KONU: İLK YARATILIŞ

KONU: İLK YARATILIŞ

1- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Yüce Allah, Adem Peygamberi “Cabiye” toprağını cennet suyuyla yoğurup, bu iki maddede yaratmıştır.”[4]

2- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz.Allah, Adem Peygam­beri altmış zira uzunluğunda yarattıktan sonra ona şöyle emretmiştir: Git oturmakta olan şu meleklere selam ver. Onların (selamı almadaki ) saygı değer sözlerini dinle. Onların selamları, senin ve zürriyetinin saygı değer sözleri olacaktır. Bunun üzerine Adam Peygamber yürüdü ve karşılaştığı meleklere şöyle dedi: “ Esselamu aleyküm” Bunun üzerine melekler; “ Esselamu aleyke ve rahmetullahi” dediler. Cennete girecek olanlar Adem Peygamberin, kıyafetinde ve boyunun uzunluğunda olarak gireceklerdir.(Adem Peygamberin uzunluğu otuz metre idi.) Fakat onun sulbünden gelen nesil azar azar kısalmaya başladı ve şimdiki kısalığa kadar geldiler.”[5]

3- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah toprağı cumartesi günü, dağları pazar, ovaları pazartesi, kötülükleri salı, nuru çarşamba, hayvanları perşembe, Adem Peygemberi de cuma günü ikin di ile akşam arasında yaratmıştır.”[6]

1.“Sizin kendi varlık aleminizde bir çok ilahî hikmet ve hakikatler vardır. Siz bunları hala göremeyecek misiniz?”

Ayette de belirtildiği gibi insanlık adına üzülerek söylemek gerekiri ki, insan kendi varlık hakikati dışında birtakım yalan, sahte ve ani hakikatler peşine ve sevdasına düşmüş, boyuna kendisini oyalanmaktadır. Bu kötü durumun daha ne zamana kadar böyle sürüp gideceğini, ancak ulu Allah bilir. Evet, insan önce kendi varlığını, kendi hakikatini öğrenmek zorundadır. Neden meydana gelmiş, nasıl var olmuştur, var eden kimdir, hulasa, mahiyeti nedir? İşte öğrenmemiz gereken ilk şey budur. Şimdi bu soruların cevabını vermeye devam edelim:

4- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah Adem Peygamberi yarattıktan sonra kudretiyle sağ omzuna vurup süt gibi bembeyaz ümmeti çıkarır, sonra sol omzuna vurup, simsiyah dinsiz zürriyeti oradan çıkarıp sonra şöyle buyurdu: Bunlar cennetlik, bunlar da ( siyah olanlar ) cehennemliktir. Bu hiç kimseye zulüm değil, belki herkesin niyyetine göre bir hükümdür.”[7]

5- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Allah Zekeriya oğlu Yahya peygamberi anasının rahminde iken mü'min, fravunu da anasının karnında kafir olarak yaratmıştır.”[8]

6- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Melekler nurdan, cinler ateşin parçalarından, Adem Peygamber de size tavsif edilen topraktan yaratılmıştır.”[9] 7- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki :

“Yeryüzünde yaratılan kıta kabenin yeri, ondan da yeryüzü büyütülüp yaratılmıştır. İlk olarak yaratılan dağ, Ebu kubeys dağıdır. Diğer bütün dağlar bu dağdan türetilmiştir.”[10]

8- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Şüphesiz Hz. Allah bütün insanlığı karanlığın içerisinde attıktan sonra iman nurunu üzerlerine saçmıştır. O nur kime isabet etmişse o hidayete ermiş, kime de isabet etmemişse o da küfür karanlığı içerisinde kalmıştır.”[11]

İnsan önce bir damla su idi. Bu su bir an dışarıda bırakılsa, hemen bozulur ve pis bir su haline gelir. -Evet, insan bu kadar basit, nazik bir nesneden meydana gelmiştir. Biz tekrar sorularımıza devam edelim.

Yetiştiricilerin yetiştiricisi yüce Allah, alınan gıdaların hülasası olan meniyi erkeğin belinden, kadının göğsünden nasıl çıkartıyor?

Sıcak sevginin kopmaz bağları ile kadın ve erkeği bir araya nasıl getiriyor, neden nefret değilde şehvet zinciri kadın ve erkeği olanca, gücü ile cinsi temasta bulunmaya doğru çekiyor? Münasebet esnasında erkeğin belinden gelen meni, niçin büyük bir heyecan ile çıkıyor? Ve me­ni neden cinsi birleşme esnasında dökülüyor? Ana rahminde yatan ço­cuk bir göbek bağı ile anasının hayız kanını bir besin olarak nasıl alı­yor? Bu sorulan istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz, ama hem lüzumsuz ve hem de daima hep aynı cevabı alacağınızdan uzatmakta mana yok. Sorulara hemen cevap verelim ki, her şeyin yaratıcısı, ezelî ve ebedî gü­cün sahibi ulu Allah, basit bir damla su olan meniyi yaratıyor, rahime düşen meni hayız kanı ile besleniyor, bembeyaz olan meni, belirli bir zaman sonra kıpkırmızı kan pıhtısı haline geliyor ve müddetini dolduran kan pıhtısı, ete dönüyor. Bu safhalardan sonra belirli parçalar halinde et, kemik, sinir, damar, saç ve tırnak gibi bölümlerin teşekkül ettiğini görüyoruz. Birbirine zıt olan bütün bu oluşlar hep meniden hasıl oluyor. Kemiklerin, etlerin, sinirlerin, dokuların ye damarların birleşmesinden sonra, bir de bakıyorsunuz ki her azası yerli yerince, tam teşekküllü canlı bir insan dünyaya geliyor.[12]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

HGS