarınız çoğaldığı, dinden baka bir amaçla fakih olunduğu, ahiret ameliyle dünya arandığı zamandır, dedi. Bunu Abdurrazzak kitabında tahric etti. Bu manadan dolayı sahabe ve tabinlerden çoğu vuku bulmadna önceki hadiseler hakkındaki sorulardan hoşlanmıyolar ve buna cevab vermiyorlardı. Amr bin Mürre dedi ki: Ömer (r.a) insanların huzuruna çıktı ve dedi ki: Olmamış şeylerden sormayın, ben Ömer (r.a)’den şöyle dediği rivayet edildi: Olmamış şeylerden sormayın, her Ömer (r.a)’i işittim olmamış şeyden sorana lanet etti. (2) Zeyd bin Sabit bir şey hakkında sorulduğunda şöyle diyordu: Böyle mi oldu? Eğer: Hayır, derlerse, bunu bırakınız taki oluncaya kadar. (3) Mesruk dedi ki: Übey bin Ka’ba bir şey sordum dedi ki: Oldu mu? Hayır, dedim olana kadar bizi rahatlat, olursa senin için görüşümüz hakkında ictihadımızı yaparız, dedi. (S: 171) Şa’bi dedi ki: Amar bir meseleden soruldu, dedi ki: Bu olmuş mu? Hayır, dediler. Oluncaya kadar, bırakın olursa sizin için cevabını vermeye çalışırız, dedi. (4) Salt bin Raşid’den şöyle dediği rivayet edildi: Tavusa bir şey sordum, bu oldumu dedi, evet, dedim. Allah için, dedi. Allah için dedim. dedi ki: Ashabımız bize Muaz bin ebelin şöyle didiğini rivayet ettiler: Ey insanlar, inmeden önce belaya acele etmeyin, sonra sizi şuaraya buraya götürür (dağıtır), Eğer siz gelmeden önce belaya acele etmezseniz içlerinde sorulduğu zaman doğrulanan veya kendisine muvaffakiyet (başarır) verilen kimse olduğu için müslümanlar dağılmaz. (5)

Ebu Davud Müsreller isimli kitabında İbni Aclan yoluyla, Tavus’tan Muaz bin Cebel (r.a)’den şöyle dediğini rivayet etti: Rasulullah (s.a.v) buyurduki: Bela inmeden acele etmeyiniz, eğer siz böyle yapmazsanız kendilerinden söz söylediği zaman doğrulanan, veya başarı verilen kimseler olduğundan müslümanlar dağılmazlar, eğer siz acele ederseniz, sizin için yollar buraya şuraya bin Minhal rivayetiyle tahric etti: Bize erir bin Haim anlattı (dedi ki: Zübeyr bin Saidi işittim (dedi ki: Haşim oğullarından bir adam dedi ki: Şehylerimimizi işittim rasulullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu anlatıyorlar: Açıklaması inmeyen şeylerden soruncaya kadar ümmetin içinde sorulduğu zaman doğrulanacak şey hakkında sorarlarsa (Onları buraya şuraya götürür (dağıtır” (6) Sahabihi Muaviye’den, peygamber (s.a.v)’in kapalı (hatalı görülen şeylerden) nehyettiğini rivayet etti. Bunu İmam Ahmed tahric etti. Evzai bunu tefsir eti ve dedi ki: Bu zor çetin meselelerdir. İsa bin Yunus dedi ki: Bu ihtiyaç duyulmayan nasıl nasıllardır.

________________

(1) Darimi ve İbni Abdil Ber Amr’dan, O’da Tavus’tan O’da Ömer (r.a)’dan tahric etti, fakat Tavus Ömer (r.a)’den işitmedi. (2) İbni Abdil ber tahric eti, (3) Darimi ve İbni Abdil ber tahric etti. (4) Darimi ishaktan tahric etti, Metalibi aliyenin tahkikçisi dedi ki: Müsneddede varki: Bu mevkuftur, adamları güvenilirdir, eğer Şa’bi Ammardan işitmeşse sahihtir, (5) Darimi tahric etti, Busiri dedi ki: Bunu İshak bir isnadla rivayet etti, Ebu Bekir bin ei Şeybe muazdan merfu olara rivayet etti Metalibi aliye 3/ 106 (6) Hadis zayıftır, çünkü zübeyr bin Saidin hadisi zayıftır, ondan yukardada bilinmeyenler var.

Sevbandan peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivayet edilir: Zor meselelerle fakihlerini hataya düşüren ümmmetin içinde bir kavim olacaktır, onlar ümetinin şerlileridi. (1) (S:172) Hasan Basrî) dedi ki: Allahın şerhi kulları şerli meselelere tabi olup Allahın kullarını kedelerinlerdi” Evzai dedi ki: Alah kulundan ilmin beraketini kaldırmak istediği zaman lisanını kapalı şeyler, atar, sen onların ilimce inanların en azı görürsün” İbni Vehb Malik’ten rivayetle dediği: Bu beldeye yetiştim, onlar bugün insanların çok yaptığı şeyleri hoş görmüyorlardı, bununla meseleleri murad ediyor” Yine dedi ki: Maliki işittim o çok sözü ve çok fetvayı ayıplıyordu, sonra dedi ki: Erkeklik gücü fazla deve gibi konuşuyor, ve diyorki: Bu şöyle, bu şöyle kelamını heder ediyor, Ve dedi ki: Allah azze ve celle buyurduki: (Sana ruhtan soruyolar, deki: Ruh rabbimin emindendi) (2), bunun hakkında cevab gelmemişti, Malik sünnetlede mücadeleyi kerih görüyordu. Heysem bin Cemil dedi ki: Malik’e dedimki: Ey Abdullahın babası, alim olup sünnetler için müacadele eden adam hakkında ne dersin, hayır, fakat sünneti haber verir, kendisinden kabul edilirse, ne iyi yoksa susar dedi: İshak bin İsa dedi ki: Malik şöyle diyordu: Çekişme ve cedel adamın kalbinden ilmin nurunu giderir. İbni Vehb dedi ki: Maliki işittim diyordu ki: İlimde çekişme kalbleri katılaştırır, ve kini miras bırakır”

Ebu Şüreyh el İskenderani bir gün meclisindeyken meseleler çoğaldı, ve dedi ki: Bugünden itibaren kalbleriniz kirlendi, kalkıp Ebu Humeyd Halid bin Humeyd’in yanına gidin, kalblerinizi cilalayın bu arzu edilen şeyleri öğrenin, onlar ibadeti yeniler zahidliği miras bırakır, doğruludğu getirir, olan meseleler haricindeki meseleleri azaltın, onlar kalbi katılaştırır, ve düşmanlık

Darekitni dedi ki: Bu İbni Ömer ve Ömer’in sözünden rivayet ediliyor.

Zayıf bir isnatla osman bin Ata el Horasani’den rivayet ediliyor, oda babasından, Oda Hasan’dan Oda Ebu Hureyre (r.a)’den rivayete ediyor, peygamber (s.a.v) bir adama buyurdu ki: Sana şüphe vereni bırak şüphe vermeyene yap” Adam: Ben bunu nasıl bileceğim? dedi: Buyurdu ki: bir iş yapacağın zaman elini göğüsünün üzerine koy; kalp muhakkak haram için çarpar, helal için sükunet bulur, takvalı müslüman büyüğün korkusundan küçüğü terk eder. Ata el Horasani’den mürsel olarak rivayet edildi.

Taberani benzerini tayıf bir isnat ile Vasile bin Eska’dan, oda peygamber (s.a.v)’den rivayet etti, ve şu ziyadeyi yaptı: ona: takvali kimdir?, denildi, buyurduki: Şüphe anında durandır.” (2)

Bu söz sahabeden bir topluuluğa mevkuf olarak ta rivayet edildi. Ömer, ibni Ömer ve Ebud Derda onlardandır.

İbni Mesud (r.a)’dan şöyle dediği rivayet edildi: Sana şüphe verenden ne istiyorsun- etrafında dörtbin sana şüphe vermeyen şey var.

Ömer (r.a) dedi ki: Faizi ve şüpheyi bırakın” yani faiz olduğunu kesin bilmeyip şüpheye düştüğünüz şeyi de bırakın

(S: 200) Bu hadisin manası: Şüphe anında durmaya ve ondan kaçılmaya dönülür, çünkü halis helal da mü’minin kalbinde şüphe olmaz, şüphe sarsıntı ve heyecan manasınadır, helal de nefis sakin olur, kalp mutmain olur, şüphelerde ise, şüpheyi gerektirecek kalplerde heyecan ve titreme olur.

Ebu Abdurrahman el Ömeri ezzahid dedi ki: Kul eğer takvalı olursa kendisine şüphe vereni bırakır ve şüphe vermeyene yapışır.

Fudayl dedi ki: İnsanlar takvanın şiddetli olduğunu zannediyorlar, benim başıma iki iş gelse en şidetli olanını seçerim; sana şüphe vereni bırak, şüphe vermeyene yapış”

Hasan bin Ebi Sinan dedi ki: Vera’dan daha hafif bir şey yoktur, bir şey sana şüphe verirse onu terket. Bu ancak Hasan gibisine kolay olur. Allah ona rahmet etsin.

İbnil Mübarek dedi ki: Hasan bin Sinanın hizmetçisi kendisine Ehvaz’dan yer ismi) mektup yazdı: Şeker kamışına afet geldi, şekeri kendi bulunduğun yerden satın al. Şekeri bir adamdan satın aldı, ancak kendisine çok az geldi, birde, baktı ki satın aldığında otuz bin kar var, dedi ki: Şeker sahibine geldi ve dedi ki: Ey adam himetçim bana mektup yazdı ben sana bildirmedim, senden satın aldığım bana ucuza geldi. Diğeri ona dedi ki: Şimdi bana bildirni sanahoş (helal) olsun. dedi ki: döndü kalbi tahümmül etmedi, ona geri geldi ve dedi ki: Ben bu işi gereği gbii yapmadım,bualış verişi iptal etmeni istiyorum. dedi ki: onunla uğraşmaya alışverişi iptal edinceye kadar urağtı.

Hişam bin Hasan dedi ki: Muhammed bin Sirin bugün sizinbir sakınca görmediğiniz hususta kırk bini bini terketti.

Hacca bin Dinar Basra’ya bir adamla yiyecek göndermişti, ve ona girdiği zaman günün fiyatıyla satmasını emretti, ona mektubu geldi: Ben Basra’ya geldim, yiyeceği hoşlanılmaz gördüm, beklettim, ve yiyeceğin fiyatı arttı, şu kadar, şu kadar fazlaya sattım. Haccac ona yazdıki: Sen bize ihanet ettin, sana emrettiğimizin zıddına iş yaptın (S: 201) mektubun sana gelirse, bu yiyeceğin parasını Basra fakirlerine sadaka ver.

Yezid bin Zürey’ babasının mirasından beş yüz binden kaçındı ve almadı, babası sultanların işlerini yapıyorrdu. Yezid hurma daından kap yap yapıyordu, ondan geçiniyordu, ölene kadar böyle yaptı.

Misver bin Mahrame çok yiyecek stokladı, son baharda bir bulut gördü, hoşuna gitmed ve dedi ki: Müslümanlara fayda verin hoş görmeyen olarak mı görüleyim, ondan hiç kar etmemeye yemin etti, bunu ömerbin Hattab’a haber verdi; Ömer (r.a) Ona: Allah sana hayır mükafat versin dedi.

Bunda şu sonuç vardır: Yasak stok yapan birisi stok yaptığının karından kaçınması gerek.

İmam Ahmed kendi kefaletine geçmeyen maldan edilen kardan kaçınılması gerektiğini söyledi. Peygamber (s.a.v) bunu yasakladı (1) İmam Ahmed kiralandığını karla başkasına kiralayan hakkında, karı sadaka vermesi gerektiğini söylediği rivayet edildi.

Ondan mudarabe (bir ortaklık çeşidi) karı hakkında şöyle dediği rivayet edildi: Eğer otağı bu hususta kendisine muhalefet ederse, onu sadaka olarak verir.

Ondan olgunlaşmamış bir meyveyi kesme şartıyla alıp sonra olgunlaşana kadar terkeden hakkında şöyle dediği rivayet edildi: Onu sadaka verir.

Ashabımızdan bir grup bunu müstehaplığa yorumladılar, çünkü şüphelilerle sadaka müstehaptır.

Ayşe (r.a.)’den rivayet edildi: Kendisine ihramlının av hayvanından yemesi hakkında soruldu, dedi ki: O (ihramlı günler) ancak az günlerdi, sana şüphe vereni terk et” Yani haram mı, helal mı senin için karışırsa terket) (S: 202) Faziletli ilk üç asırda (sahabe, tabiin ve tebeü tabiin) ortada olan amel haktır, ondan başkası batıldır.

Burda bir şi varki onu iyi bilmek gerek, oda: Şüphelerde duruşta tetkik, bütün hali düzgün olupta takva ve vera hususunda amelleri şüpheli olan kendisine karışık olan için uyundur.

Açık haramlara düşene sonrada ince şüpheli şeylerden kaçınmayı isteyene gelince ona bu ihtimal verilmez bilakis ona itiraz edilir, Irak ehlinden sineğin kanı hakkında sorana İbni Ömer’in: Hüseyin’in öldürürler, bana sineğin kanını soruyorlar, ben rasullullah (s.a.v)’i işttim.

Buyurdu: ( ikisi Hasan ve Hüseyin) dünyada benim iki reyhanımdır” (1) dedi.

(S: 203) Bir adam Bişr bin Haris’e karısı olan ve annesinin de karısını boşamasını emrettiği bir adam hakkında soruldu. dedi ki: Eğer annesine her şeyde iyi davranmış, sadece boşama meselesi kalmışsa onu da yapsın, eğer boşama konusunda itaat edip sonra da kalkıp annesini dövecekse yapmasın.

Bakla zatın alıpta, baklamanın demetlerini bağlayacak şeyi de şart koşan adam hakkında İmam Ahmed’e soruldu. Ahmed dedi ki: Bu meseleler nedir? Ona denildiki: İbrahim bin ebi Nuaym böyle yapıyor, İmam Ahmed dedi ki: Eğer bunu ibrahim bin Ebi Nuaym yapıyorsa ona benzeyen ne güzeldir.

Onun haline benzemeyen bu tür meselelere itiraz etti, fakat vera’da tetkik ehli olanların hali ona benzer.

İmam Ahmed kendiside bu verayı (kuvvetle takva) kullanıyordu, O kendisine tereyağı satın alıp kendisine kağıtla birlikte gelen adama kağıdı geri satıcıya götürmesini emretti.

Bir adam kendi mürekkebinden yazı yazma için izin istedi, ona dedi ki: Yaz, bu karartıcı bir veradır, başka bir adam da bu hususta izin istedi, dedi ki: Benim de senin de veren buna ulaşmadı.

Bunu tevazu olarak söylemeyi, yoksa kendi nefsinde bu takvayı kullanıyordu.

Bu seviyeye ulaşmayıp, açık mekruhları işleyene itiraz ediyordu.

Peyamber (s.a.v)’in şu sözü: Hayır tuma’ninedir (huzur, süku ettir.) şer şüphedir” Yani: Hayra kapler mutmain, olur, şerde şüphe eder, mutmain olmaz.

Bunda, karışıklık anında kaplere dönmek gerektiğine işaret vardır, buna fazla açıklama Nevvas bin Sem’an hadisi üzerinde konuşurken gelecektir.

(S: 204) İbni Cerir Katade’den isnatla tahirc etti. (da Beşir bin Ka’btan rivayet etti. o şu ayeti okudu: Yerin omuzlarında üzerinde yürüyün. (2) Sonra cariyesine dedi ki: Sen onun yeryüzünün) omuzlarını bilirsen Allah rızası için hürsün. dedi ki: Omuzları dağlarıdır. Sanki yüzü karardı, ve cariyesini arzu duydu, alimlere sordu, bazısı emretti, bazısı yasakladı, Ebud Derda’ya sordu, dedi ki: Hayır huzurdur, şer şüphedir, sana şüphe vereni bırak şüphe vermeyene yapış.

Başka bir rivayette onun sözü: Doğruluk huzurdur, yalan şüphedir” her söz söyleyenin sözüne güvenilmeyeceğine işaret ediyor, Vabisa hadisinde olduğu gibi: İnsanlar sana fetva verselerde” Ancak doğru söylenin sözüne güvenilir.

Doğruluğun dolayıdır ki, Peygamber (s.a.v)’in zamanındaki akıllılar onun kelamını ve davet ettiği şeyi dinledikleri zaman onun doğru olduğunu ve hakkı getirdiğini biliyorlardı.

____________

(1) Buharî ve Tirmizi etti, İbni Hibban doğruladı. Abdurrahman bin ebi Nuaym el Kufi el Beceli’den rivayet edildi, Tirmizî Ebu Saidi hudri’den tahric etti. “Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendisidir.” (2) Mülk sûresi ayet: 15

Müseyleme’in sözünü duydukları zaman onun batıl olduğunu ve batılı getirdiğini biliyorlardı.

Amr bin As (r.a) müslüman olmadan önce onun (Müseymenin) kendisine şunu indirildiğini iddia ettiği rivayet edildi: (Ey vebr ey vebr (takvan büyüklüğünde bir tür hayvan) senin iki kulağın ve göğsün var, ve sen bunu biliyosun. Ey Amr) amr dedi ki: Vallahi ben senin muhakakkak yalancı olduğunu biliyorum.

Mütekaddiminin bazısı dedi ki: İstediğini kalbinde düşün, sonra onu zıddıyla kıyasla, eğer ikisinin arasını ayırdınsa, hak ve batılı doğru ve yalanı bilirsin. Sanki sen Muhammed (s.a.v)’i düşünüyorsun, sonra getidiği kuranı düşünüyor ve şunu okuyorsun: (Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri peşinde gelmesinde insanlara fayda veren şeylerle yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allah’ın gökten indiripde ölü haldeki toprağı canlandırdığı suda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve yer ile gök araında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için (Allah varlığını ve birliğini ispatlayan) bir çok deliller vardır.) (1) (S:205) Sonra Muhammed (s.av.)’in zıddını düşün Müseyleme’yi bulacaksın, onun getirdiği şeyi düşün ve oku: Ey aldatıcı Rab, sana yatacak yer hazarlandı” sözüyle evlendiği zamanki Secah (2) ismindeki karısını kastediyor. dedi ki: Bunu yani kuranı sağlam, acaib, kalbin ona yapışıp sevdiğini görüyorsun, dinlemesi hoş oluyo, bunuda yani Müseyleme’nin sözünü de soğuk, zayıf ve çirkin görüyorsun ve Muhammed (s.a.v)’in hak olduğunu ve vahiyle geldiğini, Müseyleme’nin yalancı ve batıl ile geldiğini biliyorsun.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS