Konu: Edepler Ve İrşatlar

Konu: Edepler Ve İrşatlar

1- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hamam, örtmeyen bir perde ve temizlemeyen bir su olarak bir dert! Kişinin peştamalsız hamama girmesi asla caiz olmaz. Müslümanlara emret, kadınlarını fitneye maruz bırakmasınlar. Erkekler, kadınlar üzerinde idarecidirler. O kadınlara (gerekli plan bilgileri) öğretin ve ibadet etmeyi emredin.”[793]

2- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İkram kabul ediniz! İkramın en iyisi güzel kokudur. Taşınması ne kolay ve kokusu en güzel!”[794]

3- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Misafirlik üç gündür ve bundan fazlası sadakadır.”[795]

Bu üç gün zarfında misafir için imkân nisbetinde yemeklerde deği­şiklik yapılır. Üç gün geçtikten sonra şayet misafir daha kalmak isterse artık kendisine yapılacak şeyin ikram değil, sadaka olduğunu bilmelidir. Eğer maddî durumu iyi olup sadaka alması caiz değil ise bu müddetten sonra misafirliğini devam ettirmesi doğru olmaz.[796]

4- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kadınların sözünü dinlemek pişmanlıktır.”[797]

Kadınların sözleri, ancak kendi ihtisaslarıyle ilgili hususlarda değer taşır. Fakat erkek, ihtisası olmayan bir şeyi kadına danışır ve onun sözünü dinlerse pişmanlık duyacağı tabiîdir.[798]

5- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Tabib Allah'tır. Belki sen birtakım belirtilere aldanır ve bunlar yüzünden bir başkasına zarar verebilirsin!.”[799]

Bu hadisin söyleniş sebebi, bir tabip, Rasûl-i Ekrem Efendimizin omuzları arasındaki Peygamberlik mühürünü görmüş ve bunun, tedavisi ge­reken bir hastalık olduğunu sanmış, “ben tabibim, onu tedavi edebilirim,” demiş, buna karşılık Rasûl-i Ekrem Efendimiz de bu hadisi buyurmuşlardır.[800]

6- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kölelerinizi anlayışları nisbetinde cezalandırınız.”[801]

Cezalandırmanın çeşitli şekilleri vardır. Kimi dayaktan, kimi azardan, kimi aç bırakılmaktan, kimi hapsedilmekten uslanır, insan psikolojisini iyi bilmek ve kime hangi cezanın verilmesi gerektiğini tayin ettikten sc ra cezalandırmaya gitmek lâzımdır.[802]

7- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Cehennem halkı umumiyetle kadınlardır.”[803]

8- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“On şey, yaratılış icabıdır: Bıyıkları kesmek, sakalı bırakma dişleri temizlemek, genizi temizlemek, tırnakları kesmek, mafsalları yıkamak, koltukaltı traşı olmak, kasık (kıllarını traş etmek ve taharetlenmek).”[804]

9- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Belki bir erkek, kendisi ile karısı arasında olanı anlatabilir ve belki bir kadın, kendisi ile kocası arasında olanı anlatabilir. Bunu yapmayınız! Bu, şuna benzer ki, bir erkek şeytan, yol üstünde bir kadın şeytan karşılaşır ve herkesin gözü önünde onunla cinsî münasebette bulunur.”[805]

10- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Lut kavminin işlediği ve helak olmalarına neden olan on haslettir. Ümmetim bunlara bir haslet daha katacaktır: Eteklerin birbiriyle aşıktaşlık etmeleri (cinsel sapıklık), saçma ve fiske ile vurmaları, hamamı oynamaları, şarap içmeleri, sakal kesmeleri, bıyık uzatmaları, ıslık çalmaları, alkış tutmaları ve ipek giyinmeleri. Ümmetim de bunlara şu hasleti katacaktır: Kadınların birbirleriyle aşıktaşlık etmeleri (sevicilik).”[806]

11- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her devenin (hörgüçünün) tepesinde bir şeytan vardır; binmek suretiyle onları uysallaştırın. Çünkü (sizi onların üstüne) Allah yüklüyor (O'nun emriyle bu hayvanlara biniyorsunuz).”[807]

Deve, inatçılığı ve dikkafalığı ile meşhur bir hayvandır. Belki onun hörgüçünün doruğunda bir şeytanın bulunması bundan kinayedir. hayvanları, iş ve ihtiyaçlarımızın görülmesinde kullanmamızda bir sakın yoktur. Çünkü Cenâb-ı Allah, onları, etinden ve sırtından istifade etmen için yaratmıştır.[808]

12- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her devenin sırtında bir şeytan vardır"; deveye binerken Allah'­ın adını anınız (bismillahirrahmanirrahim deyiniz) ve sonra ihtiyaçlarınız­dan geri kalmayınız.”[809]

Bilindiği üzere her işe besmele ile başlamak, o işin selâmeti ve bereketi bakımından gereklidir. Besmele ile devesine bindikten sonra en­dişeyi bertaraf ederek ihtiyaçlarının peşinden koşmalıdır.[810]

13- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kırbacı ev halkının görebileceği bir yere asınız; çünkü bu, on­lar için bir terbiyedir.”[811]

14- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Çocuğa yedi yaşında namazı öğretiniz ve 10 yaşında çocuğu na­maz için dövünüz!”[812]

15- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Çocuklarınıza yüzücülüğü ve atıcılığı öğretiniz ve iğ, imanlı ka­dın için ne güzel eğlencedir. Annen ve baban (ikisi birden) seni çağırır­larsa sen annenin çağrısına evet de!.”[813]

16- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bıyıkları kökünden kazıyınız ve sakalı uzatınız; Yahudilere benzemeyiniz!.”[814]

17- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Geceleyin yatağına girdiğin zaman “Kul yâ Eyyü'hel-kâfirûn” sû­resini oku ve sonra bu sürenin hatmi üzere uyu. Çünkü bu süre, şirkten el çekmektir.”[815]

18- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ashâbımdan bahsedildiği zaman susunuz, yıldızlardan bahse­dildiği zaman susunuz ve kaderden de bahsedildiği zaman susunuz.”[816]

19- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sizden biriniz seyahate çıkmak istediği zaman dostlarına selâm versin. Çünkü onlar, kendi dualarını onun duasına katarlar.”[817]

Yolculuğa çıkacak olan insan, komşularını, akrabasını ve iyi kişi­leri ziyaret ederek onlarla vedalaşır ve kendi duasına ilave olarak onların da hayır dualarını alır.[818]

20- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Herhangi biriniz, bir (din) kardeşine bir işi danıştığı zaman o kimse ona yol göstersin.”[819]

21- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bir kadın güzel koku sürünür ve kokusunu almaları için bir gru­bun yanından geçerse o kadın zina etmiştir.”[820]

22- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kişi, bir (din) kardeşine silahı çevirdiği zaman her ikisi de ce­hennemin kenarındadırlar. Onu öldürünce de ikisi birden cehenneme dü­şerler.”[821]

23- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bir hayvan satın olacağın zaman onu dene. Bir kavmin ileri ge­leni senin yanında ise ona meramda bulun.”[822]

24- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İçinizden biri et satın aldığı zaman suyunu bolca koysun, şayel birinize et düşmezse çorbasını içer ve iki etin biri bu çorbadır.”[823]

25- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bir ülkede veba hastalığını işittiğiniz zaman o ülkeye girmeyiniz ve (fakat) sizin bulunduğunuz ülkede veba hastalığı baş gösterirse bı hastalıktan kaçmak için o ülkeden çıkmayınız.”[824]

26- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Herhangi birinizin hastası bir yiyecek istediği zaman onu kendisine yedirsin.”[825]

27- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İçinizden birinizin başına bir musibet geldiği zaman şöyle dua etsin: “Varlığınız Allah'ındır ve biz yine O'na dönücüleriz. Allah’ım, uğradığım bu musibetin sevabını senden bekliyorum, bu musibet yüzünden ben sevaplandır ve bana onun yerine hayır ver!.”[826]

28- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sana bir şey verildiği zaman kendin ye ve sadaka da dağıt.”[827]

Adam, silahını din kardeşinin bağrına çevirmiş ve öteki de ayn hareketle mukabelede bulunmuştur. Her ikisinin de cehennemin kenarın da oldukları tabirinden bu manâyı anlıyoruz. Nitekim bu manâ başka bi hadîsde daha açık bir şekilde ifade edilmiştir. Şöyle ki, iki müslüman, kılıçlarını çekerek karşı karşıya geldikleri zaman katil ve maktulün cehennemde oldukları belirtilmiştir. Katilin cehennemde olmasına diyecek yol fakat maktul neden cehennemdedir? Rasûl-i Ekrem Efendimiz buna şöyle cevap vermişlerdir: “Çünkü o da kardeşini öldürmek hırsı içinde idi.”[828]

29- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Herhangi biriniz yemek yiyeceği zaman besmele çeksin! Şayet yemeğin başlangıcında besmeleyi unutursa, “(bu yemeğin “başlangıcı ve so­nu için bismillah!” desin.”[829]

Bu hadisde et suyunun, gıda değeri bakımından, o suda pişmiş olan ete eşit olduğu belirtilmektedir. Bu itibarla bir tencerede pişen etin ken­dini yiyenle suyunu içen, aynı gıdayı almış olacaklardır.[830]

30- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İçinizden biriniz ibir meclise vardığı zaman kendisine yer açılır­sa otursun, aksi takdirde en ımüsait yeri bakarak orada otursun.”[831]

31- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Herhangi biriniz bir meclise vardığı zaman selâm versin ve şa­yet oturmak isterse otursun. Sonra kalktığı zaman (tekrar) selâm versin. Birinci selâm, bu ikinci selâmdan daha evlâ değildir.”[832]

32- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İçinizden biri esnediği zaman elini ağzının üzerine koysun. Çün­kü şeytan, esneme ile girer.”[833]

Görülüyor ki şeytan, insanın gerek dinine ve gerek sağlığına zarar veren her şey için isim olarak kullanılıyor. Esneme; uzun, derin ve ağır bir tarzda ve çeneleri birbirinden iyice ayırmak suretiyle soluk alıp vermektir ki, bu durum, içerideki mikropları çevreye yaymak veya çevredeki mikrop­ları çevreye yaymak veya çevredeki mikropları içeriye çekmek için çok el­verişli bir ortam hazırlar. Bu bakımdan esneme esnasında ağzın, sağ elin içi veya sol elin sırtı ile kapatılması Rasûl-i Kibriya Efendimiz tarafından emir buyurulmuştur.[834]

33- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kişi bir söz söyler de sağına soluna bakarsa bu söz emânettir (açıklanmaması gerekön bir sırdır).”[835]

34- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Geceleyin köpeğin uluması ve eşeğin anırmasını işttiğiniz va­kit şeytandan Allah'a sığınınız. Çünkü bu hayvanlar, sizin görmediklerinizi görürler. Ayaklar çekildiği zaman da dışarı çıkmayı azaltınız. Çünkü Cenâb-ı Allah, dilediği varlıkları geceleyin (yollara) yayar. Kapıları besmele çeke­rek kapatınız. Çünkü şeytan, besmele çekilerek kapatılan bir kapıyı aça­maz. Su kablarını örtünüz, kurbanın ağzını bağlayınız ve yemek kablarını ters çeviriniz.”[836]

35- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İhtiyarlığın (belirtisi olan beyazlığı) değiştiriniz ve benzemeyiniz.”[837]

36- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İhtiyarlığın (beyazlığını) değiştiriniz, fakat siyaha yaklaşmayınız!”[838]

37- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünyada (garipler dörttür: Azgın bir kişinin içinde bulunan Kur'an, bir kavmin semtinde bulunan ve içinde namaz kılınmayan mescit bir evde bulunan ve ele alınıp okunmayan Mushaf ve kötü bir gurup içinde iyi bir insan.”[839]

38- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Davar berekettir; deve, sahibi için bir onurdur ve (hayır da, kiyamete kadar atların alımına asılıdır. Kölen, senin kardeşindir, ona iyi muamele et. Eğer onu mağlup (verdiğin işi başaramayacak durumda) bulursan kendisine yardım et.”[840]

39- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Tırnaklarınızı kesiniz ve tırnak kesintilerinizi toprağa gömünüz (parmak) boğumlarınızı temizleyiniz, diş etlerinizi yemekten temizleyiniz; misvak (fırça) kullanınız, dişleriniz sarı ve ağızlarınız kokulu olarak yanınagirmeyiniz.”[841]

40- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Tırnak kesmek, koltukaltı kıllarını yolmak ve kasık kıllarını traş Perşembe günündedir. Yıkanmak, güzel koku sürünmek ve giyinmek Cuma günündedir.”[842]

41- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bağla ve sonra tevekkül et!”[843]

Bu hadisin muhatabı, hadisi rivayet eden Amr'dır. Hadis, tevekkülün gerçek anlamını dile getirmektedir. Tevekkül, bazıların zannettikleri gibi miskin miskin oturup her şeyi Allah'dan beklemek değildir. Tevekkül, gerekli yol ve sebeplere başvurduktan sonra, yani işi sağlama aldıktan sonra Allah'a teslim olmaktır. Hayvanını sağlam bir kazığa bağlayacak ve sonra tevekkül edeceksin. Onu başıboş bırakırsan bunun adına tevekkül değil teseyyüp (ihmalcilik) derler. [844]

42- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bıyıkları kazıyınız, sakal bırakınız, mecusîlere "muhalefet edi­niz!”[845]

Hadis-i şerifden, bıyık bırakıp sakal kesmenin, o devrin mecusî adeti olduğu anlaşılıyor. Bu adet, çağımızda bütün ırk ve milletlere sira­yet etmiştir.[846]

43- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dinin direği namaz ve amellerin hörgücü (zirvesi) 'de cihaddır. İslâm ahlâkının en faziletlisi ise susmaktır ki, insanlar senden selâmette olsunlar.”[847]

44- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kissahan (meclislerde eski vak'aları anlatan hikayeci) Allah'ın gazabını bekler, dinleyen rahmet bekler, tacir rızık bekler, ihtikârcı lanet bekler. Ağıtçı kadına ve onun çevresinde bulunup işiten her kadına Allah'­ın, meleklerin ve bütün insanların laneti olsun!.”[848]

Hadisde, bir mecazî tabir olarak bekleyen, beklenen yerine geçi­rilmiştir. Meselâ kissahanın kendisi Allah'ın gazabını beklemez, fakat Al­lah'ın gazabı onu bekler. Çünkü dinleyicilerini neşelendirmek veya heyecanlandırmak için tatlı yalanlar uydurmaya başladığı zaman kendisini bek­leyen Allah'ın gazabına uğrar. Diğerleri de böyledir.[849]

45- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Geğirmeni bizden uzak tut! Dünyada insanların en çok doyan­ları, âhırette en uzun süre aç kalanlarıdırlar.”[850]

46- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Lâilâhe illellah, diyenlerden elinizi çekiniz, herhangi bir günah yüzünden onlara kâfir demeyiniz! Her kim, lâilâhe illellah diyene kâfir der­se, kendisi küfre daha yakındır.”[851]

47- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Zenginlikte İktisat (itidal) ne güzel şey, fakirlikte itidal ne güzel şey ve ibadette itidal ne güzel şeydir!.”[852]

48- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'dan hayırlısını istemesi insanoğlunun mutluluğundan ve Allah'ın kaderine boyun eğmesi de insan oğlunun mutluluğundandır (mut­luluk alametidir). Allah'dan hayırlısını istemeyi bırakması insan oğlunun bedbahtlığından ve Allah'ın, kendisi hakkındaki kaderine karşı kırgınlığıda insan oğlunun bedbahtlığındandır!.”[853]

49- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah, her kime, kendisi istemeden bu maldan bir şey (hediye veya bağış) verirse onu kabul etsin. Çünkü o, Cenâb-ı Allah tarafından kendisine gönderilen bir rızıktır.”[854]

50- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Alt kat daha rahattır!.”[855]

Bu hadisin sebebi, Rasııl-i Kibriya Efendimiz, Medine'ye geldikleri zaman Ebû Eyyub El-Ensari'nîn evine inmişlerdi. Bu ev iki katlı idi. Rasûl-i Ekrem'e üst kat teklif edilmişse de alt katı tercih buyurmuşlardır.[856]

51- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Teyzem, Amr'ın kızı Fâhıte'ye bir köle bağışladım ve kendisin­den bu köleyi kasap, kuyumcu ve hacamatçı olarak çalıştırmamasını is­tedim.”[857]

52- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sağlamcılık, kötü zannın (ihtimalin) sonucudur.”[858]

Tedbir almak, ihtiyatlı hareket etmek, işi sağlama bağlamak İs­lam'ın emridir. Kötü zan veya ihtimallerin buna gerekçe teşkil ettiği hadis-i şerifte belirtilmektedir. Bu bakımdan kötü ihtimallerin bir bakıma ihtiyat ve selâmet olduklarını söyleyebiliriz.[859]

53- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah Teâlâ buyuruyor ki: Benim, cin ve insanlarla önemli bir havadisim var! Ben yaratıyorum, benden başkasına ibadet ediliyor ve ben rızıklandırıyorum, benden başkasına şükrediliyor.”[860]

54- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Şükreden kalp, zikreden dil, din ve dünya işlerine yardımcı olan iyi bir kadın, insanların biriktirdikleri nesnelerin en iyisidir.”[861]

55- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Şükrünü eda edebildiğin az, altından kalkamadığın çoktan ha­yırlıdır.”[862]

Sahabe'den Hâtıb, Peygamber Efendimîz'e gelerek Cenâb-ı Allah'­ın, kendisine bol rızık vermesi için dua etmesini istedi. Rasûl-î Ekrem Efen­dimiz:

“Allah'ın Peygamberi gibi olmak istemez misin? Cenâb-ı Allah'tan, dağın altın olarak maiyetimde yürümesini istesem mutlaka yürür!” buyur­dular ve buna yukarıdaki hadisi ilave ettiler.[863]

56- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sakın sütlü hayvana dokunma!"[864]

Rasûl-i Kibriya Efendimiz, beraberinde Ebû Bekir ve Ömer olduk­ları balde Ebû Heytem'e misafirliğe gitmişlerdi. Ebû Heytem, bu çok kıy­metli misafirleri için koyun kesmek istedi ve bunun üzerine Rasûl-i Ekrem kendisine bu uyarıda bulundu.[865]

57- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Peygamberlerin isimlerini takınız ve (fakat) meleklerin isimle­rini takmayınız!.”[866]

58- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sarı, müslümanın saçboyası ve kırmızı da müslümanın saçboyasıdır. Siyah ise kâfirin saçboyasıdır.”[867]

Ağarmış saçların, siyahtan başka her renge boyanması müstehabtır, dileyen boyayabilir. Bu bölümün 35. hadisinde, Yahudilere benzememek için ağarmış saç ve sakalın boyanması emredilmişti. Hadis, zahirine hamledilmiş olsa, siyahtan başka diğer renklerden birine bu boyama işleminin sünnet veya vacip olduğunu söylemek gerekirdi. Ancak Sahabe'den birçok­larının boyamadıkları rivayet edilmiştir ki, bu durum, boyama işinin müste­hab olduğunu gösterir. Siyaha boyamanın menedilmesinin sebebi ise, in­sanın gerçek yaşını gizlemesi olduğu belirtilmiştir.[868]

59- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Yolculuk, azabın (zahmet ve meşakkatin) bir parçasıdır. Herbirinizin (adeti üzere) yemesine, içmesine ve uyumasına mani olur. Herhan­gi biriniz, yolculuğundan ihtiyacını gördüğü zaman, ailesine dönüşü acele yapsın.”[869]

60- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Yavaş, ey Allah'ın kulları, yavaş!”[870]

Rasûl-i Ekrem Efendimiz, Arafat'tan dağılma esnasında bu hadisi buyurmuşlardır. Yavaş, sükûnet içinde ve vekârlı olarak yürümelerini, yaşlı güçsüzleri geride bırakmalarını, izdihama sebebiyet vermemelerini emir buyurmaktadırlar.[871]

61- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Yavaşlık, kazanç ve yavaşlığı terketmek kayıptır.”[872]

62- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Acemlerin ülkesi size açılacak ve orada hamam adı verilen bir­takım evler bulacaksınız. Erkekler, buralara peştamalsız girmesinler. Ka­dınları ise, hasta veya loğusa olmadıkça bu hamamlara girmekten men ediniz.”[873]

63- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim bir toplulukla beraber hurma yemekte ise, kendisine müsaade edilmedikçe ikişer, üçer atıştırmasın.”[874]

64- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim bu etlerden birini yerse onun yağ kokusunu gidermek için ellerini yıkasın ki karşısındakini rahatsız etmez.”[875]

65- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim müslümanların yolundan bir eziyeti bertaraf ederse kendisine sevap olarak yazılır. Ve her kimin bir iyiliği kabul edilirse cen­nete girer.”[876]

66- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim, kendisinden bir beklediği veya bir (korkusu olmadığı halde bir müslüman kardeşinin üzengisini tutarsa günahları bağışlanır.”[877]

67- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim Allah için bir “mescit yaptırırsa Cenâb-i Allah da onun için cennette bir ev yaptırır.”[878]

68- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim, ihtiyacından daha büyük (geniş ve mulhteşem) bir bi­na yaptırırsa kıyamet gününde onun vebalini yüklenecektir.”[879]

69- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim bir hidayete (doğruluğa) davet ederse onun sevabı, kendisine uyanların sevapları kadardır ve bu, onların sevaplarından hiç bir şey eksiltmez. Her kim de bir dalâlete (sapkınlığa) davet ederse onun gü­nahı da, kendisine uyanların günahları kadardır ve bu, omlann günahlarından hiç bir şey eksiltmez.”[880]

70- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim, bir hayır isine öncülük yaparsa kendisine, onu işleyenin sevabı kadar sevap vardır.”[881]

71- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kimin gözü, müsaade istemeden önce ve izni de bulunmadan (bir konutun içine) dalarsa o kimse Rabbinin emrine asi olmuş olur.”[882]

72- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim tavla oynarsa Allah'a ve Peygamberi'ne asi olmuş olur.”[883]

Tavla, bahse girerek parasına veya madd bir külfeti gerektirecek bir şeyine oynandığı zaman bunun haram olduğunda şübhe yoktur. Çünkü bu takdirde kumardır. Kıymetli zamanların boşa harcanması açısından ele alındığı zaman da durum bu merkezdedir. Ancak iki durum arasında fark vardır.[884]

73- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Göçebe hayatı yaşayan kaba olur, av peşinde koşan (zikir ve ibadetten) gafil oiur ve devlet adamının kapılarında dolaşan ayartılır.”[885]

74- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim, kasık kılını tıraş etmez, tırnaklarını kesmez ve bıyıklarını kazımazsa bizden değildir.”[886]

75- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim, bir meslekten kazanırsa onu bırakmasın.”[887]

76- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim, bir müslüman kardeşine arzu ettiği yemeği yedirirse Cenâb-ı Allah onun tenini cehennem ateşine haram kılar.”[888]

77- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim, müsaadeleri olmadan bir ailenin evine bakarsa onun gözünü oymaları caiz olur.”[889]

Şayet bu aile, o kimsenin gözünü fiilen oyacak olursa, gözü oyulan bu insan herhangi bir hak iddia edemez.[890]

78- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim, müsaadesi olmadan bir (din) kardeşinin mektubuna bakarsa sanki cehenneme bakmış gibi olur.”[891]

79- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Küsûf (güneş tutulması) namazında köle azat etmeyi emrederdi.”[892]

Güneş tutulduğu zaman Rasûl-i Ekrem Efendimiz müslümanları namaza davet eder ve onlara köle azat etmelerini tavsiye buyururdu. Bu, güneş tutulması hadisesinin olağan üstü bir hadise kabul edildiğini göstermez. Bazı ibadetlerin muayyen vakitlere bağlanmış olduğuna delâlet eder. Nitekim müslümanlan ibadete ve hayır işlemeye teşvik için ele geçen her fırsattan yararlanmak Rasûl-i Ekrem Efendimizin adetleri idi.[893]

80- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim Allah yolunda bir mücahide yardım eder veya darlığında bir borçluya veya kölelikten kurtulması için bir mükâtebe (tamamlanınca azad edilmek üzere bedele bağlanan köleye) yardımda bulunursa Cenâ'b-ı Allah, kendi gölgesinden başka gölge bulunmayan günde o kimseyi gölgesinin altında gölgelendirir.”[894]

81- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kime bir şey (armağan) verilir ve kendisi de varlıklı ol sa ona mukabelede bulunsun; şayet verileni gizlerse ona (verene) nankörlük etmiş olur. Ve her kim, (kendisine verilmeyen bir sıfatla süslenirse (olduğundan farklı görünmeye çalışırsa) o kimse yalancılık esvabını eğnine geçiren gibidir.”[895]

Hadisde, “yalancılığın iki elbisesi” tabiri geçmiştir. Bundan izar ve ridâ, yani alt ve üst giysileri kadedilmiştir. Genellikle Arapların elbise o devirde bu iki giysiden ibaret bulunuyordu.[896]

82- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Rasul-i Ekrem, göze karşı okunmayı emrederdi.”[897]

83- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İnsandan (ayrılan) yedi şeyin toprağa gömülmesini emreder Saç, tırnak, kan, hayız (kadınlarda aybaşı), diş, kan pıhtısı ve meşime (etene).”[898]

84- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Acemlere (Arap olmayan milletlere) benzememek için (ağarmış) saçın (renginin) değiştirilmesini (siyahdan başka herhangi bir renge boyanmasını) emrederdi.”[899]

85- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Yemesi, içmesi, abdesti, elbisesi, alması ve vermesi için sa­ğını, bundan başka şeyler içinde solunu kullanırdı.”[900]

86- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Yüzük taşını avucunun içine doğru çevirirdi.”[901]

87- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Varlıksız bir aile reisinin, halal (rızık kazanmak için ihtiyar et­tiği) bir yorgunlukta sürçmesi, âdil bir hükümdarın maiyetinde kanı kuru­madan tam bir yıl kılıç çalmaktan Allah katında daha faziletlidir.”[902]

88- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Belki siz benden sonra büyük şehirler açacak ve bu şehirlerin pazarlarında meclisler kuracaksınız. Bu tahakkuk edince selâmı alınız, göz­lerinizi haramdan çeviriniz, körlere yol (gösteriniz ve haksızlığa uğramışla­ra yardım ediniz.”[903]

89- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Gece ve gündüz, iki binek (değerinde)dir; âhirete ulaşmak için bunlara bininiz.”[904]

Hadis-i Şerifin manâsı şudur ki, zaman, gecesi ve gündüzüyle müslüman kişinin sermayesi ve âhireti kazanma vesilesidir. Bu kıymetli fır­satı boş geçirmemeli, onun taat ve ibadetle, halâl yollardan kazanç sağla­mağa çalışmakla değerlendirmelidir, Bu sayede âhırete varacak ve orada göklerin ve yeryüzünün genişliğinde olan cennete kavuşacaktır.[905]

90- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Üç kişi olduğunuz vakit, iki kişi, diğerinden ayrı olarak kendi aralarında fısıldaşmayup topluluğa karışsınlar. Çünkü bu hareket onu (diğer kişiyi) üzer.”[906]

91- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İktisat (tasarruf) eden kimse muhtaç olmaz.”[907]

92- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Yedi yaşına vardıkları zaman çocuklarınıza namazı emrediniz ve on yaşına vardıkları zaman da namaz için onları dövünüz ve aynı zaman­da yatma yerlerinde onları birbirinden ayırınız. Herhangi biriniz, cariyesini kölesi veya çırağı ile evlendirdiği zaman göbekten aşağısı ve dizkapağın­dan yukarısına bakmasın.”[908]

On yaşındaki çocuğu namaz için dövmek gerektiğine göre, gerekli olan dinî bilgilerin bu yaştaki çocuğa öğretilmiş olması vaciptir. Şayet öğretilmezse bu ihmalin vebal ve mesuliyetini çocuğun velisine yüklenecektir.[909]

94- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim, yapmak istediği bir işi bir müslüman kişiye danışırsa Cenâb-ı Allah o (kimseyi, işlerinin en doğrusuna muvaffak (başarılı) kılar.”[910]

95- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Haksız yere her kimin malına saldırılır ve o (malına saldırılan şahıs) da döğüşür ve öldürülürse o kimse şehittir.”[911]

96- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bir kimse Allah adına fsize) sığınırsa onu koruyunuz ve Al­lah rızası için sizden bir şey isterse onu boş çevirmeyiniz.”[912]

97- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim Allah adına size sığınırsa onu koruyunuz. 'Her kim Al­lah adına sizen bir şey isterse ona veriniz. Her kim sizi çağırırsa icabet ediniz. Her kim size bir iyilik yaparsa onu mükâfatlandırınız. Şayet onu mükâfatlandıracak bir şey bulamazsanız, kendisini mükâfatlandırdığınıza kani oluncaya kadar ona dua ediniz.”[913]

98- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim tok -gözlülük gösterirse Allah onu tok gözlü kılar. Her kim doygunluk gösterirse Allah onu zengin kılar. Her kimin 200 Dirhem gümüşe muadil varlığı olduğu halde insanlardan dilenirse ilhâf (israr ve madrabazlık) olarak istemiş olur.”[914]

Evâk (k kalın okunur), ukıyye'nin çoğul şeklidir. Ukıyye, ülkelere ve terimlere göre değişen bir ağırlık ölçüsüdür. Ancak şer'î ukıyye 40 Dirhem olarak kabul edilmiştir. Bu itibarla hadisde geçen beş ukıyyeden 200 Dir­hem kasdedilmiş olur. Gümüşün nisabı da budur.[915]

99- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim iktisat (tasarruf) ederse Allah onu zengin kılar. Her kim israf ederse Allah onu fakir kılar. Her kim alçak gönüllülük gösterirse Allah onu yüceltir. Herkim büyüklük taslarsa Allah onu kırar.”[916]

100- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim bir hastayı ziyaret ederse dönünceye kadar cennet bağındadır.”[917]

101- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim, erginlik çağına varıncaya kadar iki kız evladını geçindirirse ben ve o, cennete, şu iki parmak gibi (yan yana) gireceğiz.”[918]

102- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim, üç kız evlâdını geçindirir, onları yetiştirir, evlendirir ve kendilerine iyi davranırsa cennet onundur.”[919]

103- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim müslümanlardan bir ev halkının yirmitdört saatlik ih­tiyaçlarını karşılarsa Cenâb-i Allah onun günahlarını bağışlar.”[920]

104- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim, (sahipsiz) bir suya el koyarsa o kimse o suya daha müstahaktır.”[921]

105- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kişi, kardeşi (tarafları) ile çoktur.”[922]

Taraftarları olan kişinin güçlü ve kuvvetli olduğu belirtiliyor.[923]

106- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kabir ziyaretlerinden sizi menetmiştim; kabirleri ziyaret edi­niz! Çünkü kabirleri ziyaretten sizin için ibret (dersi) vardır.”[924]

107- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kişi, sevdiği ile beraberdir.”[925]

Şayet dindar, faziletli kişileri severse dünyada onlarla beraber olur ve yarın onlarla beraber mahşere kalkar.[926]

108- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İnsanlarla şerleşmek (şer yapıp şer görmek)ten sakınınız! Çünkü bu şerleşmek, paklığı gömer ve kirli çamaşırları ortaya döker.”[927]

109- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Büyük kişilerin meclislerinde oturunuz, ilim adamlarına sorunuz ve hikmetli kişilerle oturup kalkınız.”[928]

110- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Yollar üzerinde oturmaktan sakınınız. İllâ oturacaksanız yolların hakkını veriniz: Harama bakmamak, eziyetten (gelip geçeni rahatsız etmekten) kaçınmak, selâm almak, doğruyu emretmek ve kötüden menetmek.”[929]

111- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İşlek yollar üzerinde konaklamaktan ve (bu gibi yerlerde namaz kılmaktan sakınınız! Çünkü yollar, yılanların ve yırtıcı hayvanların barınaklarıdır. Yollar üzerinde defi hacet etmekten de sakınınız! Çünkü bunlar, lanete sebep olan hareketlerdir.”[930]

112- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Tedbir geçimin yarısıdır. Teveddüt (kendini sevdirme) aklın yarısıdır. Sıkıntı ihtiyarlığın yarısıdır, iyal (geçindirmesi gerekli olanlar)ın azlığı, iki zenginlikten biridir.”[931]

Hz. Aişe'nin kapısına bir dilenci geldi ve Hz. Aişe onun eline parça yiyecek vererek savdı. Sonra kılık ve kıyafeti yerinde bir adam geldi ve Hz. Aişe onu oturtarak yedirdi. Bunun sebebi kendisine sorulduğu Rasûl-i Ekrem Efendimizin bu hadisini okudu. İnsanlara, durum ve değerine göre muamele edilmesi emir buyurulmaktadır.[932]

113- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Toprak çocukların baharıdır.”[933] El-Hatîb bu hadisi Sefl bin Sa’d’dan rivayet etmiştir.

114- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kıyamet gününde siz adlarınız ve babalarınızın adlarıyle çağırılacaksınız; güzel isimler takınınız.”[934]

115- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Siz yetmiş ümmeti” tamamlamaktasınız ki, onların en hayırlısı ve Allah katında en değerlisi sizsiniz.”[935]

116- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İnsanları yerlerine indiriniz!”[936]

117- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İnsanları, hayır ve serden işgal ettikleriyerlere indir ve iyi ahlâk üzere onların edebini güzelleştir.”[937]

118- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Haklı veya haksız da olsa (din) kardeşine yardım et!” Bunun üzerine,

“haksız olduğu halde ona nasıl yardım edebilirim?” diye soruldu. Rasûl-i Ekrem buyurdular ki:

“Onu haksızlıktan önlersin; işte bu, kendisine yardımdır.”[938]

119- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Müsaade istemek, bakmak için konulmuştur.”[939]

Adamın biri, Peygamber Efendimizin hücre-i saadetlerinden birine baktı. Rasûl-i Ekrem Efendimizin elinde, başını kaşıdığı bir şiş vardı. Rasûl-i Ekrem:

“Senin baktığını bilseydim bu şişi senin gözüne saplardım.” buyur­du ve yukarıdaki hadisi ilave ettiler.[940]

120- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sen, hayvanının sırtında öndeki yere bepden daha müstahaksın. Ancak orasını bana bırakırsan olur.”[941]

Bir hayvanın sırtına iki kişi bindiği zaman öndeki yerin, o hayvanın sahibinin hakkı olduğu, ancak bundan dilerse tenazül edebileceği belirtil­mektedir.[942]

121- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İnsanların elmde bulunan (onlara ait alan) şeylerden ümidini kesmelisin. Açgözlülükten saikın; çünkü bu, hiç gitmeyen yoksulluktur. Namazını, bayata veda eden olduğun halde (son namazınmış gibi) kıl. Özür dilemeye vesile olan şeyden (suç işlemekten) sakın.”[943]

122- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İlme sarıl; ilim mü'min kişinin dostu, Mim (müsamahakârlık) yardımcısı, akıl vekili, amel idarecisi, yavaşlık atası, yumuşaklık biraderi ve sabır askerlerinin kumandanıdır.”[944]

Bu hadisin sebebini İbn-i Abbâs şöyle anlatmaktadır:

“Bir gün Ra­sûl-i Ekrem'in redifi idim (hayvan üstünde arkasına binmiştim). Rasûl-i Ek­rem:

“Allah'ın seni faydalandıracağı birtakım kelimeler sana öğreteyim mi?” buyurdu. Ben de:

“evet!” dedim...”[945]

123- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Külâh üzerine sarıık, bizim müşrikler arasındaki farktır, met gününde, başına doladığı her kıvrım için kendine bir nur verilecektir.”[946]

124- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Geceleyin yürümeye bakınız; çünkü mesafeler geceleyin dürülür.”[947]

125- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Atıcılığa önem veriniz; çünkü atıcılık en faydalı eğlencenizdir.”

126- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Örümcek şeytandır, onu öldürünüz!.”[948]

127- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Siz (kardeşlerinizin (hemşehrilerinizin) yanına varmakta eyerlerinizi onarak ve üst (başınızı düzelterek (tende bulunan) ben imişsiniz gibi olunuz. Çünkü Cenâb-i Allah, çirkin şeyi ve çirkinleşmeyi sevmez.”[949]

128- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ümit, ümmetim için bir rahmettir. Ümit olmasaydı hiç anne emzirmez ve hiç bir ağaç diken ağaç dikmezdi.”[950]

129- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ben ancak bir insanım. Size, dininize dair bir şey emre zaman onu alınız. Kendi görüşüme dayanarak size bir şey emredersen ancak bir insanım...”[951]

Rasûl-i Ekrem Medine'ye geldiler; Medineliler hurmalara aşılamakta idiler. Rasûl-i Ekrem:

“ne yapıyorsunuz?” diye sordu. Onlar:

“bunu (eskiden beri) yapmaktayız!” diye karşılık verdiler. Rasûl-i Ekrem:

“belki yapmasanız daha iyi olur!” buyurdu. Bunun üzerine aşılamayı bıraktılar ve ürün azaldı. Durumu Rasûl-i Ekrem'e bildirdikleri zaman yukarıdaki hadisi buyurdular.[952]

130- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ben, ancak sizin giibi bir insanım. Tahmin, yanılabilir ve isabetli de olabilir. Ancak size, “Allah buyurdu” dersem Allah'a karşı yanlış söylemem.”[953]

131- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Yiyecek ve içecek kablannın üstünü örtünüz, kırbaların ağızlarını bağlayınız, kapıları kapayınız ve akşamleyin çocuklarınızı evlerde tu­tunuz. Çünkü cinlerin bir yayılması ve çarpması vardır. Uyku zamanında da kandilleri söndürünüz. Çünkü küçük yaramaz (fare), belki kandili çeker ve ev halkını yakabilir.”[954]

132- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Arkandayım, öcünü al!.”[955]

Hz. Zeynep, Hz. Aişe ile kavga etmek üzere kapısını çalmadan evne girmişti. Rasûl-i Ekrem, Hz. Aişe'yi desteklediğini ima ederek kendisine sözle öç almasını bildirdi. Hz. Aişe, Zeynep'ten öç almış ve Rasul-i Ekrem'in mübarek simasında memnunluk alameti görünmüştü.[956]

133- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kızların toprağa verilmesi itbarlıktır.”[957]

Kızlar için en hayırlı damat topraktır, sözü bundan ileri gelmiştir.[958]

134- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Beş şey ibadettendir: Mushaf'a bakmak, Kâ'be'ye bakmak, Anne ve babaya bakmak, Zemzem'e bakmak ki bu, hataları kaldırır ve alimin yüzüne bakmak.”[959]

135- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ümmetimin hayırlı kişileri tokgözlü ve kötü kişileri de açgözlü olanlarıdır.”[960]

136- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Evlerinizin en hayırlısı, içinde ağırlanan öksüz bulunan evdir.”[961]

137- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Müslümanlarda en hayırlı ev, kendisine iyi muamele edilen ök­süzün bulunduğu evdir. Müslümanlarda en kötü ev de, kendisine kötülük adilere öksüzün bulunduğu evdir. Ben ve bir öksüzün bakımını üzerine alan kişi cennette şöyleyiz. Rasûl-i Ekrem şehadet parmağı ile ortaparmağını gösterdi.”[962]

138- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İnsanın geride bıraktığı en hayırlı şey üçtür: Kendisine dua eden iyi bir evlât, sevabı kendisine ulaşan sürekli bir hayır ve ölümünden”[963]

139- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Giysilerinizin (renk bakımından) en yararlısı beyazdır. Ölüleri­nizi beyaz içinde kefenleyiniz ve dirilerinize de beyaz esvab giydiriniz. En iyi sürmeniz de ismid (sürmetaşı)dır. Kirpikleri besler ve gözü keskinleştirir.”[964]

140- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dedikoduyu, çok soru sormayı ve malı heba etmeyi bırak!.”[965]

141- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Size sürtünmedikleri müddetçe Habeşlilere sürtünmeyiniz ve size sataşmadıkları müddetçe Türklere sataşmayınız.”[966]

142- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Borç dindarın yüzkarasıdır.”[967]

Borç, yiğidin kamçısıdır, sözünün gerçek manası da budur. Yiğit kişi, kendini borçtan kurtarmak için daha çok ve daha yoğun çalışarak ade­ta bir yüzkarasına benzeyen borçtan kendisini bir an evvel kurtarmaya ça­lışır.[968]

143- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bir kadın, üç günlük yola ancak beraberinde bir mahremi bulunursa çıkabilir.”[969]

Burada davet ve ziyafet yemeği kasdedilmektedir. Muhtaç kişile­re yemek verilirken veya onların ihtiyaçları karşılanırken iyi veya kötü, hatta müslüman veya kâfir olduklarına bakılmaz.[970]

144- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bir kadın, beraberinde nikâhı düşmeyen bir mahremi olmadan 12 millik mesafeye yolculuk edemez.”[971]

145- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kadın ancak mahremiyle beraber yolculuk edebilir ve erkek, kadının yanına, ancak kadının mahremi yanında olduğu takdirde girebilir.”[972]

146- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ölülerin ardından sövüp saymayınız. Çünkü onlar yaptıklarını buldular.”[973]

147- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünya zikri (anısı) ile kalplerinizi meşgul etmeyiniz.”[974]

148- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Yalnız mü'min kişi ile arkadaşlık et ve senin aşını ancak takvalı kişi yesin!.”[975]

149- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İyilik, soylu ve dindar kişilerin yanında değerini bulur,”[976]

150- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bir kardeşinin derdine sevinme; sonra Allah onu esirger ve seni derde düşürür.”[977]

151- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ın azabı ile azaplandırmayınız!. [978]

Bu hadis-s şerifte, Allah'ın azabı ateşle olduğu için herhangi bir kimseye ateşle işkence yapılmaması emrediliyor.[979]

152- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah Taâlâ üç şeyi size mekruh kıldı: (Kur'an esnasında boş konuşup, duada sesi yükseltiş ve namazda elleri bele dayamak.”[980]

153- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Cenâb-ı Allah altı şeyi size mekruh kıldı: Namazda oyun, sa­dakada (yardımda) başa kakış, oruçta çirkin söz, kabirlerin yanında gülüş, cünup iken mescitlere giriş ve izinsiz (habersiz) olarak (evlerin içine) ba­kış.”[981]

154- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Şeytan, insan kurdudur! Sürüden ayrılan kenardaki- koyunu ka­pan- davar kurduna benzer. Sakın patikalara (İslâm cemaatinden ayıran yol­lara) sapmayınız! Cemaatten ve mescidin ammesinden ayrılmayınız!.”[982]

155- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Herhangi bir müslüman kişi bir toprağı onarır da susuzluktan ciğeri yanan oradan içer veya yiyecek arayan oradan nasibini alırsa Cenâb-ı Allah bu yüzden ona mutlaka sevapyazar.”[983]

Susuzluktan ciğeri yanan veya yiyecek arayan canlı, ister insan ol­sun, ister hayvan olsun o toprağı onaran kişiye sevap yazılır.[984]

156- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Geçiminde yavaş (ölçülü) davranmak, kişinin bilginliğinin ese­ridir.”[985]

157- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bir kimse, herhangi bir müslümanın kendisinden önce varma­dığı bir şeye varırsa o şey onundur.”[986]

158- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ümmetimden her kim yetmiş yaşına varırsa Cenâb-ı Allah, ömür hususunda bana bir mazeret bırakmamış olur.”

Yetmiş yaşına varan bir insanın, Cenâb-ı Allah'a ibadete ömür ve­fa etmedi, demeye veya bu yaştan sonra günah işlemeye yüzü yoktur.[987]

159- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sakal bırakınız, bıyıklardan alınız, koltukaltı kıllarını yolunuz ve tırnakları kesiniz.”[988]

Dikkat edileceği gibi bundan önceki hadislerde bıyıkların kökün­den kazılması emredildiği halde burada bıyıklardan alınması, yani dudakla­rı örtmeyecek ve ağzı kapatmayacak şekilde kısaltılması emredilmektedir.[989]

160- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bir kâfiri kötülemek yüzünden bir müslümana eziyet etmeyiniz.”[990]

Samimi bir müslüman olan Berime Hazretlerine, Ebû Cehil'in oğlu olduğu için, “Allah'ın düşmanının oğlu” denilirdi. Bu durumdan Rasûl-i Ek­rem Efendimize yakındı ve Peygamberimiz bir hutbesinde bu mübarek ha­disi buyurdular.[991]

161- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ın üstüne yemin etmeyiniz! Çünkü bir kimse Allah'ın üstüne yemin ederse Allah onu yalancı çıkarabilir.”[992]

Allah'a yemin ederim ki falan cennettedir veya filan cehennemde­dir şeklinde kesin yargıda bulunmak doğru değildir. Çünkü iyi zannettikle­rimizin kötüye ve kötü zannettiklerimizin de iyiye dönüşmesi bir an mese­lesidir. Herkesin akıbetini Allah'a bırakmak en uygun davranıştır.[993]

162- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Birbirinize karşı kin beslemeyiniz, birbirinize arka çevirmeyi­niz ve (maddî çıkar yüzünden) birbirinize rekabet etmeyiniz; Allah'ın kardeş kulları olunuz!.”[994] Müslim bu hadisi Ebû Hüreyre'den rivayet etmiştir.

163- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Canlı olan bir varlığı hedef tutmayınız!”[995]

164- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kardeşine (haksızlıkta) ayak uydurma, opunla hırlaşma ve onun­la mücadele etme!”[996]

165- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İmanlı bir kişide iki huy bir araya gelmez: Pintilik ve yalancı­lık.”[997]

166- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İki kişi arasında, müsaadeleri olmadan oturulmaz.”[998]

167- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Cüzamlılara dikkatlice bakma.”[999]

168- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Borç yüzünden kendinizi endişeye kaptırmayınız.”[1000]

169- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İçinde çan bulunan bir eve melekler girmez.”[1001]

170- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İçinde köpek veya heykel bulunan eve melekler girmez.”[1002]

171- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Süt veren hayvanı asla kesme!.”[1003]

172- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ölülerinizi ancak hayırla yad ediniz!.”[1004]

173- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İpeklerin ve kaplan derilerinin örtülduğü hayvanlara, binme­yiniz.”[1005]

174- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Müslümanı ürkütmeyiniz. Bir müslümam ürkütmek büyük bir haksızlıktır.”[1006]

175- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bereket yaşlıarınızdadır.”[1007]

176- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bereket üç şeydedir: Birlikte (yenen yemekte), tiritte ve sahur yemeğinde.”[1008]

177- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Mescidde yere tükürmek kötülük ve tükürüğü gömmek iyiliktir.”[1009]

Mescitlerde yere tükürmenin hata olduğu belirtiliyor ve bunun keffâretinin, mescidin zemini kum veya toprak ise tükürüğün gömülmesi ve şayet döşeli ise silinip temizlenmesi olduğuna işaret ediliyor.[1010]

178- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Rızkın onda dokuzu ticarette ve onda biri hayvancılıktadır.”[1011]

179- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Peygamberlerin isimlerini takınız. İsimlerin Allah Teâlâ'ya en sevimlileri Abdullah ve Abdurrahman, en doğrucası Haris ve Hemmâm, en çirkini ise Harp ve Murre'dir.”[1012]

Kişilerin kişilikleri üzerinde isimlerin anlamlarının tesiri olduğu belirtilmiştir. Bir çocuğun, baba üzerindeki haklarından biri de güzel isimidir. Hadisde geçen Arapça isimlerin Türkçe anlamları sırasıyla şöyledir Allah'ın kulu, Rahman'in kulu, eken, tekin, savaş ve acı.[1013]

180- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Onu (arkadaş edineceğin kişiyi) seç ve ondan korun.”[1014]

181- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Armağanlaşınız, sevişmenize vesile olur ve musafaha (toka)laşınız, kin ve kırgınlıklarınız gider.”[1015]

182- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İlim öğrendiğiniz kişiye karşı mütevazi olunuz ve ilim öğrettiklerinize karşı da mütevazi olunuz; âlimlerin zorbalarından olmayınız.”[1016]

183- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Esneme şeytandandır ve biriniz esnediği zaman gücü yettiği kadar onu önlesin. Çünkü henhangi biriniz, (esneme esnasında) haaa deyince şeytan ona güler.”[1017]

184- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Din kolaylıktır ve her kim dinle yarışa çıkarsa mutlaka din onu mağlup eder.”[1018]

Dinde en faziletli olanı yapacağım, diyen kişinin bu arzusuna ye­nileceği muhakkaktır. Çünkü ne kadar güç ve dolayısıyle faziletli olanı ih­tiyar etse onun üstünde daha güç ve daha faziletli olanı bulunacaklar. Bu bakımdan itidal tavsiye edilmektedir.[1019]

185- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Din, yeryüzünde Allah'ın sancağıdır ve Cenâb-ı Allah her kimi zelil kılmak isterse bu sancağı onun boynuna koyar (üzerine yürütür).”[1020]

186- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Borç iki kısımdır: Borcunu ödemek niyetinde olduğu halde ölen kişinin velisi benim (borcu tarafımdan ödenecektir). Borcunu ödemek niye­tinde olmadığı halde ölen kişinin (kıyamet gününde) sevaplarından alınır; çünkü o günde Dinar veya Dirhem yoktur.”[1021]

Borcun, ödenme imkânı bulunmadığı için ödenmeyen ve ödenme imkânı bulunduğu halde ödenmeyen borçlar olarak iki kısım olduğu be­lirtilmektedir.[1022]

187- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Borç, dindarlığa ve soyluluğa gölge kondurur.”[1023]

188- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Mallarınızla ırzlarınızı savununuz.”[1024]

Parayı esirgeyerek şeref ve haysiyetinizi korumayı ihmal etmeyi­niz. Para kazanılabilir. Fakat kaybedilen şeref ve itibarı geri çevirmek pek mümkün olmaz.[1025]

189- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bırak müslumanları, çalışsınlar Çünkü cennet yüz derecedir. Her iki derece arasındaki mesafe, gök ile yeryüzü arasındaki mesafe kadar­dır. Firdevs, cennetlerin en yükseği ve en 'uygunudur. Firdevsin üzerinde Rahman'ın arşı bulunmaktadır. Cennet ırmakları buradan fışkırır. Allah'dan cennet istediğiniz zaman Firdevs'i isteyiniz.”[1026]

190- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sizi bıraktığım (size dini tebligatta bulunmadığım) müddetçe beni bırakınız (bana sorular tevcih etmeyiniz) Sizden önceki milletlerin helâk olmalarına ancak çok soru sormaları ve peygamberlerinin emirlerine uy­mamaları sebebiyet vermiştir. Size bir şey emredersem gücünüz yettiği kadar onu yapınız. Sizi bir şeyden de menedersem onu bırakınız.”[1027]

191- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Otoritesi (resmî sıfatı) olan ve ilmi bulunan kişiler meclisin şeref yerine daha lâyıktırlar.”[1028]

192- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kadının eteği (nin topuktan aşağı olan kısmı) bir karıştır.”[1029]

193- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah, kadınlardan şalvar giyinenleri esirgesin!”[1030]

194- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dilenciye, yanık bir çatal tırnak da olsa veriniz!.”[1031]

195- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Selâmı alınız, harama bakmayınız ve tatlı söz söyleyiniz.”[1032]

196- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kulu, ecelinden daha güçlü olarak rızkı arar.”[1033]

197- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bir grubun sakisi (içecek dağıtanı), onların içenlerininin sonuncusudur.”[1034]

Bir topluluğa içecek dağıtan kişi, herkesi içirdikten sonra kendisi içmelidir. Ziyafet ve ikramın gereği budur.[1035]

198- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Herhangi biriniz içerken-kabın içinde (içecek kabı ağzında iken) nefes almasın. Ayakyoluna geldiği zaman da cinsel organını sağ eliyle tut­masın ve sağ eliyle silinmesin.”[1036]

199- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Biriniz içtiği zaman emerek (rahat ve nefes alarak) içsin, dikme dikmesin; çünkü ciğer hastalığının sebebi diikmedir.”[1037]

200- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Süt içtiğiniz zaman ağzınızı çalkalayınız; çünkü süt maddedir.”[1038]

201- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Giyinirken ve abdest alırken sağlarınızdan başlayınız."[1039]

202- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Müsaade istenilmesi (kapının çalınması) üç keredir. Eğer sana müsaade edilirse (ne âlâ)! Aksi takdirde dön.”[1040]

203- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sefamı yay, yemeği bol bol yedir, grubunun heybetli kişisin­den utandığın gibi Allah'dan utan ve güzel ahlâk sahibi ol! Kötülük yaptığın zamanda hemen arkasından bir iyilik yap. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir.”[1041]

204- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Beş şeyden önce beş şeyi ganimet (fırsat) bil: Ölümünden ön­ce hayatını, hastalığından önce sağlığını, meşguliyet zamanından önce boş vaktini, ihtiyarlığından önce gençliğini ve yoksulluğundan önce varlıklığını.”[1042]

205- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Üç kişi olduğunuz zaman iki kişi, diğerinden ayrı olarak ara­larında fisıldaşmasınlar ve guruba katılsınlar; çünkü bu davranış o diğer ki­şiyi üzer.”[1043]

206- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Giyinirken ve abdest alırken sağ taraflarınızdan başlayınız.”[1044]

Bu hadis-i şerif, yine bölümün 201 numaralı hadisinin aynen tekra­rıdır.[1045]

207- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Yatacağınız zaman kandili söndürünüz. Çünkü fare, fitili çeker de ev halkını yakabilir. Kapıları kapatınız. Kırbaların ağızlarını bağlayınız. Su kablarının üstünü örtünüz.”[1046]

Yine bu manâda ve daha tafsilatlı bir hadis-i şerifi Buharı, Câbîr'den rivayet etmiştir. Bu hadis, bu bölümün 131 sıra numarasmda kayıtlıdır. Orada fare, küçük yaramaz olarak îmâ edilmiştir. Eskiden kandillerde yakıt maddesi olarak halis zeytinyağı kullanılırdı. Bu yağa bandırılmış olan fitil mahfazalı olmaz ve o devirlerde olduğu gibi ekseriya açıkta bulunursa fa­reler için iyi bir yiyecek teşkil eder.[1047]

208- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sizden birinize, yemeğini hazırlama ve buharına katlanma zah­metinden kendisini kurtaran hizmetçisi yemeğini getirdiği vakit onu ken­disiyle beraber (sofrasına) oturtsun. Şayet oturtmazsa ona bir veya birkaç lokma versin.”[1048]

209- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ağır ve temkinli hareket, âhıret işinden başka her şeyde hayırlıdır.”[1049]

210- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünyan için, sonsuza dek yaşıyacakmış gibi çalış ne de yarın ölecekmişsin; gibi çalış.”[1050]

Kitabımızı derleyen Ezher Üniversitesi hocalarından Muhammed Hasan Dayfullah, bu hadis-i Şerif hakkında şu mütalaada bulunuyor:

“Eli­mizde bulunan hadis kitaplarında bu hadisin ravisine rastlamadım. Ancak İbn-ül-Esîr'in, En-Nihâye kitabında bu hadisi “çalış” yerine “ek!” lafzsıyle rivayet ettiğini gördüm.”[1051]

211- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Birinizin içeceğine sinek düştüğü vakit onu önce bandırsın ve sonra çıkarıp atsın. Çünkü sineğin iki kanadının birinde dert ve diğerinde deva vardır.”[1052]

212- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ölülerinizin iyi yanlarını anınız, kötülüklerinden bahsetmeli­niz.”[1053]

213- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Yemek yediriniz ve tatlı konuşunuz.”[1054]

214- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Yemek yediriniz ve selâmı yayınız ki, cennetin vârisleri olasınız.”[1055]

215- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Tatlı konuş, güzel selâm ver, hısım akraba ile ilgiler geceleyin insanlar uyurken namaz kıl ve sonra selâmetle cennete gir.”[1056]

216- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Cenâb-ı Allah, bolluk içinde olan ev halkını sever.”[1057]

Evde yiyecek maddelerinin bolca bulundurulması ve israftan ka­çınılmak şartıyle yiyeceklerde kısa yapılmaması öğütleniyor.[1058]

217- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sevap kazanmış olarak değil, günaha girmiş olarak dönünüz.”[1059]

Cenâb-ı Peygamber, bir cenaze ile geçerken bir grup kadını yol üs­tünde cenazeyi bekler bulmuşlardı. Cenazenin yıkanmasına, taşınmasına ve kabre indirilmesine katkıları olmayan bu kadınlar, cenazenin ardından yürümekle sevap değil, günah kazanmış olurlar.[1060]

218- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ahmakla alakanı kes.”[1061]

219- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sizden biriniz üç defa müsaade ister ve kendisine müsaade (veya cevap) verilmezse dönsün.”[1062]

Aynı hadis, değişik bir lafızla Müslim tarafından Ebü Musa'dan tahriç edilmiştir. Bu bölümün 202 numaralı hadisine müracaat ediniz.[1063]

220- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her kim, insanların kendisi için ayağa kalkmasını arzu ederse o kimse cehennemden oturma yerini hazırlasın.”[1064]

221- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kendisine iş danışılan kişi güvenilen kişidir; isterse yol gös­terir, isterse göstermez.”[1065]

Kendisine iş danışılan kişi, güvenilen kişidir; bu güveni kötüye kullanmamalı ve hangi hususu doğru bulursa onu göstermelidir. Müteakip hadis, bu hadisin bir nevi açıklamasıdır. [1066]

222- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kendisine iş danışılan kişi, güvenilen kişidir. Kendisine iş da­nışıldığı zaman kendisi için yapıyorcasına yol göstersin.”[1067]

223- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Cüzamlı ile seninle onun arasında bir veya iki mızrak boyu mesafe olduğu halde konuş.”[1068]

224- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İnsanoğlu için mutluluk üçtür ve insanoğlu için bedbahtlık da üçtür: İyi bir karı, iyi bir binek ve geniş bir konut insanoğlunun mutluluk vesilesidir. İnsanoğlunun bedbahtlık vesilesi de üçtür: Kötü bir konut, kö­tü bir karı ve kötü bir binek.”[1069]

225- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hızlı yürüyüş, yüzün parlaklığını giderir.”[1070]

226- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kadının, kölesiyle beraber yolculuk etmesi kendisi için kayıp­tır.”[1071]

227- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kırbacı, hizmetçinin görebileceği bir yere koyunuz.”[1072]

228- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ın laneti veya gazabı veya cehennem ateşiyle lanetleşmeyiniz!.”[1073]

229- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Herhangi biriniz ölümü temenni etmesin! Şayet iyi bir kims ise iyiliklerini artırabilir ve eğer kötü bir kişi ise Allah'ın rızasını tahsil edebilir.”[1074]

230- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Herhangi bir adamın, müsaadeleri olmadan iki kişinin arasını ayırması (aralarına girip oturması) caiz değildir.”[1075]

231- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Komşusu, kötülüklerinden emin olmayan kişi cennete giremez.”[1076]

232- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Üç şey geri çevrilmez: Minder, güzel koku ve süt.”[1077]

Meselâ misafirlikte kendisine minder verilir veya koltukta otı ması teklif edilirse reddetmemelidir. İkram edilen şey güzel koku veya süt ise, meşru bir mazeret olmadığı takdirde geri çevirmemelidir.[1078]

233- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Üç şey gözü keskinleştirir: Yeşilliğe, akan suya ve güzel yüze.”[1079]

234- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Üç şey, (din) kardeşinin sevgîsirrj senin için durular: Karşılaştığın zaman kendisine selâm verirsin, mecliste kendisine yer açarsın kendisini en çok sevdiği isimle çağırırsın.”[1080]

235- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Herhangi bir adam, bir perdeyi kaldırır ve kendisine müsaat edilmeden gözünü içeri daldırırsa yapması caiz olmayan bir iş yapmıştı. Bir kişi onun gözünü çıkarmış olsa bir şey lâzım gelmez. Bir adam, üzeri de perde bulunmayan bir kapıda bulunsa ve o kapı sahibinin avretini görse hata kendisinin değil, hata kapı sahibinindir.”[1081]

236- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Zehirli keleri, Kâ'be'nin içinde dahi olsa öldürünüz.”[1082]

237- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kıyamet gününde insanların en çok günahkâr olanı, en malâyani konuşanlarıdır.”[1083]

238- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sığırın sütleri şifa, yağları deva ve (fakat) etleri derttir.”[1084]

239- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Evlenerek rızkın yolunu bulunuz!”[1085]

240- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Beyaz elbise giyiniz; çünkü beyaz daha temiz ve daha sıhhîdir. Ölülerinizi de beyaz kefene sarınız.”[1086]

241- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Lahitli mezar yapınız, ancak ortadan çukurlu yapmayınız. Çün­kü lahitli mezar bize ve ortadan çukurlu mezar bizden başkasına aittir.”[1087]

Lahit, kimi sözlüklerde “kenarları kagir, üstü kapak taşlarıyle örtü­lü mezar” diye tarif edilmişse de kelimenin şer-'î manâsı bu değildir. Lahit veya lahd, mezarın tabanında kıble yönünden ölü için açılan yarıktır.[1088]

242- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Yılanları öldürünüz! Yılanların öcünden korkan kişi benden de­ğildir.”[1089]

243- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Âdem'e lahitli (kabir kazılmış ve tek olarak (üç kere) su ile yı­kanmıştı. İşte bu, kendisinden sonra Âdem'in zürriyetinin yoludur.”[1090]

244- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah, dert indirmiş, deva indirmiş ve her dert için bir deva yaratmıştır. Tedavi görünüz, ancak haramla tedavi yapmayınız.”[1091]

245- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah güzeldir", güzeli sever; temizdir, temizliği sever; lütufkârdır, lütufkârlığı sever; cömerttir, cömertliği sever. Avlularınızı temizle­yiniz ve Yahudilere benzemeyiniz.”[1092]

246- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Cenâb-ı Allah, herhangi bir dert yaratmışsa mutlaka onun şifa­sını da yaratmıştır, inek sütüne önem veriniz. Çünkü bu hayvan bitkiden yer...”[1093]

247- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah, üç şey önünde susulmasını sever: Kur'ân okunurken, düşman üzerine akın yapılırken ve cenaze esnasında.”[1094]

248- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah Teâlâ dindar, zengin, eli ve gönlü açık kulu sever.”[1095]

249- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Cenâb-ı Allah, aksırmayı sever ve (fakat) esnemeyi sevmez.”[1096]

250- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Yahudi ve Hıristiyan'lar, (ağarmış saçlarını) boyamazlar. Siz onlara uymayınız.”[1097]

251- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hırsızların en azılısı, devlet adamının dilini çalan (resmî sıfatı olmadığı halde varmış gibi konuşan) kişidir. Müslüman kişinin malın haksız yere bir başkası tarafından kesilmesi, suçların en büyüklerindend iyiliklerden biri, hastayı ziyarettir ve bu ziyaretin tamamlayıcı unsurları; elini hastanın üzerine koymaklığın ve ona nasıl olduğunu sormaklığındır. Aracılıkların en üstünlerinden biri, nikâh konusunda iki kişi arasında aracılık yaparak onları birleştirmekliğindir. Entarilerin şalvarlardan önce giymesi, peygamberlerin giyiniz tarzındandır. Duanın kabul vesilelerinden biri de dua esnasında aksırmaktır.”[1098]

252- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sarkıtmak izarda (belden aşağısına mahsus bir giysi), entari ve sarıkta olur. Bir kimse böbürlenerek bunlardan birini (nin etek veya ucnu sarkıtıp) yerden çekerse kıyamet gününde Cenâb-i Allah o kişiye (rahmet nazariyle) bakmaz.”[1099]

253- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Herhangi bir ailenin yanında koyun varsa onların evinde mutlaka bereket vardır.”[1100]

254- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Herhangi bir ailenin ağılına akşamüstü bir koyun sürüsü girse sabah oluncaya kadar melekler onlar için istiğfar ederler.”[1101]

255- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bir evde bir koyun bir bereket, iki koyun iki bereket ve üç koyun üç berekettir.”[1102]

256- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Koyun bereket, kuyu bereket ve tandır bereket ve çakmak taşı berekettir.”[1103]

257- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Koyun, cennet hayvanlarındandır.”[1104]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS