Konu: Kanaat, Zühüt (Ahiret İşlerini Dünya İşlerine Tercih Etmek)

Konu: Kanaat, Zühüt (Ahiret İşlerini Dünya İşlerine Tercih Etmek)

1- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünya için ilgi duymak bana ne gerek. Çünkü ben dünyada bir ağacın gölgesinde biraz oturduktan sonra giden bir yolcu gibiyim.”[135]

Bu hadisi işiten validemiz Hz. Ayşe, sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed'e şöyle dedi:

“Ey Allah'ın resûlu! hadisde sözü geçen “Allah’ın rahmetine kavuşmak” dan gaye ölüm müdür? Ölümse, muhakkak ki, hepimiz ondan nefret ederiz. Bunun üzerine peygamberimiz şöyle cevap verdi:

“Ey Aişe! Mümin bir kul, Allah'ın rahmetine kavuşmayı ister, Allah onu ister. Çünkü Allah'ın rahmeti ve cennetiyle müjdelenmiştir. Kafir ise, Allah'ın azab ve gazabı kendisine haber verildiğinden, Allah'ın gazabını kavuşmaktan nefret eder, Allah'da ondan nefret eder.”

Peygamber efendimiz (s.a.s.)'ın validemiz Hz. Ayşe'ye buyurdukları gibi, Allah'ın rahmetine kavuşmakdaki gaye ölüm değildir.[136]

2- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Haris, helâl olmayan maldan kazanmak isteyen kimselerdir.”[137]

3- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah mümin kulunu, dünyalığa karşı zahit olmaktan, mi­desini haram olan lokmadan, tenasül uzvunu fuhuşdan korumaktan daha güzel süslemez.”[138]

4- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Muhakkak ki, dünya malı yeşil, cazibeli ve tatlıdır. Kim onu helâl yoldan kazanırsa, bereketli olur. Haram yoldan kazanan kimse ise cehennemi hak etmiş olur. Birçok kimseler vardır ki, Allah'ın, peygam­berin haram kıldığı malları, nefsinin arzularına dalarak kazanır. Böyle 'kim­seler için kıyamet günü cehennem azabından başka hiç bir şey olmaya­caktır.”[139]

5- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Muhakkak ki, dünya malı yeşil, cazibeli ve tatildir. Onu hırsla helâl yoldan kazanırsa bereketli olur. Kim onu, nefsinin arzularına uya­rak haram yoldan kazanırsa bereketli olmaz. Böyle kimseler yiyip doymaz kişilere benzer. Üstteki (veren) el, alttaki (alan) elden daha hayırlıdır."[140]

Hadisin sebebi: Hakim adındaki kişi, peygamberimizin huzuruna gelerek bir şeyler istedi. Peygamberimiz de kerelerce istediği şeyleri ver­dikten sonra kendisine yukarıdaki hadisi nasihat olarak verdiler. Bunun üzerine Hakim, “Ya Resûlullah! Bundan sonra kimseden bir şey istemem ve elimi Arapların elleri altında bulundurmam.” dedi.[141]

6- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sen illâ dilencilik yapmak istiyorsan, salih kimselerden iste.”[142]

Hadisin sebebi: Feras adında fakir bir sahabiye, peygamberimi­zin huzuruna gelerek:

“Ya Resûlullah! Çok fakir ve perişan bir haldeyim. Dilencilik yapayım mı? Peygamberimiz buna şöyle cevap verdiler:

“Dilen­cilik yapma. Çünkü o iyi bir şey değildir.” Bundan sonra aynı kişi tekrar tekrar peygamberimizin yanına gelerek izin istedi. Bunun üzerine pey­gamberimiz:

“Sana dilenciliğin iyi bir şey olmadığını söyledim. Fakat illâ yapmak istiyorsan, imanlı salih kimselerden iste.” buyurdular.[143]

7- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ey Ademoğlu! Yeterince malın olduğu halde seni azdıracak ka­dar çok mal istiyorsun. Az mala kanaat etmez, çok mala ise doymazsın.”

Ey Ademoğlu! Bedenin sağlıklı, milletin arasında güvenlikte ve o gü­nün sana yetecek kadar yiyecek, içeceğin olduğu halde sabahlıyorsun. Dünya malına karşı haris değil, iffetli olman gerek o halde.”[144]

8- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Cebrail bana gelerek şöyle dedi:

“Ey Muhammed! Diledi­ğin kadar yaşa. Fakat muhakkak ki, sonu gene ölüm olacaktır. İstediğin şeyleri sev. Sonu gene ondan ayrılık olacaktır. Dilediğin işleri yap. Yap­tığın işlerin karşılığını mutlaka alırsın. Amelin iyiyse karşılığı mükâfat, kötüyse, azabdır.

Ey İnsanoğlu! Bil ki, müminin şerefi, geceleyin kalkıp, vaktini ibadet­le ihya etmesidir. Müminin aziz olması ise, başkalarına muhtaç olmamakdır.”[145]

Bir insan bin sene yaşasa bile, gene boşunadır. Çünkü yaşadığı dakika, saat, günler, aylar ve yılları unutur. Zaman ona sanki yeni doğmuş gibi gelir. 950 sene yaşayan Nûh peygambere:

“neler hatırlıyorsun diye soruldu. Bu soruya hiç bir cevap bulamayan Nuh peygamber ancak şöyle diyebildi:

“Ben, sanki dünyaya yeni gelmiş gibiyim.”[146]

9- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ey imanlılar! Dünya malını isterken, hırsla değil, yumuşaklıkla isteyin. Çünkü her insan, kendisine (kalemi ezeli ile) ne eksik ne fazla yazılan dünya nimetine er geç kavuşacaktır.”[147]

10- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünyaya kapılmayınız. Çünkü dünya, yeşil cazibeli ve tatlıdır (Kendini ona kaptıran bir kimsenin ondan kurtulması çok zordur.)”[148]

11- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bir kaptaki iki katık (bal ile süt)'ü yemediğim gibi haram da kılmam”[149]

“Birbirine karışmış bal ile süt mideye ağır geldiğinden dolayı peygamberimiz, bunun yenmesini haram değil, fakat çirkin görmüştür.”[150]

12- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah sevdiği kulunu dünyaya kapılmaktan, sizin hastanızı su içmesinden koruduğunuz gibi korur.”[151]

13- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kendisine az konuşmak ve zahitlik verilen bir kimse gördü­ğünüz zaman, ona yaklaşınız. Çünkü ona, hikmetli bilgi ve düşünceler ve­rilmiştir.”[152]

“Geveze olmayan (az konuşan) ve dünya malına karşı zahit (fazla düşkün olmayan) bir kimseye hikmetlerle dolu bilgi ve düşünceler verilmiştir. Bu yüzden bu gibi kimselerle arkadaşlık kurup sohbet etmek, zarar değil, bilâkis fayda verir.”[153]

14- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Adamın birisi (Sevgili peygamberimizin huzuruna gelerek) şöyle dedi:

“Ey Allah'ın resulü! Bana öylesine bir iş göster ki, ben onu yaptığın zaman hem Allah, hem de insanlar beni sevsin. Peygamberimiz buna karşı şöyle cevap verdi:

“Dünyalığa karşı zahid ol ki, başkalarının elindeki mala karşı zahid ol (göz dikip kendilerinden isteme) ki, insanlar seni sevsin.”[154]

15- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sizi ayıp ve haram sayılan mallara, hakir ve tuhaf olan şey­lere sürükleyecek cimrilikten Allah'a sığınınız.”[155]

Hadisde geçen bazı kelimeler:

Tama': Cimrilik,

Tebâ: Ayıp olan şeyler,

Metme': Hakir olan şeyler,

La metme’; Yenilmeyecek kadar çok hakir olan şeyler,[156]

16- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ın yeterli gördüğü zenginlikle kendinizi zengin sayınız. Bu da sabah ile akşam yemeğidir.”[157]

17- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Misvak gidi basit bir şey için dahi, başkasından bir şey iste­me.”[158]

18- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Er geç ihtiyarlayacak olan ademoğlunda yalnız iki şey genç kalır:”[159]

a) Hırs: Dünya mal, makam ve rütbe gibi şeylere aşırı düşkün olmak,

b) Uzun emel: Dünya mal ve servetine, rütbe ve makamına karşı sonsuz emel beslemek.”[160]

19- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ey insanoğlu, Allah'dan korkunuz. Dünya malını istemekte yumuşak davranınız. Çünkü (ilâhi kalemle kendisine yazılmış olan) nasibini (gecikse bile) almadan hiç kimse ölmez. Öyleyse Allah'dan korkup dünya talebinde aceleci olma. Size helâl olanı alınız, haram olanı ise terk ediniz.”[161]

20- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Muhakkak ki, dünya malı, yeşil, cazibeli ve tatlıdır. Helâl yoldan kazanılırsa bereketli olunur- Kim nefsinin arzularına uyarak haram yoldan kazanırsa, bereketli olunmaz. Böyle kimseler ise, yiyip doymaz kimselere benzer. Üstteki (veren) el, alttaki (alan) elden daha hayırlıdır!”[162]

21- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Gerçekten zenginlik, başkasının elindekine göz dikmeyip ondan umut kesmektir. Cimrilikten kaç. Çünkü cimrilik, hazır bir fakirliktir!”[163]

“Başkasının elindekine göz dikmek, onu elde etmek için koş­mak, huzursuzluktan başka bir şey değildir. Fakir olan bir insan, fakirliğin­den dolayı arzu ettiklerine ulaşamayarak yoksulluk içinde bocalayıp dur­duğu gibi, zengin olduğu halde cimri olan bir insan da mal ve servetin­den faydalanamayacağı için, fakirlik içinde bocalayıp durur.”[164]

22- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Gerçekten zenginlik, başkasının malından umudunu kesmektir. Cimriliğe doğru yürüyen bir kimse, acele değil, yavaş yürüsün. (İllâ cimrilik yapmak -istiyorsa, çok değil, hiç olmazsa az yapsın. Çünkü faz­la cimrilik kişiyi tehlikelere sürükler.)”[165]

23- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İslâmiyeti kabul etmiş, malı yeterli ve Allah'ın kendisine ver­diği rızka kanaatkar olan bir kimse, saadete kavuşmuştur.”[166]

24- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ölüm, dünya malına az rağbet ettirmek ve ahiret işlerini teş­vik etmek bakımından herkes için yeterlidir.”[167]

25- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bir ev, ekmek ve erkek ile kadının avret yerlerini örtecek el­biseden fazla olan malda sahibinin hakkı yoktur. (Saydıklarımızdan fazla kalan mallar, olmayanların hakkıdır.)”[168]

“Bir müslümanın oturacağı bir evi, yiyecek, içecek ve giyecek­lerinden fazla arta kalan malı, kendisinin değil, fakirlerin hakkıdır. Çünkü zengin olan bir insan her gün bir kaç çeşit yemeği sofrasında bulundurur­ken, fakir olan bir insan sofrasında ancak bir türlü yemek bulundurur ya da bulunduramaz. Onun için yokluk içindeki ızdırabından fakiri kurtarıp refa­ha kavuşturmak muhakkak ki, zenginin hakkıdır.”[169]

26- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Gerçek zenginlik, malın çokluğu değil, kalbin kanaatidir.”[170]

27- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünyada birer misafir gibi olup, camileri kendilerinize mes­ken edininiz. Az gülüp çok düşününüz ve ağlayınız. Şehevi arzular ve şah­si görüşler aranızda ihtilâf ve tefrikacılık yaratmasın. Çünkü siz, içinde oturulmayacak kadar yüksek binalar yapıyor, yenmeyecek mallar topluyor, kavuşamayacağınız şeyler hakkında uzun emeller besliyorsunuz”[171]

“Dünyada konakladığı yerden bir müddet sonra ayrılacak misa­firler gibi olunuz” anlamını taşıyan bu hadisi şerif, bizlerin dünyada az bir müddet kalıp ondan sonra ahiret alemine intikal edeceğimize işaret et­mektedir. Allah'ın zatı sıfatına delâlet eden dünyadaki dağlar, denizler gi­bi tarihi eserlerin hakiki mimarı olan canlı ve cansız varlıkların yaratanı hakkında düşünüp O'nun varlığını kabul ediniz. Avrupa gibi küfür diyarla­rından gelmekte olan kirli ve zararlı küfür düşüncelerine kapılıp aranızda ihtilâfa düşmeyiniz. Tefrikacılık yaratarak birbirinize düşman olmayınız.”

28- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her biriniz dünya malını, yolcunun yolluğu gibi azaltmaya ça­lışsın.”[172]

“Yolcunun yanında götüreceği azığın az olması gerekir. Çok azık, yolcunun varmak istediği hedefe engel olur. Dünya yolculuğuna çık­mış olan bizler, fani olan dünya malını fazla çoğaltmamız, bizim ahiret aleminde saadete kavuşmamıza engel olur.[173]

29- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Katıkların arasında, yalnız sirkenin bulunduğu ev ne evdir.”[174]

“Sevgili peygamberimiz (s.a.s.) bir gün, Ümmühan adındaki hanımın evine uğradığında şöyle buyurdular: “Evinde yiyecek bir şey var mı?” Bunun üzerine Ümmühan:

“Hayır, efendim, kuru ekmek ve sirkeden başka bir şey yok” deyince peygamberimiz (s.a.s.) yukarıdaki hadisi şeri­fi buyurdular.[175]

30- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünyayı fazla seven bir kimse, ahiretine zarar verir. Âhiret işlerini dünyasından daha üstün tutan kimse ise, dünyasına zarar verir. Öyleyse sizin için ebedi olarak kalacak ahiret hayatını dünya hayatına ter­cih ediniz.”[176]

31- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'a yemin ederim ki, dünyanın bakiliği ahirete nazaran, batırdığınız parmağınızı sudan çıkarırken aldığı suyun denize karşı olan azlığı kadardır.”[177]

32- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her türlü zevke son verdiren ölümden çokça bahsediniz.”[178]

33- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Her çeşit zevk ve eğlencelere nihayet verdiren ölümü anınız. Çünkü zor bir hayat içinde yaşayan fakirin ölümden bahsetmesi hayatını kolaylaştırır. Bolluk içinde bulunan bir kimsenin ölümü anması ise, ona karşı günah yollarını kapatır.”[179]

34- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım! Gerçek hayat, ancak ahiret hayatıdır.”[180]

35- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım Muhammed ehlinin dünyadaki rızkını yetecek kadar ver.”[181]

36- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Şüphe yok ki, kulun gaye ve hedefi ahiret olduğu takdirde, Hz. Allah o kişinin işlerini toparlar, zenginliği kalbine koyar. Bu yüzden böyle bir kimse kanaatkar bir zengin olarak sabahlar ve akşamlar. Fakat kulun ana hedefi, sadece dünyalık olursa, Hz. Allah onun işlerini dağıtıp fakirliği iki gözü arasına yerleştirir. Böyle kimseler, kendilerini sabah ve akşam hep fakir olarak görür.”[182]

37- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ademoğlunun oturacak bir evi, giyecek elbisesi, yiyecek ek­meği, içecek meşrubatından başka arta kalan bir servet, ancak bunlara sahip olmayanların hakkıdır.”[183]

“Zenginin malının zekâtını vermesi farz, fazla kalanını vermesi ise sünnettir. Hadisin ifade ettiği manâda budur.”[184]

38- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünyası tatlı olan bir kimsenin ahireti acı, dünyası acı olan kimsenin ahireti tatlı olur.”[185]

“Dünya için tatlı olan kadınlı içkili hayat ve şehevi arzular ahiret için çok ama pek çok adidir. Ömrünü, hayatını bunlarla geçiren kim­selerin ahiret aleminde alacakları karşılık bilinmelidir ki, pek acı olacak­tır. Dünyada ibadet ve taatlar her ne kadar yapanlara zor gelirse de, ahi­ret aleminde o kadar tatlı gelecektir. Çünkü ömrünü ibadetlerle geçiren mümin kimseleri ahiret aleminde tatlı bir hayat ve büyük mükâfatlar bek­leyecektir. O halde kendini boş bir hayat uğruna ateşe atmak niye? Akıllı ve şuurlu bir kimsenin kendini ateşe atması delilik değil midir? Bil­mezler mi ki, yapılan bütün gayri meşru hareketlerin karşılığı çok acı ve cehennem azabı olacaktır.”[186]

39- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünya, tatlı ve bir yeşilliktir. Dünya malını helâl yoldan kazanan bir kimse için, o mal bereketli kılınır. Birçok kimseler vardır ki, ahiret işlerini bırakarak sadece şehevi arzular peşinde koşarlar. Kıyamet günü onların cehennemden başka hiç bir nasibleri olmayacaktır.”[187]

40- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünya, bütünüyle bir servettir. Bu servetin en güzeli, dindar bir hanımdır. Dünya, tatlı ve bir yeşilliktir. Helâl yoldan kazandığı malı meşru yerlerde harcayan kimseyi, Hz. Allah mükâfatlandırıp cennetine ko­yacaktır. Kim, helâl olmayan yollardan mal kazanırsa, Hz. Allah onu rezil edip cehenneme koyar.”[188]

41- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ın ve peygamberin malı olan ganimete dalıp ihanet eden kimse için, ancak cehennem ateşi vardır.”[189]

42- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünya, içindekileriyle birlikte mel'un (Allah'ın nazarında değersiz ve düşük) dür. Ancak Allah'ı anmak (ilim öğrenmek ve öğretmek) Allah'ın anılmasına vesile olan ibadetler ile alim ve öğrenciler bu hükmün dışındadır.”[190]

43- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünya, içindekilerle birlikte mel'undur. Ancak Allah'ın rızasının kazanılmasına vesile olan mal, bu hükmün dışındadır.”[191]

44- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünya, müminin zindangâhı, kâfirin ise cennetidir.”[192]

“Allah'ın emir ve yasaklarına bağlı olan mümin için dünya, bir zindan gibidir. Kâfir, inanmadığından dolayı, helâl ve haramı gözetmeden hiç bir şeye bağlı olmayıp dilediğince tıpkı bir domuz gibi yaşadığından dünya onun için bir cennettir.”[193]

45- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünya, mümin için sefa ve eğlence diyarı değildir. Nasıl ola bilir? Çünkü dünya, mümün için bir zindan ve belâ diyarıdır.”[194]

46- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Namazın içindeyken evde bulunan bir külçe altını hatırladım. (Beni namaz içindeyken tekrar meşgul etmemesi için eve kadar gidip onun fakirlere dağıtılmasını emrettim.”[195]

47- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İki dirhem paraya sahip olan kimsenin hesabı, bir dirhem sahip olanın hesabından daha zordur. Yine iki dinarı olan bir kimseni hesabı, bir dinarı olan kimsenin hesabından daha zordur.”[196]

48- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Altından daha ziyade (seni doğru yoldan saptıracak) birçok şey görüyorum. Çünkü dünya serveti, (semadan yağmur sularının düşme si gibi) üzerinize dökülecektir.”

Ümmetim (öylesine servete sahip olacak ki,) o sırada en büyük arzum, altından yapılacak elbiseleri giymemeleridir.”[197]

“İnsanların hak yoldan sapmasına yalnız altın gibi değerli şeyler sebeb değildir. Çoğunlukla insanin doğru yoldan ayrılmasına kadın, çocuk, mal ve şeytanın birer yuvası olan ahlâk bozucu flim gösteren sinemalar, sahneye konulan piyes ve oyunlar, pavyon, bar gibi her türlü fu huş ve kötülüğün işlendiği gece kulübleri ile kumarhaneler İslâm hayatını bozmuş, bir çok müslümanın dinden, imandan çıkmasına, ve nihayet küfür batağına saplanmasına sebeb olmuşlardır.”[198]

49- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Malların en hayırlısı, gün be gün yeterli olan rızıkdır.”[199]

50- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“En hayırlı rızık, bir gün için yeterli rızıkdır.[200]”

51- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Zahidlik, helâl olanı haram kılmak ve mal ziyan etmek değil­dir. Zahittik, elindeki malın, Allah'ın yanında senin için saklı bulunan mal­dan daha güvenilir olmamasıdır. Zahittik, sana isabet eden bir hastalığın devamının, iyi olup devam etmemesinden daha çok istenmesidir. (Devam eden hastalığın sevabı çok olduğundan, kıyamete iman etmiş bir kimse, sevab gerektiren bir hastalığın devamını elbetteki çok ister.)”[201]

52- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünyada zahitlik, (ahiret işlerini dünya işlerinden üstün tu­tup az mala kanaat etmek) kalbi ve bedeni rahatlatır. Dünyaya fazla rağ­bet etmek düşünceyi ve üzüntüyü çoğaltır. Tembellik ise kalbi katılaştırır. (Dolayısıyla iman nurunu azaltıp sönmeye mahkûm eder.)”[202]

53- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünyanın servet kapısı size karşı öylesine açılır ki kabe de­ğerli sergilerle döşendiği gibi evlerinizi döşersiniz. Ey ümmetim, bugün siz, o günde yaşayacak olanlardan daha hayırlısınız.”[203]

54- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ölümün, peşinden ardı sıra koştuğu kimselerin dünyayı çok istemelerine şaşarım doğrusu. (Allah tarafından) unutulmayan bir kimse­nin gaflet içinde bulunmasına şaşarım. Ve yüksek sesle gülenlere şaşa­rım. Böyle kimseler Allah'ın rızasını mı yoksa gazabını mı hak ettiklerini bilmiyorlar ki.”[204]

55- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“(Caminin sergisi) Musa peygamberin sergisi gibi olsun.”[205]

Caminin donatılması konusunda Sevgili peygamber efendimi­ze teklifler yapıldı. Bunun üzerine peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurur­lar:

“Hayır. Biz caminin fazla süslenmesini istemiyoruz. Camideki sergile­rin Musa peygamberin sergisi gibi olsun isteriz ki, onun sergisi hasırdandı.”[206]

56- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Rabbim, Mekke'nin çakıl ve kumlarını altına dönüştürüp bana vereceğini söylediğinde, ben “Ey Rabbim! İsteyemem” dedim. Bir gün tok olup aç kalmak benim için daha faydalıdır. Çünkü aç olduğum zaman yakarıp seni anarım. Tok olduğum zaman ise, (daha evvel aç olduğu hatır­layıp) sana hamd ve şükür ederim.”[207]

57- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“(Ben muhteşem bir ev değil, ancak) Musa peygamberinki gi­bi ot ve tahtayla örtülü bir ev isterim. (Çünkü benim için) dünya hayatı, böyle bir evden daha kısadır.”[208]

58- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünyasını ahireti için, ahiretini de dünyası için terk eden bir kimse, iyileriniz değildir. Sizin en iyiniz, her ikisinden de nasibini alandır. Çünkü (helâl yoldan kazanılan) dünya malı, mümini ahirete ulaştırır. Öyle ise başka insanlara yük olmayın.”[209

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS