İbadet Bahçesinin Gülü

İbadet Bahçesinin Gülü

Namaz, dinin direği, iman ağacının en olgun meyvesidir.

13- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Şüphesiz biriniz namazın içinde bulunduğu vakit, Allah'ın huzu­runda ve hitabetindedir. Öyleyse sağ ve soluna tükürmesin. (caminin dışında öksürük neticesinde gelen bir tükrügü ağzından atmak yü­kümünde kalıyorsa ) soluna veya ayaklarının dibine atsın.”[247]

14- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Şüphesiz yeryüzündeki bütün caniler Allah'ın evleridir. O'nun kendi evinde ziyaret eden kimselere ikramda bulunması şanına layık olan bir vazifedir.”[248]

15- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Şüphesiz Allah'ın en seçkin kulları, güneş, ay, yıldız ve gölgelerle bilinen, namaz vakitlerini araştıran kimselerdir.”[249]

16- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Şüphesiz cennette nurlu kuşluk adı verilen bir kapı vardır. Kıyamet günü olduğu vakit (meleklerden) birisi şöyle nida eder: Kuş­luk sünnetlerini kılmaya devam eden mü'minler nerede? İşte bu kapı onlarındır. Allah'ın lutfu keremiyle bu kapıdan içeri giriniz.”[250]

17- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Şüphesiz gecede öylesine değerli bir saat vardır ki, her kim o saatte dünyaya ait hayırlı bir şey isterse, Hz. Allah onun dileğini ye­rine getirir mutlaka. Bu değerli saat her gecede mevcuttur.”[251]

18- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Şüphesiz Hz. Allah her namaz vaktinde şöle seslenir: Ey adem oğlu, (yaptığınız kötülüklerin sebebiyle ) kendiniz için yakmış olduğunuz ateşlerinizi, namaz kılmakla söndürünüz.”[252]

Namaz, Ulu Allah'ın mü'min kullarının önüne kurduğu zengin bir zi­yafet sofrasıdır.

Namaz, hele mü'min cemaatle birlikte camide kılındığı takdirde, Al­lah'ın öz evine misafir olmak fırsatını veren bir ibadettir.

Namaz, mü'minin Mir'acı, kalbe imansızlık zehiri akıtan mikropla­rın öldürücü ilâcıdır.

Namaz, kıyam, kıraat, riikü, secde, tesbih, hamd ve selâm gibi her biri başlı başına üstün birer ibadet olan seçkin kullukların tümünü içi­ne alan bir ilâhî şenlik bahçesidir.[253]

19- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Her şey için bir başlangıç vardır. Namazın başlangıcı da ilk tekbirdir. Öyleyse bu tekbire dikkat ediniz.”[254]

20- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Peygamberimiz (a.s.) yaya olarak bayram namazlarına gide­rek, ezansız ve kametsiz olarak namazını kıldıktan sonra, başkabir yoldan dönerek evine gelirdi.”[255]

21- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, bayram namazı kılmak için evinden çı­kıp, camiye varıncaya kadar, sesini yükselterek tekbir ve tahlil getirirdi.”[256]

22- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz hutbeyi ayakta okurlardı. İki hutbenin arasında oturup bir kaç ayeti kıraat ederek, millete bazı nasihatlerde bulunurlardı.”[257]

23- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, bağ ve bahçelerde namaz kalmaktan hoşlanırlardı.”[258]

24- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, kuşluk namazını altı rekat olarak kı­larlardı.”[259]

25- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, kuşluk namazını bezen dört rekat, ba­zen de artırırdı.”[260]

26- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, binek hayvanının yöneldiği tarafı kendisine kıble olarak kabul eder ve bineğinin sırtında sünnetleri kılardı. Farz namazlarını kılmak istedikleri zaman, bineğinden inip kıbleye yönelerek kılarlardı.”[261]

Namaz, Hz. Âdem'den, son Peygamber ve en sevgili Allah kulu olan Hz. Muhammed'e (S.A.S.) kadar bütün Peygamberlere ve onların vası­tası ile dünyanın ilk gününden kıyamete kadar var olagelmiş ve var oia-gidecek bütün insanlara bildirilmiş bir Allah emridir.[262]

27- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz vitir ve iki rakat sabah namazı dahil olmak üzere, onüç rekatlık gece namazını kılardı. ( Şafağa karşı kal­kıp, namazlarını sıra ile kılardı.)”[263]

28- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, ikindi namazından evvel (bazen) iki rekat sünnet kılardı.”[264]

29- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, (İslamın başlangıcında ikindi namazından sonra sünnet kılardı. Fakat bunu (sonradan) yasakladı.”[265]

30- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, ayakları şişinceye kadar gece namazı­nı kılarken ayakta beklerdi.”[266]

31- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, namazın birinci veya üçüncü rekatında secdeden kalkarken barazcık oturduğu sonra ayağa kalkardı.”[267]

32- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, namaza başlarken tekbir aldığında el­lerini kaldırır, parmakları bitişzirmezdi.”[268]

33- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, akşam ile yatsı arasında evabil sünnetlerini kılardı.”[269]

34- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

Sevgili peygamberimiz, öğle namazından evvel, dörtrekat sün­net kıldıktan sonra şöyle derdi: "Güneş semanın ortasından batıya doğru ayrılıp öğle namazının vakti olduğunda semanın bütün rahmet kapıları açılır.”[270]

Namaz, bütün acı ve kötülükleriyle dünyayı arkada bırakarak esir­geyici Allah'ın huzuruna sığınmak teşebbüsüdür.

Namaz, mü'min kulun evi önünde akan öyle coşkun sulu bir nehir­dir ki mü'min, günde beş vakit içine girerek bu nehrin temiz sularında yıkanır, arınır, günahların kir ve paslarından sıyrılarak anasından doğ­duğu günün katıksız saflığına döner.[271]

35- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, namaza, ayakta sağ elini sol elinini la­zerine koyarak dururdu. Bazen de ellerini o kadar yukarda tutardı ki neredeyse mübarek sakalına değerdi.”[272]

36- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, namaz kılarken, torunları Hz. Hüseyin ve Hz. Hasan sırtına çıkıp oynarlardı.”[273]

37- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, arkadaşlarına hizmet edenlere dua ederdi. Veya cenaze namazlarına önem verirdi.”[274]

38- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, gece sünnetlerini ikişer rekat olarak kılar ve kıldığı her iki rekattan sonra misvak kullanırdı.”[275]

39- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, farz namazlarını kılıp selam verdikten sonra (sünnetini kılmak için) "Allahümme entesselam ve minkesselam tebarekte yazel celali vel ikram" okuyarak bir zaman ka­dar oturur ve sonra kalkardı.”[276]

40- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, bir sünnet namazını kılmak istediği zaman onu devamlı olarak kılardı.”[277]

41- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, müezzinlerden, "Eşhedü enlailahe il­lallah ve eşhüdü enne Muhammeden abdühü ve rusuluh." ( Allah' tan başka hiç bir ilah olmadığına ve Hz.Muhammedin onun kulu ve Resu­lü olduğuna şehadet ederim.) işitttiği zaman : " Ben de, ben de." Se­nin gibi şehadet ederim, buyururdu.”[278]

42- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, gecenin evvelinde uyur, sonunu ise ibadetle ihya ederdi.”[279]

43- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, namazını bitirdikten sonra sağdan dö­nerdi.”[280]

44- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimizin son sözü: Haydi namaza, haydi namaza idarenizin altında bulunan köle ve işçileriniz hakkında Al­lah'tan korkunuz." idi.[281]

45- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimizin son sözü: Yüce Allah Yahudi ve Hıristiyanları rahmetinden uzak etsin. Çünkü onlar kendi peygamberi­nin kabirlerini mescit haline getirerek üzerinde ibadet ederlerdi.”[282]

46- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Namazın anahtarı abdestir. Namazın dışında bulunan her hare keti haram kılan (iftitah) tekbiridir. Namazdan çıkarak her kişinin hareketini helal kılan da selamdır.”[283]

47- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Bana, namaz kılanlarla savaş etmek, haram kılınmıştır.”[284]

48- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Bize namazın içerisinde, Kur'an ve zikirden başka her türlü konuşmalar yasak kılındı.”[285]

49- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Evlerinizi namaz kılmak ve Kur'an okumakla nurlandırınız.”[286]

50- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Yüce Allah, namazda ellerini yan kısımlara koymayı yasakla­mıştır.”[287]

51- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Hz. Allah namazın içinde bacaklarını dikerek oturmayı nehy et­miştir.”[288]

52- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Hz. Allah namazın içinde bacaklarını dikerek oturmayı ve bağ­daş kurmayı yasaklamıştır.”[289]

Namaz, secdede kulu toprakla aynı hizaya getiren, rukü'da Allah'ın hu­zurunda boyun eğdiren, kıyamda başı dimdik olarak iki ayağı üzerinde doğrultan ve böylece insanoğluna hem alçak gönüllüğü (tevazuu), hem hürmeti ve hem de yerine göre mertlik ve boyun eğmemeyi öğreten unu­tulmaz bir ahlâk dersidir.[290]

53- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Ey imanlı kişi, sabah ve yatsı karanlıklarında camilere giden­leri, kıyamet gününde kendisine verilecek olan tam bir nur ile müjdele.”[291]

54- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Ey imanlı muhataplar, (evinizi, yurdunuzu ) sabah namazıyla nurlandırmız. Çünkü sabah namazının ecri çok büyüktür.”[292]

55- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Ezanla kametin arasında kılmak isteyenler için, sünnet nama­zı vardır.”[293]

56- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Kişinin imanıyla, şirk ve küfrün arasında fark olarak namazın terki vardır. (namazını terk eden kişi küfre kayabilir.)”[294]

57- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Namazdan çıkarken sür'atla selam vermek sünnettir.”[295]

58- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

"Essalatü hayrun minen nevm" (namaz aykudan daha hayırlı­dır.) cümlesini sabah ezanında söyleyen müezzine, cevabını verme­mekle, cemaate gitmeyen kişi için, sevabından mahrum olmak ve akibeti kötü olarak yeterli bir felakettir.”[296]

59- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Namazın mümkün olduğu kadar ayakta kılınması daha büyük se­vaptır. Şayet buna güç yetmiyorsa, oturarak da kılınabilir. Buna da güç yetmiyorsa, uzanarak veya yan yatarak kılınmalı.”[297]

60- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Namazın mümkünse, gemide kılınması daha sevaptır. Ancak düşmek ve boğulmak tehlikeleri karşısında, gemide değil, dışarıda kı­lınması gerekir.”[298]

Namaz, Kur'an-ı Kerim diliyle kulun Allah'ına seslenişi ve Allah'ın hoşnutluk, rahmet, nimet göndererek kula cevap vermesidir.

Namaz, şanı yüce Peygamberimizin Allah'a ve lekesiz kurtuluşa gö­türen geniş bir aydınlık yoludur.

Namaz, yüreğini iman şenletmeyen bir yabancının gözüne göründüğü gibi şekli bir takım ayakta dikilme, eğilme, yere kapanma, derken diz[299]

61- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Kavmin en zayıf ve hakir olanlarının arkasında namazını kıl. Parayla müezzin tutma. (Allah için müezzinlik yapılmalı para için değil.)”[300]

62- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sünnet namazlarınızı evlerinizde kılınız. Evlerinizi kabir haline getirmeyiniz. Benim yaşadığım evi (veya kabrimi ) bayramgah haline getirmeyiniz. Bana selavat getiriniz, nerede olursanız olunuz getirdiğiniz selavatlar bana ulaşır.”[301]

63- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sizden biriniz namazdayken ( namazınızı bozdurmak maksadıyle) şeytan onun yanına yaklaşır. Mak’adinden bir kıl çekerek kişiye abdestinin bozulduğunu zannettirir. Böyle bir olayla karşılaşan kişi, kesinlikle abdestinin bozulduğuna kanaat getirmedikçe namazını boz­masın.”[302]

64- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Şüphesiz şeytan, namazın davetiyesi olan ezan sesini işittiğin­de, bu sesi duymamak için ( başından vurulmuş gibi) dönerek kaçar. Ancak ezan sesi bitince tekrar dönerek kötü vesvese tohumlar mı et­rafa saçmaya devam eder. Kametin sesini işitince yine işitmemek için oradan uzaklaşır. Fakat yine ilahi ses sukuta uğrayınca tekrar geriye dönerek yapacağı işlere devam eder.”[303]

65- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Şüphesiz şeytan, namazın davetiyesi olan ezanın sesini işittiği zaman, sesi duymayacağı uzak bir yere kaçar.”[304]

üstü düzeldikten sonra bir daha yere kapanma ve yine dizler üstü otı rusa döndükten sonra, önce sağa ve sonra sola selâm verme gibi bir­takım alışılmış beden hareketlerinin arka arkaya sıralanması değildir. Hattâ namaz yine Kur'an-ı Kerim'den sûreler okumak, tekbir getirmek, Allah'a hamdetmek, tesbih cümleleri okumak da değildir. Namaz, bede­nin ve dudakların ahenkli çırpınışları eliyle ruh kuşunu, kötülüklerin tut­saklık pençesinden kurtararak, Allah sevgisinin hür semalarında kanat­landıran bir iman coşkunluğudur.

Namaz, kulun kendini Allah'a verişi, O'nun ortaksız ululuğuna gö­nül rızasıyle teslim oluşudur.

Namaz, dünyalık bütün arzuların aldatıcı kapılarının yüzüne kilit­lendiği görerek, ümitsizliğe düşen, dayanılmaz sıkıntıların ağında kıvra-[305]

66- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Bizimle (amel) bakımından münafıkların arasında fark ve de­lil, sabah ve yatsı namazlarına gidip gitmemektir.”[306]

67- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Ezanı acele edip tam vaktinde okuyunuz. Kamet'te acele etme­den cemaatı bekleyiniz.”[307]

68- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sıcak günlerde öğle namazını serin bir vakte kadar erteleyiniz. Çünkü şiddetli hararet cehennemin içindeki ateşin kaynaşmasındandır.”[308]

69- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Camileri inşa ediniz ve süpürürek içini temizleyiniz. Çünkü Allah için kim bir cami inşa ederse, yüce Allah da o kimse için cen­nette bir köşk inşa eder. Süpürüp içindeki toz ve çöp kırıntılarını atmak, cennet kızlarının mehri olacaktır.”[309]

70- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Namazınızın ruku ve secdelerini tam olarak yapınız. Allah' a and olsun ki, ( ön tarafımı gördüğüm gibi, arka tarafımı da görürüm) sizleri rüku ve secdelerini yaparken görüyorum. Öyle noksansız olarak yapınız.”[310]

71- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Saflarınızı doğru, düz ve tam olarak yapınız. Çünkü sizleri ge­riden görüyorum.”[311]

72- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Birinci safı tamamlayınız. Ondan sonra ikinci safa başlayınız. Şayet saflardan biri tamamlanmıyorsa, öndeki saf değil, en son saf tamamlanmamış olsun.”[312]

nan ve gönül huzuru elden gidenlerin yüzüne açılan bir ümit, ferahlık, rahatlık kapısıdır. Allah'ın dergâhında her türlü fâni kederin silindiğini yüreklere fısıldayan bir ilâhî sesleniş anıdır.

Namaz, Allah dostlarının nefislerim terbiye edip sindirmek için yar­dımına başvurdukları başlıca ibadet ve müslümanları, müslüman olma­yanlardan ayıran en belirtici alâmettir.

Namaz, amel defterlerinin en uzun sevap satırları ve amel terazisi-[313]

73- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Ezanla kamet arasında bir müddet ara ver ki, abdest alan huzur içinde abdestini alsın, yemek yiyende yemeğini yesin.”[314]

74- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Vitir namazını gecenin evveline değil, sonuna erteleyiniz.”[315]

75- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Namazlarınızdan sünnet olan kısmını evlerinizde kılınız. Evle­rinizi (ibadet yüzü görmeyen) kabirlere çevirmeyiniz.”[316]

76- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Allah nezdinde cihatların en üstünü, zalimlerin karşısında hak sözü söylemektir.”[317]

77- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Hanımının ve cariyenin dışında avret yerini hiç kimseye gösterme.” Sahabelerden biri:

" Ey Allah'ın Resulü, erkekler karışık bir şekildeyse yine hüküm böyle midir? Peygamberimiz:

"Göstermemeğe gücünüz yettiği müddetçe hiçbir kimseye gösterme," buyurdu. Başka bir Sahabe:

"Ya Resulallah, biri­miz kimsenin bulunmadığı tenha bir yerde ise yine hüküm böyle midir? Bunun üzerine Paygamberimiz:

"İnsanlar Allah'tan çok fazla utanmalıdırlar." buyurdu.[318]

78- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Namazını kılan kişi rüku ve sucudunu tam olarak yaparsa: Na maz ona şöyle dua eder: ( hakkımı tam vermekle ) beni koruduğun gibi Allah'da Seni korusun.

Ruku ve sucudunu tam olarak yapmayana (tadili erkana riayet etmeyene) ise namaz şöyle der: Beni noksan kılarak harcadığın gibi, Allah da seni harcasın. Sonra bu namaz yırtık paçavra gibi dürülüp kıyamette sahibinin yüzüne karşı atılır.”[319]

nin iyilik kefesine oturacak en ağır mükâfat kaynağıdır.

Namaz, can verilerek kara toprakîara karışılınca, mezar karanlığı icinda sahihinin ışık saçan, sadık arkadaşı olacaktır.

Namaz, kıldan ince ve kılıçtan keskin Sırat Köprüsü boyunca, mü'­minin elden bırakmaz yoldaşıdır.

Namaz, ölüm meleği Azrail (a.p.), son emirle birlikte kapıya dayanıp, mü'minin canını alacağı sırada, kula ölüm acısını duyurmayan bir ilâhî iksir, bıçak sızısını yok eden bir ilâçtır.[320]

79- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Müezzin ezan okumaya başladığı andan itibaren, sonuna kadar, Yüce Allah himaye elini başına koyarak onu korur. Okuduğu ezan, ulaştığı yerleri dolduracak kadar günahlarını afeyler. Müezzin ezanı, bitirdikten sonra Hz. Allah ona şöyle seslenir: "Kulum çok doğru söyledi. Ve hak olan şahitlik cümlesini dile getirir."[321]

80- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Hz. Allah, ezan okunduğu yerin ( köy ve mahallenin ) ahalisini o günün fitnesinden korur.”[322]

81- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Kamet edilen yerde farz namazlarından başka hiç bir namaza durulmaz.”[323]

82- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Kamet edildiği zaman koşarak değil, yürüyerek ve sükûnet içinde gidiniz. Yetiştiklerinizi kılınız. Yetişemediklerinizi de tamamlayınız.”[324]

83- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Kamet edildiği namazdan evvel, yemek hazırsa namaza değil, yemeğe başlayınız.”[325]

84- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sizden biriniz cemaate kıldırdığı namazı uzatmadan kısaolarak kıldırsın, çünkü cemaatın içinde tahümmül edemiyen, ihtiyar, hasta ve acele bir işi olan kimseler bulunabilir. Tek başına kılıyorsa namazını dilediği kadar uzatabilir.”[326]

Namaz, dirilip mezarı başına dikilen mü'minin, Allah'ın önünde he­sap vermek üzere mahşer toplantısına giden yolunun kılavuzudur.

Namaz, kıyamet günü, insan başlanna değecekmiş gibi yere yakla­şacak olan güneş gözünün başlara ateş yağdırarak vücutlara seller gi­bi terler akıtacak olan bir günün kaynar sıcağında ve Allah'ın Arş göl­gesinden başka tek bir gölgenin bile bulunmadığı bir sırada mü'mini Arş'ın serin gölgesi altına aldıracaktır.

Namaz, kilitli Cennet kapılarının anahtarı ve tükenmez Cennet ni­metlerine karşılık, kulun Allah'ına sunduğu bir şükran bedelidir.

Namaz, kulun kötülüğe gitmek isteyen ayağının kösteği, eğriliğe uzanmak isteyen elinin kelepçesi, yalan ve haksızlığı söylemek isteyen[327]

85- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“İmam fatihanın sonunda " Amin " dediği zaman, sizler de hemen " Amin " deyiniz. Çünkü kim, imamdan sonra amin diyen meleklere (Amin diyerek ) yetişirse, Hz. Allah o kimselerin geçmiş küçük günahlarını, bir rivayete göre de gelecek küçük günahlarını afeder.”[328]

86- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Yangın gibi büyük bir felaket olduğu zaman ezan okuyunuz. Zira ona sebebiyet veren şeytan, ezan sesini duyunca şiddetli bir şekilde kaçar.”[329]

87- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sizden biriniz evinde abdest alıp camiye geldikten sonra, evine dönünceye kadar namazın içinde sayılır. Öyleyse ellerinin parmaklarını birbiri içine geçirerek oynamasın.”[330]

88- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Biriniz sünnet ve vaciplerini yerine getirerek güzel bir abdest alıp, sadece namaz kılmak niyetiyle evinden camiye gitmek için yo­la çıkarsa, her sol ayağını atmakla bir günahı silinir. Her sağ ayağını atmakla da bir sevap yazılır. Bu hal camiye varıncaya kadar de­vam eder. Mü'minler yatsı ve sabah namazlarındaki sevvap derecelerini bilmiş olsalardı, emekleyerek bile olsa gelip ( bu namazları ) cemaatle camide kılarlardı.”[331]

89- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Biriniz camiye girerken bana selatü selam getirerek şöyle du­ada bulunsun:

"Ey Rabbim, bana rahmet kapılarını aç." Camiden çıkarken yine selavat getirerek:

"Ey Yüce Rabbim, senin feyz, bereket ve fazile­tini dilerim." diye dua etsin.”[332]

90- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Biriniz camiye girince iki rekat sünnet kılıncaya kadar oturmasın.”[333]

dudaklarının kilidi ve çirkin arzuls-a doğru akmak isteyen kalbinin dur­durucusu ve engel direğidir.

Namaz, mü'minin etrafını çeviren ve şeytanın sokulmasını engelle­yen iman kalesinin kat kat kayalarla örülü hisarıdır. Her yeni rekatlık namaz bu kale duvarına yerleştirilen kayaların sayısını, dolayısıyle gün­den güne kalenin kalınlık ve sağlamlığını arttırır.[334]

91- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Yolculuk yaptığınız zamanlarda, yaşça küçük olsa bile, kıraati en düzgün olanınız imamlık yapsın. İmamlık yapan kimse sizin amiriniz sayılır.”[335]

92- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Kul secde yaptığı zaman, onunla birlikte yedi azası da secde­ye varır. Bunlar: Alın, iki eli, iki ayağı ve dizleridir.”[336]

93- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Secdeye vardığında, dizlerini yere çö'kertikten sonra, ellerini yere koyarak dirseklerini yanlarından uzak tut.”[337]

94- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Ezanı işittiğin zaman, Allah'ın davetine icabet et. (camiye gi­diş namazını kıl)”[338]

95- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Ezan sesini işittiğiniz zaman, müezzinin okuduğu gibi siz de tekrar ediniz.”[339]

96- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Secde yedi uzvun üzerine yapılır. Eller, ayaklar, dizler ve de yüz kısmındaki alın. Eller, dua edildiği yedi yerde yukarıya kaldırılır:

a. Kabe görüldüğü yerde

b. Hacılar Safa tepesine çıktığı vakit

c. Merve tepesine çıkıldığı zaman

d. Arafatta vakfa durulduğunda

e. Mina mevkiinde bulunulduğu zaman

f. Şeytan taşlandığı vakit

g. Kamet bittiği zaman”[340]

97- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Secdeler, alın, eller, dizler ve iki ayağın parmak uçlarına dayanılarak yapılır. Bu yedi uzvunu secde için yere koymayan kişile­ri ( namaz kılmayanlar ) Hz. Allah cehennem ateşiyle cezalandırır.”[341]

Nihayet devamlı namaz kılan mü'minin Öyle bir günü gelir ki, etrafını çeviren iman kale­sinin azamet ve heybeti karşısında şeytan, korku ve ümitsizliğe düşe­rek, onun semtine bile yaklaşacak cesareti içinde bulamaz olur.

Namaz, zengin-fakir, âlira-cabil, genç-yaşlı bütün mü'min cemaatini yanyana ve aynı hizada saflar halinde bir araya getirdiği için, her sınıftan insanları birbirine kaynaştırıp yapıştıran bir birliğin kurulmasına hizmet ettiği gibi, insanlara, sıfat ve rütbeleri ne olursa olsun, aynı Allah'ın birbirinden farklı ve üstünlüğü olmayan eşit kulları olduğunu da her gün beş kere göstermektedir.[342]

98- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Yolculukta dört rekatlı ( farz ) namazların iki rekata indirilmesi, Allah'ın bize verdiği bir sadakadır.”[343]

99- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sabah namazına ancak, Allah ile sevgi ve saygı başları sağlam olan kişiler devam edebilir.”[344]

100- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Rüku ve secdelerde belini tam olarak doğrultmayan kişilerin kıldıkları namaz caiz görülmez.”[345]

101- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Konuşmadan, camiden çıkıp tekrar girmeden farz ve sünnet namazları aynı yerde kılma,”[346]

102- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Ezanı ancak abdestli olan kimse okuyabilir.”[347]

103- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Günahları sildirecek, makamları yükseltecek olan bir sevaptan sizleri haberdar edeyim mi? (şiddetle soğuk ve sıcaklık gibi..) zorluklarda abdest alıp camiye gitmek ve namazı kıldıktan sonra ikinci bir namaz kılmak için beklemektir. (işte bu saydıklarımız, ha­kiki bir mücahidin savaş meydanlarında düşmana karşı direnerek beklemesi demektir.)”[348]

104- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Yatsı namazını kılıp istirahate çekildekten sonra dünyalık ko­nuşmalardan sakınınız. Çünkü bilemezsiniz ki, Hz. Allah (c.c.) sizin gibi kullar hakkında ne gibi hükümler verecek.”[349]

105- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Namaz kılarken saflarda boşluk bırakmaktan kaçınınız.”[350]

106- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Namazını kılmak gayesiyle abdest alırken, ellerini yıkayacak kimsenin, suyun ilk damlasıyle ellerinden, yüzünü yıkadığı vakit, ku­lak ve gözlerinin, ellerini dirseklerine, ayaklarını topuklarına kadar yıkadığı zaman, el ve ayaklarından günahlar birer birer dökülerek ki şi anasından doğduğu gibi temizlenir. Kılacağı namaz için de Hz. Al­lah derecesini yükseltir. (kul namazını bitirdikten sonra ) otururken günahlarından arınmış bir şekilde oturur.”[351]

107- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Makber ve hamamların dışında yerin her tarafı mescittir.”[352]

108- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Cemaatın namazlarını kıldıran imam mesul, müezzin ise gü -venilir bir kişidir. Allahım, imamlara doğru bir istikamet ver. Müezzinlerin ise günahlarını af ve mağfiret eyla.”[353]

109- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“İmam sorumlu ve bütün cemaatın vekilidir. Namazını tam ve güzel kıldırırsa, hem kendisine, hem de cemaate büyük sevaplar vardır. Şayet bozuk olarak kıldırırsa, bunun vebali cemaate değil, sade­ce kendisinedir.”[354]

110- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Cehennem ateşi ademoğlunun her tarafını yakar. Ancak sedde azalarına dokunmaz. Çünkü Allah kendisi için secde eden azalara cehennem ateşinin dokunmasını haram kılmıştır.”[355]

Namaz, canlı-cansız bütün varlık çeşitlerinin kendi dilleriyle ortak-sız Allah'a ibadet ettiklerini bilen insanoğlunun, varlıkların bütün iba­det çeşitlerini bir arada Allah'a sunmalarıdır. Zekât, malın oruç, mide ile şehvetin ibadetidir. Fakat namaz, maddî ve manevî bütün yönleri ile bütün vücut yekûnunun ibadetidir.

Namaz, her artan rekâtı ile mü'mini, hayvanlık cephesinden ayıra­rak melekliğe doğru yükseltmelidir. Namaz kılmadan önceki mü'min, namazdan sonraki mü'mine benzememeli, namaz onun niyetlerinde, fi­kirlerinde, huylarında, arzularında, geleceğe ait düşüncelerinde iyilik doğruluk ve samimilik yönünde gözle görülür değişiklikler yapmalıdır. Yani sözün kısası ve özü ile söylersek, namaz kılan bir mü'min, namaz kılmayan kimseden dine ve ahlâka lalı kılına uygun hareketleriyle her yerde belli olmalı; herkes diyebilmelidir ki, “Bu adam namaz kılan bir mü'mindir. Şu da alnını ömründe secdeye koymamıştır.”[356]

111- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, imam yukarda, cemaatte aşağıda olduğu halde namaz kılmayı nehyetmiştir.”[357]

112- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, "tahiyyatta" sol elini yere koyup üze­rine dayanmayı, Yahudilere benzememek için yasaklamıştır.”[358]

113- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, kişinin saçları tepesinde bağlanmış ol duğu halde namaz kılmasını nehyetmiştir.”[359]

114- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, kişinin küçük veya büyük abdestiyle, sıkışmış olduğu halde namaza durmasını yasaklamıştır.”[360]

115- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, konuşan veya uyuyan bir kimseye karşı namaz kılınmasını nehyetmiştir.”[361]

116- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygamberimiz, namazda veya yabancı kadınların yanında uzanmayı (yatmayı) yasaklamıştır.” [362]

117- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sevgili peygabmerimiz, büyükler varken küçüklerin birinci safta yer almalarını yasaklamıştır.”[363]

118- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Namaz kılanın önünden kedilerin geçmesi namazı bozmaz. Çünkü bunlar evde dolaşması zaruri olan hayvanlardır.”[364]

Namaz kılarken Allah'ın huzurunda olduğunu bilmesi gereken mü'min, Allab'ın ululuk ve hoşnutluğundan gayri hiç bir endişe ve fikir ta­şımamalı, kafasını ve gönlünü dünyalık hiç bir mevzuun işgal edip coş­kunluğunu bozmasına meydan vermemelidir.

Namaz, Allah'ın o derece hoşuna giden ve ınü'mine sevap kazandı­ran bir ibadettir ki, iki rekâttık temiz bir namaz kılan bir kula Ulu Al­lah şöyle seslenir: “Ey kulum!.. Sen gücü mahdut ve zayıf bir varlıksın, bu­nunla birlikte yüreğinde beslediğin imanın coşkunluğu ile harekete geçerek, bütün benliğinle karşımda durup benim için iki rekât namaz kıl­dın[365]

119- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“İmamınızı birinci safın ön tarafındaki orta kısma alınız. Ve bu saflardaki boşulukları doldurunuz.”[366]

120- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Namazı ilk vaktinde kılmak Allah'ın rızasına vesile olur. Sonunda kılmak ise Allah'ın affına kalmıştır.”[367]

121- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Emanete hiyanet edenin imanı, abdesti olmayanın namazı, kıl­mayanın dini yoktur. Çünkü dine göre namaz, vücudu idere eden ka­faya benzer. (kafası olmayan bir kimsenin vücudu nasıl yaşamazsa, namazsız din de yaşamaz.)”[368]

122- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Namazda yanlışlık yapan bir imamı uyandırmak yetkisi erkek­ler için " Suphanallah " kadınlar için de ellerini birbirine vurmaktır.”[369]

123- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Vitir namazı gecenin son kısmında tek rekattır. ( üç rekat) olarak kılınır.”[370]

124- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Bir koyun sağacak kadar müsait bir zamanın olsa bile gece namazını terk etme.”[371]

125- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sabah namazının sünnetini terk etmeyiniz. Çünkü onda çok bü­yük sevap vardır.”[372]

126- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

"(Başka birisine) Hanımını niçin dövdün, diye sorma, namazını kılmadan uyuma, (belki bir daha uyanamazsın )[373]

Vitir

Ben ise sonsuz gücün sahibi ve kâinatı çekip çeviren üstün iradenin melikiyim” sıcak rahmetim, canlı-cansız bütün varlığı ateşe tutulan mum gibi eritebilecek derecede geniştir. Şüphem olmasın iri, acizliğine rağmen huzuruma dikilerek benim için kıldığın namazın karşılığını kat kat fazlası ile en muhtaç anında sana verecek ve seni ölçüsüz bir sevin­ce boğacağım. Sana hiç bir gözün görmediği, hiç bir kulağın işitmediği, hiç bir aklın alamayacağı ve hiç bir geniş muhayyilenin önünde canlan­dı ramıyacağı kadar bol, değerli ve çeşitli nimetler vereceğim.[374]

127- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Bir günde (aynı vakitte ) bir namazı iki kere kılmak doğru değildir.”[375]

128- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Abdestsiz olarak kılınan namaz ve çalınmış maldan verilen sadaka kabul edilmez.”[376]

129- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Başı açık olan bir kadının kıldığı namaz kabul olunmaz.”[377]

130- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Müezzin ezanı bitirinceye kadar tekbir getirerek namaza başlamayınız.”[378]

132- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sabah namazından sonra güneş bir mızrak boyu yükselinceye kadar nafile namazı kılınmaz. ( kaza namazları güneş doğmadan evvel kılınabilir.) ikindi namazı kılındıktan sonra güneş batıncaya kadar yine nafile namaz kılınmaz.”[379]

133- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Fatihayı okumayan bir kimsenin kıldığı namaz makbul değildir.”(Bu şafiye göredir.)[380]

Ey kulum; “Cehennem ateşi sana haramdır; sen, Cennetlik kullarım­dan olacaksın, Aynca en sonunda Ulu varlığımı görmek bahtiyarlığına da ererek bir kolun kavuşabileceği derecelerinin en yükseğine çıkacaksın. Ey kulure! Bütün bu rütbe ve nimetler senin öz hakkın dir. Çünkü varlığuna eş ve ortak koşanlar Allah diye aciz bir takım putlara tapar­ken sen beni tamdın; varlığımı bir ve ortaksız bildin. Üstelik bu temiz ve eksiksiz imanını ibadetlerin en güzeli ile süslemek üzere huzuruma diki­lerek benim hoşnutluğum uğruna namaz kıldın. Benim emrime uymak irin dakikalarca ayakta dikilerek benim kelâmımı okudun; bana olan say­gını ifade etmek üzere önümde eğildin; nihayet benim karsımda haddini bilerek yerle bir oldun ve topraklara yüz sürdün; arkasından rahmet kapıma el açarak sıcak bir yüreğin dili ile bana dua ettin.”[381]

135- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Abdesti olmayanın namazı, Allah'ın ismini anmayanın da abdesti olmaz.”[382]

136- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Göğsüyle kıbleye yönelmeyenin namazı caiz değildir.”[383]

137- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Caminin komşusu ancak namazını camide kılar” (caminin dışında kıldığı namaz tam ve kamil bir namaz değildir.)[384]

138- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Bir gecede iki kere vitir namazı kılınmaz.”[385]

139- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Hz. Allah üç kimseyi çok sever ve onlara bol bol sevap verir.

a. Gece namazı kılanları

b. Namaz için saf haline geçenleri

c. Cephede düşmana karşı sayaş için saf tutanları.”[386]

140- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Namazın davetiyesi olan ezan sesini duyduğun zaman ona icabet et. Huzur ve sükun içinde namaza koş. Safın arasında boşluk olduğunda takdirde orayı doldur. Şayet yer yoksa saftaki din kardeşlerini rahatsız etme. Namazda okurken kulakların işitecek kadar se­sini çıkar. Yanındakilere ( sesini yükselterek ) eziyet etme. Sanki hemen dünyadan ayrılacak ve ilgisini kesecek olan bir kimsenin huşu ve korku içerisinde kılağacı namaz gibi namaz kıl.”[387]

141- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Biriniz namaz kıldığı zaman, bir daha namaza dönmeyeceğini zanneden, öleceğine kanaat getiren, son olarak namazını korku ve hu­zur içerisinde kılan kişi gibi namaz kılınız.”[388]

“Ey kulum! Varlığımı tanımayarak benim yerime puta tapanlar, hiç çıkmamak üzere cehennemin kavurucu alevleri içinde yanmayı ne derecede hakk etmişlerse sen de en az o derece cennet ve cemalim ile bir­likte sana vereceğim diğer nimetleri haketmişsin ve onların sahibi olmaya layıksın. Ne mutlu benim gösterdiğim yoldan ayrılmayan kullarıma.”[389]

142- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Beş vakit namazını kılan, orucunu tutan, namusunu koruyan, kocasına itaat eden bir kadın cennete girmeyi hak etmiştir.”[390]

143- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Sabah namazını kılıp hiç bir şey konuşmadan şu duayı yedi ke­re oku. "Allahümme ecirni minennar" Akşam namazını kıldıktan son­ra da yine konuşmadan bu duayı yedi defa okursan, o gece öldüğün takdirde Yüce Allah senin için cehennemden kurtuluş beraatı yazılmasını emredecektir.”[391]

144- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Cenaze namazını kıldığınız bir ölü için hululü kalp ile dua ediniz.”[392]

145- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Farz namazlarınızı kıldıktan sonra şu duayı on kere okuyunuz " La ilahe illalahü vahdehu la şerikeleh, lehül mülkü velehül hamdü, ve hüve ala külli şey'in kadir." Manası: Allah'tan başka hiç bir ilah yoktur. (O tektir.) Ortağı eşi ve benzeri yoktur. Her varlığın mül­kiyeti onundur. O, her şeye hakkıyle kadirdir. ( kim bu duayı okursa, bir köle azat etmiş gibi sevap alır.”[393]

146- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Kul namaza durduğu zaman, rukuya varıncaya kadar sevapla­rı başına dökülür. Rukudan secdeye gidinceye kadar o kişinin her ta­rafını Allah'ın rahmeti kaplar. Secde eden her mü'min, Allah'ın huzurunda secde eder. Öyleyse ne dileği varsa, o anda istesin.”[394]

147- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Mü'minin Rabbine en yakın olduğu zaman, secde halinde ikendir.”[395]

148- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Birinin namaza başladığı vakit uzuvlarını kımıldatmasın. Namazın içerisinde Yahudilerin sağa sola meyil ettiği gibi yapmasın. Zira namaz içinde uzuvları teskin etmek, namazı tamamlayan sebeplerdendir.”[396]

149- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“İnsanoğlu secde ayetini okuyup secdeye vardığında, Şeytan ağ­layarak kaçarken şöyle der:”

"Bana yazıklar olsun, ademoğlu secdeye emir edilir edilmez hemen secdeye kapanıp, böylece cennete girmeyi hak etti. Ben secde etmeye emrolundum (fakat secde etme­yerek bilakis ) isyan ederek cehenneme girmeyi hak ettim.”[397]

150- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“İmam (akşam, yatsı ve sabah namazlarında ) açıktan okuduğu vakit siz sukut ediniz.”[398]

151- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Biriniz camide namaz kıldığı zaman, namazından sünnet olanın bir kısmını erteleyip evinde kılsın. Çünkü yüce Allah böyle evle­ri feyz ve bereketiyle şereflendirir.”[399]

152- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Cuma günü imam hutbe okurken yanında konuşan arkadaşına: " Sus konuşma." dediğin takdirde, sen de ( onun gibi ) boş konuşarak cumanın adabına aykırı hareket etmiş olursun.”[400]

153- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Namaz kılmağa başladığın zaman, bir daha dönüp kılamayacak bir kişinin korku ve huzur içinde kıldığı namaz gibi namazını kıl Sonra da özür dileyerek ( boş ve zararlı) sözler konuşma. Başkası­nın elindekine göz dikmekten şiddetle kaçın.”[401]

154- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Cuma günü olduğu vakit, her caminin kapısında bekleyen melekler, camiye gelen cemaatin önce ve sonra gelenlerini, evlerinin yakın ve uzak olşşuna göre isimlerini tesbit ederek sevaplarını ya­zarlar İmam minbere çıkıp oturduğu anda, melekler de ellerinde, bulunan sevap defterlerini kapatarak hutbeyi dinlemeğe koyulurlar. Erkence cuma namazına gelen ilk kişi, bir deve tasadduk eden kişinin kazandığı sevap, kadar sevap kazanır. Ondan sonra gelen ikin­ci kişi, bir sığır tasaddut eden kadar, üçüncü gelen bir koç, dördüncü ve beşinci gelen bir koyun, altında gelen kimse ise bir yumurta tasadduk etmiş kadar sevap alır.”[402]

Namaz, yeryüzü üzerindeki islâm dininin kalbi olan Kabe'ye yönelmiş yürekleri, Biricik Allah'a bağlanmış olmanın coşkunluğunda birleş­tiren ve bütün müslümanları aynı yolun doğruluğunda birleştirip birbi­rine öz kardeş yapan talihli bir yolculuğun ilk ve son konağıdır.

Namaz, namaz kılmayanları ebedî aldanmışlar diye sayıp, onlara yürekten acımanızı ve onlar hesabına Ulu Allah'tan gece-gündüz rah­met ve hidayet dilememizi gerektirecek derecede zengin bir ilâhî hazi­nedir.[403]

155- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Öğle namazından evvel kılınan dört rekath sünnet, yatsı namazından sonra kılman dört rekatlı sünnet gibidir. Yatsı namazından daha sonra kılınan dört'rekatlı sünnet ise: Kadir Gecesinde kılınan dört rekatlı sünnet kadar sevap kazanır.” [404]

156- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Abdesti soğuk, sıcak ve hastalık gibi zorluklara rağmen, tam olarak almak, yaya olarak camilere gitmek, kılman bir namazdan sonra diğer bir namazı beklemek, (sabunlu) suyun kirleri temizlediği gibi, kişinin günahlarını öylece temizler.”[405]

157- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki

“Öylesine iki meziyet vardır ki, onu işleyen her Müslüman cennete girecektir. Uyanık olun. Çünkü o iki meziyet zor değil, bilakis kolaydır. Buna rağmen yapanlar çok azdır.

a. Farz namazlarından sonra on kere " sübhanallah " on kere de " elhamdülillah " on kere de "ellahü ekber " demektir ki, bunların; toplamı yüz elli eder. (her birisi on sevap verildiğine göre ) tartılınca bin beş yüz sevaptır.

b. Mü'min gece yatağına uzandığı zaman, otuz üç kere " ellahü ek­ber " otuz üç kere " elhamdülillah " otuz üç kere "sübhanallah" demesidir. Bunların toplam sayısı yüz, tartıca bin eder. Bu kadar se­vaplara karşı hangimiz iki bin beşyüz tane günah işler.”[406]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS