ALLAH MERHAMETİNİN YAYGINLIĞI

ALLAH MERHAMETİNİN YAYGINLIĞI

1- “Şüphesiz Hz Allah (c.c) kainatı yarattığı zaman, rahme­tini de yüz kısım olarak yaratmıştır. Doksan dokuzunu yanında tutarak yalnız bir tek kısmını bütün canlı varlıkların arası­na indirmiştir.

Kafirler Allah'ın yanında tutulan rahmetin bu kadar bol olduğunu bilselerdi cennete girmekten umutlarını kesmezlerdi. Müminlerde Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu bilselerdi, cehenneme girmeyeceğiz diye o kadar umutlanmazlardı.”[32]

2- “Şüphesiz Hz. Allah (c.c) göğü ve yeri yarattığı zaman, rahmetini de yüz kısım olarak yaratmıştır.

O, yüz rahmetin her biri yerle semanın arasını dolduracak büyüklüktedir. O, yüz rahmetten bir tanesini yerdeki canlı var­lıkların arasına indirmiştir. İşte bu bir tek rahmet sayesinde anneler yavrularına, vahşi hayvanlar eşlerine, kuşlar da, birbirlerine karşı merhamet ederler.

Hz Allah geriye kalan doksan dokuz rahmetini ise yanında tuttu. Kıyamet günü canlılara karşı doksan dokuz rahmetini yüze tamamlayıp muamele eder.”[33]

3- “Ey müminler! Sevininiz... Ve samimi bir yürekle “Lailahe İllallah” cümlesini söyleyen herkişi cennete gireceğine dair müjdeleyiniz.” [34]

4- Allah’ın birliğine inananlar işledikleri günahlar yüzünden cehenneme atılırken fazla ateş acısı çekmesinler diye canlarını alır. Fakat cefaları bittikten sonra, cehennemden çıkarılırken az bir zaman için o azabın acısı tattırılır. [35]

5- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor:

“Hz. Allah kişinin (günahları işlemek ve ibadet etmemek için göstereceği) özür ve sebebini, o ömrünü uzatıp yaşını altmışa çıkarmakla reddeder.”[36]

6- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Şüphesiz Tüce Allah şabanın on beşinci gecesinde mü’min kullarına yaklaşır. Zina eden, haksız olan ile hakim arasında rüşvet aracılığı yayanların dışında samimi bir yürekle istiğfar eden herkesin günahlarını affeder.”[37]

7- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Şüphesiz yüce Allah kıyamet günü mü'min kuluna yaklaşır ve onu (kimse görmesin diye) rahmet örtüsünün altına alarak, dünyada iken yapmış olduğu günahlarını teker, teker hatırlatıp ikrar ettirmek için şöyle der:( filan yerde falan saatte yaptın ) falanca şu, bu günahlarını hatırlıyor musun?”

Kul: Hatırlıyorum, ey Rabbim der. Ve böylece yapmış olduğu günahlarını ikrar ederek helak olacağını zanneder. Mernamet sahibi olan yüce Allah şöyle seslenir:

Ey kulum, Ben dünyada iken yaptığı günahları yüzüne vurup seni rezil etmedim. Bu günde günahlarını affediyorum. Sonra iyiliklerini yazan amel defterini sağ eline verdikleri zaman mü’min kurtulur.

Kafirlerle, münafıkları görecek mahşer ehli şöyle derler:

İşte bu dünyada iken Allah’ın ayetlerini yalanlayan kimselere lanet olsun.”[38]

8- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Mü'minler Allah'ın azabının ne kadar şiddetli olduğunu bilmiş olsalardı, cennete gireceklerine dair hiçbir ümit beslemezlerdi. Kafirler de Allah’ın rahmetinin ne kadar bol olduğunu bilselerdi, cennete girmekten ümitlerini kesmezlerdi.”[39]

9- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Şüphesiz şeytan şöyle de­di: Ey Rabbim, büyüklüğüne yemin ve kasem ederim ki, mü’min kullarının ruhları cesetlerinde bulunduğu müddetçe çıkarıp kötü yola saptırmaya çalışırım. Yüce Allah şöyle dedi: Ben de azametime yemin ederim ki, onlarla istiğfar ettikleri müddetçe bütün günahlarını affederim.”[40]

Selam) niçin senden ayırdığımı, biliyor musun? Sen dedin ki, korkarım onu kurt yer. Kurttan korktun ve bana güvenmedi , ümid etmedin. Kardeşlerinin dalgınlığından korktun, benim korumamı, aklına getirmedin”

10- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Şüphesiz (kıyamette bana verilecek olan havuzun genişliği) Adn şehriyle, Ammar şehrinin arasındaki genişlik kadardır. Suyu sütten beyaz, baldan tatlıdır. Ka­dehlerinin sayısı yıldızlar kadar çoktur. Onun suyundan bir defa içen ebediyyen susuzluk ihtiyacı duymayacaktır. İlk olarak oraya giren muhacirlerin fakirleri olacaktır. Bunlar saçları kıvırcık, elbiseleri kirli, (fakat kalpleri imanla dolu) hanımlarla evlenemeyen, kendile­ri için evlerinin kapısı açılmayarak saygı görmeyen, başkalarının hakkını verip, kendi haklarını alamayan (nurlu, seçkin) kişilerdir.”[41]

11- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Öylesine üç şey vardır ki bunlar kimde bulunmazsa, Yüce Allah o kişinin günahlarını affeder:

a) Allah'a şirk koşmadan ölenler.

b) Sihir (büyücülük) yapmadan ölenler.

c) Din kardeşinin kötülüğünü istemeden ölenler.”[42]

12- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ın rahmetine kavuşmanın hüsnü zannında bulunmak, Allah için yapılan kulluğun iyi olmasından doğar.”[43]

13- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Şüphesiz Hz. Allah, Allah'tan başka hiç bir kimsenin günahlarını affedemiyeceğini bilip inandığı halde, “ey Rabbim, günahlarımı affet diye” dua ederek yalvaran kulundan hoşlanır.”[44]

Ali (radıyullahü anh) günahlarının çokluğu sebebiyle ümîdsiz olan birini gördü. “Ümîdsiz olma, O'nun rahmeti, senin günahından büyüktür”, buyurdu. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

“Allahü Teala kıyamet günü, kuluna: Kötülük görünce, niçin nehy-i münker yap­madın der. Eğer Allahü Teala onun diline hüccet verirse ve insanlardan korktum, rahmetine güvendim, derse ona rahmet eder.” Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gün buyurdu ki:

“Benim bildiğimi siz bil­seniz, az güler, çok ağlardınız. Sahraya çıkar, elinizle göğsünüze vurur, inlerdiniz” Bunun üzerine Cebrail aleyhîsselam geldi ve Allahü Teala buyuruyor ki:

“Kullarımı, rahmetimden niçin ümitsiz ediyorsun” dedi. Tekrar dışarı çıktı ve Allahü Teala'nın rahmet ve fazlından uzun uzun bahsetti, insanlara ümîd verdi. Allahü Teala, Davûd aleyhisselama vahiy gönderdi:

“Beni sev ve kullarımın kalbinde beni sevgili eyle”, bu­yurdu. Seni nasıl sevdireyim, ya Rabbi? Deyince:

“Onlara nîmet ve ih­sanlarımı hatırlat ki, benden iyilikten başka bir şey görmediler”, buyur­du.

14- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:”

“Şüphesiz Hz. Allah için her gün altı bin adet azat edilen kimseler vardır. O kimseler cehemnem ateşine atılmayı hak etmiş olsalar dahi Yüce Allah yine (isterse) azat eder.”[45]

15- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İçinizden her hangi birisi ölmesin. Ancak Allah'ın rahmetine kavuşacağına inanıp hüsnü zannın da bulunarak ölsün.”[46]

16- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah kendisine mahsus bir şekilde gülümseyerek kıyamette biz mü'münlere cemalini gösterir.”[47]

17- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sadaka olarak verilen her hangi bir şey elden ele yüz kişinin arasında dolaşır. En son olarak o sadakayı alıp veren bir kimse, ilk olarak malından vermiş bulunan kimsenin kazandığı sevap kadar sevap kazanır.”[48]

18- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kişinin ailesine, çocukla­rına, malına ve kendisine karşı işlediği kötülüklerin kefareti, kıldığı namaz, tuttuğu oruç, verdiği sadaka ve başkalarına iyilikleri emret­mek, kötülüklerden nehyetmekle olur.”[49]

19- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah ( hadisi kutside) şöyle buyurur: Şüphesiz mü'minler hayırlı ve faydalı olan her şeye layıktırlar. (Çünkü Allah'tan gelen her şeyi sabır ve şükürle karşılarlar.) Zira ben ruhunu teslim almama karşılık bana hamdü sena ederek tatlı canını teslim eder.”[50]

20- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah (hadisi kutside) şöyle buyuruyor: Ey Adem oğlu, bana kulluk edip, rahmetimden umu­dunu kesmediğin ve şerik koşmadığın müddetçe, senden sadir olan her türlü günahlarını affederim.

Ey kulum, yerle semayı dolduracak kadar günahla birlikte bana yönelirsen, ben de sema ile dolu olan mağfiretimle sana yönelirim. Ve yapmış olduğun günahlarının da çokluğuna bakmam.”[51]

21- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah (hadisi kutside) şöyle buyurur: Kulum (dünyadaki iyi veya kötü ameline göre ) beni, nasıl zannederse benden onu görecektir. Beni kendisinin affedeceğini zannederse, onu görecek, şayet kötülük göreceğini zannederse, kötülük görecektir.”[52]

22- Adamın birisi, falanca kimse (öylesine bir günah işlemiş ki) Hz. Allah onu affetmez, dedi. Ve böylece kendi kafasından bir hüküm vermişti. Bunun üzerine Yüce Allah o zamanda yaşayan peygamberlerden birisine şöyle vahyetti: “Günah işleyen kişi, yaptığı günaha karşılık iyi amel yapsın.[53]”

23- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Cebrail (a.s.) bir gün bana gelerek şöyle dedi: Ya Muhammed, ümmetinden kim Allaha şe­rik koşmadan ölürse mutlaka cennete girecektir.” Ben dedim ki:

“Hırsızlık ve zina yapsa, yine cennete girecek mi?”

“Evet, hırsızlık ve zina yapsa da yine girecektir,” diye cevap verdi.[54]

24- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah (hadisi kutside) buyuruyor ki: Kim, günahları affetmeye kadir olduğuma inanıyorsa, günahlarını affederim. Bana şirk koşmadığı müddetçe de günahlarının çokluğuna bakmam.”[55]

25- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah (kutsi hadiste) buyuruyor ki: Ey Adem oğlu, bana çağırdığın, affımı umduğun müddetçe günahlarının çokluğuna bakmayarak affederim. Ey adem oğlu, günahların semaya kadar ulaşsa bile, benim mağfiretimi dilediğin müddetçe çokluğuna bakmayarak affederim. Ey Adem oğlu, bana şirk koşmadan yer dolusu kadar günahlarla huzuruma gelsen, yere dolu su mağfiretimle seni karşılarım.”[56]

26- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Rabbiniz olan Allah, bir varlığı yaratmazdan evvel, kudret eliyle şunu yazmıştır: Beni rahmetim gazabımdan daha yaygın ve daha evveldir.”[57]

27- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hiç bir kimse işittiği ve gördüğü eza ve cefalara karşı yüce Allah'tan daha sabırlı değildir. Çünkü (bir kısım insanlar Allah'ın nimetlerini kullanıp, başkalarına kulluk yapıyor ve ) yüce Allah'a çocuk isnat ederek şirk koşuyor. Buna rağmen Hz. Allah, (türlü türlü nimetleriyle ) besleyip vü­cutlarına sıhhat, afiyet ve sağlık verdiği gibi üstelik rızıklarını da kesmez.”[58]

28- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Dünyada işlediği günahın cezasını dünyada çektikten sonra, ahirette de çekmesi Yüce Allah' m adaletine aykırıdır.

Yine kulun işlemiş olduğu günahı açığa çıkarmayıp yüzüne vurmayan Hz. Allah'ın onu ahirette tazip etmesi cömertliğine aykırıdır.”[59]

29- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İnsanların amelleri her hafta, pazartesi ve perşembe günü Yüce Allah'a arz edilir. Hz. Allah, aralarında kin ve buğuz bulunan türdeşlerin dışında her mü'minin günahını affeder. Ve onların ( kardeşlerin ) hakkında şöyle denilir: Onları bu kinlerinden vazgeçinceye kadar kendi hallerine bırakınız.”[60]

30- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah (hadisi kutside) buyuruyor ki: Ben kulumun sevgilisi olan iki gözünü aldığım zaman eğer sabır ederse, kendisine cennette daha iyileri verilir.”[61]

İki hasta hariç, bu ilaca kimsenin ihtiyacı yoktur. Biri, günahlarının çokluğundan ümitsizliğe kapılmış, tevbe etmiyor ve tevbem kabul olmaz eliyor. Diğeri, uğraşma ve taatin çokluğundan kendini helak ediyor ve dayanamayacağı sıkıntı ve mahrumiyetlere katlanıyor. Bu iki hastanın bir ilaca ihtiyacı vardır. Fakat gaflette olanlara bu, ilaç değil, öldürücü zehir olur. Ümit iki sebeble kuvvetlenir,

Birinci Sebeb: İbret almaktır. Dünyadaki şaşılacak şey'leri, bit kilerin, hayvanların ve çeşit çeşit nimetlerin yaratılmasını düşünür. Bun­ları şükür bahsinde anlatmıştık. Böylece kendinden uzakta olmayan bir rahmet bir inayet ve bir lütuf görür. Ztra kendine bakarsa ve kendine lazım olanların nasıl yaratıldığına dikkat ederse, kalb ve rûh gibi zarûrî olanları el ve ayak gibi zarurî olmayıp fakat kendisine lazım olanla­rı, dudağın kırmızılığı, kaşın eğriliği, kirpiklerin siyah ve uzun olması gibi ihtiyaç olmayıp güzelliği arttıranların yaratılmasını düşünürse ve bu, rahmetin bütün canlılara ulaştığını, bir arıda bile kendi şekline göre, nice ince yaratılışlar, O'nun san'atları, kendi evini kendi yapma ihsanı, içinde bal toplaması ve arı beyine itaat etmesi ve arı beyinin onları nasıl idame ettiğini düşünen, kendi dış ve içindeki böyle şaşılacak şey'leri aklına getiren ve bütün mahlûkatı böyle bilen kimse rahmetin, ümitsizliğe kapılmaktan büyük olduğunu anlar. Yahut da korkunun fazla olması ge­rekir. Hatta havf ve reca beraber bulunmalıdır. Reca daha çok olursa yeri vardır. Halbuki Allahü Teala'nın her yarattığındaki rahmet ve lûtfu sayısızdır. Büyüklerden biri buyuruyor ki:

“Kur’an-ı Kerîm'de en uzun olan müdayene ayetinden (Bakara sûresinin 282. ayetidir.) daha ümîd verici ayet yoktur. Zîra Allahü Teala Kur'an-i Kerîm'de en uzun ayeti, malın korunması, saklanması ve zayi olmaması için nasıl borç verilmesi hakkında indirmiştir. Mağfiretimize sebeb olan böyle bir inayeti bize ver­meseydi, bildirmeseydi, hepimiz Cehenneme giderdik. Reca elde etmek için bu, bir çaredir. Çok büyük ve sonsuzdur. Herkes bu dereceye kavu­şamaz.

İkinci Sebeb: Reca ayet ve hadîslerini düşünmektir. Çünkü bun­lar da sayılamayacak kadar çoktur. Nitekim Kur'an-ı Kerîm'de “Hiç biri­niz benim rahmetimden ümîdsiz olmayın.” “Melekler sizin için afv di­liyorlar” “Cehennem kafirlerin girmesi içindir. Amma sizi onunla korkuturlar” buyuruluyor. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve alihî ve sahbihî ve sellem) ümmeti için mağfiret dilemekten hiç boş kalmazdı.

“La ilahe illallah diyen Cennete girer. Son sözü bu olan kimseyi ateş görmez. Şirksiz olarak öbür dünyaya giden Cehennemde kalmaz”. Yine buyurdu: “Siz günah işlemezseniz, Allahü Teala başka mahlûklar yaratır, onlar günah işlerler, Allahü Teala da onlara merhamet ederdi”. Yine buyurdu: “Allahü Teala kuluna, şefkatli bir ananın çocuğuna acıma­sından daha çok acır”. Yine buyurdu: “Allahü Teala kıyamet günü, o ka­dar rahmet izhar eder ki, hiç kimsenin kalbinden o kadarı geçmiş değil­dir. Hatta şeytan bile merhamet olunacağını düşünerek başını kaldırır.” Yine buyurdu: “Allahü Teala'nın yüz rahmeti vardır. Doksan dokuzunu kıyamete ayırmış ve bu dünyaya bir rahmetten fazla ayırmamıştır. Bü­tün kalbler bu bir rahmetle, merhamet buluyor. Annenin çocuğuna mer­hameti, hayvanın yavrusunu koruması bu merhamettendir. Kıyamet gü­nü bu rahmet, ö doksan dokuz rahmetle bir araya gelir ve insanlara sa­çılır. Her rahmet, göğün ve yerin tabakalarından defalarca büyüktür. O gün ezelde helak olanlar dışında, kimse helak olmaz”. Yine buyurdu: “Şefaatim, ümmetimden, büyük günahı olanlaradır, Zannederler ki mutîlere ve muttekîleredir. Belki günahlara, kötülüklere bulaşmış olanlara­dır” Sa'd ibni Bilal der ki:

“İki kimseyi Cehennemden çıkarırlar. Al­lahü Teala: “Yaptıklarınızın karşılığını gördünüz. Çünkü ben kullarıma zulmetmem”, buyurur. Cehenneme götürmelerini buyurur. Biri zincirler­le ve bukağılarla acele acele yürür. Diğeri geride kalır. Her ikisi geri çevrilir ve niçin böyle yaptınız? Denir. Hızlı yürüyen der ki:

Emir din­lememenin ve kusur işlemenin neye mal olduğunu anladım. Şimdi ondan korktuğum için hızlı yürüdüm. Diğeri, Rabbime hüsn-i zan ettim. Ce­hennemden çıkarınca, bir daha beni Cehenneme sokmaz diye ümîd ettim,

der. Her ikisini de Cennete gönderir”.

nem) buyurdu: “Kıyamet günü bir ses der ki: “Ey ummet-i Muhammet üç gün farz namazları dışında evden dışarı çıkmadı. Dördüncü gün çıktı ve buyurdu ki: “Allahü Teala bana, ümmetimden yetmiş, kişiyi hesabsız afvedeceğini ve Cennete sokacağını vadetti. Ben bu üç günde daha fazlasını istedim. Allahü Teala'yı kerîm ve büyük buldum. Benim için bu yetmiş binin her birine yetmiş bin daha bağışladı. Ya Rabbî! Benim ümmetim bu kadar olur mu? Dedim. Bu sayıyı köylülerden, cahillerden tamamlarım, buyurdu”.

hayet: “Senin Rabbin insanların zulümlerini mağfiret edicidir” ayet-i kerîmesi geldi. “Rabbin sana o kadar bağışlar ki, razı olursun” ayet-i kerîmesi gelince: “Ümmetinden bir kişi Cehennemde olursa Muhammed (aleyhisselam) razı olmaz”, dedi. Böyle ayetler çoktur.

Hadîs-i şeriflere gelince: Resûlüllah (sallallahü. aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: “Benim ümmetime merhamet olunmuştur. Onların azabı dünyada fitne ve zelzele olur. Kıyamet günü gelince, her birine bir kafir verilir ve Cehennem için bu sana feda olmuştur denir”

31- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah (hadisi kutside ) buyuruyor ki: Ey Adem oğlu, senin hiç bir yetkin olmadığı halde sana iki sevap vesilesi vardır.

a) Günahlarını arıtmak ve ruhunu temizlemek için, canını alırken (sadakayı cariye için) malının üçte birini vasiyet etme selahiyeti.

b) Ecelin gelip öldüğün vakit, müslümanların cenaze namazını kılmaları ve sevabını sana bağışlamalarıdır.”[62]

32- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz.Allah (hadisi kutside) buyuruyor ki: Ey Adem oğlu, sabah ve ikindi namazlarından sonra beni hatırlayınız ki, bu iki vaktin arasında gelmesi muhtemel olan her türlü belaları sizden def edeyim.”[63]

33- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah (hadisi kutside ) şöyle buyurur: Şayet benim kullarım emirlerime itaat ederek rızamı kazansalardı, geceleyin onlar uykudayken gökten yağmuru yağdırıp, feyzü bereketimi indirir, gündüz de faydalı olan güneşi doğdurur onlara yıldırım seslerini işittirmezdim.”

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS