Yalnız Kur'an Yeter Diyenlere...

Sünnet de Kur’an gibi Şer’î delildir ve Yüce Allah Subhenehû ve Teala’dan gelen bir vahiydir. Sünneti terk edip yalnızca Kur’an’la yetinmek açık küfürdür. Böyle bir görüş İslâm’dan çıkarıcı bir görüştür. Sünnetin Allahu Teâla’dan gelen bir vahiy olduğu Kur’an’ın açık nassı ile sabittir. Allahu Teâla ayette şöyle buyurmaktadır:

قُلْ إِنَّمَا أُنذِرُكُمْ بِالْوَحْيِ “De ki ben ancak vahy ile uyarıyorum.”[1]

إِنْ يُوحَى إِلَيَّ إِلا أَنَّمَا أَنَا نَذِيرٌ مُبِينٌ “Bana vahyolunur. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”[2]

إِنْ أَتَّبِعُ إِلا مَا يُوحَى إِلَيَّ “Ben ancak bana vahyolunana uyarım.”[3]

إِنَّمَا أَتَّبِعُ مَا يُوحَى إِلَيَّ مِنْ رَبِّي “Ben ancak Rabimden bana vahyolunana uyarım.”[4]

وَمَا يَنْطِقُ عَنْ الْهَوَى (3) إِنْ هُوَ إِلا وَحْيٌ يُوحَى “O hevasından konuşmaz. Ancak O’na vahyolunur.”[5]

Hiçbir şekilde tevile/yoruma yer bırakmadan, Resulün getirdiklerinin, konuştuklarının ve uyardığı şeylerin yalnızca vahiyden kaynaklandığı, vahiy ile sınırlı olduğu hususunda bu ayetlerin hem delaletleri hem de sübutu kat’idir/kesindir. Bu nedenle Sünnet de Kur’an gibi vahiydir. Kur’an’a bağlı kalmanın farziyeti gibi Sünnete bağlı kalmanın farziyeti de yine Kur’an’ın açık nassı ile sabittir. Allahu Teâla şöyle buyurmaktadır:

وَمَا آتَاكُمْ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا “Resul size neyi verdiyse onu alın, sizi neden alıkoyduysa onu da bırakın.”[6]

مَنْ يُطِعْ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللَّهَ “Kim Resule itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.”[7]

فَلْيَحْذَرْ الَّذِينَ يُخَالِفُونَ عَنْ أَمْرِهِ أَنْ تُصِيبَهُمْ فِتْنَةٌ أَوْ يُصِيبَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ “Onun emrine muhalefet edenlere bir fitnenin veya elim bir azabın isabet etmesinden sakınsınlar.”[8]

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا أَنْ يَكُونَ لَهُمْ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ “Allah ve Resulü bir şeye hükmettiği zaman, mümin erkek ve mümin kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz.”[9]

فَلا وَرَبِّكَ لا يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لا يَجِدُوا فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْلِيمًا “Dikkat edin! Rabbine andolsun ki aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip, sonra senin verdiğin hükmü içlerinde bir sıkıntı duymadan tamamen kabul etmedikçe iman etmiş olmazlar.”[10]

أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin.”[11]

إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمْ اللَّهُ “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun, Allah’da sizi sevsin.”[12]

Getirdikleri hususunda Resule tabi olmanın farziyeti hakkında bu ayetlerin tamamı açık ve net ifadelerdir. Zira Resule itaat Allah Subhenehû ve Teala’ya itaat sayılır.

Getirdiklerine tabi olmanın farziyeti açısından Kur’an ve Hadis Şer’î delildirler. Bu konuda Hadis de Kur’an gibidir. Bu nedenle, “yanımızda Allah Subhenehû ve Teala’nın Kitabı var, yalnızca onda olanı alırız” demek caiz değildir. Çünkü bu ifadeden Sünneti terk anlaşılır. Bilakis Kur’an ve Sünnet bir araya getirilmeli ve Kur’an delil olarak alındığı gibi Sünnet de delil olarak alınmalıdır.

Hadis olmaksızın yalnızca Kur’an’la yetinmek düşüncesinin bir Müslüman’dan çıkması caiz değildir. Nitekim Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem bu noktaya dikkat çekerek şöyle buyurmuştur:

يوشك أن يقعد الرجل منكم عَلَى أَرِيكَتِهِ يحدث بحديثي فَيَقُولُ بَيْنَنَي وَبَيْنَكُمْ كِتَابُ اللَّهِ فَمَا وَجَدْنَا فِيهِ حَلالاً اسْتَحْلَلْنَاهُ وَمَا وَجَدْنَا فِيهِ حَرَامًا حَرَّمْنَاهُ وَإِنَّ مَا حَرَّمَ رَسُولُ اللَّهِ كَمَا حَرَّمَ اللَّهُ “Sizden bir adam çıkarak, koltuğuna yaslanır bir halde benden bir hadis okuyacak ve ardından da “sizin ile benim aramızda Allah’ın kitabı var. Onda helal bulduğumuzu helal kabul ederiz. Haram bulduğumuzu da haram kabul ederiz” diyecektir. Hâlbuki Allah’ın Resulünün bir şeyi haram kılması Allah’ın haram kılması gibidir.”[13]

Cabir’den merfu olarak gelen rivayette ise şu ifade yer almaktadır:

من بلغه عني حديث فكذب به فقد كذب ثلاثة : الله , ورسوله والذي حدث به “Kim benden bir hadis duyarsa ve yalanlarsa, üç şeyi yalanlamış sayılır: Allah’ı, Resulünü ve kendisine hadis aktaranı.”[14]

Bu nedenle; “Kur’an’la Hadisi kıyaslarız. Eğer Hadis Kur’an’a uymazsa onu terkederiz” denilmesi hatadır. Çünkü bu tür bir ifade Kur’an-ı tahsis etmek, mukayyet kılmak veya mücmelini açıklamak için gelen Hadisi terk etmeye götüren bir ifadedir. Hadis ile gelen bir şeyin Kur’an’a uymadığı veya Kur’an’da bulunmadığı görülebilir. Fer’i olanları asli olanlara ilhak eden Hadisler bu türden hadislerdendir. Kur’an’da olmayıp Hadisler vasıtasıyla ulaşılan birçok hükümler vardır. Özellikle açıklayıcı hükümler Kur’an’la değil yalnızca Hadislerle gelmiştir. Bu nedenle Hadisler Kur’an’a kıyas edilmezler.

Hadisin getirdikleri alınır onun dışındakiler ise geri çevrilir. Gelen bir hadis, Kur’an’da manası kat’i olan bir nassla çeliştiğinde hadis dirayeten yani metin açısından reddolunur. Çünkü Hadisin anlamı Kur’an’la çelişmektedir. Kays’ın kızı Fatıma’nın rivayet ettiği aşağıdaki Hadis dirayeten reddolunan hadislerdendir. “Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem zamanında kocam beni üç talakla boşadı. Bunun üzerine ben Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem’e geldim. Fakat Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem benim için ne nafaka ne de ev hükmünü uyguladı.”

Bu Hadis reddolunur. Çünkü Kur’an-ı Kerimdeki Allahu Teâla’nın şu ayeti ile çelişmektedir:

أَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنتُمْ مِنْ وُجْدِكُمْ “Boşandığınız, fakat iddeti dolmamış kadınları gücünüz nisbetinde kendi oturduğunuz yerde oturtun.”[15]

Bu durumda Hadis hem sübutu hem de delaleti kat’i olan Kur’an’ın nassı ile çeliştiği için reddolunur. Ancak hadis Kur’an’la çelişmiyorsa, Kur’an’ın ifade etmediği şeyleri kapsıyorsa veya Kur’an da olanın üzerine ilave yapıyorsa hem Kur’an’da olan hem de Hadiste olan alınır. Yoksa Kur’an’da geçtiği için biz Kur’an’da olan ile yetiniriz denilemez. Çünkü Allah her ikisini de emretmiştir. Her ikisine birden inanmak vaciptir.

——————————————————————————–

[1] Enbiya: 45
[2] Sad: 70
[3] Ahkaf: 9
[4] Araf: 203
[5] Necm; 3,4
[6] Haşr: 7
[7] Nisa: 80
[8] Nur-63
[9] Ahzab: 36
[10] Nisa: 65
[11] Nisa: 59
[12] Âl-i İmrân: 31
[13] Hakim ve Beyhaki
[14] Mecmu’ul Zevaid
[15] Talak: 6

hadisler ve peygamberimiz (s.a.s)

sayın efendi ne demek istedin ne yapmak istiyorsun veya nasıl eğitim alıyorsun yada ne okuyorsun bilmiyorum ama size gerçekleri yazacağım okuyun..

Kuranı iyice okuyan bir insan asla ve asla bu şekilde bir inancın kuran desteğini alamayacağını bilir. Kuran açık ve net deliller üzerine hareket edilmesini emreder. Çünkü çok net bir şekilde sizleri KURANDAN HESABA ÇEKECEĞİM diye de belirtir. Peygamberimizde namaz konusunu tamamıyla kurandan öğrenmiştir. Çünkü çok net bu konuda açıklamaları vardır. Tabi bizler günümüze kadar gelen namaz konusunda tevatür bilgileri kuranda bulamayınca, ne yazık ki Kuranı yeterli bulmamış ve söylenen yanlış düşüncelere inanmışız. Allah namazımızı ne zaman kılacağımızı vakitlerini ayetlerinde belirtmiştir. Korku ve zorluk halinde kılacağımız namazı kısalta bileceğimiz kolaylığını getirmiş ve özellikle tarif ederek bir rekât olduğunu anlatmıştır. Normal zamanda kılacağımız namaz rekâtlarını da bizlere bırakmıştır. Allah kuranda emretmediği, açıklamadığı hiçbir konuda hesap sormayacağını söyledikten sonra, özellikle belirtmediği rekât sayısından da hesap sormayacaktır. Bunun tersini söylemek Rahmanı zerre kadar anlamamış demektir. Çok ilginçtir ki Yüceler Yücesi Rabbim Yemin olsun ki bu kitabı sizler için kolaylaştırdım demesine rağmen, bu sözleri görmezden gelip dini zorlaştıran beşerin sözlerini görenler abdesti, namazı nelerin bozacağını kurandan görmezden gelip ya da yetersiz sayıp, sanki HAŞA rabbim unutmuşçasına yaptıkları ilaveleri, din olarak görmüşlerdir. Hâlbuki Rahman bir ayetinde Allah asla unutkan değildir diyerek bizleri de uyarması göz ardı edilmiştir. Düşünebiliyor musunuz tüm bunların bizlere kuran ile değil Hadisi şeriflerle bildirildiğini söyleme yanlışlığını da göstermektedirler. İslam âlemine bakınız hepsinin kıldığı namazda değişiklikler, ilaveler vardır, ama değişmeyen tek şey hepsinde KIYAM, RUKU, SECDE olmasıdır. Demek ki rahmanında istediği bunlardır zaten.

Kuran ve hadisleri eşit derecede görmek şirklerin en büyüğüdür. Hadislere inanmayanın kurana inanmayacağını söylemek bir inancın ne derece tehlike altında olduğunun açık delilidir. Kuranı peygamberimiz sağlığında yazılı hale getirmiştir. Ezberleyen kişilerin bir bir şehit olduğunu görmesi ile kuran peygamberimiz zamanında yazılmıştır. Fakat Mushaf yani cilt haline getirilmesi daha sonra olmuştur. Bu tür yalanlarla dine nifak sokmak, hadisleri aklamak için uydurulan pervasızca sözlerden başka bir şey değildir.

Elbette tüm hadislerin uydurma olduğunu söylemek akla ve mantığı da aykırıdır. Bizlere düşen Kuran süzgecinden geçen sözlerin peygamberimizin sözü olabileceği düşüncesiyle kabul etmektir. Peygamberimiz yaşamı boyunca insanlığı Kuran ile uyarma görevi almıştır ve ömrü boyunca da böyle yaptı. Kendi kafasından asla bir hüküm vermeden yalnız ve yalnız Kuranı o devrin cahil ve eski geleneklerinden vazgeçmeyen halkına anlattı ve doğru yola sabırla davet etti. Bakın peygamberimizin aldığı görevi açıkça belirten ayetlerine.

Maide Suresi 67. Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.

Araf Suresi 3. (Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

Gaşiye 21: Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın.

Enam 48: Biz o gönderilen elçileri, müjdeciler ve uyarıcılar olmaktan öte bir şey için göndermiyoruz. İman edip hayrı ve barışı yerleştirenlere korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.

Kehf Suresi 56. ayet; Biz, elçileri sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.

Yukarıdaki ayetleri okuyan bir insan Allah ın elçisine verdiği görevi ve bizlerin kurana sarılmamız gerektiği emrini almıyor mu? Ama bizlere söylenenlere bakarsak kuran dışından da tıpkı kuran gibi bir kitap var diyorlar ve bunu da peygamberimizin söylediğini belirtiyorlar. Şimdi yazacağım ayeti okuyan bir insan peygamberimizin kuran dışından ilaveler yapabileceğine nasıl inanır?

(Hakka Suresi 44; eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi, 45 Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık. 46 Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.)

Ayeti görüyor musunuz, bu emri ve tehdidi alan bir elçi acaba kuran dışından tek kelime bile ekleyebilir mi? İşte kuranı birkaç kez anlayarak okuyan tarafsız bir insan, söylenenlere asla inanmayacaktır. Bundandır ki bizlere yüzlerce yıldır kuranı anlayarak okutmamışlardır.

Allah bizlere kurandan başka hiç bir kitaba yönelmemizi istemez, çünkü peygamberimizin devrinde de yapılan bu yanlışa bakın Allah nasıl bir ayet indirmiş ve yalnız kuranın yeteceğini çok net açıklamıştır bizlere.

Ankebut Suresi 51. Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.

Yine peygamberimizin de kuranın vermediği hükümleri vereceğine dair düşüncenin yanlış olduğunu bu ayetten anlıyoruz ve bakın Rahman bizlere ne söylemesini istiyor elçisinin?

Enam suresi 57. ayet: De ki: "Ben Rabbimden gelen bir beyyine üzerindeyim. Ama siz onu yalanladınız. Acele istediğiniz şey benim yanımda değil. Hüküm yalnız ve yalnız Allah'ındır. Hakkı o anlatır. Ayırt edip çözüm getirenlerin en hayırlısı O'dur.

Araf suresi 3; Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz

Aslında ayetler her şeyi açıklıyor ama bizlerin düşünmeden yaptığımız yanlışlar bakın bizleri nasıl yanlışa itiyor. Bakın Yüce Rabbim onlara şunu söyle diye bizlere ne iletilmesini istiyor elçisinden?

Enam Suresi 50. Onlara şunu söyle: "Ben size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem ben! Size ben bir meleğim de demiyorum. Yalnız bana vah yedilene uyarım ben!" Sor onlara: "Körle gören bir olur mu? Hâlâ düşünmüyor musunuz?"

Rabbim bizlere Kuran ışığından istifade etmemizi sağla, gözlerimizi perdeleme, kulak ve gönlümüzü mühürleme Rabbim. Gerçekten içinde bulunduğumuz İslam, artık senin emrettiğin gibi yaşanmıyor. Kuran dediğimizde ise yalnız kuranla olmaz, orada her şey yoktur deniyor. Beşerin kitapları adeta eş tutulmuş senin indirdiğin kitapla. Kuranı astık yüksek bir yere ona bu şekilde saygı gösteriyor, sevap kazanacağımızı sanıyoruz anlamadan, yaşamadan. Ne olur yardım et bizlere, çok kötü durumlardayız. Gerçekleri görmemiz için yardım elini uzat ne olur, buna gerçekten çok muhtacız. ÂMİN.

SAYGILARIMLA..............

biz yalnızca Kuran dan sorumluyuz...putlarınızı yıkın

Tabii; bu arada ‘Kur’an dışı vahyi’ kabul edenlerin Hz. Peygamberin hadislerinin niçin Kur’an gibi tutulmadığını, yazılmadığını, hatta bizzat Peygamberimizin yazılmasını yasakladığının açıklamasını da yapmalıdırlar. ‘Hadislerin Kur’an’la karışır’ endişesidir gibi cevapların onları daha da zora soktuğunu da belirtelim. Çünkü; madem ikisi de Allah’dan kuluna gelen vahiylerdir o halde Resulullah hepsine aynı hassasiyeti, aynı özeni göstermiştir. Madem ikisi de vahiydir; Resulullah niçin vahyler karışır diye böyle bir endişe duysun ki.. Tersine böyle bir olay; (Peygamber efendimizin hadislerin yazılmasını yasaklaması) Peygamber efendimizin Kur’an’daki ayetlerden başka vahy olmadığına, Peygamber efendimiz tarafından verilmiş güzel bir cevaptır. Yoksa buna rağmen Peygamberin Kur’an dışındaki sözlerinin vahy olduğu iddiası büyük bir sorum-suzluğu gerektirir.
Şöyle ki; Şimdi Allah’ın kitabı’ndan konu ile ilgili ayetlere bakalım:

‘ Az daha seni sana vahyettiğmizden ayırarak ondan başka-sını bize iftira etmen için fitneye düşürecek-lerdi. Işte o zaman seni dost edinecekler-di. Eğer biz seni sağlamlaştımasaydık onlara bir parça meyledecektin. O takdirde sana hayatın da kat kat ölümün de kat kat(acısını) taddırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.’(17/73)

‘ Biz o(Kur’an)nu hak olarak indirdik ve o hak olarak inmiştir. Seni de ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. O’nu bir Kur’an olarak ayırdık ki onu insanlara dura dura okuyasın. Ve onu parça parça indirdik’(17/105,106)

‘ Yemin ederim gördüklerinize ve görmediklerinize ki; o mutlaka şerefli bir elçinin sözüdür. O bir şairin sözü değildir, ne az inanıyorsunuz. Bir kahin sözü de değildir, ne de az düşünüyorsu-nuz.Alemlerin Rabbından indirilmiştir. Eğer o bazı sözler uydurup bize iftira etseydi elbette onun gücünü alırdık. Sonra onun can damarını keserdik. Sizden hiç kimse buna engel olamazdı. O korunanlar için bir öğüttür. Ve biz içinizde yalanlayıcıların olduğunu elbette biliyoruz.’(69/39-49)

‘ Dikkat et. O bir tezkire(uyarı)dir. Dileyen onu düşünür. Onurlandırılmış sayfalarda... Yüceltilmiş temizlenmiş... Elçilerin ellerinde. Saygı değer, dürüst. Canıçıkası insan ne kadar nankör-dür.’(80/11-17)

‘ Ey elçi Rabbından sana indirileni duyur. Eğer bunu yapmazsan, onun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kafir toplumu yola iletmez.’(5/67) (Ayrıca bknz:56/75-84; 11/12).

Yanlız Kuran yeter mi meselesi

Hocam diyorsunuz ki eğer hadis kuran ile çelisiyorsa doğru bir salih bir hadis değildir ve red olunur. eğer yanlış anlamadı isem.

Peki hocam nasık Kuranda var olana eklenen yani ilave olan butun hadislerin salih hadis olduğuna inanıyoruz karar verebiliyoruz?

günümüze kadar aktarılan

günümüze kadar aktarılan bütün hadislerin zaten hadis alimleri tarafından hükmü(salihmidir,sahihmi,hasenmi,garibmi,hasen sahihmi vb sekillerde)çoktan verilmiştir eğer daha detaylı hadis kitapları okursanız hadislerle ilgili bu bilgiler sayfaların altına dip not olarak düşülür yani bizim karar vermemiz ihtiaml dışı kararı kanıtlarla bu işin alimleri tarafından yüzyıllar öncesinde verilmiştir

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS