İyi bir zevcenin vasıfları:

İyi bir zevcenin vasıfları:

Evlenmek ve bir yuva kurmak her genç için tabiî ve medenî bir ihtiyaç olmakla beraber, aynı zamanda dinî bir vazifedir. Önemli bir özrü olmadan bu vazifeden kaçınmak, sevgili Peygamberimizin (s.a.s.) sünnetine karşı gelmek olur. Bir insan için hayatının en önemli dönüm noktalarından biri olan evlilik de eşini seçmeyi birtakım tesadüfler veya bazı zorlamalara bırakmamalıdır. Çünkü kurulan yeni yuvanın sağlam, mesud ve uzun ömürlü olmasında ev hanımının inkâr edilmeyecek kadar büyük bir rolü vardır. Bu yüzden insan hayat arkadaşım seçerken bazı husus­lara dikkat etmek zorundadır. Her alanda şaşmaz prensipler koyan yü­ce dinimiz, bu konuda da bizlere ışık tutmakta ve sevgili Peygamberimi­zin hadis-i şerifleri iyi bir zevcenin vasıflarım bize açık-seçik ortaya koy maktadır.[170]

61- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Güzel fakat çocuk yapmayan kadınlarla evlenmeyiniz. Çocuk ya­pan kadınları tercih ediniz. Çünkü ben, kıyamet günü, sizinle çoklu­ğunuzla diğer ümmetlere karşı övünürüm.”[171]

62- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Doğumdan dolayı nikahı haram olan kimseler, sütten de haramdır.”[172]

63- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Bakireyi tercih ediniz. Çünkü ağızlarının tadı temiz, rahimleri sağlam ve az nafakaya da razı olurlar.”[173]

64- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“(İslam hukukunun birçoklarında kadın ile erkek eşittirler...) Çünkü kadın erkeklerin kardeşidir.”[174]

65- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Kadın ile dört şeyden biri için evlenilir: Malı, güzelliği, asaleti ve dindarlığı için. Sen dindar olanını seç ki, perişan ve sefil olmayasın.”[175]

66- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Evleniniz ki, çoğalabilesiniz. Çünkü ben, kıyamet günü diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar ederim.”[176]

Nitekim Peygamberimiz, “Ey Allah'ın resulü!.. Kadınların en hayırlısı hangisidir?” şeklindeki bir soruya verdiği cevap şu oluyor:

“Ba­kınca kocasını sevindiren, kocasının dediklerine uyan nefsi ve malı konu­sunda kocasını gücendirecek şekilde reddetmeyen ve oma hiç bir şekilde ihanet etmeyen kadındır.” Bu ve buna benzer birçok hadis-i şerifin ışığı altında dinîmize göre iyi bir zevcenin vasıflarını şöylece sıralayabiliriz:

a) Kadın her şeyden önce aile yuvasının iki temel taşından birisi­dir. Evde huzur ve sükûn olabilmesi için kadın kocasına karşı derin bir sevgi duymalıdır. Bunun nişanesi olarak ev hanımı daima tatlı sözlü ve güler yüzlü olmalıdır.

Dışarıda hayatın bin bir güçlükleri ile mücadele eden yıpranan ve bu­nalan erkek, evine gelince daima gülümseyen bir yüz bulmak ve günün yorgunluklarını eşi ve yavruları ile konuşarak gidermek ister. Kocasına karşı her zaman sert ve asık suratlı olan bir kadın, İslâmî Ölçülere göre hareket etmiyor demektir.

b) Yüce Dinimizin esaslarına uygun olarak meydana getirilen aile yuvasında reislik vazifesi erkeğindir. Başta evin hanımı olmak üzere bütün aile fertleri buna uymakla mükelleftirler.[177]

67- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“(Babası olmayan bir kızın kardeş gibi ) iki velinin onu ayrı erkeklerle evlendirdikleri takdirde, nikahı ilk önce kıyılan erkeğe verilir.”[178]

68- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Nikahı kıyılmadan önce nişanlı bulunan kocasına verilen mehir (ve hediyeler onun olacaktır. Nikahı koyuldıktan sonra akrabaları tarafından getirilen hediyeler, kimin için getirilmişse onun olacaklardır.”[179]

69- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Velisinin izni olmadan evlenen bir kadın, zina etmiş olur. ( Bu hadis şafi mezhebinin delillerinden biridir. Hanefi mezhebine göre erginlik çağına girmiş aklı başında olan bir kadın babasından izin almadan evlenebilir.)”[180]

70- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Takma saç takan bir kadının yaptığı iş haramdır. (Çünkü bu saç, başkalarının aldanmasına sebep olur.)”[181]

Dışarıda çalışarak ailenin geçiminde en büyük payı üzerine alan erkeğin bu durumu gayet normal ve tabiîdir. En küçük canlı birliklerden olan karıncalardan tutun da en bü­yük imparatorluklara kadar bütün topluluklarda görülen üstün nizam ve ahenk, her varlığın daha büyüğüne olan itaatiyle gerçekleşir. Aynen öylede aile içindeki nizam kocanın emirlerine uymağa bağlıdır. Bu konu­da dinimiz o kadar ileri gitmiştir ki, bir kadın kocasının izni olmadan nafile oruç tutamaz ve evine başka birisim dahi alamaz.

c) Peygamberimiz yukarıdaki hadis-i şerifte iyi bir zevcenin vasıflarını sayarken üçüncü olarak kocasının nefsi üzerindeki arzularını reddetmeyen kadınlar şeklinde buyuruyor. Nikâhtaki asıl gaye neslin deva­mını te'min etmek olmakla beraber, haram yollara sapmadan nefsin tat­mini de vardır. Dinimiz yaratılışımızın gereği olarak karşı cinse olan il­giyi hiçbir zaman inkâr etmez, önemli olan bunu yok etmek değil, meşru yollardan bu ihtiyacı gidermektir. Bunun için de en uygun yol evlen­mektir. Evlenince de kadının kocasına karşı direnmesi ve onun arzularını yerine getirmemesi evlilik kaidelerine uymadığı gibi aynı zamanda dini­mize göre büyük bir suçtur. Çünkü bu takdirde erkek başka yollara baş­vurarak doğru yoldan ayrılma ihtimali vardır.

Nitekim Peygamberimiz (s.a.s.); “Kocası tarafından yatağa da­vet edildiği halde bu teklifi reddeden kadına bütün melekler sabaha kadar lanet okurlar.” diye buyurmuştur. Buradaki lanetin Allah'ın rah­metinden koyulmak mânasını taşımakla birlikte dünyada da boşanma­ya varan bir takını felâketlere çarpmak mânasına da geldiği muhakkak­tır.

ç) Adı geçen hadiste iyi bir ev hanımının dördüncü vasfının da ma­lı üzerinde kocasının isteklerini reddetmeyen kadın olduğunu görüyoruz. Hepimiz biliriz ki insan hayatında iyi günler olduğu gibi zaman zaman bazı hastalıklara tutulma ve bir takım büyük felâketlerle karşılaşma ih­timali de vardır. Bu gibi zamanlarda kadın kocasına manen destek ol­duğu gibi; elindeki bütün maddî imkânları da kullanarak aile yuvasının yıkılmasına ve dağılmasına engel olmağa çalışmalıdır.

Evin geçimini sağlamak erkeğin vazifesidir, diyerek bir köşeye çe­kilen ve bu acıklı manzaralar karşısında sadece seyirci kalan bir kadın, insanlık vazifesini yapmadığı gibi en büyük dinî bir suç işlemiştir.

d) İyi bir zevcenin diğer bir vasfı da aile içindeki aile sırlarını baş­kalarına söylememek ve onları yaymamaktır. Bu da aile hayatının hu­zur ve sükûn içinde sürdürebilmesi için çok önemli bir noktadır. İnsan olarak hepimizin bazı kusur ve eksiklikleri olabilir, bu normaldir. Ama karı-koca arasında gizli kalması gereken bazı hususları bir kaç ka­dının bir araya toplanıp birbirlerine anlatmaları ve bunu bir eğlence konusu yapmaları çirkin bir davranış olduğu gibi, dinimize göre de bü­yük bir günah işlemek demektir. Çünkü bu, aile şeref ve itibarına leke düşürmek olur.

e) İyi bir ev hanımında aranması gereken diğer bir vasıf çocuk yap­ma kabiliyetidir. Bir gün Peygamberimize (s.a.s.) biri gelerek:

“Ey Allah'ın elçisi, güzel ve asil bir kadınlar tanıştım, yalnız çocuk yapmıyor, kısırdır. Onunla evleneyim mi? diye sorunca Peygamberimiz (s.a.s.):

“Hayır, evlenme” diye cevap verdi. Adam aynı soruyu üçüncü defa so­runca Peygamberimiz bu defa şu cevabı verdi:

“Bol çocuk doğurabilecek sevdiğiniz kadınlarla evleniniz, çünkü ben sizin diğer ümmetlerden çok olmanızı isterim.”

f) Kanaatimizce iyi bir ev hanımının en önemli vasıflarından biri de çocuklarını iyi yetiştirmektir. Ayrı bir kitap hacmini dolduracak kadar geniş olan bu konunun bütün yönleriyle burada işlenmesine imkân yok­tur. Ancak şu kadarını söyleyelim ki anne bir milletin geleceğinin mi­marıdır. Çocuğun yetişmesinde çevrenin, okulun ve daha birçok unsu­run rolü olmakla birlikte ilk ve en önemli vazife anneye düşmektedir. Çocuk daha çevreye ve okula mal olmadan, anne ve baba ona her türlü dini bilgi yanında, millî ve ahlâkî duyguları aşılamakla sorumludurlar. Sevgili Peygamberimiz daha önce de birçok yerde geçen şu hadislerin­den;

“Hepiniz çobansınız ve maiyetinizden sorumlusunuz” diyerek bu vazifeyi bizlere bildirmiştir. Yine çocuklara verilmesi gereken terbiyenin ne olduğunu Peygamberimizin (s.a.s.) bir başka mübarek süslerinden öğreniyoruz. Peygamberimiz, çocukların terbiyesi konusunda şöyle buyuruyor:

“Çocuklarınızı şu üç huyu aşılayacak şekilde terbiye ediniz: Peygamberini, O'nun ehli beytini sevdiriniz ve Kur'an-i Kerim'i okutunuz. Çünkü Kur'an okuyanlar hiçbir gölgenin bulunmadığı mahşer günü Peygamber ve evliyalarla beraber Allah'ın (rahmet) gölgesinde bulunacaklardır.”

Peygamberimiz buyuruyor ki:

“Beş vakit namazını kılan, Ramazan orucunu tutan, namusunu koruyan ve kocasını itaat her kadına (mahşer günü) şöyle denilecek; Dilediğin kapıdan Cennete gir.” Şimdi bu saydığımız vasıflar hangi kadında bulunabilir, diye kafaları kurcalayan bir sorunun ortaya atıldığını kabul ederek buna cevap verelim. Peygamberimiz evlenmek için bir kadında aranacak dört vasıf saymaktadır; ama bunlardan mallısını, soylusunu, güzelliği bir yana iterek bu meziyetlerin en üstününün dindarlık ve namus sağlamlığı olduğunu da belirtiyor. Nitekim şu sözler de Allah Resulü'ne aittir.

“Kadının güzelliğine aldanarak onunla evlenmeyiniz. Çünkü güzellik kadını yoldan çıkararak meşru olmayan münasebetlere sürükleyici bir sebep olabilir. Yine kadının servet ve zenginliğine tama ederek de onunla evlenmeyiniz. Çünkü böyle bir kadın servet ve zenginliği içinde erkeği küçük görerek azabilir. Kadının dine bağlılığı ve namusluluğuna bakarak evleniniz. En sağlam ve doğru yol da budur.”

Sıcak bir aile yuvası kurmak herkesin gayesidir. Zaten ne derece mesud ve istikrarlı bir aile yuvası kurulursa, böylesine ailelerin çoğun­luğu teşkil ettiği bir cemiyet geleceğine o derece güvenle bakabilir. Böy­lesine mesud bir yuvanın temellerini sağlam atabilmek için, yuvanın te­mel taşlarını teşkil eden erkek ve kadının evlenmeden önce birbirlerini görüp tanımaları gerekir. Evlenmede kadın ve erkeğin her biri eşini seç­mekte serbest midir? Bu konuda ayrı ayrı görüşler vardır. İmam-ı Malik ve İmam-ı Şafii'ye göre kadın çoğu zaman hislerinin tesiri altında kaldı­ğından, müstakbel hayat arkadaşını seçmekte serbesttir, izni ve müsaa­desi alınmadan evlendirilemez, evlendirildiği takdirde, dilerse nikâhı bo­zabilir. Bu konuda iki örnek sunabiliriz.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) zamanında sahabelerden Hansa istemeyerek babası tarafından evlendirilmiştir. Dul olan Hansa Peygam­berimize başvurarak durumu izah etmiş ve nikâhını bozdurmuştur. Ay­nı şekilde bekâr olan bir kız da Peygambere (s.a.s.) başvurmuş, Pey­gamberimiz onu ise nikâhı kabul veya red konusunda serbest bırakmış­tır. Demek oluyor ki dinimiz ailenin temel taşlarını teşkil edecek olan eşlerin birbirlerini görüp tanımalarına izin vererek yuvanın sağlam te­meller üzerine oturmasını şart koşmuştur. Gerçek de budur. Çünkü bir ömür boyu aynı yastıkta kocayacak olan iki insanın birbirlerini meşru ölçüler içinde görüp tanıması en normal haklarıdır. Fakat bu beraberlik Hiçbir zaman bir-iki seferi geçmemeli sadece bir tanışma mahiyetinde olmalıdır.[182]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS