BİRİNCİ HADİS AMELLER NİYETLERE GÖREDİR

AMELLER NİYETLERE GÖREDİR

Mü’minlerin emiri Ebu Hafs Ömer bin Hattab (r.a)’dan, dedi ki:

“Rasulullah’ı (s.a.v) işittim buyurduki:

“Ameller niyetlere göredir, herkese niyet ettiği vardır, kimin hicreti Allah ve rasulü neyse, hicreti Allah ve rasulünedir, kiminde hicreti kazanmak istediği bir dünyalık veya nikahlanmak istediği bir kadın içinse hicretide hicret ettiği şeyedir” Buhari ve Müslim rivayet etti.1

Bu hadisi Yahya bin Said el-Ensari, Muhammed bin İbrahim et-Temimi den, O’da Alkame bin Ebi Vakkas el-Leysi’den O’da Ömer bin Hattab (r.a)’dan rivayet etmiştir. Bu yoldan başka sahih bir yolla rivayet yoktur, Ali İbnil Medini ve başkasıda öyle dedi.

Hattabi2 dedi ki: “Hadis ehli arasında bu hususta ihtilaf olduğunu bilmiyorum” Bununla birlikte Ebu Said ve başkası tarafından da rivayet edildi. Ve çok yolllarla rivayet edildiği söylendi, Fakat (S: 24) bunlardan biri hafızlar yanında sahih değildir. Sonra Ensari’den çok sayıda insan rivayet etti, ondan ikiyüzden fazla ravinin rivayet ettiği söylenir. Denildi ki: O’ndan yediyüz ravi rivayet etti.4 Onların ileri gelenlerinden: İmam Malik, Sevri, Evzai, İbnil Mübarek, Leys bin Sa’d, Hamad bin Zeyd, Şube ve İbni Uyeyne ve başkaları.

Alimler sahihliğinde ittifak ettiler ve kabul ile karşıladılar. Buhari Sahih’i ne bununla başladı ve bunu hitab ve giriş makamında kıldı ve bununla Allah’ın rızası istenilmeyen her amelin batıl olduğuna işaret etti, ne dünyada nede ahirette faydası olmadığına işaret etti, bunun için Abdurrahman bin Mehdi dedi ki:

“Eğer bir kitap yazmış olsam ve o kitabın babları olsa, her babta Ömer bin Hattab’ın “Ameller niyetlere göredir” hadisini koyardım. Yine ondan rivayet edildi dedi ki: Kim kitap tasnif etmek isterse “Ameller niyetlere göredir” hadisiyle başlasın.”

Bu hadis dinin üzerinde döndüğü hadislerden biridir. Şafii’den şöyle dediği rivayet ediyor:

“Bu hadis ilmin üçte biridir. Fıkıhtan yetmiş baba giriyor.”5 İmam Ahmet (r.a)’den şöyle dediği rivayet ediliyor:

“İslamın temeli üç hadis üzerinedir: Ömer (r.a) hadisi:

“Ameller niyetlere göredir” Ayşe (r.a) hadisi:

“Bu işimizde ondan olmayan bir şeyi kim ortaya çıkarırsa o reddolunur” Ve Numan bin Beşir hadisi:

“Helal açıktır, haram açıktır.”1

Hakim dedi ki: “Bize Abdullah bin Ahmed, o da babasından rivayetten anlattılar. İmam Ahmed:

“Ameller niyetlere göredir.”

“Sizden birinizin yaratılışı anasının karnında kırk gün toplanır.”

“Kim dinimizden olmayan bir şey icad ederse o reddolunur”

Bu hadisler hakkında dedi ki: “Her tasnifte bu hadislerle başlamak gerekir, çünkü bunlar hadislerin asıllarıdır.”

İshak bin Raheveyh’ten rivayet edildi dedi ki:

“Dört hadis dinin temellerindendir: Ömer (r.a) hadisi:(S:25)

“Ameller niyetlere göredir.”,

“Helal açıktır, haram açıktır.”,

“Sizden birinin yaratılışı anasını karnında kırk gün toplanır.”,

“Bizim bu işimizde dinimizde ondan olmayan bir şeyi yaparsa o reddolur.”

Osman bin Said, Ebu Said’den rivayet etti, dedi ki:

“Peygamber (s.a.v) bütün ahiret işlerini bir cümlede topladı:

“Bizim bu işimizde ondan olmayan bir şeyi kim ortaya çıkarırsa o reddolunur”, dünya işlerinde bir cümlede topladı:

“Ameller niyetlere göredir” Bu iki hadis her baba girer.

(1) Hadis sahihtir, meşhurdur, altı imam (Kütübi Sitte sahibleri (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbni Mace) Darekutni, Malik, Ahmet, İbni Hibban ve Beyhaki el-Marifet’te 17 sahaden rivayet ettiler. (Nasburraye, Zeylai 1/301) hakikatla bu hadis mütevatirdir 30 sahabeden rivayet edilmiştir. (Nazmul Metenasirfil hadisi mütevatir, Cafer el-Kattani S: 17)

(2) Tergib ve Terhib: 1/57

(3) Darekutni, Hattabi İbni Asakir, Malik’ten Abdul Aziz bin Ebi Ravadda yoluyla tahric etti, doğrusu İbni Ebi Hatim’in el-lilel’inde 1/131 zikrettiği gibidir. Bunun rivayetçisi Malik O’da Yahya bin Said’den o’da Muhammed bin İbrahim et-Teymi’den O’da Alkame bin Vakka’tan o’da Ömer’den O’da Rasulullah (s.a.v)’dandır. (Telhisul habir 1/55) (4) Ebu İsmail el-Herevi Abdullah bin Muhammed el-Ensari dedik:

Bu hadisi Yahya bin Said’in ashabından yediyüz kişiden yazdım.

(5) Geçen iki kaynak.

(6) Fehu’l-Bari 1/11

Müslimin şerhine bak: 13/53

İbn Dahak el-Iyd’in Nevevi’nin kırk hadis şerhi

Ebu Davud’dan rivayet edildi, dedi ki: “Müsned hadise baktım ve onun dört bin hadis olduğunu gördüm, sonra da dörtbin hadisin etrafında döndüğü şeye baktım, dört hadis üzerinde döndüğünü gördüm: Nu’man bin Beşir hadisi:

“Helal açıktır, haram açıktır” Ömer (r.a.) hadisi:

“Ameller niyetleri göredir” Ebu Hureyre (r.a) hadisi:

“Allah güzeldir, ancak güzeli kabul eder. Allah peygamberlere emrettiğini mü’minlerede emretmiştir” ve

“Kendini ilgilendirmeyen şeyleri terketmesi, kişinin islamının güzelliğindendir.” Dedi ki:

“Bu dört hadisten herbirinde ilmin dörtte biri vardır.”

Ebu Davud (r.a)’dan rivayet etti, dedi ki:

“Rasulullah (s.a.v) dan beş yüz bin hadis yazdım, o hadislerden, bu kitabın içerdiğini seçtim, yani sünen kitabını seçtim bu kitapta dört bin sekizyüz hadis topladım. Bundanda insana dini için dört hadis yeter: Birincisi:

“Ameller niyetlere göredir” İkincisi:

“Kişinin kendini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi islamının güzelliğindendir” Üçüncüsü:

“Mü’min kendi nefsi için razı olduğu bir şey için kardeşi (din kardeşi) içinde razı olmazsa kâmil mü’min olamaz” Dördüncüsü:

“Helal açıktır, haram açıktır”

O’ndan başka bir rivayette, dedi ki:

“Fıkıh beş hadis üzerine dönüyor:

“Helal açıktır, haram açıktır”

“Ne zarar vermek vardır, nede zarar görmek vardır”

“Ameller niyetlere göredir.”

“Din nasihattır”

“Sizi yasakladığım şeyden kaçınınız, ne ve size emrettiğim şeyi gücünüz yettiğince yapınız”

Yine O’ndan başka bir rivayette, dedi ki:

“Sünnetlerin her dalda asılları dört hadistir:(S: 26)

“Ameller niyetlere göredir”,

“Helal açıktır, haram açıktır”,

“Kişinin kendini ilgilendirmeyen şeyleri terketmesi islamının güzelliğindendir.”

“Dünyada zahid ol ki Allah seni sevsin, insanların elindekine zahid ol ki, insanlar seni sevsin”

Hafız Ebil Hasen’den: Tahir bin Müfevviz el-Meafiri el-Endülüsi7: Bizim yanımızda dinin direği yaratılmışların en hayırlısının sözünden, dörttür:

“Şüphelerden sakın ve zahid ol, ve seni ilgilendirmeyeni terket, niyetlerle amel edin.”

Rasulullah (s.a.v’in şu kavli:

“Ameller ancak niyetlere göredi”

Başka bir rivayettede:

“Ameller niyetlere göredir”

“Ameller niyetlere göredir” sözünün takdirinde ihtilaf ettiler: Müteahhirinin (sonraki dönem alimleri) çoğu taktirinin:

“Ameller niyetlerle sahihtir, veya muteberdir (geçerlidir) veya niyetlerle makbuldür” dediler. Buna göre, amellerle niyete ihtiyaç duyan şer’i ameller murad edilmiştir, fakat yemek, giymek v.b adetler, emaneti geri verme, kefil olunan şeyleri verme, ödünç ve gasbedilmiş şeyleri geri verme gibi niyete ihtiyacı olmayan şeylerde niyete gerek yoktur, bütün bunlar burada zikrolunan genel amellerden özel kılınır (yani bunlar ayrıdır, söylenildiği gibi niyete ihtiyaçları yoktur). Diğerleride dedi ki:

“Bilakis burada ameller genel manasıyladır, ve onlardan hiç bir şey özel hükme tabi kılınmaz. Bazıları bunu cumhurdan hikaye, etti, her halde mütekaddimin (önceki alimler’in cumhurunu murad ediyor.) bu söz İbn-i Ceriri Taberi ve Ebu Talibi Mekki ve bu ikisinden başka mütekaddiminin sözlerinden vakiddir.” İmam Ahmed’in sözünün zahiride böyledir. Ahmet bin Hanbel rivayetinde dedi ki:

“Bence namaz, oruç sadaka veya her hangi bir iyiliği yapmadan önce niyetin daha önce olması hoştur. Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki:

“Ameller niyetlerledir” Bu bütün işlerde gelir.

Fadl bin Ziyad dedi ki: “Ebu Abdullah’a yani İmam Ahmede amelde niyetten sordum, dedim ki:

“Niyet nasıldır?” dedi ki: İnsanların istemediği bir amel yapmak istediği zaman, nefsini ilaçlamasıdır. Ahmet ibn Davud el Harbi dedi ki: (S: 27)

“İmam Ahmet oturken Yezid bin Harun Ömer (r.a)’ın Ameller niyetler iledir hadisinden bahsetti.” Ahmet (r.a) Yezid’e dedi ki: Ey Ebu Halid bu boğulmadır.

(6) Zehebi, Siyeri A’lamün Nübela’da ondan dolayı dedi ki: O İmam, hafız, tenkidçi, tecvidçi, Ebul Hasen Tahir bin Müfevviz bin Ahmet bin Müfeviz el Mea firi eş Şatibi, Ebu Ömer İbni Abdil Berrin öğrencisidir.. (Yarım satır eksik)

İbni Abdilberr temhid 9/102.

Süresi Ebu Davud muhaddime sayfa: 201 5274 hadis içermektedir.

Bu söze göre, sözün takdiri:

Ameller niyetlerle vakidir veya hasıldır, bu durumda ancak ameli yapanın kasdıyla ihtiyari amellerden haber vermek olur, ondan sonraki (Herkes için niyet ettiği vardır ise şeriatın hükmünden haber vermek olur, oda: Ameli yapanın amelinden payı niyetidir, eğer niyeti salih ise amelide salihtir ve ecri vardır, eğer niyeti bozuk ise, amelide bozuktur, ve günahı vardır. “Ameller niyetlerdirin takdirinin şöyle olmasıda muhtemeldir: Ameller salih veya fasit, makbul veya reddolunmuş, sevab verilmiş veya verilmemiş oluşu niyetlerledir, bu durumda şeri hükümden haber vermek olur. O’da Amellerin salih veya fasid oluşu niyetlerin salih veya fasid oluşuna göredir, Rasullulah’ın (s.a.v) şu kavli gibidir:

“Ameller ancak sonralarıyladır”1 Yani salih veya fasid oluşu, kabulü veya edilmeyişi, sana göredir. Daha sonraki “Herkese niyet ettiği vardır.” Sözü ise: Kişinin ancak amelinden niyet ettiği hasıl olur, eğer hayra niyet etmişse onun için hayır hasıl olur, eğer şerre niyet ettiyse onun için şer hasıl olur. Bu halis olarak ilk cümlenin tekrarı değildir, birinci cümle amelin salih veya fasid oluşu o amelin icadını gerektiren niyetle olduğuna işarettir, ikinci cümleyse amele verilen cevab salih niyete göredir, ceza ise niyetin bozukluğuna göredir.

Niyeti mübah olabilir, amelde mübah olur ve ne sevab nede ceza bu amelde olmaz. Amel haddi zatında: Salih, fasid ve mübah oluşu kişiyi o amele sevkeden niyetine göredir, amel yapanın sevabı, cezası ve selametinde niyete göredir.

Bilki: Niyet sözlükte kasd ve iradenin bir çeşididir. Alimlerin kelamında niyet iki manada kullanılır:

Birincisi mana: İbadetleri birbirinden ayırt etmek manasındadır, mesela öğle namazını ikinci namazından ayırt etmek gibi, ramazan orucunu diğer oruçlardan ayırmak gibi (S: 28) cünüblükten dolayı yıkanmayı, serinlemek ve temizlenmek vb. gayesiyle yıkanmaktan ayırt etmek gibi. Bu niyet fakihlerin kitaplarında çokça bulunuyor.

İkinci mana: Kastedilen ameli ayırt etmek, (Kim için yapıldığını) amelle kasdolunan sadece şeriki olmayan Allah’mıdır, yoksa hem Allah hemde başkasımıdır? Bu ariflerin kitaplarında ihlas üzerinde konuştukları niyettir, bu çokça selefin kelamından bulunur.

Ebu Bekir bin Ebid dünya bir kitap yazdı ve kitaba: “Kitabul ihlasi venniyyeti” ismini verdi. Ve bu niyeti murad etti. Bu niyyet peygamber (s.a.v)in kelamından bazan, Niyyet, bazan irade ve bazanda buna yakın lafızlarala zikri tekrarlanan niyyettir. Buna yakın lafızlarda fakat niyyet lafzıyla değil, Kur’anı Kerimde niyetin zikri çok geçmektedir.

Niyet, irade kasd vb’yi ayıranlar (farklı manadadır riyetler) niyyeti fakihlerin zikrekttikleri ilk manaya has zannettiklerindendir. Onlardan bir kısmı dedi ki: Niyyet niyyet edenin fiiline hastır, irade has değildir. İnsan Allah’tan bağışlanmayabilir ve onu niyyet etmeyebilir, aynen bunun gibi.

Peygamber (s.a.v’)’in ve selefin kelamında niyyetin ikinci manada murad edildiğini zikrettik (Çoğunlukla) o vakit irade manasındadır. Bunun için Kur’anda çoğu zaman irade lafıyla tabir edilir, Allah tealanın şu kavlinde olduğu gibi: (Sizden kiminiz dünyayı, kiminizde ahireti irade eder (murad eder, ister) (2)- (Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, halbuki Allah (sizin için) ahireti istiyor) (3) (Kim (yalnız) dünya hayatını ve zinetini istemekte ise, işlerinin karşılığını orada onlara tam olarak veririz ve orada onlar için bir zarara uğratılmazlar. İşte onlar, ahirette kendileri için ateşten başka hiç bir eşyaları olmayan kimselerdir. (Dünyada) yaptıklarıda boşa gitmiştir; yapmakta oldukları şeyler zaten batıldır) (4)

______

(1) Buhari Sehl bin Sa’d esSaidi’den tahric etti, Eshehani İbni Abbas’tan (r.a) tahric etti, hadis sahihtir. Tergib ve terhib: 4/95 (2) Ali İmran suresi, ayet: 152 (3) Enfal suresi, ayet 67 (4) Hud suresi, ayet: 15-16

Ve Allah tealanın şu kavli gibi: (Kim ahiret kazancını istiyorsa, onun kazancını artırırız. Kimde dünya karını istiyorsa onada dünyadan bir şeyler veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz) (1) (Herkim çarçabuk geçen dünyayı dilerse ona, yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen verir, sonrada onu, kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız.

Kimde ahireti diler ve bir mü’min olarak ona çalışırsa, işte bunların çalışmaları makbüldür) (2), (Rızasını isteyerek sabah akşam rablerine yalvaranları kovma) (3) Sabah akşam rablerine O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. (4), (Allah’ın rızasını isteyenler için, bu, en iyisidir. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.) (5), (İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz zekata gelince, işte zekatı veren o kimseler, evet onlar (sevablarını ve mallarını ) kat kat artıranlardır) (6)

Bazen Kur’anda o ibtiğa (Rızasını istemek lafzıyla tabir edilir, Allah tealanın şu kavlinde olduğu gibi: (Yüce rabbının rızasını istemekten başka) (7) (Allahın rızasını kazanmak ve ruhlarındaki cömerttiği kuvvetlendirmek için, mallarını hayra sarfedenlerin durumu, bir tepedeki kurulmuş güzel bir bahçeye benzerki, üzerine bol yağmur yağmışda iki kat ürün vermiştir. Bol yağmur yağmasa bile bir çisinti düşer (de yine ürün verir). Allah yaptıklarınızı görmektedir) (8), (Yapacağınız hayırları ancak Allah’ın rızasını kazanmak için yapmalısınız) (9), (Onların fısıldaşmalarının çoğunda fayda yoktur. Ancak bir sadaka yahutda insanların rızasını düzeltmek isteyenin fısıldaşması) müstesna . Kim Allahın rızasını elde etmek için bunu yaparsa, biz ona yakında büyük bir mükafat vereceğiz.) (10)

İnsanların fısıldaşmalarından iyiliği emretmek hariç hayrı nefyetti, iyiliktende sadaka ve insanlar arasını düzeltmeyi hususunda zikretti, çünkü bu ikisinin faydası umumidir. bu bu şekilde fısıldaşmanın hayır olduğuna delil oldu, fakat bu fiile sevabıda Allahın rızasını istemeye has kıldı.

İyiliği emretmeyi sadakadan kıldı, insanlar arasını düzeltmeyide hayır kıldı, eğer Allahın rızası istenmezse fayda olmaz ve insanlar için ihsan ve hayır hasıl olmaz. İyiliği emredene nisbetleyse: Eğer Allahın rızasını kastetmişse, onun için hayır olur ve sevablanır, eğer bunu (Allahın rızasını) kastetmemişse onun için hayır olmamış olur ve sevabta alamaz. Bu namaz kılıp, oruç tutup ve Allahı zikredipte dünya malını isteyenin tersinedir, çünkü onda tamamen hayır yoktur çünkü bu fiile günahta verilmekle ne fiilin habibine nede başkasına bir faydası yoktur, çünkü bunun faydası başkasına geçici değildir, ancak biri bu hususta kendine uyarda oda bu ibadetleri yaparsa bu müstesnadır. Selefin kelamında bu mananın niyet olarak isimlendirilmesi çoktur, Biz bazısını zikredeceğiz, İmam Ahmed ve Nesai’nin Ubade bin Samit (r.a)’ten taric ettiği, gibi, peygamber (s.a.v) buyurduki: “Kim Allah yolunda savaşırda ancak bir ikal (devlerin kaçmasın diye ayaklarına geçirilen halka)a lmayı niyet ederse ve onun için niyet ettiği vardır.” (11)

İmam Ahmet İbni Mesud (r.a) hadisinden tahriç etti, peygamber (s.a.v) buyurduki: “Ümmetimin şehidlerinin çoğu yatak ashabıdır (yatmayı sever, savaşmayı sever, Allahın sevgisini nefislerinin sevgisini tercih ederler aşağı dip nottaki açıklamayı burda zikrettim, mütercim) iki saf arasında nice ölenler vardır, niyetlerini Allah daha iyi bilir.” (12)

_______

(1) Şura suresi, ayet: 20 (2) İsra suresi, ayet: 18-19, (3) Enam suresi, ayet: 52

(4) Kehf suresi, ayet: 28, (5) Rum suresi ayet: 38, (6) Rum suresi, ayet: 39 (7) Leyl suresi, ayet: 20, (8) Bakara suresi ayet: 265, (9) Bakara suresi, ayet: 272

(10) Nisa suresi, ayet: 1214, (11) Ahmed, Nesai, Hakim İbni Hibban ve Darimi tahric etti, hadis sahihtir, merfudur. (12) Hadis zayıftır, Ahmed tahriç etti.

İbni Mace Cabir bin Abdullah’tan tahric etti, peygmaber (s.a.v) buyurduki: “insanlar niyetleri üzere haşrolunurlar. (1) Ebû Hureyre (r.a)den rivayet edildi, peygamber (s.a.v) buyurduk: “Beytullaha biri sığınacak, ve üzerine ordu gönderilecek (Mekke ile Medine arasında beyda’ denilen yerde yer yarılıp içine batacak” Ey Allahın resulü! Bu ordu içinde bulunup Mekke’ye zorla gönderilenlerin durumu nasıl olacak?, dedim “Onlarda diğerleriyle beraber toprağı batırılacaklar.

Sonra kıyamet gününde niyetlerine göre diriltileceklerdir” buyurdu. (4).

Yine Ayşe (r.a)’den rivayet edildi, Peygamber (s.a.v)’den bu manada bir rivayet bu rivayette: ‘Bir helakla helakla helak olacaklar, fakat ayrı ayrı yerlerden çıkacakardır. Allah onları niyetlerine göre tiriltecektir. (5)

İmam Ahmet ve İbni Mace Zeyd bin Sabitten (r.a) tahric etti, peygamber (s.a.v) buyurduki: (Kimin gayesi dünya ise Allah onun halini darmadağan eder, fakirliğini iki gözü arasında kılar, dünyadanda kendisine ancak yazılan takdiri kadar gelir, kiminde niyeti ahiret ise, Allah onun işini toplar, zenginliğini kalbinde kılar, dünya burnunu sürte ona gelir. İbni Mace’nin lafzıdır. (6)

Ahmed’in lafzı ise: ‘Kimin gayesi ahiretse, kimin niyyeti dünya ise Bunu İbni Ebid dünya’da tahric etti, onun lafzı: “Kimin niyeti ahiretse, kimin niyeti dünya ise şeklindedir.

Sahihayn’de Sa’d bin Ebi Vakkas’tan rivayet edildi, peygamber (s.a.v) buyurduki: Sen Allahın rızasını isteyerek verdiğin her nafakadan sevab alırsın, hatta hanımın ağzına koyduğun lokmadan bile” (7)

İbni Ebid dünya Ömer (r.a)’den munkatı bir senedle rivayet etti, Ömer (r.a) dedi ki: “Niyeti olmayanın amelide yoktur, ecri hesab etmeyenin ecride yoktur. Yani Allah katında amelinin ecrini hesab etmeyen onu umarak yapmayanın ecri yoktur. Yine zayıf bir isnadla İbni Mesuddan şöyle dediğini rivayet etti:

“Amelsiz söz fayda vermez, söz ve amel niyetsiz fayda vermez, (S:32) Söz amel ve niyyet ancak sünnete uyarsa fayda verir.” Yahya bin Ebi Kesir’den rivayet edildi, dedi ki: Niyeti öğreniniz, çünkü o amelden daha mübalağılıdır. (8) Zübeyd el Yami’nin öyle dediği rivayet edildi: “Benim her şeyde niyetim olması hoşuma gider, hatta yeme ve içmede bile” Yine ondan şöyle dediği rivayet edildi: “Hayır murad ettiğin her şeyde niyyet et, hata ihtiyaç gidermeye çıktığında bile Davudu Taiden rivayet edilir, dedi ki: Hayrın tamamını güzel niyyetin topladığını gördüm, hayır olarak işlemesinde o niyyet sana yeter. Davud dedi ki: “İyilik takvanın azmidir, eğer bütün azaları dünyayla alakalı olsada bir gün onun niyyeti onu yine aslına döndürecekir. Süfyanı Sevri’den şöyle dediği rivayet edilir: Niyyeti düzeltmekten zor bir şey yapmadım, çünkü değişiyor” (9) Yusuf bin Esbat’tan rivayet edilip, dediki “Neyeti fesaddan kurtarmak, amel edenlere uzun

çalışmadan daha şiddetlidir.

_________

Hadis sahihtir, İbni Mace tacric etmiştir. (2) Hadis hasendir, Ahmed ve İbni Mace tahric etmiştir. (3) Yine İbni Asakir’de Ömer (r.a)den şu lafızla tahric etti: Savaşanlar niyetler üzere diriltilir. Bunu Ebu Ya’la ve Taberani’de rivayet etti ve o rivayet zayıftır, Heysemi dedi ki: Rivayet içinde Cabir el Cu’fi var o zayıftır, başkasında dedi ki: İçinde Amr bin Emr var yalancıdır, İbni Hibban dedi ki: O rafizidir, uydurma rivayetler yapıyor. (4) Hadis sahihtir Müslim tahric etti. (5) Hadis sahihtir, Buharî ve Müslim rivayet etti. (6) Hadis sahihtir, Ahmet tahric etti. (7) Hadis sahihtir, muttefak aleyhtir. (8) Mürsel hadistir, sahih değildir, Ebu Nuaym bunu el Hilye’de zikretti. (9) Ebu Nuaym Hilyetül evliya: 7/62’de buna yakın bir rivayetle rivayet etti.

Mutarrif bin Abdulah’tan rivayet edildi, dedi ki: “Kalbin dürüstlüğü amelin dürüstlüğüyledir, amelin dürüstlüğün niyetin dürüstlüğüyledir” Bazı selefin şöyle dediği rivayet edilir: “Kimin amelinin kamil olması hoşuna giderse, niyyetini güzelleştirsin, Allah teala kula niyeti güzel olduğu zaman ecir verir, Hata Lokmaya bile ecir verir, İbni Mübarek dedik: Nice küçük amel vardır ki niyyet onu büyütür, nice büyük amel vardır ki niyyet onu küçültür İbn-i Aclan dedi ki: Amel ancak üç şeyle düzgün olur: takva, iyi niyyet ve isabet. Fudayl bin İyad dedi ki: Allah senden ancak niyyetini ve iradeni istiyor” Yusuf bin Esbat dedi ki: Allahı tercih etmek O’nun yolunda savaşmaktan daha üstündür. Bütün bunları İbni Ebid dünya el ihlas ve niye kitabıda (1) tahric etti.

Yine munkatı bir isnadla Ömer (r.a)’ın şöyle dediğini rivayet etti: Amellerin en hayırlısı Allahın farz kıldığını eda etmektir, Allahın haram kıldığından sakınmak ve Allah katındakine sadık niyyet etmektir”

Böylece İmam Ahmed’in İslamın temeli üç hadistir sözünün manası bilinmiş oldu: Ameller niyyetlerledir hadisi, “Kim bizim bu işimizde dinimizde ondan olmayanı icad ederse o reddolunur harisi ve “Helal açıktır, haram açıktır hasidir. Çünkü dinin tamamı ya emir fiilleri, ya haramların terki ve şüphe anında durmaktan ibarettir, bunun tamamını Nu’man bin Beşir’in hadise içermiştir.

Buda iki şekilde tamamlanır: Birincisi: Amel zahirde sünnete uygun olmalıdır. Bu manayı, ayşe (r.a)’ın hadisi içermiştir. Kim bizim bu işimizde dinimizde ondan olmayın icad ederse reddolunur”

İkincisi: Amel ile Allah’ın rızası kasdedilmelidir. Bunuda Ömer (r.a) hadisi içermiştir: Ameller niyyetlerledir” Fudayl (O hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır) (2) bu ayet hakkında dedi ki: Hanginiz daha ihlaslı, daha isabetli bunu sınamak için. (3) Ve dedi ki: Eğer amel doğru olsa, ihlaslı olmasa kabul olmaz, ihlaslı olsa doğru olmasa yine kabul olmaz, ancak doğru ve ihlaslı olursa kabul olur. İhlaslı olan: Alah için olandır, Doğru olanda: Sünnet üzere olandır. Fudayl’in bu sözüne Allah tealanın şu sözü delildir: “Her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiç bir şeyi ortak koşmasın (4)

Bazı arifler dedi ki: Onlar iradeleriyle üstün oldular, oruçla ve namazla üstün olmadılar.

Kimin hicreti Allaha ve rasulü neyse hicreti Allah ve rasulünedir, kimin hicretide elde etmek istediği bir dünyalık veya nikahlanmak istediği bir kadına ise, onun hicretide hicret etmş olduğu şeydir.

Peygamber (s.a.v) amellerin niyyetere göre olduğunu ve amel yapanın amelinden payının hayır olsun, şer olsun niyyeti olduğunu haber verdi. Bu iki kelime kapsamlıdır ve iki külli (genel) kaidedir ve ondan hiç bir şey hariç kalmaz, bu kaideden sonra peygamber (s.a.v) bir misal zikretti ve şekilleri bir ve salih veya fasid oluşları niyetlere göre farkı olan bir mibal zikretti, sanki şöyle buyurdu: Diğer ameller bu misal üzeredir.

Hicretin aslı: Şirk beldesini terkedip islam beldesine intikal etmektir. (S: 34) Muhacirlerin Mekke’nin fethinden önce Medine’ye hicret ettikleri gibi, onlardan bazıları daha önce, Necaşi’nin memleketi Habeşiştana hicret etmişlerdir. Peygamber (s.a.v) bu hicretin maksadları ve niyyetlere göre değişeceğini bildirdi. Kim islam dinini öğrenmek ve küfür diyarında açığa çıkaramadığı dini açığına çıkarmak için Allah ve rasulünün sevgisinden dolayı hicret ederse bu gerçekten Allaha ve rasulüne hicret eden kimsedir, Allah ve rusülüne niyyet ettiği hicretin gerçekleşmesi övünç olarak kendine yeter. Kimin hicretinde şirk diyarından islam diyarına elde etmek istediği bir dünyalık veya islam diyarında evlenmek istediği bir kadın içinse, hicretinde hicret ettiği şeyedir, Onun için, birincisi: Tacirdir, ikincisi: Düğürdür hiç biri muhacir değildir.

(1) Aynı şekilde Ebu Nuaym Elhilye’de 2/ 199’da zikretti: (2) Mülk suresi, ayet: 2 (3) Mealimüt tenzil, Beğavi, Hazin tefsir hamişiyle 7/10 (4) Kehf, ayet 110.

Hicret ettiği şeyedir kavlinde o hicret edenin taleb ettiği dünya işini küçük görme vardır, çünkü onu lafzıyla zikretmedi. Allah ve rasulüne hicret birdir, onda çokluk yoktur, onun için yarın cevabını yine şart cevabıyla tekrarladı. (Şart ve cevabu şart nahiv kurallarındandır, mütercim) Dünya işleri için hicret sınır getirilemez, bazan insan mübah bir dünya talebi, bazan da haram bir dünyalık talebi için “Hicreti hicret ettiği şeyedir” buyurdu. Yani hangisi olursa olsun.

İbni Abbas’tan ‘Mü’min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. (1) ayeti hakkında şöyle dediği rivayet edilir. Bir kadın peygamber (s.a.v)’e geldiği zaman ona eşinden buğz ettiği için veya başka bir yere arzu duyduğu için ve dünyayı hicret ettiğine dair yemin ettirdi. Bunu İbni Ebi Hati ve İbni Ceriri ve Bezzar müsnedinde tahric etti. Tirmizi’de bazı kitabının nüshalarında muhtasar olarak tahric eti.

Veki’ A’meş’ten, O’da Şakik’ten rivayet etti, dedi ki: (S: 35) Bedevi bir Arab Ümmü Kays denilen bir kadınla nişanlandı, kadın o erkek hicret etmeden kendisiyle evlenmeyi reddetti, adamda hicret etti ve o kadınla evlendi, biz o adamı Ümmü Kays’ın muhaciri diye isimlendirmiştik, Abdullah bin Mesud dedi ki: “Kim birşey isteyerek hicret ederse o onundur (2). Bu siyak bunun peygamber (s.a.v) zamanında değilde İbni Mesud zamanında olmasının gerektiriyor, fakat Süfyanı Sevri yoluyla Ameşten ve Ebu Validen oda İbni Mesuddan rivayet etti, İbni Mesud dedi ki: Bizim içimizde Ümü kays denilen bir kadınla nişanlanmış bir adam vardı, adam hicret edinceye dek kendisiyle evlenmeyi reddetti, ve oda hicret etti ve onunla evlendi, biz onu Ümmü Kaysin muhaciri diye isimlendimiştik. İbni Mesud dedi ki: “Kim bir şey için hicret ederse onun için o vardır.

Peygamber (s.a.v) ‘in “Kimin hicreti elde etmek istediği bir dünyalık veya nikahlanmak istediği bir kadın içinse buyurmasının sebebi Ümmü Kays’ın muhaciri kıssadır diye meşhur olmuştur. Bunu muharinin çoğu kitapların da zikretmiştir, bizi buna salih bir asıl göremiyoruz. Allah en iyisini bilir. Diğer amellerde hicret gibidir, salih veya fasid oluşu niyete göredir, cihad, hac v.b gibi. Rasullah (s.a.v)’e insanların cihaddaki farklılığı , cihadla asdedilenin riya, cesaretlilik göstermek ve milliyetçlikten dolayı olabileceği sorun ve bunlardan hangisini Allah yolunda olduğu soruldu, buyurduki: Kim Allahın kelam yüce olsun diye savaşırsa o Allah yolundadır” Bununla sormuş oldukları bütün dünyevi maksadları çıkmış oldu. Sahihaynde Ebu Musal Eşariden rivayet edidi: Bir bedevi Arab peygamber (s.a.v)’e geldi ve: Ey Allahın rasulü! Bir adam ganimet için, bir adam zikrolunmak için, bir adamda değeri bilincin diye savaşıyor kim Allah yolundadır? dedi, Rasulullah (s.a.v): Kim İlahi kelimetullah için savaşırsa o Allah yolundadır” buyurdu. Müslimin rivayetinde ise: Rasulullaha (s.a.v) bir adamın kahramanlık, bir adamın hamiyyet bir adamın gösteriş için savaştığı ve bunların hangisinin Allah yolunda olduğu soruldu.. Ve hadisi zikretti. Yine O’nun bir rivayetinde: Bir adam sinirinden, bir adamda hamiyyetinden dolayı savaşıyor denildi. (3)

Nesai Ebu Ümame hadisinden tahric etti dedi ki: Bir adam peygambere (s.a.v) geldi ve (S:36) Bir adam hem sevab hemde anılmak için savaşıyorsa onun için ne vardır?, dedi. Rasullulah (s.a.v) buyurduki: Hiçbir şey sonra rasullullah (sav) buyurdu ki Allah teala amelden ancak halis olanı ve kendi rızası istenilerek yapılanı kabul eder. (4)

Mümtehine suresi, ayet: 10 (2) Hadis mevkuf ve sahihtir, Taberani el kebir’de rivayet etti. (3) Hadis sahihtir, Ahmed ve kütübü sitte ashabı tahric etti. (4) Hadis sahihtir, Hakim doğrulamıştır, Münziri dedi ki: İsnadı güzeldir.

Ebu Davud Ebu Hureyre hadisinden tahric etti, bir ada dedi ki: Ya rasullah bir adam cihad yapmak ve dünya malından bir malda istiyor? Rasullullah (sav) “Ona ecir yoktur” buyurdu. Adam aynı şeyi üç defa tekrarladı peygamber (sav) (Ona ecir yoktur” buyuruyordu. (1)

İmam Ahmed ve Ebû Davud Muaz’in Cebelden tahric etti, peygamber (s.a.v) buyurduki: Savaş iki türlüdür: Birincisi kişinin Allah rızasını taleb ederek yaptığı savaştır. Bu maksadla savaşan imama itaat eder, en kıymetli malını harcar, arkadaşlarına kolaylık gösterir ve fesattan kaçınır. O kişinin uyumasıda uyanıklığıda ecirdir. Ancak böbürlenmek, gösterişte bulunmak için çarpışmak, imanın asi olmak ve yer yüzünde fesat çıkarmak için savaşan kişi ise yeteri sevabla bile dönmez. (2)

Ebu Davud (3) Abdullah bin Amr’ın şöyle dediğini tahric etti: Ya rasullulah bana ichad ve gazveden haber ver dedim: Buyurdu ki: Eğer sabrederek, ecri bekleyerek savaşırsan Allah seni sabrederek ve ecrini bekleyerek diriltir, eğer gösteriş yaparak ve çokluk için (mal çokluğu ister vaziyett diriltir, sen hangi hal üzere savaşırsan veya öldürürlürsen Allah seni o hal üzere diriltir”

Müslim Ebu Hureyreden tahric etti dedi ki: Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Kıyamet günü hüküm verilecek insanların ilk şehid edilen adamdı, o getirilir. Allah teala ona nimetlerini bildirir oda itiraf eder, Allah teala bu nimetler içinde ne yaptın? Buyurur, O’da: Senin yolunda şehid edilene dek savaştım, der. Allah: Yalan söyledin, sen cesaretli denilsin diye savaştın ve dinil dedi . Sonra onun için emir verir, ve ateşe atılıncaya dek yüz üstü çekilir. Ve ilim öğrenmiş bir adam ve bu ilim öğretmiş, kuran okumuş adam getirilir. Allah ona olan nimetlerini bildirir oda itiraf eder, Allah: Bu nimetler içinde ne amel yaptın? buyurur. O’da: İlim öğrendim, öğrettim ve seni rizan için kuran okudum der? Allah Yalan söyledin, sen ilmi alimdir denilsin diye öğrendin, öğrendin, kuranı kari’dir denilsin iye öğrendin ve denildi de, sonra onun için emir verir, ve ateşe atılıncaya dek, yüzüstü çekilir. Ve Allahın kendisine genişlik ve her sınıftan mal verdiği kimse getirir. Allah ona nimetlerini bildirir, oda itiraf eder. Allah: Bu nimetler içinde ne amel yaptın? buyurur. O’da verilmesini sevdiğin her yola senin rızan için verdim der. Allah: Yalan söyledin, fakat sen bunu cömerttir denilsin diye yaptın, ve denil dediğinde buyurur. Sonra onun için emir verir ve ateşe atılıncaya dek yüz üstü çekilir. (3)

Yine bir hadiste geçer Muaviyeye bu hadis ulaşınca ağladı ve bayıldı, ayılınca, Allah ve rasulü doğru söylemiştir, dedi ve Allah teala buyurduki, dedi: “Kim yalnız dünya hayatını ve zinetini istemekse, işlerinin karşılığını orada onlara tam olarak veririz ve orada onlar hiç bir zarara uğratılmazlar. İşte onlar ahirette kendileri için ateşten başka hiç bir şeyleri olmayan kimselerdi. (4)

Allah rızasından başka bir gayeyle ilim öğrenmeye tehdit variddir. İmam Ahmed, Ebu Davud ve İbni Mace Ebu Hureyre (r.a)’den tahric ettiler, O’da peygamber (s.a.v)’den rivayet etti, peygamber (s.a.v) buyurduki: “Kim Allahın rızası istenilecek ilimden, geçici dünya malından bir şey elde etmek için öğrenirse, kıyamet günü cennetin kokusunu bulamaz. (5)

(1) Hadisi Hakim ve Zehebi doğruladı. (2) Hadis sahihtir. Ebû Davud, Nesai, Hakim ve Beyheki Şuabul imanda tahric etti: (3) Hadis sahihtir. Ahmed Müslim ve Nesai bu lafızla tahric etti, bu hadisin Tirmizi’de 2383 nolu hadiste başka bir lafzıda vardır. Tirmizi dedi ki: Bu hadis hasen garibtir. (4) Hud suresi ayet: 15-16 (5) Hadis sahihtir, Hakim İbni Hibban ve Zehebi ve

doğrulamıştır.

Tirmizi Ka’b bin Malik’ten tahric etti, Peygamber (s.a.v) buyurduki: Kim (S: 38) beyinsizlerle çekişmek veya işlemlerle mücadele etmek, veya insanların teveccühünü kazanmak için ilim talep ederse Allah onu cehenneme girdirir. (1) İbni Mace, İbni Ömer , Huzeyfe ve Cabir (r.a)’den bu manada tahric etti, Cabir’den rivayet edilenin lafzı: “İlmi alimlere övünmek, cahillerle çekişmek için öğrenmeyiniz, ve ilimle kendinize meclisler seçmeyiniz, kim bunu yaparsa ona ateş, vardır. (2) İbni Mesud dedi ki: İlmi üç şey için öğrenmeyin: Beyinsizlerle çekişmek için, fakihlerle mücadele için, ve insanların teveccühünü kazanmak için (öğrenmeyiniz), sözünüzle ve fiilinizle Allah katındakini isteyiniz, çünkü ondan başkası gider o kalır” (3) Umumi olarak Allah rızasından başka bir gageyle yapılan şeyler hakkında tehdid varid oldu, İmam Ahmedin (4) Übeyy bin Ka’bdan tahric ettiği, gibi, peygamber (sav) buyurduki: Bu ümmeti aydınlıkla, dinle, yükseklikte, zaferle ve yeryüzünde yerleştirilmekle müjdele, onlardan her kim ahiret amelini dünya için yaparsa, ahirette onun nasibi yoktur.

Bilki Allah rızasından başka bir gayeyle yapılan amellerin kısımları var: Bazan halis gösteriş ve dünyevi bir maksad için olabilir, münafıkların namazlarındaki hali gibi, Allah tealanın buyurduğu gibi: (Namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar (5), Allah teala buyurdu ki: (Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki onlar namazlarını ciddiye almazlar). (6) Yine Allah teala kafirleri şu ayetinde halis riya ile vasıflandırdı: Çalım satmak, insanlara gösteriş yapmak ve (İnsanları) Allah yolundan alıkoymak için farzında nerdeyse mü’minde olmaz, (S: 39), belki zekat, hac ve bu ikisi gibi zahiri amellerde olur ve faydası kendinden başkasına geçecek şeylerde olabilir. Bu ibadetlerde ihlas güçtür, gösterişle yapılan amelin boşa gideceğinde müslüman şüphe etmek ve gösterişçi Allahın gazabına ve cezasına müstehak olur.

Bazan amel Allah için olur ve riyada da girer. Eğer riya temelinde girmiş se sahih naslar amelin batıl olacağına ve boşa gideceğine işaret etmektedir. Sahihi Müslimde Ebû Hureyre (r.a)’den rivayet edildi, Peygamber (s.a.v) buyurdu ki: Allah teala şöyle buyurdu: Ben ortağa hiç ihtiyacı olmayanım. Kim bir amel işleyip de benden başkasını o amelde ortak yaparsa, onu kendi şirkiyle başbaşa bırakırım” İbni Mace de şu lafızla tahric etti: Ben o amelden beriyim ve o amel ortak koştuğu içindir (8) İmam Ahmed, Tirmizi ve İbni Mace Ebi Sa’d bin Ebi Fedale’den tahric etti, Rasullah (s.a.v) buyurduki: Allah teala içinde şüphe olmayan günde öncekileri ve sonrakileri topladığı zaman bir manada seslenir: Kim Allah için yaptığı amelinde başkasını ortak yapmışsa sevabını ondan istesin, çünkü Allah ortağa hiçbir ihtiyacı olmayandır. (9)

Bezzar müsnedinde (10) Dahhak bin Kaystan tahric etti, peygamber (s.a.v) buyurduki: Allah azze ve celle buyururki ben şeriklerin en hayırlısıyım, kim benimle beraber bir ortak kılarsa o yaptığı amel şerik (ortak) içindir, (s: 40) Ey insanlar! Amellerinizi Allaha halis kılın, Allah amellerden ancak kendine halis olanı kabul eder. Bu Allah ve sılai rahim hakkı için, demeyiniz, o dediğiniz şey sali rahim için olur ve allah için ondan bir şey olmaz, bu Allah ve sizin yüzünüz hürmetinedir demeyiniz, o sizin yüzünüz içindir, ve ondan Allah için bir şey yoktur.

___________

(1) Süyutinin zikrettiği gibi hadis hasendir, fakat senedde İshak bin Yahya bin Talha var o zayıftır, Zehbinin dediği gibi, Darekutni de metrüktür dedi. (2) Hadis sahihtir. İbni Mace, İbni Hibbban ve Haikm tahrici etti. (3) Hadis İbni Mesuda mevkuftur, fakat manası merfudur.(4) Hadis sahihtir, Ahmed, İbni Hiban, Hakim ve Beyheki şuabeul imanda tahric etmiştir. (5) Nisa, ayet: 142 (6) Maun suresi, ayet: 4-5 (7) Enfal, ayet: 47 (8) Hadis sahitir, Ahmet, Müslim ve İbni Mace tahric etti.(9) Hadis hasindir, Ahmed Tirmizi ve İbni Mace tahric etti. (10) Bezzer şeyhi İbrahim bin mihsar’dan rivayet etti, İbni Hibban ve başkası güvenilir, dedi, fakat onda zayıflık var geri kalan adamlar sahih rivayet adamlarıdır.

Nesai Ebu Ümame el Bahili’den.0 tahric etti: Bir adam peygamber (s.a.v)e geldi ve : Ya rasullah bir adam ecir almak ve anılmak için savaşıyor, görüşünüz nedir? dedi. Rasullah (s.a.v): “Ona hiçbir şey yoktur” buyurdu, adam soruyu üç defa tekrarladı, rasulullah (s.a.v) “Ona hiç bir şey yoktur. buyurdu, sonra Allah amelden ancak kendine halis olanı ve rızası istenilerek yapılanı kabul eder buyurdu. (1)

Hakim (2) İbni Abbas (r.a)’tan etti, dedi ki: Bir adam: Ey Allahın rasulü ben vakfede durmak ve hem Allahın rızasını kazanmak, hemde değerim, bilinsin istiyorum, dedi, Rasullah (s.a.v) şu ayet inene kadar hiç sevap vermedi. (Her kim rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş işlesin ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutumasın)(3)

Amele riya karıştığı zaman amelin batıl olacağı manasında rivayetedilen seleften bazıları: Ubade bin Samit, Ebud derda, Hasen, Said bin el Müseyyeb... ve başkaları. Kasım bin Muhaymera’nın(4) mürsellerinden, Peygamber (s.a.v) buyurduki: “İçinde hırdal tanesi kadar riya bulunan ameli Allah kabule tmez. Selefin bu konuda ihtilaf olduğunu bilmiyoruz.

Çalışmasına mesela hizmetinin karşılığında ücret almak, veya ganimatten bir şey almak gibi riya dışında bir şey karışsa, bununla ecri noksanlaşır, tamamen batıl olmaz.

Sahihi Müslimde Abdullah bin Amr’dan rivayet edildi, peygamber (s.a.v) buyurduki: (Savaşçılar bir ganimet elde ederlerse, ecirlerinin üçte ikisini acele alırlar, hiç bir ganimet elde edemezlerse, ecirleri tam olur. (6)

Geçen hadisler cihadıyla geçici dünyalık isteyene ecir olmadığına işaret etmiştir, tabi buda cihaddan maksadı sadece dünyalık ise böyledir. İmam Ahmet dedi ki: “Kim cihad karşılığını bir şey alırsa: Eğer sadece dirhemler (para) için çıkmışsa sanki dini için çıkmış gibi almasında birbeis yoktur, kendisine bir şey verilirse alır. Abdullah bin Amrın şöyle dediği rivayet edilir. Sizden biriniz savaşmaya azmettiği zaman ve Allahta kendisine bir rızık ihsan ettiği zaman bunda bir sakınca yoktur, fakat eğer birini dirhem verildiği zaman savaşırsa, verilmediği zaman savaşmazsa onda hayır yoktur”

Evzai’de aynısını söyledi: “Savaşçının niyyeti savaşsa bunda bir sakınca yoktur”

Kendisi için veya başkası için hacca gidipte bir şey alanda böyledir. Mücahidden, devecinin ücretlinin ve taciri haccı hakkında böyle dediği rivayet edilir: (O hac tamdır, ecirlerinde bir noksanlık yoktur, buda kasıdları asıl olarak hac olduğu zaman manasına hamlolunur.

Eğer amelin aslı Allah içinse, sonra niyyetine riya karışmışsa, ve eğer bu bir hayl ise ve onuda defetmişse ittifakla hiç zarar vermez, eğer bu riya düşüncesi devam ederse amelini ibtal eder mi, yoksa zarar vermez ve asıl niyyeti üzere mükafat görürmü? Bu meselede selef alimleri arasında ihtilaf var, İmam Ahmed ve İbni Cerir, bununla amelinin bozulmamasının ümid ederim ve ilk niyyet ile mükafat görür demişlerdir, bu Haseni Basridende rivayet edilir.

Hadisle delil gösterilir: Bir adam: Ey Allahın rasulü Beni Selim’nin hepsi savaşıyor, bazıları dünya için, bazıları destek için, bazılarıda Allahın rızasını dileyerek savaşıyor onlardan hangisi şehiddir? dedi “Eğer asıl işleri Allahın kelamı yüce olsun diye ise hepsi (şehiddir) buyurdu.

(1) Hadisin tahrici az önce geçti, hadis sahihtir. (2) Hakim mürsel olarak Abdullah bin Mübarekten tahric etti. (3) Kehf, ayet: 110 (4) İbni Hacer O’nun hakkında takribüttehzib: 2/120 dedi ki: Ebu Urve elHemedani el Kufi, sika, faziletli, üçüncü tabakadandır, (h) 100’de vefat etti. (5) Hadis mürseldir Ebu Nuaym Elhilyede Yusu fbin Esbattan rivayet etti, ehliyle: 8/240 (6) Hadis sahihtir, Müslim, Ahmed, Ebu Davud ve İbni Mace tahric etti.

İbni Cerir bu ihtilafın sonu başıyla irtibatlı olan namaz, oruç ve hac gibi amelde olduğunu zikreder. Sonu başıyla irtibatlı olmayan zikir, malı infak etmek, kıraat, ilim yayma gibi ameller ise, sonradan ortaya çıkan riya niyyetiyle kopukluğa uğrar ve niyyet yenilemeye ihtiyaç duyar.

Yine Süleyman bin Davud el Haşimiden (1) böyle dediği rivayet edilir: Belki ben hadisten bahsediyorum ve benim bir niyyetim var, hadisin bazısına gelince niyetim değişiyor, o halde bir tek hadis bir çok niyetlere muhtaçtır. Cihadda bu varid değildir. Ata el Horasaninin mürsellerinde zikredildiği gibi, çünkü cihadda saffa katılmak lüzumu vardır ve o vakit terki caiz değildir, hac gibi olur.

Fakat ameli halisan Allah için yaparda Bu vesileyla Allah onun övgüsünü mü’(minlerin kalbine atarsa ve Allahın fazlı ve rahmeti sebebiyle sevinirse, bu ona zarar vermez Bu manada Ebu Zer’den rivayet vardır. Peygamber (s.a.v) bir adamın hayır amel yapıpta bunun üzerine insanların onu övmesi soruldu, buyurduğuki: “Bu mü’minlerin peşin müjdesidir (2) İmam Ahmed, İshak bin Raheveyh, ve İbni Cerir bu manada yorumlamışlardır.

Tirmiz ve İbni Mace Ebu Hureyre’den tahric etti, bir adam: Ey Allah’ın rasulü bir adam amel yapıyor ve onu gizliyor, başkası tarafıdan görülüncede hoşuna gidiyor, dedi: (Ona iki ecir vardır: Gizlilik ecri ve alenilik ecri” buyurdu. (3)

İhlas ve riya üzerine bu kadar sözle yetinelim.

Bil cümle: Sehl bin Abdullahın sözü ne güzeldir. (4) Nefiste ihlas diye bir şey yoktur, çünkü onda onun nasibi yoktur. Yusuf bin Hasan er Razi dedi ki: DÜNYADA EN ZOR ŞEY İHLASTIR, kalbimden riyayı atmak için ne kadar uğraşıyorum, sanki başka bir rekte yetişiyor. Abdullah bin Mutarrif’in (5) duasından Allahım tevbe edipte geri döndüğüm şeyden sana sığınıyorum, kendi nevsime farz kılıpta yerine getiremediğim şeyden dolayı senden bağışlanma istiyorum, senin rızanı istediğimi zannettiğim ve kalbime bildiğin şeyin karışmış olmasından dolayı senden bağışlanma istiyorum.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS