ALTINCI HADİS: ŞÜPHELERDEN KORUNMAK VE ŞÜPHELERE DÜŞMEK

ALTINCI HADİS

ŞÜPHELERDEN KORUNMAK VE ŞÜPHELERE DÜŞMEK

Ebu Abdullah Numan bin Beşirden (ra), rivayet edildi dedi ki: Rasulluh (sav)’i işitim buyurduki: Muhakkaki helalaçıktır, haramda açıktır, ve bu ikisinin arasında şüpheli işler vardır, insanların çoğu onları onları bilmezler,her kim şüphelerden sakınırsa, dinini ve ırzını korumuş olur. ve her kim de şüphelere düşerse harama düşer, aynen koruluğun etrafına otlatan çoban gibi koruluğa girmesi yakın olur, dikkat edin her bir padişahın bir koruluğu vardır dikkat edin Allahın koruluğuda haramlarıdır, dikkat edin cesedde bir et parçası vardır ki, o düzgün olursa cesedin hepi düzgün olur, o bozuk olursa cesedin hepsi bozuk olur, dikkatedin o kalptir. (Buhari ve Müslim rivayet etti (1)

Bu hadis Şa’bi’nin Nu’man bin Beşirden yaptığı hadis rivayetidir, sahihliği üzerinde ittifak vardır, lafızlarında bazı ziyade ve noksanlıklar vardır, manası bir veya yakındır. Peygamber (sav)’den İbni Ömer, Amma bir Yasir İbni Mesud ve İbni Abbas tarafından rivayet edilmiştir, Nu’man bin Beşir in hadisi bu babta en sahihidir.

Helal açıktır, haram açıktır, bu ikisi arasındna şüpheli işler vardır, insanların çoğu onları bilmezler sözünün manası: Halis helal açıktır, onda bir karışıklık yoktur, aynı şekillde halis haramda böyledir, fakat bu ikisi arasında işler varki insanlardan çoğuna karışıktır, bu harammıdır, helalmidir? Bilmezler, ilimde derinlik kazanmış olanalrsa onlara karışık değildir, onlar onun hangi iki kısımdan birinden olduğunu biliyorlar.

Halis helala gelirse: Ziraat, meyveler ve dört ayaklı hayvanlardan temiz olanlar ve içeceklerden temiz olanar ihtiyaç duyduğu pamuk, keten, yün ve kıldan yapılmış elbiseler, nikah ve cariye edinme.. ve daha başka kazanması sahih bir akidle olan alış veriş, miras, hibe ve ganimet gibi şeylerdir.

Halis harama gelince, Ölü eti, kan, domuz eti yemek gibi,içki içmek, mahremlerle evlenmek, erkeklerin ipek giymesi ve haram kazançlar gibi, mesela faiz ve kumar ve satışı helal olmayanın ücreti, gasbedilmiş mallarıhırsızlıkla veya aldatma veya gasbetme yoluyla almak gibi.

Şüpheli (karışık) olana gelince: Haramlığı ve helallığı konusunda ihtilaf edilen şeyleri yemek gibi. At, katır, eşek ve kelergibi, veya haramlığında ihtilaf enilmiş içecekler i içmek gibi. suyun içerisine şırası çıksın diye bırakılıpta çok içilince sarhoş eden şeyler (Nebiz) giyiminde ihtilaf edilmiş elbiselerin giyimi yırtıcı hayvanların derilerini giymek gibi,ihtilaf edilen kazançlara gelince: Yine ve teverruk gibi, (ıyne: Tüccarın malını parayı almadan ilerde almak üzere satması ve sonra sattığı adamdan daha az ücretle geri satın almasıdır, bu Maliki ve Hanbellilerin yanında batıldır. Teverruk: Bir şahsın malı borca alıp başka birine para elde amacıyla peşin satması, bu Ahmedden bir rivayete göre ve, Malik’e göre mekruhtur. ) İmam Ahmed, İshak ve başkaları bu manaya yakın olarak müştebihatı (karışık), şüpheli) tefsir etmişlerdir.

İşin hasılı, Allah teala nesibine kitap indirmiş ümmet için ihtiyaç olacak şeyi açıklamıştır. Allah tealanın buyurduğu gibi: (Bu kitabı sana her şeyiçin bir açıklama olarak indirdik) (2) Mücahid ve başkası dedi ki: Emredikleri ve yasaklandıklarıher şeyi. Allah teala nisa suresinin sonunda buyurduki: (Şaşırmamanız için Allah size açıklama yapıyor. Allah her şeyi bilmektedir. (3)

Allah teala buyurduki: (Üzerine Allahın adının anılıp kesildiği şeylerden yememenize sebeb ne? Oysa allah çaresiz yemek zorunda kaldığınız, dışında, haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır.) (4), Allah bir topluluğu doğru yola ilettikten sonra, sakınacakları şeyleri kendilerine açıklayıncaya kadar onları saptıracak değildir. ) (5) Müşkil olanın açıklamasını peygambere bıraktı, Allah tealanın şöyle buyurduğu gibi: İnsanlara, kendilerne indirileni açıklaman için tamamladı, bunun için ölümüne az kaal Arafıtta kendisine şu ayeti inzal etti.

______

Hadis sahihtir, kütübü sitte ashabı tahric etti. (2) Nahl , ayet: 89 (3) Nisa, ayet: 176 (4) Enam: 119 (5) Tevbe, ayet: 115 (6) Nahl , ayet: 44

(Bugün sizin dinizii ve üzerinize olan nimetimi tamamladım, ve din olarak size islama razı oldum.) (1) Rasullah (sav) buyurduki: Gecesi gündüz gibi temizolan beyazlık üzerinde sizi bıraktım, ancak ondan helak olan sapar (2) Eu Zerr (ra) dedi ki: Kanadını gökte çırpan kuş hakkında bile bize ilim verdi ve rasululah (sav) vefat etti. (3)

İnsanlar ölümünden şüphe edince amcası Abbas (ra) dedi ki: Vallahi rasululah (sav) açık bir proğram bırakıncaya kadar, helalı helal haramı haram kılıncaya kadar, nikahlanıp boşanıncaya, harbedip barışıncaya kadar vefat etmedi..” (4)

Allah ve resulu açıklanmadık hiç bir haam ve helal bırakmadı, fakat bazısının açıklığı bazısından daha zanir, açık olanar hakkında bir şüphe kalmaz,islamın açığa çıktığı bir beldede hiçbir kimse bunları bilmemekle mazur sayılmaz. Eğer açıklığı bu dereceden aşağıdaysa, bunlardan bazıları şeriatın taşıyıcıları alimelr arasında meşlur olur alimler helallığı veya haramlığına icma ederler belki bu onlardanolmayan alim olmayanlardan gizil kalabilir. Bazılarıda aynı şekilde şeriatın taşıyıcıları tarafından meşhur olmayabilir, ve helallığı ve haramlığı hususunda ihtilafa düşebilirle, buda bazı sebeblerden dolayı olabilir:

Bunun üzerine olan nasgizli olabilir, ancak çok az insanlar nakledebilir ve bütün ilim ehline ulaşmamış olabilir. Bazan iki nas nakledilebilir, birisi helallığı diğeri haramlığ hususunda, bir gruba naslardanbiri diğerinede öbür nas ulaşabilir,veya iki nasda ulaşır fakat tarihleri hangisini önce, hangisinin sonra) ulaşmaz, neshedeni bilmediği için durur. Açık nas olamayabilir, bu durumda umum veya mefhum veyakıyasla amel edebilir. bunda alimlerin anlayışları çok farklı olur.Bir mesele hakkında emir veya nehiy olabilir, alimlerin anlayışılarıemrin farklığı veya mendubluğu hususunda, nehyin haramlığı veya tenzihen mekruhluğu husuunda ihtilaf edebilirler.

İhtilaf sebebleri zikrettiğimizden çoktur, bununla beraber ümmet içinde sözü hakka uygun olan vardır, bu hükümde alim o olur, başkasına durum şüpheli tarışık olur ve bu hususta alim olmaz, çünkü bu ümmet dalalet üzerindne toplanmaz,batıl ehli halk ehline üstün gelmez, hak bütün memleketlerde ve asırlarda terkedilmiş olmaz, bunun için rasululah (sav) buyurduki: İnsanlardan çoğu onları bilmezler) Bu insanlardan bir kısmının bileceğine işarettir, iş ancak bilmeyene karışıktır, haddi zatında karışık değildir.

Helallık ve haramlık alimler ve başkaları arasında başkabir cihette karışık olabilir. oda bazı şeyler vardırki helallığının sebei bilinir, oda kesin mülkiyettir. Bazısınında haramlığının sebebi bilinir, oda başkasının mülkiyeti olduğununun sabit olmasıdır.

Birinci: Mübahlığı ancak mülkiyetin ondan kalkmasıyla kalkar, ancak fercler şüpheyle talakınvaki olur diyenlerin yanında hariçtir, Malik hazretleri gibi veya vaki olduğu hakkında kuvvetli zan olursa İshak bin Raheveyn gibi.

İkincisi: Haramlık mülkün kendisinden gittiğinin kesin bilinmesiyle ortadankalkar. Fakat mülkünaslı bilinmezse, bir insanı evinde bir şey bulup kendisininmi başkasının mı olduğunu bilmemesi gibi. Bu şüphelidir,kullanılması ona harma olmaz, çünkü görünürde mülkündeki evinde olanşey kendi malıdır, çünkü onun elindedir. Takva olan ondan sakınmaktır, rasululalh (sav)buyuruyorku: Ben ailemin yanına gelip gidiyorum yatağımın üzerine düşmüş hurma buluyorum, onu yemek için kaldııyorum, sonra sadaka olmasından korkuyorum ve onu geri atıyorum “Bunu sahihayn sahibleri tahric etti.

Maide, ayet: 3 (2) Hadis hasendir, Ahmed İbni Mace ve İbni ebi Asım kitabussünnede iyibiri isnadla İrbad bin Sariyeden tahric eti. (3) Ahmed ve Taberiani tahric etti, Heysemi dedi ki: Taberaninin adamları Muhammed bin Abdulah bin Yezid el Mukri haric sahih rivayet adamlarıdır. (4) Hadis mürseldir, seneddeki adamlar güvenilirdir, İbni Sa’d tabakatta rivayet etti.

Eğer haramlık cinsinden ise ve haramdan mı değilmidir,hususunda şüphe etse, şüphe kuvvetlenir. Amr bin Şuaybın babasından onunda dedesinden yaptığı rivayet şöyledir: Peygamber (sav)’in bir gece uyuyamadın dedi, (Bir tarafımının altında hurma vardı ve ben onu yedim, yanımızdada sadaka hurması vardı, ondan olmasından korktum” buyurdu (1)

Yine bu cinsten: Temelde mübah olan şeylerdir, suyun elbiseninve yeryüzünün temiz oluşu gibi, aslının (mübahlığının) yok olmadığını kesin bilemezse, kullanımı caizdir, fercler gibi aslı haram olanara gelince ve hayvan etlerine gelince: Boğazlanması ve nikah akdiyle kesin helallığı bilindikten sonra helal olur.Bunlardanbir şeyde tereddüd ederse aslına (haramlığına) geri döner. Onun için rasulullah (sav) av hayvanında kendi okundan başka birok izi veya kendi köpeğinden başka bir köpeğin izini gören kimsenin o av hayvanında yemesininnehyetmiştir, veya suya düşmüş olarak bulursa ve ölümünün mübah kılıcı bir sebeblemi yoksa başkabir sebeble (boğulmayla) mi öldüğünü bilemezse yine nehyetmiştir.

Aslı helal olanhelala döner, su toprak ve elbise sadece zanla pis olmaz. Bedende aynıdır, abdestli olduğunu kesin bilirde abdestin bozulduğunda şüphe ederse ve namazadagirmemişse.

Peygamber (sav)’den sahih olarak sabittirki, “Bir adamın namazda bir (namazı) bozacak bir şey olduğunu hayal ettiğini şikayetettiler, ses (yellenme) veya koku duyuncaya kadar namazdan ayrılmaz, buyurdu” (2)Bazı rivayetlerdde namaz yerine mescid bulunmaktadır, Bu namaz ve diğerlerinide kapsar. Temelde tahir olan bir şeye necaset bulaştıına dair kuvvetli bir zan olursa, mesela necasetlerden sakınmayanbir kaafirin elbiseyi giymesi durumuda karışıklık söz konusu olur. alimlerdenbir kısmı asla dayanarak ruhsat verdiler bir kısmıyla tenzihen mekruh dedi, kafirin kestiğinin yenilmediğini kısmında olması gibi bütün bu meseleler aslın zahirle çatışmasından ileri geliyor asıl taharettir,zahir olanda necasettir.

Bu hususta deliller birbiriyle çarpışmıştır. Temizliğiyle hükmedenler, Allah teala ehli kitabın yiyeceklerin helal kılışıyla delillendiriyorlar, yiyecekleriniyse elleriyle kaplarındna yapıyorlar. Peygamber (sav) bir Yahudinin davetine icabet etti, peygamber ve ashabı onlardan gelenelri giyip kulanıyorlarda, savaşylarda ellerinei geçen kap ve elbiseleri bölüşüyorlar ve kullanıyorlardı, savaşlarda ellerine geçen kap ve elbiseleri bölüşüyorarve kullanıyorlardı.Müşrik bilirgin tulumundan şu kullandıkları sahih olaraksabittir.

Necasetliğiyle ilgili delil getirenler şununla delil getiriyorlar:

Sahih olarak sabittirki,domuz eti yiyip içki içen ehli kitabın kaplarından soluldu, buyurduki: Eğer başkasını bulamazsanız onu suyla yıkayınız, sonra onun içinde yiyiniz” (3) İmam Ahmed şüpheyi helalla haram arasında bir yer olarak tefsir etti, yani halis haramla halis helal arasında, ve dedi ki: (Kim ondan sakınırsa dinini ve ırzını korumuştur” Bazanda helalla haramın karışması diye tefsir etti, yanihalis haramla halis helal arasında, ve dedi ki: Kim ondan sakınırsa dinini ve ırzını korumuştur” Bazanda helalla haramın karışması diyetefsir etti, bundan şu tefarruat ortaya çıkar: Malının içerisinden helal ve haram bulunan kimsenin durumu (S: 134) Eğermalınınçoğu haramsa imam Ahmed dedi ki: Ondan kaçınması gerek,ancak azbir şey olursa veya bilinmiyorsa o müstesnadır” Bizim ashabımız ihtilaf etti:Bu harammıdır, yoksa mekruhmudur? Eğer malının çoğu helalsa onunla muamele ve o maldan yemek caizdir. Haris Ali (r.a)’dan sultanın ödüllendirmeleri hakkında şöyle dediğini rivayet etti: Onda bir sakınca yoktur, size helaldan verdiği haramdan verdiğiden çoktur” Peygamber (sav) ve ashabı müşriklerle haramdan sakınmadıklarını bildikleri halde muameel yapıyorlardı, eğer durum karışırsa o şüphedir sakınmak takvadır.

Süfyan dedi ki: (Bu benim hoşuma gitmiyor, terketmesi bana daha hoştur”

_______

(1) Hadis hasendir, Ahmed müsnedde tahric etti. (2) Tirmizi haricinde kütübü sitte ashabı ve Ahmed tahric etti, sahihtir. (3) Hadis sahihtir, Ahmed, Buhari ve Müslim tahric etti.

Zühri ve Mekhul dedi ki: “Ondan yenilmesinde beis yoktur, bizat haram olduğunu veya malının içinde haram olduğunu bildiği bir şey olduğunu bilmezse fakat sadece şüphe varsa, ondanyemesinde bir beis yoktur” Hanbel’in rivayetinde Ahmet bunu nas olarak zikretti. Mansurun İshak’tan rivayetine göre, İshak ibni Mesud ve Selmanın rivayetine istinaden ruhsat oluşunu benimsedi, Hasen ve İbni Sirinden rivayet edilen kumar ve faizden olduğuna hükmedilen şeydende almanın mübahlıı görüşündedir. İmam ahmed haramlığı ve halellıı karşıık olan mal hakkında dedi ki: Eğer mal çoksaondan haram olan miktarını çıkaır ve geri kalanın da tasarruf yapar, eğermal azas tamamından sakınır, çünkü azdan bir şey alırsa haramdan kurtulması uzak bir ihtimaldir, çok mal böyle değildir.

Ashabımızdan bazısı bunu takvaya hamletti ve kulanımı azda çokta olsa mübahtır, dedi, tabi haram miktarını çıkardıktan sonra, bu aynı zamanda Hanefilerin görüşüdür, ve takva ehlinden Bişril Hafi gibi bazılarının görüşüdür.Seleften bazısından malının içinde haram olduğunu bilipte bizzat haramdan olduğnu bilmeyen kimsenin yemesine ruhsat olduğu rivayet edildi, daha önce Mekhul ve Zühriden rivayet edildiğini görmüştük.aynısı Fudayl bin iyazdanda rivayet edildi. Bu hususta seleften eserler rivayet edildi İbni Mesuda sorulduki: Faizden ve pis maldan sakınmayanbir komşunun komşusunu yemeğe davet etmesi hakkında dedi ki: Davete icabet ediniz, çünkü o davet (yemeği7 size afiyettir, ona (davet sahibine) günahtır (1) Bir rivayettede biri kendisine davet edenin malının ancak ya pis yada haram olduğunu biliyorum,dedi. İbni Mesud: Ona icabet ediniz, dedi. İmam ahmed bunu İbni Mesud’dan doğruladı fakat ona muhalefet etti ve dedi ki:

Günah kalblerin toplayıcısı ve onlara üstün gelicisidir” Selmandan da ibni Mesudun ilk sözü gibisin rivayet edildi. (S: 135) ve Said bin cübeyr, Haseni Basri, Müverrik el İcli ve İbrahimi Nahai ve İbni Sirinden de rivayet edildi. Bu hususta eserler Humeyd bin Zenceveyh’in (eleded) bazısıda Hallal’ın (elcami’) isimli kitabında mevcuttur,yine Abdurrazzak ve ibni ebi Şeaybe’nin Musanefinde de mevcuttur. Ne zaman bir şeyin zatı itibariyle haram olduğu bilinse onun kullanımı haram olur. Bunda icma olduğunu ibniAbdil Ber ve başkası hikaye etti. İbni Sirin’den fazden hüküm verilmiş bir adam ve kumardan hüküm verilmiş bir adam hakkında (onun yemeğini yeme hakkında) onda bir sakınca yoktur didiği rivayet edildi. Bunu Halla sahih bir isnadla tahric etti.Hasen’den (Basri) bunun zıddı rivayet edildi, o dedi ki: Bu kazançlar bozulmuştur, ondan zorunluya benzer şekilde alınız.

İbni Mesud ve Selman (r.a)’den rivayet erilen Ebu Bekir Sıddık (r.a)’tan rivayet edilenle çatıştı, Ebu Bekir (r.a) bir yemek yedi sonra kendisine haram olduğu haber verildi ve bunun üzerine kustu (2)

İnsanların çoğu için açık olmayan şüpheli şeyler,peygamber (sav)’in haber verdiği gibij insanların bazısınca haram veya helallığı açık olur, çünkü yanında ziyade ilim vardır. Peygamber (sav)’in kelamı şuna işaret ediyor: Bu karışık (şüpheli) şeyleri insanardan bilen var, ve çokları bilmez, ve onu bilmeyenlere iki grub giriyor: (S: 136) Birincisi:Kendisine karışık olduğu için duran kimse. İkincisi: Olduğundan başka haliyle ona inanan kimse.

Kelamı bunlardan başkasının bildiğine işaret ediyor, bildiğinden muradı, işin haddi zatında haramveya helallığını bilmesidir. buda Allah katında isabet edenin bir olduğuna (haram veya helallığını bilmesidir, buda Allah katında isabet edeninbir olduğuna (haram) veya helallığı karışık olan hususlarda) ve diğerlerinin onu bilmediğine en açık işarettir, yani haddi zatında bu meseledeki Allahın hükmüne isabet edememiştir. her ne kadar şüpheye dayanıpta onu delil zannedereke bu işi yapıyorsada ictahadından dolayı sevab alır, hatasıda mağfiret olur çünkü hatasına güvenmiyor.

______

(1) İsnadı sahihtir, Abdurrazzak musannefinde tahric etti. (2) Bunu Buhari tahric etti.

Rasulullah (sav)’in şu sözü: “Kim şüpheilerden kaçınırsa dinini ve ırzını korumuştur, kim şüphelilere girerse harama girmiştir” insanları şüpheli işlerde ikiye ayırmıştır,bu kendisine karışık, şüpheli olan ve bu meseleyi bilmeyene nisbetledir, fakat bununbilene gelince o üçüncü kısımdırki onu hükmü açık olduğu için zikretmiyoruz, bu kısım üç kısmın en üsütnüdür, çünkü bu şüpheli işlerde Allahın hükmünü bilmişve bu hussuta ilmine tabi olmuştur. Bu hususta allahın hükmünü bilmeyenlerse iki kısımdır: Birincisi: Kendisine karışık olduğu olduğu iöçüin bu şüpheli şeylerden sakınankimse, bu dinini ve ırzını korumuştur. Irz insanda övgü ve kınama yeridir. güzel zikredilmesiyle medholur çirkin zikredilmesiyle kınama olur.Bu bazan inanın zatında olur,bazan geçmişinde bazanda ehlinde olabiir, her kim şüpheli işlerensakınırsa, sakınma yanlaradahil olan çirkinlikten kötülükten ırzının korumuştur,bunda şüpheli şeyleri işleyenelrin nefsini kötüşeyemaruzbıraktıına delil vardır, selef bazısının dediği gibi: Kim nefsini töhmetlere maruzbırakırsa kendisinekötü zanda bulunanalrıkınamasın.

Bu hadisin Tirmizideki bir rivayetindede: (Kim onu dinini ve ırzını korumak için terkederse muhakak selamettekalır” (1) Manası: Bu maksatla terkederse, yani dinini ve ırzını noksanlıktan korumak için terkederse, diğer gösteriş v.b gibi bozuk bir maksatla değil. Bunda: Irzı korumanındini koruma gibi övüldüğü ne delil vardır. (S: 135) Bunun için şu variddir: Kişinin ırzını koruduğu her şey saadkadır”

Bu hadisin sahihayn rivayetinde:Kim kendine karışık olanı terkederse açık olanı daha iyi terkeder yani Şüpheli olduğu ve tam gerçekleşmemesiyle birlikte günahı terketmek açık günahı terketmekten daha evladır, bu günahtan kaçınmak içindir, fakat insanara yapmacık olarak terkeden kimseyse o insanarın yanıda terkedilmesi övüldüğü için terkeder.

İkinci kısım: Kendi yanında şüpheli olduğu halde şüpheli şeylere girmek, fakat insanarın şüpheli zannedipte kendisinin haddizatında helal bildiği bir şey hususunda Allah katında bir sıkıntı yoktur,y fakat bu hususta insanarın lekelemesinden korkarda ırzını korumak için terkederse oda güzel olur. Bu peygamber (sav)’in Safiyye ile (r.a) dururken kendisini gören birine şöyle bulurduğu gibidir: (O Huyay’in kızı Safiyyedir” (2) Enes cuma namazı için çıktı, insanları kılmış ve geri dönüyorlar olarak gördü, insanların görmediği bir yere girdi ve utandı, dedi ki: Kimki insanlardan utanmazsa Allahtanda utanmaz”Bunu Taberani merfu olarak tahric etti, fakat sahih değildir (3)

Eğer helal olduğuna inanarak -Ya caiz bir ictahadla, yada hata olmakla birlikti caizbir taklidle-bunun hükmü öncekinin hükmü gibidir, eğer ictahid zayıfsa veyataklid caizdeğil sadece heva kendisini buna sevketmişse onun hükmü kendisine şüpheli şeyler düşünlerin peygamber (sav) harama düştüğünü haber verdi,ybuiki mana ile tefsir edilir:

Birincisi: Şüphe olduğuna inandığı şey kendisini haram işlemeye götürecek, ve derece derece harama sevkedeceğine inandığı bir şeyse, sahihayndeki bir rivayette variddirki: Kim şüphe ettiğ bir şeye cesaret ederseaçık günaha girmesi yakın olur” (4) Bir rivayettede: (S: 138)Kime şüphe karışmışsa köprü olması harama yakındır Yani halisharama girmesi yakındır. Ebul Mütevekkil en Nacinin mürsellerinde , peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: Kim haramın kenarlarında otlatırsa içine girmesi yakınolur, kim küçük şeyleri küçümse büyük günahlara karışması yakın olur

İkinci mana:Kendi yanında haram ve helallığını bilmediğ şüpheli şeye girişen kimse hadidzatındaharam olmasından emin olamaz, ve harama rastlar ve kendisi haramolduğunu bilmez. İbni Ömerden (r.a) peygamber (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edilir. Helal açıktır, haramda açıktır, ikisi arasında şüpheliler vardır, kim ondan sakınırsa dini ve ırzı için daha temizdir.

Allah ve rasulüne insanalra emrettikleri şeylere nushda (halislik) böyledir. Allah için vacib olan nasihattandır: Asinin isyanına razı olmamak, Allah ve rasulüne itaat edenin itaatını sevmesidi. Nefali nasihatta gelince: Kalb ve diğer azalarla başkasının bir üstünlüğü kalmayıncaya kadar,her sevilene karşı Allahı tercih etmeye gayret etmektir.

Kitabı için nasilatsa: Onu şiddetli sevme, kadrini yüceltmektir, çünkü o yaratanın kelamıdır, anlamya şiddetli arzulu olmak, düşünmeye şiddetli önem göstermek, okumasının üzerinde durmak, mevsalısının anlamasını sevdiğini manaları taleb etmek için okumalı anladıktan sonra amel etmek için okumalıdır. Rabbının razı olduğu sevdiği şekilde emrini yerine getirmek için anlamaya önem verir, ve severek onun dersine devam eder, anladıkların kullara yayar, ahlakıyla ahlaklanır, edebleriyle edeblenir.

Hayatın Rasul. (s.a.v)e nasihatta , itaatına, yardımına gayret sarfetmek, istediği zaman mal verme sevgisine sürat göstermektir.

Vefakından soraysa, sünnetini taleb etmek, ahlak, ve edeblerini araştırmak, saygı göstermek, sünnetini yerine getirmek, sünnetinden başka şeyle amel edene şiddetli kızak,sünetini ezayi edenlere kızmak, akrabalakı veya evlilik veya hicret, yardım arkadışık yoluyla ona yakın olanları sevmek, giyiminde kuşamında ona benzemekktir.

Müslümanlara nasihatsa: Kendi nefsi için sevdiğini onlar içinde sevmesi, kendi nefsi için hoş görmediğini onlar içinde hoş görmemesi, onlara şefkatli olması, küçüklerine merhamet etmesi, büyüklerinde saygı göstermesi, üzüntüleriyle üzülmes, sevinçleriyle sevinmesidir. Onarın salihliğini ülfetini ve nimetin üzerlerine devamını, düşmanlarına kaşı onlara yardım etmeyi,ve hoş olmayan her şeyi onlardan uzaklaştırmayı sevmesi gerekir.

Ebu Amr bin salah dedi ki: Nasihat kelimesi toplayıcı bir kelimedir isekve fiille nasihat edenin nasihat olunana hayır için çalışmasıdır. (S: 151) Allah için nasihat: Onu birlemek, onu güzel ve kemal sıfatlarla vasıflamaktır, ona zıt olan şeylerden onu tenzih etmek, masiyetlerden kaçınmak ona itaat etmek, onun için sevip, buğzetmek, onu inkar edene cihad etmek, ve buna teşvik etmektir.

Kitabına nasihat ise: Ona iman etmek, ona tazim etmek, hakıyla okuma, emir ve yasaklarını yerine getirmek, ilimler ve misallerini anlamak, ayetelrini tefekür etmek, ona davet etmek, aşırı gidenerin tahrifini engellemek, inkar edenlere karşı durmaktır. Rasulullaha (sav) nasihata buna yakındır: Ona ve getirdiğine iman etmek, ona saygı duymak, itaatına yapışmak, sünetine yaşatmak, ilimlerini yaymak, ona ve sünnetine düşmanlık edene düşmanlık etmek, ona ve sünnetine dos olanlara dost olmak, ahlakıyla anlaklanmak, edebleriyle edeblemenmek,ehil ve ashabını sevmektir.

Müslümanarın imamlarına nasihat ise: Hak üzere onlara yardım etmek, itaatetmek, onara hakkı hatırlatmak, lütuf ve şefkatla onları uyarmak, onlara karşı durmaktan sakınmak, onara tevfik için dua etmek, ve başkalarını buna tevişk etmektir.

Müslümanların geneline nasihatsa: Onlara maslahatlarına irşad etmek, onlara din ve dünya işlerini öğretmek, gizlilerini örtmek, düşmanlarına karşı onlara yardım etmek, onları savunmak, onara hasedden onları aldatmaktan kaçınmak, kendi nefsi için sevdiğini onar içinde sevmek, nefsi için sevmediğini onar içinde sevmemektir.

Yine onlara nasihat çeşitlerinden: Kötü şeyleri onlardan defetmek, fakirlerini nefsine tercih, etmek, cahillerini öğretmek, söz ve fiille sapmışları doğruya döndürmek, hakka döndürürken lütufla muamele etmek, iyiliği emreder, kötülükten nehyederken şefkatli ve yumuşak olmak, onların bozgunluğunun giderilmesini istemek, isterki bu husuta kendine zarar bile gelse, Ömer bin AbduAziz diyorki: keşke ben sijzin içinizde Allahın kitabıyla ameletsem ve sizde amel etseniz, ve sizin içinizde her bir sünnetle amel edişimde benten bir uzuv düşse ve en son canım çıksa. Allah, kitabı, rasulü için nasihatın çeşitlerinden, bu alimlere özel olanbir şeydir: Saptırcı hevaları kitap ve sünnnetle reddetmek ve kitab ve sünnetin hevalara zıt olmaya delilliğini açıklamak (S: 152), aynı şeklide alimlerin ayak kaymasından zayıf sözleri reddetmek, kitab ve sünnetin onların reddine delilliğini açıklamak, yine bunlardan: Peygamber (sav)’den sahih olan ve olmayan hadislerin rivayeti kabul edilen ve edilmeyen ravilerin halini açıklamkla ortaya çıkarılmasıdır.

Nasihatın en büyüklerindene: Kendisine işi hususunda istişare edene nasihat etmektir, peygamber (sav)’in buyurduğu gibi: Sizden biriiz kardeşinden nasihat isterse, kardeşe ona nasihat etsin” Bazı hadislerde: Yokluğundan nasihat etmes,i ona samimi olması) müslümanın müslüman üzerinde hakkındandır.”

Bunun manası, yokluğunda kötü olarak zikredildiğinde, ondan o kötü sözü reddeder, gıyabında birinin ona zarar vereceğini gördüğü zaman onu engeller, gıyabta nasihat (halis, samimi olmak) nasihatçinin doğruluğuna delildir, çünkü huzur da yalakalık olarak olabilir fakat gıyabında onu aldatabilir.

Hasan dedi ki: Sen aciz olacağı bir emredinceye kadar kardeşinin içinnasihatın gerçekliğine eremezsin” Ve dedi ki: Peygamber (sav)’in bazı ashabı dedi ki: Nefsimi kudret elinde tutana yenin olsunki, eğer dilerseniz Allah adına yemin edeyim Alahın Allaha en sevimli kulları allahı kularına sevdiren, kularında Allaa sevdirendir,ve yüryüzünde nasihatla koşanlardır. Ferkad essebbi dedi ki: Bazı kitablarda okudum: Allah için seven amirler üzerine emir kılınmıştır, onun zümresi kıyamet günü ilk zümredir, meclisleri meclislerin en yakınıdır, sevgi yakınlık ve çalışmanın son derecesidir, sevener allah için uzun çalışmalarından usanmazlar. Onu ve onun zikrini seviyorlar ve yaratıklarınada sevdiriyorlar, kulLarı arasında nasihatla yürüyorlar, ayıblar yüzlere vurulduğu gün onların amellerinden onlar üzerine korku duyuyorlar, onlar Allahın velileri, sevdiklerive seçkin kullarıdır, onar ona kavuşmadan rahatları yoktur.

İbni Uleyleye Ebu Bekir el Müzeni’nin sözü hakkında dedi ki: Ebu Bekir (r.a) rasulullahın ashabının üzerine oruç ve namazla çıkmadı, fakat kalbindeki bir şeyle çıktı, dedi ki: Onun kalbindeki şeyde Allah için sevmek, ve yaraıklarına nasihattır” Fudayl bin iyad dedik0 Bizim yanımızdakine bir kimse çoknamaz ve oruçla yetişmedi ancak nefis cömertliği göğüs selameti ve ümmete nasihatle yetişti” (S:153) İbnil Mübareğe Amellerin hangisi daha faziletlidir? diye soruldu, dedi ki: Allah için nasihattır Ma’mer dedik: İnsanardan sana en nasihatçısı olan seni hakkından Alahtan korkandır”

Selef birine nasihat etmek istedikleri zaman ona gizli öğüt verirlerdi, hatta bazısı dedi ki:Kim kardeşine kendisiyel onun arasında ona öğüt verirse o (yapmatığı) nasihattır, kim insanların önünde ona nasihat ederse ancak onu kınamıştır Fudayl bin İyad dedi ki: Mü’min örter ve nasihat eder, facir utandırır ve ayıbını ortaya çıkarır “Abdul Aziz bin ebi Ravvad dedi ki: Sizden öncekiler kardeşinden bir şey gördüğü zaman ona şefkatle emrederdi her emir ve yasağında sevab alırdı, bunlardan birisi arkadaşının gizlisini açığa çıkırıyor kardeşini kızdırıyor, perdesini yırtıyor (gizlisini açığa vuruyor) İbni Abbas sultana iyiliği emir kötülğü yasaklama hakkında sorulu, dedi ki: Mutlaka yapacaksan seninle onun arasında olsun”İmam Ahmed (ra) dedi ki: Müslümana zimmiye nasihat etmesi, gerekmez, ona müslümana nasihat etmesi vacibtir, Peygamber (sav) buyurduki: Her bi müslümana nasihat etmek,ve müslümanların topluluğuna ve genilene nasihat etmendir.

_______

(1) Hiyle’nin adamlarındandır. 4 /44-50

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS